İnfazın Durdurulması Mümkün mü? Kesinleşmiş Hapis Cezasının İnfazı Nasıl Durdurulur? (2026)

Hakkında verilen hapis cezası kesinleşen bir kişinin artık hiçbir hukuki başvuru hakkının bulunmadığı düşüncesi doğru değildir. Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları kural olarak infaz edilir. Ancak kanunda öngörülen bazı durumlarda kesinleşmiş hapis cezasının infazının durdurulması veya geri bırakılması mümkündür.

Özellikle infaz hesabındaki yanlışlıklar, hükmün uygulanmasında ortaya çıkan hukuki tereddütler, sonradan yürürlüğe giren lehe kanun hükümleri ve yargılamanın yenilenmesini gerektiren nedenler, infazın durdurulması talebini gündeme getirebilir.

Bununla birlikte kesinleşmiş cezanın infazının durdurulması istisnai bir hukuki yoldur. Her itiraz veya başvuru, hükümlünün cezaevine alınmasını engellemez. Aynı şekilde cezaevinde bulunan bir hükümlünün yalnızca dilekçe vermesi nedeniyle tahliye edilmesi de söz konusu değildir.

Bu nedenle infazın durdurulması talebinde bulunulurken hangi kanun hükmüne dayanıldığı, hangi merciin görevli olduğu ve infazın devam etmesi hâlinde ortaya çıkabilecek hukuka aykırılık somut biçimde gösterilmelidir.

1. Kesinleşmiş Hapis Cezasının İnfazı Durdurulabilir mi?

Evet. Kesinleşmiş hapis cezasının infazının durdurulması belirli şartlarla mümkündür.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98. maddesi, infaz sırasında ortaya çıkan bazı hukuki uyuşmazlıklarda mahkemeye veya infaz hâkimliğine başvuru imkânı tanımaktadır.

Kanunun 98/2. maddesi uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını kendiliğinden ertelemez. Bununla birlikte mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

Bu düzenleme son derece önemlidir. Çünkü kesinleşmiş bir hapis cezasının infazına başlanmış olması, infazın hukuka uygunluğu hakkında hiçbir inceleme yapılamayacağı anlamına gelmez.

Örneğin hükümlünün cezasının tamamını çektiği hâlde infaz hesabındaki hata nedeniyle cezaevinde tutulmaya devam edildiği ileri sürülüyorsa, bu iddianın yargısal denetime tabi tutulması gerekir.

Ancak infazın durdurulması kararı verilebilmesi için soyut iddialar yeterli değildir. İnfazın devamının neden hukuka aykırı olabileceği, başvurunun dayandığı belgelerle açıklanmalıdır.

2. İnfazın Durdurulması ile İnfazın Ertelenmesi Aynı Şey midir?

Uygulamada bu iki kavram sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.

İnfazın ertelenmesi, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde cezanın infazının belirli bir süre için ileri bir tarihe bırakılmasıdır.

İnfazın durdurulması ise başlamış veya yürütülmekte olan infaz işlemlerinin, yetkili merciin kararıyla geçici olarak durdurulmasıdır.

Örneğin 5275 sayılı Kanun’un 17. maddesi kapsamında belirli şartlarla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infazın ertelenmesi mümkündür.

Buna karşılık aynı Kanun’un 98. maddesi kapsamında infaz hesabında hukuki uyuşmazlık bulunması nedeniyle infaz hâkimliğinden durdurma kararı verilmesi istenebilir.

Her iki kurumun şartları ve yetkili mercileri farklıdır.

Bu nedenle başvurunun yalnızca başlığına değil, hukuki sebebine bakılması gerekir.

3. 5275 Sayılı Kanun’un 98. Maddesine Göre İnfaz Nasıl Durdurulur?

5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi, mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya infaz edilecek cezanın hesabında ortaya çıkan tereddütleri düzenlemektedir.

Bu hükme göre iki farklı başvuru yolu bulunmaktadır.

Mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama varsa veya sonradan yürürlüğe giren kanunun TCK’nın 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekiyorsa, hükmü veren mahkemeye başvurulur.

Buna karşılık çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunuyorsa veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği tartışmalıysa infaz hâkimliğine başvurulur.

Bu ayrım uygulamada belirleyicidir.

Örneğin yeni bir kanunun mahkûmiyet hükmüne etkisinin değerlendirilmesi gerekiyorsa görevli merci kural olarak hükmü veren mahkemedir.

Ancak tutukluluk süresinin mahsup edilmemesi, cezanın yanlış toplanması veya infaz edilmesi gereken sürenin yanlış hesaplanması söz konusuysa infaz hâkimliği görevli olabilir.

