AİHM Kararıyla KHK İhraç Dosyası Yeniden Açılabilir mi? Yalçınkaya Kararı, İYUK 53 ve Göreve İade (2026)

FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle kamu görevinden çıkarıldınız. OHAL Komisyonuna yaptığınız başvuru reddedildi. İdare mahkemesi, istinaf ve Danıştay aşamalarından da sonuç alamadınız.

İhraç davanız kesinleşti.

Aradan geçen yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, FETÖ/PDY dosyalarına ilişkin önemli kararlar verdi. Özellikle Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında ByLock delilinin değerlendirilme biçimi ve ceza yargılamasındaki hak ihlalleri ele alındı.

Bu gelişmeler üzerine pek çok kamu görevlisi aynı soruyu sormaya başladı:

AİHM’nin verdiği bir ihlal kararı, yıllar önce kesinleşmiş KHK ihraç davamı yeniden açabilir mi?

Bu sorunun cevabı, hangi AİHM kararına dayanıldığına göre değişir.

Kişinin kendi idari yargı kararına ilişkin AİHM ihlal kararı bulunması ile başka bir kişinin ceza davasında verilen AİHM kararının emsal gösterilmesi aynı değildir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesi, AİHM kararlarına dayalı yargılamanın yenilenmesine belirli koşullarla imkân tanımaktadır. Ancak bu düzenleme, her AİHM kararının bütün kesinleşmiş ihraç davalarını yeniden açacağı anlamına gelmez.

AİHM Kararıyla Kesinleşmiş KHK İhraç Davası Yeniden Açılabilir mi?

Evet. Kanuni koşulların bulunması hâlinde kesinleşmiş bir idari yargı kararı hakkında AİHM kararına dayanılarak yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

Bu imkânın temel dayanağı İYUK’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendidir.

Ancak burada önemli olan, AİHM kararının doğrudan hangi yargısal hükme ilişkin olduğudur.

Örneğin AİHM, bir kişinin kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari yargı sürecinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlal edildiğini kesinleşmiş kararıyla tespit etmiş olabilir.

Bu durumda İYUK 53/1-ı kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebi gündeme gelebilir.

Buna karşılık AİHM’nin başka bir kişinin örgüt üyeliği mahkûmiyetinde hak ihlali bulması, sizin kesinleşmiş ihraç davanızı kendiliğinden yeniden açmaz.

Bu ayrım, özellikle Yalçınkaya kararına dayanılarak yapılacak başvurularda belirleyicidir.

İYUK 53/1-ı: AİHM İhlal Kararıyla Yargılamanın Yenilenmesi

2577 sayılı Kanun’un 53/1-ı bendinde, bir mahkeme hükmünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi veya ek protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak düzenlenmiştir.

Aynı bentte, hüküm aleyhine AİHM’ye yapılan başvurunun dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda düşürülmesine ilişkin düzenleme de bulunmaktadır.

Bu hükmün uygulanabilmesi için yalnızca AİHM kararının varlığı yeterli değildir.

AİHM kararının hangi hükümle bağlantılı olduğu, başvurunun tarafları ve ihlal tespitinin kapsamı incelenmelidir.

Özellikle başvurucunun kendi idari yargı dosyası hakkında verilen bir AİHM kararı ile başka bir kişinin davasındaki emsal karar arasında ayrım yapılmalıdır.

İYUK 53/1-ı, kesinleşmiş idari yargı kararlarının AİHM tarafından tespit edilen belirli ihlaller nedeniyle yeniden incelenmesini sağlayan özel bir kanuni yoldur.

AİHM Kararıyla Yargılamanın Yenilenmesi Süresi Ne Kadar?

İYUK 53/3 uyarınca, 53/1-ı bendindeki AİHM kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi istemi için süre, AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.

Bu süre, AİHM’ye bireysel başvuru yapılması için öngörülen dört aylık süreden farklıdır.

Dolayısıyla iki ayrı süre bulunmaktadır:

  • AİHM’ye başvuru yapılması bakımından, kural olarak nihai iç hukuk kararından itibaren dört ay.
  • İYUK 53/1-ı kapsamında AİHM’nin kesinleşmiş ihlal kararına dayanılarak yargılamanın yenilenmesi bakımından bir yıl.

Dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucunda verilen düşme kararlarında süre başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu nedenle başvuru hazırlanmadan önce AİHM kararının niteliği ve kesinleşme tarihi belirlenmelidir.

AİHM Yüksel Yalçınkaya Kararı Nedir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 26 Eylül 2023 tarihinde Yüksel Yalçınkaya/Türkiye başvurusunda önemli bir karar vermiştir.

