CMK 308 ile Tahliye Kararı: Yargıtay IŞİD Üyeliği Mahkûmiyetini Bozdu ve İnfazı Durdurdu (2026/15311 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2026 tarihli, 2026/5908 Esas ve 2026/15311 Karar sayılı ilamıyla, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü eksik araştırma nedeniyle bozmuş, infazın durdurulmasına ve sanığın adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar vermiştir.

Kararın en dikkat çekici yönü, daha önce Yargıtay incelemesinden geçmiş bir mahkûmiyetin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı itiraz üzerine yeniden değerlendirilmesidir.

İnceleme sonucunda sanığın Suriye’de faaliyet gösterdiğini belirttiği grubun IŞİD terör örgütüyle bağlantısının yeterince araştırılmadığı, dijital materyaller üzerinde gerekli uzman bilirkişi incelemesinin yapılmadığı ve örgütsel konuma ilişkin araştırmaların tamamlanmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay, yalnızca mahkûmiyet hükmünü bozmakla kalmamış; infazın durdurulmasına, sanığın yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliyesine ve başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal salıverilmesine karar vermiştir.

Bu karar, özellikle kesinleşmiş terör örgütü üyeliği mahkûmiyetlerinde CMK 308 itirazı, dijital delillerin ispat gücü, eksik araştırma nedeniyle bozma ve infazın durdurulması konularında önem taşımaktadır.

1. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15311 Sayılı Kararı Nedir?

İncelemeye konu kararın künyesi şöyledir:

  • Mahkeme: Yargıtay 3. Ceza Dairesi
  • Esas numarası: 2026/5908
  • Karar numarası: 2026/15311
  • Karar tarihi: 07.07.2026
  • İlk derece mahkemesi: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi
  • İlk derece dosyası: 2021/118 E., 2023/193 K.
  • Bölge adliye mahkemesi dosyası: 2023/835 E., 2024/1066 K.
  • Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma
  • İtiraz eden: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
  • Kanun yolu: CMK 308
  • Sonuç: Mahkûmiyet hükmünün bozulması, infazın durdurulması ve adli kontrol uygulanarak tahliye

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında TCK’nın 314/2. maddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Bu hükme karşı yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, ardından dosya Yargıtay incelemesinden geçmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 24.04.2025 tarihli, 2024/23815 Esas ve 2025/12266 Karar sayılı önceki ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 03.07.2026 tarihinde itiraz edilmiştir.

Başsavcılık, özellikle sanığın örgütsel bağlantısına ilişkin araştırmaların eksik bırakıldığını ileri sürmüştür.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu itirazı haklı bularak önceki ilamını kaldırmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

2. CMK 308 ile Tahliye Kararı Nasıl Verildi?

CMK 308 ile tahliye kararı, olağanüstü kanun yolunun somut olayda özgürlük hakkı bakımından doğurduğu sonuçları göstermektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz yetkisi tanımaktadır.

Bu yetki, Yargıtay ceza dairesinin kararında hukuka aykırılık bulunduğu değerlendirildiğinde kullanılabilir.

Sanık lehine itiraz bakımından kanunda süre sınırlaması bulunmamaktadır.

Ancak CMK 308 itirazı, sanığın veya müdafiinin doğrudan kullandığı olağan bir temyiz yolu değildir.

Sanık ya da müdafii, hukuka aykırılıkları ortaya koyan gerekçeli bir dilekçeyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından itiraz yetkisinin kullanılmasını talep edebilir.

İncelenen dosyada Başsavcılığın itirazı üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mahkûmiyetin dayandığı araştırmaların yeterli olmadığını belirlemiştir.

Daire, itirazı kabul ederek önceki kararını kaldırmış, mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve ayrıca infazın durdurulmasına karar vermiştir.

CMK 308 ile tahliye kararı bakımından önemli husus, itiraz başvurusunun tek başına infazı durdurmaması; somut olayda Yargıtay tarafından ayrıca infazın durdurulması ve tahliye yönünde açık karar verilmiş olmasıdır.

