Yargıtay FETÖ Cezamı Onadı Ama Savunmalarımı İncelemedi: CMK 308 ve AYM Başvurusu (2026)

FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm edilen birçok kişi, Yargıtay’ın onama kararını öğrendiğinde kararın gerekçesini incelemeye başlamaktadır.

Bazı dosyalarda Yargıtay, mahkûmiyet hükmünün hukuka uygun olduğunu belirterek onama kararı vermektedir. Ancak sanık ve müdafii, temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri önemli hukuki itirazların kararda açıkça değerlendirilmediğini düşünmektedir.

Özellikle ByLock verilerinin sanıkla ilişkilendirilmesi, ankesörlü telefon aramalarının değerlendirilmesi, savunma tanıklarının dinlenmemesi, hukuka aykırı delil iddiaları veya örgüt üyeliği suçunun kanuni unsurları hakkındaki itirazlar cevapsız kalmış olabilir.

Böyle bir durumda şu soru gündeme gelmektedir:

“Yargıtay FETÖ cezamı onadı ancak temyiz dilekçemdeki önemli hukuki itirazlara cevap vermedi. Bu karara karşı hangi hukuki yola başvurabilirim?”

Yargıtay’ın her temyiz iddiasını uzun uzun tartışma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak yargılamanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı hukuki iddiaların değerlendirilmemesi, somut olayın özelliklerine göre gerekçeli karar hakkı bakımından sorun oluşturabilir.

Bu durumda özellikle CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kullanılması talebi ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânları değerlendirilmelidir.

Ancak her kısa onama kararı hukuka aykırı değildir. Her cevapsız bırakıldığı düşünülen itiraz da kendiliğinden bozma nedeni oluşturmaz.

Yargıtay Onama Kararında Bütün Temyiz İtirazlarını Cevaplamak Zorunda mı?

Hayır. Yargıtay’ın temyiz dilekçesindeki her cümleye veya her ayrıntıya ayrı cevap verme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Temyiz incelemesi, ceza muhakemesinde hukuka uygunluk denetimi niteliğindedir.

CMK 288’e göre temyiz, hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.

CMK 294, temyiz sebeplerinin gösterilmesini; CMK 301 ise temyiz incelemesinin sınırlarını düzenlemektedir.

Bu nedenle Yargıtay’ın gerekçelendirme yükümlülüğü değerlendirilirken, önceki derece mahkemelerinin kararları ve temyiz başvurusunda ileri sürülen hukuki sebepler birlikte ele alınmalıdır.

Örneğin temyiz dilekçesinde mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğu genel olarak belirtilmişse, Yargıtay’ın her delili yeniden tartışması beklenemez.

Buna karşılık somut ve davanın sonucunu etkileyebilecek bir hukuki itiraz ileri sürülmüşse, bu itirazın yargılama bütününde yeterli biçimde karşılanıp karşılanmadığı incelenmelidir.

Esaslı Temyiz İtirazı Ne Demektir?

Esaslı itiraz, yalnızca sanığın karara katılmadığını gösteren bir beyan değildir.

Mahkûmiyet hükmünün hukuki sonucunu etkileyebilecek, somut gerekçelere dayanan bir iddiadır.

Örneğin savunmanın belirleyici bir delile erişemediği, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayandığı veya suçun kanuni unsurlarının yanlış uygulandığı ileri sürülmüş olabilir.

Ancak bu iddiaların esaslı olup olmadığı, yalnızca başlıklarından anlaşılamaz.

İtirazın dosyadaki hangi işlem veya delille ilgili olduğu, önceki mahkemelerce nasıl değerlendirildiği ve hükmün sonucunu neden etkileyebileceği araştırılmalıdır.

Bu nedenle bağımsız hukuki incelemede yalnızca temyiz dilekçesi değil, gerekçeli mahkûmiyet kararı ve istinaf kararı da değerlendirilmelidir.

