FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla yargılanan ve ceza mahkemesinden beraat kararı alan birçok kamu görevlisi, idari yargıda farklı bir sonuçla karşılaşmaktadır. Ağır ceza mahkemesi kişinin örgüt üyeliği suçunu işlemediğine veya suçun ispatlanamadığına karar vermesine rağmen idare mahkemesi kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka uygun bulabilmektedir.
Bu durumda ortaya çıkan temel soru şudur: FETÖ davasından beraat ettim ama idare mahkemesi ihracı onadı. Ceza mahkemesi suçsuz olduğuma karar verdiği hâlde neden görevime dönemiyorum?
Bu sorunun cevabı, ceza yargılaması ile idari yargılamanın farklı hukuki esaslara dayanmasında bulunmaktadır. Ancak bu farklılık, idarenin veya idare mahkemesinin beraat kararını tamamen görmezden gelebileceği anlamına gelmez.
Özellikle kamu görevinden çıkarma işleminin dayandığı delillerin ceza mahkemesinde geçersiz bulunması, örgütsel faaliyet iddialarının somutlaştırılamaması veya idari yargı kararının yeterli gerekçe içermemesi hâlinde başvurulabilecek hukuki yolların değerlendirilmesi gerekir.
1. FETÖ Davasında Beraat Eden Memur Neden Görevine Dönemiyor?
FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişiler bakımından ceza yargılaması ve idari yargılama birbirinden farklı süreçlerdir.
Ceza mahkemesi, kişinin Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçunu işleyip işlemediğini araştırmaktadır.
İdare mahkemesi ise kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygunluğunu incelemektedir.
OHAL döneminde gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma işlemlerinde örgüt üyeliğinin yanı sıra örgütle iltisak veya irtibat iddiaları da değerlendirilmiştir.
Bu nedenle ceza mahkemesinde örgüt üyeliği suçunun ispatlanamaması, idari işlemin bütün dayanaklarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ancak idari yargı mercilerinin de kişiye yönelik iddiaları somut olgular üzerinden incelemesi ve kamu görevinden çıkarma işleminin hukuki gerekçesini ortaya koyması gerekir.
2. Beraat Kararı İdare Mahkemesini Bağlamaz mı?
Bu konuda en fazla yanlış anlaşılan husus, beraat kararının idari yargı bakımından hiçbir değer taşımadığı düşüncesidir.
Beraat kararı, idari yargıda her durumda otomatik iptal sonucu doğurmaz. Ancak bu durum, beraat kararının hukuken önemsiz olduğu anlamına da gelmez.
Ceza mahkemesi ile idare mahkemesi farklı sorumluluk türlerini ve farklı ispat ölçütlerini değerlendirmektedir.
Örneğin ceza mahkemesi, kişinin örgüt üyeliği suçunu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verebilir. İdare mahkemesi ise aynı kişinin örgütle irtibat veya iltisakının bulunup bulunmadığını değerlendirebilir.
Bununla birlikte idare mahkemesinin ulaştığı sonuç, hukuken denetlenebilir somut bilgi ve belgelere dayanmalıdır.
Beraat kararına rağmen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun bulunması, yalnızca ceza ve idare hukukunun farklı olduğunun belirtilmesiyle yeterince gerekçelendirilmiş sayılmaz.
Mahkemenin hangi olgulara dayandığını, bu olguların iltisak veya irtibat değerlendirmesinde neden önemli olduğunu ve davacının savunmalarını neden kabul etmediğini açıklaması gerekir.
3. Anayasa Mahkemesinin 2025 ve 2026 Kararları Ne Diyor?
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 20 Kasım 2025 tarihli B.K. başvurusu ile 25 Eylül 2025 tarihli Sinan Ulu ve 20 Kasım 2025 tarihli Sümeyra Bakla başvuruları, kamu görevinden çıkarma işlemlerinin bireysel başvuru yoluyla denetlenmesi bakımından önemlidir.
Anayasa Mahkemesi, 13 Mart 2026 tarihinde duyurduğu bu kararlarda farklı sonuçlara ulaşmıştır.
