Bir ceza dosyasının Yargıtay tarafından onanması, sanık ve yakınları açısından çoğu zaman artık yapılabilecek hiçbir şey kalmadığı düşüncesine yol açmaktadır. Ancak Yargıtay’ın onadığı ceza bazı hukuki şartların bulunması hâlinde yeniden incelenebilir ve kararın hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması mümkün olabilir. Bu yazıda Yargıtay’ın onadığı ceza bozulur mu sorusunun cevabını ayrıntılarıyla ele alacağız.
Burada önemli olan, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına karşı normal bir istinaf veya temyiz başvurusu yapılıyormuş gibi hareket etmemektir. Karar kesinleştikten sonra kullanılabilecek hukuki yollar farklıdır ve her dosyada aynı başvuru yolu uygulanmaz.
Yargıtay tarafından onanan bir ceza dosyasında; kararın niteliğine, yargılama sırasında yapılan hukuka aykırılığa, ortaya çıkan yeni delillere ve temel hak ihlali bulunup bulunmadığına göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, yargılamanın yenilenmesi veya Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gibi yollar gündeme gelebilir.
Bu nedenle “Yargıtay onadı, dosya tamamen bitti” şeklindeki yaklaşım her durumda doğru değildir.
Yargıtay’ın Onama Kararı Ne Anlama Gelir?
Ceza mahkemesinin verdiği kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine gönderilebilir. Yargıtay yaptığı inceleme sonucunda hükmü hukuka uygun bulursa temyiz istemini reddederek hükmün kesinleşmesine yol açabilir.
Bu aşamadan sonra aynı karara karşı yeniden normal bir temyiz başvurusu yapılması kural olarak mümkün değildir.
Ancak kararın kesinleşmesi ile kararın hiçbir koşulda değiştirilemeyecek olması aynı şey değildir.
Ceza muhakemesi sisteminde kesinleşmiş kararların belirli ve istisnai durumlarda yeniden ele alınmasına imkân veren hukuki mekanizmalar bulunmaktadır.
Yargıtay’ın Onadığı Ceza Nasıl Bozulabilir?
Yargıtay tarafından incelenmiş ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararında hangi hukuki yolun kullanılabileceği dosyanın özelliğine göre belirlenmelidir.
Başlıca ihtimaller şunlardır:
1. CMK 308 Kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı
Yargıtay Ceza Dairesinin verdiği kararda önemli bir maddi veya hukuki hata bulunduğu düşünülüyorsa CMK m.308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı gündeme gelebilir.
Bu yol doğrudan sanığa verilmiş bir itiraz yetkisi değildir. İtiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir.
Bununla birlikte sanık veya müdafii, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak itiraz yetkisinin kullanılması konusunda talepte bulunabilir.
CMK 308’e göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay ceza dairesinin kararına karşı re’sen veya istem üzerine Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanık lehine yapılacak itirazlarda süre aranmaz.
Bu özellik, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları bakımından son derece önemlidir.
Ancak her onama kararına karşı CMK 308 başvurusu yapılması sonuç doğurmaz. Başvuruda, Yargıtay kararındaki hukuka aykırılığın somut olarak gösterilmesi gerekir.
Örneğin;
- suçun unsurlarının oluşmamasına rağmen mahkûmiyet verilmesi,
- açık bir kanun hükmünün yanlış uygulanması,
- Yargıtay’ın yerleşik içtihadıyla açık şekilde çelişen bir değerlendirme yapılması,
- sanığın lehine olan önemli bir hukuki hususun gözden kaçırılması,
- suç vasfının hatalı belirlenmesi
gibi durumlar CMK 308 kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.
CMK 308 Başvurusu İkinci Bir Temyiz Değildir
Burada en sık yapılan hata, daha önce temyiz dilekçesinde ileri sürülen bütün hususların aynen kopyalanarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmasıdır.
Bu yöntem çoğu dosyada etkili değildir.
CMK 308 başvurusunda yapılması gereken, dosyadaki her tartışmayı yeniden anlatmak değil; Yargıtay Ceza Dairesinin kararındaki belirleyici hukuki hatayı ortaya koymaktır.
Başka bir ifadeyle soru şudur:
Yargıtay’ın onama kararında hangi hukuki hata bulunmaktadır ve bu hata hükmün sonucunu neden değiştirmektedir?
Başvurunun omurgası bu sorunun cevabı üzerine kurulmalıdır.
2. Yargılamanın Yenilenmesi Mümkün müdür?
Kesinleşmiş ceza kararına karşı başvurulabilecek önemli yollardan biri de yargılamanın yenilenmesidir.
