Hakkında verilen mahkûmiyet kararı kesinleşen bir kişi, iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve yapılan inceleme sonucunda hak ihlali kararı verilmiş olabilir.
Böyle bir durumda en önemli soru şudur: Anayasa Mahkemesi hak ihlali tespit ettiğinde kesinleşmiş mahkûmiyet kararı kendiliğinden ortadan kalkar mı?
AYM ihlal kararı sonrası yeniden yargılama, ceza yargılamasında özel bir hukuki rejime tabidir. Anayasa Mahkemesinin verdiği her ihlal kararı doğrudan beraat veya tahliye sonucunu doğurmaz. Ancak ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı ve yeniden yargılamayla giderilmesi gerektiği durumlarda, ilgili mahkemenin yerine getirmesi gereken anayasal ve kanuni yükümlülükler bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi Hak İhlali Kararı Verirse Ne Olur?
Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru incelemesinde, başvurucunun Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklarından birinin ihlal edildiğini tespit edebilir.
Ceza yargılamasında bu ihlaller çoğunlukla adil yargılanma hakkı, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesiyle bağlantılıdır.
İhlalin tespit edilmesi üzerine hangi hukuki işlemlerin yapılacağı, ihlalin kaynağına ve Anayasa Mahkemesinin kararında gösterdiği giderim yoluna bağlıdır.
Mahkeme kararından kaynaklanan bir ihlal söz konusuysa 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uygulanabilir.
6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesine Göre Yeniden Yargılama
6216 sayılı Kanun’un 50/2. maddesi, mahkeme kararından kaynaklanan hak ihlallerinin giderilmesi için özel bir yeniden yargılama mekanizması öngörmektedir.
Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedebilir.
Bu durumda yeniden yargılama yapacak mahkemenin görevi, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği ihlali ve sonuçlarını gidermektir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeniden yargılamanın her zaman davanın baştan sona tekrar görülmesi anlamına gelmemesidir.
İhlalin niteliğine göre mahkeme yeni duruşma açabilir, belirli delilleri yeniden değerlendirebilir veya mümkünse dosya üzerinden karar verebilir.
AYM Yeniden Yargılama Kararı Verirse Yerel Mahkeme Reddedebilir mi?
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının uygulanması, derece mahkemelerinin takdirine bırakılmış bir konu değildir.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar.
Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ve Aligül Alkaya ve diğerleri (2) kararlarında ortaya koyduğu ilkeler uyarınca, ihlal nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilen hâllerde ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin bulunup bulunmadığı konusunda ayrıca takdir yetkisi yoktur.
Mahkemenin görevi, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak işlemleri yerine getirmektir.
Bu nedenle mahkemenin, Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama kararını sıradan bir yargılamanın yenilenmesi başvurusu gibi değerlendirerek reddetmesi hukuken ciddi sorun doğurur.
AYM İhlal Kararı Kesinleşmiş Mahkûmiyeti Kendiliğinden Kaldırır mı?
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi ile mahkûmiyet hükmünün ortadan kaldırılması aynı hukuki işlem değildir.
İhlal kararının içeriğine göre ilgili mahkeme tarafından yeni bir karar verilmesi gerekebilir.
Örneğin mahkûmiyetin dayandığı belirleyici bir delilin savunma tarafından tartışılmasına imkân tanınmamışsa, yeniden yargılamada bu eksikliğin giderilmesi gündeme gelebilir.
Ancak ihlalin giderilmesi mutlaka beraat kararı verilmesini gerektirmez.
Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin belirlediği anayasal esaslara uygun bir yargılama yaparak yeniden karar verebilir.
AYM Hak İhlali Kararı Verirse Cezaevinden Tahliye Mümkün müdür?
Cezaevinde bulunan hükümlüler bakımından en önemli mesele, ihlal kararının özgürlük üzerindeki etkisidir.
Anayasa Mahkemesinin hak ihlali tespit etmesi her durumda kendiliğinden tahliye sonucunu doğurmaz.
