Garson Kod Adlı Gizli Tanığın SD Kart Fişlemeleri

FETÖ/PDY soruşturmalarında en çok tartışılan delillerden biri hiç şüphesiz “Garson” kod adlı gizli tanığın teslim ettiği SD kart verileridir. Garson Kod Adlı Gizli Tanığın SD Kart Fişlemeleri konusu bu tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Özellikle emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin dosyalarda, kişilerin karşısına bir anda “A5”, “B4”, “SCC”, “EA”, “Ümit”, “Serhat” gibi kodlamalar çıkabilmektedir. Bu kodların ne anlama geldiği, nasıl oluşturulduğu ve en önemlisi tek başına mahkumiyet veya ihraç sebebi sayılıp sayılamayacağı bugün halen ciddi bir hukuki tartışma konusudur.

Bu yazıyı okuyan kişi büyük ihtimalle şu sorulardan biriyle karşı karşıyadır:

  • “Dosyamda Garson fişlemesi çıktı, ne anlama geliyor?”
  • “A5 ya da B5 kodu örgüt üyeliği için yeterli mi?”
  • “Garson SD kart verileri tek başına delil olur mu?”
  • “İdari soruşturmada bu kodlar nedeniyle ihraç edilir miyim?”
  • “Yargıtay Garson fişlemeleri hakkında ne diyor?”

Gerçek şu ki; birçok dosyada yalnızca kodlama varmış gibi bir algı oluşturulmakta, ancak Yargıtay’ın yerleşik kararları çoğu zaman bunun tek başına yeterli olmadığını açıkça belirtmektedir. Bu nedenle Garson SD kart verilerinin teknik yapısını, hukuki değerini ve özellikle çelişkili yönlerini doğru analiz etmek gerekir.


“Garson” Kod Adlı Gizli Tanık Kimdir?

“Garson” kod adlı gizli tanık, FETÖ’nün emniyet mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı belirtilen kişidir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na 18 Nisan 2017 tarihinde başvurarak iki adet mikro SD kart ve bir cep telefonu teslim ettiği ileri sürülmektedir. Bu SD kartlarda yüzbinlerce emniyet personeline ilişkin örgütsel kodlama ve fişleme kayıtlarının bulunduğu iddia edilmiştir.

Söz konusu verilerin:

  • yaklaşık 320 bin emniyet personeline ilişkin kayıt içerdiği,
  • 22 binin üzerinde dokümandan oluştuğu,
  • örgütsel sadakat, bağlılık ve zaaf durumlarını belirten kodlamalar içerdiği,
  • ByLock, ifade ve dijital materyallerle ilişkilendirilmeye çalışıldığı ileri sürülmektedir.

Ancak tam da bu noktada çok kritik bir hukuki gerçek ortaya çıkmaktadır:

Bu verilerin hazırlanış biçimi, güncelliği, kim tarafından işlendiği ve sonradan müdahale edilip edilmediği konusu halen tartışmalıdır.


Garson Kodlama Sistemi Nasıl Çalışıyor?

Garson verilerindeki sistem esasen bir “örgütsel sınıflandırma sistemi” olarak anlatılmaktadır. Personeller;

  • Alan dışı,
  • İlgi,
  • Alan içi,
  • Ümit,
  • Serhat

gibi kategorilere ayrılmıştır.

Özellikle:

  • “A5” → en üst düzey sadakat,
  • “B5” → bağlı fakat zaaflı,
  • “C” → örgütten kopmuş,
  • “S” → süreç sonrası uzaklaşmış,
  • “EA / SAY” → örgütsel aidiyeti yüksek

şeklinde yorumlanan kodlar dikkat çekmektedir.

Ancak burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı çok önemli bir detay vardır:

Bu kodların tamamı objektif teknik veriler değil, büyük ölçüde kişisel gözleme ve örgütsel kanaate dayalı sınıflandırmalardır.

Yani bir kişinin “A5” yazılması, otomatik olarak örgüt üyeliğini kesin şekilde ispatlamaz.


Garson Kodlamaları Tek Başına Mahkumiyet Sebebi midir?

Hayır.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, Garson SD kart verilerinin tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığı yönündedir. Nitekim birçok kararda;

  • ByLock,
  • örgütsel iletişim,
  • para hareketleri,
  • tanık anlatımları,
  • somut örgütsel faaliyet,
  • hiyerarşik bağ

gibi ek deliller aranmıştır.

Metinde de yer verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2018/1180 E., 2020/591 K. sayılı kararında; yalnızca Garson kodlaması ve soyut tanık anlatımlarının mahkumiyet için yeterli görülmemesi gerektiği vurgulanmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin çeşitli kararlarında da;

  • fişleme kayıtlarının destekleyici delil niteliğinde olduğu,
  • tek başına kesin delil sayılamayacağı,
  • mutlaka başka somut olgularla desteklenmesi gerektiği

özellikle belirtilmiştir.


Anayasa Mahkemesi Garson Fişlemeleri Hakkında Ne Diyor?

Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde çok önemli bir ayrım görülmektedir.

AYM bazı kararlarında Garson verilerini “kuvvetli suç şüphesi” açısından değerlendirmiştir. Ancak bu durum, verilerin otomatik olarak mahkumiyet için yeterli olduğu anlamına gelmez.