Yargıtay’ın Kısa Gerekçeyle Onama Kararı Vermesi Hukuka Aykırı mı?

Yargıtay’ın kısa gerekçeli onama kararı vermesi, tek başına adil yargılanma hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez.

Üst derece mahkemeleri, belirli koşullarda alt derece mahkemesinin gerekçesini benimseyerek karar verebilir.

Bu nedenle yalnızca onama kararının birkaç paragraftan oluşması üzerinden ihlal sonucuna ulaşılması doğru değildir.

Önemli olan, yargılamanın bütününde sanığın esaslı hukuki iddialarına yeterli cevap verilip verilmediğidir.

Örneğin ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi savunmanın önemli bir itirazını ayrıntılı biçimde değerlendirmiş olabilir.

Böyle bir durumda Yargıtay’ın aynı konuyu yeniden uzun biçimde tartışmaması, kendiliğinden gerekçeli karar hakkının ihlali anlamına gelmez.

Ancak alt derece mahkemelerinde de karşılanmamış ve temyizde açıkça ileri sürülmüş belirleyici bir hukuki sorun bulunuyorsa, değerlendirme farklılaşabilir.

FETÖ Davasında Gerekçeli Karar Hakkı Neden Önemlidir?

Anayasa’nın 36. maddesi adil yargılanma hakkını, 141. maddesi ise mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması ilkesini güvence altına almaktadır.

Gerekçeli karar hakkı, kişinin hangi hukuki nedenlerle mahkûm edildiğini anlayabilmesini ve kararın hukuki denetimini mümkün kılmayı amaçlar.

Ancak bu hak, mahkemelerin her iddiaya ayrı ayrı ve ayrıntılı cevap vermesini zorunlu kılmaz.

Davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların yeterli biçimde değerlendirilmesi gerekir.

FETÖ/PDY davalarında bu mesele özellikle dijital delillerin değerlendirilmesi, savunmanın delile erişimi ve örgüt üyeliği suçunun unsurlarının somutlaştırılması bakımından önem taşımaktadır.

ByLock Deliline İlişkin Esaslı İtirazlar Yargıtay Onama Kararında Cevapsız Kalırsa Ne Olur?

ByLock verilerinin mahkûmiyet gerekçesinde kullanıldığı dosyalarda savunma farklı hukuki itirazlar ileri sürmüş olabilir.

Örneğin dijital verinin sanıkla ilişkilendirilmesine yönelik teknik sorunlar bulunduğu belirtilmiş olabilir.

Başka bir dosyada savunmanın belirli verilere erişemediği veya teknik inceleme talebinin gerekçesiz reddedildiği ileri sürülmüş olabilir.

Bu durumda önceki yargılama aşamalarında söz konusu itirazların nasıl değerlendirildiği incelenmelidir.

Özellikle mahkûmiyetin sonucunu etkileyebilecek önemli bir hukuki sorunun hiçbir aşamada yeterli biçimde karşılanmadığı iddiası, gerekçeli karar hakkı ve savunma güvenceleri bakımından önem taşıyabilir.

Ancak ByLock deliline yönelik her itirazın Yargıtay tarafından ayrıca cevaplandırılması gerektiği veya cevap verilmediği düşünülen her durumda ihlal oluştuğu söylenemez.

Ankesörlü Telefon Aramalarıyla İlgili İtirazlar İncelenmemişse Ne Yapılabilir?

Ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramalara ilişkin kayıtların mahkûmiyet gerekçesinde kullanıldığı dosyalarda, savunmanın bu kayıtların sanıkla ilişkilendirilmesine yönelik itirazları bulunabilir.

Özellikle arama kayıtlarının niteliği, teknik değerlendirme talepleri ve mahkemenin bu kayıtlardan çıkardığı hukuki sonuç önem taşımaktadır.

Ancak Yargıtay’ın her arama kaydını yeniden değerlendirmesi gerektiği söylenemez.