İhlalin niteliği, devam eden özgürlük kısıtlaması üzerindeki etkisi ve Anayasa Mahkemesinin hüküm bölümünde gösterdiği giderim yolu birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği durumlarla, mahkûmiyet yargılamasındaki usuli bir eksikliğin tespit edildiği durumlar birbirinden ayrılmalıdır.
Yeniden yargılama sürecinde infazın durdurulması veya tahliye talebinde bulunulması gerekebilir. Bu taleplerin hukuki dayanağı, ihlal kararının içeriği ve hükümlünün mevcut infaz durumu dikkate alınarak belirlenmelidir.
AYM İhlal Kararı ile CMK 311 Kapsamındaki Yargılamanın Yenilenmesi Aynı mıdır?
Hayır. Her iki mekanizma da kesinleşmiş bir hükmün yeniden ele alınması sonucunu doğurabilse de hukuki dayanakları farklıdır.
CMK’nın 311. maddesi, kanunda sınırlı olarak düzenlenen yargılamanın yenilenmesi sebeplerine dayanır.
Buna karşılık 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi kapsamında yapılan yeniden yargılama, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği hak ihlalinin giderilmesine yöneliktir.
Anayasa Mahkemesinin ihlal nedeniyle yeniden yargılama kararı verdiği durumda ilgili mahkeme, CMK 311’deki yenileme sebeplerinin ayrıca gerçekleşmesini arayamaz.
Bu ayrım, özellikle mahkûmiyet kararı kesinleşmiş dosyalarda başvurunun hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi bakımından önemlidir.
AYM Kararı Uygulanmazsa Ne Yapılabilir?
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi, anayasal bağlayıcılık ilkesi bakımından ciddi bir hukuki sorundur.
İlgili mahkemenin ihlal kararını uygulamaması veya ihlalin sonuçlarını gidermeyen bir karar vermesi durumunda, somut kararın niteliğine göre kullanılabilecek hukuki yollar ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda derece mahkemesi kararına karşı açık kanun yolları ve koşulları oluştuğunda yeni bir bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Ancak her dosyada aynı usulün uygulanacağı söylenemez.
Özellikle başvuru süreleri, ihlalin devam edip etmediği ve yeni kararın hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir.
Anayasa Mahkemesi İhlal Kararı Sonrası Nasıl Bir Hukuki Yol İzlenmelidir?
Öncelikle Anayasa Mahkemesinin kararının yalnızca sonuç bölümü değil, ihlalin gerekçesi de incelenmelidir.
İhlalin hangi mahkeme kararından veya işlemden kaynaklandığı belirlenmelidir.
Ardından yeniden yargılama yapacak mahkemenin hangi işlemleri yerine getirmesi gerektiği ortaya konulmalıdır.
Mahkûmiyet nedeniyle ceza infaz edilmekteyse, özgürlük kısıtlamasının devamının hukuki dayanağı da ayrıca değerlendirilmelidir.
İhlal kararının gereğinin yerine getirilmesi için yapılacak başvurularda yalnızca yeniden yargılama talep edilmesiyle yetinilmemeli; gerekiyorsa infazın durdurulması, tahliye ve ihlalin diğer sonuçlarının giderilmesi yönündeki talepler de açıkça belirtilmelidir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı, kesinleşmiş ceza mahkûmiyetleri bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurabilir.
Ancak her ihlal kararı otomatik olarak mahkûmiyetin kaldırılması veya hükümlünün tahliye edilmesi anlamına gelmez.
Belirleyici olan, tespit edilen ihlalin niteliği ve Anayasa Mahkemesinin gösterdiği giderim yoludur.
6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi kapsamında yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmişse, ilgili mahkemenin ihlal kararının gereğini yerine getirmesi anayasal bir yükümlülüktür.
Av. Orçun Akbulut
Aydın – Ceza Hukuku ve Olağanüstü Kanun Yolları