İşveren İş Kazasını SGK’ya Bildirmedi, Ne Yapmalıyım? 2026

İş kazası geçiren işçilerin karşılaştığı en ciddi sorunlardan biri, işverenin meydana gelen kazayı Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmemesidir. Özellikle işçinin sigortasız çalıştırıldığı, kazanın işyerinde kayıt altına alınmadığı veya işverenin sorumluluktan kaçınmak istediği durumlarda işçiden olayın “iş kazası olmadığını” söylemesi dahi istenebilmektedir.

Ancak işverenin iş kazasını SGK’ya bildirmemesi, meydana gelen olayın iş kazası niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşçi açısından önemli olan, kazanın gerçekten çalışma ilişkisi içerisinde ve kanunun iş kazası saydığı koşullarda meydana geldiğinin ortaya konulabilmesidir.

Bu nedenle “İşveren kazayı bildirmedi, artık hiçbir şey yapamam” düşüncesi çoğu olay bakımından doğru değildir.

İş Kazasını SGK’ya Bildirmek Zorunlu mudur?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında iş kazalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi gerekmektedir.

İşveren bakımından bildirim süresi, kazanın koşullarına göre değerlendirilmekle birlikte, işverenin kontrolündeki işyerlerinde meydana gelen iş kazalarının kural olarak kazadan sonraki üç iş günü içerisinde SGK’ya bildirilmesi gerekir.

İşverenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi işçinin haklarını ortadan kaldırmaz. Bildirim yükümlülüğü esas itibarıyla işverene ait bir yükümlülüktür. İşverenin kendi yükümlülüğünü ihlal etmesinin sonuçlarının doğrudan işçiye yüklenmesi mümkün değildir.

İşveren İş Kazasını Bildirmezse İşçi Ne Yapabilir?

İşverenin bildirim yapmadığının öğrenilmesi halinde işçinin pasif kalmaması önemlidir.

Kazanın niteliğine göre SGK’ya başvurularak olayın iş kazası olduğunun tespit edilmesi istenebilir. Kurum tarafından olay hakkında inceleme ve araştırma yapılabilir. İşveren kayıtları, hastane belgeleri, kolluk kayıtları, tanık anlatımları ve diğer deliller değerlendirilebilir.

Uyuşmazlığın çözülememesi halinde ise olayın iş kazası olduğunun tespiti yargılama konusu haline gelebilir.

Burada özellikle üzerinde durulması gereken husus şudur:

İş kazasının varlığı yalnızca işverenin yaptığı bildirime bağlı değildir.

Başka bir ifadeyle işveren “Ben SGK’ya bildirmedim” diyerek meydana gelen gerçek bir iş kazasını hukuken yok hale getiremez.

İşçi İş Kazasını Kendisi SGK’ya Bildirebilir mi?

İşverenin bildirim yapmaması halinde işçi, olayın SGK tarafından incelenmesini sağlamak amacıyla Kuruma başvurabilir.

Başvuruda kazanın tarihi, işyeri, çalışma biçimi, kazanın nasıl meydana geldiği, tedavi görülen sağlık kuruluşları ve varsa olayı gören kişiler açık biçimde belirtilmelidir.

İşçinin elindeki belgelerin de mümkün olduğunca başvuruya eklenmesi yararlı olacaktır.

Özellikle;

hastane kayıtları,

epikriz belgeleri,

istirahat raporları,

işyeri kamera görüntüleri,

WhatsApp yazışmaları,

işveren veya işyeri yetkilileriyle yapılan mesajlaşmalar,

iş arkadaşlarının tanıklığı,

ambulans kayıtları,

112 kayıtları,

kolluk tutanakları,

işyerine giriş çıkışı gösteren kayıtlar,

ücret ödemelerine ilişkin banka kayıtları

somut olayın özelliklerine göre önem taşıyabilir.

Hastanede İş Kazası Olarak Kaydedilmemişse Hak Kaybolur mu?

Uygulamada sık karşılaştığımız sorunlardan biri de budur.

İşçi işyerinde yaralanmasına rağmen hastaneye götürüldüğünde olayın “ev kazası”, “düşme”, “kişisel yaralanma” veya başka bir olay biçiminde kaydedildiği görülebilmektedir.

Hastane kaydında iş kazası ibaresinin bulunmaması önemli bir delil sorunu yaratabilir. Ancak bu durum tek başına olayın iş kazası olmadığını kesin olarak göstermez.

