FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanan ve hakkında mahkûmiyet kararı verilen birçok kişinin dosyası hâlen Yargıtay incelemesindedir. Bu dosyaların bir kısmında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından onama istemli tebliğname düzenlenmekte ve ilgili kişilere tebliğ edilmektedir.
Özellikle uzun yıllardır yargılaması devam eden kişiler açısından onama tebliğnamesinin gelmesi ciddi bir endişeye neden olmaktadır. Çünkü tebliğnamede mahkûmiyet kararının onanması yönünde görüş bildirilmesi, çoğu zaman cezanın kesinleştiği veya Yargıtay’ın artık bozma kararı vermeyeceği şeklinde yorumlanmaktadır.
Oysa Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesi, mahkûmiyet kararının kesinleştiği anlamına gelmez.
Tebliğname, Başsavcılığın temyiz incelemesine ilişkin hukuki görüşüdür. Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi bu görüşle bağlı değildir. Dosyada hukuka aykırılık bulunduğu takdirde, onama istemli tebliğnameye rağmen bozma kararı verilmesi mümkündür.
Dahası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 297/3. maddesi uyarınca, tebliğnamenin ilgili kişiye tebliğ edilmesinden itibaren kanunda öngörülen süre içerisinde yazılı cevap sunulabilir.
Bu nedenle FETÖ davalarında onama tebliğnamesinin gelmesi, dosyanın artık savunulamayacağı anlamına gelmediği gibi, temyiz aşamasındaki hukuki eksikliklerin yeniden değerlendirilmesi bakımından önemli bir aşamadır.
FETÖ Davasında Onama Tebliğnamesi Ne Anlama Gelir?
Ceza yargılamasında ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf incelemesinden geçen temyize tabi kararlar, usulüne uygun temyiz başvurusu üzerine Yargıtay’a gönderilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı inceleyerek hukuki görüşünü tebliğname adı verilen belgeyle açıklar.
Bu görüşte mahkûmiyet kararının onanması, bozulması veya hukuki niteliğine göre başka bir karar verilmesi istenebilir.
FETÖ/PDY davalarında onama istemli tebliğname düzenlenmesi, Başsavcılığın dosyada temyiz yoluyla kararın bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatinde olduğunu gösterir.
Ancak bu kanaat, Yargıtay ceza dairesinin nihai kararı değildir.
Örneğin mahkûmiyet hükmünde;
- Suçun maddi ve manevi unsurlarının yeterince tartışılmaması,
- Savunmanın sonucunu etkileyebilecek delil taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi,
- Mahkûmiyete esas alınan dijital verilerin güvenilirliğinin tartışmalı olması,
- Lehe delillerin gerekçeli kararda değerlendirilmemesi,
- Suç tarihinin veya örgütsel faaliyetlerin hukuki nitelendirilmesinde hata yapılması,
- Mahkûmiyet gerekçesinin somut ve kişiselleştirilmiş değerlendirme içermemesi
gibi sorunlar bulunabilir.
Bunların her biri kendiliğinden bozma nedeni değildir. Ancak temyiz incelemesinin kapsamı içerisinde kalan ve hükmün hukuka uygunluğunu etkileyen aykırılıklar, somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla onama tebliğnamesi alan kişinin ilk yapması gereken, yalnızca tebliğnamenin sonuç bölümüne bakmak değil, bu görüşün dosyadaki deliller ve ileri sürülmüş temyiz sebepleriyle ne ölçüde örtüştüğünü incelemektir.
FETÖ Davasında Tebliğnameye Cevap Süresi Kaç Gündür?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 297/3. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, kanunda belirtilen koşullarda sanığa veya müdafiine tebliğ edilir.
İlgili taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde yazılı cevap sunabilir.
Bu süre, 7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle değiştirilmiştir. Önceki düzenlemede bir hafta olan cevap süresi, ilgili geçiş hükümleri çerçevesinde iki haftaya çıkarılmıştır.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken husus, yeni sürenin bütün eski dosyalara otomatik olarak uygulanmamasıdır. 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlar yönünden geçiş hükümleri ve uygulanacak usul kuralları ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle tebliğname alan kişinin yalnızca belgenin düzenlenme tarihini değil, karar tarihini, tebliğ işlemini ve uygulanacak süre rejimini de kontrol ettirmesi gerekir.
Süre hesabında tebliğ günü, elektronik tebligatın hüküm doğurduğu tarih, tatil günleri ve ilgili usul hükümleri önem taşıyabilir.
Tebliğnameye cevap verilmesi düşünülüyorsa, tebliğ tarihi öğrenilir öğrenilmez dosyanın incelenmesi gerekir.
