Karşılıksız çek nedeniyle verilen adli para cezasının kesinleşmiş olması, mahkûmiyet kararının hiçbir şekilde ortadan kaldırılamayacağı anlamına gelmez. Özellikle şikâyet süresinin geçirilmesi, çekin süresinde ibraz edilmemesi, cezai sorumluluğun yanlış kişiye yüklenmesi veya mahkûmiyetin açık bir hukuka aykırılığa dayanması hâlinde kanun yararına bozma yolu gündeme gelebilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesini amaçlayan olağanüstü bir kanun yoludur.
Karşılıksız çek suçlarında bu yolun önemi büyüktür. Zira 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında verilen adli para cezalarının ödenmemesi hâlinde, kanundaki özel düzenleme gereğince hapis yaptırımıyla karşılaşılması mümkündür.
Karşılıksız Çek Cezası Kesinleştikten Sonra Bozulabilir mi?
Evet. Ancak kesinleşmiş her çek cezasına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği düşünülmemelidir.
CMK 309 kapsamında başvuru yapılabilmesi için mahkeme kararının istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş olması gerekir.
Örneğin icra ceza mahkemesinin verdiği mahkûmiyet kararına karşı kanun yoluna başvurulmamış ve hüküm kesinleşmişse, karardaki hukuka aykırılıklar kanun yararına bozma kapsamında incelenebilir.
Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesinin esas yönünden inceleyerek kesinleştirdiği kararlar bakımından kural olarak CMK 309 değil, şartları varsa CMK 308/A hükümleri değerlendirilmelidir.
Kesinleşme şeklinin doğru belirlenmesi, başvurunun ilk ve en önemli aşamasıdır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nasıl Yapılır?
CMK 309 uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.
Hükümlü veya müdafii, hukuka aykırılık nedenlerini açıklayan gerekçeli bir dilekçeyle Adalet Bakanlığından kanun yararına bozma yoluna başvurulmasını talep edebilir.
Adalet Bakanlığının başvuruyu uygun görmesi hâlinde dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Başsavcılık tarafından hazırlanan bozma istemi Yargıtayın ilgili ceza dairesince incelenir.
CMK 310 kapsamında ise hükümlünün cezasının kaldırılması veya daha hafif cezaya hükmedilmesini gerektiren belirli hâllerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının doğrudan kanun yararına başvurma yetkisi bulunmaktadır.
Ancak hükümlünün dilekçe vermesi, Yargıtayın dosyayı mutlaka inceleyeceği anlamına gelmez.
1. Şikâyet Süresi Geçirildiği Hâlde Çek Cezası Verilmesi
Karşılıksız çek suçunda en önemli bozma nedenlerinden biri şikâyetin kanuni süre geçtikten sonra yapılmış olmasıdır.
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi ve İcra ve İflas Kanunu’nun şikâyete ilişkin hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
İİK 347 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Mahkeme, şikâyetin süresinde yapılıp yapılmadığını dosyadaki çek, banka ibraz kayıtları ve şikâyet dilekçesi üzerinden incelemelidir.
Süresi geçtikten sonra yapılan şikâyete dayanılarak mahkûmiyet kurulması hukuka aykırıdır.
2. Şirket Yetkilisinin Yanlış Belirlenmesi Nedeniyle Verilen Çek Cezası
Ticaret şirketlerine ait çeklerde cezai sorumluluğun kime ait olduğu uygulamada önemli uyuşmazlıklara yol açmaktadır.
5941 sayılı Kanun’un 5/2. maddesine göre çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü kişinin belirlenmesi gerekir.
Bu kapsamda şirketin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böyle bir görevlendirme yoksa yönetim organını oluşturan gerçek kişiler bakımından değerlendirme yapılır.
Yalnızca çek üzerindeki imzaya bakılarak cezai sorumluluk belirlenmesi her durumda yeterli değildir.
Şirketin ticaret sicili kayıtları, yönetim organının yapısı, mali işlerden sorumlu kişilere ilişkin görevlendirmeler ve çekin ibraz tarihindeki hukuki durum birlikte araştırılmalıdır.
Yargıtayın 11 Mayıs 2026 tarihli bir kanun yararına bozma incelemesinde de, çekin ibraz tarihinde şirket adına karşılığı bulundurmakla yükümlü kişinin doğru belirlenmemesi sorunu üzerinde durulmuştur.
Bu nedenle şirket müdürlüğünden ayrılmış, yetkisi sona ermiş veya kanunen sorumlu olmadığı hâlde mahkûm edilmiş kişilerin dosyalarında bu husus özellikle incelenmelidir.
3. Çekin Kanuni Süresinde İbraz Edilmemesi
Karşılıksız çek suçunun oluşabilmesi için çekin kanunda öngörülen koşullara uygun biçimde bankaya ibraz edilmiş olması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu’nun çekin ibraz sürelerine ilişkin hükümleri bu incelemede önem taşır.
Çekin düzenleme tarihi, ödeme yeri, ibraz tarihi ve banka tarafından yapılan işlem değerlendirilmeden mahkûmiyet kurulması hukuki sorun doğurabilir.