Temyiz incelemesinde önemli olan, mahkûmiyet hükmünün hukuka uygunluğudur.

Bu nedenle ankesörlü aramalara ilişkin esaslı bir hukuki itirazın karşılanmadığı ileri sürülüyorsa, önceki temyiz dilekçesindeki somut gerekçe ve mahkeme kararlarının ilgili bölümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Lehe Tanıkların Dinlenmemesi İtirazı Cevapsız Bırakılmışsa Ne Olur?

Savunmanın tanık dinletme hakkı, adil yargılanma hakkıyla bağlantılıdır.

Ancak mahkemenin her tanık dinletme talebini kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bu nedenle tanık dinlenmemesi iddiasının hukuki değerlendirmesinde, tanığın hangi olguyu açıklayacağı ve dinlenmesinin hükmün sonucunu neden etkileyebileceği önemlidir.

Özellikle savunmanın önemli bir tanık dinletme talebinin yeterli gerekçe olmadan reddedildiği ve bu sorunun temyizde açıkça ileri sürüldüğü dosyalarda, gerekçeli karar hakkı ile savunma hakkının sınırlandırılması iddiaları birlikte incelenebilir.

Ancak her tanık talebinin reddedilmesi veya Yargıtay’ın bu konuya ayrı paragraf ayırmaması otomatik ihlal anlamına gelmez.

Yargıtay’ın Savunma Hakkı İhlalini Değerlendirmemesi CMK 289 Kapsamına Girer mi?

CMK 289, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenlemektedir.

Özellikle şu hükümler önem taşıyabilir:

CMK 289/1-g: Hükmün CMK 230 gereğince gerekli gerekçeyi içermemesi.

CMK 289/1-h: Hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılması.

CMK 289/1-i: Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.

Ancak bu hükümler, Yargıtay onama kararındaki her gerekçe eksikliğinin kendiliğinden CMK 289 kapsamında olduğu anlamına gelmez.

Öncelikle ileri sürülen hukuka aykırılığın hangi yargılama aşamasında gerçekleştiği ve kanundaki koşulları karşılayıp karşılamadığı belirlenmelidir.

Bu nedenle CMK 289’a genel biçimde atıf yapmak yerine somut hukuki sorun ortaya konulmalıdır.

Yargıtay Onama Kararında Esaslı İtirazlar Cevapsızsa CMK 308 Başvurusu Yapılabilir mi?

CMK 308, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini düzenlemektedir.

Bu düzenleme kapsamında Yargıtay ceza dairesinin kararında hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından itiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi değerlendirilebilir.

Özellikle mahkûmiyet kararındaki önemli bir hukuki sorunun temyiz incelemesinde karşılanmadığı ileri sürülüyorsa, bu iddianın CMK 308 bakımından hukuki niteliği incelenebilir.

Ancak sanığın veya müdafiinin başvuru yapması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının mutlaka itiraz edeceği anlamına gelmez.

İtiraz yetkisi kanunen Başsavcıya aittir.

Dolayısıyla CMK 308 başvurusu, olağan bir ikinci temyiz hakkı olarak değerlendirilmemelidir.

2026 CMK 308 Değişikliği Bu Başvuruları Nasıl Etkiliyor?

16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle CMK 308’de değişiklik yapılmıştır.

Güncel düzenlemeye göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı, kanunda öngörülen koşullarla itiraz yetkisini kullanabilir.

Düzenlemede, dosyanın Başsavcılığa tesliminden itibaren üç aylık süre öngörülmüştür.

Ancak sanık lehine itirazda süre aranmaz.

Ayrıca CMK 308’e eklenen dördüncü fıkrada, itiraz yetkisinin kullanılmasını isteyebilecek kişiler düzenlenmiştir.

Buna göre sanık, sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ve kanunda belirtilen katılan veya suçtan zarar gören kişiler istemde bulunabilir.

