ByLock ve Garson Verileri Nedeniyle Yargıtay’dan Bozma Kararı: Eksik Araştırmayla Mahkûmiyet Kurulamaz (2026)

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28.04.2026 tarihli, 2023/19298 Esas ve 2026/8498 Karar sayılı ilamıyla, ByLock kullanımına ve Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital verilere dayanan bir FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği mahkûmiyetini eksik araştırma nedeniyle bozmuştur. Kararda, sanığın örgütsel konumunun belirlenebilmesi için güncel ByLock kayıtlarının, HTS verilerinin, mahrem yapı araştırma raporlarının ve ilgili kişilerin ifadelerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Karar, özellikle ByLock kullanıcısı olmadığını savunan sanıklar bakımından teknik verilerin nasıl incelenmesi gerektiğini ve Garson verilerinin yargılamada hangi araştırmalarla denetlenmesi gerektiğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/8498 Sayılı Bozma Kararı

Karar bilgileri:

  • Mahkeme: Yargıtay 3. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2023/19298
  • Karar No: 2026/8498
  • Karar Tarihi: 28.04.2026
  • İlk Derece Mahkemesi: Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi
  • İlk Derece Dosyası: 2020/132 E., 2022/80 K.
  • İstinaf Kararı: 2022/292 E., 2022/350 K.
  • Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma
  • Sonuç: CMK 302/2 uyarınca bozma

İlk derece mahkemesi tarafından sanık hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 ve ilgili diğer hükümleri uygulanarak mahkûmiyet kararı verilmiştir.

İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, dosya temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 3. Ceza Dairesinin önüne gelmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma yönündeki tebliğnamesine uygun olarak mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle bozulmuştur.

ByLock Kullanım İddiasında Teknik Delillerin Araştırılması Zorunluluğu

Yargıtay kararının ilk bozma gerekçesi, ByLock kullanımına ilişkin teknik incelemelerin yeterli şekilde yapılmamış olmasıdır.

Sanığın ByLock kullanıcısı olmadığını savunması karşısında Yargıtay, yalnızca mevcut belgelerle yetinilmesini yeterli görmemiştir.

Daireye göre sanığın örgütsel konumunun ve faaliyetlerinin belirlenebilmesi için güncel ByLock tespitine ilişkin belgeler ve ayrıntılı güncel tespit ve değerlendirme raporu getirtilmelidir.

Bununla birlikte ByLock programına bağlanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtları da programın ilk kullanım tarihinden itibaren temin edilmelidir.

Bu araştırmanın amacı, sanığın savunmasının teknik verilerle denetlenmesi ve iletişim kayıtlarının diğer delillerle karşılaştırılmasıdır.

ByLock kullanımı yönünden yapılması gereken araştırmalar şunlardır:

  1. Güncel ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi.
  2. İlgili GSM hattının HTS kayıtlarının temin edilmesi.
  3. ByLock irtibat listelerinde yer alan kişilerin açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi.
  4. Bu kişilerle sanık arasında HTS irtibatı bulunup bulunmadığının incelenmesi.
  5. Aynı baz istasyonlarından sinyal alınıp alınmadığının araştırılması.
  6. Teknik veriler hakkında uzman bilirkişiden rapor alınması.
  7. İrtibatlı kişiler hakkında yürütülen ceza soruşturmalarının araştırılması.
  8. Gerekli kişilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi.

Yargıtay, bu araştırmalar tamamlanmadan mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.

ByLock İrtibat Listesinde Bulunmak Tek Başına Nasıl Değerlendirilmelidir?

Kararda dikkat çeken hususlardan biri, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen veya irtibatlı kişi olarak gösterilen şahıslar hakkında ayrıca araştırma yapılmasının istenmesidir.

Bu kişilerin yalnızca isimlerinin belirlenmesi yeterli görülmemiştir.

Yargıtay, söz konusu kişiler hakkında örgüt üyeliği nedeniyle soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılmasını, mevcut ifadelerin getirtilmesini ve gerektiğinde tanık olarak dinlenmelerini istemiştir.

Bu yaklaşım, dijital irtibat kayıtlarının içeriği ve gerçek kişiler arasındaki bağlantılar araştırılmadan sanık aleyhine kesin sonuçlara ulaşılmaması gerektiğini göstermektedir.

Ancak karar, ByLock irtibat listesindeki her kaydın hukuken geçersiz olduğu anlamına gelmemektedir. Yargıtay’ın üzerinde durduğu mesele, somut dosyada teknik kayıtların doğruluğunun ve sanıkla bağlantısının yeterli araştırmayla ortaya konulmasıdır.

Garson SD Kart Verileri Hakkında Güncel Araştırma Yapılmalıdır

Kararın ikinci önemli bozma gerekçesi, Garson kod adlı gizli tanıktan ele geçirilen micro SD kart verilerine ilişkindir.

Yargıtay, bu dijital materyal üzerinde son dönemde gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde sanık hakkında güncel Veri Araştırma Raporu ve mahrem Bağlı Araştırma Raporu bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.

Bu raporların mevcut olması halinde dosyaya getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca veri inceleme raporunda zümre başkanı, öğretmen veya vekil olarak gösterilen kişiler ile bağlı araştırma raporunda yer alan şahısların kimliklerinin belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bu kişilerin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadeleri getirtilmeli, sanık hakkında herhangi bir beyanda bulunup bulunmadıkları incelenmelidir.

Burada önemli olan, Garson verilerinin tek başına kesin mahkûmiyet delili olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışmasından önce, bu verilerin somut sanıkla bağlantısının ve diğer delillerle uyumunun araştırılmasıdır.

Nitekim incelenen kararda Yargıtay, dijital verilerin tamamen delil dışı bırakılması gerektiğine hükmetmemiş; eksik kalan araştırmaların tamamlanmasını istemiştir.

Mahrem Yapı İddialarında Tanık İfadelerinin Önemi

Yargıtay, Garson verilerinde adı geçen kişilerin ifadelerinin getirtilmesini yeterli görmemiş, gerektiğinde bu kişilerin doğrudan duruşmada dinlenmesini de istemiştir.

Kararda CMK’nın 180 ve 181. maddeleri kapsamında SEGBİS veya istinabe yoluyla tanık dinlenmesi usullerine de yer verilmiştir.

Özellikle sanığın örgütsel konumu hakkında beyanda bulunabilecek kişilerin ifadelerinin savunma tarafından tartışılabilmesi önemlidir.

Bu kapsamda savunma makamının, dijital verilerde ismi geçen kişilerin sanığı gerçekten tanıyıp tanımadıklarını, hangi olaylara doğrudan tanıklık ettiklerini ve beyanlarının başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığını sorgulaması gerekir.

Yargıtay’ın bozma kararında, veri inceleme raporunda sanığın öğretmeni olarak gösterilen ve duruşmada tanık olarak dinlenen kişi ile sanık arasında tanışıklık bulunup bulunmadığının HTS kayıtları üzerinden araştırılması da istenmiştir.

Bu husus, mahrem yapı iddialarında kişi eşleştirmelerinin ve tanık anlatımlarının teknik kayıtlarla karşılaştırılmasının önemini göstermektedir.

KOMBİS, TEMBİS ve UYAP Kayıtlarının Araştırılması

Yargıtay, sanığın örgütsel faaliyetlerinin belirlenebilmesi için farklı veri kaynaklarında da araştırma yapılması gerektiğine hükmetmiştir.

Bu kapsamda Emniyet Genel Müdürlüğünün KOMBİS ve TEMBİS veri bankaları, kararda belirtilen veri havuzu ve UYAP örgütlü suçlar bilgi bankası üzerinden araştırma yapılması istenmiştir.

Araştırma sonucunda sanık hakkında herhangi bir beyan veya bilgi bulunması halinde bunların onaylı örneklerinin dosyaya alınması gerektiği belirtilmiştir.

Kararda ayrıca örgütün kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonra sanığın örgütsel faaliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.

Bu araştırmaların amacı, sanık hakkındaki örgüt üyeliği iddiasının mevcut bütün deliller çerçevesinde değerlendirilmesini sağlamaktır.

CMK 217 Uyarınca Deliller Duruşmada Tartışılmalıdır

Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, hükmün duruşmaya getirilmiş ve tarafların huzurunda tartışılmış delillere dayanmasıdır.

CMK’nın 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi de incelenen kararında bütün delillerin CMK 217 kapsamında duruşmada okunup tartışılması gerektiğini açıkça belirtmiştir.

Bu nedenle dijital araştırma raporlarının yalnızca dosyada bulunması yeterli değildir. Raporların sanıkla bağlantısı, diğer delillerle uyumu ve savunmanın bu delillere yönelik itirazları da değerlendirilmelidir.

Eksik araştırmayla verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması, maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğünün ve savunma hakkının ceza yargılamasındaki önemini ortaya koymaktadır.