Her iki durumda da infazın durdurulması ayrıca ve açıkça talep edilmelidir.

4. Yanlış Müddetname Nedeniyle İnfazın Durdurulması İstenebilir mi?

Evet. Ancak müddetnamedeki her hata, doğrudan infazın durdurulmasını gerektirmez.

Müddetname, hükümlünün cezasına ilişkin infaz hesabını ve tahliye tarihlerini gösteren önemli bir belgedir.

Özellikle birden fazla mahkûmiyeti bulunan hükümlüler bakımından içtima kararları, mahsup işlemleri ve koşullu salıverilme hesapları karmaşık hâle gelebilir.

Hükümlünün önceki tutukluluk süresi hesaba katılmamış, aynı ceza mükerrer biçimde infaza konu edilmiş veya infaz oranı yanlış uygulanmış olabilir.

Bu tür durumlarda öncelikle hatanın hangi işlemden kaynaklandığı belirlenmelidir.

Hesap uyuşmazlığının 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekiyorsa infaz hâkimliğinden gerekli kararın verilmesi istenebilir.

İnfazın devamı nedeniyle hükümlünün yasal tahliye tarihini aşarak cezaevinde kalma ihtimali bulunuyorsa, durdurma talebinin aciliyeti özellikle vurgulanmalıdır.

5. Cezanın Tamamı İnfaz Edildiği Hâlde Cezaevinde Tutulmaya Devam Edilirse Ne Yapılır?

Bir kişinin hapis cezasını tamamen infaz ettiği hâlde cezaevinde tutulmaya devam edilmesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bakımından ciddi bir hukuki sorundur.

Böyle bir durumda infaz hesabının derhâl incelenmesi gerekir.

Hükümlünün başka kesinleşmiş cezalarının bulunup bulunmadığı, önceki infazların tamamlanıp tamamlanmadığı, mahsup kararları ve içtima işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.

İnfaz edilmesi gereken cezanın tamamlandığı anlaşılıyorsa, hükümlünün cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin hukuki dayanağı sorgulanmalıdır.

Bu durumda infaz hâkimliğine yapılacak başvuruda yalnızca hesap hatasının düzeltilmesi değil, koşulları mevcutsa tahliye sonucunu doğuracak kararın verilmesi de istenmelidir.

Özgürlükten yoksun bırakmanın devam ettiği dosyalarda incelemenin gecikmesi, sonradan giderilmesi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.

6. Yargılamanın Yenilenmesi Talebi İnfazı Durdurur mu?

Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş ceza hükümlerine karşı başvurulabilen olağanüstü kanun yollarından biridir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesini gerektirebilecek nedenler düzenlenmiştir.

Ancak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması, kesinleşmiş cezanın infazını kendiliğinden durdurmaz.

CMK’nın 312. maddesi bu konuda açık bir düzenleme içermektedir.

Buna göre yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Bununla birlikte mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.

Dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde, gerekli şartların bulunması hâlinde ayrıca infazın durdurulması talebinde bulunulmalıdır.

Örneğin mahkûmiyet kararının dayandığı delilin sahte olduğunun sonradan ortaya çıkması veya hükümlünün beraatini gerektirebilecek nitelikte yeni delillerin elde edilmesi, yargılamanın yenilenmesi bakımından değerlendirilebilir.

Ancak yeni delilin bulunması tek başına infazın durdurulmasını zorunlu kılmaz. Mahkemenin bu konuda ayrıca karar vermesi gerekir.

7. Kanun Yararına Bozma Başvurusu İnfazı Durdurur mu?

Kanun yararına bozma, CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen olağanüstü kanun yoludur.

Bu yol, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş belirli karar ve hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesine yöneliktir.

Kanun yararına bozma talebinde bulunulması, infazın kendiliğinden durmasına neden olmaz.

Özellikle bu konuda uygulamada yanlış beklentiler oluşmaktadır.

Hükümlü veya müdafii, Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma istemiyle başvurmuş olabilir. Ancak yalnızca başvuru yapılması, cezanın infazını ortadan kaldırmaz veya cezaevinden tahliyeyi sağlamaz.

Kanun yararına bozma süreci ile infazın durdurulması birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

İnfazın devamında ayrıca bir hukuka aykırılık bulunduğu ileri sürülüyorsa, buna uygun kanuni dayanak ve görevli merci belirlenmelidir.

8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazı İnfazı Durdurur mu?

CMK’nın 308. maddesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ceza dairelerinin kararlarına karşı itiraz yetkisini düzenlemektedir.