Gerçek olay başka delillerle ispatlanabiliyorsa sağlık kuruluşundaki ilk kaydın aksinin ortaya konulması mümkün olabilir.

Bu nedenle hastane kaydının hatalı olduğunu fark eden işçinin uzun süre beklemeden hukuki durumunu değerlendirmesi önemlidir.

İşveren “Evde Düştüğünü Söyle” Derse Ne Yapılmalıdır?

İş kazalarında ileride ciddi sorunlara neden olabilecek durumlardan biri budur.

Bazı olaylarda işveren veya işyeri yetkilileri, işçiden hastanede kazanın işyerinde meydana gelmediğini söylemesini isteyebilir. İşçi de işini kaybetme korkusu, olayın sıcaklığı veya işverenine güvenmesi nedeniyle gerçeğe aykırı bir açıklamada bulunabilir.

Daha sonra kalıcı sakatlık ortaya çıktığında veya işçi işten çıkarıldığında bu ilk kayıt işçinin karşısına çıkarılabilir.

Böyle bir durumda dosyanın bütünü değerlendirilmelidir.

Kazanın gerçekleştiği gün yapılan telefon görüşmeleri, mesajlar, iş arkadaşları, işverenin tedavi masraflarını karşılaması, işçinin o gün işyerinde bulunduğunu gösteren kayıtlar ve olay sonrasında yapılan yazışmalar ilk hastane kaydının aksini ortaya koyabilecek deliller arasında olabilir.

Bu nedenle ilk kaydın yanlış olması davanın mutlaka kaybedileceği anlamına gelmez. Fakat ispat bakımından dosyanın daha dikkatli hazırlanmasını gerektirir.

Sigortasız Çalışan İşçinin İş Kazası Bildirilmezse Ne Olur?

İşçinin sigortasız çalıştırılması, iş kazası bakımından ayrıca önem taşıyan bir durumdur.

Bir kişinin SGK kayıtlarında işçi olarak görünmemesi, gerçekte işçi olarak çalışmadığı anlamına gelmez. Fiili çalışma ispatlanabiliyorsa sigortasız çalıştırılan kişinin de sosyal güvenlik ve iş hukuku bakımından hakları gündeme gelebilir.

Bu tür dosyalarda iki temel uyuşmazlık ortaya çıkabilir:

Birincisi, işçinin gerçekten o işyerinde çalışıp çalışmadığıdır.

İkincisi ise meydana gelen olayın iş kazası olup olmadığıdır.

Bu nedenle sigortasız iş kazalarında deliller çok daha önemlidir.

Ücret ödemeleri, banka dekontları, işyeri çalışanları, WhatsApp grupları, telefon kayıtları, fotoğraflar, işyerine ait kamera görüntüleri, servis kayıtları ve işçinin çalışma ilişkisini ortaya koyabilecek diğer belgeler birlikte değerlendirilmelidir.

İşverenin Bildirim Yapmaması Tazminat Hakkını Ortadan Kaldırır mı?

Hayır. İşverenin iş kazasını SGK’ya bildirmemesi tek başına işçinin maddi ve manevi tazminat isteme hakkını ortadan kaldırmaz.

Ancak tazminat davasında öncelikle meydana gelen olayın iş kazası niteliği, işverenin kusuru, işçinin uğradığı zarar, maluliyet durumu ve olay ile zarar arasındaki illiyet bağı gibi hususlar değerlendirilir.

İş kazası sonucunda işçide kalıcı çalışma gücü kaybı meydana gelmişse maddi tazminat gündeme gelebilir. Olayın niteliğine ve sonuçlarına göre manevi tazminat da talep edilebilir.

Ölümlü iş kazalarında ise şartları varsa ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler bakımından destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talepleri söz konusu olabilir.

İş Kazasının Üzerinden Aylar veya Yıllar Geçmişse Ne Olur?

Kazanın hemen bildirilmemiş olması nedeniyle dosyanın artık hiçbir şekilde takip edilemeyeceği düşünülmemelidir.

Ancak zaman geçtikçe ispat güçleşebilir.

Kamera görüntüleri silinebilir, iş arkadaşları işyerinden ayrılabilir, mesaj kayıtları kaybolabilir, işveren şirket faaliyetini sona erdirebilir veya olayın ayrıntıları tanıkların hafızasından çıkabilir.

