Ardışık Arama Dosyasında AYM Başvurusu: Yargıtay Cezayı Onadıysa Hak İhlali Kararı Alınabilir mi? (2026)

Ankesörlü telefon ve ardışık arama kayıtları nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûm edilen kişilerin en önemli sorularından biri, Yargıtay tarafından onanan cezaya karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılıp yapılamayacağıdır.

Yargıtay’ın mahkûmiyet kararını onaması, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru imkânını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ancak Anayasa Mahkemesi, Yargıtay’ın üzerinde yeni bir temyiz mercii değildir. Her mahkûmiyet kararı, her delil tartışması veya her usul eksikliği bireysel başvuruda hak ihlali sonucunu doğurmaz.

Özellikle ankesörlü telefon dosyalarında mahkûmiyetin dayandığı delillerin sanığa incelettirilmemesi, belirleyici tanıkların sorgulanamaması, savunmanın esaslı itirazlarının karşılanmaması ve yargılamanın bütün olarak hakkaniyete uygun yürütülmemesi gibi iddialar anayasal güvenceler kapsamında değerlendirilebilir.

Peki, ardışık arama dosyasında AYM başvurusu nasıl yapılır? Hangi durumlarda adil yargılanma hakkının ihlali gündeme gelir? Başvuru süresi kaç gündür? Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verirse mahkûmiyet ortadan kalkar mı?

1. Ardışık Arama Dosyasında Anayasa Mahkemesine Başvuru Yapılabilir mi?

Evet. Ankesörlü telefon veya ardışık arama kayıtları nedeniyle mahkûm edilen kişiler, bireysel başvurunun koşullarını taşımaları hâlinde Anayasa Mahkemesine başvurabilir.

Anayasa’nın 148. maddesi ve 6216 sayılı Kanun uyarınca bireysel başvuru, kamu gücü tarafından Anayasa’da güvence altına alınmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki temel haklardan birinin ihlal edildiği iddiasına dayanır.

Bu nedenle başvurunun yalnızca mahkûmiyet kararının yanlış olduğu iddiasıyla hazırlanması yeterli değildir.

Başvurucunun hangi anayasal hakkının, hangi işlem veya yargısal değerlendirme nedeniyle ihlal edildiğini somut olarak açıklaması gerekir.

Ankesörlü telefon dosyalarında özellikle şu haklar gündeme gelebilir:

  • Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkı
  • Gerekçeli karar hakkı
  • Tanık sorgulama hakkı
  • Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri
  • Savunma hakkı
  • Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında suç ve cezaların kanuniliği ilkesi

Ancak bu hakların ihlal edilip edilmediği, her dosyanın kendine özgü koşullarına göre değerlendirilir.

2. Ankesör Davasında Yargıtay Onama Kararından Sonra AYM’ye Ne Zaman Başvurulur?

Bireysel başvuruda en önemli konulardan biri süredir.

6216 sayılı Kanun’un 47/5. maddesine göre bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde yapılması gerekir.

Başvuru süresinin başlangıcında nihai kararın tebliğ edildiği veya öğrenildiği tarih, somut olay ve Anayasa Mahkemesinin içtihatları çerçevesinde önem taşır.

Örneğin Yargıtay tarafından mahkûmiyet kararı onanmışsa, başvurucunun veya müdafinin nihai kararı hangi tarihte öğrendiği dikkatle belirlenmelidir.

UYAP üzerinden kararın öğrenilmesi, tebligat işlemleri ve dosyada bulunan diğer belgeler bu değerlendirmede önem kazanabilir.

Önemli uyarı: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına CMK 308 kapsamında yapılan olağanüstü itiraz başvurusu, kural olarak Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru süresini durdurmaz veya yeniden başlatmaz.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkûmiyet hakkında CMK 308 başvurusu düşünülürken AYM süresinin ayrıca takip edilmesi gerekir.

Mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı mazeretlerin bulunması hâlinde, mazeretin kalkmasından itibaren 15 günlük özel başvuru imkânı söz konusu olabilir. Bunun için mazeretin belgelendirilmesi ve Anayasa Mahkemesince kabul edilmesi gerekir.

3. Ardışık Arama Dosyasında Adil Yargılanma Hakkı Nasıl İhlal Edilebilir?

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurularda kural olarak delilleri yeniden değerlendirerek sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna karar vermez.

Buna karşılık delillerin elde edilmesi, incelenmesi ve mahkûmiyet kararında kullanılması sürecinde anayasal güvencelerin korunup korunmadığını değerlendirebilir.

Ankesör dosyalarında bu ayrım son derece önemlidir.

Örneğin yalnızca HTS kayıtlarının yanlış yorumlandığını ileri sürmek, tek başına yeterli bir anayasal şikâyet oluşturmayabilir.

