Bir kişi aylarca tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmiş, hakkında yürütülen yargılama sonucunda beraat etmiş veya başka bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilmiş olabilir. Bu durumda en önemli sorulardan biri, daha önce cezaevinde geçirilen sürenin mevcut hapis cezasından düşülüp düşülmeyeceğidir.
Cezaevinde geçirilen sürenin cezadan mahsubu, hükümlünün özgürlüğünden yoksun bırakıldığı belirli sürelerin infaz edilecek cezadan indirilmesidir. Ancak uygulamada her tutukluluk süresinin otomatik olarak ve her dosyadan düşüleceği düşüncesi doğru değildir.
Özellikle birden fazla ceza dosyası bulunan hükümlüler bakımından mahsup işlemi, yalnızca gün hesabından ibaret değildir. Suç tarihleri, tutukluluk kararları, mahkeme hükümlerinin kesinleşme tarihleri ve daha önce yapılan mahsup işlemleri birlikte değerlendirilmelidir.
Yanlış yapılan bir mahsup hesabı, hükümlünün ceza infaz kurumunda gereğinden fazla kalmasına, koşullu salıverilme tarihinin yanlış belirlenmesine ve denetimli serbestlikten geç yararlanmasına yol açabilir.
1. Cezaevinde Geçirilen Süre Cezadan Düşülür mü?
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesine göre hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişinin özgürlüğünü sınırlayan hâller nedeniyle geçirilen süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir.
Kanunun amacı, kişinin aynı özgürlük kısıtlamasına karşılık gelen süreyi ikinci kez cezaevinde geçirmek zorunda bırakılmamasıdır.
Örneğin bir kişi hakkında yürütülen ceza yargılamasında dört ay tutuklu kalmış ve yargılama sonucunda iki yıl hapis cezasına mahkûm edilmişse, tutuklulukta geçen dört aylık süre infaz hesabında dikkate alınmalıdır.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır. Mahsup, hükmedilen cezanın mahkeme tarafından yeniden belirlenmesi anlamına gelmez. Hapis cezasının miktarı aynı kalır; daha önce özgürlüğün kısıtlandığı süre infaz hesabından indirilir.
Bu nedenle mahsup işleminin yapılmaması veya eksik yapılması, doğrudan hükümlünün cezaevinde geçireceği süreyi etkileyebilir.
2. Hangi Süreler Hapis Cezasından Mahsup Edilir?
TCK’nın 63. maddesi yalnızca tutukluluk süresini değil, hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan diğer hâlleri de kapsamaktadır.
Bu çerçevede somut olayın özelliklerine göre gözaltında geçirilen süreler, tutukluluk süreleri ve hukuken mahsuba elverişli diğer özgürlük kısıtlamaları dikkate alınır.
Özellikle gözaltı süresinin unutulması uygulamada karşılaşılan sorunlardan biridir. Kişi bir gün gözaltında tutulmuş, ardından tutuklanmış olabilir. Böyle bir durumda yalnızca tutuklama tarihinin esas alınması ve önceki gözaltı süresinin hesaba katılmaması eksik mahsuba neden olabilir.
Öte yandan her adli kontrol tedbiri mahsup kapsamında değildir. Örneğin belirli günlerde karakola imza verme veya yurt dışına çıkış yasağı, kural olarak hapis cezasından gün indirimi sağlamaz.
Buna karşılık konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri bakımından özel düzenleme bulunmaktadır. CMK’nın 109. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bu tedbir altında geçirilen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
3. Başka Bir Ceza Dosyasında Tutuklu Kalınan Süre Mahsup Edilebilir mi?
İnfaz hukukunda en fazla uyuşmazlık doğuran meselelerden biri budur.
Bir kişi hakkında birden fazla soruşturma veya kovuşturma yürütülmüş olabilir. Bu dosyalardan birinde uzun süre tutuklu kalmış, sonrasında beraat etmiş veya hakkında düşme kararı verilmiş olabilir.
