FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanan ve hakkında mahkûmiyet kararı verilen birçok kişinin dosyası hâlen Yargıtay’da temyiz incelemesini beklemektedir.
Bu süreçte sanıkların önemli bir kısmı, daha önce sunulan temyiz dilekçesinin yeterli olup olmadığını sorgulamaktadır.
Özellikle mahkûmiyet kararının üzerinden uzun zaman geçmiş, yeni Yargıtay kararları ortaya çıkmış veya önceki müdafinin bazı hukuki itirazları ileri sürmediği düşünülüyorsa aynı soru gündeme gelmektedir:
“Dosyam Yargıtay’da. Şimdi yeni bir avukatla ek temyiz dilekçesi verirsek kararın bozulmasını sağlayabilir miyiz?”
Bu soruya her dosya için geçerli tek bir cevap verilmesi mümkün değildir.
Yargıtay’a ek dilekçe sunulabilmesi ile bu dilekçede ileri sürülen yeni temyiz sebeplerinin inceleme kapsamına alınması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.
Özellikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 294, 298 ve 301. maddeleri ile 2024 yılında yürürlüğe giren kanun değişiklikleri, sonradan sunulan temyiz dilekçelerinin hukuki etkisinin belirlenmesinde önem taşımaktadır.
Bununla birlikte FETÖ davalarının önemli bir kısmında temyize konu kararlar 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilmiştir. Bu nedenle yalnızca güncel kanun metnine bakılarak değerlendirme yapılması hatalı sonuçlara yol açabilir.
FETÖ Dosyası Yargıtay’dayken Ek Temyiz Dilekçesi Verilebilir mi?
Yargıtay’da incelemesi devam eden bir dosyaya ek dilekçe veya yazılı hukuki açıklama sunulması mümkündür.
Ancak bu dilekçenin hangi hukuki sonuçları doğuracağı, dosyanın bulunduğu aşamaya ve temyiz başvurusunun içeriğine bağlıdır.
Ceza muhakemesinde temyiz, mahkûmiyet kararının bütün yönleriyle yeniden yargılanması anlamına gelmez.
Temyiz incelemesinin temel amacı, hükmün hukuka uygunluğunun denetlenmesidir.
CMK’nın 288. maddesine göre temyiz, hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılık oluşturur.
CMK’nın 294. maddesi ise temyiz eden kişinin hükmün neden bozulmasını istediğini göstermesini zorunlu kılmaktadır.
Dolayısıyla ek dilekçede yalnızca mahkûmiyet kararının yanlış olduğu, sanığın suçsuz olduğu veya beraat etmesi gerektiği şeklindeki genel ifadelerin kullanılması yeterli olmayabilir.
Hukuka aykırılığın hangi mahkeme işleminden veya hangi hukuki değerlendirmeden kaynaklandığının ortaya konulması gerekir.
Örneğin mahkûmiyet kararında savunmanın sonucunu etkileyebilecek bir delil talebi gerekçesiz reddedilmişse, bu durumun savunma hakkı ve gerekçeli karar yükümlülüğü bakımından değerlendirilmesi mümkündür.
Ancak söz konusu hususun mevcut temyiz incelemesinde ileri sürülüp sürülemeyeceği ayrıca incelenmelidir.
Ek Temyiz Dilekçesi ile Yeni Temyiz Sebebi Arasındaki Fark Nedir?
Bu ayrım, Yargıtay’daki FETÖ dosyaları bakımından son derece önemlidir.
Birinci ihtimalde, süresinde sunulan temyiz dilekçesinde zaten ileri sürülmüş bir hukuka aykırılık bulunmaktadır.
Örneğin önceki temyiz dilekçesinde mahkemenin savunma hakkını sınırlandırdığı belirtilmiştir.
Ancak hangi savunma talebinin reddedildiği veya bu ret kararının hükmün sonucunu nasıl etkilediği ayrıntılı biçimde açıklanmamıştır.
Bu durumda sonradan sunulan dilekçede, mevcut temyiz sebebinin hukuki dayanakları ve dosyadaki karşılığı açıklanabilir.
İkinci ihtimalde ise önceki temyiz dilekçesinde hiç yer almayan bağımsız bir hukuka aykırılık ilk defa ileri sürülmektedir.
Örneğin önceki dilekçede yalnızca delillerin değerlendirilmesine itiraz edilmişken, sonradan mahkemenin kanuna uygun oluşmadığı yönünde farklı bir iddia gündeme getirilmiş olabilir.
