Yargıtay’da Bekleyen FETÖ Dosyasında Yeni Yargıtay veya AİHM Kararı Sunulabilir mi? (2026)

FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm edilen ve dosyası Yargıtay’da bulunan kişilerin önemli bir kısmı, temyiz incelemesinin sonuçlanmasını beklerken yeni yargı kararlarından haberdar olmaktadır.

Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, ByLock deliline ilişkin değerlendirmeler ve Yargıtay’ın örgüt üyeliği suçunun unsurlarına yönelik içtihatları, devam eden temyiz dosyaları bakımından önemli tartışmalar doğurmuştur.

Bu süreçte sanıklar ve yakınları sıklıkla şu soruyu sormaktadır:

“Dosyam yıllardır Yargıtay’da bekliyor. Sonradan çıkan lehime Yargıtay veya AİHM kararlarını dosyama sunabilir miyim?”

Evet. Temyiz incelemesi devam ederken yeni bir yargı kararının hukuki değerlendirmeye sunulması mümkündür.

Ancak burada iki ayrı mesele bulunmaktadır.

Birincisi, yeni içtihadın Yargıtay dosyasına bildirilmesidir.

İkincisi ise bu içtihadın mevcut temyiz incelemesinin sınırları içerisinde dikkate alınıp alınamayacağıdır.

Yeni bir mahkeme kararını dosyaya sunmak, temyiz gerekçesi bildirme sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Bu nedenle etkili bir hukuki başvuru için yalnızca yeni kararı dilekçeye eklemek değil, kararın somut mahkûmiyet hükmüyle bağlantısını ortaya koymak gerekir.

FETÖ Dosyası Yargıtay’dayken Yeni İçtihat Sunulabilir mi?

Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi henüz karar vermemişse, dosyayla ilgili yeni bir Yargıtay, Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının hukuki açıklama kapsamında sunulması değerlendirilebilir.

Bununla birlikte bu işlem, yeni bir temyiz başvurusu yapılması anlamına gelmez.

Temyiz başvurusunun hangi hukuki sebeplere dayandığı, CMK 294 ve 301 hükümleri çerçevesinde önem taşımaktadır.

Özellikle önceki temyiz dilekçesinde ileri sürülmüş bir hukuki itirazı destekleyen yeni içtihat ile daha önce hiç ileri sürülmemiş bağımsız bir hukuka aykırılığın ilk kez bildirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin önceki temyiz dilekçesinde suçun kanuni unsurlarının yanlış değerlendirildiği ileri sürülmüş olabilir.

Sonradan yayımlanan bir Yargıtay veya AİHM kararının bu konuyla doğrudan bağlantılı hukuki ilkeler içermesi hâlinde, söz konusu karar mevcut itirazın açıklanmasında kullanılabilir.

Buna karşılık önceki dilekçede bulunmayan tamamen farklı bir temyiz sebebinin yeni içtihat gerekçe gösterilerek ileri sürülmesi, usul bakımından ayrı bir inceleme gerektirir.

Yeni Yargıtay Kararı Eski Tarihli FETÖ Dosyasını Etkileyebilir mi?

Yargıtay kararları, hukuk kurallarının nasıl yorumlandığı ve uygulandığı bakımından önem taşır.

Özellikle aynı suç tipine ilişkin hukuki değerlendirmelerin zaman içerisinde değişmesi veya belirli bir konuda yeni bir içtihadın ortaya çıkması, temyiz incelemesi devam eden dosyalarda dikkate alınabilir.

Ancak her yeni Yargıtay kararı, daha önce verilmiş bütün mahkûmiyet kararlarını geçersiz hâle getirmez.

Öncelikle yeni kararın hangi hukuki sorunu çözdüğü belirlenmelidir.

Ardından bu sorunun temyiz incelemesi devam eden dosyada da bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Örneğin yeni bir Yargıtay kararında belirli bir delil türünün mahkûmiyet gerekçesinde nasıl değerlendirilmesi gerektiği açıklanmış olabilir.

Bu durumda ilgili kararın somut dosyada uygulanabilirliği, delilin niteliğine ve mahkemenin gerekçesine göre değerlendirilir.