Ayrıca SGK işlemleri, iş kazasının tespiti, hizmet tespiti ve tazminat talepleri bakımından birbirinden farklı hukuki süreler ve usuller söz konusu olabilir.

Bu nedenle özellikle eski tarihli iş kazalarında dosya, yalnızca “zamanaşımı var mı?” sorusuyla değerlendirilmemelidir. Kazanın tarihi, sigorta durumu, SGK kayıtları, çalışma dönemi ve açılması düşünülen davanın niteliği birlikte incelenmelidir.

İş Kazasını İspatlamak İçin En Önemli Deliller Nelerdir?

Her iş kazasının delil yapısı farklıdır.

Örneğin büyük bir fabrikadaki kazada kamera kayıtları ve iş güvenliği belgeleri ön plana çıkabilirken küçük bir şantiyede meydana gelen kazada tanıklar ve hastane kayıtları daha belirleyici olabilir.

İş kazası dosyalarında özellikle kazadan hemen sonraki döneme ait deliller önemlidir.

İşverenin “Geçmiş olsun, masrafları biz karşılayacağız” şeklindeki bir mesajı dahi olayın koşullarına göre önemli hale gelebilir. Aynı şekilde işveren tarafından hastane ücretlerinin ödenmiş olması, işçinin hastaneye şirket aracıyla götürülmesi veya iş arkadaşlarının kazadan hemen sonra yaptığı yazışmalar da diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.

Bu nedenle iş kazası sonrasında telefon değiştirilmeden, mesajlar silinmeden ve belgeler kaybolmadan delillerin korunması gerekir.

İş Kazası Nedeniyle Hangi Haklar Talep Edilebilir?

Somut olayın koşullarına göre işçinin hem sosyal güvenlik hukukundan hem de işverene karşı sorumluluk hükümlerinden kaynaklanan çeşitli hakları gündeme gelebilir.

SGK yönünden geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik gibi haklar değerlendirilebilir.

İşveren yönünden ise koşulları oluşmuşsa maddi ve manevi tazminat talepleri söz konusu olabilir.

İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde hak sahipleri yönünden farklı sosyal güvenlik hakları ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir.

Hangi talebin ileri sürülebileceği, kazanın meydana geliş biçimi ve işçide bıraktığı sonuçlara göre belirlenmelidir.

İşveren İş Kazasını Gizlediyse Ne Yapılmalıdır?

Böyle bir dosyada ilk yapılması gereken yalnızca dava açmak değildir.

Öncelikle olayın ispat haritasının çıkarılması gerekir.

İşçinin hangi tarihte çalışmaya başladığı, sigortasının bulunup bulunmadığı, kazanın nerede ve nasıl meydana geldiği, olayı kimlerin gördüğü, işçinin hangi hastaneye götürüldüğü, hastane kayıtlarında olayın nasıl yazıldığı, masrafları kimin ödediği ve işverenle kazadan sonra hangi görüşmelerin yapıldığı tek tek belirlenmelidir.

Ardından SGK kayıtları ve mevcut belgeler incelenerek Kuruma başvuru, iş kazasının tespiti ve tazminat talepleri bakımından izlenecek yol belirlenmelidir.

Özellikle kalıcı sakatlık bulunan iş kazalarında dosyanın başında yapılan bir hata, ilerleyen aşamalarda maluliyet ve tazminat hesabını doğrudan etkileyebilir.

Sonuç

İşverenin iş kazasını SGK’ya bildirmemesi, işçinin haklarının sona erdiği anlamına gelmez.

Gerçekte iş kazası meydana gelmişse olayın SGK tarafından incelenmesi ve gerekli şartların bulunması halinde hukuki yollara başvurulması mümkündür. İşçinin sigortasız olması veya hastane kaydında olayın başlangıçta iş kazası olarak gösterilmemesi de tek başına bütün hakları ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte bu tür dosyalarda temel mesele çoğu zaman kanunun ne söylediğinden çok, iş kazasının ve çalışma ilişkisinin hangi delillerle ispatlanabileceğidir.

Bu nedenle işveren tarafından bildirilmeyen bir iş kazasında hastane kayıtlarının, mesajların, tanıkların, ödeme belgelerinin ve işyerine ilişkin diğer delillerin mümkün olduğunca erken aşamada toplanması ve dosyanın bütün halinde değerlendirilmesi önem taşır.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!