Bu düzenleme, hükümlünün hukuki itirazlarını Başsavcılığın değerlendirmesine sunabilmesi bakımından önemlidir.

Ancak kanunda istemde bulunma imkânının düzenlenmiş olması, Başsavcının her istem üzerine itiraz etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

CMK 308 Başvurusunda Cevapsız Bırakılan İtiraz Nasıl Gösterilmelidir?

Başvuruda yalnızca “Yargıtay savunmalarımı incelemedi” denilmesi yeterli değildir.

Öncelikle önceki temyiz dilekçesinde hangi hukuki itirazın ileri sürüldüğü belirlenmelidir.

Ardından ilk derece mahkemesinin, istinaf mahkemesinin ve Yargıtay’ın bu itirazı nasıl değerlendirdiği incelenmelidir.

Örneğin savunma, mahkûmiyete esas alınan belirli bir dijital delilin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğini ileri sürmüş olabilir.

Bu durumda başvuruda delilin hangi yöntemle elde edildiği, bu yöntemin hangi hukuk kuralına aykırı olduğu ve mahkûmiyet kararının bu delile nasıl dayandığı açıklanmalıdır.

Yargıtay onama kararında söz konusu sorunun karşılanmadığı ileri sürülüyorsa, bu iddianın önceki kararlarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Böylece genel bir memnuniyetsizlik yerine somut hukuki aykırılık ortaya konulabilir.

CMK 308 İtirazı Kabul Edilirse Ne Olur?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı itiraz yetkisini kullanırsa dosya, kararına itiraz edilen ceza dairesine gönderilir.

İlgili daire itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir.

İtirazı yerinde görmezse dosya Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilir.

Ancak hükümlünün yalnızca itiraz isteminde bulunması bu sürecin kendiliğinden başlayacağı anlamına gelmez.

Öncelikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini kullanması gerekir.

Ayrıca CMK 308 kapsamında istemde bulunulması, kesinleşmiş hapis cezasının infazını kendiliğinden durdurmaz.

Yargıtay Onama Kararında Gerekçe Eksikliği Varsa AYM’ye Başvurulabilir mi?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, temel hak ihlali iddialarının incelenmesine yönelik bir başvuru yoludur.

Yargıtay onama kararında esaslı hukuki itirazların karşılanmadığı ileri sürülüyorsa, somut olayın özelliklerine göre gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası gündeme gelebilir.

Ancak AYM, olağan kanun yolu incelemesini yeniden yapan bir mahkeme değildir.

Bu nedenle yalnızca Yargıtay’ın delilleri yanlış değerlendirdiğinin ileri sürülmesi, bireysel başvurunun kabul edileceği anlamına gelmez.

Başvuruda temel hak ihlalinin nasıl gerçekleştiği ortaya konulmalıdır.

Özellikle Anayasa’nın 36 ve 141. maddeleri kapsamında gerekçeli karar hakkı, somut dosyanın özelliklerine göre değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın Cevap Vermediği Hangi İtirazlar AYM Bakımından Önemlidir?

AYM bakımından her temyiz iddiası aynı öneme sahip değildir.

Özellikle davanın sonucunu etkileyebilecek nitelikteki esaslı iddiaların yargılama boyunca nasıl karşılandığı önem taşır.

Örneğin mahkûmiyetin temelini oluşturan delile ilişkin ciddi bir hukuka aykırılık iddiası, savunmanın belirleyici bir delile erişememesi veya suçun kanuni unsurlarının öngörülebilirlik ilkesiyle bağdaşmayan biçimde uygulanması gibi konular temel haklar bakımından değerlendirilebilir.

Ancak AYM’nin her somut olayda ihlal kararı vereceği söylenemez.

Başvurunun kabul edilebilirliği, süresinde yapılması ve ileri sürülen ihlalin somutlaştırılması gerekir.

AYM Başvurusu İçin Süre Ne Kadardır?