Daha sonra başka bir dosyadan kesinleşmiş hapis cezasının infazına başlanması hâlinde, önceki tutukluluk süresinin yeni cezadan indirilmesi belirli şartlarla mümkündür.
Burada temel ölçüt, mahsup edilmesi istenen hapis cezasına konu suçun, önceki tutukluluğun bulunduğu dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır.
Örneğin kişi 2022 yılında bir dosyada tutuklu kalmış, bu dosyada verilen beraat kararı 2024 yılında kesinleşmiş ve hakkında 2023 yılında işlediği başka bir suçtan hapis cezası verilmişse, diğer şartların da bulunması hâlinde önceki tutukluluk süresinin mahsubu gündeme gelebilir.
Buna karşılık ikinci suç 2025 yılında işlenmişse, önceki dosyanın 2024 yılında kesinleşmiş olması nedeniyle aynı mahsup imkânı kural olarak bulunmayacaktır.
Çünkü geçmişte geçirilen tutukluluk süresi, sonradan işlenecek suçlar bakımından önceden kazanılmış bir ceza indirimi hakkı değildir.
4. Beraat Edilen Dosyadaki Tutukluluk Başka Cezadan Düşülür mü?
Evet. Ancak beraat kararı verilmiş olması tek başına yeterli değildir.
Beraatle sonuçlanan dosyada geçirilen tutukluluk süresinin başka bir hapis cezasından mahsup edilebilmesi için suç tarihleri ve kesinleşme tarihleri bakımından gerekli koşulların bulunması gerekir.
Ayrıca aynı sürenin daha önce başka bir cezanın infazında kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin beraatle sonuçlanan bir dosyada sekiz ay tutuklu kalan kişinin, aynı döneme ilişkin süreyi başka bir mahkûmiyetinde zaten kullandığı anlaşılırsa bu sekiz aylık süre ikinci kez mahsup edilemez.
Buna karşılık daha önce hiçbir cezadan indirilmeyen ve yasal koşulları taşıyan tutukluluk süreleri bakımından mahsup talebinde bulunulabilir.
5. Yargıtay’ın 2026 Tarihli Mahsup Kararı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/7601 Esas, 2026/4226 Karar sayılı kararı, başka dosyada geçirilen tutukluluk sürelerinin mahsubu bakımından önem taşımaktadır.
Karara konu olayda hükümlü, daha önce yürütülen ve dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilen ceza dosyasında gözaltında ve tutuklu olarak geçirdiği sürelerin, infazı devam eden hapis cezalarından indirilmesini istemiştir.
İnfaz hâkimliği mahsup koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
Kanun yararına bozma incelemesine konu edilen uyuşmazlıkta, önceki dosyadaki düşme kararının kesinleşme tarihi ile infaz edilen mahkûmiyetlerin suç tarihleri karşılaştırılmıştır.
Yargıtay kararında, dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiş olmasının, o dosyada geçirilen gözaltı ve tutukluluk sürelerinin başka bir cezadan mahsup edilmesine kendiliğinden engel olmadığı ortaya konulmuştur.
Buradan çıkan sonuç açıktır: Mahsup taleplerinde yalnızca önceki dosyanın sonucuna bakılarak karar verilmesi yeterli değildir. Her mahkûmiyetin suç tarihi, önceki kararın kesinleşme tarihi ve mahsup edilen süreler ayrı ayrı incelenmelidir.
6. Mahsup Yapılmadığı Nasıl Anlaşılır?
Mahsup hatalarının tespitinde ilk incelenmesi gereken belgelerden biri müddetnamedir.
Müddetname, hükümlünün infaz edilecek cezasına, infaz hesabına, koşullu salıverilme ve hak ederek tahliye tarihlerine ilişkin bilgileri gösteren belgedir.
Ancak müddetnamede belirtilen tahliye tarihi her durumda doğru kabul edilemez.
Özellikle birden fazla dosyası bulunan hükümlülerde, önceki gözaltı ve tutukluluk sürelerinin tamamının hesaba katılıp katılmadığı kontrol edilmelidir.
