Bir kişi hakkında verilen hapis cezasının kesinleşmiş olması, sonradan yürürlüğe giren lehe kanun hükümlerinden hiçbir şekilde yararlanamayacağı anlamına gelmez.
Özellikle nitelikli dolandırıcılık, banka hesabı veya IBAN kullandırılması ve yasa dışı bahis suçlarından mahkûm edilen kişiler bakımından kanun değişiklikleri sonrasında uyarlama davası gündeme gelebilmektedir.
Peki kesinleşmiş hapis cezası yeniden hesaplanabilir mi? Cezaevinde bulunan hükümlü uyarlama talep edebilir mi? Uyarlama başvurusu yapıldığında infaz durur mu?
Bu soruların cevapları, mahkûmiyetin dayandığı kanun hükmüne ve sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin niteliğine göre değişmektedir.
Uyarlama Davası Nedir?
Uyarlama davası, ceza mahkûmiyetinin kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren ve hükümlünün lehine sonuç doğurabilecek kanuni düzenlemelerin mevcut mahkûmiyet hükmüne uygulanması amacıyla yürütülen yargısal incelemedir.
Hukuki anlamda bu işlem, uyarlama yargılaması olarak adlandırılır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
Dolayısıyla kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunması, lehe kanunun uygulanmasına tek başına engel değildir.
Ancak uyarlama yargılaması, kesinleşmiş bütün mahkûmiyetlerin yeniden tartışılabildiği genel bir kanun yolu değildir.
Kesinleşmiş Hapis Cezası İçin Uyarlama Davası Açılabilir mi?
Evet. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hakkında, sonradan yürürlüğe giren ve hükümlünün lehine uygulanabilecek bir kanuni düzenleme varsa uyarlama talebinde bulunulabilir.
Örneğin kişi hakkında verilen cezanın dayandığı suç tipinde sonradan değişiklik yapılmış ve yeni düzenleme daha hafif bir yaptırım öngörmüş olabilir.
Bu durumda önceki ve sonraki kanun hükümlerinin somut olay bakımından karşılaştırılması gerekir.
Uyarlama sonucunda cezanın azaltılması, hukuki koşulların oluşması halinde mahkûmiyetin yeni düzenlemeye göre yeniden belirlenmesi veya cezanın infazına ilişkin sonuçların değişmesi mümkün olabilir.
Buna karşılık kanun değişikliğinin hükümlünün fiiliyle ilgisi bulunmuyorsa ya da yeni düzenleme lehine sonuç doğurmuyorsa uyarlama talebinin kabul edilmesi beklenemez.
Dolandırıcılık Suçunda Uyarlama Davası Açılabilir mi?
Nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm edilen kişiler açısından uyarlama davası, özellikle TCK 158 kapsamında yapılan değişiklikler nedeniyle önem taşıyabilir.
İnternet üzerinden dolandırıcılık, banka hesabı kullandırılması, IBAN üzerinden para transferi ve suçtan elde edilen paranın başka hesaplara aktarılması gibi olaylarda mahkûmiyetin hangi somut eyleme dayandığı belirleyicidir.
Özellikle yalnızca banka hesabını üçüncü kişilere kullandırdığı gerekçesiyle dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği kabul edilen kişilerin durumları ile dolandırıcılık eylemini bizzat gerçekleştiren kişilerin hukuki durumları aynı değildir.
Ancak IBAN kullandıran herkesin otomatik olarak ceza indiriminden yararlanacağı söylenemez.
Yeni düzenlemenin kapsamı, yürürlük tarihi, geçiş hükümleri ve mahkûmiyet kararında kabul edilen fiil birlikte incelenmelidir.
IBAN Kullandırma Nedeniyle Kesinleşmiş Cezada Uyarlama Mümkün mü?
Banka hesabını başka bir kişiye kullandırdığı için nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm edilen kişiler bakımından öncelikle gerekçeli kararın incelenmesi gerekir.
Mahkeme hükümlünün dolandırıcılık eylemine hangi şekilde katıldığını kabul etmiştir?
Hükümlünün yalnızca hesabını kullandırdığı mı, yoksa mağdurla iletişime geçtiği, hileli davranışlarda bulunduğu veya suç organizasyonunda başka bir rol üstlendiği mi belirlenmiştir?
Bu ayrım, lehe düzenlemenin uygulanabilirliği bakımından önem taşır.
Ayrıca yeni kanunun geçmiş tarihli fiillere uygulanıp uygulanamayacağı da değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş dolandırıcılık mahkûmiyetlerinde uyarlama başvurusu hazırlanırken yalnızca yeni kanuna atıf yapılması yeterli değildir. Önceki hüküm ile yeni düzenlemenin somut olayda doğuracağı sonuçlar açıklanmalıdır.
Yasa Dışı Bahis Suçunda Uyarlama Davası Açılabilir mi?