Bu ikinci ihtimalde, temyiz sebeplerinin bildirilmesine ilişkin süreler ve Yargıtay’ın inceleme sınırları önem kazanır.
Süresinde ileri sürülen bir temyiz sebebinin açıklanması ile süresi geçtikten sonra tamamen yeni bir temyiz sebebinin ileri sürülmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Bununla birlikte CMK 289’da düzenlenen hukuka kesin aykırılık hâlleri, bu değerlendirmede ayrıca ele alınmalıdır.
CMK 294’e Göre Temyiz Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?
5271 sayılı CMK’nın 294. maddesi, temyiz başvurusunun içeriğini düzenlemektedir.
Bu düzenlemeye göre temyiz eden kişi, hükmün neden bozulmasını istediğini başvurusunda göstermelidir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.
Dolayısıyla temyiz dilekçesi hazırlanırken mahkûmiyet kararına yönelik itirazların hukuki bir çerçeveye oturtulması gerekir.
FETÖ davalarında örneğin;
- Mahkûmiyet hükmünün yeterli gerekçe içermemesi,
- Savunmanın esaslı iddialarının değerlendirilmemesi,
- Hukuka aykırı delile dayanılması,
- Savunma hakkının hüküm için önemli hususlarda sınırlandırılması,
- Suçun unsurlarının yanlış değerlendirilmesi,
- Suç vasfının hatalı belirlenmesi,
- Kanuni usul hükümlerinin ihlal edilmesi
gibi hususlar, somut dosyanın özelliklerine göre temyiz sebebi oluşturabilecek hukuki meselelerdir.
Ancak bunların yalnızca başlık olarak dilekçeye yazılması yeterli olmayabilir.
İtiraz edilen hukuka aykırılığın dosyadaki hangi işlemle veya gerekçeyle bağlantılı olduğu açıklanmalıdır.
2024 Yılında CMK 295’in Kaldırılması FETÖ Dosyalarını Nasıl Etkiledi?
FETÖ davalarında ek temyiz dilekçesi hazırlanırken en fazla dikkat edilmesi gereken konulardan biri, 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerdir.
2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle CMK’nın 295. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Önceki düzenlemede, temyiz başvurusunda gerekçe gösterilmemişse belirli koşullarda sonradan temyiz gerekçesi sunulmasına ilişkin bir sistem bulunmaktaydı.
Yeni düzenlemede ise CMK 294 kapsamında temyiz sebeplerinin başvuruda gösterilmesi zorunluluğu devam etmektedir.
Ancak burada önemli bir geçiş hükmü bulunmaktadır.
CMK Geçici Madde 6 uyarınca, 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından, kanunda belirtilen eski usul hükümlerinin uygulanmasına devam edilmektedir.
Bu nedenle 2021, 2022 veya 2023 yılında verilmiş ve hâlen Yargıtay’da bulunan bir FETÖ dosyası ile 2025 yılında verilmiş bir kararın temyiz usulü aynı şekilde değerlendirilemez.
Örneğin 2023 yılında verilmiş bir bölge adliye mahkemesi kararının temyizinde, önceki CMK 295 hükmünün uygulanabilirliği incelenmelidir.
Buna karşılık 1 Haziran 2024 sonrasında verilen kararlarda yeni düzenleme esas alınacaktır.
Dosyanın bugün Yargıtay’da bulunması değil, temyize konu kararın tarihi ve uygulanacak geçiş hükümleri belirleyicidir.
Bu nedenle ek temyiz dilekçesi hazırlanmasından önce kararın tarihi, önceki temyiz başvuruları ve varsa ek gerekçe dilekçeleri birlikte değerlendirilmelidir.
FETÖ Dosyasında Eski CMK 295 Hükmü Hâlâ Uygulanabilir mi?
Evet. Kanunda öngörülen geçiş hükümleri kapsamında bazı dosyalarda uygulanabilir.
7499 sayılı Kanun ile CMK’ya eklenen Geçici Madde 6, yürürlükten kaldırılan 295. madde hükümlerinin 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanmaya devam edeceğini düzenlemektedir.
Ancak bu durum, eski tarihli bütün dosyalarda herhangi bir süre sınırı olmaksızın yeni temyiz gerekçesi sunulabileceği anlamına gelmez.
Eski düzenlemede de temyiz gerekçelerinin bildirilmesine ilişkin süre ve usul koşulları bulunmaktadır.
