Uyuşturucu madde ticareti suçlamasıyla yürütülen soruşturmalarda şüpheli ve yakınlarının ilk sorduğu sorulardan biri, “Ne zaman tahliye olur?” sorusudur. Bunun nedeni açıktır. TCK 188 kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti isnadı, ağır ceza mahkemesinde görülen ve ciddi hapis cezası tehdidi bulunan bir suçlamadır. Bu nedenle soruşturmanın henüz ilk günlerinde dahi tutuklama tedbiri gündeme gelebilmektedir.
Ancak uyuşturucu ticareti suçlamasının bulunması, kişinin yargılama sonuna kadar mutlaka tutuklu kalacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde TCK 188’in katalog suçlar arasında bulunması da otomatik tutuklama sebebi değildir.
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye değerlendirilirken dosyadaki deliller, isnadın niteliği, ele geçirilen maddenin miktarı ve bulunduruluş şekli, satışa ilişkin somut delil bulunup bulunmadığı, telefon incelemeleri, tanık veya kullanıcı beyanları, fiziki takip tutanakları, arama ve el koyma işlemleri ile şüphelinin kişisel durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Tutuklama Zorunlu mudur?
Hayır.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, CMK’nın 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan biridir. Bunun hukuki sonucu, suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması durumunda tutuklama nedeninin varsayılabilmesidir.
Fakat katalog suç düzenlemesi, “TCK 188 isnadı varsa tutuklama zorunludur” şeklinde yorumlanamaz.
Tutuklama bir ceza değildir. Ceza muhakemesi sırasında belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde uygulanabilecek bir koruma tedbiridir. Kişinin henüz mahkûm olmadığı, masumiyet karinesinden yararlandığı unutulmamalıdır.
Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçunda tutuklama ve özellikle tutukluluğun devamı değerlendirilirken dosyaya özgü gerekçe gösterilmesi gerekir.
Tutuklama İçin Kuvvetli Suç Şüphesi Gerekir
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye incelemesinin başlangıç noktası, kişinin gerçekten TCK 188 kapsamında uyuşturucu ticareti yaptığına ilişkin kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığıdır.
Burada önemli bir ayrım vardır.
Bir kişinin üzerinde veya evinde uyuşturucu madde bulunması, her durumda uyuşturucu ticareti yaptığı anlamına gelmez. Ele geçirilen maddenin kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğunun kabul edildiği hâllerde TCK 191 kapsamında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu gündeme gelebilir.
Bu nedenle TCK 188 ile TCK 191 ayrımı, yalnızca verilecek ceza bakımından değil tutuklama bakımından da son derece önemlidir.
Örneğin dosyada satış anına ilişkin tespit bulunmaması, uyuşturucu satın aldığı iddia edilen bir kişinin olmaması, para alışverişinin tespit edilmemesi, dijital materyallerde satışa ilişkin veri bulunmaması ve ele geçirilen maddenin kişisel kullanım iddiasıyla uyumlu olması hâlinde uyuşturucu ticareti yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığı ciddi biçimde tartışılmalıdır.
Katalog Suç Olması Tek Başına Tutuklama İçin Yeterli midir?
Uygulamada en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri budur.
Uyuşturucu ticareti suçunun katalog suçlardan olması, tutuklama bakımından önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Öncelikle isnat edilen suçun işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması gerekir.
Anayasa Mahkemesinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin yerleşik yaklaşımında da tutuklamanın ön koşulunun suç işlendiğine ilişkin kuvvetli belirti olduğu kabul edilmektedir.
Bunun yanında tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla yalnızca “suçun katalog suçlardan olması, mevcut delil durumu ve cezanın üst sınırı” biçimindeki soyut ifadelerle tutukluluğun sürekli hâle getirilmesi doğru değildir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Ne Zaman Tahliye Olunur?
Bu soruya “üç ayda”, “altı ayda” veya “ilk duruşmada” şeklinde kesin bir cevap verilmesi mümkün değildir.
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye için kanunda belirlenmiş sabit bir tutukluluk süresi bulunmamaktadır. Tahliye zamanı dosyanın özelliklerine göre değişir.
Bununla birlikte soruşturmanın ilerlemesiyle birlikte tutuklamanın gerekçeleri zayıflayabilir.
Örneğin aramalar tamamlanmış, uyuşturucu maddelere el konulmuş, telefon ve dijital materyaller incelenmiş, tanıklar dinlenmiş, HTS kayıtları dosyaya alınmış ve diğer deliller toplanmışsa artık “delilleri karartma” ihtimalinin somut olarak neden devam ettiği ayrıca sorgulanmalıdır.
