Eviniz Lokanta, Eşiniz Aşçı Değil! Sürekli Eve Misafir Getirmek Boşanma Sebebi mi?

Eşiniz her akşam arkadaşlarını eve getiriyor, sizin istememenize rağmen evde sürekli misafir ağırlanıyor ve bütün hazırlıklar size mi bırakılıyor? Peki, böyle bir evlilikte boşanma davası açılabilir mi?

Evlilik hayatında misafir ağırlamak, akrabalarla görüşmek ve arkadaşlarla zaman geçirmek son derece doğaldır. Ancak bu durumun eşlerden birinin iradesi dışında sürekli hâle getirilmesi, aile konutundaki huzurun bozulması ve eşin ihtiyaçlarının görmezden gelinmesi hukuki açıdan farklı sonuçlar doğurabilir.

Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2018 tarihli, 2016/10936 Esas ve 2018/1949 Karar sayılı ilamında, eşinin istememesine rağmen erkek arkadaşlarını ortak konuta davet eden erkeğin davranışı, dosyada tespit edilen diğer kusurlu eylemlerle birlikte değerlendirilmiştir.

Kamuoyunda “Eviniz lokanta, eşiniz aşçı değil” şeklinde dikkat çekebilecek bu uyuşmazlık, aslında evlilikte karşılıklı saygının, ortak yaşamın ve eşlerin birbirlerinin iradesine göstermek zorunda oldukları özenin önemini ortaya koymaktadır.

YARGITAY’IN ÖNÜNE GELEN OLAYDA NE YAŞANDI?

Uyuşmazlıkta kadın eş, kocasının istememesine rağmen erkek arkadaşlarını sürekli eve davet etmesinden ve kendisine yönelik fiziksel şiddetinden şikâyetçi olmuştur.

Taraflar arasındaki anlaşmazlık boşanma davasına dönüşmüş, ilk derece mahkemesi boşanmaya karar vermiştir.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin önüne gelmiştir.

Yargıtay yaptığı incelemede, erkeğin eşinin istememesine rağmen arkadaşlarını eve davet ettiğinin ve eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığının anlaşıldığını belirtmiştir.

Bu vakıalar ve dosyadaki diğer kusurlu davranışlar birlikte değerlendirilerek boşanma hükmü onanmıştır.

Dolayısıyla Yargıtay’ın kararını yalnızca “eve misafir getirmek boşanma sebebidir” şeklinde yorumlamak doğru değildir. Kararda, eşin iradesinin dikkate alınmaması ve fiziksel şiddet olguları birlikte önem taşımaktadır.

EŞİN İSTEMEMESİNE RAĞMEN EVE SÜREKLİ MİSAFİR GETİRMEK BOŞANMA SEBEBİ Mİ?

Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa boşanma davası açılabilir.

Bu kapsamda eşlerden birinin sürekli olarak diğer eşin itirazlarına rağmen eve misafir getirmesi, ortak yaşamı çekilmez hâle getirmesi ve aile huzurunu bozması boşanma davasında kusur değerlendirmesine konu olabilir.

Ancak her misafir daveti boşanma sebebi değildir.

Örneğin eşlerden birinin zaman zaman arkadaşlarını eve çağırması, tek başına evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını göstermez.

Buna karşılık;

  • Eşin açıkça istememesine rağmen sürekli misafir davet edilmesi,
  • Evdeki bütün hazırlık ve ağırlama işlerinin diğer eşe yüklenmesi,
  • Eşin dinlenme ve özel yaşam alanının sürekli ihlal edilmesi,
  • Misafirler nedeniyle tartışmaların ve huzursuzluğun süreklilik kazanması,
  • Eşin itirazlarının aşağılayıcı veya baskıcı davranışlarla karşılanması,

gibi durumlar, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında önem kazanabilir.

Burada belirleyici olan, misafir sayısından çok, davranışın evlilik birliğine etkisi ve eşler arasındaki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğidir.

EVLİLİK, EŞLERDEN BİRİNİN DİĞERİNE HİZMET ETMEK ZORUNDA OLDUĞU BİR İLİŞKİ DEĞİLDİR

Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesine göre eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır.

Aynı zamanda evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamakla yükümlüdürler.

Bu düzenleme, eşlerin birbirlerine karşı karşılıklı saygı ve dayanışma içinde hareket etmelerini gerektirir.