Yargılamanın yenilenmesi özellikle hüküm kesinleştikten sonra ortaya çıkan yeni olay veya deliller bakımından önem taşır.
Örneğin sanığın beraatini veya daha hafif cezalandırılmasını gerektirebilecek nitelikte yeni bir delilin ortaya çıkması, şartları mevcutsa yargılamanın yenilenmesine dayanak oluşturabilir.
Burada “yeni delil” kavramı dikkatle değerlendirilmelidir.
Sadece eski delillerin yeniden yorumlanmasını istemek ile gerçekten hükmün sonucunu değiştirebilecek yeni bir olay veya delilin ortaya çıkması aynı değildir.
Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi talebinde yeni delilin;
neden önemli olduğu, önceki yargılamada neden değerlendirilemediği ve hükmün sonucunu nasıl değiştirebileceği açıkça ortaya konulmalıdır.
Yargıtay Onadıktan Sonra Yeni Delil Çıkarsa Ne Olur?
Yargıtay’ın mahkûmiyet hükmünü onamasından sonra önemli bir delilin ortaya çıkması hâlinde dosyanın yeniden değerlendirilmesi mümkün olabilir.
Örneğin somut olayın özelliğine göre;
tanığın önceki beyanının gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıkması, hükme esas alınan bir belgenin sahteliğinin anlaşılması veya mahkûmiyetin sonucunu değiştirebilecek nitelikte yeni bir delile ulaşılması yargılamanın yenilenmesi bakımından önem taşıyabilir.
Ancak her yeni belge veya tanık otomatik olarak davanın yeniden açılmasını sağlamaz.
Yeni delilin tek başına veya önceki delillerle birlikte değerlendirildiğinde beraati yahut daha hafif cezayı gerektirebilecek nitelikte olup olmadığı incelenir.
3. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru
Yargıtay tarafından verilen karar sonucunda kişinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınmış temel haklarından birinin ihlal edildiği düşünülüyorsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Özellikle;
- adil yargılanma hakkı,
- gerekçeli karar hakkı,
- savunma hakkı,
- silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri,
- kanuni hâkim güvencesi,
- ifade özgürlüğü,
- özel hayatın korunması,
- mülkiyet hakkı
gibi temel haklara ilişkin ihlal iddiaları somut dosyanın özelliklerine göre bireysel başvuru konusu olabilir.
Ancak Anayasa Mahkemesi, Yargıtay’ın üzerinde yer alan yeni bir temyiz mahkemesi değildir. Sadece “mahkeme delilleri yanlış değerlendirdi” veya “ben suçsuzum” denilmesi tek başına bireysel başvurunun kabul edilmesi için yeterli değildir.
Ortaya temel hak ihlali konulmalıdır.
Anayasa Mahkemesi bir temel hak ihlalinin mahkeme kararından kaynaklandığını tespit ederse, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar verebilir.
CMK 308 Başvurusu AYM Süresini Durdurur mu?
Bu konu uygulamada son derece önemlidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından CMK 308 kapsamında itiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.
Bu nedenle “önce CMK 308’in sonucunu bekleyelim, reddedilirse AYM’ye gideriz” düşüncesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Yargıtay kararı kesinleştiğinde AYM bireysel başvuru süresi ayrıca ve dikkatle hesaplanmalıdır.
Kesinleşmiş bir ceza dosyasını incelerken bu nedenle yalnızca hangi olağanüstü başvurunun yapılabileceğine değil, devam eden diğer başvuru sürelerinin korunmasına da bakılmalıdır.
4. AİHM Başvurusu Mümkün müdür?
İç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki bir hakkın ihlal edildiği ileri sürülüyorsa, şartları mevcutsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru da gündeme gelebilir.
Ancak AİHM de ceza dosyasını yeniden inceleyen klasik bir temyiz mahkemesi değildir.
Başvurunun temelinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunmuş bir hakkın ihlal edildiğinin ortaya konulması gerekir.
Ayrıca AİHM başvurularında süre ve kabul edilebilirlik koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
Kanun Yararına Bozma Yargıtay’ın Onadığı Karara Uygulanır mı?
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
CMK 309’da düzenlenen kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş kararlar için öngörülmüş olağanüstü bir kanun yoludur.
Bu nedenle Yargıtay tarafından temyizen incelenerek onanmış bir mahkûmiyet kararında doğrudan “CMK 309 kanun yararına bozma” yoluna gidilmesi kural olarak doğru yöntem değildir.