Yalnızca aynı suçtan yargılanmış iki kişi hakkında farklı kararlar bulunması, hukuki ve maddi koşullar karşılaştırılmadan emsal kararın uygulanmasını gerektirmez.

Yargıtay Karar Vermeden Önce AİHM Kararı Dosyaya Sunulabilir mi?

Evet. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının ortaya koyduğu hukuki ilkeler, devam eden temyiz incelemesinde ilgili oldukları ölçüde ileri sürülebilir.

Anayasa’nın 90. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin iç hukuk bakımından konumu, temel haklara ilişkin değerlendirmelerde önem taşımaktadır.

Bununla birlikte AİHM kararının hukuki etkisi, kararın hangi başvurucu hakkında verildiğine ve somut dosyayla bağlantısına göre değerlendirilmelidir.

Başka bir kişi hakkında verilmiş AİHM kararı, her sanık için doğrudan beraat veya bozma kararı verilmesini gerektirmez.

Ancak kararın ortaya koyduğu genel hukuki ilkeler, benzer hukuki sorunların bulunduğu dosyalarda önem taşıyabilir.

Özellikle suçta ve cezada kanunilik ilkesi, adil yargılanma hakkı, savunmanın delillere erişimi ve gerekçeli karar hakkı bakımından yeni AİHM kararları incelenebilir.

Yüksel Yalçınkaya Kararı Yargıtay’da Bekleyen FETÖ Dosyasına Sunulabilir mi?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 26 Eylül 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında önemli ihlal tespitlerinde bulunmuştur.

Başvuru numarası 15669/20 olan kararda AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi kapsamında suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Ayrıca Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrası kapsamında adil yargılanma hakkının ve 11. maddesi kapsamında toplantı ve dernek kurma özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.

Kararın özellikle ByLock kullanımına dayanan mahkûmiyetlerde suçun kanuni unsurlarının bireyselleştirilmesi ve savunmanın dijital delilleri etkili biçimde tartışabilmesi bakımından önemli değerlendirmeler içerdiği görülmektedir.

AİHM, ByLock kullanımına yönelik kategorik yaklaşımın sanığın kişisel cezai sorumluluğunun belirlenmesinde yarattığı sorunları değerlendirmiştir.

Ayrıca savunmanın ByLock deliline erişimi ve bu delile etkili biçimde itiraz edebilme imkânı üzerinde durmuştur.

Bu nedenle Yalçınkaya kararının hukuki ilkeleri, somut dosyada benzer sorunlar bulunduğu ölçüde Yargıtay incelemesinde ileri sürülebilir.

Ancak Yalçınkaya kararının bulunması, ByLock delili içeren bütün FETÖ dosyalarının otomatik olarak bozulacağı anlamına gelmez.

Her dosyada mahkûmiyetin hangi delillere dayandığı, suçun unsurlarının nasıl değerlendirildiği ve savunmanın hangi usuli güvencelerden yararlanabildiği ayrıca incelenmelidir.

Yalçınkaya Kararı Sadece ByLock Dosyaları İçin mi Önemlidir?

Yalçınkaya kararının merkezinde ByLock kullanımına dayanan mahkûmiyet ve bu delile ilişkin usuli sorunlar bulunmaktadır.

Ancak kararın suçta ve cezada kanunilik ilkesi, kişisel cezai sorumluluk ve adil yargılanma hakkına ilişkin değerlendirmeleri daha geniş hukuki ilkeler içermektedir.

Bu nedenle ByLock delili bulunmayan bir dosyada da kararın belirli hukuki ilkelerinin tartışılması mümkün olabilir.

Ancak böyle bir başvuruda, kararın somut dosyayla hangi yönden bağlantılı olduğu açıkça ortaya konulmalıdır.

Örneğin yalnızca ankesörlü telefon aramalarına dayanan bir dosyada Yalçınkaya kararının bütün tespitlerinin doğrudan uygulanacağı ileri sürülemez.