Aynı şekilde kişinin sabit ikametgâh sahibi olması, düzenli işi ve aile hayatının bulunması, soruşturma öncesinde kaçmaya yönelik davranışının bulunmaması gibi hususlar kaçma şüphesinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
İlk Duruşmada Tahliye Mümkün müdür?
Evet, mümkündür.
Uyuşturucu ticareti suçundan tutuklu yargılanan sanığın ilk duruşmada tahliye edilmesine hukuken engel bulunmamaktadır. Ancak ilk duruşmada tahliye kendiliğinden gerçekleşen bir sonuç değildir.
Özellikle iddianamenin kabul edilmesinden sonra dosyanın tamamı savunma tarafından yeniden değerlendirilmelidir.
İddianamede uyuşturucu ticareti iddiasının hangi delillere dayandırıldığı önemlidir.
Satış görülmüş müdür?
Uyuşturucu satın aldığı ileri sürülen kişiler var mıdır?
Bu kişiler sanığı teşhis etmiş midir?
Telefon görüşmelerinin içeriği nedir?
WhatsApp veya diğer mesajlaşma uygulamalarında satışa ilişkin açık bir konuşma bulunmakta mıdır?
Ele geçirilen uyuşturucunun miktarı ve paketlenme şekli nasıldır?
Hassas terazi bulunmuş mudur?
Para ele geçirilmişse bunun uyuşturucu satışından elde edildiğini gösteren bir delil var mıdır?
Arama hukuka uygun yapılmış mıdır?
Bu soruların cevapları, yalnızca davanın sonunda beraat veya mahkûmiyet bakımından değil, ilk duruşmada yapılacak tahliye değerlendirmesi bakımından da önemlidir.
Uyuşturucu Kişinin Üzerinde Bulunmadıysa Tahliye Olur mu?
Uyuşturucunun sanığın üzerinde bulunmaması savunma açısından önemli olabilir ancak tek başına tahliye garantisi değildir.
Örneğin uyuşturucu ortak kullanılan bir evde, araçta veya başka bir kişinin üzerinde bulunmuş olabilir. Böyle bir durumda uyuşturucunun sanıkla bağlantısının hangi delille kurulduğunun incelenmesi gerekir.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Bir otomobilde uyuşturucu bulunması, araçtaki herkesin otomatik olarak uyuşturucu ticaretinden sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde bir evde uyuşturucu bulunması da o evde yaşayan bütün kişilerin uyuşturucu ticareti yaptığı sonucunu doğurmaz.
Uyuşturucu ile sanık arasında hukuken kurulabilir bir bağlantı bulunmalıdır.
“Uyuşturucuyu Ondan Aldım” Denilmesi Tutuklama İçin Yeterli midir?
Uyuşturucu dosyalarında sık karşılaşılan durumlardan biri, kullanmak amacıyla uyuşturucu bulundururken yakalanan kişinin maddeyi başka bir kişiden satın aldığını söylemesidir.
Örneğin yakalanan kişi, “Bu uyuşturucuyu Mehmet’ten aldım” şeklinde ifade vermiş olabilir.
Böyle bir beyan elbette soruşturma makamlarınca değerlendirilir. Ancak beyanın içeriği, tutarlılığı, teşhis işlemleri, başka delillerle desteklenip desteklenmediği ve beyanda bulunan kişinin konumu ayrıca incelenmelidir.
Sanığın üzerinde uyuşturucu bulunmaması, satış anının görülmemesi, telefonunda satışa ilişkin mesaj bulunmaması ve para hareketinin tespit edilememesi gibi durumlarda yalnızca bir kişinin suçlayıcı beyanına dayanılarak TCK 188 yönünden kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığı somut dosya kapsamında tartışılmalıdır.
Bu konu, uyuşturucu ticareti suçunda beraat savunmasının da en önemli alanlarından biridir.
Hassas Terazi Bulunması Tahliyeyi Engeller mi?
Uyuşturucu madde ile birlikte hassas terazi bulunması uygulamada ticaret iddiasını destekleyen olgulardan biri olarak değerlendirilebilir.
Fakat hassas terazinin bulunması da tek başına uyuşturucu ticaretinin kesin kanıtı değildir.
Terazinin nerede bulunduğu, kime ait olduğu, üzerinde uyuşturucu kalıntısı bulunup bulunmadığı, uyuşturucu maddenin paketlenme biçimi ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Ceza yargılamasında deliller birbirinden koparılarak değil bir bütün hâlinde ele alınmalıdır.
WhatsApp Mesajları ve Telefon Kayıtları Tahliyeyi Nasıl Etkiler?
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında telefon incelemeleri giderek daha önemli hâle gelmiştir.
WhatsApp, Telegram, SMS veya diğer iletişim uygulamalarındaki yazışmalar soruşturma dosyasına delil olarak girebilir. Ancak her mesaj uyuşturucu ticaretinin delili değildir.