Ancak mahkûmiyetin temelini oluşturan bir teknik rapora erişimin engellendiği, raporun doğruluğuna etkili şekilde itiraz etme imkânı tanınmadığı veya mahkemenin sonucu değiştirebilecek nitelikteki savunmaları karşılamadığı ileri sürülüyorsa, bu hususlar adil yargılanma hakkı kapsamında incelenebilir.

Burada belirleyici mesele, yargılamanın bütün olarak adil olup olmadığıdır.

4. Ankesör Dosyasında Tanıkların Sorgulanamaması AYM’de Hak İhlali Nedeni Olabilir mi?

Ankesörlü telefon soruşturmalarında sanık aleyhine beyanda bulunan kişilerin ifadeleri mahkûmiyetin dayanaklarından biri olabilir.

Bazı dosyalarda bu kişiler duruşmada dinlenmeden, soruşturma aşamasında verdikleri ifadeler üzerinden mahkûmiyet kararı kurulabilmektedir.

Bu durumda tanık sorgulama hakkı gündeme gelir.

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkına ilişkin incelemelerinde üç temel soruya önem vermektedir:

  1. Tanığın duruşmada hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni var mıdır?
  2. Sorgulanamayan tanığın ifadesi mahkûmiyet bakımından tek veya belirleyici delil midir?
  3. Savunmanın karşılaştığı güçlükleri giderecek yeterli karşı dengeleyici güvenceler sağlanmış mıdır?

Bu ölçütler özellikle sanığın sorgulayamadığı kişilerin ifadelerine belirleyici ağırlık verilen dosyalarda önem taşır.

AYM’nin Selçuk Arslan Kararı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 6 Şubat 2025 tarihli Selçuk Arslan kararında (Başvuru No: 2020/19752), silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûm edilen başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararda, mahkûmiyetin duruşmada sorgulanamayan tanık beyanlarına dayanması ve savunmanın karşılaştığı güçlükleri telafi edecek yeterli güvencelerin sağlanmaması üzerinde durulmuştur.

Bu karar, ankesör dosyalarında da tanık sorgulama hakkının değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir.

Ancak kararın doğrudan bütün ankesörlü telefon mahkûmiyetlerini hukuka aykırı hâle getirdiği söylenemez.

Her dosyada tanık ifadelerinin mahkûmiyetteki ağırlığı ve savunmaya sağlanan imkânlar ayrı ayrı incelenmelidir.

5. HTS ve Teknik Analiz Raporlarına Etkili İtiraz İmkânı Tanınmaması Hak İhlali Oluşturabilir mi?

Ankesörlü telefon dosyalarında HTS kayıtları ve teknik analiz raporları önemli deliller arasında yer alabilir.

Bu raporların içeriğinin savunma tarafından incelenebilmesi ve raporlara karşı görüş bildirilmesi, çelişmeli yargılama ilkesi bakımından önem taşır.

Örneğin mahkûmiyetin temelini oluşturan teknik analiz raporunun savunmaya hiç verilmemesi veya raporun dayanağı olan verilerin doğruluğunun tartışılmasına makul imkân sağlanmaması anayasal şikâyete konu olabilir.

Ancak savunmanın talep ettiği her belgenin verilmemesi veya her bilirkişi talebinin reddedilmesi kendiliğinden hak ihlali oluşturmaz.

Bu nedenle bireysel başvuruda şu soruların cevaplandırılması gerekir:

  • Erişilemeyen veya incelenemeyen delil hangisidir?
  • Bu delil mahkûmiyet açısından neden önemlidir?
  • Savunma bu eksikliği hangi aşamada ileri sürmüştür?
  • Mahkeme söz konusu itirazı nasıl değerlendirmiştir?
  • Savunmanın karşılaştığı sınırlama yargılamanın sonucunu veya hakkaniyetini nasıl etkilemiştir?

Başvurunun soyut iddialardan ziyade somut yargılama işlemlerine dayanması gerekir.

6. Ankesör Davasında Gerekçesiz Mahkûmiyet AYM Başvurusuna Konu Olabilir mi?

Anayasa’nın 141. maddesi uyarınca mahkemelerin kararları gerekçeli olarak yazılır.

Gerekçeli karar hakkı, adil yargılanma hakkının önemli güvencelerinden biridir.

Mahkemeler tarafların ileri sürdüğü her iddiaya ayrıntılı cevap vermek zorunda değildir. Ancak davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddiaların ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılanması gerekir.

Ankesörlü telefon dosyalarında örneğin sanığın telefon hattını kullanmadığına ilişkin belirleyici nitelikteki belgeler sunmasına rağmen bu savunmanın hiçbir şekilde değerlendirilmemesi, somut olayın koşullarına göre gerekçeli karar hakkı bakımından önem taşıyabilir.

Bireysel başvuruda yalnızca mahkeme kararının kısa olduğu belirtilmemelidir.

Hangi belirleyici savunmanın karşılanmadığı, bu savunmanın mahkûmiyet açısından neden önemli olduğu ve gerekçe eksikliğinin başvurucunun haklarını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

7. Ankesör Dosyasında Silahların Eşitliği İlkesi Nasıl Uygulanır?

Silahların eşitliği ilkesi, iddia makamı ile savunma arasında yargılamanın hakkaniyetini zedeleyecek ölçüde dengesizlik bulunmamasını gerektirir.

Örneğin iddia makamının mahkûmiyet için dayandığı bir teknik belgeyi inceleme imkânına sahip olmasına rağmen savunmanın bu belgeye erişememesi, koşullarına göre silahların eşitliği ilkesi bakımından sorun oluşturabilir.

Benzer şekilde savunmanın mahkûmiyet açısından belirleyici bir delile karşı etkili açıklama yapmasının engellenmesi de anayasal incelemeye konu olabilir.

Ancak her delil talebinin reddedilmesi bu ilkenin ihlali anlamına gelmez.

Başvurucunun savunma imkânlarının somut olarak nasıl sınırlandığını göstermesi gerekir.

8. Ardışık Arama Mahkûmiyetinde Suç ve Cezaların Kanuniliği İlkesi İleri Sürülebilir mi?

Anayasa’nın 38. maddesinde suç ve cezaların kanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır.

Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyetlerde, suçun kanuni unsurlarının öngörülebilir biçimde yorumlanıp yorumlanmadığı belirli koşullarda anayasal incelemeye konu olabilir.

Ancak delillerin yanlış değerlendirildiği iddiasıyla suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddiası birbirinden farklıdır.

Kanunilik şikâyetinde, mahkûmiyete esas alınan hukuki yorumun neden kanuni dayanağı aşan veya öngörülemez nitelikte olduğu somut olarak açıklanmalıdır.

Yalnızca sanığın örgüt üyesi olmadığı savunmasının tekrarlanması, bu ilkenin ihlal edildiğini göstermeye yeterli değildir.

9. AYM Başvurusu Kabul Edilirse Ankesör Cezası Bozulur mu?

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi ile mahkûmiyet hakkında doğrudan beraat kararı verilmesi birbirinden farklıdır.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, ihlal tespit ettiğinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere karar verir.

İhlalin bir mahkeme kararından kaynaklandığı ve yeniden yargılama yapılmasının gerekli olduğu hâllerde dosya ilgili mahkemeye gönderilir.

İlgili mahkeme, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak işlemleri yapmakla yükümlüdür.

Bu süreçte yeniden yargılama gündeme gelebilir.

Ancak AYM tarafından ihlal kararı verilmesi, her durumda doğrudan beraat veya tahliye sonucunu doğurmaz.

Sonuç, ihlalin niteliğine ve yeniden yapılacak yargısal değerlendirmeye bağlıdır.

10. AYM Başvurusu Yapılması Cezanın İnfazını Durdurur mu?

Ankesörlü telefon mahkûmiyetleri nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan kişiler açısından bu soru büyük önem taşır.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması, kesinleşmiş hapis cezasının infazını kendiliğinden durdurmaz.

Bireysel başvuru, tek başına tahliye hakkı doğurmaz.

Anayasa Mahkemesinin istisnai tedbir yetkisi bulunmakla birlikte, bu yetki genel bir infaz durdurma mekanizması değildir.

İnfazın durdurulması veya tahliye konusunda ayrıca ilgili mevzuat ve somut dosya koşulları değerlendirilmelidir.

11. CMK 308 Başvurusu ile AYM Bireysel Başvurusu Arasındaki Fark Nedir?

Kesinleşmiş ankesör dosyalarında CMK 308 ile Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır.

CMK 308, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Yargıtay ceza dairesi kararına karşı olağanüstü itiraz yetkisini düzenler.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ise temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının incelenmesini amaçlar.

CMK 308 kapsamında sanık lehine itirazda süre aranmazken, AYM bireysel başvurusu kural olarak 30 günlük süreye tabidir.

Bu nedenle CMK 308 başvurusu yapılmış olması, AYM başvuru süresinin göz ardı edilmesini haklı kılmaz.

Ayrıca CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi de farklı koşullara bağlı ayrı bir hukuki yoldur.

12. Ankesör Dosyasında AYM Başvuru Dilekçesi Nasıl Hazırlanmalı?

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hazırlanırken öncelikle yargılamanın bütün aşamalarının incelenmesi gerekir.

Özellikle şu belgeler önem taşır:

  1. İlk derece mahkemesinin gerekçeli mahkûmiyet kararı
  2. İstinaf mahkemesinin kararı
  3. Yargıtay’ın onama kararı
  4. Nihai kararın öğrenilme veya tebliğ tarihini gösteren belgeler
  5. Savunma ve kanun yolu dilekçeleri
  6. Mahkûmiyetin dayandığı teknik raporlar
  7. Tanık ifadeleri ve tanık dinletme taleplerine ilişkin kararlar
  8. Savunmanın delil talepleri ve bu taleplerin reddine ilişkin ara kararlar

Başvuru dilekçesinde ihlal edildiği ileri sürülen anayasal haklar ayrı ayrı açıklanmalıdır.

Örneğin tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği ileri sürülüyorsa, hangi tanığın neden sorgulanamadığı, bu kişinin beyanının mahkûmiyetteki ağırlığı ve savunmaya hangi güvencelerin sağlanmadığı ortaya konulmalıdır.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülüyorsa, hangi belirleyici savunmanın karşılanmadığı somut olarak gösterilmelidir.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda amaç, istinaf veya temyiz dilekçesini yeniden sunmak değil, yargılama sürecinde ortaya çıkan anayasal hak ihlallerini hukuken temellendirmektir.

13. Sık Sorulan Sorular

Yargıtay ankesör cezasını onadıysa AYM’ye başvurabilir miyim?

Bireysel başvuru koşulları mevcutsa evet. Ancak başvurunun süresinde yapılması ve temel hak ihlali iddiasına dayanması gerekir.

Ankesör dosyasında AYM başvurusu kaç gün içinde yapılmalıdır?

Kural olarak başvuru yollarının tüketildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde yapılmalıdır. Sürenin başlangıcı somut olay ve ilgili içtihatlar dikkate alınarak belirlenmelidir.

AYM ankesör dosyasında beraat kararı verir mi?

Anayasa Mahkemesi kural olarak beraat veya mahkûmiyet konusunda yeniden hüküm kuran bir ceza mahkemesi değildir. Hak ihlali tespit ederse ihlalin sonuçlarının giderilmesine yönelik karar verir.

Ankesör dosyasında tanık dinlenmemesi hak ihlali midir?

Her tanığın dinlenmemesi otomatik olarak hak ihlali oluşturmaz. Tanığın beyanının mahkûmiyetteki ağırlığı, sorgulanamama nedeni ve savunmaya sağlanan güvenceler değerlendirilir.

CMK 308 başvurusu yaptım. AYM’ye başvurmak için sonucunu beklemeli miyim?

CMK 308 olağanüstü itiraz yolu olduğundan, bu başvurunun sonucu beklenirken AYM süresinin geçirilmemesi gerekir. Başvuru yollarının tüketilmesi ve süreler somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.

AYM hak ihlali kararı verirse yeniden yargılama yapılır mı?

İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı ve yeniden yargılamanın gerekli olduğu durumlarda dosya ilgili mahkemeye gönderilebilir. Ancak ihlal kararı kendiliğinden beraat anlamına gelmez.

Sonuç: Ardışık Arama Dosyasında AYM Başvurusu Nasıl Değerlendirilmelidir?

Ankesörlü telefon ve ardışık arama kayıtları nedeniyle verilen mahkûmiyet kararlarının Yargıtay tarafından onanması, belirli koşullarda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmasına engel değildir.

Ancak Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyet kararını baştan sona yeniden inceleyen bir temyiz mercii değildir.

Bireysel başvuruda asıl mesele, yargılama sürecinde anayasal güvencelerin ihlal edilip edilmediğidir.

Özellikle tanık sorgulama hakkı, gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği ilkesi, çelişmeli yargılama ve savunma hakkına ilişkin iddiaların somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Kesinleşmiş ankesör mahkûmiyetlerinde AYM başvurusu düşünülüyorsa, 30 günlük süre geçirilmeden dosyanın hukuki yönden incelenmesi önem taşır.

Ardışık Arama ve Ankesör Davalarında Hukuki Danışmanlık

Av. Orçun Akbulut

Aydın – Efeler

Ankesörlü telefon ve ardışık arama kayıtlarına dayalı mahkûmiyet kararlarında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru koşullarının, başvuru sürelerinin ve ileri sürülebilecek anayasal hak ihlallerinin değerlendirilmesi için hukuki danışmanlık alınabilir.

www.orcunakbulut.av.tr

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın delilleri, kesinleşme süreci ve başvuru koşulları farklılık gösterebilir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!