Eşlerden birinin, diğerini sürekli misafir ağırlamak veya yemek hazırlamak zorunda bırakması, özellikle bu davranış baskı, aşağılama veya tehdit ile birleşiyorsa evlilik birliğinin gerektirdiği dayanışma anlayışıyla bağdaşmayabilir.

Hiçbir eş, sırf evli olduğu için diğer eşin arkadaşlarına sürekli yemek hazırlamak veya onların hizmetini görmek zorunda değildir.

Aile konutu, eşlerden yalnızca birinin dilediği şekilde kullanabileceği bir alan değil, her iki eşin ortak yaşam alanıdır.

KADININ EVE GELEN MİSAFİRLERE YEMEK YAPMA ZORUNLULUĞU VAR MI?

Hayır. Türk Medeni Kanunu’nda kadın eşin kocasının misafirlerine yemek yapmak veya sürekli hizmet etmek zorunda olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Evlilik birliğinin giderlerine ve ortak yaşama katkı, eşlerin güçleri ve imkânları doğrultusunda değerlendirilir.

Ev içindeki görevlerin nasıl paylaşılacağı eşlerin ortak yaşam düzeni içinde belirlenebilir. Ancak bu paylaşım, eşlerden birinin kişiliğinin veya iradesinin yok sayılması anlamına gelemez.

Bir eşin yemek yapmayı reddetmesi, tek başına boşanmada kusurlu olduğu anlamına gelmez.

Aynı şekilde bir eşin misafir ağırlamak istememesi de kendiliğinden kusur oluşturmaz.

Önemli olan, eşlerin ortak yaşamı sürdürürken birbirlerinin haklarına ve ihtiyaçlarına saygı göstermeleridir.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2016/10936 E., 2018/1949 K. SAYILI KARAR

Karar bilgileri:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

Esas No: 2016/10936

Karar No: 2018/1949

Karar Tarihi: 15.02.2018

Dava Türü: Boşanma

Yargıtay kararında, ilk derece mahkemesince erkeğe yüklenen bazı kusurlu davranışların ispat ve dayanılan vakıalar bakımından sorunlu olduğunu değerlendirmiştir.

Bununla birlikte, erkeğin eşinin istememesine rağmen arkadaşlarını eve davet ettiği ve eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığı anlaşıldığından, dosyadaki diğer kusurlu davranışlarla birlikte boşanma hükmünün onanmasına karar verilmiştir.

Kararın hukuki önemi, eşin istemediği misafirlerin eve davet edilmesinin kusur değerlendirmesinde dikkate alınmış olmasıdır.

Ancak karar, yalnızca misafir getirilmesi nedeniyle verilmiş bağımsız bir boşanma hükmü olarak sunulmamalıdır.

EŞİN SÜREKLİ ARKADAŞLARINI EVE GETİRMESİ NASIL İSPATLANIR?

Boşanma davalarında iddia edilen vakıaların hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

Eşin sürekli olarak eve misafir getirmesi ve bu nedenle aile huzurunun bozulması iddiası bakımından özellikle tanık anlatımları önem taşıyabilir.

Komşuların, aile yakınlarının veya olaylara doğrudan tanıklık etmiş kişilerin beyanları değerlendirmeye alınabilir.

Bunun yanında hukuka uygun şekilde elde edilmiş mesajlaşmalar, tarafların yazışmaları ve somut olayla bağlantılı diğer belgeler de delil niteliği taşıyabilir.

Ancak eşin telefonuna izinsiz girilmesi, özel yazışmalarının hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi veya gizli kayıt yapılması ayrıca hukuki sorunlara yol açabilir.

Boşanma davasında kullanılacak delillerin elde ediliş biçimi de en az içerikleri kadar önemlidir.

EŞİN SÜREKLİ MİSAFİR GETİRMESİ NEDENİYLE TAZMİNAT ALINABİLİR Mİ?

Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talepleri Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında değerlendirilir.

Maddi tazminat yönünden, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu eşin, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat istemesi mümkündür.

Manevi tazminat bakımından ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkının saldırıya uğramış olması gerekir.

Bu nedenle eşin sürekli misafir getirmesi, tek başına otomatik olarak tazminat hakkı doğurmaz.

Ancak davranışın fiziksel şiddet, tehdit, hakaret, aşağılama veya kişilik haklarını zedeleyen başka eylemlerle birleşmesi durumunda manevi tazminat koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Tazminatın kabulü ve miktarı; tarafların kusur durumuna, olayların niteliğine ve diğer hukuki koşullara göre belirlenir.

