EA KODLAMASI BERAAT BOZMA KARARI

EA KODLAMASI A5 KODLAMASI BOZMA KARARI Ayrıca yazımız EA KODLAMASI BERAAT BOZMA KARARI hakkında önemli bilgiler de içermektedir.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi         2019/8890 E.  ,  2021/4181 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ceza Dairesi

Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
25.07.2016 (…, …)
30.07.2016 (…, …)
21.08.2016 (…, …, …)
Hüküm : 1-) Sanıklar … ve … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
2-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
3-) Sanıklar … ve … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 221/4-son, 221/5, 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
4-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddi


Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar … ve … hakkında kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle;
Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından; bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;



1-) …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; … müdafiinin, … müdafilerinin, … müdafiinin, … ve … müdafiinin, … ve … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-) …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
a-) … hakkında;
aa-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun ilgili birimlerden getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporunun temin edilememesi halinde sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması,
bb-) UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,



b-) … hakkında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, istinaf aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c-) … hakkında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi Remzi Uyar’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkemece gerekli görülmesi halinde tanık olarak dinlenmesi ile yine temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan 18.09.2019 tarihli KOM ByLock sorgu tutanağı ile sorgu tutanağında belirtilen ID numarasına ait ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi ve sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,


Kanuna aykırı olup, … müdafiinin, … müdafiinin ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA,
II-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … hakkında verilen beraat hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin kapsamının ise sanıklar …, …, … ve …’a yönelik olduğu anlaşılmakla;
1-) … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ancak;
Sanık hakkında CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün “XVIII” bölümündeki “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, sanıkların müsnet suçtan CMK’nın 223/2-e” ibaresinin çıkarılarak yerine “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK’nın 223/2-b” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-) …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
a-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, Kom Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan …’in sohbet grubunda yer alan, tanık beyanlarına göre de Malatya İstihbarat Şube Müdürlüğünde 03.11.2010-16.04.2014 tarihleri aralığında çalışmış olduğu dönemde sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/168 E. sayılı dosyasında “resmi belgede sahtecilik, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme” suçlarından derdest yargılamanın olduğu anlaşılmakla anılan dosyanın getirtilmesi ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

b-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, KOM Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan …’in sohbet grubunda yer alan sanık hakkında gizli tanık Damla’nın soruşturma aşamasında sanığın sohbet sorumlusu olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; gizli tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
c-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan sanık hakkında beyanda bulunduğu anlaşılan başka dosya şüphelisi …’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
d-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan, tanık beyanlarına göre de 2010 yılı, 2012 yılı, 2013 yılı ve 2014 yılı Nisan ayında sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

MÜDAFİİ OLMAMASI NEDENİ İLE YARGITAY AŞAMASINDA BOZMA

YARGITAY 3. Ceza Dairesi         2021/1474 E.  ,  2021/9759 K.

“İçtihat Metni”


İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2018 tarih ve 2017/136 – 2018/283 sayılı kararı

Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
27.07.2016 (Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … için),
01.08.2016 (Sanıklar …, …, …, …, … ,… ve … için),
03.08.2016 (Sanıklar … ve … için)
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
2-Sanıklar …, …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
3-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
4-Sanıklar …, … ve … hakkında; sanıkların mahkumiyetlerine yönelik İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin CMK’nın 303/1-a. maddesi gereğince kaldırılarak, sanıkların CMK’nın 223/2-c, e maddesi uyarınca beraatine dair karar
Temyiz edenler : Sanıklar müdafileri, sanıklar …, … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı

Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde, diğer sanıklar yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm süresinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık … müdafii ile sanıklar … ve …’ın duruşma taleplerinin ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
I-)Sanıklar …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar hakkında yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, yine haklarında beraat hükmü kurulan sanıklar …, …, …, … ve … ile ilgili olarak ise; örgütle iltisaklı olan Bank Asya’da ki hesap hareketlerinin rutin olması gözetildiğinde, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafileri, sanıklar … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
II-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
1-) Sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan temel ceza tayin edilirken atıf maddesi olarak TCK’nın 314/3. maddesinin gösterilmemesi,
2-) Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5 maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki hükümlerin birinci fıkrasındaki “TCK’nın 220/7. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi” ibaresinin yazılması, yine sanıklar hakkındaki hükümlerin üçüncü fıkrasındaki “5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “5/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-)Sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma, sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelemesinde;
1-)Sanıklar … ve … yönünden;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
2-)Sanıklar …, … ve … yönünden;
a-)İlk Derece Mahkemesince TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan istinaf incelemesi neticesinde CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların CMK’nın 223/2-c,e maddeleri uyarınca beraatlerine kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir. 

(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.

Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
….
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönleri tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına geldiğinden bir tür “ıslah”tır.(Yenisey İstinaf ve tekrar Kabulü sh.189,Centel/Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh 359) Esas itibariyle istinaf kanun yolunda aslolan bozma yerine ıslahtır.Bu şekilde ıslah olunan karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp İlk Derece Mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, kural olarak İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen, incelenen kararda kısmi değişiklik yapılarak veya yeni bir hüküm fıkrası eklenerek verilen bir karardır.
Ancak İlk Derece Mahkemesinin hükmü mahkumiyet iken, İstinaf mahkemesi duruşma açılmasına ihtiyaç duymaksızın CMK’nın 303/1-a maddesi gereğince beraat kararı verip hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı vermiş ise bu kararın hüküm niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla CMK’nın 280/1-a,b,c maddesi kapsamında duruşma açılmaksızın verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, maddi vakıanın belerlenmesi bakımından yeni delil ikamesini veya mevcut delillerin yeniden takdir edilmesini gerektirmeyen hallerle sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Doktrinde de, CMK’nın 280/1-a (CMK m. 303/1-a) hükmü uyarınca “olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması” gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu türden durumlarda duruşma açılması ve bir öğrenme yargılaması yapılması gerekeceği görüşü savunulmaktadır. (Kaymaz Seydi Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.132, Balcı/Öztürk Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz sh 165) Yargıtayın CMK’nın 193/2 (ve CMK m. 223/9) hükmünün uygulanmasında derhal beraat kararı verilmesi) bakımından dahi “delil takdiri gereken hallerde” savunma alınmaksızın ve sanık sorguya çekilmeksizin beraat kararı verilemeyeceğini kabul ettiği nazara alındığında CMK’nın 280/1-a hükmü kapsamında duruşma açılmaksızın ve delil takdiri yapılmaksızın sadece dosya üzerinden inceleme yapılarak sanığın savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilebileceğini kabul etmenin ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olacağı izahtan varestedir.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Şu hale göre istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte, mesala eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ya da suç olmaktan çıkarıldığı kanaatinde ise incelenen hükmün bütünü kaldırılmaksızın sadece hukuki meselenin çözümüne ilişkin mahkumiyet yerine beraat kararı verebilecektir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da böyledir.
Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının istinaf edilmesi üzerine, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c,e maddesi gereğince sanıkların suç kastının bulunduğu hususunda, mahkumiyetlerini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle duruşma açılmaksızın sanıkların beraatine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b-) Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii, sanık … ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ARDIŞIK ARAMA BOZMA KARARI

 

3. Ceza Dairesi         2021/5305 E.  ,  2021/9769 K. Bu karar, hukuki açıdan ardışık arama kavramının uygulandığı bir durumda yapılan değerlendirmeler bakımından da önem arz etmektedir. Özellikle hukuki süreçlerde ARDIŞIK ARAMA kavramı ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, ARDIŞIK ARAMA konusu bu kararda detaylıca ele alınmıştır. Bunun yanında, uygulamada yer alan örnekler arasında ardışık şekilde yapılan arama uygulamalarının önemi büyüktür. Sonuç olarak, ARDIŞIK ARAMA ifadesi ceza hukukunda sıkça karşımıza çıkmaktadır.

Okumaya devam et “ARDIŞIK ARAMA BOZMA KARARI”

17 Aralık Öncesi Eylemlerin Suç Teşkil Etmeyeceği Gerekçesi İle Bozma

  1. Ceza Dairesi 2021/1040 E. , 2021/2186 K.
    “İçtihat Metni”
    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    İlk Derece Mahkemesi :İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.02.2020 tarih ve 2018/192 – 2020/58
    sayılı kararı
    Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma
    Hüküm: TCK’nın 221/3 ve CMK’nın 223/4-a maddeleri uyarınca verilen ceza verilmesine yer olmadığına
    dair karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
    Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
    Temyiz edenin sıfatı,başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği
    düşünüldü;
    Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre
    yapılan incelemede;
    Örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan
    mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde
    kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna
    sızan, mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan
    operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey
    hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör
    örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı
    değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti
    itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça
    örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği, bu tarihten sonra gerçekleşen ve örgütsel faaliyet
    olarak kabul edilen hareketlerin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık
    ve yoğunluk içermesi gerektiği değerlendirilerek;
    Oluş, sanık savunması ve mahkeme kabulüne göre; sanığın örgüt üyeliğine esas alınan faaliyetlerinin
    tamamının, “örgütün kamuoyunca bilinmeye başladığı tarihten önce gerçekleşen; 2011 yılı ve öncesine
    ilişkin eylemler” olması, bu tarihten sonra da dosya içerisinde sanığın, örgüt hiyerarşisine dahil
    olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içeren örgütsel faaliyet oluşturacak
    eylemlerine rastlanmaması, suç tarihi itibariyle de örgütsel bağını ortaya koyan herhangi bir kod adı
    veya örgütsel iletişim ağı kullandığının belirlenememesi karşısında; sanık hakkında üzerine atılı ve
    oluşmayan müsnet suç yönünden 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat kararı
    verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde örgüt üyesi olduğu kabulüyle
    hakkında etkin pişmanlık hükmü uygulanarak TCK’nın 221/3 ve CMK’nın 223/4-a maddeleri uyarınca
    ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,
    Kanuna aykırı, Bölge Adliye Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla
    yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde
    yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. Maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun
    11/09/2021 22:47 Yargıtay Bilgi İşlem Merkezi Müdürlüğü Tarafından Oluşturulmuştur.
  2. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul
    Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
    TEVDİİNE, 18.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