Bu inceleme sırasında yalnızca müddetnameye bakmak yeterli olmayabilir. Tutuklama müzekkereleri, tahliye kararları, gözaltı kayıtları, kesinleşme şerhleri ve daha önce verilen mahsup kararları da değerlendirilmelidir.
Bir hükümlünün geçmişte altı ay tutuklu kaldığı bilindiği hâlde müddetnamede bu sürenin tamamının veya bir kısmının bulunmaması, ayrıntılı inceleme yapılmasını gerektiren önemli bir durumdur.
7. Eksik Mahsup Yapılmışsa Nereye Başvurulur?
Hüküm kesinleşmiş ve cezanın infazına başlanmışsa, mahsup uyuşmazlığının çözümünde görevli merci kural olarak infaz hâkimliğidir.
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 4. maddesinin altıncı fıkrası, infaza ilişkin mahsup kararlarının verilmesini infaz hâkimliğinin görevleri arasında düzenlemektedir.
Bu nedenle hükümlü veya müdafii, gerekli belgeleri sunarak infaz hâkimliğinden mahsup kararı verilmesini talep edebilir.
Cumhuriyet Başsavcılığı infaz bürosuna da hesap hatasının incelenmesi ve gerekli işlemlerin yapılması amacıyla başvurulabilir. Ancak yargısal mahsup uyuşmazlığının çözümü bakımından görevli merci ile infaz işlemini yürüten makamın birbirinden ayrılması gerekir.
Başvuruda hangi dosyadaki hangi tarih aralığının mahsup edilmediği açıkça gösterilmelidir.
Yalnızca ceza hesabının yanlış olduğu yönündeki genel bir iddia yerine, somut tarih ve belgelerle desteklenen başvuru yapılması önemlidir.
8. İnfaz Hâkimliği Mahsup Talebini Reddederse Ne Yapılır?
Mahsup talebinin reddedilmesi, her durumda başvuru yollarının sona erdiği anlamına gelmez.
İnfaz hâkimliğinin kararına karşı kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilebilir. İtirazın incelenmesinde görevli merci ağır ceza mahkemesidir.
İtiraz dilekçesinde özellikle suç tarihleri ile önceki hükümlerin kesinleşme tarihlerinin yanlış karşılaştırılması, daha önce mahsup edilmemiş sürelerin göz ardı edilmesi veya dosya kayıtlarının eksik incelenmesi gibi hukuka aykırılıklar ortaya konulmalıdır.
İtiraz üzerine verilen kararın kesinleşmesinden sonra, kanuni şartların bulunması hâlinde CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma yolu da gündeme gelebilir.
Ancak kanun yararına bozma, tarafların doğrudan Yargıtay incelemesi başlatabildiği olağan bir kanun yolu değildir. Bu süreçte Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanunda düzenlenen yetkileri bulunmaktadır.
9. Mahsup Hatası Koşullu Salıverilme Tarihini Değiştirir mi?
Evet. Eksik mahsup işlemi, hükümlünün koşullu salıverilme tarihinin yanlış hesaplanmasına yol açabilir.
Koşullu salıverilme hesabında öncelikle hükümlünün tabi olduğu infaz rejimi ve ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süre belirlenir. Daha sonra hukuken mahsup edilmesi gereken süreler hesaba yansıtılır.
Bu nedenle daha önce geçirilen tutukluluk süresinin eksik değerlendirilmesi, kişinin koşullu salıverilmeden daha geç yararlanmasına neden olabilir.
Ancak mahsup işleminin yapılması, hükümlünün her durumda derhâl tahliye edileceği anlamına gelmez. Diğer mahkûmiyetler, içtima kararları, infaz rejimi ve koşullu salıverilme koşulları da dikkate alınmalıdır.
10. Mahsup Hatası Denetimli Serbestliği Etkiler mi?
Mahsup işlemi, hükümlünün denetimli serbestlikten yararlanabileceği tarihin belirlenmesinde de etkili olabilir.
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamındaki değerlendirmelerde hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kalan süresi önem taşır.