Çünkü kapsamlı bir cevap dilekçesi hazırlanabilmesi için gerekçeli kararın, istinaf kararının, temyiz dilekçesinin ve tebliğnamenin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Onama Tebliğnamesine İtiraz Edilebilir mi?
Uygulamada sıklıkla kullanılan ifadelerden biri “onama tebliğnamesine itiraz dilekçesi”dir.
Ancak teknik olarak burada bağımsız bir itiraz kanun yolundan değil, CMK 297/3 kapsamında tebliğnameye yazılı cevap verilmesinden söz edilmektedir.
Bu ayrım önemlidir.
Tebliğnameye cevap dilekçesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün neden isabetli olmadığını açıklamak ve temyiz incelemesinde dikkate alınması istenen hukuki hususları ortaya koymak amacıyla hazırlanır.
Örneğin tebliğnamede mahkûmiyet kararının hukuka uygun olduğu belirtilmişse, cevap dilekçesinde bu görüşün hangi nedenlerle tartışmalı olduğu somutlaştırılabilir.
Bununla birlikte tebliğnameye cevap, süresi geçmiş bir temyiz başvurusunun yerine geçmez. Temyiz sebeplerinin bildirilmesine ilişkin kanuni düzenlemeler ve Yargıtay’ın inceleme sınırları gözetilmelidir.
Özellikle CMK 294, 295 ve 301 hükümleri kapsamında, daha önce ileri sürülmemiş yeni bir temyiz sebebinin sonradan incelenip incelenemeyeceği ayrı bir hukuki meseledir.
Bu nedenle dilekçenin yalnızca yeni iddialar sıralayan bir metin olarak değil, mevcut temyiz sebeplerini, dosyadaki hukuka aykırılıkları ve tebliğnamedeki değerlendirmeleri karşılaştıran bir hukuki çalışma olarak hazırlanması gerekir.
Tebliğnameye Cevap Dilekçesi Yargıtay Kararını Değiştirebilir mi?
Tebliğnameye cevap dilekçesinin verilmesi, mahkûmiyet kararının mutlaka bozulacağı anlamına gelmez.
Ancak hukuki bakımdan güçlü ve somut gerekçelere dayanan bir cevap dilekçesi, temyiz incelemesinde önem taşıyan hususların açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilir.
Burada belirleyici olan dilekçenin uzunluğu değildir.
Önemli olan, mahkûmiyet hükmündeki hukuka aykırılığın nerede bulunduğunun, bu aykırılığın kararın sonucunu nasıl etkilediğinin ve tebliğnamedeki görüşün neden tartışılması gerektiğinin ortaya konulmasıdır.
Örneğin savunma tarafından yargılama boyunca talep edilen bir delilin toplanmaması, hükmün dayandığı temel bir olgunun aydınlatılmasını engellemiş olabilir.
Başka bir dosyada ise mahkûmiyet kararında sanığın bireysel eylemleri yerine genel örgütsel değerlendirmelere ağırlık verilmiş olabilir.
Bir diğer dosyada temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülen hukuka aykırılıklar, tebliğnamedeki değerlendirmeyle yeterince karşılanmamış olabilir.
Bu ihtimallerin her biri, kendi dosyasının koşullarında incelenmelidir.
Yargıtay incelemesinde amaç, mahkûmiyet kararına yönelik genel bir itirazı tekrarlamak değil, hükmün hukuka uygunluğunu etkileyen somut sorunları ortaya koymaktır.
FETÖ Davasında Tebliğname Geldikten Sonra Avukat Değiştirilebilir mi?
Evet. Dosyanın Yargıtay aşamasında bulunması, sanığın başka bir avukattan hukuki yardım almasına veya müdafi değişikliğine gitmesine tek başına engel değildir.
Ancak yeni müdafinin dosyaya katılması, kanuni süreleri yeniden başlatmaz.
Bu nedenle özellikle tebliğnameye cevap süresi işlemekteyken yapılacak müdafi değişikliğinde zaman kaybından kaçınılmalıdır.
Yeni müdafi tarafından yapılacak incelemede yalnızca tebliğnameye bakılması yeterli olmayabilir.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, istinaf aşamasında ileri sürülen itirazlar, bölge adliye mahkemesi kararı, temyiz dilekçesi ve dosyanın temel delilleri birlikte değerlendirilmelidir.
Çünkü kimi zaman sorun tebliğnamenin kendisinden değil, önceki aşamalarda ileri sürülen hukuki gerekçelerin eksikliğinden kaynaklanabilir.