Bunun yerine suçun kanuni unsurlarının bireyselleştirilmesi veya savunma güvenceleri bakımından gerçekten benzer bir hukuki sorun bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Yeni AİHM Kararı Temyiz Dilekçesinde Bulunmayan Bir İtirazı Sonradan İleri Sürmeyi Sağlar mı?

Yeni bir AİHM kararının ortaya çıkması, daha önce sona ermiş temyiz gerekçesi bildirme sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz.

CMK 294 uyarınca temyiz eden, hükmün neden bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.

CMK 301 ise Yargıtay’ın incelemesinin sınırlarını düzenlemektedir.

Bu nedenle önceki temyiz dilekçesinde mevcut olan bir hukuki itirazın yeni AİHM kararıyla desteklenmesi ile yeni ve bağımsız bir temyiz sebebinin ilk kez ileri sürülmesi aynı değildir.

Örneğin önceki temyiz dilekçesinde suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmüşse, Yalçınkaya kararındaki ilgili değerlendirmeler bu itirazın hukuki dayanakları arasında gösterilebilir.

Ancak önceki temyiz dilekçesinde hiç yer almayan farklı bir usul ihlalinin yeni karar gerekçe gösterilerek ileri sürülmesi, temyiz incelemesinin sınırları bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

CMK 289 kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleri ise bu konuda özel önem taşımaktadır.

CMK 289 Kapsamındaki Hukuka Kesin Aykırılıklar Yeni İçtihatla Ortaya Konulabilir mi?

CMK 289, temyiz dilekçesinde belirtilmemiş olsa bile hukuka kesin aykırılık olarak kabul edilen hâlleri düzenlemektedir.

Bu nedenle yeni bir Yargıtay veya AİHM kararının, somut dosyada CMK 289 kapsamında bulunabilecek bir hukuka aykırılığın açıklanmasında kullanılması gündeme gelebilir.

Özellikle hükmün gerekli gerekçeyi içermemesi, hüküm için önemli hususlarda savunma hakkının sınırlandırılması veya hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanılması iddiaları önem taşıyabilir.

Ancak yeni bir içtihatta savunma hakkına ilişkin değerlendirme bulunması, somut dosyada mutlaka CMK 289/1-h kapsamında hukuka kesin aykırılık bulunduğu anlamına gelmez.

Ayrıca CMK 289’un uygulanması, temyiz isteminin usulen incelenebilir olması ve CMK 298’e ilişkin hükümlerle birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yeni içtihadın yalnızca dilekçeye eklenmesi yeterli değildir.

Hangi hukuka kesin aykırılık hâlinin bulunduğu ve bu durumun dosyadaki hangi işlemden kaynaklandığı açıklanmalıdır.

ByLock Deliline İlişkin Yeni Yargıtay Kararı Dosyaya Nasıl Sunulmalıdır?

ByLock delilinin bulunduğu dosyalarda yeni bir Yargıtay kararına dayanılacaksa öncelikle iki dosyanın hukuki ve maddi özellikleri karşılaştırılmalıdır.

Örneğin emsal gösterilen kararda delilin sanıkla ilişkilendirilmesine yönelik teknik bir sorun bulunabilir.

Başka bir kararda ise savunmanın belirli dijital verilere erişememesi önem taşımış olabilir.

Bu iki hukuki sorun aynı değildir.

Dolayısıyla yeni içtihadın hangi meseleye ilişkin olduğu belirlenmeden yalnızca kararın lehe olduğu ileri sürülmemelidir.

Başvuru dilekçesinde mahkûmiyet kararının ilgili bölümü, önceki temyiz gerekçesi ve yeni içtihattaki hukuki ilke birlikte değerlendirilmelidir.

Ankesörlü Telefon Aramalarıyla İlgili Yeni Yargıtay Kararı Sunulabilir mi?

Ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramaların delil olarak kullanıldığı FETÖ/PDY dosyalarında yeni Yargıtay kararları önem taşıyabilir.

Ancak arama kayıtlarının bulunduğu her dosya aynı özelliklere sahip değildir.

Aramaların niteliği, sanıkla ilişkilendirilmesi, diğer delillerle bağlantısı ve mahkûmiyet gerekçesi farklılık gösterebilir.