Mahsup edilmesi gereken tutukluluk süresi hesaba katılmamışsa, denetimli serbestlik bakımından yapılan tarih hesabı da hatalı olabilir.
Ancak denetimli serbestliğe ayrılma şartları yalnızca mahsup hesabına bağlı değildir. Suçun türü, suç tarihi, uygulanacak infaz mevzuatı ve hükümlünün diğer yasal şartları taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
11. Ev Hapsinde Geçirilen Süre Cezadan Düşülür mü?
Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri, tutuklulukla aynı hukuki nitelikte olmamakla birlikte mahsup bakımından özel olarak düzenlenmiştir.
CMK’nın 109/6. maddesine göre konutu terk etmeme tedbiri altında geçirilen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
Örneğin kişi hakkında 120 gün süreyle konutu terk etmeme tedbiri uygulanmışsa, kanuni şartların bulunması hâlinde bu sürenin 60 günü hapis cezasından mahsup edilir.
Bu hesaplamada tedbirin fiilen başladığı ve sona erdiği tarihler belirlenmeli, tedbirin kesintiye uğrayıp uğramadığı incelenmelidir.
12. Aynı Tutukluluk Süresi İki Ayrı Cezadan Düşülebilir mi?
Hayır. Aynı özgürlük kısıtlamasının iki ayrı cezada mükerrer biçimde kullanılması mümkün değildir.
Mahsup işleminin amacı, hükümlünün daha önce özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenin dikkate alınmasını sağlamaktır. Aynı sürenin birden fazla kez indirilmesi ise bu amacın dışına çıkar.
Bununla birlikte bir dosyada geçirilen sürenin yalnızca bir kısmı önceki infazda kullanılmışsa, kullanılmayan kalan sürenin başka bir mahkûmiyette mahsup edilip edilemeyeceği ayrıca incelenebilir.
Bu nedenle birden fazla mahkûmiyet bulunan dosyalarda önceki mahsup kararlarının tamamının temin edilmesi önemlidir.
13. Hapis Cezası Yerine Adli Para Cezası Verilmişse Mahsup Yapılır mı?
TCK’nın 63. maddesi, adli para cezası bakımından da mahsup imkânı tanımaktadır.
Hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan süreler, maddede öngörülen günlük parasal karşılık üzerinden adli para cezasından indirilebilir.
Bu hesaplamada hükme uygulanacak kanun metni ve zaman bakımından uygulanabilir düzenlemeler dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla gözaltında veya tutuklu geçirilen sürelerin yalnızca hapis cezası bakımından önem taşıdığı düşüncesi doğru değildir.
14. Gereğinden Fazla Cezaevinde Kalan Kişi Tazminat İsteyebilir mi?
Mahsup hatası nedeniyle kişinin ceza infaz kurumunda yasal olarak kalması gereken süreden daha uzun süre tutulması hâlinde, tazminat sorunu gündeme gelebilir.
CMK’nın 141. maddesinde, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istenebilecek hâller düzenlenmiştir. Özellikle mahkûm olup gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreler hükümlülük süresinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın yalnızca para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan kişiler bakımından özel hükümler bulunmaktadır.
Bununla birlikte mahsup hatası, haksız tutuklama ve cezanın gereğinden fazla infaz edilmesi aynı hukuki sebebe dayanmayabilir.
Bu nedenle tazminat talebinde bulunmadan önce hukuka aykırılığın niteliği, görevli merci, uygulanacak başvuru yolu ve süreler belirlenmelidir.
15. Mahsup Talebinde Hangi Belgeler Gereklidir?
Mahsup talebinin sonuçlandırılabilmesi için önceki özgürlük kısıtlamalarının ve mahkûmiyetlerin belgelerle ortaya konulması gerekir.
Başvuruda mevcutsa önceki dosyaların gerekçeli kararları, kesinleşme şerhleri, tutuklama ve tahliye kararları, gözaltı kayıtları, mevcut müddetname, içtima kararları ve önceki mahsup kararları kullanılmalıdır.