Başvuru numarası 15669/20’dir.

Karar, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûm edilen bir kişinin ceza yargılamasına ilişkindir.

AİHM, somut olayda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin üç ayrı hükmünün ihlal edildiğine karar vermiştir:

    1. madde: Kanunsuz ceza olmaz ilkesi.
  • 6/1. madde: Adil yargılanma hakkı.
    1. madde: Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü.

Mahkeme özellikle ByLock kullanımından hareketle örgüt üyeliği suçunun unsurlarının bireyselleştirilmeden kabul edilmesini ve savunmanın teknik delilleri etkili biçimde tartışabilmesine ilişkin eksiklikleri incelemiştir.

Kararda, benzer sorunların yalnızca başvurucunun dosyasına özgü olmadığı, sistemik nitelik taşıdığı da belirtilmiştir.

Ancak Yalçınkaya kararı, doğrudan bütün kamu görevinden çıkarma işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu tespit eden bir karar değildir.

Yalçınkaya Kararı KHK ile İhraç Edilen Memurları Kapsıyor mu?

Yalçınkaya kararının konusu ceza mahkûmiyetidir.

Bu nedenle kararın doğrudan hukuki sonucu ile idari ihraç davalarına olası etkisi birbirinden ayrılmalıdır.

Ceza yargılamasında kişinin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işleyip işlemediği incelenir.

Kamu görevinden çıkarma işlemlerinde ise ilgili mevzuat çerçevesinde FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat değerlendirilmiştir.

Bu iki değerlendirme aynı değildir.

Bununla birlikte Yalçınkaya kararında ortaya konulan bireyselleştirilmiş değerlendirme, delillere erişim ve etkili itiraz güvenceleri, belirli idari yargı dosyalarındaki hukuki tartışmalar açısından önem taşıyabilir.

Örneğin ihraç kararı, kişinin ByLock kullandığı yönündeki teknik verilerin doğruluğu araştırılmadan verilmiş olabilir.

Böyle bir dosyada Yalçınkaya kararındaki değerlendirmeler hukuki argüman olarak kullanılabilir.

Ancak kararın emsal gösterilmesi, kesinleşmiş idari yargı dosyasında kendiliğinden İYUK 53/1-ı sebebi oluşturmaz.

Yalçınkaya Kararına Dayanarak İhraç Davası Yeniden Açılabilir mi?

Yalnızca Yalçınkaya kararına dayanılarak her kesinleşmiş ihraç davasının yeniden açılabileceği söylenemez.

Çünkü Yalçınkaya kararında incelenen hüküm, başvurucunun ceza mahkûmiyetine ilişkindir.

Başka bir kamu görevlisinin kesinleşmiş idari yargı kararı hakkında doğrudan ihlal tespiti yapılmış değildir.

Bu nedenle Yalçınkaya kararının tek başına İYUK 53/1-ı kapsamında bütün ihraç dosyaları için yenileme sebebi sayılması hukuken isabetli değildir.

Ancak kişinin kendi dosyasında başka bir kanuni yenileme sebebi bulunuyorsa veya henüz devam eden bir yargılama söz konusuysa Yalçınkaya kararındaki ilkeler ayrıca değerlendirilebilir.

Burada belirleyici olan, başvurunun hangi hukuki yola ve hangi somut olguya dayandırıldığıdır.

ByLock Nedeniyle İhraç Edilen Memur Yalçınkaya Kararından Yararlanabilir mi?

ByLock kullanımı nedeniyle kamu görevinden çıkarılan kişilerin dosyalarında teknik delillerin niteliği önemlidir.

Örneğin kişiye ait olduğu ileri sürülen kullanıcı kimliği, CGNAT kayıtları veya ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı bulunabilir.

Ancak bu verilerin her biri aynı hususu ortaya koymaz.

Özellikle kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olup olmadığı, teknik eşleştirmenin güvenilirliği ve itirazların yargılamada nasıl değerlendirildiği incelenmelidir.

Yalçınkaya kararı, ceza yargılamasında ByLock delilinin kullanılmasına ilişkin önemli usuli güvenceler ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte kişinin ByLock kullandığına ilişkin idari değerlendirmenin hukuki sonucu, dosyadaki diğer deliller ve uygulanacak idare hukuku ölçütleri dikkate alınarak belirlenir.

Dolayısıyla ByLock deliline dayalı her ihraç işleminin Yalçınkaya kararı nedeniyle otomatik olarak iptal edilmesi söz konusu değildir.

AİHM Kararı Sonrası Ceza Davasında Yeniden Yargılama ile İhraç Davasında Yeniden Yargılama Aynı mı?