6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca bireysel başvuru süresi kural olarak otuz gündür.

Bu süre, başvuru yollarının tüketildiği tarihten veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren değerlendirilir.

Özellikle Yargıtay onama kararının ne zaman öğrenildiği önem taşımaktadır.

Ancak kararın öğrenilme tarihi her zaman yalnızca sanığın bizzat tebligat aldığı tarih değildir.

Vekile yapılan tebligat, UYAP üzerinden öğrenme ve dosyadaki diğer kayıtlar somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.

Bu nedenle bireysel başvuru süresi hesaplanırken kararın tebliğ ve öğrenilme kayıtları birlikte incelenmelidir.

CMK 308 Başvurusu AYM’nin Otuz Günlük Süresini Durdurur mu?

Hayır.

CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi, kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.

Bu nedenle Yargıtay’ın onama kararından sonra yalnızca CMK 308 isteminin sonucunu beklemek, bireysel başvuru süresinin kaçırılması riskini doğurabilir.

Özellikle hem CMK 308 kapsamında itiraz istemi hem de AYM bireysel başvurusu değerlendirilen dosyalarda süreler ayrı ayrı takip edilmelidir.

AYM’ye Başvurmadan Önce CMK 308 Yolunun Tüketilmesi Gerekir mi?

CMK 308, olağanüstü kanun yolu niteliğindedir.

Bu nedenle kural olarak AYM’ye bireysel başvuru yapılmadan önce CMK 308 kapsamında itiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi zorunlu değildir.

Ancak somut dosyada olağan kanun yollarının tüketilip tüketilmediği ve bireysel başvurunun hangi karara karşı yapılacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle CMK 308 başvurusunun sonucunu beklemenin AYM başvurusu bakımından güvenli bir yöntem olduğu düşünülmemelidir.

Yargıtay Onama Kararında Yalçınkaya Kararı Değerlendirilmemişse Ne Yapılabilir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin 26 Eylül 2023 tarihli Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, FETÖ/PDY davalarında önemli hukuki ilkeler ortaya koymuştur.

Özellikle suçta ve cezada kanunilik ilkesi, adil yargılanma hakkı ve ByLock delilinin değerlendirilmesine ilişkin tespitler önem taşımaktadır.

Ancak Yalçınkaya kararının bulunması, bütün FETÖ/PDY mahkûmiyetlerinin otomatik olarak bozulacağı anlamına gelmez.

Öncelikle Yalçınkaya kararındaki hukuki sorunların somut dosyada bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Örneğin önceki temyiz dilekçesinde suçun kanuni unsurlarının yanlış uygulandığı veya savunmanın dijital delile etkili biçimde itiraz edemediği ileri sürülmüş olabilir.

Bu durumda Yalçınkaya kararındaki ilgili hukuki ilkelerin somut mahkûmiyetle bağlantısı kurulabilir.

Ancak yalnızca kararın adının temyiz dilekçesinde geçmesi, Yargıtay’ın ayrıca belirli bir sonuca ulaşmasını zorunlu kılmaz.

Yargıtay Onama Kararında Savunmaların Karşılanmaması Yeniden Yargılama Nedeni midir?

CMK 311, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini düzenlemektedir.

Ancak Yargıtay onama kararının kısa gerekçeli olması veya bazı itirazların karşılanmadığının düşünülmesi, tek başına CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturmaz.

Yargılamanın yenilenmesi için kanunda sayılan nedenlerden birinin bulunması gerekir.

Örneğin belirli koşullarda yeni olay veya delillerin ortaya çıkması ya da başvurucu hakkında verilmiş AİHM ihlal kararının CMK 311/1-f koşullarını karşılaması gündeme gelebilir.

Bu nedenle gerekçeli karar hakkına ilişkin ihlal iddiası ile yargılamanın yenilenmesi nedenleri birbirine karıştırılmamalıdır.

