– 2026 Güncel AİHM ve Yargıtay Kararları
ByLock kullandığı iddiasıyla silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûm edilen ve hakkındaki hüküm kesinleşen bir kişi için bütün hukuki yollar sona ermiş midir?
2026 yılı itibarıyla bu soruya doğrudan “evet” cevabı vermek mümkün değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararıyla başlayan süreç, Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararıyla devam etmiş; diğer taraftan Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 yılında verdiği bozma kararları, kesinleşmiş veya devam eden ByLock dosyalarının her birinin kendi delil yapısı içerisinde yeniden incelenmesinin önemini ortaya koymuştur.
Ancak en başta önemli bir uyarı yapmak gerekir:
ByLock tespitinin bulunması her mahkûmiyetin hukuka uygun olduğu anlamına gelmediği gibi, AİHM’in Yalçınkaya kararı da ByLock bulunan her dosyanın otomatik olarak bozulacağı anlamına gelmez.
Asıl mesele, ByLock delilinin nasıl elde edildiği kadar, kişinin örgüt üyeliği suçundan mahkûm edilmesinde bu delile hangi hukuki anlamın yüklendiğidir.
Kesinleşmiş Bir ByLock Dosyası Gerçekten Bozulabilir mi?
Ceza hukukunda bir kararın kesinleşmesi son derece önemli bir aşamadır. Ancak “kesinleşmiş karar” ile “artık hiçbir hukuki yol bulunmayan karar” kavramları her durumda aynı anlama gelmez.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda kesinleşmiş hükümler bakımından kullanılabilecek olağanüstü kanun yolları bulunmaktadır.
Somut dosyanın özelliklerine göre;
yargılamanın yenilenmesi, kanun yararına bozma ve diğer olağanüstü başvuru mekanizmaları gündeme gelebilir.
Bunlardan hangisinin kullanılabileceği ise kişinin mahkûmiyet kararına, kesinleşme şekline, daha önce tüketilen kanun yollarına ve ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre belirlenmelidir.
Bu nedenle kesinleşmiş bir ByLock dosyasında yapılması gereken ilk iş yeni bir dilekçe hazırlamak değil, dosyanın hukuki röntgenini çıkarmaktır.
AİHM Yalçınkaya Kararı ByLock Dosyalarında Neyi Değiştirdi?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararı, ByLock yargılamaları açısından son derece önemli bir dönüm noktasıdır.
Kararın özü yalnızca “ByLock delili geçerlidir/geçersizdir” tartışması değildir.
AİHM’in üzerinde durduğu temel problemlerden biri, ByLock kullandığı tespit edilen kişinin bu nedenle silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bütün unsurlarını gerçekleştirmiş kabul edilmesidir.
Silahlı terör örgütüne üyelik suçu bakımından kişinin örgütle olan ilişkisinin ve suçun maddi ve manevi unsurlarının bireyselleştirilerek ortaya konulması gerekir.
Dolayısıyla bir kişinin ByLock kullanmış olduğunun kabul edilmesi ile TCK m.314/2 kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olduğunun hukuken ispatlanması aynı şey değildir.
Bu ayrım, bugün kesinleşmiş ByLock mahkûmiyetlerinin incelenmesinde en önemli noktalardan biridir.
Demirhan ve Diğerleri Kararı Neden Daha da Önemli?
Yalçınkaya kararından sonra en çok dikkat edilmesi gereken gelişmelerden biri, AİHM’in 22 Temmuz 2025 tarihli Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararıdır.
Karar 239 başvurucuyu kapsamaktadır.
AİHM bu kararda, ByLock kullanımına ilişkin Türk yargısının benimsediği genel yaklaşım nedeniyle Yalçınkaya kararındaki değerlendirmelerinden ayrılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu gelişme önemlidir.
Çünkü tartışmayı yalnızca “Yüksel Yalçınkaya isimli bir kişinin dosyasında verilmiş AİHM kararı” olmaktan çıkararak, aynı temel hukuki problemin başka dosyalarda da ortaya çıkabileceğini göstermektedir.
AİHM, yerel mahkemelerin ByLock kullanımını ele alış biçiminin çok sayıda benzer ihlale yol açabilecek sistemik bir mesele niteliğinde olduğuna da dikkat çekmiştir.
ByLock Varsa Mahkûmiyet Artık Bozulur mu?
Hayır.