Hayır.

Ceza yargılamasında yargılamanın yenilenmesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.

İdari yargıda ise 2577 sayılı Kanun’un 53 ve devamı maddeleri uygulanır.

Bu nedenle ceza mahkemesinde AİHM kararına dayanılarak yeniden yargılama yapılması, kesinleşmiş idari ihraç davasını kendiliğinden yeniden açmaz.

Örneğin kişi ceza davasında yeniden yargılama sonucunda beraat etmiş olabilir.

Ancak idari yargı kararının yeniden incelenebilmesi için ayrıca idari yargılama hukukunda geçerli bir başvuru yolunun bulunması gerekir.

Bu ayrım özellikle hem ceza mahkûmiyeti hem de KHK ile ihraç kararı bulunan kişiler açısından önemlidir.

AİHM Kararı Sonrası Beraat Eden Memur Göreve Döner mi?

AİHM kararı sonrasında ceza yargılaması yenilenmiş ve beraat kararı verilmiş olabilir.

Ancak beraat kararı, kamu görevinden çıkarma işlemini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bunun nedeni, ceza yargılamasında suçun unsurlarının; idari yargıda ise iltisak ve irtibat olgularının değerlendirilmesidir.

Buna karşılık beraat kararında ihraç işleminin dayandığı belirleyici bir maddi iddianın yanlışlığı ortaya konulmuşsa bu durum hukuken önem taşıyabilir.

Örneğin kişinin ByLock kullanıcısı olmadığı teknik verilerle belirlenmiş olabilir.

Ancak böyle bir gelişmenin kesinleşmiş idari yargı kararını yeniden açabilmesi için ayrıca kanuni koşulların bulunması gerekir.

Bu nedenle AİHM kararı, ceza yargılamasında verilen yeni karar ve idari ihraç dosyası birlikte incelenmelidir.

AİHM İhlal Kararı Alan Memur Doğrudan Göreve İade Edilir mi?

AİHM’nin bir kamu görevlisinin kendi idari yargı süreci hakkında ihlal kararı vermesi önemli bir hukuki gelişmedir.

Ancak bu karar da her durumda doğrudan göreve iade işlemi anlamına gelmez.

AİHM kararının niteliğine göre yargılamanın yenilenmesi ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi gündeme gelebilir.

Yeniden yargılama sonucunda kamu görevinden çıkarma işlemi iptal edilirse idarenin iptal kararını uygulaması gerekir.

Dolayısıyla AİHM ihlal kararı, yargılamanın yenilenmesi, iptal kararı ve göreve başlatma işlemleri birbirinden ayrı aşamalardır.

AİHM İhlal Kararı Sonrası Hangi Mahkemeye Başvurulur?

İYUK 53/2 uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi, esas kararı vermiş olan mahkeme tarafından karara bağlanır.

Bu nedenle Danıştayın temyiz incelemesi yaparak idare mahkemesi kararını onamış olması, her durumda yargılamanın yenilenmesi talebinin doğrudan Danıştaya sunulacağı anlamına gelmez.

Örneğin esas kararı idare mahkemesi vermişse yenileme talebinin hangi mahkemeye yapılacağı bu düzenleme çerçevesinde belirlenir.

Danıştayın ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı davalarda ise farklı bir durum söz konusu olabilir.

Bu nedenle başvuru yapılmadan önce önceki yargılamanın usuli yapısı incelenmelidir.

AİHM Kararıyla Yargılamanın Yenilenmesi Dilekçesinde Neler Bulunmalı?

AİHM kararına dayalı yargılamanın yenilenmesi talebinde özellikle şu hususlara yer verilmelidir:

  1. Önceki idari yargı dosyasının esas ve karar numaraları.
  2. Kamu görevinden çıkarma işleminin hukuki dayanağı.
  3. AİHM kararının tarihi ve başvuru numarası.
  4. AİHM kararının kesinleşme tarihi.
  5. İhlal edildiğine karar verilen Sözleşme hükümleri.
  6. AİHM kararının hangi iç hukuk hükmüyle bağlantılı olduğu.
  7. İYUK 53/1-ı kapsamındaki yenileme sebebinin nasıl gerçekleştiği.
  8. Yenileme isteminin kanuni süresi içinde yapıldığına ilişkin açıklama.
  9. İhlalin giderilmesi için yeniden incelenmesi gereken hususlar.
  10. Yargılamanın yenilenmesi ve önceki hükmün yeniden değerlendirilmesine ilişkin açık talep.

Ancak her AİHM kararı için aynı dilekçe hazırlanması doğru değildir.