BANK ASYA+TANIK BEYANI BERAAT

T.C.
AYDIN
3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

BERAAT

DOSYA NO : 2018/XXXXEsas
KARAR NO : 2019/XXXX
C.SAVCILIĞI ESAS NO : 2018/XXXX

GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
C. SAVCISI :
KATİP :

DAVACI : K.H.
SANIK :
VEKİLİ : Av. Orçun AKBULUT, Merkez/ AYDIN
SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme
SUÇ TARİHİ : 20/02/2015
SUÇ YERİ : AYDIN/MERKEZ
KARAR TARİHİ : 11/11/2019

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda numarası belirtilen iddianamesi ile mahkememize dava açılması üzerine mahkememizce yapılan açık yargılama sonunda aşağıdaki karar verildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Sanık hakkında Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 22/11/2018 tarih ve 2018/27124 Soruşturma sayılı iddianamesi ile Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme suçundan eylemine uyan TCK’nın 314/2, 220/7, 3713 Sayılı TMK.nun 5/1, TCK’nın 53 Md. gereğince cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmıştır.
İDDİA MAKAMI MÜTALÂASINDA: Yapılan yargılama neticesinde toplanan delillerden sanık hakkında her ne kadar fetö silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan kamu davası açılmış ise de yapılan yargılama sonucunda sanığın bank asyadaki işlemlerinin eşi tarafından gerçekleştirildiği, bu suretle cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı mahiyette delil elde edilememiş olması esas alınarak sanığın 5271 sayılı CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur dedi. mütalâa olunmuştur.
SANIK SAVUNMASINDA: “Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben Fetö/PDY terör örgütü üyesi olmadığım gibi terör örgütüne yardım da etmedim. Örgüt liderinin talimatı nedir onu da bilmem, Fethullah Gülen’i de bilmem, cemaatini de bilmem. Benim bütün para işlerimle eşim ilgilenirdi. Maaş kartım eşimde dururdu. Eşim bankadan maaşımı çeker, borçlarımızı öder, para biriktirecekse biriktirirdi. Ben bankasya’ya yıllar önce hesap açtırırken faizsiz bankacılık olduğu için kendi dini inançlarım nedeniyle açtırmıştım. İmamhatip ve ilahiyat mezunuyum. Evlendikten sonra bütün maaş kartlarım, bankamatik kartlarım hepsi eşimde duruyordu. Kredi kartı da kullanmadım. XXXXXX da il tarım müdürlüğünde ziraat mühendisiydi. O da fetö/PDY iltisaklığından kurumdan ihraç edilmiştir. Benden telefon bilgisayar gibi herhangi bir dijital materyal alınmamıştır” şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK BEYANINDA: “Kurumdan çağırıp bazı şahısları bana sormuşlardı. Bana XXXXX ile nasıl tanıştınız diye sorunca bende X hanım ve Xı ile nasıl tanıştığımızı sorduklarında onları tanımadığımı, X hanımın onları tanıdığını, sohbetlerine katıldığını, bazen beni de çağırdığını beyan etmiştim. Ben 2011-2013 yılları arasında tarihini tam hatırlamadığım bir dönemde sanık X ile birlikte çalıştım, o dönemde beni de sohbetlere bir kaç kez çağırmıştı, bunun dışında kendisi ile ilgili bir bilgim yoktur. Beni davet etmişti sohbete ancak ben gitmedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK X BEYANINDA: “Sanığın fetö terör örgütüne yardım edip etmediği hususunda bir bilgim yoktur. 2012 veya 2013 yılında 8 hafta ovaeymir Kuran kursunda kendisi ile beraber çalıştık. Ben orada fahri Kuran Kursu öğreticisiydim, sanık kadroluydu. Müftü Yardımcısı X ile X arasındaki tartışma sebebi ile beni çağırdı, ben kendisine sözlü ifade vermiştim. Ancak herhangi bir yazılı evrak imzalamadım. X, X şikayet etmişti diye hatırlıyorum. Tanıklık ücret talebim yoktur ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK X BEYANINDA: “Ben 2011 yılında Efeler İlçe Müftülüğüne atandım, 2015 yılına kadar beraber çalıştık, sanık da 2011 yılında naklen gelmişti. Yanlış hatırlamıyorsam 2012 yılı içerisinde X ile sanık arasındaki geçimsizlikten dolayı anlaşmazlık yaşandı. İdari olarak soruşturma yaptık, birarada çalışmalarının uygun olmayacağını değerlendirip birini Fatih Kuran Kursuna birisini de yunus Emre Kuran Kursuna atamasını yaptık, herhangi bir disiplin cezası verip vermediğimizi hatırlamıyorum. Sanığın fetö ile ilgili teması olup olmamasıyla ilgili herhangi bir bilgim yoktur Tanıklık ücret talebim yoktur ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
1-Sanık savunması,
2-Sanığın nüfus ve adli sicil kaydı,
3-Bank Asya raporu,
4-KOM’ dan gelen yazı cevapları
5-Tanık beyanları
GEREKÇE:
FETÖ/PDY Terör Örgütünün 15/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin Anayasal Düzenini Karşı silahlı darbe teşebbüsünde bulunduğu, Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2017 tarih ve 30110 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 20/06/2017 tarih 2016/22169 Başvuru numaralı Kararında ayrıntıları açıklandığı üzere ” Yurtta Sulh Konseyi” ni oluşturan kişilerin FETÖ/PDY ( Fethullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması ) üyesi oldukları, Uluslararası Güç Odaklarının da desteği ile esas itibari ile Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış örgüt mensuplarınca bu darbe teşebbüsünün gerçekleştirildiği; Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2017/1383 Esas, 2017/4553 Karar sayılı ilamı, 16. Ceza Dairesi’nin 2017/1443 Esas, 2017/4758 Karar sayılı ilamı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun 26/02/2014 tarih ve en son 26/05/2016 tarihli kararı, bu karar içeriklerine göre adı geçen örgütün silahlı