Bu başvuru yolunun kullanılması da tek başına kesinleşmiş cezanın infazını durdurmaz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı sonucunda mahkûmiyetin hukuki durumunda değişiklik meydana gelebilir. Ancak başvuru yapılmış olması ile infazın durdurulmasına karar verilmesi aynı şey değildir.

Bu nedenle CMK 308 kapsamında başvuru yapılmış dosyalarda, hükümlünün infaz durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

9. Lehe Kanun Çıkarsa Kesinleşmiş Cezanın İnfazı Durdurulabilir mi?

Sonradan yürürlüğe giren bir kanunun hükümlü lehine sonuç doğurması mümkündür.

5237 sayılı TCK’nın 7. maddesi, zaman bakımından uygulama ve lehe kanun hükümlerini düzenlemektedir.

Kesinleşmiş mahkûmiyet kararından sonra yürürlüğe giren bir düzenleme, suçun hukuki niteliğini veya uygulanacak yaptırımı etkileyebilir.

Böyle bir durumda yeni kanunun hükümlüye uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilmelidir.

5275 sayılı Kanun’un 98/1-a maddesi uyarınca sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK’nın 7. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinde hükmü veren mahkemeden karar istenir.

Başvuru sırasında infazın ertelenmesi veya durdurulması da talep edilebilir.

Ancak her kanun değişikliği, bütün hükümlüler bakımından otomatik bir infaz durdurma sebebi oluşturmaz.

Suç tarihi, mahkûmiyetin dayandığı kanun hükmü, yeni düzenlemenin kapsamı ve geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

10. İnfazın Durdurulması İçin Cezaevine Girmiş Olmak Şart mı?

Hayır. Kanuni koşulları bulunan bazı durumlarda infaza henüz başlanmadan da infazın geri bırakılması veya ertelenmesi talep edilebilir.

Örneğin yargılamanın yenilenmesi kapsamında CMK’nın 312. maddesi uyarınca infazın geri bırakılması istenebilir.

Ancak hakkında yakalama emri veya ceza infaz kurumuna alınma işlemi bulunan kişinin, yalnızca infazın durdurulması talebinde bulunarak bu işlemlerin uygulanmayacağını düşünmesi doğru değildir.

Başvuru ile karar birbirinden farklıdır.

Yetkili merci tarafından infazın durdurulmasına veya geri bırakılmasına ilişkin karar verilmedikçe kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün infazı kural olarak devam eder.

11. Hükümlü Cezaevindeyken İnfazın Durdurulması Talep Edilebilir mi?

Evet.

Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün infaz hesabına veya cezanın yerine getirilmesine ilişkin hukuki itirazlarını ileri sürmesi mümkündür.

Hükümlü veya müdafii, uyuşmazlığın niteliğine göre infaz hâkimliğine ya da hükmü veren mahkemeye başvurabilir.

Başvuruda infazın durdurulmasını gerektiren nedenler açıklanmalı ve ilgili belgeler sunulmalıdır.

Ancak durdurma kararı verilmesi, her durumda bütün mahkûmiyetler bakımından tahliye sonucunu doğurmaz.

Hükümlünün başka kesinleşmiş hapis cezaları varsa bunların infazına ilişkin hukuki durum ayrıca incelenir.

12. Ağır Hastalık Nedeniyle İnfazın Durdurulması Mümkün mü?

Ağır hastalık nedeniyle cezanın infazının geri bırakılması, 5275 sayılı Kanun’un 16. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.

Bu düzenleme, 98. maddede yer alan infaz uyuşmazlıklarından farklı bir hukuki kuruma ilişkindir.

Kanuni şartların bulunması hâlinde hükümlünün hastalığının infaza engel oluşturup oluşturmadığı, ilgili sağlık raporları ve Adli Tıp Kurumu değerlendirmeleri çerçevesinde incelenir.

Özellikle ceza infaz kurumunda hayatı bakımından kesin tehlike doğuran sağlık sorunları veya kanunda öngörülen diğer ağır sağlık durumları bakımından infazın geri bırakılması gündeme gelebilir.

Bu tür başvurularda yetkili makam, kanuni düzenlemeye göre infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığıdır.

Dolayısıyla ağır hastalık nedeniyle infazın geri bırakılması ile infaz hesabındaki hukuki tereddüt nedeniyle infazın durdurulması aynı başvuru yolu değildir.

13. İnfazın Durdurulması Talebi Hangi Mahkemeye Yapılır?

Görevli merci, talebin hukuki sebebine göre belirlenir.

Mahkûmiyet hükmünün yorumunda tereddüt bulunması veya sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun değerlendirilmesi gerekiyorsa, 5275 sayılı Kanun’un 98/1-a maddesi kapsamında hükmü veren mahkemeye başvurulur.