Özellikle AİHM’nin kişinin kendi idari yargı kararında ihlal bulması ile başka bir ceza davasındaki kararın emsal gösterilmesi farklı hukuki gerekçeler gerektirir.

AİHM’ye Başvuru Yapmadan Önce AYM’ye Gitmek Zorunlu mu?

AİHM’ye bireysel başvuru yapılabilmesi için kural olarak etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir.

Türkiye’deki kamu görevinden çıkarma uyuşmazlıklarında, olağan idari yargı yollarının ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun da tüketilmesi genel olarak önem taşır.

Bu nedenle idare mahkemesi, istinaf ve temyiz aşamalarının tamamlanması, her durumda doğrudan AİHM’ye başvurulabileceği anlamına gelmez.

Özellikle Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmamışsa veya başvuru süresi kaçırılmışsa AİHM bakımından kabul edilebilirlik sorunları ortaya çıkabilir.

Bu nedenle AİHM başvurusu hazırlanırken iç hukuk yollarının tüketilmesi ve süre koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

AİHM Başvurusu İçin Süre Kaç Ay?

AİHM’ye bireysel başvuru için genel süre dört aydır.

Bu süre, kural olarak ilgili nihai iç hukuk kararından itibaren hesaplanır.

Ancak hangi kararın nihai karar olduğu, başvuruya konu edilen hak ihlaline ve tüketilmesi gereken iç hukuk yollarına göre belirlenir.

Özellikle Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurunun sonucu ve kararın öğrenilme tarihi önemlidir.

Dolayısıyla AİHM başvurusu bakımından yalnızca Danıştay kararının tarihine bakılması yeterli olmayabilir.

Ayrıca AİHM’ye başvurulmuş olması, iç hukukta kesinleşmiş idari yargı kararının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.

AİHM Kararı Sonrası Geriye Dönük Maaşlar Alınabilir mi?

AİHM’nin ihlal kararı vermesi, kamu görevinden çıkarılan kişinin geçmiş bütün maaşlarını kendiliğinden alacağı anlamına gelmez.

Öncelikle AİHM kararının hüküm kısmı ve varsa hükmedilen tazminat incelenmelidir.

Ayrıca iç hukukta kamu görevinden çıkarma işleminin iptali ve göreve iade sürecinin nasıl sonuçlandığı önemlidir.

Kamu görevinden çıkarma işlemi iptal edilmişse, uygulanacak mevzuat ve kararın kapsamına göre parasal ve özlük hakların iadesi gündeme gelebilir.

Ancak geçmiş maaşlar, faiz, hizmet süresi ve emeklilik hakları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu nedenle AİHM ihlal kararı ile geçmiş bütün mali hakların otomatik olarak ödenmesi aynı hukuki sonuç değildir.

AİHM Kararı Sonrası İdare Göreve İade Etmezse Ne Yapılabilir?

AİHM kararlarının bağlayıcılığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesinde düzenlenmiştir.

Taraf devletler, kesinleşmiş AİHM kararlarına uymakla yükümlüdür.

Kararların icrası Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin denetimine tabidir.

Ancak AİHM’nin ihlal kararı vermesi ile idari yargıda iptal kararı verilmesi farklıdır.

Örneğin iç hukukta yeniden yargılama sonucunda kamu görevinden çıkarma işlemi iptal edilmişse, idarenin bu kararı yerine getirmesi gerekir.

Bu aşamada 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesindeki mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin hükümler gündeme gelebilir.

Dolayısıyla hukuki başvuruda öncelikle hangi kararın uygulanmadığı belirlenmelidir.

Kesinleşmiş KHK İhraç Dosyasında AİHM Kararı Nasıl Değerlendirilmeli?

AİHM kararına dayanılarak kesinleşmiş ihraç davasının yeniden incelenmesi düşünülüyorsa öncelikle şu belgeler birlikte değerlendirilmelidir:

  • OHAL Komisyonu kararı.
  • İdare mahkemesi kararı.
  • Bölge idare mahkemesi kararı.
  • Danıştay kararı.
  • Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru ve sonucu.
  • Varsa kişinin kendi AİHM başvurusu ve kararı.
  • Ceza mahkemesi kararı.
  • ByLock veya diğer dijital delillere ilişkin teknik belgeler.
  • Sonradan verilen beraat veya takipsizlik kararı.
  • Kararların öğrenilme ve kesinleşme tarihleri.

Özellikle AİHM kararının hangi yargılamaya ilişkin olduğu belirlenmeden İYUK 53 kapsamında başvuru yapılması, hukuki sonucun yanlış değerlendirilmesine neden olabilir.