Dolayısıyla 2022 yılında verilen bir kararın bugün hâlen Yargıtay’da olması, sanığa 2026 yılında sınırsız biçimde yeni temyiz sebebi ileri sürme hakkı vermez.
Burada önceki temyiz başvurusunun ne zaman yapıldığı, gerekçe sunulup sunulmadığı ve ilgili sürelerin hangi tarihte sona erdiği araştırılmalıdır.
Yargıtay Süresinden Sonra Verilen Ek Temyiz Dilekçesini İnceler mi?
Bu sorunun cevabı, ek dilekçenin içeriğine göre değişir.
Dilekçe yalnızca süresinde ileri sürülen temyiz sebeplerinin hukuki açıklamasını içeriyorsa, bu açıklamaların değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Ancak süresi geçtikten sonra tamamen yeni bir temyiz sebebi ileri sürülmesi farklıdır.
CMK’nın 301. maddesi, Yargıtay’ın kural olarak temyiz başvurusunda belirtilen hususlar üzerinden inceleme yapmasını öngörmektedir.
Bu nedenle Yargıtay’a sunulan her yeni dilekçenin, inceleme kapsamını kendiliğinden genişlettiği söylenemez.
Öte yandan CMK’nın 289. maddesinde düzenlenen hukuka kesin aykırılık hâlleri bakımından özel bir düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle ek dilekçenin değerlendirilmesinde yalnızca CMK 301 değil, CMK 289’un da dikkate alınması gerekir.
CMK 289: Temyiz Dilekçesinde Yazılmamış Olsa Bile İncelenebilecek Hukuka Aykırılıklar
CMK’nın 289. maddesi, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenlemektedir.
Bu maddeye göre belirli hukuka aykırılıkların varlığı, temyiz dilekçesinde veya beyanında gösterilmemiş olsa bile hukuka kesin aykırılık olarak kabul edilir.
Bunlar arasında;
- Mahkemenin kanuna uygun şekilde oluşmaması,
- Hâkimlik yapması kanunen yasak olan hâkimin hükme katılması,
- Kanunda belirtilen hâkimin reddine ilişkin hukuka aykırılıklar,
- Mahkemenin kanuna aykırı biçimde kendisini görevli veya yetkili görmesi,
- Kanunen hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
- Duruşmanın açıklığı ilkesinin ihlal edilmesi,
- Hükmün CMK 230 anlamında gerekli gerekçeyi içermemesi,
- Hüküm için önemli konularda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılması,
- Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması
yer almaktadır.
FETÖ davalarında özellikle gerekçeli kararın yetersizliği, savunma hakkının sınırlandırılması ve hukuka aykırı delile dayanılması iddiaları bakımından CMK 289 önem taşıyabilir.
Ancak burada da dikkatli olunmalıdır.
Örneğin mahkemenin savunmanın bir delil talebini reddetmesi, tek başına CMK 289 kapsamında kesin hukuka aykırılık bulunduğunu göstermez.
Ret kararının niteliği, talep edilen delilin hüküm bakımından önemi ve savunma hakkının gerçekten sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı incelenmelidir.
Aynı şekilde gerekçeli kararın sanık tarafından yeterli görülmemesi, her durumda CMK 289/1-g kapsamında gerekçesizlik bulunduğu anlamına gelmez.
Hukuka kesin aykırılık iddiasının, kanunda öngörülen koşulları karşılaması gerekir.
FETÖ Davasında Önceki Avukatın Yazmadığı Hukuka Aykırılık Sonradan İleri Sürülebilir mi?
Bu durum özellikle müdafi değişikliği sonrasında gündeme gelmektedir.
Yeni avukatın dosyayı incelemesi sırasında önceki temyiz dilekçesinde bulunmayan hukuki sorunlar tespit edilebilir.
Ancak bu sorunların temyiz aşamasında ileri sürülüp sürülemeyeceği, önceki dilekçelerin içeriğine ve uygulanacak usul hükümlerine bağlıdır.
Örneğin önceki müdafi mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediğini ileri sürmüşse, yeni müdafi bu itirazı dosyadaki somut gerekçelerle ayrıntılandırabilir.
Buna karşılık temyiz dilekçesinde yalnızca cezanın miktarına ilişkin itirazlar bulunuyorsa, sonradan farklı bir hukuka aykırılık ileri sürülmesinin sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle CMK 289 kapsamında değerlendirilebilecek bir hukuka kesin aykırılık bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Yeni müdafinin hukuki incelemesinin amacı, önceki avukatın mutlaka hata yaptığını göstermek değil, dosyada mevcut usul aşamasında değerlendirilebilecek bir hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını belirlemektir.