Konuşmanın içeriği, tarafları, tarihi ve bağlamı değerlendirilmelidir.
Örneğin günlük hayatta farklı anlamlara gelebilecek tek bir kelimenin uyuşturucu satışına ilişkin şifreli konuşma olduğu ileri sürülüyorsa, bu yorumun hangi somut delillerle desteklendiği önemlidir.
Telefon kayıtları konusunda ayrıca delilin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği de incelenmelidir.
Arama Hukuka Aykırıysa Tahliye Gündeme Gelebilir mi?
Uyuşturucu ticareti dosyalarında arama ve el koyma işlemleri savunmanın en önemli inceleme alanlarından biridir.
Uyuşturucunun bulunduğu aramanın hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa mesele yalnızca usule ilişkin teknik bir itiraz olarak görülmemelidir. Çünkü isnadın temel delilinin hukuka uygunluğu doğrudan kuvvetli suç şüphesi değerlendirmesini etkileyebilir.
Bu nedenle ev, işyeri, araç ve üst aramalarında arama kararının veya emrinin kapsamı, işlemin gerçekleştiriliş biçimi, elkoyma ve muhafaza işlemleri ile tutanakların dosyayla uyumu ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Tutukluluğa İtiraz ile Tahliye Talebi Aynı Şey midir?
Birbirine yakın olmakla birlikte aynı hukuki yol değildir.
Tutuklama kararına karşı kanunda öngörülen usulle itiraz edilebilir. Bunun yanında şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma aşamasında tahliyesini talep edebilir.
Tahliye talebinin yalnızca “müvekkilin sabit ikametgâhı vardır, kaçma şüphesi yoktur” şeklinde birkaç standart cümleden oluşması uyuşturucu ticareti gibi ağır isnatlarda çoğu zaman yeterli bir savunma değildir.
Asıl mesele dosyadaki tutuklama gerekçesini oluşturan delillerin tek tek tartışılmasıdır.
Örneğin tutuklama kararında “satış yaptığına ilişkin tanık beyanı” gerekçe gösterilmişse o beyan incelenmelidir. Telefon mesajları gerekçe gösterilmişse mesajların içeriği tartışılmalıdır. Uyuşturucu miktarı gerekçe gösterilmişse miktarın kişisel kullanım veya ticaret bakımından dosyanın diğer özellikleriyle birlikte ne ifade ettiği açıklanmalıdır.
Tahliye savunması dosyanın esasına dokunmalıdır.
Adli Kontrol ile Tahliye Mümkün müdür?
Evet.
Tutuklamanın alternatifi olarak adli kontrol tedbirleri uygulanabilir. Yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere düzenli başvurma ve somut olayın niteliğine göre kanunda öngörülen diğer yükümlülükler gündeme gelebilir.
Buradaki temel mesele, tutuklamayla ulaşılmak istenen amacın daha hafif bir koruma tedbiriyle sağlanıp sağlanamayacağıdır.
Tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin değerlendirmede adli kontrolün neden yetersiz kalacağı da önem taşır.
Bu nedenle tahliye talebinde yalnızca “serbest bırakılma” istenmesi yerine, mahkemenin aksi kanaatte olması ihtimaline karşı uygun adli kontrol tedbirlerinin tutuklamaya alternatif oluşturabileceği de değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Ticareti Dosyasında Tutukluluk Ne Kadar Sürebilir?
Uyuşturucu ticareti suçlarında “en geç şu ayda tahliye edilir” şeklinde genel bir kural yoktur.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda tutukluluk sürelerine ilişkin üst sınırlar bulunmakla birlikte bunların tahliye tarihi gibi algılanması yanlıştır. Kanundaki azami süre, kişinin o süre boyunca mutlaka tutuklu tutulabileceği anlamına gelmez.
Tutukluluk devam ettiği sürece tedbirin gerekliliği ve ölçülülüğü korunmalıdır.
Soruşturmanın ilk gününde mevcut olduğu kabul edilen bir tutuklama nedeni aylar sonra ortadan kalkmış olabilir. Deliller toplanmış olabilir. Sanığın delillere müdahale imkânı kalmamış olabilir. Dosyaya giren yeni bilirkişi veya kriminal raporlar sanık lehine sonuç doğurmuş olabilir.
Bu nedenle tahliye meselesi statik değil, yargılamanın her aşamasında yeniden değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Tahliye İçin Hangi Deliller Önemlidir?