Bununla birlikte önceki avukatın savunma stratejisinin farklı olması veya temyiz dilekçesinin kısa hazırlanması, tek başına mesleki kusur ya da yetersizlik bulunduğunu göstermez.
Asıl değerlendirilmesi gereken husus, dosyanın gerektirdiği hukuki itirazların ileri sürülüp sürülmediği ve varsa eksikliklerin mevcut usul aşamasında giderilip giderilemeyeceğidir.
FETÖ Davasında Önceki Temyiz Dilekçesi Yetersizse Ne Yapılabilir?
Bu soru özellikle uzun süredir Yargıtay’da bekleyen dosyalarda önem taşımaktadır.
Bazı temyiz dilekçelerinde mahkûmiyet kararının hukuka aykırı olduğu belirtilmekle birlikte, hangi hukuka aykırılığın hangi gerekçeyle bozmayı gerektirdiği yeterince açıklanmamış olabilir.
Oysa temyiz incelemesi, kural olarak hukuki denetim niteliğindedir.
CMK 294 uyarınca temyiz edenin hükmün neden bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekir. CMK 301 ise Yargıtay’ın temyiz incelemesinin kapsamını düzenlemektedir.
Bu nedenle önceki temyiz dilekçesinin incelenmesinde şu sorular önemlidir:
- Mahkûmiyet kararındaki hukuka aykırılıklar açıkça gösterilmiş midir?
- Savunma hakkının sınırlandırıldığı iddiaları somutlaştırılmış mıdır?
- Hükme esas alınan delillerin hukuka uygunluğu tartışılmış mıdır?
- Mahkemenin gerekçesindeki eksiklikler ortaya konulmuş mudur?
- Lehe delillerin değerlendirilmemesi yönündeki itirazlar açıklanmış mıdır?
- İleri sürülen temyiz sebepleri, Yargıtay’ın hukuki denetim yetkisiyle uyumlu mudur?
Bu soruların cevapları, tebliğnameye karşı hazırlanacak hukuki görüşün kapsamını belirleyebilir.
Ancak sonradan sunulan bir dilekçenin süresinde bildirilmemiş bütün temyiz sebeplerini inceleme kapsamına sokacağı varsayılmamalıdır.
FETÖ Davasında Onama Tebliğnamesine Rağmen Yargıtay Bozma Kararı Verebilir mi?
Evet.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi, ilgili ceza dairesi bakımından bağlayıcı bir karar değildir.
Yargıtay ceza dairesi, temyiz incelemesi sonucunda Başsavcılığın görüşünden farklı bir sonuca ulaşabilir.
Dolayısıyla onama istemli tebliğname düzenlenmiş olması, bozma ihtimalini hukuken ortadan kaldırmaz.
Ancak bu durum, her dosyada bozma ihtimalinin yüksek olduğu anlamına da gelmez.
FETÖ/PDY dosyalarında bozma ihtimalinin değerlendirilmesi, suçlamaya esas alınan delillerin niteliğine, mahkûmiyet gerekçesine, ileri sürülen temyiz sebeplerine ve dosyanın usul geçmişine bağlıdır.
Özellikle dijital deliller, örgütsel faaliyet iddiaları, tanık anlatımları ve kişiselleştirilmiş suç isnadı bakımından farklı hukuki sorunlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle aynı suçtan yargılanan iki kişinin dosyasında birbirinden farklı sonuçlara ulaşılması mümkündür.
Tebliğnamenin Sanığa veya Müdafiine Tebliğ Edilmemesi Savunma Hakkını İhlal Eder mi?
Tebliğnamenin ilgili kişilere bildirilmesi yalnızca şekli bir usul işlemi değildir.
Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriyle yakından ilişkilidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Göç/Türkiye kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşünün başvurucuya bildirilmemesi ve bu görüşe karşı cevap imkânı tanınmaması, adil yargılanma güvenceleri yönünden değerlendirilmiştir.
Türk hukukunda tebliğnamenin ilgililere tebliğini öngören düzenlemelerin gelişiminde de bu yaklaşım etkili olmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihatlarında, özellikle sanık aleyhine görüş içeren tebliğnamenin tebliğ edilmeden karar verilmesinin savunma hakkı bakımından sonuçları tartışılmıştır.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2006/6-204 Esas, 2006/197 Karar sayılı kararında tebliğnamenin tebliğine ilişkin hükümlerin adil yargılanma ve savunma hakkıyla bağlantısı vurgulanmıştır.