3. Suriye’ye Gitmek Terör Örgütü Üyeliği İçin Yeterli midir?

Terör örgütü üyeliği yargılamalarında kişinin çatışma bölgelerinde bulunması önemli bir delil tartışmasına neden olabilir.

Ancak kişinin belirli bir coğrafyada bulunması ile belirli bir silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olması aynı hukuki olgu değildir.

İncelenen dosyada sanık, Suriye’ye gittiğini inkâr etmemiştir.

Bununla birlikte sanık, bulunduğu grubun IŞİD terör örgütüyle bağlantılı olmadığını, aksine bu örgütle mücadele eden bir yapılanma içerisinde yer aldığını savunmuştur.

Sanığın babası da ifadesinde oğlunun Suriye’ye gittiğini belirtmiş ancak isnat edilen terör örgütüne katıldığına ilişkin bir beyanda bulunmamıştır.

Yargıtay, bu ayrımı önemli görmüştür.

Sanığın Suriye’de bulunduğu grubun niteliği, faaliyetleri ve isnat edilen terör örgütüyle bağlantısı yeterince araştırılmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bir kişinin Suriye’ye gitmiş olması, tek başına IŞİD veya başka bir terör örgütüne üye olduğunu kesin biçimde ispatlamaz.

Örgüt üyeliğinin kabulü için sanığın hangi yapılanma içerisinde bulunduğu, hangi faaliyetleri gerçekleştirdiği ve isnat edilen örgütle nasıl bir bağlantı kurduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Bu değerlendirme, kişinin çatışma bölgesindeki faaliyetlerinin hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez. Belirleyici olan, isnat edilen suçun unsurlarının ispatlanmasıdır.

4. Sanığın Bulunduğu Grubun IŞİD ile Bağlantısı Araştırılmalı mıdır?

Yargıtay kararının merkezindeki meselelerden biri, sanığın faaliyet gösterdiğini söylediği grubun niteliğidir.

Sanık, yargılama boyunca belirli bir silahlı grup içerisinde bulunduğunu kabul etmiş; ancak bu grubun IŞİD ile bağlantılı olmadığını savunmuştur.

Ayrıca dosyaya, söz konusu grubun terör örgütü olarak kabul edilmediğine ilişkin açık kaynak çıktılarının sunulduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, savunmanın ilgili birimlerden araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de bu görüşü benimsemiştir.

Buna göre sanığın bulunduğunu söylediği grubun;

  • Hangi tarihlerde faaliyet gösterdiği,
  • Örgütsel yapısının ve faaliyetlerinin neler olduğu,
  • IŞİD ile bağlantısının bulunup bulunmadığı,
  • Sanığın hangi grup veya örgüt emrinde faaliyet gösterdiği,
  • Savunmada ileri sürülen hususların hangi bilgi ve belgelerle doğrulanabileceği

araştırılmalıdır.

Bu araştırmaların sonuçları Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde dosyaya alınmalıdır.

Terör örgütü üyeliği mahkûmiyetinde sanığın hangi örgütün üyesi olduğunun belirlenmesi, suçun hukuki nitelendirilmesi bakımından temel bir meseledir.

Farklı grupların faaliyetlerinin birbirine karıştırılması veya sanığın bulunduğu grubun örgütsel niteliği araştırılmadan hüküm kurulması, mahkûmiyetin hukuka uygunluğunu tartışmalı hale getirebilir.

5. Fotoğraf ve Video Görüntüleri Terör Örgütü Üyeliğini İspatlar mı?

İncelenen kararda sanığa ait olduğu ileri sürülen fotoğraf ve görüntüler önemli bir yer tutmaktadır.

Sanık, bazı görüntülerde belirli bayrak ve flamaların bulunduğunu, fotoğrafların kendi ifadesine göre IŞİD’in ortaya çıkmasından önceki dönemde çekildiğini ve görüntülerdeki bazı kişilerin farklı bir gruba mensup olduğunu savunmuştur.

Ayrıca IŞİD bayrağıyla birlikte görülen bir kişinin kendisi olmadığını ileri sürmüştür.

Bu savunmalar karşısında görüntülerin hangi tarihte çekildiği, hangi örgüte ait olduğu ve görüntülerde yer alan kişilerin kimlikleri önem kazanmaktadır.

Bir fotoğrafın veya videonun delil niteliği değerlendirilirken yalnızca görüntüde bayrak, silah, araç veya üniforma bulunmasına dayanılması yeterli olmayabilir.

Görüntünün kaynağı, tarihi, bağlamı ve sanıkla bağlantısı da araştırılmalıdır.

Yargıtay 2026/15311 sayılı kararında, dijital materyallerin yeniden uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek eksik araştırmayı bozma nedeni yapmıştır.

Burada Yargıtay’ın bütün fotoğraf ve videoları delil olarak reddettiği düşünülmemelidir.

Karar, somut dosyada görüntülerin isnat edilen örgüt üyeliğini ispatlayıp ispatlamadığının yeterince açıklığa kavuşturulmadığına ilişkindir.

6. Dijital Materyaller Üzerinde Bilirkişi İncelemesi Neden Önemlidir?

Ceza yargılamasında dijital deliller, özellikle terör örgütü üyeliği suçlamalarında önemli rol oynayabilir.

Telefon, bilgisayar, taşınabilir bellek, fotoğraf, video ve diğer dijital materyallerin içerikleri sanığın örgütsel faaliyetleri hakkında iddialara dayanak yapılabilir.

Ancak dijital materyalin dosyada bulunması, içeriğin ve sanıkla bağlantısının kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez.

İncelenen kararda Yargıtay, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerin yeniden alanında uzman bir bilirkişi tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesini gerekli görmüştür.

Özellikle görüntülerin hangi örgüte ait olduğunun belirlenmesi istenmiştir.

Bu yaklaşım, dijital delillerin değerlendirilmesinde teknik incelemenin önemini göstermektedir.

Somut olayın özelliklerine göre dijital deliller bakımından şu hususlar araştırılabilir:

Delilin kaynağı: Dijital materyalin nereden ve hangi koşullarda elde edildiği.

Delilin bütünlüğü: İnceleme konusu dosyanın değiştirilip değiştirilmediği.

Tarih ve zaman bilgileri: Görüntü veya belgenin oluşturulma ve değiştirilme tarihleri.

Kimlik tespiti: Görüntüdeki kişinin sanık olup olmadığı.

Örgütsel bağlantı: Materyalin isnat edilen örgütle somut bağlantısının bulunup bulunmadığı.

Teknik raporun yeterliliği: Bilirkişi incelemesinin savunma iddialarını karşılayıp karşılamadığı.

Yargıtay’ın bu kararında bütün bu teknik hususların ayrı ayrı tespit edildiği söylenemez. Ancak yeniden uzman incelemesi yapılmasının istenmesi, dijital delillerin yeterli araştırmayla değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

7. HTS Kayıtlarında Örgütsel Görüşme Bulunmaması Ne Anlama Gelir?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında, sanığın kullandığını belirttiği telefon numarasına ilişkin HTS kayıtlarında örgütsel amaçlı görüşmelerin tespit edilmediğine değinilmiştir.

Ayrıca sanık aleyhine tanık beyanı bulunmadığı da belirtilmiştir.

HTS kayıtları, iletişim trafiğine ilişkin teknik bilgiler içerebilir.

Ancak HTS kayıtlarının tek başına bir görüşmenin içeriğini ortaya koymadığı ve örgüt üyeliği bakımından bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Örgütsel görüşme tespit edilememesi, her durumda doğrudan beraat sebebi oluşturmaz.

Bununla birlikte mahkûmiyetin hangi somut delillere dayandığının sorgulanması bakımından önem taşıyabilir.

Yargıtay kararında HTS verileri, sanığın savunmaları ve diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken dosya unsurları arasında yer almaktadır.

8. UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası Neden Araştırılmalıdır?

Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasına ilişkin araştırma eksikliğidir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, güncellenen bilgi bankasında sanığın örgütsel konumu ve faaliyetleri hakkında herhangi bir beyan bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de bu araştırmanın yapılması gerektiğini kabul etmiştir.

Buna göre sanık hakkında beyan bulunduğunun tespit edilmesi halinde, beyan sahiplerinin usulüne uygun biçimde tanık olarak dinlenmesi gerekmektedir.

Bu araştırmanın amacı, sanığın isnat edilen örgüt içerisindeki konumu ve faaliyetleri hakkında mevcut olabilecek delillerin ortaya çıkarılmasıdır.

Ancak bilgi bankasında bir kişinin adının geçmesi, tek başına örgüt üyeliğinin kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez.

Beyanın içeriği, bilgi kaynağı, doğruluğu ve diğer delillerle ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

9. Tanıklar SEGBİS veya İstinabe Yoluyla Dinlenebilir mi?

Yargıtay kararında, UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında beyan bulunduğunun tespit edilmesi halinde tanıkların dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Daire, tanıkların mahkeme huzurunda dinlenmesini; bunun mümkün olmaması halinde ise CMK’nın 180 ve 181. maddelerindeki usullere uygun olarak SEGBİS veya istinabe yoluna başvurulmasını öngörmüştür.

Bu değerlendirme, tanık anlatımlarının yalnızca dosyaya yazılı belge olarak alınmasının her durumda yeterli olmayabileceğini göstermektedir.

Tanık beyanlarının usulüne uygun alınması, anlatımların güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve savunma hakkının korunması bakımından önem taşır.

Özellikle terör örgütü üyeliği davalarında tanığın sanık hakkında hangi somut bilgileri verdiği, bu bilgileri nasıl edindiği ve anlatımının başka delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılmalıdır.

Eksik tanık araştırması, somut olayda mahkûmiyet hükmünün bozulmasına neden olabilecek hukuka aykırılıklar arasında yer alabilir.

10. Sahte Kimlik Bulundurmak Terör Örgütü Üyeliğini İspatlar mı?

İncelenen dosyada sanıktan sahte kimlik ele geçirildiği de anlaşılmaktadır.

Ancak Yargıtay, ele geçirilen sahte kimliğin isnat edilen silahlı terör örgütüyle ilişkili olduğuna dair bir tespit bulunmadığını belirtmiştir.

Bu husus, delilin varlığı ile delilin belirli bir suçu ispatlaması arasındaki farkı ortaya koymaktadır.

Sahte kimlik kullanılması veya bulundurulması, somut koşullara göre farklı hukuki değerlendirmelere konu olabilir.

Bununla birlikte sahte kimliğin varlığı, tek başına belirli bir silahlı terör örgütüne üyeliğin kanıtlandığı anlamına gelmez.

Örgüt üyeliği suçlamasında sahte kimliğin hangi amaçla kullanıldığı ve isnat edilen örgütsel faaliyetlerle bağlantısı araştırılmalıdır.

Yargıtay 2026/15311 sayılı kararı, sahte kimliğin isnat edilen örgütle bağlantısının tespit edilmemiş olmasını da eksik araştırma değerlendirmesinde dikkate almıştır.

11. Eksik Araştırma Nedeniyle Terör Örgütü Üyeliği Mahkûmiyeti Bozulabilir mi?

Ceza yargılamasında mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için suçun unsurlarının yeterli ve hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.

Sanığın savunmasında ileri sürdüğü ve suçun hukuki niteliğini etkileyebilecek hususlar yeterince araştırılmadan hüküm kurulması, somut olayda bozma nedeni oluşturabilir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15311 sayılı kararında üç araştırma eksikliği özellikle öne çıkmaktadır.

Birinci eksiklik: Sanığın içerisinde bulunduğunu söylediği grubun IŞİD ile bağlantısının ve faaliyetlerinin yeterince araştırılmaması.

İkinci eksiklik: Ele geçirilen dijital materyallerin, görüntülerin hangi örgüte ait olduğunun belirlenmesi amacıyla uzman bilirkişi tarafından yeniden incelenmemesi.

Üçüncü eksiklik: UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanığın örgütsel konumuna ilişkin beyanların araştırılmaması ve varsa beyan sahiplerinin usulüne uygun dinlenmemesi.

Yargıtay, bu eksiklikler giderilmeden mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.

Eksik araştırma nedeniyle bozma kararı, sanığın doğrudan beraat ettiği anlamına gelmez.

Bozma sonrasında gerekli araştırmalar yapılarak dosyadaki deliller yeniden değerlendirilecektir.

12. CMK 308 İtirazı Kabul Edilirse Ne Olur?

CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine dosya ilgili Yargıtay ceza dairesince yeniden incelenebilir.

İtirazın haklı bulunması halinde önceki karar kaldırılarak gerekli inceleme yapılabilir.

İncelenen dosyada Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Başsavcılığın itirazını kabul etmiş ve 24.04.2025 tarihli önceki ilamını kaldırmıştır.

Ardından temyiz incelemesi yapılarak mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Bunun yanında infazın durdurulması ve tahliye kararı da verilmiştir.

Ancak CMK 308 başvurusunun kabul edilmesi her dosyada aynı sonucu doğurmaz.

İtirazın konusu, hukuka aykırılığın niteliği ve dosyanın özellikleri farklı sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkûmiyet hakkında başvuru yapılırken yalnızca emsal karara dayanılması değil, somut dosyadaki hukuka aykırılıkların açıkça gösterilmesi gerekir.

13. CMK 308 Başvurusu İnfazı Kendiliğinden Durdurur mu?

Hayır. CMK 308 kapsamında itiraz yetkisinin kullanılmasının talep edilmesi veya itiraz incelemesinin devam etmesi, tek başına infazın kendiliğinden durması anlamına gelmez.

İncelenen kararda Yargıtay, itirazın kabulünü ve bozma nedenini dikkate alarak ayrıca infazın durdurulmasına karar vermiştir.

Bu ayrım özellikle cezası infaz edilmekte olan kişiler bakımından önemlidir.

CMK 308 ile tahliye kararı verilmiş olması, bütün CMK 308 başvurularında infazın durdurulacağı anlamına gelmez.

Somut olayda infazın durdurulmasına ilişkin açık karar bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Kesinleşmiş mahkûmiyetlerde olağanüstü kanun yollarına başvurulurken, infazın devamının doğuracağı sonuçlar ve ileri sürülen hukuka aykırılıkların niteliği birlikte ele alınmalıdır.

14. Yargıtay Adli Kontrol Uygulayarak Tahliye Kararı Verebilir mi?

İncelenen Yargıtay kararının önemli sonuçlarından biri de adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye kararı verilmesidir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, CMK’nın 109/3-a maddesi uyarınca sanık hakkında yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.

Bunun yanında sanığın başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmaması halinde derhal salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasını istemiştir.

Böylece mahkûmiyet hükmünün bozulması sonrasında sanığın özgürlüğüne ilişkin durum ayrıca değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2026/15311 sayılı kararında yalnızca infazın durdurulmasına değil, adli kontrol tedbiriyle tahliyeye de açıkça hükmedilmiştir.

Bu sonuç, CMK 308 kapsamında yapılan lehe itirazın somut olayda ne derece önemli hukuki sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.

Ancak bu karar, her bozma halinde tahliyenin zorunlu olduğu anlamına gelmemektedir.

15. Kesinleşmiş Terör Örgütü Üyeliği Cezasında CMK 308 Başvurusu Yapılabilir mi?

Kesinleşmiş terör örgütü üyeliği mahkûmiyetlerinde olağanüstü kanun yollarının değerlendirilmesi mümkündür.

Ancak hangi kanun yolunun kullanılabileceği, dosyanın usulî geçmişine ve verilen kararların niteliğine bağlıdır.

CMK 308 bakımından öncelikle Yargıtay ceza dairesinin itiraza konu edilebilecek bir kararının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Ardından ileri sürülebilecek hukuka aykırılıklar belirlenmelidir.

Özellikle şu konular önem taşıyabilir:

  • Sanığın savunmalarının karşılanmamış olması.
  • Örgütsel bağlantının yeterince araştırılmaması.
  • Dijital materyallerin teknik incelemesinin eksik kalması.
  • Tanıkların usulüne uygun dinlenmemesi.
  • Mahkûmiyetin dayandığı delillerin ispat gücünün yeterince değerlendirilmemesi.
  • Sanığın hangi örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun somutlaştırılmaması.
  • Suçun manevi unsuruna ilişkin değerlendirmenin yetersiz olması.

Bununla birlikte bu hususların varlığı, her durumda CMK 308 itirazının kabul edileceği anlamına gelmez.

Başvurunun başarısı, hukuka aykırılık iddialarının somut dosya üzerinden ortaya konulmasına bağlıdır.

16. CMK 308 Başvurusu İçin Nasıl Bir Hukuki İnceleme Yapılmalıdır?

Kesinleşmiş mahkûmiyet dosyasında CMK 308 başvurusu değerlendirilirken yalnızca Yargıtay kararının okunması yeterli olmayabilir.

Dosyanın soruşturma aşamasından itibaren incelenmesi gerekebilir.

Öncelikle iddianamede sanığa hangi eylemlerin isnat edildiği belirlenmelidir.

Daha sonra ilk derece mahkemesinin hangi delillere dayanarak mahkûmiyet kurduğu incelenmelidir.

İstinaf ve temyiz aşamalarında ileri sürülen savunmaların nasıl değerlendirildiği de önemlidir.

Özellikle dijital deliller, tanık anlatımları, HTS kayıtları, bilirkişi raporları ve sanığın örgütsel konumuna ilişkin iddialar birlikte ele alınmalıdır.

CMK 308 başvurusunda temel amaç, mahkûmiyet kararının neden hukuka aykırı olduğunu somut ve denetlenebilir gerekçelerle ortaya koymaktır.

Bu kapsamda hazırlanacak başvurunun genel ifadelerden ibaret olmaması, dosyadaki delillere ve mahkeme kararlarının gerekçelerine doğrudan temas etmesi önemlidir.

17. Yargıtay 2026/15311 Sayılı Kararı Diğer Terör Davalarında Emsal Olabilir mi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15311 sayılı kararı, özellikle eksik araştırma ve dijital delillerin değerlendirilmesi bakımından diğer terör örgütü üyeliği dosyalarında emsal olarak kullanılabilir.

Kararın IŞİD üyeliği suçlamasına ilişkin olması, içerdiği bütün usulî ilkelerin yalnızca bu örgütle ilgili dosyalara özgü olduğu anlamına gelmez.

Sanığın hangi örgüte üye olduğunun araştırılması, dijital materyallerin uzman bilirkişi tarafından değerlendirilmesi ve tanıkların usulüne uygun dinlenmesi gibi meseleler farklı terör örgütü üyeliği yargılamalarında da gündeme gelebilir.

Bununla birlikte her örgütün yapısı, faaliyetleri, delil özellikleri ve sanığın kişisel durumu farklı olabilir.

Bu nedenle kararın emsal olarak kullanılması sırasında somut dosyayla benzerliklerin ve farklılıkların açıklanması gerekir.

Kararın asıl önemi, örgüt üyeliği isnadının eksik araştırma ve varsayımlarla değil, somut delillerin yeterli biçimde incelenmesiyle değerlendirilmesi gerektiğini göstermesidir.

18. CMK 308 ve Tahliye Kararı Hakkında Sık Sorulan Sorular

CMK 308 ile kesinleşmiş ceza bozulabilir mi?

Evet. Kanuni koşulların bulunduğu durumlarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı itiraz üzerine Yargıtay ceza dairesinin önceki kararı kaldırılabilir ve mahkûmiyet hükmü bozulabilir. İncelenen 2026/15311 sayılı karar bunun somut örneklerinden biridir.

CMK 308 ile tahliye kararı verilebilir mi?

Evet. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2026/15311 sayılı kararında mahkûmiyet hükmünü bozmuş, infazı durdurmuş ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak tahliyeye karar vermiştir.

CMK 308 başvurusunu avukat doğrudan yapabilir mi?

Avukat, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından CMK 308 itiraz yetkisinin kullanılmasını talep eden dilekçe sunabilir. Ancak kanundaki itiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir.

CMK 308 başvurusu için süre var mı?

CMK 308 kapsamında sanık lehine itiraz bakımından süre sınırlaması bulunmamaktadır. Buna karşılık somut dosyanın usulî koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Suriye’ye gitmek IŞİD üyeliğini ispatlar mı?

Tek başına Suriye’ye gitmiş olmak, belirli bir terör örgütüne üyeliğin kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez. Sanığın hangi örgütle bağlantılı olduğu ve hangi faaliyetlerde bulunduğu araştırılmalıdır.

Fotoğraf ve videolarla terör örgütü üyeliğinden ceza verilebilir mi?

Fotoğraf ve videolar delil olarak değerlendirilebilir. Ancak bu materyallerin sanıkla ve isnat edilen örgütle bağlantısı yeterli biçimde ortaya konulmalıdır. İncelenen kararda uzman bilirkişi incelemesinin eksikliği bozma nedenleri arasında yer almıştır.

Yargıtay’ın bozma kararı doğrudan beraat anlamına gelir mi?

Hayır. İncelenen kararda mahkûmiyet eksik araştırma nedeniyle bozulmuştur. Yargıtay doğrudan beraat hükmü kurmamıştır. Dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

İnfazın durdurulması ile tahliye aynı şey midir?

Hayır. İnfazın durdurulması ve tahliye, hukuki nitelikleri ve sonuçları bakımından ayrı kararlardır. İncelenen dosyada Yargıtay her ikisine de açıkça hükmetmiştir.

19. Sonuç: Yargıtay’ın CMK 308 ile Tahliye Kararı Neden Önemlidir?

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5908 Esas ve 2026/15311 Karar sayılı ilamı, kesinleşmiş terör örgütü üyeliği mahkûmiyetlerinde olağanüstü kanun yollarının uygulanması bakımından önemli bir örnektir.

Kararda sanığın içerisinde bulunduğunu savunduğu grubun niteliği ve IŞİD ile bağlantısı yeterince araştırılmadan, dijital materyaller üzerinde gerekli uzman incelemesi yaptırılmadan ve örgütsel konuma ilişkin tanık araştırmaları tamamlanmadan mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı itiraz kabul edilmiş, önceki Yargıtay ilamı kaldırılmış ve mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Daire ayrıca infazın durdurulmasına, sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına ve başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse tahliyesine karar vermiştir.

Bu kararın ortaya koyduğu temel sonuç, kesinleşmiş bir mahkûmiyetin varlığının, CMK 308 kapsamında ileri sürülebilecek ciddi hukuka aykırılıkların incelenmesine mutlak bir engel oluşturmamasıdır.

Özellikle örgütsel bağlantının araştırılmaması, dijital delillerin yeterli teknik incelemeye tabi tutulmaması ve tanık araştırmalarının eksik bırakılması gibi hukuka aykırılıklar, somut olayın koşullarına göre mahkûmiyetin bozulması bakımından önem taşıyabilir.

Bununla birlikte CMK 308 ile tahliye kararı, her kesinleşmiş mahkûmiyet için kendiliğinden uygulanabilecek bir sonuç değildir. Başvurunun dayanağı ve infaza ilişkin talepler her dosyanın özellikleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Av. Orçun Akbulut

Ceza Hukuku – Terör Suçları – Temyiz ve Olağanüstü Kanun Yolları – İnfaz Hukuku

https://www.orcunakbulut.av.tr/

Bu yazı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5908 Esas ve 2026/15311 Karar sayılı ilamı esas alınarak hazırlanmıştır. Genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme farklılık gösterebilir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!