bir terör örgütü olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin huzurunu, Ulusal Güvenliğini tehdit eden yapılanma ve faaliyet içinde bulunduğu eğitim ve din alanındaki faaliyetleri ile toplumda meşrutiyet kazanmaya çalıştığı, kadrolarını oluşturduğu, Devletin bütün kurum ve kuruluşlarına sızdığı, örgütün üstte kainat imamı olan fethullah gülen’in elebaşlığında, kıta, ülke, eyalet, il, ilçe, semt, mahalle ve ev imamlarından oluşan dikey bir hiyerarşik yapısının bulunduğu, örgütlenmesinin imamlara bağlı zincirler şeklinde oluştuğu, yöneticisi ve üst kadrosu dışındaki diğer örgüt üyeliğinin bağımsız hücreler şeklinde örgütlendiği, hücrede yer alan bir örgüt mensubunun en fazla bir üst sorumlusunu veya altında bulunan örgüt mensubunu tanıdığı, Bylock adı verilen özel bir haberleşme programının kullanıldığı, örgütün para toplama ve mali kaynak oluşturmak amacıyla yasal görünümlü Bankasya isimli bankayı kurduğu, adı geçen bankanın 17/25 Aralık 2013 sonrası Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından denetim ve takibe alındığı, bankanın mali yönden bu denetimden kurtulması için örgüt lideri tarafından 25/12/2013 tarihinden sonra örgüt üyelerine bankanın desteklenmesi talimatı verildiği, örgüt üyelerinin yasal görünümlü bu bankanın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda desteklenmesi cihetine gidildiği; örgüt mensuplarının örgüt liderinin talimatları doğrultusunda örgüt ile iltisaklı eğitim kurumlarına ve dershanelerine çocuklarını gönderdikleri, örgütün hakimiyetinde olan sendikaları üye oldukları, örgütün kontrolünde olan gazete ve dergilere abone oldukları bu faaliyetlerin tamamen örgüt liderinin talimatı doğrultusunda olduğu, örgütün bu şekilde faaliyette bulunduğu Yargı kararları ile Milli Güvenlik Kurulu’nun Kararı ile tespit edilmiştir.
SANIĞIN EYLEMLERİ, DEĞERLENDİRME VE SONUÇ;
İddianamede sanık hakkında, Bank Asya kayıtları, delil gösterilerek Fetö Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme suçundan dava açılmış, iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında sanığın beraati istenmiştir.
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunun oluşabilmesi için eylemlerin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz etmesi ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunması, örgüte yardım suçunun oluşması için ise hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda;
Sanığın, örgütün finans kurumu Bank Asya ile çalışmasına 17-25 Aralık 2013 sürecinden yani örgüt elebaşısının “bank asyayı destekleyin” talimatından çok önce başladığı, talimattan önce de sanığın bank asyada katılım hesapları açtığı, her ne kadar sanığın bank asya hesabında 11.09.2014 tarihinde 1.200 TL, 15.09.2014 tarihinde 1.500 TL, 18.09.2014 tarihinde 2.000 TL , 20.02.2015 tarihinde 20.000 TL katılım hesapları açıldığı görülmüş ise de sanık savunmasında para işleri ile eşinin ilgilendiğini, bank asyadaki işlemleri kendisinin değil eşi X yaptığını beyan ettiği, tanık sıfatıyla dinlenen eşi X, söz konusu katılım hesaplarını kendisinin açtığını beyan ettiği, bankaya kayyum atandıktan sonra açılan 20.02.2015 tarihli 20.000 TL miktarlı katılım hesabının bankanın yönetiminin TMSF’ye geçtiği 29 Mayıs 2015 tarihinden sonra 21.08.2015 tarihinde kapatıldığı, mevcut delillerin sanığın örgütün talimatı ile bank asyayı desteklemek amacıyla para yatırdığını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Öğretmen olan örgüt mensuplarının genellikle örgütün amacı doğrultusunda kurulmuş Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olduğu bilinen bir gerçek olup sanığın söz konusu sendikaya üyelik kaydı bulunmadığı da anlaşılmıştır.
Sanığın bylock kaydı bulunmadığı dosya içerisindeki 16.02.2017 tarihli Bylock Sorgu Tutanağından anlaşılmıştır.
Tanık beyanının 17-25 Aralık 2013 sürecinden öncesine ilişkin olduğu, cezalandırmaya yeterli olmadığı, tanık X ile sanık arasında geçmişte sorun yaşandığı savunma tanıklarının beyanları ile anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar, sanıkta örgütün gizli iletişim sistemi bylock programının tespit edilememesi, örgütün finans kurumu Bank Asyadaki işlemlerinin eşi tarafından yapıldığının savunulması, tanık beyanının bu savunmayı doğrulaması, ötedenberi sanığın katılım hesabı şeklinde işlemler yapması, örgütün çağrısı ile bank asyada işlem yaptığına dair delil bulunmaması, sanığın örgüte eleman teminine veya yasadışı faaliyetlerine katıldığına, örgütün gayrimeşru amacını bildiği ve örgütle organik bir bağ kurarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna dair cezalandırmaya yeter delil bulunmaması, sanığın savunması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme suçunu işlediğine ve hiyerarşik yapıya dahil olduğuna yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak CMK’nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
2-Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
3-Sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT’ye göre 5.450 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Dair, Sanık ve müdafiinin yüzüne karşı, C.Savcısının huzurunda, yüze karşı verilen kararın tefhiminden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka Ağır Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesince incelenmek üzere İstinaf yolu açık olmak üzere ve mütalâaya uygun oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/11/2019