Bu nedenle yeni bir Yargıtay kararının somut dosyada uygulanabilirliği, yalnızca suç tipinin aynı olmasına dayanılarak belirlenemez.

Özellikle önceki temyiz dilekçesinde arama kayıtlarının hukuki değerlendirilmesine ilişkin itirazlar bulunuyorsa, yeni içtihadın bu itirazlarla bağlantısı kurulabilir.

Ancak emsal kararın ortaya çıkması, bütün ankesörlü arama dosyalarında otomatik bozma sonucu doğurmaz.

Garson Verileri ve Dijital Fişleme Kayıtlarına İlişkin Yeni Kararlar Kullanılabilir mi?

Bazı FETÖ/PDY davalarında dijital fişleme kayıtları ve örgütsel kodlamalara ilişkin veriler mahkûmiyet gerekçesinde kullanılmaktadır.

Bu tür delillerin hukuki değerlendirmesine ilişkin yeni kararlar, somut dosyayla bağlantılı oldukları ölçüde önem taşıyabilir.

Ancak yeni kararın hangi hukuki soruna ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Örneğin bir kararda delilin hukuka uygun elde edilmesi tartışılmış olabilir.

Başka bir kararda ise delilin sanıkla ilişkilendirilmesi veya mahkûmiyet için yeterli görülüp görülemeyeceği değerlendirilmiş olabilir.

Bu nedenle dijital delile ilişkin bütün sorunların aynı hukuki başlık altında değerlendirilmesi doğru değildir.

Yeni Yargıtay Kararı ile AİHM Kararı Arasında Nasıl Bir Fark Vardır?

Yargıtay kararları, iç hukuktaki kanun hükümlerinin yorumlanması ve uygulanması bakımından önemlidir.

AİHM kararları ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınan hakların ihlal edilip edilmediğini değerlendirir.

Bu nedenle iki karar türünün hukuki işlevi aynı değildir.

Özellikle başka bir kişi hakkında verilmiş AİHM ihlal kararının bağlayıcılığı ile bu kararın ortaya koyduğu genel ilkelerin başka davalarda dikkate alınması birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay kararları bakımından da emsal kararın hukuki gerekçesi ve somut olayla benzerliği önem taşımaktadır.

Bu nedenle yeni içtihat dilekçesinde yalnızca kararın tarihine ve numarasına yer verilmesi yeterli değildir.

Kararın hangi hukuki ilkeyi ortaya koyduğu ve mevcut mahkûmiyet kararının bu ilkeyle neden bağdaşmadığı açıklanmalıdır.

Yeni İçtihat Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına mı, Ceza Dairesine mi Sunulmalıdır?

Başvurunun yöneltileceği makam, dosyanın bulunduğu aşamaya göre belirlenmelidir.

Dosya henüz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunuyorsa, yapılacak hukuki açıklamanın niteliği buna göre değerlendirilir.

Dosya ilgili ceza dairesine gönderilmiş ve temyiz incelemesi devam ediyorsa, dilekçenin dosyayla ilişkilendirilerek ilgili inceleme merciine ulaştırılması önemlidir.

Bu nedenle başvuru hazırlanırken öncelikle UYAP kayıtları ve dosyanın güncel aşaması kontrol edilmelidir.

Ancak dilekçenin hangi makama sunulduğu kadar, hangi usul işlemine dayandığı da önem taşır.

Örneğin tebliğnameye cevap dilekçesi ile mevcut temyiz gerekçelerini destekleyen hukuki açıklama aynı usul işlemi değildir.

Onama Tebliğnamesi Geldikten Sonra Yeni AİHM Kararı Sunulabilir mi?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onama istemli tebliğname düzenlenmişse, uygulanacak usul hükümleri çerçevesinde yazılı cevap verilmesi mümkündür.

CMK 297/3’te güncel cevap süresi iki hafta olarak düzenlenmiştir.

Ancak 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar bakımından geçiş hükümleri nedeniyle eski süre düzenlemesi uygulanabilir.