B.K. başvurusunda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilirken diğer iki başvuruda aynı hak bakımından ihlal bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu farklı sonuçlar, KHK ve kamu görevinden çıkarma davalarının tamamında tek bir hukuki sonuca ulaşılamayacağını göstermektedir.
Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına göre iltisak ve irtibat değerlendirmesinde tanık beyanları, dijital kayıtlar ve diğer olgular dikkate alınabilir. Ancak bunların güvenilirliği, somutluğu ve ilgili kişiyle bağlantısı incelenmelidir.
Özellikle tesadüfi nitelikteki ilişkilerin veya soyut değerlendirmelerin, kişinin kamu görevinde kalmasını engelleyecek ağırlıkta delil olarak kabul edilmesi her durumda mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 2 Nisan 2026 tarihli Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararlarında da kamu görevinden çıkarma işlemlerine ilişkin farklı sonuçlara ulaşılmıştır.
Mehmet Emin Okyay başvurusunda özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği, Doğan Doğan başvurusunda ise ihlal bulunmadığı kararlaştırılmıştır.
Bu kararlar, özellikle Garson SD kart verileri ve emniyet personelinin kamu görevinden çıkarılması bakımından önem taşımaktadır.
4. Beraat Kararına Rağmen İltisak ve İrtibat Gerekçesiyle İhraç Devam Edebilir mi?
İdari yargıda iltisak ve irtibat kavramları, ceza hukukundaki örgüt üyeliği suçundan farklı biçimde değerlendirilebilmektedir.
Ancak bu kavramların uygulanması sınırsız değildir.
Kişinin kamu görevinden çıkarılmasına dayanak yapılan olguların ciddi, önemli, somut ve objektif nitelikte olması gerekir.
Örneğin bir kişinin geçmişte aynı okulda çalışması, aynı sosyal çevrede bulunması veya örgüt mensubu olduğu iddia edilen kişilerle tanışması tek başına her durumda iltisak veya irtibatı ortaya koymaz.
Bu ilişkilerin niteliği, süresi, gerçekleştiği dönem ve kişinin örgütsel yapıyla bağlantısını gösterip göstermediği araştırılmalıdır.
Benzer şekilde bir tanığın yalnızca kişisel kanaatini açıklaması ile doğrudan gözlemlediği somut faaliyetleri anlatması arasında hukuki fark bulunmaktadır.
İdari işlemin gerekçesinde bu ayrımın yapılmaması, hukuka uygunluk denetiminde önemli bir sorun oluşturabilir.
5. Ceza Mahkemesi ByLock Kullanmadığımı Tespit Etti Ama İdare Mahkemesi İhracı Onadı
ByLock iddiasına dayalı kamu görevinden çıkarma işlemlerinde beraat kararının gerekçesi özellikle önemlidir.
Ceza mahkemesinin yalnızca örgüt üyeliği suçunun yeterli delille ispatlanamadığına karar vermesi ile teknik inceleme sonucunda ByLock kullanımının kişiye ait olmadığını tespit etmesi aynı hukuki durum değildir.
İkinci ihtimalde, idari işleme dayanak yapılan önemli bir maddi olgunun doğruluğu doğrudan tartışmalı hâle gelebilir.
Bu nedenle idari yargı dosyasında ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları, ayrıntılı tespit raporları, bilirkişi incelemeleri ve ceza mahkemesinin maddi olaylara ilişkin tespitleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte ByLock iddiasının geçersiz bulunması, idari işlemin dayandığı diğer bütün delillerin de geçersiz olduğu anlamına gelmez.
İdare mahkemesinin hangi delillere dayanarak karar verdiği ayrıca incelenmelidir.
6. Garson SD Kart Kodlamasıyla İhraç Edildim, Ceza Davasından Beraat Ettim
Özellikle emniyet personeli bakımından Garson kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital veriler, kamu görevinden çıkarma işlemlerinin dayanakları arasında yer almıştır.
Bu veriler içerisinde çeşitli harf ve rakam kodlamaları bulunmaktadır.
Ancak dijital kayıtlarda kişinin adının veya belirli bir kodlamanın bulunması ile bu kaydın tek başına kamu görevinden çıkarma işlemini haklı kılması farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Kayıtların elde edilme biçimi, kişiye aidiyeti, doğruluğu ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılmalıdır.