Başkan 42167
e-imzalı
Üye 195802
e-imzalı
Üye 189850
e-imzalı
Katip 136874
e-imzalı

SAY KODLAMASI BERAAT

T.C.
AYDIN
3. AĞIR CEZA MAHKEMESİ                                                                                                                                     BERAAT

DOSYA NO : 2020/XXX
KARAR NO : 2020/XXX
C.SAVCILIĞI ESAS NO : 2020/XXX

GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
C. SAVCISI :
KATİP :

DAVACI : K.H.
SANIK :
MÜDAFİİ : Avukat Orçun Akbulut, Aydın Barosu
GÖZALTI TARİHİ : 16-22.04.2019 ( 6 gün)
TUTUKLAMA : iş bu suçtan tutuklu kalmamıştır
SUÇ : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma
SUÇ TARİHİ ve YERİ : 28.04.2019; Aydın
KARAR TARİHİ : 02.10.2020

Sanık hakkında Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2017 gün ve 2020/2635 esas sayılı iddianamesi ile, şüphelinin dosya içinde mevcut veri inceleme raporundan ve aleyhe beyandan anlaşılacağı üzere örgüte kendine adadığı ayrıca örgüte 200_TL tutarında himmet verdiği, örgütün sohbetlerine katıldığı, aynı okulda okuduğu başka öğrencileri örgüte katılımını sağlamak amacıyla örgütün bu etkinliklerine davet ettiği böylelikle şüphelinin üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia olunarak sanığın cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış,
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ silahlı terör örgütü ile ilgili olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında gizli tanık garsondan ele geçirilen micro-sd’de yer alan bilgilerde sanığın SAY kodu verilerek örgüt üyesi olduğu ve himmet adı altında maddi yardımda bulunduğunun belirtildiği, örgüt tarafından organize edilen sohbet toplantılarına katıldığı, bu toplantılara aynı okulda okuduğu başka öğrencilerin katılımını sağlamak üzere davet ettiği, alınan beyanlar, dosyada mevcut diğer belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sübuta ermekle sanığın 3713 sayılı TMK’nun 7/1 maddesi delaleti ile 5237 sayılı TCK’nun 314/2, 3713 sayılı TMK’nun 5/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına, verilecek cezanın TCK’nun 58/9 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, işlemiş olduğu kasıtlı suçtan dolayı belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, göz altında ve tutuklulukta geçirilen sürelerin infaz aşamasında verilecek cezadan mahsubuna karar verilmesi, talep olunmuştur.