FETÖ Dosyasında Yeni Yargıtay Kararı Ek Dilekçeyle Sunulabilir mi?
Yargıtay incelemesi devam ederken, dosyayla ilgili yeni bir içtihat ortaya çıkabilir.
Bu durumda yeni kararın dosyaya sunulması ve hukuki değerlendirmede dikkate alınmasının istenmesi mümkündür.
Ancak yeni bir Yargıtay kararının yayımlanması, tek başına mahkûmiyet kararının bozulmasını gerektirmez.
Öncelikle yeni içtihadın hangi hukuki meseleye ilişkin olduğu belirlenmelidir.
Ardından bu içtihadın somut dosyayla benzerliği, önceki temyiz sebepleriyle bağlantısı ve uygulanabilirliği incelenmelidir.
Örneğin yeni karar, hükmün gerekçelendirilmesine veya savunma hakkına ilişkin bir hukuki ilkeyi açıklıyor olabilir.
Bu durumda söz konusu ilkenin mahkûmiyet kararındaki somut sorunla bağlantısı kurulabilir.
Ancak farklı maddi vakıalara dayanan bir kararın yalnızca sanık lehine sonuç içermesi, başka bir dosyada aynı sonucun doğacağı anlamına gelmez.
AİHM Yalçınkaya Kararı Yargıtay’daki FETÖ Dosyasına Ek Dilekçeyle Sunulabilir mi?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye Büyük Daire kararı, FETÖ/PDY davalarında çeşitli hukuki tartışmalar bakımından önem taşımaktadır.
Özellikle suçta ve cezada kanunilik ilkesi, adil yargılanma hakkı ve mahkûmiyete esas alınan delillerin değerlendirilmesi yönünden bu kararın somut dosyaya etkisi incelenebilir.
Ancak Yalçınkaya kararına atıf yapılması, her FETÖ dosyasında otomatik bozma sonucu doğurmaz.
Kararın hangi hukuki ilkelerinin somut dosyayla bağlantılı olduğu ortaya konulmalıdır.
Örneğin mahkûmiyetin dayandığı delillerin niteliği, bu delillerin suçun unsurlarının ispatında nasıl kullanıldığı ve mahkemenin gerekçesi değerlendirilmelidir.
Ayrıca Yargıtay incelemesinde ileri sürülebilecek hukuki sebeplerin sınırları dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle yalnızca Yalçınkaya kararının metnini ekleyerek mahkûmiyet kararının bozulmasını istemek yerine, ilgili hukuki ilkelerin somut dosyaya nasıl uygulanması gerektiği açıklanmalıdır.
FETÖ Davasında ByLock, Ankesör veya Garson Verileri İçin Ek Dilekçe Verilebilir mi?
FETÖ/PDY yargılamalarında mahkûmiyet kararları farklı delillere dayanabilmektedir.
Bazı dosyalarda ByLock kullanımına ilişkin teknik veriler, bazı dosyalarda ankesörlü veya sabit hat aramaları, bazı dosyalarda ise dijital fişleme verileri ve tanık anlatımları önem taşımaktadır.
Bu delillerin her biri bakımından farklı hukuki sorunlar ortaya çıkabilir.
Örneğin dijital delilin sanıkla ilişkilendirilmesi, delilin elde edilme yöntemi, teknik incelemenin yeterliliği veya savunmanın delile erişim imkânı tartışmalı olabilir.
Ancak bu hususların temyiz aşamasında ek dilekçeyle ileri sürülmesi, önceki temyiz başvurusunun kapsamından bağımsız değerlendirilemez.
Özellikle delilin hukuka aykırı elde edildiği iddiası ile delilin ispat gücünün yetersiz olduğu iddiası aynı hukuki mesele değildir.
Bu nedenle yeni dilekçe hazırlanırken delilin türünden önce, ileri sürülmek istenen hukuka aykırılığın niteliği belirlenmelidir.
FETÖ Davasında Temyiz Dilekçesinde Hiçbir Gerekçe Gösterilmemişse Ne Olur?
Bu durum, ek temyiz dilekçesi bakımından en önemli risklerden biridir.
CMK’nın 298. maddesi uyarınca, temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi temyiz isteminin reddi sonucunu doğurabilir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28 Mayıs 2025 tarihli, 2024/400 Esas ve 2025/231 Karar sayılı kararında temyiz dilekçesinde gerekçe gösterilmesi yükümlülüğü ve temyiz incelemesinin kapsamı ele alınmıştır.