Yargıtay incelemesinden geçmiş bir dosyada öncelikle kararın niteliğine göre CMK 308, yargılamanın yenilenmesi ve temel hak ihlali mevcutsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru seçenekleri değerlendirilmelidir.
Bu ayrım, uygulamada en fazla karıştırılan konulardan biridir.
Yargıtay’ın Onadığı Ceza Kendiliğinden Kalkar mı?
Hayır.
Olağanüstü kanun yollarına başvurulması, mahkûmiyet hükmünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Aynı şekilde bir başvuru yapılmış olması, her durumda cezanın infazının otomatik olarak duracağı anlamına gelmez.
Özellikle kişi hakkında yakalama kararı bulunması veya cezanın infazına başlanmış olması hâlinde infazın durdurulmasına ilişkin ayrıca hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Bu nedenle kesinleşmiş ceza dosyalarında hüküm ile infaz süreci birlikte incelenmelidir.
Kesinleşmiş Ceza Dosyası Nasıl İncelenmelidir?
Yargıtay tarafından onanan bir mahkûmiyet kararında yalnızca son Yargıtay ilamına bakılması yeterli değildir.
Sağlıklı bir inceleme için;
iddianame, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, istinaf kararı, temyiz dilekçesi, Yargıtay ilamı, tebliğname, duruşma tutanakları, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve hükme esas alınan diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Çünkü olağanüstü başvurunun başarı ihtimalini belirleyen şey çoğu zaman dosyada “bir hata bulunması” değil, bu hatanın hangi hukuki yol kullanılarak ileri sürülebileceğinin doğru belirlenmesidir.
Yargıtay’ın Onadığı Ceza Bozulur mu?
Evet, Yargıtay’ın onadığı bir cezanın bazı istisnai durumlarda hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması mümkündür.
Ancak kesinleşmiş her mahkûmiyet kararı bozulmaz.
Dosyanın niteliğine göre;
CMK 308 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, yargılamanın yenilenmesi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve gerekli şartların bulunması hâlinde AİHM süreci ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle kesinleşmiş ceza dosyalarında yanlış hukuki yola başvurmak yalnızca başvurunun reddedilmesine değil, süreye bağlı başka bir başvuru hakkının kaybedilmesine de neden olabilir.
Bu nedenle yapılması gereken ilk işlem, kesinleşmiş dosyanın tamamının incelenerek hangi olağanüstü başvuru yolunun somut olay bakımından uygulanabilir olduğunun belirlenmesidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yargıtay cezayı onadıktan sonra tekrar itiraz edilebilir mi?
Normal temyiz yolu sona ermiş olmakla birlikte şartları varsa CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kullanılması talep edilebilir. Ayrıca somut olayın özelliklerine göre yargılamanın yenilenmesi veya Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir.
CMK 308 başvurusu için süre var mı?
CMK 308 kapsamında sanık lehine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının yapacağı itirazda süre aranmaz. Bununla birlikte diğer başvuru yollarının kendilerine özgü süreleri bulunduğundan dosyanın gecikmeden incelenmesi önemlidir.
CMK 308 başvurusu yapılınca ceza durur mu?
Başvurunun yapılması tek başına cezanın infazının otomatik olarak durması anlamına gelmez. İnfazın durdurulması konusu dosyanın ve kullanılan hukuki yolun niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay onamasından sonra yeni delil bulunursa ne olur?
Yeni olay veya delilin beraati ya da daha hafif cezayı gerektirebilecek nitelikte olması hâlinde CMK’da öngörülen şartlar kapsamında yargılamanın yenilenmesi gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın onadığı karar için kanun yararına bozma istenebilir mi?
Kanun yararına bozma, kural olarak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar bakımından düzenlenmiştir. Yargıtay tarafından temyizen incelenmiş bir karar bakımından CMK 309 yerine dosyanın niteliğine uygun diğer olağanüstü başvuru yolları değerlendirilmelidir.
Yargıtay onama kararından sonra AYM’ye gidilebilir mi?
Temel hak ihlali iddiası bulunması ve bireysel başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşullarının sağlanması hâlinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir. Başvuru süresi ayrıca dikkatle takip edilmelidir.
Kesinleşmiş hapis cezası tamamen kaldırılabilir mi?
Dosyada hükmün ortadan kaldırılmasını gerektiren hukuki nedenlerin bulunması ve uygun başvuru yolunun başarıyla sonuçlanması hâlinde kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuki sonuçları değişebilir. Ancak bunun mümkün olup olmadığı ancak dosya özelinde belirlenebilir.