SAVUNMA:
Sanık, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, SAY diye bir kodun olduğunu gözaltına alındığımda öğrendim, terör örgütü ile alakam yoktur, hayatım boyunca aynı çizgide ve hiçbir gizli bir gündemim olmadan yaşam tarzımı sürdürdüm, muhafazakar bir yaşam tarzım bulunmaktadır, ibadetlerimi elimden geldiğince yaparım, alkol kullanmam, sigara içmem, hayatımda hiçbir dönem olağanüstü bir durum gündeme gelmedi, böyle bir yaşam tarzımdan dolayı kodlanmış olabileceğimi düşünüyorum, Semih isimli arkadaşım hakkımda ifade vermiş, ben polis okulundayken sınıf başkanıydım, aynı zamanda okul idaresinin sinema, tiyatro gibi etkinliklerinde de yardımcı olur aktif görev alırdım, bu nedenle bilinen bir kişiydim, hiçbir zaman bu yapının etkinliklerine davet etmedim, okul müdürünün söylemesi ile etmiş olsam olsam okulun etkinliklerine davet etmişimdir diye düşünüyorum, hakkımdaki aleyhime olan böyle bir beyanı kabul etmiyorum, beraatime karar verilmesini talep ediyorum, şeklinde savunmada bulunmuştur.
BEYANLAR:
Tanık XXXX talimatla alınan beyanında: “Ben bu konu hakkında hazırlık aşamasında beyanda bulunmuştum. O beyanlarım doğrudur, aynen tekrar ederim. Sanık XXXXXX benim polis okulundaki sınıf arkadaşım, aynı zamanda sınıfımızın başkanıdır. Biz zaten rutin olarak arkadaş grubumuzla aktivitelere katılıyorduk. XXXXXX özel olarak örgüt programı kapsamında bizi organize ettiği doğru değildir. Bildiğim kadarıyla XXXXXXX bu yapı ile herhangi bir irtibatı yoktur. İki yıl boyunca aynı sınıftaydık. Örgüt üyeliğine ilişkin herhangi bir bilgim de görgüm de yoktur. önceki ifademde ifadem alınırken bu organizasyonları örgüt kapsamında XXXXXX düzenlediği belirtmişim gibi yazılmıştır. Ancak ifademde de belirttiğim gibi bizim yaptığımız toplantılar genel arkadaş grubu ile her zamanki olan sohbetlerimizdir. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER
1-Sanık savunması,
2-Sanığın nüfus ve adli sicil kaydı,
3-Bank Asya Hesap hareketlerine dair müzekkere cevabı
4-Tanık beyanı
5-Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’nün sanık hakkındaki araştırma tutanağı,
7-Sanıktan ele geçirilen dijital meteryaller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
SANIĞIN FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ İLE OLAN İLİŞKİSİ VE BU BAĞLAMDA YAPILAN DURUŞMA SONUCUNDA HUKUKİ DURUMUNUN TESPİTİ:
Sanık hakkında ,FETÖ/PDY silahı terör örgütünün Emniyet Genel müdürlüğü personelini fişlediği bu kapsamda şüpheli ile ilgili yapılan tespitte şüpheliye “2015 Mart Alan kısmında SAY kodunun verildiği yani bunun karşılığının şüphelinin fetö mensubu olup, her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasfı bulunmayan polis memurunu ifade ettiği ,şüphelinin her ay örgüte 200,00-TL himmet verdiği, örgütün sohbetlerine katıldığı, aynı okulda okuduğu başka öğrencileri örgüte katılımı sağlamak amacıyla örgütün bu etkinliklerine davet ettiği böylelikle şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçeleriyle iddianame düzenlendiği anlaşılmıştır.
Yapılan yargılama, toplanan deliller, araştırma tutanakları, iddia, tanık beyanları, sanık savunması ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere;
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçunun oluşabilmesi için eylemlerin süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz etmesi ve örgütün hiyerarşik yapısına dahil olunması gerektiği, örgüte yardım suçunun oluşması için ise hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmesi gerekir.
-Sanığın örgütün gizli haberleşme aracı Bylock programını kullanmadığı tespit edildiği,