Bu nedenle yalnızca “kararı temyiz ediyorum” şeklinde bir başvuru yapılmışsa, hangi usul hükümlerinin uygulanacağı ve temyiz gerekçelerinin süresinde tamamlanıp tamamlanmadığı incelenmelidir.
Özellikle 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar bakımından eski CMK 295 hükmü ve geçiş düzenlemeleri dikkate alınmalıdır.
Yeni avukatın sonradan dosyaya katılması, gerekçe eksikliğini her durumda giderebilecek sınırsız bir imkân sağlamaz.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Tebliğnamesinden Sonra Ek Dilekçe Verilebilir mi?
Tebliğname düzenlenmiş olması, dosyanın ilgili ceza dairesince karara bağlandığı anlamına gelmez.
CMK’nın 297/3. maddesi, kanunda belirtilen koşullarda tebliğnameye yazılı cevap verilmesini düzenlemektedir.
Ancak tebliğnameye cevap ile ek temyiz gerekçesi sunulması aynı hukuki işlem değildir.
Tebliğnameye cevap dilekçesinde Başsavcılığın görüşü değerlendirilebilir ve mevcut temyiz sebeplerinin hukuki dayanakları açıklanabilir.
Buna karşılık tebliğnameye cevap süresinin bulunması, geçmişte sona ermiş temyiz gerekçesi bildirme sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Bu nedenle onama istemli tebliğname alan kişinin dosyasında, tebliğnameye cevap hakkı ile ek temyiz gerekçelerinin incelenebilirliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ek Temyiz Dilekçesi Yargıtay’ın Bozma Kararı Vermesini Sağlar mı?
Ek temyiz dilekçesinin sunulması, bozma kararı verileceği anlamına gelmez.
Yargıtay, temyiz incelemesini kanuni yetkileri ve dosyanın hukuki durumu çerçevesinde yapar.
Bununla birlikte somut hukuka aykırılıkları ortaya koyan bir dilekçe, dosyanın hukuki yönden değerlendirilmesine katkı sağlayabilir.
Örneğin önceki temyiz dilekçesinde ileri sürülen bir hukuka aykırılığın kapsamı yeterince açıklanmamışsa, yeni dilekçede bu hususun somutlaştırılması mümkün olabilir.
Ancak yalnızca daha uzun bir dilekçe hazırlanması veya çok sayıda Yargıtay kararına yer verilmesi, temyiz incelemesinin sonucunu değiştireceği anlamına gelmez.
Önemli olan, ileri sürülen hukuki gerekçelerin dosyayla bağlantısı ve temyiz incelemesinde değerlendirilebilir olmasıdır.
FETÖ Davasında Ek Temyiz Dilekçesi Hazırlanmadan Önce Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Ek temyiz dilekçesi hazırlanması düşünülüyorsa, yalnızca mahkûmiyet kararının incelenmesi yeterli olmayabilir.
Öncelikle dosyanın usul geçmişinin belirlenmesi gerekir.
Bu kapsamda;
- İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı,
- Bölge adliye mahkemesinin kararı,
- Kararların tarihleri ve tebliğ bilgileri,
- İlk temyiz başvuru dilekçesi,
- Varsa ek temyiz gerekçesi dilekçeleri,
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesi,
- Savunmanın ileri sürdüğü temel hukuki itirazlar,
- Hükme esas alınan deliller ve ilgili usul kararları
birlikte değerlendirilmelidir.
Bu belgeler incelendikten sonra dosyada ek hukuki açıklama yapılmasının mümkün ve gerekli olup olmadığı belirlenebilir.
Bazı dosyalarda mevcut temyiz gerekçelerinin yeterli olduğu sonucuna ulaşılabilir.
Bazı dosyalarda ise süresinde ileri sürülmüş bir hukuka aykırılığın daha ayrıntılı açıklanması gündeme gelebilir.
Başka dosyalarda, yeni ileri sürülmek istenen sebeplerin temyiz incelemesinin kapsamına girmediği tespit edilebilir.
Bu nedenle ek dilekçe hazırlanması, dosya incelenmeden otomatik olarak tercih edilmesi gereken bir işlem değildir.
Sıkça Sorulan Sorular
FETÖ dosyam Yargıtay’da, şimdi ek temyiz dilekçesi verebilir miyim?
Dosyaya yazılı hukuki açıklama sunulması mümkündür. Ancak dilekçedeki yeni temyiz sebeplerinin incelenebilirliği, kanuni süreler ve önceki temyiz başvurusunun kapsamına bağlıdır.