Daha sonraki içtihatlarda da sanık aleyhine bozma istemi içeren tebliğnamenin müdafiine tebliğ edilmeden inceleme yapılması, savunma hakkının sınırlandırılması yönünden değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte her tebligat eksikliğinin, dosyanın koşullarından bağımsız biçimde otomatik bozma sonucu doğuracağı söylenemez.
Tebliğnamenin içeriği, sanık aleyhine yeni bir görüş taşıyıp taşımadığı, tebliğ yükümlülüğünün kapsamı ve savunmanın cevap imkânından yoksun bırakılıp bırakılmadığı birlikte incelenmelidir.
Onama Tebliğnamesine Cevap Verilmezse Mahkûmiyet Kesinleşir mi?
Hayır.
Tebliğnameye cevap verilmemesi, tek başına mahkûmiyet kararının kesinleşmesi anlamına gelmez.
Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi temyiz incelemesini yaparak karar verir.
Cevap verilmemiş olması, Başsavcılığın onama görüşünün otomatik olarak kabul edildiği anlamına da gelmez.
Ancak cevap hakkının kullanılmaması, tebliğnamedeki değerlendirmelere karşı yazılı görüş sunma imkânının kullanılmamış olması sonucunu doğurabilir.
Özellikle dosyada tartışılması gereken somut hukuki sorunlar bulunuyorsa, bu imkânın kullanılıp kullanılmayacağı değerlendirilmelidir.
Tebliğnameye Cevap Dilekçesinde Hangi Hususlar Bulunmalıdır?
Tebliğnameye cevap dilekçesinin içeriği her dosyada farklılık göstermekle birlikte, etkili bir hukuki değerlendirme için bazı temel unsurlar önem taşır.
Öncelikle dosyanın hangi Yargıtay ceza dairesinde bulunduğu, esas numarası, tebliğnamenin içeriği ve tebliğ tarihi belirlenmelidir.
Ardından tebliğnamede açıklanan görüş ile temyiz dilekçesinde ileri sürülen hukuki sebepler karşılaştırılmalıdır.
Mahkûmiyet kararında hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlar, ilgili kanun hükümleri ve uygulanabilir içtihatlar çerçevesinde açıklanmalıdır.
Dilekçede özellikle;
- Tebliğnamenin hangi değerlendirmesine karşı çıkıldığı,
- Bu değerlendirmenin neden hukuken isabetli görülmediği,
- Mahkûmiyet kararındaki somut hukuka aykırılıklar,
- Önceden ileri sürülen temyiz sebepleriyle bağlantı,
- Savunma hakkına ilişkin usul sorunları,
- Hükmün sonucunu etkileyebilecek hukuki eksiklikler
ortaya konulmalıdır.
Genel nitelikteki adalet talepleri veya dosyanın bütün içeriğini tekrar eden uzun açıklamalar yerine, belirli hukuki sorunlara odaklanan gerekçeler tercih edilmelidir.
FETÖ Davasında Tebliğname Geldikten Sonra AYM veya AİHM’ye Başvurulabilir mi?
Onama tebliğnamesinin düzenlenmesi, kural olarak Yargıtay temyiz incelemesinin tamamlandığı anlamına gelmez.
Bu nedenle tebliğname aşamasındaki bir dosyada, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru bakımından olağan kanun yollarının tüketilmesi şartı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay’ın nihai kararı sonrasında ise başvurunun konusu, ileri sürülen hak ihlalleri ve süre koşulları çerçevesinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda kural olarak 30 günlük süre uygulanır. Bu sürenin başlangıcı, nihai kararın öğrenilmesi ve somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru bakımından da iç hukuk yollarının tüketilmesi ve ilgili süre koşullarının sağlanması gerekir.
Bu başvuruların hiçbiri, yalnızca mahkûmiyet kararının yanlış olduğu düşüncesiyle kullanılabilecek sınırsız bir yeniden inceleme yolu değildir.
İleri sürülen ihlalin ilgili mahkemenin görev alanına girmesi ve başvurunun kabul edilebilirlik koşullarını taşıması gerekir.
FETÖ Davasında Tebliğname Geldiğinde Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Tebliğnameye karşı hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca tebliğname belgesinin incelenmesi çoğu zaman yeterli değildir.
Dosyanın durumuna göre şu belgeler önem taşıyabilir:
- İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı,
- Bölge adliye mahkemesinin kararı,
- İstinaf ve temyiz dilekçeleri,
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi,
- Tebliğ işlemini gösteren belgeler,
- Savunma açısından önem taşıyan duruşma tutanakları,
- Hükme esas alınan delillere ilişkin raporlar,
- Önceki aşamalarda sunulmuş hukuki itirazlar.