AİHM kararlarından böyle bir sonuç çıkarmak doğru değildir.
Kesinleşmiş bir ByLock dosyasını incelerken şu soruların cevaplandırılması gerekir:
Mahkûmiyet yalnızca ByLock’a mı dayanıyor?
ByLock dışında bağımsız deliller bulunuyor mu?
ByLock ID tespiti mevcut mu?
ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı dosyada bulunuyor mu?
CGNAT kayıtları mevcut mu?
Mesaj içerikleri elde edilmiş mi?
Sanığın örgütsel nitelikte olduğu ileri sürülen yazışmaları bulunuyor mu?
Tanık veya itirafçı beyanları var mı?
Bank Asya hareketleri nasıl değerlendirilmiş?
Sendika veya dernek üyeliğine hangi hukuki anlam yüklenmiş?
Mahkeme örgüt üyeliğinin maddi ve manevi unsurlarını ayrıca tartışmış mı?
İşte gerçek hukuki değerlendirme bu soruların cevapları üzerinden yapılmalıdır.
Yargıtay 2026 Yılında ByLock Dosyalarında Bozma Kararı Veriyor mu?
Evet.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 yılında verdiği ByLock bağlantılı bozma kararları bulunmaktadır.
Ancak burada da kararların başlıklarına bakarak “Yargıtay artık ByLock dosyalarını bozuyor” şeklinde genelleme yapılmamalıdır.
Örneğin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.02.2026 tarihli, 2022/17656 E. ve 2026/1831 K. sayılı kararında mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Söz konusu dosyada bozma yalnızca tek bir nedene dayanmamaktadır.
Mahkûmiyette belirleyici delil niteliğindeki tanığın sanığın huzurunda dinlenmemesi ve sanığa tanığı sorgulama imkânı verilmemesi de bozma nedenleri arasında yer almıştır.
Bu bize önemli bir şeyi göstermektedir:
Kesinleşmiş veya devam eden bir FETÖ/PDY dosyası yalnızca “ByLock dosyası” olarak incelenmemelidir.
Tanık sorgulama hakkından delillerin tartışılmasına, ByLock tespitinden cezanın belirlenmesine kadar dosyanın tamamı incelenmelidir.
2026 Yargıtay Kararları Neden Önemli?
Yargıtay kararlarının önemi, AİHM içtihadından farklı bir düzlemde ortaya çıkmaktadır.
AİHM esas olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ihlal bulunup bulunmadığını incelerken Yargıtay, Türk ceza hukukunun uygulanması ve yargılama usulünün hukuka uygunluğu bakımından değerlendirme yapmaktadır.
Bu nedenle etkili bir ByLock dosyası incelemesinde;
AİHM içtihadı + Anayasa Mahkemesi içtihadı + Yargıtay uygulaması
birlikte değerlendirilmelidir.
Yalnızca AİHM kararına dayanmak veya yalnızca eski bir Yargıtay kararını dilekçeye eklemek çoğu dosyada yeterli bir hukuki çalışma olmayacaktır.
ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı Neden Önemlidir?
Bir kişinin ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki tespitin mahkûmiyet kararında nasıl kullanıldığı incelenirken dosyadaki teknik belgeler son derece önemlidir.
Telefon hattının kime ait olduğu, hangi cihazın kullanıldığı, ByLock ID’sinin kişiye nasıl bağlandığı, CGNAT verilerinin durumu, kullanıcı adı ve şifre bilgileri, mesaj içerikleri ve diğer teknik veriler birlikte değerlendirilmelidir.
Burada yapılacak inceleme yalnızca “ByLock listesinde adı var mı?” sorusuyla sınırlandırılamaz.
CGNAT Kaydı Tek Başına Yeterli mi?
CGNAT kayıtları ByLock dosyalarında önemli teknik deliller arasında yer almaktadır.
Ancak teknik verinin varlığı ile bu veriden örgüt üyeliği sonucunun çıkarılması iki ayrı değerlendirmedir.
Dosyadaki teknik kayıtların kişinin ByLock’u fiilen kullandığını ne ölçüde ortaya koyduğu, başka verilerle desteklenip desteklenmediği ve en önemlisi bu kullanımın örgüt üyeliğinin unsurlarıyla nasıl ilişkilendirildiği incelenmelidir.
Bu nedenle CGNAT kaydı bulunan her dosya aynı hukuki sonucu doğurmaz.