Bu Yargıtay Kararı FETÖ Davalarında Beraat Anlamına Gelir mi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/8498 sayılı kararı doğrudan beraat kararı değildir.

Daire, sanığın suçsuz olduğuna veya mevcut bütün delillerin hukuken geçersizliğine karar vermemiştir.

Bozma gerekçesi, hüküm kurulmadan önce yapılması gereken araştırmaların tamamlanmamış olmasıdır.

Dosya yeniden incelendiğinde mahkemenin bozma gereklerini ve toplanan delilleri değerlendirerek sanığın hukuki durumunu belirlemesi gerekecektir.

Dolayısıyla bu karar, benzer dosyalarda otomatik beraat sonucu doğurmaz. Bununla birlikte eksik incelemeye dayalı mahkûmiyet hükümlerine karşı ileri sürülebilecek önemli usul ve delil değerlendirme gerekçeleri içermektedir.

ByLock ve Garson Verilerine Dayalı Mahkûmiyetlerde Savunma Nasıl Kurulmalıdır?

ByLock veya Garson verilerinin bulunduğu bir ceza dosyasında savunma, yalnızca delillerin güvenilir olmadığı yönündeki genel itirazlarla sınırlı tutulmamalıdır.

Öncelikle hangi teknik raporların dosyada bulunduğu, hangi kayıtların eksik olduğu ve sanığın savunmasının hangi araştırmalarla doğrulanabileceği belirlenmelidir.

ByLock kullanıcısı olmadığını savunan sanık bakımından GSM hattı, bağlantı tarihleri, HTS kayıtları, irtibatlı kişiler ve güncel tespit raporları birlikte incelenmelidir.

Garson verileri bakımından ise veri araştırma raporlarının güncelliği, kişi eşleştirmeleri, mahrem yapı iddialarının dayanakları ve tanık anlatımları üzerinde durulmalıdır.

Yargıtay’ın bu kararı, savunma makamının somut ve denetlenebilir delil toplama taleplerinin önemini göstermektedir.

Özellikle mahkeme tarafından reddedilen araştırma taleplerinin hangi maddi olgunun aydınlatılmasına yönelik olduğu açıklanmalı, eksik araştırmanın hükmün sonucuna etkisi ortaya konulmalıdır.

Kesinleşmiş FETÖ Mahkûmiyetleri Bakımından Kararın Önemi

Bu kararın kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından da değerlendirilmesi mümkündür. Ancak yeni bir Yargıtay kararının yayımlanması, tek başına kesinleşmiş bütün mahkûmiyetlerin yeniden incelenmesini veya bozulmasını sağlamaz.

Kesinleşmiş dosyalarda olağanüstü kanun yollarına başvurulabilmesi, ilgili kanun yolunun kendine özgü şartlarının bulunmasına bağlıdır.

Somut olayın özelliklerine göre CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi, CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma veya diğer ilgili başvuru yollarının şartları ayrı ayrı incelenmelidir.

Özellikle yeni ortaya çıkan delillerin bulunması ile mevcut delillerin eksik değerlendirilmiş olması aynı hukuki durum değildir.

Bu nedenle başvuru yapılmadan önce kesinleşmiş hükmün gerekçesi, dosyadaki dijital veriler, önceki savunma talepleri ve sonradan ortaya çıkan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç: ByLock ve Garson Verileri Yeterli Araştırma Yapılmadan Mahkûmiyete Esas Alınamaz

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.04.2026 tarihli, 2023/19298 Esas ve 2026/8498 Karar sayılı ilamı, silahlı terör örgütüne üyelik yargılamalarında eksik araştırma sorununa ilişkin önemli bir örnektir.

Kararda ByLock tespit raporlarının güncellenmesi, HTS kayıtlarının incelenmesi, irtibatlı kişilerin araştırılması, Garson verilerinin ilgili raporlarla karşılaştırılması ve gerekli tanıkların dinlenmesi istenmiştir.

Yargıtay, bu araştırmalar tamamlanmadan verilen mahkûmiyet hükmünü CMK 302/2 uyarınca bozmuştur.

Kararın temel hukuki önemi, örgüt üyeliği suçlamasında kullanılan dijital verilerin somut sanıkla bağlantısının yeterli, denetlenebilir ve duruşmada tartışılmış delillerle ortaya konulması gerektiğini göstermesidir.

Her ceza dosyasının delil durumu farklı olduğundan, bu kararın somut yargılamaya uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Av. Orçun Akbulut

Kaynak: Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28.04.2026 tarihli, 2023/19298 E., 2026/8498 K. sayılı karar.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!