7258 sayılı Kanun kapsamında yasa dışı bahis oynatma, oynanmasına imkân sağlama, yurt dışındaki bahis faaliyetlerine erişim sağlama veya para nakline aracılık etme suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişiler de lehe kanun değişikliği söz konusu olduğunda uyarlama talebinde bulunabilir.
Ancak yasa dışı bahis suçundan mahkûm olan herkesin uyarlama yoluyla cezasının düşürülebileceği şeklinde genel bir değerlendirme yapılamaz.
Öncelikle mahkûmiyetin 7258 sayılı Kanun’un hangi maddesine dayandığı belirlenmelidir.
Özellikle 7258 sayılı Kanun’un 5/1-c maddesi kapsamında para nakline aracılık suçundan verilen mahkûmiyetlerde, suç tarihinde yürürlükte olan hüküm ile sonradan yürürlüğe giren hükümler karşılaştırılmalıdır.
Lehe bir değişiklik bulunmuyorsa sırf mahkûmiyetin kesinleşmiş olması veya infazın devam etmesi uyarlama sebebi oluşturmaz.
Uyarlama Davası Hangi Mahkemede Açılır?
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98/1-a maddesi uyarınca sonradan yürürlüğe giren kanun hükmünün TCK 7 kapsamında değerlendirilmesi gerekiyorsa hükmü veren mahkemeden karar istenir.
Örneğin nitelikli dolandırıcılık suçundan ağır ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmişse lehe kanun uyarlaması bakımından kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulur.
Buna karşılık çektirilecek cezanın hesabında duraksama bulunması veya cezanın kısmen ya da tamamen yerine getirilip getirilemeyeceğine ilişkin uyuşmazlıklar 5275 sayılı Kanun’un 98/1-b maddesi kapsamında infaz hâkimliğinin görev alanına girebilir.
Bu nedenle uyarlama yargılaması ile infaz hâkimliğine yapılacak başvuruların birbirine karıştırılmaması gerekir.
Uyarlama Davası İnfazı Durdurur mu?
Uyarlama davalarında en önemli konulardan biri, cezanın infazının durdurulup durdurulamayacağıdır.
5275 sayılı Kanun’un 98/2 maddesine göre uyarlama başvurusu yapılması, cezanın infazını kendiliğinden ertelemez.
Ancak mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliklerine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
Dolayısıyla cezaevinde bulunan bir hükümlü hakkında uyarlama başvurusu yapılmış olması, kendiliğinden tahliye sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte lehe düzenlemenin uygulanması halinde cezanın önemli ölçüde azalacağı veya infaz edilmiş sayılabileceği yönünde somut bir hukuki ihtimal varsa infazın durdurulması talebi ayrıca gerekçelendirilebilir.
Bu talebin kabulü mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.
Cezaevinde Bulunan Hükümlü Uyarlama Talep Edebilir mi?
Evet. Hakkındaki hapis cezasının infazına başlanmış olan hükümlü de şartları mevcutsa uyarlama talebinde bulunabilir.
Örneğin hükümlünün sekiz yıl hapis cezasına mahkûm edildiği ve cezaevinde bulunduğu bir durumda, sonradan yürürlüğe giren kanunun somut fiile daha düşük ceza öngörmesi halinde uyarlama incelemesi istenebilir.
Ancak cezanın gerçekten düşüp düşmeyeceği, önceki ve sonraki kanunların somut olaya uygulanması sonucunda anlaşılır.
Uyarlama talebi kabul edilirse yeni ceza miktarına göre müddetname ve infaz hesabının yeniden düzenlenmesi gündeme gelebilir.
Uyarlama Davası Nasıl Açılır?
Uyarlama davası, hükümlünün veya müdafiinin ilgili mahkemeye sunacağı gerekçeli dilekçe ile talep edilebilir.
Dilekçede mahkûmiyet kararının esas ve karar numarası, suç tarihi, kesinleşme durumu ve uygulanan kanun maddeleri belirtilmelidir.
Bunun yanında sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin hangi nedenle hükümlü lehine olduğu somut olarak açıklanmalıdır.
Özellikle şu belgeler önemlidir:
- Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı ve gerekçesi
- Kesinleşme şerhi
- Varsa istinaf ve temyiz kararları
- İnfaz edilen ceza bakımından müddetname
- Lehe olduğu ileri sürülen yeni kanuni düzenleme
- Önceki ve sonraki düzenlemelere göre ceza karşılaştırması
Dilekçenin hukuki dayanağı ve talep sonucu, mahkûmiyetin niteliğine göre hazırlanmalıdır.
Uyarlama Davasında Lehe Kanun Nasıl Belirlenir?
Uyarlama yargılamasında yalnızca yeni kanunda yer alan ceza miktarına bakılması yeterli değildir.
5252 sayılı Kanun’un 9/3 maddesi uyarınca lehe hüküm belirlenirken önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar karşılaştırılır.