ByLock Mesaj İçerikleri Varsa Durum Değişir mi?
Mesaj içeriklerinin bulunması dosyanın değerlendirilmesinde son derece önemli olabilir.
Çünkü yalnızca uygulamanın kullanıldığı iddiası ile uygulama içerisindeki iletişimin içeriğinin ortaya çıkarılmış olması aynı delil durumunu ifade etmez.
Mesajların içeriği, tarafları, tarihi ve örgütsel faaliyet iddiasıyla ilişkisi değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mesaj içerikleri bulunan bir dosyayla yalnızca bağlantı kaydı bulunan başka bir dosyanın aynı hukuki kategoriye konulması doğru değildir.
Bank Asya ve Sendika Üyeliği de Varsa Ne Olur?
Yalçınkaya dosyasının kendisinde de ByLock dışında Bank Asya hesabı ile sendika ve dernek üyeliği gibi başka deliller bulunmaktaydı.
Bu nedenle “ByLock dışında Bank Asya varsa Yalçınkaya uygulanmaz” şeklinde basit bir formül bulunmamaktadır.
Önemli olan bütün delillerin mahkeme tarafından hangi bağlamda değerlendirildiği ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının somut olay bakımından bireyselleştirilip bireyselleştirilmediğidir.
Kesinleşmiş ByLock Dosyasında Yeniden Yargılama Mümkün mü?
Belirli şartların bulunması halinde yargılamanın yenilenmesi gündeme gelebilir.
CMK’nın 311. maddesi hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerini düzenlemektedir.
Özellikle kişinin kendi dosyası hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen bir ihlal kararının bulunması halinde CMK m.311/1-f ayrıca önem taşımaktadır.
Ancak başka kişiler hakkında verilen Yalçınkaya veya Demirhan kararlarının doğrudan CMK m.311/1-f kapsamında kişinin kendi lehine verilmiş bir ihlal kararı gibi değerlendirilmesi doğru değildir.
Bu nedenle başvuru sebebinin somut dosyada doğru kurulması gerekir.
AİHM Yalçınkaya ve Demirhan kararları sonrasında FETÖ davalarında yeniden yargılama şartları hakkında ayrıntılı değerlendirmemizi ayrıca okuyabilirsiniz.
Kanun Yararına Bozma ByLock Dosyalarında Kullanılabilir mi?
Kesinleşmiş ceza hükümleri bakımından gündeme gelebilecek olağanüstü kanun yollarından biri de kanun yararına bozmadır.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 yılında ByLock bağlantılı dosyalarda kanun yararına bozma kapsamında verdiği kararlar bulunmaktadır.
Ancak kanun yararına bozma, doğrudan kişinin olağan bir temyiz başvurusu gibi değerlendirilmemelidir.
Başvurunun hukuki niteliği, hangi kararlar bakımından kullanılabileceği ve somut dosyadaki hukuka aykırılığın bu yol kapsamında ileri sürülüp sürülemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle “dosyam kesinleşti, kanun yararına bozma dilekçesi verelim” yaklaşımı yerine öncelikle hangi olağanüstü kanun yolunun dosyaya uygun olduğunun belirlenmesi gerekir.
Kesinleşmiş ByLock Dosyasında İlk Olarak Hangi Belgeler İncelenmeli?
Dosyanın yeniden ele alınma ihtimalinin değerlendirilmesi için mümkün olduğunca eksiksiz dosya incelemesi yapılmalıdır.
Özellikle;
gerekçeli karar, bölge adliye mahkemesi kararı, Yargıtay kararı, kesinleşme bilgileri, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı, ayrıntılı ByLock raporu, CGNAT kayıtları, HTS kayıtları, mesaj içerikleri, tanık ve itirafçı ifadeleri, Bank Asya kayıtları ile mahkûmiyette kullanılan diğer deliller birlikte incelenmelidir.
Ardından mahkûmiyet gerekçesi güncel AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadıyla karşılaştırılmalıdır.
Dosyamın Yeniden Açılma İhtimali Olduğunu Nasıl Anlarım?
Bunun için yalnızca ceza miktarına veya dosyanın kesinleşme tarihine bakılması yeterli değildir.
Özellikle;
mahkûmiyetin belirleyici biçimde ByLock kullanımına dayanması, örgüt üyeliğinin maddi ve manevi unsurlarının bireyselleştirilmemesi, ByLock teknik verilerine ilişkin savunma imkânlarının sınırlandırılması, hükümde kullanılan belirleyici tanıkların sorgulanamaması veya sonradan ortaya çıkan hukuki/delil durumlarının bulunması dosyanın ayrıntılı biçimde incelenmesini gerektirebilir.