EŞİN AİLESİNİN SÜREKLİ EVE GELMESİ DE BOŞANMA SEBEBİ OLABİLİR Mİ?

Benzer sorunlar yalnızca arkadaşların eve davet edilmesiyle sınırlı değildir.

Eşlerden birinin ailesinin veya akrabalarının sürekli ortak konuta gelmesi, diğer eşin özel yaşam alanını ortadan kaldırması ve evlilik içindeki huzuru bozması da uyuşmazlığa neden olabilir.

Bununla birlikte eşin anne, baba veya akrabalarıyla görüşmesi olağan bir sosyal ve ailevi ilişkidir.

Hukuki sorun, bu ilişkinin diğer eş üzerinde sürekli baskı kurulmasına, ortak konutun kullanımında ciddi anlaşmazlıklara veya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açması hâlinde ortaya çıkar.

Bu nedenle her olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

SIK SORULAN SORULAR

1. Kocam her akşam arkadaşlarını eve getiriyor. Boşanabilir miyim?

Bu davranış evlilik birliğini ortak hayatı sürdürmenin beklenemeyeceği ölçüde sarsmışsa TMK 166 kapsamında boşanma davasına konu olabilir. Ancak olayların sürekliliği, diğer kusurlu davranışlar ve deliller önemlidir.

2. Eşim istemediğim hâlde akrabalarını eve çağırıyor. Bu kusur sayılır mı?

Somut olayın koşullarına göre kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Her akraba ziyareti kusur değildir; eşin iradesinin sürekli yok sayılması ve aile huzurunun bozulması önem taşır.

3. Eşimin misafirlerine yemek yapmak zorunda mıyım?

Hayır. Kanunda eşin diğer eşin misafirlerine yemek yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır.

4. Misafir yüzünden sürekli kavga ediyoruz. Boşanma davası açabilir miyim?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması koşulları oluşmuşsa dava açılabilir. Tartışmaların niteliği, nedenleri, tarafların kusurları ve ispat durumu değerlendirilir.

5. Bu Yargıtay kararı yeni mi?

Hayır. Karar 15 Şubat 2018 tarihlidir. 2026 yılında da evlilikte kusur değerlendirmesinin açıklanmasında yararlanılabilecek bir örnektir. Bununla birlikte somut olayın sonucunu tek başına belirleyen bağlayıcı bir kural olarak değerlendirilmemelidir.

6. Eşim beni misafirlere hizmet etmeye zorluyor ve şiddet uyguluyor. Ne yapabilirim?

Fiziksel şiddet veya şiddet tehdidi söz konusuysa boşanma davasının yanında 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler gündeme gelebilir. Acil tehlikede kolluk birimlerine veya 112 Acil Çağrı Merkezine başvurulabilir.

SONUÇ: EVLİLİKTE MİSAFİRPERVERLİĞİN DE BİR SINIRI VARDIR

Evlilik birliği, eşlerden birinin bütün isteklerinin diğer eş tarafından karşılanmasını gerektiren bir ilişki değildir.

Arkadaşlarla görüşmek ve misafir ağırlamak doğal olmakla birlikte, bu hakkın kullanılması sırasında diğer eşin huzuru, kişiliği ve ortak yaşam üzerindeki hakları da gözetilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/10936 Esas ve 2018/1949 Karar sayılı ilamı, eşin istememesine rağmen arkadaşların ortak konuta davet edilmesinin, diğer kusurlu davranışlarla birlikte boşanma davasında önem taşıyabileceğini göstermektedir.

Özellikle fiziksel şiddet, baskı veya aşağılayıcı davranışların bulunduğu evliliklerde uyuşmazlık yalnızca misafir ağırlama meselesi olarak görülmemelidir.

Sonuç olarak, evlilikte ortak konut eşlerden birinin sınırsız tasarruf alanı değildir. Eşlerin birbirlerine karşı saygı göstermeleri ve ortak yaşamı birlikte düzenlemeleri esastır.

Boşanma davası açılması, kusurun belirlenmesi, nafaka ve tazminat taleplerinin değerlendirilmesi bakımından her somut olayın ayrıca incelenmesi gerekir.

Av. Orçun Akbulut

Aile Hukuku ve Boşanma Davaları

Kaynak ve hukuki dayanaklar:

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 15.02.2018 tarihli, 2016/10936 E., 2018/1949 K. sayılı karar.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166, 174, 185 ve 186.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!