AYM İhlal Kararı Verirse Yeniden Yargılama Yapılır mı?

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru sonucunda bir hak ihlali tespit ederse ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekli giderime karar verebilir.

İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi kapsamında yeniden yargılama yapılması için kararın ilgili mahkemeye gönderilmesi gündeme gelebilir.

Ancak AYM’nin ihlal kararı vermesi, her durumda doğrudan beraat kararı verildiği anlamına gelmez.

İlgili mahkemenin ihlalin sonuçlarını gidermeye yönelik işlemleri yapması gerekir.

Bu nedenle AYM bireysel başvurusu, olağanüstü kanun yollarından farklı bir hukuki mekanizmadır.

Yargıtay Onama Kararına Karşı CMK 308 ve AYM Başvurusu Birlikte Yapılabilir mi?

Somut dosyada her iki başvuru yolunun koşulları bulunuyorsa CMK 308 kapsamında itiraz istemi ile AYM bireysel başvurusu ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Ancak bu iki başvurunun hukuki amaçları farklıdır.

CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini kullanması istenir.

AYM bireysel başvurusunda ise temel hak ihlali iddiaları incelenir.

Bu nedenle iki başvuruda aynı hukuki sorun gündeme gelse bile dilekçelerin gerekçelendirilmesi farklı olabilir.

Özellikle AYM’nin otuz günlük başvuru süresinin ayrıca takip edilmesi gerekir.

CMK 308 ve AYM Başvuruları Kesinleşmiş Cezanın İnfazını Durdurur mu?

Bu başvuruların yapılması, kesinleşmiş mahkûmiyet kararının infazını kendiliğinden durdurmaz.

CMK 308 kapsamında itiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi, tek başına infazın durdurulması sonucu doğurmaz.

AYM bireysel başvurusu da otomatik olarak infazı durdurmaz.

AYM’nin tedbir yetkisi ise istisnai koşullara bağlıdır.

Bu nedenle kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler bakımından başvuru yolları ile infaz işlemlerinin hukuki sonuçları ayrı değerlendirilmelidir.

Yargıtay Onama Kararı Nasıl İncelenmelidir?

Yargıtay’ın esaslı temyiz itirazlarını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi için yalnızca onama kararının okunması yeterli değildir.

Öncelikle ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı incelenmelidir.

Ardından istinaf kararı ve önceki temyiz dilekçesi değerlendirilmelidir.

Özellikle temyiz dilekçesinde hangi hukuki itirazların açıkça ileri sürüldüğü belirlenmelidir.

Son aşamada Yargıtay onama kararının bu itirazlarla bağlantısı araştırılmalıdır.

Bu incelemede şu sorular önemlidir:

  • Temyiz dilekçesinde somut bir hukuki itiraz ileri sürülmüş müdür?
  • İtiraz mahkûmiyetin sonucunu etkileyebilecek nitelikte midir?
  • İlk derece veya istinaf mahkemesi bu itirazı değerlendirmiş midir?
  • Yargıtay onama kararı önceki gerekçeleri benimsemekte midir?
  • İtirazın cevapsız kalması temel haklar bakımından hangi sonucu doğurabilir?
  • CMK 308 veya AYM başvurusu bakımından hangi hukuki koşullar bulunmaktadır?

Bu değerlendirme yapılmadan yalnızca Yargıtay kararının kısa olması nedeniyle hak ihlali bulunduğu sonucuna ulaşılmamalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yargıtay FETÖ cezamı onadı ama temyiz itirazlarıma cevap vermedi. Ne yapabilirim?

Öncelikle temyiz dilekçesindeki esaslı hukuki itirazların önceki mahkeme kararlarıyla birlikte değerlendirilip değerlendirilmediği incelenmelidir. Koşullarına göre CMK 308 ve AYM başvurusu gündeme gelebilir.

Yargıtay bütün temyiz gerekçelerine ayrı ayrı cevap vermek zorunda mı?