Ancak bunlardan birinin bulunması dahi otomatik olarak “dosya bozulacaktır” anlamına gelmez.
Kesinleşmiş ByLock Mahkûmiyetiniz Varsa Ne Yapmalısınız?
Kesinleşmiş bir ByLock/FETÖ dosyasında en büyük hata, internette bulunan standart bir yeniden yargılama veya kanun yararına bozma dilekçesini dosyaya sunarak sonuç beklemektir.
Çünkü aynı suçtan mahkûm olmuş iki kişinin dosyasında kullanılabilecek hukuki yol dahi farklı olabilir.
Bir dosyada sorun ByLock deliline yüklenen anlam olabilirken diğerinde tanık sorgulama hakkı, teknik verilerin değerlendirilmesi, gerekçesizlik veya başka bir hukuka aykırılık ön plana çıkabilir.
Bu nedenle önce mahkûmiyetin hangi deliller üzerine kurulduğu, ardından hangi olağanüstü kanun yolunun kullanılabileceği belirlenmelidir.
ByLock ve Kesinleşmiş FETÖ Dosyalarında Hukuki İnceleme
Kesinleşmiş ByLock veya FETÖ/PDY mahkûmiyetiniz ya da bir yakınınıza ait kesinleşmiş dosya bulunuyorsa dosyanın güncel AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında yeniden değerlendirilmesi mümkündür.
Av. Orçun Akbulut Hukuk Bürosu tarafından kesinleşmiş FETÖ/PDY ve ByLock dosyaları; gerekçeli karar, ByLock teknik kayıtları, tanık beyanları ve diğer mahkûmiyet delilleri üzerinden dosya özelinde incelenmektedir.
İncelemenin amacı henüz dosya görülmeden “beraat garantisi” vermek değil; dosyada gerçekten kullanılabilecek olağanüstü bir hukuki yol bulunup bulunmadığını tespit etmektir.
Bu nedenle değerlendirme yapılırken mümkünse gerekçeli karar, istinaf/Yargıtay kararları ve ByLock’a ilişkin teknik belgelerin birlikte sunulması önemlidir.
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her dosyanın maddi ve hukuki özellikleri farklıdır. Yazıda açıklanan hususlar belirli bir dosya yönünden sonuç veya beraat garantisi anlamına gelmez.
Sık Sorulan Sorular
ByLock cezası kesinleştiyse artık hiçbir şey yapılamaz mı?
Kesinleşme olağan kanun yollarının sona erdiği anlamına gelebilir; ancak belirli şartlarda olağanüstü kanun yolları gündeme gelebilir. Bunun için dosyanın somut özellikleri incelenmelidir.
Yalçınkaya kararı bütün ByLock cezalarını bozuyor mu?
Hayır. Yalçınkaya kararı bütün ByLock mahkûmiyetlerini kendiliğinden ortadan kaldırmamaktadır. Kararın somut dosyaya etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Demirhan kararı ByLock dosyaları açısından önemli mi?
Evet. AİHM’in 239 başvurucu hakkında verdiği Demirhan ve Diğerleri/Türkiye kararı, Yalçınkaya’da belirlenen bazı temel sorunların benzer ByLock yargılamalarında da ortaya çıkabildiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Kesinleşmiş ByLock dosyasında yeniden yargılama istenebilir mi?
CMK’da hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesine ilişkin nedenler bulunmaktadır. Ancak hangi hükmün somut dosyada uygulanabileceği dosyanın geçmişine ve hukuki durumuna göre belirlenmelidir.
ByLock dosyasında kanun yararına bozma mümkün mü?
Somut dosyanın niteliğine göre kanun yararına bozma gündeme gelebilir. Ancak bu yol olağan bir temyiz mekanizması değildir ve her kesinleşmiş karar bakımından aynı şekilde uygulanamaz.
ByLock dışında Bank Asya veya sendika üyeliği varsa yeniden yargılama mümkün değil mi?
Böyle genel bir kural bulunmamaktadır. Delillerin sayısından ziyade mahkemenin bunları nasıl değerlendirdiği ve örgüt üyeliğinin unsurlarını nasıl ortaya koyduğu incelenmelidir.