İbraz süresinin geçirilmesi veya banka işleminin kanuni koşullara uygun olmaması hâlinde suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı yeniden ele alınmalıdır.
4. Adli Para Cezasının Yanlış Hesaplanması
5941 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında hükmedilen adli para cezasının belirlenmesinde kanuni alt sınır, karşılıksız kalan çek tutarı ve bankanın ödemekle yükümlü olduğu miktar dikkate alınmalıdır.
Mahkemenin karşılıksız kalan miktarı yanlış belirlemesi, banka sorumluluk tutarını dikkate almaması veya cezanın hesabında kanuna aykırı yöntem uygulaması bozma nedeni oluşturabilir.
Ancak her hesap hatasının aynı olağanüstü kanun yoluyla giderileceği söylenemez. Hatanın niteliği, kesinleşme biçimi ve başka bir hukuki düzeltme yolunun bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
5. Savunma Hakkı Kısıtlanarak Verilen Çek Mahkûmiyeti
Ceza yargılamasında sanığın savunma hakkı temel güvencelerden biridir.
Tebligatların usulsüz yapılması, savunma imkânının hukuka aykırı biçimde ortadan kaldırılması veya dosya bakımından zorunlu usul işlemlerinin yerine getirilmemesi, somut olayın özelliklerine göre kanun yararına bozma incelemesine konu olabilir.
Bununla birlikte karşılıksız çek yargılamasının İcra ve İflas Kanunu’ndaki özel usule tabi olduğu unutulmamalıdır.
Her duruşmaya katılmama veya her tebligat eksikliği kendiliğinden bozma nedeni oluşturmaz. Hukuka aykırılığın hükme etkisi somut biçimde gösterilmelidir.
Kanun Yararına Bozma Sonucunda Çek Cezası Tamamen Kaldırılabilir mi?
CMK 309/4-d uyarınca bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa Yargıtay ilgili ceza dairesi doğrudan cezanın kaldırılmasına karar verebilir.
Bozma nedeninin daha hafif ceza verilmesini gerektirmesi hâlinde ise Yargıtay doğrudan bu cezaya hükmedebilir.
Bunun dışındaki bozma hâllerinde yeniden yargılama yapılması gerekebilir.
Dolayısıyla kanun yararına bozma kararı her zaman beraatle sonuçlanmaz. Bozma nedeninin niteliği sonucun belirlenmesinde esas alınır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Çek Cezasının İnfazını Durdurur mu?
Hayır. Başvurunun yapılmış olması tek başına kesinleşmiş cezanın infazını durdurmaz.
Özellikle adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapis infazıyla karşı karşıya bulunan kişiler bakımından, olağanüstü kanun yolu başvurusu ile infaza ilişkin taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
İnfazın durdurulabileceği yönünde genel ve otomatik bir sonuç çıkarılamaz.
Çek Bedelinin Ödenmesi Hâlinde Kanun Yararına Bozmaya Gerek Var mı?
5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6. maddesi ayrı bir hukuki imkân düzenlemektedir.
Karşılıksız kalan çek bedelinin kanunda belirtilen ticari temerrüt faiziyle birlikte tamamen ödenmesi hâlinde, mahkûmiyet kesinleşmişse hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Şikâyetten vazgeçme hâlinde de aynı düzenleme uygulanır.
Bu yol, kanun yararına bozmadan farklıdır. Mahkûmiyetin hukuka aykırı olduğunu ispatlama zorunluluğuna değil, kanunda belirtilen ödeme veya vazgeçme koşullarının gerçekleşmesine dayanır.
Karşılıksız Çek Cezasında Kanun Yararına Bozma İçin Süre Var mı?
CMK 309’da hükümlü lehine kanun yararına bozma isteminin Adalet Bakanlığına iletilmesi için genel bir hak düşürücü başvuru süresi öngörülmemiştir.
Ancak bu durum, her zaman ve her gerekçeyle sonuç alınabileceği anlamına gelmez.
Hükmün kesinleşme şekli, ileri sürülen hukuka aykırılık, başvurunun niteliği ve cezanın infaz durumu birlikte incelenmelidir.
Sonuç: Kesinleşmiş Karşılıksız Çek Cezası Her Zaman Hukuka Uygun Değildir
Karşılıksız çek suçundan verilen adli para cezasının kesinleşmesi, mahkeme kararının bütün yönleriyle hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.
Şikâyet süresinin geçirilmesi, suçun unsurlarının oluşmaması, cezai sorumluluğun yanlış kişiye yüklenmesi veya cezanın kanuna aykırı hesaplanması gibi nedenler olağanüstü kanun yollarının uygulanmasını gündeme getirebilir.
Bununla birlikte kanun yararına bozma, kaçırılan istinaf süresinin yerine geçen ikinci bir olağan kanun yolu değildir.
Başarılı bir başvuru için hukuka aykırılığın somut dosya üzerinden ortaya konulması, uygulanacak kanun hükmünün belirlenmesi ve bozma sonucunun açıkça açıklanması gerekir.
Av. Orçun Akbulut
Aydın – Ceza Hukuku ve Olağanüstü Kanun Yolları