Bu nedenle eski kanunun yalnızca avantajlı bir hükmü ile yeni kanunun başka bir avantajlı hükmünün birleştirilerek üçüncü bir uygulama oluşturulması kural olarak mümkün değildir.
Lehe kanun değerlendirmesi, ilgili hükümlerin bütün olarak uygulanması sonucunda yapılmalıdır.
Uyarlama Davası Ne Kadar Sürer?
Uyarlama yargılamasının sonuçlanması için bütün mahkemeler bakımından geçerli sabit bir süre bulunmamaktadır.
İnceleme, dosyanın kapsamına, uygulanacak kanun değişikliğinin niteliğine ve mahkemenin iş durumuna göre değişebilir.
5275 sayılı Kanun’un 101. maddesi kapsamında verilen kararlar kural olarak duruşma yapılmaksızın verilir. Bununla birlikte somut uyarlama yargılamasının niteliği ve uygulanacak özel usul hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle cezaevinde bulunan hükümlüler bakımından infazın durdurulması talebinin açıkça ileri sürülmesi önem taşıyabilir.
Uyarlama Talebi Reddedilirse Ne Yapılır?
Uyarlama talebinin reddedilmesi halinde kararın dayandığı hukuki gerekçeler incelenmelidir.
Mahkemenin lehe kanun karşılaştırmasını yapıp yapmadığı, somut fiilin yeni düzenleme kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği ve hükümlünün ileri sürdüğü taleplerin karşılanıp karşılanmadığı önemlidir.
5275 sayılı Kanun’un 101. maddesi kapsamındaki kararlara karşı itiraz kanun yolu öngörülmüştür.
Ancak başvurulacak kanun yolu ve süre, kararın hukuki niteliği ile uygulanacak özel usul hükümlerine göre belirlenmelidir.
Bu nedenle ret kararının kanun yolu bildirimi ve ilgili mevzuat birlikte incelenmelidir.
Uyarlama Davası ile Yargılamanın Yenilenmesi Aynı Şey midir?
Hayır.
Uyarlama yargılaması, esas itibarıyla sonradan yürürlüğe giren lehe kanun hükümlerinin kesinleşmiş mahkûmiyete uygulanmasıyla ilgilidir.
Yargılamanın yenilenmesi ise CMK’nın 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen, kanunda sayılan sebeplerin bulunması halinde kesinleşmiş hükmün yeniden ele alınmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur.
Örneğin yeni bir delilin ortaya çıkması veya mahkûmiyetin dayandığı belirli delillerin hukuki durumunun değişmesi, şartlarına göre yargılamanın yenilenmesi bakımından değerlendirilebilir.
Buna karşılık sonradan yürürlüğe giren lehe ceza hükmünün uygulanması talebi, kural olarak uyarlama yargılamasının konusudur.
Bu iki hukuki yolun amacı ve şartları birbirinden farklıdır.
Uyarlama Davası Sonucunda Beraat Kararı Verilir mi?
Uyarlama yargılamasının amacı, kesinleşmiş mahkûmiyetin bütün delillerini yeniden değerlendirerek baştan bir beraat incelemesi yapmak değildir.
Ancak sonradan yürürlüğe giren düzenleme nedeniyle fiilin suç olmaktan çıkması gibi durumlarda mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması gündeme gelebilir.
Bu ihtimal ile delil yetersizliği nedeniyle beraat talep edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.
Özellikle dolandırıcılık veya yasa dışı bahis suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyetlerde hangi hukuki başvurunun uygun olduğu, somut dosyaya göre belirlenmelidir.
Sonuç: Kesinleşmiş Ceza Uyarlama Davası ile Düşürülebilir mi?
Kesinleşmiş hapis cezasının bulunması, sonradan yürürlüğe giren lehe kanun hükümlerinden yararlanılmasına tek başına engel değildir.
Uyarlama davası yoluyla mahkûmiyetin yeni düzenlemeye göre değerlendirilmesi ve şartları mevcutsa cezanın yeniden belirlenmesi mümkündür.
Ancak her kanun değişikliği, her mahkûmiyet açısından ceza indirimi veya tahliye sonucu doğurmaz.
Özellikle TCK 158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık, banka hesabı kullandırılması ve 7258 sayılı Kanun kapsamında yasa dışı bahis suçlarından verilen kesinleşmiş mahkûmiyetlerde; suç tarihi, uygulanan kanun maddesi, mahkemenin kabul ettiği somut fiil ve yeni düzenlemenin kapsamı birlikte incelenmelidir.
Uyarlama başvurusu yapılırken infazın durdurulması talebinin ayrıca değerlendirilmesi ve lehe kanun karşılaştırmasının somut gerekçelerle ortaya konulması önem taşımaktadır.
Av. Orçun Akbulut – Aydın
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her mahkûmiyet yönünden uyarlama şartlarının ayrıca incelenmesi gerekir.