Bunların tamamının başvuru anında elde bulunmaması, her durumda başvuru yapılamayacağı anlamına gelmez. İlgili kayıtların mahkemelerden ve infaz birimlerinden getirtilmesi de talep edilebilir.
Önemli olan, hangi tarihler arasında özgürlüğün kısıtlandığının ve hangi mahkûmiyet bakımından mahsup istendiğinin açıkça belirtilmesidir.
16. Mahsup Talebi Tahliyeyi Sağlayabilir mi?
Eksik mahsup edilen sürenin tamamlanması sonucunda hükümlünün infaz hesabı değişebilir.
Yeni hesaplamaya göre koşullu salıverilme veya hak ederek tahliye tarihi geçmişse, diğer yasal engellerin bulunmaması koşuluyla tahliye işlemlerinin yapılması gündeme gelebilir.
Bu nedenle özellikle tahliye tarihine yaklaşan hükümlüler bakımından mahsup uyuşmazlığının gecikmeden incelenmesi önemlidir.
Mahsup talebi yalnızca geçmişteki bir hesap hatasının düzeltilmesi değildir. Bazı dosyalarda doğrudan kişinin özgürlüğünü etkileyen bir başvurudur.
17. Sonuç: Eksik Mahsup Nedeniyle Fazladan Cezaevinde Kalınmamalıdır
İnfaz hukukunda yapılan hatalar her zaman mahkûmiyet kararının kendisinden kaynaklanmaz. Bazen kesinleşmiş hüküm doğru olduğu hâlde, cezanın infazına ilişkin hesaplama yanlış yapılmış olabilir.
Özellikle daha önce farklı dosyalarda gözaltına alınmış, tutuklu kalmış, beraat etmiş veya hakkında düşme kararı verilmiş kişilerin infaz hesapları ayrıntılı şekilde incelenmelidir.
TCK’nın 63. maddesi kapsamında mahsup edilebilecek bir sürenin dikkate alınmaması, hükümlünün özgürlüğünün gereğinden uzun süre sınırlandırılmasına neden olabilir.
Bu nedenle müddetnamenin düzenlenmiş olması, infaz hesabının tartışmasız biçimde doğru olduğu anlamına gelmez.
Hükümlünün geçmiş dosyaları, suç tarihleri, kesinleşme tarihleri ve tutukluluk kayıtları birlikte değerlendirilmeli; eksik mahsup tespit edilmesi hâlinde görevli infaz hâkimliği nezdinde gerekli hukuki başvurular yapılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Cezaevinde önceden yattığım süre yeni cezamdan düşülür mü?
Önceki tutukluluğun bulunduğu dosyanın kesinleşme tarihi ile yeni cezaya konu suçun tarihi başta olmak üzere yasal mahsup koşullarına bağlıdır.
Beraat ettiğim dosyada altı ay tutuklu kaldım. Bu süreyi kullanabilir miyim?
Gerekli şartlar bulunuyorsa ve süre daha önce başka bir cezadan mahsup edilmemişse kullanılması mümkündür.
Mahkeme kararında mahsup yazmıyorsa ne olur?
Mahsup yükümlülüğünün göz ardı edilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir. Yargılama ve infazın bulunduğu aşamaya göre uygun başvuru yolu değerlendirilmelidir.
Mahsup için yeniden dava açılması gerekir mi?
İnfaz aşamasındaki mahsup uyuşmazlıklarında kural olarak infaz hâkimliğine başvurulur. Yeni bir ceza davası açılması gerekmez.
Mahsup kararı verilirse tahliye tarihim değişir mi?
Değişebilir. Ancak kesin sonuç, bütün cezaların ve uygulanacak infaz rejiminin birlikte hesaplanmasıyla belirlenir.
Mahsup talebi reddedilirse ne yapılır?
İnfaz hâkimliğinin ret kararına karşı kanuni süresinde itiraz yoluna başvurulabilir.
Av. Orçun Akbulut
Aydın merkezli olarak ceza ve infaz hukuku alanında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Mahsup ve tahliye hesabı, her hükümlünün dosya özellikleri ve uygulanacak mevzuat dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir.