FETÖ Davasında İtirafçı Tanık Beyanı, HTS ve Sendika Üyeliği Mahkûmiyete Yeterli mi? Yargıtay 2026/15313 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2026 tarihli, 2026/5906 Esas ve 2026/15313 Karar sayılı ilamıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, sanığın beraati gerektiği gerekçesiyle bozmuş; infazın durdurulmasına ve yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak tahliyesine karar vermiştir.

Karar, FETÖ davasında itirafçı tanık beyanı, örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikaya üyelik, HTS görüşme kayıtları, aynı tarihlerde konaklama ve mütevelli sohbet grubuna katılım iddialarının birlikte değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Daha da önemlisi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı başlangıçta belirleyici tanığın sanık tarafından sorgulanmasına imkân tanınmamasını hukuka aykırılık olarak ileri sürmüşken, Yargıtay 3. Ceza Dairesi delillerin bütününü değerlendirerek mahkûmiyet için yeterli ispat bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Böylece CMK 308 kapsamında yapılan itiraz, yalnızca savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle değil, sanığın beraati gerektiği gerekçesiyle kabul edilmiş; önceki Yargıtay ilamı kaldırılarak mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

Bu yazıda kararın hukuki sonuçları, etkin pişmanlık tanığının beyanının ispat değeri, tanık sorgulama hakkı, sendika ve HTS kayıtlarının değerlendirilmesi ile kesinleşmiş FETÖ mahkûmiyetlerinde CMK 308 itirazının işlevi yönünden incelenmektedir.

1. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15313 Sayılı Kararı Nedir?

İncelenen kararın künyesi şöyledir:

  • Mahkeme: Yargıtay 3. Ceza Dairesi
  • Esas: 2026/5906
  • Karar: 2026/15313
  • Karar tarihi: 07.07.2026
  • İlk derece mahkemesi: Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesi
  • İlk derece dosyası: 2018/915 E., 2019/427 K.
  • Bölge adliye mahkemesi dosyası: 2019/2978 E., 2020/1984 K.
  • Suç: Silahlı terör örgütüne üye olma
  • Kanun yolu: CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı
  • Sonuç: Beraat gerektiği gerekçesiyle bozma, infazın durdurulması ve adli kontrolle tahliye

Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında TCK’nın 314/2. maddesi kapsamında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, ardından dosya Yargıtay incelemesinden geçmiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.05.2025 tarihli, 2022/27080 Esas ve 2025/16030 Karar sayılı önceki ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.06.2026 tarihinde CMK 308 uyarınca sanık lehine itiraz etmiştir.

İtiraz üzerine dosya yeniden incelenmiş ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mahkûmiyetin dayandığı delillerin örgüt üyeliğini ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

2. FETÖ Davasında Hangi Deliller Mahkûmiyete Esas Alınmıştı?

Somut olayda mahkûmiyet hükmü dört temel delil grubuna dayanmaktadır.

Birincisi, sendika üyeliğidir. Sanığın örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan bir sendikaya üye olduğuna ilişkin kayıtlar dosyada bulunmaktadır.

İkincisi, konaklama kaydıdır. Sanığın hakkında aynı suçtan adli işlem yapılan kişilerle belirli tarihlerde aynı yerde konakladığı tespit edilmiştir.

Üçüncüsü, HTS kayıtlarıdır. Sanığın FETÖ/PDY kapsamında soruşturulan kişilerle telefon görüşme kayıtlarının bulunduğu belirtilmiştir.

Dördüncüsü, etkin pişmanlık tanığının anlatımıdır. Tanık, sanığın mütevelli sohbet grubunda yer aldığını ifade etmiştir.

Ancak Yargıtay’ın gerekçesinde bu tanığın sanığı sohbetlere dinleyici sıfatıyla katılan kişilerden biri olarak anlattığı belirtilmiştir.

Bu ayrım önemlidir. Bir toplantıya dinleyici olarak katılmak ile örgütsel hiyerarşi içerisinde görev üstlenmek aynı hukuki olgu değildir.

Yargıtay, bu delillerin bütününü değerlendirerek sanığın örgütle organik bağ kurduğunu ve örgüt üyeliği için gerekli faaliyetleri gerçekleştirdiğini ispatlayan kesin ve yeterli delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

3. FETÖ Davasında İtirafçı Tanık Beyanı Tek Başına Mahkûmiyete Yeterli midir?

FETÖ davasında itirafçı tanık beyanı, ceza yargılamalarında sıklıkla tartışılan delillerden biridir.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan kişilerin verdikleri ifadeler, başka sanıklar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalarda delil olarak kullanılabilir.

Ancak bir kişinin etkin pişmanlıktan yararlanmış olması, verdiği beyanın kendiliğinden doğru kabul edilmesini gerektirmez.

Tanığın anlatımının somutluğu, bilgi kaynağı, tutarlılığı ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği değerlendirilmelidir.

İncelenen kararda etkin pişmanlıktan yararlanan tanık, sanığın mütevelli sohbetlerine katıldığını ifade etmiştir.

Yargıtay ise tanığın anlatımını değerlendirirken sanığın bu toplantılara dinleyici olarak katıldığının belirtildiğine dikkat çekmiştir.

Sanığın örgüt içerisinde hangi somut görevi üstlendiğini ortaya koyan yeterli delil bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2026/15313 sayılı kararının ortaya koyduğu önemli sonuç, etkin pişmanlık tanığının anlatımının, örgüt üyeliğinin unsurlarını ispatlayıp ispatlamadığı yönünden ayrıca incelenmesi gerektiğidir.

Tanık beyanında bir kişinin sohbet toplantısına katıldığının söylenmesi ile örgütsel görev üstlendiğinin somut olaylarla açıklanması aynı ispat gücüne sahip değildir.

Bununla birlikte karar, etkin pişmanlık tanıklarının beyanlarının hiçbir durumda mahkûmiyete esas alınamayacağı anlamına gelmemektedir.

4. Etkin Pişmanlık Tanığı Sanığın Huzurunda Dinlenmek Zorunda mıdır?

Kararın başlangıcındaki hukuki uyuşmazlık, etkin pişmanlıktan yararlanan tanığın dinlenme biçimine ilişkindir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkûmiyette belirleyici delil niteliğinde bulunan tanığın istinabe yoluyla dinlenmesi sırasında sanığa tanığı sorgulama hakkı tanınmamasını hukuka aykırı bulmuştur.

Dosyada tanığın talimat mahkemesi aracılığıyla ifadesi alınmış, esas mahkemede ise bu ifade okunarak savunmaya diyecekleri sorulmuştur.

Başsavcılığa göre bu uygulama, belirleyici tanığın sorgulanmasına ilişkin savunma hakkını karşılamamaktadır.

CMK’nın 181. maddesinde istinabe yoluyla tanık dinlenmesine ilişkin usulî güvenceler bulunmaktadır.

Ayrıca CMK’nın 180. maddesi kapsamında koşulları mevcut olduğunda ses ve görüntü nakli yoluyla dinleme yöntemlerinden yararlanılması mümkündür.

Belirleyici tanığın beyanının duruşmada okunması ile savunmaya tanığa soru yöneltme ve beyanın güvenilirliğini sınama olanağı tanınması aynı şey değildir.

Bu nedenle tanığın doğrudan dinlenmesi veya kanunun öngördüğü usullere uygun biçimde sorgulanabilmesi, adil yargılanma hakkı bakımından önemlidir.

Ancak bütün tanıkların her koşulda mutlaka sanıkla aynı fiziksel duruşma salonunda bulunması gerektiği şeklinde genel bir sonuç çıkarılmamalıdır.

Belirleyici olan, savunmaya etkili sorgulama imkânı tanınıp tanınmadığı ve kanuni usule uyulup uyulmadığıdır.

5. İtirafçı Tanığın İfadesinin Okunması Savunma Hakkı İçin Yeterli midir?

FETÖ davasında itirafçı tanık beyanı bakımından sık karşılaşılan sorunlardan biri, tanığın önceki ifadesinin duruşmada okunmasıyla yetinilmesidir.

Ceza muhakemesinde tanık anlatımlarının duruşmada tartışılması önemlidir.

Özellikle mahkûmiyetin belirleyici ölçüde bir tanığın anlatımına dayanması halinde, savunmanın bu anlatımı sorgulayabilmesi gerekir.

Somut olayda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tanığın talimatla alınan beyanının okunarak savunmaya diyeceklerinin sorulmasını yeterli görmemiştir.

Bu uygulamanın CMK’nın 181 ve 217. maddeleri bakımından hukuka aykırılık oluşturduğunu ileri sürmüştür.

Ancak burada kararın sonucunu doğru değerlendirmek gerekir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, itirazı yalnızca tanığın dinlenme biçimindeki usul hatası nedeniyle kabul etmemiştir.

Daire, mahkûmiyetin dayandığı delillerin tamamını değerlendirerek sanığın beraati gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Dolayısıyla bu karar hem tanık sorgulama hakkı tartışmasını hem de örgüt üyeliğinin maddi unsurlarının ispatı sorununu içermektedir.

6. FETÖ ile İltisaklı Sendikaya Üye Olmak Örgüt Üyeliği Sayılır mı?

İncelenen dosyada sanığın örgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan bir sendikaya üyelik kaydı bulunmaktadır.

Sendika üyeliği, mahkûmiyete esas alınan delillerden biri olarak değerlendirilmiştir.

Ancak Yargıtay, sendika üyeliği kaydının da bulunduğu dosyada sanığın örgütle organik bağ kurduğunu ispatlayan yeterli delil olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Burada dikkat edilmesi gereken temel husus, sendika üyeliğinin hukuki niteliği ile silahlı terör örgütüne üyelik suçunun birbirinden farklı olmasıdır.

Bir sendikaya üye olmak, tek başına kişinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu göstermez.

Örgüt üyeliği bakımından kişinin örgütün niteliğini ve amaçlarını bilerek, örgütsel iradeyle hareket edip etmediğinin araştırılması gerekir.

Yargıtay’ın 2026/15313 sayılı kararında sendika üyeliği kaydı bulunmasına rağmen beraat gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

Ancak karar, sendika üyeliğinin hiçbir koşulda başka delillerle birlikte değerlendirilemeyeceği anlamına gelmez.

Somut dosyada önemli olan, delillerin bütününün örgüt üyeliği suçunu ispatlamaya yeterli olup olmadığıdır.

7. HTS Kayıtları FETÖ Üyeliği İçin Yeterli Delil midir?

FETÖ/PDY yargılamalarında HTS kayıtları sıklıkla mahkûmiyet gerekçeleri arasında yer almaktadır.

HTS kayıtları, telefon numaraları arasındaki iletişim trafiği hakkında teknik bilgiler sağlayabilir.

Ancak bu kayıtlar, tek başına görüşmelerin içeriğini ortaya koymaz.

İncelenen dosyada sanığın hakkında örgüt üyeliği kapsamında soruşturma yürütülen kişilerle görüşme kayıtları bulunduğu belirtilmiştir.

Yargıtay, bu kayıtları diğer delillerle birlikte değerlendirmiştir.

Buna rağmen sanığın örgütsel hiyerarşiye dahil olduğunu ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ispatlayan yeterli delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

HTS kaydının bulunması ile örgütsel içerikli görüşme yapıldığının ispatlanması birbirinden farklıdır.

Bu nedenle HTS kayıtlarının değerlendirilmesinde görüşmelerin tarihleri, sıklığı, tarafları ve dosyadaki diğer delillerle bağlantısı önemlidir.

HTS kayıtları tek başına otomatik mahkûmiyet veya beraat sonucu doğurmaz.

8. Aynı Otelde veya Aynı Yerde Konaklamak FETÖ Üyeliğine Delil Olabilir mi?

İncelenen dosyada sanığın hakkında aynı suçtan adli işlem yapılan kişilerle belirli tarihlerde aynı yerde konakladığına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.

Konaklama kayıtları, kişilerin belirli zamanlarda aynı yerde bulunduklarını gösterebilir.

Ancak aynı yerde bulunmak, her durumda ortak örgütsel faaliyet yürütüldüğünü ispatlamaz.

Konaklamanın amacı, kişilerin birbirleriyle ilişkisi ve olayın diğer koşulları değerlendirilmelidir.

Örneğin konaklamanın örgütsel toplantı amacıyla yapıldığı iddia ediliyorsa bu iddianın hangi somut delillerle desteklendiği araştırılmalıdır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, somut olayda konaklama kayıtlarının da bulunduğu delil bütününü örgüt üyeliğinin ispatı için yeterli görmemiştir.

Konaklama kaydının varlığı ile silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bütün unsurlarının gerçekleşmesi aynı şey değildir.

Bu ayrım, özellikle eski tarihli otel ve konaklama kayıtlarının delil olarak kullanıldığı davalarda önem taşımaktadır.

9. Mütevelli Sohbetlerine Dinleyici Olarak Katılmak Örgüt Üyeliği midir?

Kararda etkin pişmanlık tanığının sanık hakkında yaptığı anlatım, mütevelli sohbet grubuna katılıma ilişkindir.

Ancak Yargıtay’ın gerekçesinde sanığın sohbetlere dinleyici sıfatıyla katıldığının belirtildiği görülmektedir.

Bu ifade, örgüt üyeliğinin ispatı bakımından önemlidir.

Bir kişinin toplantıya dinleyici olarak katılması ile örgüt içerisinde görev üstlenmesi, emir ve talimat alması veya örgütsel hiyerarşide yer alması farklı hukuki durumlardır.

Yargıtay, sanığın örgütün nihai amacının kamuoyunca bilinebilir hale geldiği döneme kadar örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına dinleyici olarak katılması dışında, örgütle organik bağ kurduğunu gösteren yeterli delil bulunmadığını değerlendirmiştir.

Bu nedenle sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde kaldığı sonucuna ulaşmıştır.

Sohbet toplantısına katılımın örgüt üyeliği suçunu oluşturup oluşturmadığı, toplantının içeriği, gerçekleştiği dönem, sanığın rolü ve diğer örgütsel faaliyetleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

10. FETÖ Üyeliğinde Organik Bağ Nasıl İspatlanır?

TCK’nın 314/2. maddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi için kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve örgüt üyeliğine yönelik kastının bulunması gerekir.

Yargıtay uygulamasında organik bağ, örgüt üyeliğinin belirlenmesinde önemli bir ölçüttür.

Organik bağın değerlendirilmesinde sanığın örgütsel emir ve talimatlarla ilişkisi, örgüt içerisindeki konumu ve faaliyetlerinin niteliği önem taşır.

Kural olarak örgütsel faaliyetlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk göstermesi aranır.

Bununla birlikte bazı eylemler nitelikleri itibarıyla örgüt üyeliğinin değerlendirilmesinde tek başına da önem taşıyabilir.

Bu nedenle yalnızca faaliyet sayısına bakılarak karar verilmesi doğru değildir.

İncelenen kararda Yargıtay, sanığın örgütle organik ilişki içerisine girdiğini gösteren kesin ve yeterli delil bulunmadığını belirlemiştir.

Sendika üyeliği, HTS kayıtları, konaklama kaydı ve tanık anlatımının birlikte bulunması da somut olayda bu sonucu değiştirmemiştir.

11. FETÖ Üyeliğinde Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi Nasıl Uygulanır?

Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri, mahkûmiyet için suçun her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanması gerektiğidir.

Bu ilke, silahlı terör örgütüne üyelik suçlamaları bakımından da geçerlidir.

İncelenen kararda Yargıtay, sanığın örgütle organik bağ kurduğunu ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyan kesin ve yeterli delil bulunmadığını belirlemiştir.

Bu değerlendirme sonucunda sanığın beraati gerektiği ifade edilmiştir.

Mahkûmiyetin dayandığı delillerin sayıca birden fazla olması, bunların suçun unsurlarını mutlaka ispatladığı anlamına gelmez.

Delillerin niteliği, güvenilirliği ve birbirleriyle ilişkisi önemlidir.

Birden fazla dolaylı delilin birlikte değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirme sonucunda suçun unsurlarının ispatlanmış olması gerekir.

12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Neden CMK 308 İtirazında Bulundu?

Somut olayda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkûmiyette belirleyici delil olan tanığın dinlenme biçimini hukuka aykırı bulmuştur.

Başsavcılığa göre tanığın talimat mahkemesi aracılığıyla dinlenmesi ve beyanının duruşmada okunmasıyla yetinilmesi, savunmanın tanığı sorgulama hakkını yeterince karşılamamıştır.

Bu nedenle önceki Yargıtay ilamına karşı sanık lehine CMK 308 kapsamında itiraz edilmiştir.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden incelediğinde yalnızca savunma hakkının kısıtlanması sorunuyla yetinmemiştir.

Daire, sanığın beraati gerektiği sonucuna ulaşmıştır.

Böylece itiraz farklı gerekçeyle kabul edilmiştir.

Bu yönüyle karar, CMK 308 incelemesinin kapsamı bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

13. Yargıtay CMK 308 İtirazında Başsavcılığın Gerekçesiyle Bağlı mıdır?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, kararında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarihli, 2012/16-1298 Esas ve 2013/418 Karar sayılı içtihadına dayanmıştır.

Bu içtihatta özel dairelerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca gösterilen itiraz nedenleriyle bağlı olmadan inceleme yapabilmelerinin mümkün olduğu belirtilmektedir.

Somut olayda Başsavcılık, belirleyici tanığın sorgulanmasına ilişkin savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür.

Yargıtay ise delillerin örgüt üyeliğini ispatlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle itirazı kabul etmiştir.

CMK 308 incelemesinde Yargıtay’ın hukuka aykırılığı farklı gerekçeyle tespit edebilmesi, kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından önemli bir hukuki imkândır.

Bununla birlikte CMK 308, her dosyanın yeniden sınırsız biçimde incelenmesini sağlayan olağan bir temyiz yolu olarak değerlendirilmemelidir.

14. CMK 308 ile FETÖ Mahkûmiyeti Bozulabilir mi?

CMK 308, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmış olağanüstü itiraz yoludur.

Sanık lehine itiraz bakımından kanuni süre sınırlaması bulunmamaktadır.

Ancak itiraz yetkisi doğrudan sanığa veya müdafiine değil, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir.

Sanık ya da müdafii, hukuka aykırılıkları açıklayan gerekçeli bir dilekçeyle Başsavcılıktan itiraz yetkisinin kullanılmasını talep edebilir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15313 sayılı kararı, bu yolun somut olayda mahkûmiyet hükmünün bozulmasına kadar uzanabildiğini göstermektedir.

Ancak başvurunun yapılması veya Başsavcılığa dilekçe verilmesi, mahkûmiyetin kendiliğinden bozulacağı anlamına gelmez.

Her dosyada usulî koşulların ve ileri sürülen hukuka aykırılıkların ayrıca incelenmesi gerekir.

15. CMK 308 ile İnfazın Durdurulması ve Tahliye Mümkün müdür?

İncelenen kararda Yargıtay, itirazı kabul ederek önceki ilamını kaldırmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Bununla birlikte infazın durdurulmasına da karar vermiştir.

Ayrıca CMK’nın 109/3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkamamak şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak sanığın tahliyesine hükmedilmiştir.

Sanığın başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmaması halinde derhal salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılması kararlaştırılmıştır.

Yargıtay’ın 2026/15313 sayılı kararı, CMK 308 itirazının kabulü üzerine mahkûmiyetin bozulması, infazın durdurulması ve adli kontrolle tahliye sonuçlarının birlikte gerçekleşebildiğini göstermektedir.

Ancak CMK 308 başvurusu yapılması tek başına infazı durdurmaz.

İnfazın durdurulması ve tahliye bakımından somut olayda verilen kararın içeriği önemlidir.

16. Yargıtay Doğrudan Beraat Kararı mı Verdi?

Hayır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanığın beraati gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Ancak doğrudan beraat hükmü kurmamıştır.

Dosya, bozma sonrasında gerekli işlemlerin yapılması için Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

Bu nedenle kararın doğru hukuki nitelendirmesi beraat gerektiği gerekçesiyle bozma kararıdır.

Bu ayrım, özellikle emsal kararların değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.

Yargıtay’ın mahkûmiyeti bozmuş olması ile ilk derece mahkemesinin bozma sonrasında beraat hükmü kurması farklı usulî aşamalardır.

17. Bu Karar Kesinleşmiş FETÖ Dosyalarında Nasıl Kullanılabilir?

Yargıtay 2026/15313 sayılı kararı, özellikle aşağıdaki özellikleri taşıyan dosyalarda savunma bakımından değerlendirilebilir:

  • Mahkûmiyetin belirleyici ölçüde etkin pişmanlık tanığının beyanına dayanması.
  • Tanığın savunma tarafından sorgulanmasına yeterli imkân tanınmaması.
  • Sanığın örgütsel görev üstlendiğinin somut delillerle gösterilememesi.
  • Sendika üyeliğinin örgüt üyeliğiyle eş tutulması.
  • HTS kayıtlarının görüşmelerin örgütsel niteliği araştırılmadan değerlendirilmesi.
  • Konaklama kayıtlarından doğrudan örgütsel faaliyet sonucu çıkarılması.
  • Sohbet toplantılarına dinleyici olarak katılımın örgüt üyeliği bakımından yeterli kabul edilmesi.
  • Örgütle organik bağın ve üyelik kastının yeterli biçimde ortaya konulamaması.

Ancak bu kararın bütün FETÖ dosyalarında aynı sonucu doğuracağı düşünülmemelidir.

Emsal kararın kullanılabilmesi için somut dosyanın delil yapısı, yargılama geçmişi ve ileri sürülebilecek hukuka aykırılıkları ayrı ayrı incelenmelidir.

18. Etkin Pişmanlık Tanığına Dayanan Mahkûmiyetlerde Savunma Nasıl Hazırlanmalıdır?

Etkin pişmanlık tanığının anlatımına dayanan bir mahkûmiyetin hukuki değerlendirmesinde öncelikle tanığın hangi somut olayları açıkladığı incelenmelidir.

Tanığın sanık hakkında doğrudan bilgiye sahip olup olmadığı, anlatımını hangi tarihlerdeki olaylara dayandırdığı ve beyanlarının diğer delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı önemlidir.

Ayrıca tanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımları karşılaştırılmalıdır.

Tanık beyanının mahkûmiyet açısından belirleyici olup olmadığı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Savunma makamının tanığı sorgulama imkânı bulunup bulunmadığı, duruşma tutanakları üzerinden incelenmelidir.

Özellikle CMK 308 kapsamında yapılacak başvurularda, yalnızca tanık beyanının güvenilir olmadığı yönündeki genel itirazlar yeterli olmayabilir.

Hangi anlatımın neden gerçeği yansıtmadığı, hangi somut delille çeliştiği ve mahkûmiyetin hukuki dayanağını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

Yargıtay 2026/15313 sayılı kararı, hem tanık sorgulama hakkı hem de delillerin örgüt üyeliğini ispatlamaya yeterliliği bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken bir emsal karardır.

19. FETÖ Davasında İtirafçı Tanık, HTS ve Sendika Üyeliği Hakkında Sık Sorulan Sorular

İtirafçı tanığın beyanıyla FETÖ üyeliğinden ceza verilebilir mi?

Tanık beyanları ceza yargılamasında delil olarak değerlendirilebilir. Ancak mahkûmiyet için suçun unsurlarının yeterli ve hukuka uygun delillerle ispatlanması gerekir. Etkin pişmanlık tanığının beyanı da güvenilirlik ve ispat gücü bakımından değerlendirilmelidir.

İtirafçı tanık duruşmada dinlenmeden mahkûmiyet kurulabilir mi?

Tanığın dinlenme usulü, beyanının belirleyici niteliği ve savunmanın sorgulama imkânı birlikte değerlendirilmelidir. İncelenen dosyada Başsavcılık, belirleyici tanığın savunma tarafından sorgulanamamasını hukuka aykırılık olarak ileri sürmüştür.

FETÖ ile iltisaklı sendikaya üyelik tek başına suç mudur?

Sendika üyeliği ile silahlı terör örgütüne üyelik birbirinden farklı hukuki kavramlardır. Sendika üyeliğinin varlığı, tek başına kişinin örgütsel hiyerarşiye dahil olduğunu kanıtlamaz.

HTS kayıtları FETÖ üyeliğini ispatlar mı?

HTS kayıtları iletişim trafiğini gösterebilir. Ancak görüşmelerin örgütsel niteliği ve sanığın örgüt üyeliğiyle bağlantısı diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

FETÖ soruşturması geçiren kişilerle aynı otelde kalmak suç mudur?

Aynı yerde konaklamak tek başına silahlı terör örgütüne üyeliğin ispatı anlamına gelmez. Konaklamanın amacı ve örgütsel faaliyetle bağlantısı somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Mütevelli sohbetlerine dinleyici olarak katılmak örgüt üyeliği sayılır mı?

Toplantıya katılımın niteliği, içeriği, dönemi ve sanığın rolü önemlidir. Yargıtay 2026/15313 sayılı kararında örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbetlere dinleyici olarak katılımın bulunduğu dosyada örgüt üyeliği için yeterli delil olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

CMK 308 ile kesinleşmiş FETÖ cezası bozulabilir mi?

Kanuni koşulların bulunduğu durumlarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 itirazı üzerine önceki Yargıtay kararı kaldırılabilir ve mahkûmiyet hükmü bozulabilir.

CMK 308 başvurusu infazı durdurur mu?

Başvuru tek başına infazı kendiliğinden durdurmaz. İncelenen kararda Yargıtay, itirazı kabul ederek mahkûmiyeti bozmuş ve ayrıca infazın durdurulmasına karar vermiştir.

Yargıtay 2026/15313 sayılı kararı beraat kararı mıdır?

Doğrudan beraat hükmü değildir. Yargıtay, beraat gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.

20. Sonuç: Yargıtay 2026/15313 Sayılı Kararının Hukuki Önemi

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5906 Esas ve 2026/15313 Karar sayılı ilamı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçunun ispatı bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.

Somut olayda sendika üyeliği, HTS kayıtları, aynı yerde konaklama ve etkin pişmanlık tanığının mütevelli sohbetlerine katılım yönündeki anlatımı mahkûmiyetin dayanakları arasında yer almıştır.

Buna rağmen Yargıtay, sanığın örgütle organik bağ kurduğunu ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ispatlayan kesin ve yeterli delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının belirleyici tanığın sorgulanmasına ilişkin savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle yaptığı CMK 308 itirazı, Daire tarafından farklı gerekçeyle kabul edilmiştir.

Önceki Yargıtay ilamı kaldırılmış, mahkûmiyet hükmü beraat gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, infaz durdurulmuş ve sanığın adli kontrolle tahliyesine karar verilmiştir.

Bu kararın en önemli hukuki sonucu, sendika üyeliği, HTS görüşmeleri, konaklama kayıtları ve etkin pişmanlık tanığı anlatımının birlikte bulunmasının dahi somut olayda örgüt üyeliğinin ispatı için yeterli görülmemiş olmasıdır.

Karar ayrıca mahkûmiyette belirleyici olan tanığın sorgulanmasına ilişkin savunma hakkının önemini ve CMK 308 kapsamında yapılan lehe itirazın farklı gerekçeyle kabul edilebilmesini göstermektedir.

Kesinleşmiş FETÖ mahkûmiyetlerinde olağanüstü kanun yollarının değerlendirilmesi, tanık anlatımlarının hukuki niteliği ve örgüt üyeliğinin ispatı bakımından her dosyanın kendi delilleri üzerinden ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.

Av. Orçun Akbulut

Ceza Hukuku – FETÖ/PDY Davaları – Terör Suçları – Olağanüstü Kanun Yolları – İnfaz Hukuku

https://www.orcunakbulut.av.tr/

Bu makale, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5906 Esas ve 2026/15313 Karar sayılı ilamı esas alınarak hazırlanmıştır. Genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Her somut dosyanın hukuki durumu ve delil yapısı ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!