Cezanın hesabında tereddüt bulunması veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğinin tartışılması hâlinde ise 98/1-b maddesi kapsamında infaz hâkimliğine başvurulur.

Yargılamanın yenilenmesi kapsamında infazın durdurulması isteniyorsa CMK’nın 312. maddesi çerçevesinde yargılamanın yenilenmesi istemini incelemeye yetkili mahkemeye başvurulmalıdır.

Başvurunun yanlış mercie yapılması, özellikle tahliye tarihine yaklaşan hükümlüler bakımından zaman kaybına neden olabilir.

14. İnfazın Durdurulması Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

İnfazın durdurulması talebinin etkili biçimde incelenebilmesi için başvurunun somutlaştırılması gerekir.

Öncelikle mahkûmiyet kararının hangi mahkeme tarafından verildiği, esas ve karar numaraları, kesinleşme tarihi ve infaz edilen cezanın niteliği belirtilmelidir.

Ardından infazın durdurulmasını gerektiren hukuki sebep açıklanmalıdır.

Örneğin infaz hesabında hata bulunduğu ileri sürülüyorsa, doğru olduğu savunulan hesaplama ve mevcut hesaplama arasındaki fark gösterilmelidir.

Lehe kanun uygulaması talep ediliyorsa hangi düzenlemenin hükümlü lehine sonuç doğurduğu açıklanmalıdır.

Yargılamanın yenilenmesi nedeniyle durdurma isteniyorsa yenileme sebebi ve bunun infazın devamına etkisi ortaya konulmalıdır.

Başvurunun sonuç bölümünde yalnızca hukuka aykırılığın giderilmesi değil, gerekli şartların bulunması hâlinde inceleme sonuçlanıncaya kadar infazın durdurulması da açıkça talep edilmelidir.

15. İnfazın Durdurulması Talebi Reddedilirse Ne Yapılır?

İnfazın durdurulması talebinin reddedilmesi hâlinde başvurulabilecek kanun yolu, kararı veren merciye ve kararın hukuki niteliğine göre belirlenir.

5275 sayılı Kanun’un 98 ve 101. maddeleri kapsamında verilen kararlara karşı kanunda öngörülen itiraz yolu gündeme gelebilir.

Ancak bütün ret kararlarının aynı süre ve usule tabi olduğu düşünülmemelidir.

Özellikle yargılamanın yenilenmesi kapsamında verilen kararlar ile infaz hâkimliği tarafından verilen kararların kanun yolu rejimi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

İtiraz dilekçesinde ilk başvurunun tekrarlanmasıyla yetinilmemeli, ret kararındaki hukuki ve maddi değerlendirme hataları somut biçimde ortaya konulmalıdır.

16. İnfazın Durdurulması Kararı Verilirse Hükümlü Tahliye Edilir mi?

İnfazın durdurulması kararı, hükümlünün hukuki durumuna göre tahliye sonucunu doğurabilir.

Ancak her durdurma kararı otomatik olarak cezaevinden çıkış anlamına gelmez.

Hükümlünün başka bir kesinleşmiş mahkûmiyet nedeniyle cezaevinde tutulması gerekiyorsa bu cezanın infazı ayrıca değerlendirilir.

Örneğin üç ayrı mahkûmiyeti bulunan kişinin yalnızca bir mahkûmiyetine ilişkin infazın durdurulması kararı verilmişse, diğer cezaların infazı nedeniyle cezaevinde kalması gerekebilir.

Bu nedenle durdurma kararının hangi hükme ve hangi infaz işlemine ilişkin olduğu önemlidir.

17. Anayasa Mahkemesine Başvuru İnfazı Durdurur mu?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması, kesinleşmiş hapis cezasının infazını kendiliğinden durdurmaz.

Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla kullanılan anayasal bir başvuru yoludur.

Başvurunun yapılmış olması, ceza mahkemesi kararının hukuki sonuçlarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin İçtüzüğünde öngörülen şartlar çerçevesinde tedbir kararı verilmesi mümkündür. Ancak tedbir uygulaması istisnai niteliktedir ve özellikle yaşam ile maddi veya manevi bütünlüğe yönelik ciddi tehlikeler bakımından değerlendirilir.

Bu nedenle her bireysel başvurunun infazın durdurulmasını sağlayacağı yönünde bir beklenti oluşturulmamalıdır.

18. İnfazın Durdurulması ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark Nedir?

İnfazın durdurulması ve tahliye birbirine bağlı sonuçlar doğurabilmekle birlikte aynı hukuki işlem değildir.