Tebliğnameye cevap hazırlanırken yeni bir AİHM veya Yargıtay kararının hukuki ilkelerine dayanılması değerlendirilebilir.

Ancak tebliğnameye cevap hakkı, temyiz gerekçesi bildirme süresinin kendiliğinden yeniden başlaması anlamına gelmez.

Bu nedenle yeni içtihadın önceki temyiz sebepleriyle bağlantısı kurulmalıdır.

2024 Temyiz Değişikliği Eski FETÖ Dosyalarında Yeni İçtihat Sunulmasını Etkiler mi?

7499 sayılı Kanun ile temyiz usulüne ilişkin önemli değişiklikler yapılmış ve CMK 295 yürürlükten kaldırılmıştır.

Ancak CMK Geçici Madde 6 kapsamında, 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar bakımından eski usul hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi öngörülmüştür.

Bu nedenle 2022 yılında verilmiş bir mahkûmiyet kararının temyiz incelemesi ile 2025 yılında verilmiş bir kararın temyiz incelemesi farklı usul hükümlerine tabi olabilir.

Özellikle temyiz gerekçelerinin hangi süre içerisinde sunulabileceği belirlenirken karar tarihi önem taşımaktadır.

Bununla birlikte eski CMK 295 hükmünün uygulanabilir olması, yıllar sonra sınırsız biçimde yeni temyiz sebepleri ileri sürülebileceği anlamına gelmez.

Bu nedenle yeni içtihat sunulmadan önce dosyanın hangi temyiz rejimine tabi olduğu belirlenmelidir.

Yeni İçtihat Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalıdır?

Yargıtay’a sunulacak hukuki açıklamada öncelikle yeni kararın hangi hukuki soruna ilişkin olduğu belirlenmelidir.

Ardından mahkûmiyet kararındaki ilgili gerekçe ile önceki temyiz dilekçesinde ileri sürülen hukuki sebep karşılaştırılmalıdır.

Dilekçede yeni içtihadın tarih ve esas-karar bilgileri doğru biçimde gösterilmelidir.

AİHM kararlarında başvuru numarası ve ilgili paragraf numaraları belirtilmelidir.

Özellikle kararın hangi bölümünün somut dosyayla bağlantılı olduğu açıklanmalıdır.

Örneğin Yalçınkaya kararına dayanılıyorsa yalnızca kararın adının yazılması yerine, mahkûmiyetin suçun unsurları bakımından nasıl gerekçelendirildiği ve savunmanın hangi usuli güvencelerden yararlanamadığı ortaya konulmalıdır.

Böylece yeni içtihat, genel bir emsal karar listesi olmaktan çıkarılarak somut temyiz gerekçesiyle ilişkilendirilebilir.

Yeni İçtihat Sunulması Yargıtay’ın Karar Vermesini Geciktirir mi?

Yeni bir dilekçe sunulması, Yargıtay’ın inceleme takvimini otomatik olarak değiştirmez.

Ayrıca dilekçenin sunulmuş olması, ilgili ceza dairesinin yeni içtihadı mutlaka belirli bir biçimde değerlendireceği veya bozma kararı vereceği anlamına gelmez.

Temyiz incelemesinin kapsamı ve dosyanın usuli durumu belirleyicidir.

Bu nedenle başvurunun amacı, kararın geciktirilmesi değil, somut hukuki sorunun Yargıtay’ın dikkatine sunulması olmalıdır.

Yargıtay Karar Verdikten Sonra Yeni İçtihat Ortaya Çıkarsa Ne Yapılabilir?

Yargıtay tarafından onama kararı verilmişse olağan temyiz incelemesi tamamlanmış olur.

Bu durumda yeni bir içtihadın ortaya çıkması, kendiliğinden yeni bir temyiz hakkı doğurmaz.

Ancak kararın niteliğine ve somut dosyadaki hukuki soruna göre olağanüstü kanun yollarının koşulları değerlendirilebilir.

Özellikle CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru farklı hukuki koşullara tabidir.

Başka bir kişi hakkında verilen yeni bir AİHM kararı da tek başına bütün kesinleşmiş mahkûmiyetler için otomatik yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturmaz.