Bu belgeler üzerinden yapılan incelemede, tebliğnameye cevap verilmesinin hukuki yararı ve ileri sürülebilecek gerekçelerin kapsamı değerlendirilebilir.
Özellikle yıllardır devam eden yargılamalarda, dosyanın geçmiş aşamalarında ileri sürülen savunmaların tamamının bilinmesi önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
FETÖ dosyamda onama tebliğnamesi geldi, cezam kesinleşti mi?
Hayır. Onama tebliğnamesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşüdür. Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinin nihai kararı değildir.
Onama tebliğnamesine kaç gün içinde cevap verilir?
CMK 297/3’ün güncel düzenlemesinde iki haftalık süre öngörülmüştür. Ancak özellikle eski kararlar bakımından geçiş hükümleri ve uygulanacak süre ayrıca kontrol edilmelidir.
Tebliğnameye cevap dilekçesi vermek zorunlu mu?
Hayır. Kanun ilgili tarafa yazılı cevap verme hakkı tanımaktadır. Bu hakkın kullanılıp kullanılmaması dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Tebliğnameye cevap verilirse Yargıtay bozma kararı verir mi?
Cevap dilekçesi verilmesi bozma garantisi sağlamaz. Yargıtay’ın kararı, uygulanacak hukuk kuralları ve temyiz incelemesinin kapsamına göre belirlenir.
Yargıtay dosyamda avukatımı değiştirebilir miyim?
Evet. Müdafi değişikliği mümkündür. Ancak bu değişiklik kanuni süreleri kendiliğinden yeniden başlatmaz.
Onama tebliğnamesi geldikten sonra ek dilekçe sunulabilir mi?
Usulüne uygun yazılı cevap sunulabilir. Bununla birlikte sonradan ileri sürülen yeni temyiz sebeplerinin incelenebilirliği, temyiz süreleri ve kanuni inceleme sınırlarıyla bağlantılıdır.
Tebliğname eski avukatıma gönderilmişse ne yapmalıyım?
Öncelikle tebligatın hukuken geçerli olup olmadığı, müdafilik ilişkisinin durumu ve sürelerin hangi tarihte başladığı incelenmelidir.
Tebliğnameye cevap verilmezse Yargıtay mutlaka onama kararı mı verir?
Hayır. Yargıtay, Başsavcılığın görüşüyle bağlı değildir. Cevap verilmemesi tek başına onama sonucu doğurmaz.
Onama tebliğnamesi geldikten sonra dosya ne zaman sonuçlanır?
Tebliğnamenin düzenlenmesi ile Yargıtay’ın karar vermesi arasında her dosya için geçerli sabit bir süre bulunmamaktadır. İnceleme süresi ilgili dairenin iş yüküne ve dosyanın özelliklerine göre değişebilir.
FETÖ dosyamda tebliğname geldiyse yeni bir avukattan hukuki görüş alabilir miyim?
Evet. Mevcut müdafiden bağımsız olarak dosyanın hukuki yönden değerlendirilmesi mümkündür. Böyle bir inceleme, önceki savunmanın kapsamını ve tebliğnameye cevap verilmesinin hukuki yararını belirlemeye yardımcı olabilir.
Sonuç: Onama Tebliğnamesi Kesinleşme Değildir, Ancak Süreler Önemlidir
FETÖ/PDY davalarında onama tebliğnamesi gelmesi, sanık bakımından yargılamanın önemli bir aşamasıdır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının mahkûmiyetin onanması yönündeki görüşü, ceza dairesinin aynı yönde karar vereceği anlamına gelmez.
Bununla birlikte tebliğnameye karşı cevap hakkının kullanılması düşünülüyorsa, kanuni sürelerin kaçırılmaması ve dosyanın bütününün değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle önceki temyiz dilekçesinin kapsamı, mahkûmiyet kararındaki hukuki gerekçeler ve tebliğnamede ileri sürülen görüş birlikte incelenmelidir.
Her dosyada bozma nedeni bulunduğu söylenemeyeceği gibi, yalnızca onama tebliğnamesi düzenlenmiş olmasından hareketle bütün hukuki imkânların tükendiği sonucuna da varılamaz.
Av. Orçun Akbulut
FETÖ/PDY davalarında Yargıtay aşamasındaki dosyaların incelenmesi, onama tebliğnamesine cevap verilmesi ve temyiz gerekçelerinin hukuki değerlendirilmesi konusunda dosyanın özelliklerine göre danışmanlık hizmeti sunulmaktadır. Hukuki değerlendirme için randevu alınabilir.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyaya ilişkin değerlendirme, uygulanacak mevzuat ve dosya içeriğine göre yapılmalıdır.