-sanık hakkında aleyhe tanık beyanının bulunmadığı,
-sanıktan ele geçirilen dijital meteryaller üzerinde yapılan incelemede herhangi özellik arzetmediği anlaşıldığı,
-sanığın Bank Asya hesap hareketleri incelendiğinde ,sanığın şüpheli bir işlemine rastlanmadığı, ilgili banka hesabını sadece kredi kartı olarak kullandığı, bu kredi kartının da en son 2013 yılının Aralık ayında kullandığı anlaşılmıştır.
Sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık hakkında SAY kodu ile fişleme yapılmış olması, yine bu fişlemede FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aylık 200,00-TL yardım yaptığı yönündeki verinin tek başına süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden eylemler niteliğinde eylemleri kanıtlayacak nitelikte bulunmadığı, sanığın örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde gizli tanık “garson” tarafından ibraz edilen micro SD karttaki fişleme bilgileri dışında delil bulunmaması, gizli tanığın beyanı tek başına mahkumiyete esas delil teşkil edemeyeceğine ilişkin tanık koruma kanunundaki amir hükme göre gizli tanığın ibraz ettiği veya edeceği belgelere de tek başına mahkumiyete esas teşkil edemeyeceği, soruşturma aşamasında beyanı alınan tanık XXXXXX kovuşturma aşamasında, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bir bağlantısının olmadığı, sanık XXXXXXX özel olarak kendilerini örgütsel bir program ile organize etmediği yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkındaki delillerin, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olmayı zorunlu kılan terör örgütü üyeliği suçunun ve hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmesini zorunlu kılan terör örgütüne yardım etme suçunun oluşması için de yeterli olmayacağının açıkça ortada olması dikkate alındığında yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanığın CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık XXXXXXX üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönünde her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,
Beraat eden sanığın gözaltında kaldığı süreler ile ilgili CMK.nun 141/2 maddesi uyarınca TAZMİNAT HAKKININ BULUNDUĞUNUN HATIRLATILMASINA (hatırlatıldı),
CMK’nin 324/4. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
CMK’nin 324/1 ve 327/2. maddeleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 4, 14/4 ve 21 maddeleri gereğince, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanığa hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 6.810 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
5320 sayılı Kanunun 16.maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin soruşturmada görev alan kolluk birimine ve 657 sayılı Kanunun 131/3 maddesi gereğince sanığın bağlı olduğu bakanlık veya kurum veya kuruluşa gönderilmesine,
Sanık hakkında verilen CMK.nın 109/3-a maddesi uyarınca yurt dışına çıkışının yasaklanması yükümlülüğüne ilişkin uygulanan adli kontrol tedbirinin karar kesinleştiğinde kaldırılmasına, karar kesinleşinceye kadar devamına,
Aydın Adli Emanet Memurluğunun 2020/596 esas sırasına kayıtlı adli imaj ve exportların bulunduğu 3 adet DVD’nin dosyada delil olarak saklanılmasına,
Aydın Adli Emanet Memurluğunun 2020/596 esas sırasına kayıtlı 1 Adet Samsung Marka Cep Telefonu ve 1 Adet Avea Sim Kartın karar kesinleştiğinde sahibine iadesine,
Dair, sanık ve sanık vekilinin yüzlerine karşı, Cumhuriyet Savcısı XXXXXXX katılımıyla, mütalaaya aykırı olarak verilen karara karşı tefhim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Mahkememize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02.10.2020