Hayır. Ancak davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı hukuki iddiaların yargılamanın bütününde yeterli biçimde karşılanması gerekir.

Yargıtay’ın kısa onama kararı vermesi hak ihlali midir?

Tek başına değildir. Kararın önceki derece mahkemelerinin gerekçeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

CMK 308 ile Yargıtay onama kararına itiraz edilebilir mi?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından CMK 308 kapsamında itiraz yetkisinin kullanılması istenebilir. İtiraz yetkisi Başsavcıya aittir.

CMK 308 başvurusu için süre var mı?

2026 tarihli güncel düzenlemeye göre sanık lehine itirazda süre aranmaz. Ancak başvurunun diğer hukuki sonuçları ve özellikle AYM süresi ayrıca değerlendirilmelidir.

CMK 308 başvurusu AYM süresini durdurur mu?

Hayır. CMK 308 istemi, kural olarak AYM bireysel başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.

AYM’ye başvuru süresi kaç gündür?

Kural olarak otuz gündür. Başlangıç tarihi somut dosyadaki nihai kararın tebliği ve öğrenilmesiyle ilgili kayıtlar üzerinden değerlendirilmelidir.

Yargıtay ByLock itirazımı incelemediyse AYM’ye gidebilir miyim?

Somut olayda temel hak ihlali bulunduğu ileri sürülebiliyorsa bireysel başvuru koşulları değerlendirilebilir. Ancak AYM delillerin olağan kanun yolu denetimini yeniden yapmaz.

Yargıtay Yalçınkaya kararını değerlendirmediyse bozma gerekir mi?

Otomatik olarak değil. Yalçınkaya kararındaki hukuki ilkelerin somut dosyayla bağlantısı ve önceki savunma itirazlarının niteliği önemlidir.

Yargıtay’ın gerekçesiz onama kararı yeniden yargılama nedeni midir?

Tek başına CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedeni oluşturmaz. Kanunda sayılan yenileme nedenlerinden birinin bulunması gerekir.

CMK 308 başvurusu cezanın infazını durdurur mu?

Hayır. İtiraz yetkisinin kullanılmasının istenmesi, infazı kendiliğinden durdurmaz.

Sonuç: Yargıtay’ın Cevapsız Bıraktığı İtirazın Hukuki Niteliği Belirleyicidir

FETÖ/PDY davalarında Yargıtay’ın onama kararı vermesi, temyiz dilekçesindeki her hukuki iddiaya ayrı ayrı ve uzun gerekçelerle cevap vermesini zorunlu kılmaz.

Ancak mahkûmiyetin sonucunu etkileyebilecek esaslı hukuki itirazların yargılamanın bütününde karşılanmaması, somut olayın özelliklerine göre gerekçeli karar hakkı bakımından önem taşıyabilir.

Bu durumda özellikle CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin kullanılması talebi ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru koşulları değerlendirilmelidir.

Ancak CMK 308 istemi, AYM’nin otuz günlük başvuru süresini kendiliğinden durdurmaz.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarında hem hukuki gerekçelerin hem de başvuru sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Önemli olan, Yargıtay’ın savunmaya kaç paragraf ayırdığı değil, hükmün sonucunu etkileyebilecek hangi hukuki itirazın neden karşılanmadığını somut biçimde ortaya koyabilmektir.

Av. Orçun Akbulut

FETÖ/PDY davalarında Yargıtay tarafından onanan mahkûmiyet kararlarının hukuki yönden değerlendirilmesi, temyiz dilekçesindeki esaslı itirazların incelenmesi, CMK 308 kapsamında itiraz istemi ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru koşullarının belirlenmesi konusunda hukuki danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

Dosyanızın mevcut hukuki durumunun değerlendirilmesi için randevu alabilirsiniz.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın hukuki durumu, kesinleşme tarihi, uygulanacak mevzuat ve yargılama geçmişine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!