Her dosyanın yapısı farklıdır. Bununla birlikte özellikle şu hususlar önem taşıyabilir:
Ele geçirilen uyuşturucunun miktarı ve niteliği,
Uyuşturucunun bulunduğu yer,
Uyuşturucunun sanığa aidiyetini gösteren deliller,
Maddenin paketlenme biçimi,
Hassas terazi veya paketleme malzemesi bulunup bulunmadığı,
Satış anına ilişkin fiziki takip veya kamera kaydı,
Uyuşturucu satın aldığı ileri sürülen kişilerin beyanları,
Telefon ve mesaj kayıtları,
HTS ve iletişim verileri,
Para hareketleri,
Arama ve el koyma işlemlerinin hukuka uygunluğu,
Kriminal inceleme sonuçları,
Sanığın savunmasının dosyadaki objektif delillerle uyumu.
Bunlardan herhangi birinin bulunması tek başına her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Delillerin birbiriyle bağlantısı ve TCK 188 kapsamındaki ticaret fiilini ne ölçüde ortaya koyduğu değerlendirilmelidir.
Tutuklama Bir Mahkûmiyet Kararı Değildir
Uyuşturucu ticareti dosyalarında sanık yakınlarının zaman zaman “Tutuklandıysa mahkeme suçlu olduğuna karar vermiş demektir” şeklinde düşündüğü görülmektedir.
Bu doğru değildir.
Tutuklama geçici bir koruma tedbiridir. Mahkûmiyet ise yargılama sonucunda suçun kanunda aranan ispat düzeyinde sabit görülmesi hâlinde verilen hükümdür.
Tutuklu bir sanık yargılama sonunda beraat edebileceği gibi, tutuksuz yargılanan bir sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi de mümkündür.
Bu nedenle uyuşturucu ticareti suçunda tahliye mücadelesi ile davanın esasına ilişkin beraat savunması birbirinden tamamen kopuk düşünülmemelidir.
Uyuşturucu Ticareti Suçunda Tahliye Savunması Nasıl Kurulmalıdır?
TCK 188 dosyalarında etkili bir tahliye savunmasının dosyaya özgü olması gerekir.
Sadece kişinin ailesinin bulunması, sabit ikametgâh sahibi olması veya daha önce sabıkasının bulunmaması üzerinden kurulan bir tahliye talebi çoğu zaman dosyanın esas sorununa cevap vermez.
Öncelikle şu soru sorulmalıdır:
Bu kişinin uyuşturucu ticareti yaptığına ilişkin kuvvetli suç şüphesini hangi somut delil oluşturuyor?
Ardından o delil incelenmelidir.
Uyuşturucu miktarı mı?
Kullanıcı beyanı mı?
WhatsApp konuşması mı?
Hassas terazi mi?
Fiziki takip mi?
Para mı?
HTS kaydı mı?
Ortak evde veya araçta bulunan uyuşturucu mu?
Savunmanın ağırlık merkezi, dosyanın cevabına göre değişmelidir.
Bazen uyuşturucunun sanığa ait olmadığı savunması öne çıkar. Bazen uyuşturucunun kişisel kullanım amacıyla bulundurulduğu ve eylemin TCK 188 değil TCK 191 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği tartışılır. Bazen de uyuşturucunun sanığa ait olduğu kabul edilmekle birlikte ticaret yapıldığına ilişkin delil bulunmadığı ileri sürülür.
Başka bir dosyada ise temel mesele hukuka aykırı arama veya hukuka aykırı elde edilen dijital delil olabilir.
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye bakımından herkese uygulanabilecek tek bir savunma kalıbı bulunmamaktadır.
Sonuç
Uyuşturucu ticareti suçunda tutuklama ciddi bir koruma tedbiridir; ancak TCK 188 kapsamında soruşturma yürütülmesi kişinin otomatik olarak tutuklanmasını veya dava sonuçlanıncaya kadar cezaevinde kalmasını gerektirmez.
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye değerlendirmesinde öncelikle kuvvetli suç şüphesinin hangi somut delillere dayandığı belirlenmelidir. Ardından kaçma veya delillere müdahale tehlikesi, delillerin toplanma durumu, tutuklamanın ölçülülüğü ve adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı değerlendirilmelidir.
Özellikle uyuşturucunun sanığın üzerinde bulunmadığı, satış anının tespit edilmediği, suçlayıcı beyanların başka delillerle desteklenmediği, dijital materyallerde satışa ilişkin açık veri bulunmadığı veya eylemin kişisel kullanım kapsamında kaldığı dosyalarda tutukluluğun devamının hukuki şartları ayrıca ve dikkatle tartışılmalıdır.
Uyuşturucu ticareti suçunda tahliye için asıl belirleyici olan, suçun adının ağırlığı değil somut dosyanın delil durumudur. Bu nedenle TCK 188 kapsamında tutuklu yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada tahliye değerlendirmesi, dosyadaki arama tutanaklarından telefon incelemelerine, kullanıcı beyanlarından kriminal raporlara kadar bütün deliller birlikte incelenerek yapılmalıdır.