Başkan 41868
¸
Üye 189850
¸
Üye 193637
¸
Katip 182703
¸

YARDIM FAZLA CEZA TAYİNİ NEDENİ İLE BOZMA

16. Ceza Dairesi         2020/1522 E.  ,  2021/2664 K.

“İçtihat Metni”

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
Hüküm : 1- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında ayrı ayrı; Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına,
2- Sanık … hakkında; TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
3-Sanık … hakkında; TCK’nın 314/3, 220/7, 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,

4-Sanıklar …, … ve … hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
5-Sanık … hakkında; Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarından CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat


Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Yargıtay bozma ilamı üzerine İlk Derece Mahkemesine dosyanın gönderilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın doğrudan Yargıtay ilgili ceza dairesine temyiz incelemesi için gönderilmesi gerekirken, hükümde istinaf kanun yolunun gösterilmesi nedeniyle tarafların yanıltılması sebebiyle bir kısım sanıklar müdafileri tarafından kararın istinaf edildiğine ilişkin dilekçeler verilmiş ise de; kanun yolunun yanlış gösterilmesi nedeniyle yanlış mercie verilen dilekçelerin tarafların haklarını haleldar etmeyeceği ve temyiz kanun yolunu değiştirmeyeceği nazara alındığında, söz konusu dilekçelerin temyiz dilekçesi olarak kabulü ile süresinde olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası atılı suçlardan kurulan hükümlerin tamamının CMK’nın 307/3 maddesi uyarınca doğrudan temyiz incelemesine tabi olduğu, bunun dışında İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında “Ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin karar ise Yargıtay incelemesinden geçmeksizin ilk defa İlk Derece Mahkemesince verilmesi karşısında CMK’nın 286/2-h madde ve fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı ve bu nedenle “Ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin hükmün de temyizi kabil olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
I-) Katılanlar T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile TBMM Başkanlığı vekilinin sanıklar …, … hakkında Silahlı terör örgütüne
yardım etme; sanıklar …, … ile … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile; sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme ve Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarının niteliği itibariyle, anılan suçlardan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve dolayısıyla hükmü temyiz etme hakları bulunmayan katılan vekillerinin temyiz itirazlarının CMK’nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
II-) Sanıklar …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
III-) Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile katılan TBMM Başkanlığı vekilinin sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar … ve … ile Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine karar verilen …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından beraatlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün VI. fıkrasındaki ‘Ceza Verilmesine Yer Olmadığına’ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine ‘Sanıkların Ayrı Ayrı Beraatlerine’ ibaresi eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
IV-)Katılan T.C. Cumhurbaşkanlığı vekili ile katılan TBMM Başkanlığı vekilinin sanık … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekillerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli emanetin 2017/3277 sırasında kayıtlı “Mühürlü delil zarfında …’dan ele geçirilen (6) adet 1 ABD Dolar “dan ibaret eşyanın sanığa teslimine karar verilirken uygulama maddesi olarak müsadereyi düzenleyen TCK’nın 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki hükmün VIII. fıkrasındaki ‘TCK’nın 54. Maddesi gereğince’ ibaresinin hükümden çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
V-) Sanıklar … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve
tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran, örgütün amacına hizmet eden ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
1-) Darbe girişiminden sonra kapatılan, örgütün manipilasyonlarında kullandığı Taraf gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olan, terör örgütünün yayın organı olan, ”haberdar.com” isimli haber sitesinde yazarlık yapan, 03.03.2015 tarihli “Ben Buradayım Benimle Konuşun” başlıklı, 12.05.2016 tarihli “Mutlak Korku”
başlıklı, 14.06.2016 tarihli “Ezip Geçmek” başlıklı ve 10.07.2016 tarihli “Montezuma” başlıklı köşe yazılarını kaleme alan, HTS kayıtlarına göre örgütün üst düzey yöneticileri ile iletişim-irtibatı bulunan, 14 Temmuz 2016 günü Can Erzincan isimli televizyon kanalında diğer sanıklar … ve … ile yaptıkları “Özgür Düşünce” isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet eder nitelikteki eylemleri gerçekleştiren sanık … ve örgüte ait veya müzahir yayın organlarında uzun zaman yazarlık yapan, 2012 yılında “Her Taşın Altında ‘The Cemaat’mi Var?” isimli kitabı örgütün görünür meşruiyetini sürdürmek için yazan, kullandığı Twitter sosyal paylaşım platformu hesabını darbe girişimi günü dahil olmak üzere terör örgütünün kamuoyu oluşturmak amacı doğrultusunda kullanan, üst düzey yöneticilik yapmakta iken örgütten ayrılan tanık beyanlarına göre FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün medya yapılanması ile, HTS kayıtlarına göre de örgütün üst düzey yöneticileri ile irtibat kuran, ikametinde elde edilen not defterlerinde örgüt mensupları ile ilgili notlar bulunan, darbe girişiminden bir gün öncesinde Can Erzincan isimli televizyon kanalında diğer sanıklar … ve … ile gerçekleştirdikleri “Özgür Düşünce” isimli programda konuşma yaparak örgütün amacına hizmet niteliğindeki eylemleri gerçekleştiren sanık … hakkında;
Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, 6352 sayılı Kanunun amaç, kapsam ve gerekçesi, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı sanığın kasta dayalı kusuru, güttüğü amaç ve saik ile sübutu kabul edilen silahlı terör örgütüne yapılan yardımın derecesi ve niteliği de göz önünde bulundurularak; sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri açısından; Dairemizin müstakar uygulamaları ve kararları doğrultusunda, yardımın niteliğine göre TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan düzenleme uyarınca hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun ve gösterilen indirim miktarı ile orantılı makul oranda bir indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini,
2-)Türk Ceza Kanununun 58/9 maddesinde düzenlenmiş olan özel tekerrür hükmünün ancak örgüt mensubu sanıklar hakkında uygulanacağı gözetilmeksizin silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında yazılı şekilde Türk Ceza Kanununun 58/9 maddesinin uygulanmasına karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA; bozma nedenlerine ve tutuklulukta geçirilen süreye göre; 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince “yurtdışına çıkamamak” adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle sanık …’ın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer
Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

marsbahis marsbahis - marsbahis giriş casibom marsbahis - marsbahis giriş Marsbahis casibom casibom galabet betcio jojobet
Whatsapp ile ulaşın bize
Whatsapp'a gönder

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!