İnfazın durdurulması, belirli bir mahkûmiyetin veya infaz işleminin yürütülmesinin geçici olarak durdurulmasıdır.

Tahliye ise kişinin ceza infaz kurumundan çıkarılması sonucunu ifade eder.

Bir infaz uyuşmazlığında durdurma kararı verilmesi, hükümlünün başka hukuki nedenle cezaevinde tutulmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığına göre tahliye sonucunu doğurabilir.

Bu nedenle infazın durdurulması talebinde bulunulurken, gerekiyorsa tahliyeye ilişkin talep de ayrıca değerlendirilmelidir.

19. İnfazın Durdurulması Başvurularında En Sık Yapılan Hatalar

Kesinleşmiş cezanın infazının durdurulmasına yönelik başvurularda en sık karşılaşılan sorun, farklı hukuki kurumların birbirine karıştırılmasıdır.

Özellikle infazın ertelenmesi, yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına bozma ve infaz hesabına itiraz farklı amaçlara hizmet eden hukuki yollardır.

Bir diğer hata, infazın durdurulması talebinin somut bir hukuki gerekçeye dayandırılmamasıdır.

Yalnızca mahkûmiyet kararının haksız olduğu veya hükümlünün ailevi ve ekonomik sıkıntılar yaşadığı belirtilerek 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamında durdurma kararı verilmesi beklenemez.

Başvurunun dayandığı kanun hükmü ile ileri sürülen hukuka aykırılık arasında doğrudan bağlantı bulunmalıdır.

Ayrıca infazın durdurulması isteminin asıl başvurudan bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

20. Sonuç: Kesinleşmiş Ceza Her Durumda İnfaz Edilmek Zorunda mıdır?

Kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin infazı hukuk devletinin gereğidir. Ancak infazın da kanuna uygun olması zorunludur.

Kesinleşmiş bir hapis cezasının bulunması, infaz sırasında ortaya çıkan hukuka aykırılıkların görmezden gelinebileceği anlamına gelmez.

5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi ve CMK’nın 312. maddesi, belirli şartlarla infazın ertelenmesine, geri bırakılmasına veya durdurulmasına imkân tanımaktadır.

Bu nedenle hükümlünün infaz durumunun yalnızca mahkûmiyet kararına bakılarak değerlendirilmesi yeterli değildir.

İnfaz hesabı, kesinleşme tarihleri, sonradan yürürlüğe giren kanunlar, varsa yargılamanın yenilenmesini gerektiren nedenler ve diğer hukuki koşullar birlikte incelenmelidir.

Özellikle infazın devamının kişinin özgürlüğü bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabileceği dosyalarda, başvurunun gecikmeden yapılması önem taşımaktadır.

Kesinleşmiş hapis cezasının infazının durdurulması her dosyada mümkün değildir. Ancak kanuni şartların gerçekleştiği durumlarda bu yol, hükümlünün haklarının korunması bakımından önemli bir hukuki güvencedir.


Sık Sorulan Sorular

Kesinleşmiş hapis cezası durdurulabilir mi?

Evet. Kanunda öngörülen şartların bulunması ve yetkili merci tarafından karar verilmesi hâlinde mümkündür.

İnfazın durdurulması için hangi mahkemeye başvurulur?

Başvurunun nedenine göre hükmü veren mahkeme veya infaz hâkimliği görevli olabilir.

İnfazın durdurulması dilekçesi vermek cezaevine girmeyi engeller mi?

Hayır. Dilekçe verilmesi infazı kendiliğinden durdurmaz.

Yargılamanın yenilenmesi talebiyle tahliye mümkün mü?

CMK 312 kapsamında infazın durdurulmasına karar verilmesi ve başka tutukluluk veya mahkûmiyet engeli bulunmaması hâlinde tahliye gündeme gelebilir.

Kanun yararına bozma başvurusu cezanın infazını durdurur mu?

Hayır. Başvuru yapılması tek başına infazı durdurmaz.

Yanlış müddetname nedeniyle infaz durdurulabilir mi?

İnfaz hesabındaki uyuşmazlığın niteliğine göre 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamında durdurma kararı verilmesi mümkündür.

Lehe kanun çıkarsa cezaevinden çıkılır mı?

Yeni düzenlemenin kapsamına ve hükümlünün hukuki durumuna bağlıdır. Her lehe düzenleme otomatik tahliye sonucu doğurmaz.


Av. Orçun Akbulut

Ceza hukuku, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları, olağanüstü kanun yolları ve infaz hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kesinleşmiş hapis cezasının infazının durdurulması, her dosyanın hukuki özellikleri ve uygulanacak mevzuat çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!