Temyiz süresi geçtikten sonra ek dilekçe verilirse Yargıtay inceler mi?
Süresinde ileri sürülen sebeplerin açıklanması ile tamamen yeni sebeplerin ileri sürülmesi farklıdır. Ayrıca CMK 289 kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleri dikkate alınmalıdır.
Önceki avukatım temyiz dilekçesinde önemli bir konuyu yazmamışsa ne yapabilirim?
Öncelikle eksikliğin niteliği, uygulanacak usul hükümleri ve mevcut aşamada giderilip giderilemeyeceği değerlendirilmelidir.
2022 yılında verilen FETÖ kararında 2026 yılında ek temyiz dilekçesi sunulabilir mi?
Dosyanın Yargıtay’da bulunması, tek başına yeni temyiz gerekçesi sunma süresi doğurmaz. 1 Haziran 2024 öncesi kararlar için eski CMK 295 hükmü ve geçiş hükümleri incelenmelidir.
CMK 295 kaldırıldıysa eski FETÖ dosyalarında uygulanabilir mi?
Evet. CMK Geçici Madde 6 kapsamında 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar bakımından eski düzenlemenin uygulanması mümkündür.
CMK 289 kapsamında hukuka kesin aykırılık varsa ne olur?
Kanunda sayılan hâllerin varlığı, temyiz dilekçesinde gösterilmemiş olsa bile hukuka kesin aykırılık olarak kabul edilir. Ancak somut olayın gerçekten bu hâllerden birine girip girmediği değerlendirilmelidir.
Yalçınkaya kararı ek temyiz dilekçesine eklenebilir mi?
İlgili AİHM kararının somut dosyayla bağlantısı açıklanarak hukuki değerlendirmede dikkate alınması istenebilir. Ancak kararın sunulması otomatik bozma sonucu doğurmaz.
Yargıtay’da onama tebliğnamesi geldikten sonra ek dilekçe sunulabilir mi?
Tebliğnameye cevap hakkı ile ek temyiz sebebi ileri sürülmesi birbirinden ayrılmalıdır. Tebliğnameye cevap süresi, geçmiş temyiz sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Yeni avukat ek temyiz dilekçesi hazırlayabilir mi?
Yeni müdafi dosyayı inceleyerek usulen mümkün olan hukuki açıklamaları hazırlayabilir. Ancak müdafi değişikliği kanuni süreleri yeniden başlatmaz.
Ek temyiz dilekçesi verilirse Yargıtay dosyası daha hızlı sonuçlanır mı?
Ek dilekçe sunulması, Yargıtay’ın dosyayı belirli bir sürede sonuçlandırmasını garanti etmez.
Sonuç: Yargıtay’daki FETÖ Dosyasında Ek Dilekçe Verilmeden Önce Hukuki İnceleme Yapılmalıdır
FETÖ/PDY davalarında dosyanın Yargıtay’da bulunması, ek hukuki açıklama sunulmasını tek başına engellemez.
Ancak ek temyiz dilekçesinin hukuki etkisi, önceki temyiz başvurusunun içeriğine ve uygulanacak usul hükümlerine bağlıdır.
Özellikle CMK 294 ve 301 kapsamında temyiz sebeplerinin sınırları, CMK 289 kapsamında hukuka kesin aykırılık hâlleri ve 2024 değişikliklerine ilişkin geçiş hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar bakımından eski CMK 295 hükmünün uygulanabilirliği ayrıca önem taşımaktadır.
Bu nedenle Yargıtay’daki bir FETÖ dosyasında ek temyiz dilekçesi hazırlanmasından önce, önceki temyiz gerekçelerinin ve dosyanın hukuki durumunun incelenmesi gerekir.
Ek dilekçenin hukuki değeri, kaç sayfa olduğundan değil, hangi hukuka aykırılığı hangi usul çerçevesinde ortaya koyduğundan kaynaklanır.
Av. Orçun Akbulut
FETÖ/PDY davalarında Yargıtay aşamasındaki dosyaların hukuki incelenmesi, önceki temyiz gerekçelerinin değerlendirilmesi ve ek dilekçe sunulmasının usulen mümkün olup olmadığının belirlenmesi konusunda hukuki danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.
Dosyanın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılabilmesi için randevu alınabilir.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyanın hukuki durumu, uygulanacak kanun hükümleri ve yargılama geçmişi birlikte değerlendirilmelidir.