Bu nedenle Yargıtay kararından sonra ortaya çıkan içtihatların etkisi, dosyanın kesinleşme durumu ve uygulanabilecek başvuru yolları üzerinden değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

FETÖ dosyam Yargıtay’da, yeni Yargıtay kararı sunabilir miyim?

Evet. Yeni kararın somut dosyayla bağlantılı hukuki ilkeleri açıklanabilir. Ancak temyiz incelemesinin sınırları dikkate alınmalıdır.

Yalçınkaya kararı Yargıtay’da bekleyen FETÖ dosyasına sunulabilir mi?

Evet. Kararın hukuki ilkeleri, somut dosyada ilgili oldukları ölçüde ileri sürülebilir.

Yalçınkaya kararı sunulursa Yargıtay bozma kararı verir mi?

Kararın sunulması otomatik bozma sonucu doğurmaz. Dosyanın delilleri, mahkûmiyet gerekçesi ve temyiz incelemesinin kapsamı önemlidir.

ByLock delili bulunan bütün FETÖ dosyalarında Yalçınkaya kararı uygulanır mı?

Karardaki hukuki ilkeler ilgili oldukları ölçüde dikkate alınabilir. Ancak her dosyanın maddi ve hukuki özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Ankesörlü telefon aramalarıyla ilgili yeni Yargıtay kararı sunulabilir mi?

Evet. Ancak emsal kararın somut dosyayla hukuki ve maddi yönden bağlantısı kurulmalıdır.

Önceki avukatım yeni AİHM kararını dosyaya sunmamışsa ne olur?

Öncelikle kararın dosyayla ilgisi, önceki temyiz sebepleri ve mevcut usul aşaması incelenmelidir. Her içtihadın sunulmaması otomatik olarak hukuki hata anlamına gelmez.

Yeni AİHM kararı temyiz süresini yeniden başlatır mı?

Hayır. Yeni içtihadın ortaya çıkması, temyiz gerekçesi bildirme sürelerini kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Yargıtay onama tebliğnamesi geldikten sonra yeni karar sunulabilir mi?

Uygulanacak usul hükümleri çerçevesinde tebliğnameye cevap veya hukuki açıklama kapsamında değerlendirme yapılabilir.

Yargıtay karar verdikten sonra yeni AİHM kararı çıkarsa ne yapılabilir?

Somut dosyada olağanüstü kanun yollarının ve bireysel başvuru imkânlarının koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Yeni içtihat sunmak için avukat değiştirilebilir mi?

Evet. Ancak avukat değişikliği kanuni süreleri kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Sonuç: Yeni İçtihadın Değeri Somut Dosyayla Kurulan Hukuki Bağlantıya Bağlıdır

FETÖ/PDY davalarında Yargıtay incelemesi devam ederken yeni Yargıtay, Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hukuki değerlendirmeye sunulması mümkündür.

Ancak yeni içtihadın ortaya çıkması, geçmişte sona ermiş temyiz sürelerini yeniden başlatmaz.

Özellikle CMK 294 ve 301 hükümleri, temyiz incelemesinin sınırları bakımından önem taşımaktadır.

CMK 289 kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleri ise ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yeni bir mahkeme kararına dayanılmadan önce, kararın hangi hukuki soruna ilişkin olduğu ve bu sorunun somut mahkûmiyet hükmünde bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Yargıtay’a yeni bir karar sunmanın amacı, emsal karar sayısını artırmak değil, mahkûmiyet hükmündeki somut hukuka aykırılığı hukuki dayanaklarıyla ortaya koymaktır.

Av. Orçun Akbulut

FETÖ/PDY davalarında Yargıtay incelemesi devam eden dosyaların yeni Yargıtay ve AİHM kararları ışığında değerlendirilmesi, önceki temyiz gerekçelerinin incelenmesi ve hukuki açıklama dilekçelerinin hazırlanması konusunda danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

Dosyanın hukuki durumunun değerlendirilmesi için randevu alınabilir.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın hukuki durumu, karar tarihi, uygulanacak usul hükümleri ve yargılama geçmişine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!