Özellikle Bekir Yalım kararında AYM;

  • Garson fişlemelerinin tek başına yeterli olmadığını,
  • destekleyici somut delil gerektiğini,
  • adil yargılanma hakkı bakımından çapraz sorgu imkanının önemli olduğunu

vurgulamıştır.

Bu nedenle uygulamada şu hata sık yapılmaktadır:

“Dosyada A5 çıktı → kesin örgüt üyeliği vardır”

şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.


Garson SD Kartlarının En Kritik Sorunu: Çelişkiler

Aslında birçok ağır ceza dosyasında savunmanın merkezini tam da bu bölüm oluşturur.

Çünkü Garson isimli gizli tanığın;

  • teslim ettiği materyalin ne olduğu,
  • kaç adet teslim ettiği,
  • SD kart mı flash bellek mi olduğu,
  • verilerin ne zaman güncellendiği,
  • verilere kimlerin müdahale ettiği,
  • bazı kodların ne anlama geldiği

konusunda birbirini tutmayan çok sayıda beyan verdiği görülmektedir.

Örneğin metinde yer alan beyanlarda:

  • bir yerde “iki SD kart”,
  • başka yerde “flash bellek”,
  • başka bir ifadede “1-2 kere teslim ettim”

şeklinde açıklamalar bulunmaktadır.

Bunun yanında;

  • teslim tutanağında imza eksiklikleri,
  • CMK 169’a aykırılık iddiaları,
  • muhafaza zinciri sorunları,
  • seri numarası eksiklikleri,
  • veri bütünlüğü şüpheleri

savunma açısından son derece kritik alanlardır.


Veri Giriş Hataları ve Manipülasyon İhtimali

Metindeki en dikkat çekici bölümlerden biri de Garson’un kendi ağzından yaptığı şu kabul niteliğindeki açıklamalardır:

  • “Excelin acizliğine uğramış olabilir”
  • “İnsan hatası olabilir”
  • “TC eksik girilmiş olabilir”
  • “Yanlışlık olabilir”
  • “Bazı kodları net bilmiyorum”

şeklindeki ifadeleridir.

Bu açıklamalar teknik açıdan çok ciddi sonuç doğurur.

Çünkü yüzbinlerce kişinin yer aldığı bir veri tabanında:

  • yanlış eşleşme,
  • eksik veri,
  • hatalı kodlama,
  • eski tarihli kayıt,
  • sonradan müdahale

ihtimalini doğrudan gündeme getirir.

Özellikle “ByLock ve Bank Asya bilgilerinin sonradan eklenmiş olabileceği” yönündeki beyanlar ise savunma bakımından ayrıca önem taşımaktadır.


İdari Soruşturmalarda Garson Fişlemeleri

Garson verileri yalnızca ceza davalarında değil;

  • ihraç,
  • görevden uzaklaştırma,
  • disiplin soruşturması,
  • güvenlik soruşturması

dosyalarında da yoğun şekilde kullanılmaktadır.

Ancak idari yargıda da yeknesak bir uygulama yoktur.

Bazı mahkemeler:

  • irtibat/iltisak açısından yeterli görürken,

bazı mahkemeler:

  • somut destekleyici delil olmadığı gerekçesiyle işlemi iptal etmektedir.

Bu nedenle özellikle:

  • sadece kodlama bulunan,
  • ByLock çıkmayan,
  • örgütsel faaliyet tespit edilmeyen,
  • soyut değerlendirmeye dayanan

dosyalarda savunmanın profesyonel şekilde kurulması büyük önem taşır.


Garson Dosyalarında Savunmanın Önemi

Uygulamada en büyük hata şudur:

Birçok kişi dosyasında “A5”, “B5”, “EA”, “SCC” gibi kodlar görünce davayı otomatik olarak kaybettiğini düşünmektedir.

Oysa ağır ceza pratiğinde asıl mesele;

  • bu verinin nasıl elde edildiği,
  • hukuka uygun olup olmadığı,
  • güncelliği,
  • destekleyici delille doğrulanıp doğrulanmadığı,
  • tanığın güvenilirliği,
  • dijital materyalin bütünlüğü,
  • çapraz sorgu imkanı

gibi teknik detaylardır.

Nitekim Yargıtay’ın bozma kararlarının önemli bölümü tam da bu eksikliklerden kaynaklanmaktadır.

Özellikle:

  • yalnızca fişleme bulunması,
  • örgütsel faaliyet tespit edilmemesi,
  • ByLock çıkmaması,
  • soyut değerlendirme yapılması

durumlarında ciddi savunma alanları oluşabilmektedir.


Sonuç

Garson SD kart fişlemeleri, FETÖ soruşturmalarının en tartışmalı dijital delillerinden biridir. Ancak bu kayıtların;

  • mutlak doğruluk taşıdığı,
  • otomatik mahkumiyet sebebi olduğu,
  • tek başına örgüt üyeliğini ispatladığı

şeklindeki yaklaşım hukuken doğru değildir.

Yargıtay ve AYM kararları birlikte değerlendirildiğinde;

  • Garson kodlamalarının destekleyici delil niteliğinde olduğu,
  • tek başına yeterli sayılamayacağı,
  • mutlaka somut ve objektif başka delillerle desteklenmesi gerektiği

açık şekilde görülmektedir.

Özellikle ağır ceza ve idari yargı süreçlerinde profesyonel savunma yapılmadan hareket edilmesi, telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Çünkü bu dosyalarda çoğu zaman dosyanın kaderini tek bir teknik ayrıntı değiştirebilmektedir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!