Sık Sorulan Sorular

AİHM kararıyla kesinleşmiş KHK ihraç davası yeniden açılır mı?

Kanuni koşulların bulunması hâlinde mümkündür. Özellikle kişinin kendi idari yargı kararına ilişkin kesinleşmiş AİHM ihlal kararı, İYUK 53/1-ı kapsamında önem taşıyabilir.

Yalçınkaya kararı bütün KHK ihraç dosyalarını yeniden açar mı?

Hayır. Yalçınkaya kararı ceza yargılamasına ilişkindir ve bütün kesinleşmiş idari ihraç davalarını kendiliğinden yeniden açmaz.

AİHM ihlal kararı alan memur hemen göreve döner mi?

Her durumda hayır. İhlal kararının kapsamı ve iç hukukta yapılması gereken işlemler önemlidir.

İYUK 53/1-ı kapsamında başvuru süresi kaç yıl?

AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.

AİHM kararı sonrası beraat ettim, ihraç davam yeniden açılır mı?

Beraat kararı tek başına idari yargı kararını yeniden açmaz. İdari yargılama bakımından ayrı bir kanuni sebep bulunmalıdır.

Yalçınkaya kararı ByLock nedeniyle ihraç edilen polisleri kapsıyor mu?

Karar doğrudan ceza mahkûmiyetine ilişkindir. İdari ihraç dosyalarında hukuki argüman olarak önem taşıyabilir ancak otomatik göreve iade sağlamaz.

AİHM kararı sonrası yargılamanın yenilenmesi hangi mahkemeden istenir?

İYUK 53/2 uyarınca esas kararı vermiş olan mahkemeden istenir.

AYM’ye başvurmadan AİHM’ye gidebilir miyim?

Kural olarak etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekir. İhraç davalarında AYM bireysel başvurusu genel olarak önemlidir.

AİHM ihlal kararı sonrası geçmiş maaşlar alınabilir mi?

Somut dosyadaki kararların kapsamına ve uygulanacak mevzuata göre talep edilebilir. Ancak otomatik ödeme söz konusu değildir.

Başka bir kişinin AİHM ihlal kararı benim kesinleşmiş ihraç davamı yeniden açar mı?

Tek başına açmaz. Kişinin kendi dosyasında kanuni bir yenileme sebebinin bulunması gerekir.

Sonuç: AİHM Kararı Önemli Bir Hukuki Dayanak Olabilir, Ancak Her Kesinleşmiş İhraç Davasını Yeniden Açmaz

AİHM’nin FETÖ/PDY dosyalarına ilişkin kararları, özellikle delillerin değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkı ve bireyselleştirilmiş inceleme bakımından önem taşımaktadır.

Ancak AİHM’nin başka bir kişinin ceza davasında verdiği ihlal kararı ile kamu görevinden çıkarılan kişinin kendi idari yargı kararına ilişkin ihlal tespiti aynı değildir.

İYUK 53/1-ı kapsamında yargılamanın yenilenmesi, kanunda belirtilen özel koşullara bağlıdır.

Özellikle Yalçınkaya kararına dayanılarak yapılacak başvurularda bu ayrım göz ardı edilmemelidir.

AİHM kararının kesinleşmiş KHK ihraç davasını yeniden açıp açamayacağını belirleyen temel mesele, kararın varlığı değil; hangi hükme ilişkin olduğu ve kanuni yenileme sebebini oluşturup oluşturmadığıdır.

Bu nedenle kesinleşmiş ihraç davalarında AİHM kararları, önceki idari yargı dosyası ve varsa ceza yargılamasındaki gelişmeler birlikte değerlendirilmelidir.

AİHM Kararı Sonrası KHK İhraç Davalarında Hukuki Danışmanlık

FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılan, ihraç davası kesinleşen ve AİHM kararlarına dayanarak yeniden yargılama talebinde bulunmak isteyen kişilerin dosyalarında ayrıntılı hukuki inceleme önem taşımaktadır.

Av. Orçun Akbulut tarafından KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemleri, AİHM başvuruları, Yalçınkaya kararının hukuki etkileri, İYUK 53 kapsamında yargılamanın yenilenmesi, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, göreve iade ve parasal ve özlük haklara ilişkin uyuşmazlıklar konusunda hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmaktadır.

Türkiye genelinden başvuru yapan kişilerin dosyaları, ilgili idari yargı kararları, ceza mahkemesi kararları ve AİHM belgeleri üzerinden değerlendirilebilmektedir.

Somut dosyanızın hukuki yönden incelenmesi için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!