Özellikle ceza mahkemesinde dijital kayıtların güvenilirliği tartışılmış ve beraat kararı verilmişse, bu tespitlerin idari yargıdaki etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesinin 2026 yılında duyurduğu Mehmet Emin Okyay ve Doğan Doğan kararları, bu tür uyuşmazlıklarda her dosyanın somut deliller üzerinden incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
7. Danıştayın 2026 Tarihli Kararında Beraat ve Tanık Delili Nasıl Değerlendirildi?
Danıştay 5. Dairesinin 2025/5973 Esas ve 2026/1099 Karar sayılı ilamı, beraat kararı ile idari yargıda delil değerlendirmesi arasındaki ayrım bakımından dikkat çekicidir.
Kararda, ceza mahkemesinin CMK’nın 223/2-e maddesi kapsamında verdiği beraat kararının, iltisak ve irtibat değerlendirmesi yönünden idari yargıyı kendiliğinden bağlamayacağı belirtilmiştir.
Bununla birlikte kararda aktarılan önceki yargısal değerlendirmede, somut görgü ve bilgiye dayanmayan, kişisel yorum ve soyut çıkarımlardan oluşan tanık anlatımlarının iltisak veya irtibatı ortaya koyan yeterli delil niteliğinde kabul edilemeyeceği üzerinde durulmuştur.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Beraat kararının otomatik olarak göreve iade sağlamaması, idarenin soyut tanık beyanlarına dayanarak sınırsız biçimde işlem tesis edebileceği anlamına gelmez.
Tanık anlatımlarının somutluğu ve diğer delillerle bağlantısı ayrı ayrı araştırılmalıdır.
8. İdare Mahkemesi Beraat Kararını Hiç Değerlendirmediyse Ne Olur?
İdari yargılamada mahkemeler, uyuşmazlığın çözümünü etkileyebilecek temel iddia ve delilleri değerlendirmek zorundadır.
Davacı, ceza mahkemesinin gerekçeli beraat kararını sunmuş ve bu kararın kamu görevinden çıkarma işleminin temel dayanağını ortadan kaldırdığını ileri sürmüş olabilir.
Böyle bir durumda idare mahkemesinin beraat kararını neden belirleyici görmediğini açıklaması önemlidir.
Mahkemenin her iddiaya ayrı ayrı cevap vermesi zorunlu değildir. Ancak uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek temel savunmaların karşılanması gerekir.
Beraat kararının gerekçesi ile idari işlemin dayanakları arasında doğrudan bağlantı bulunmasına rağmen bu bağlantının değerlendirilmemesi, somut olayın özelliklerine göre gerekçeli karar hakkı veya ilgili diğer anayasal güvenceler bakımından tartışılabilir.
9. İdare Mahkemesi Beraat Ettiğim Suçtan Dolayı Beni Suçlu Kabul Edebilir mi?
Anayasa’nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/2. maddesi masumiyet karinesini güvence altına almaktadır.
Masumiyet karinesi yalnızca devam eden ceza yargılamasında değil, belirli koşullarda ceza yargılamasının sona ermesinden sonraki işlemlerde de önem taşır.
Beraat eden kişinin başka bir yargılamada, beraat ettiği suçtan dolayı suçlu olduğunun kabul edilmesi veya bu yönde bir izlenim oluşturulması hukuki sorun doğurabilir.
Ancak idari yargı mercilerinin aynı maddi olayları farklı bir idari sorumluluk bakımından değerlendirmesi tek başına masumiyet karinesinin ihlali anlamına gelmez.
Burada mahkeme kararının kullandığı ifadeler, ceza mahkemesinin maddi tespitleri ve idari işlemin hukuki gerekçesi birlikte incelenmelidir.
10. Beraat Ettim Ama İdare Mahkemesi Davamı Reddetti: İstinaf ve Danıştay Yolu
İdare mahkemesinin ret kararına karşı başvurulabilecek kanun yolları, kararın niteliğine ve yürürlükteki usul hükümlerine göre belirlenir.
İstinaf yolu açık olan kararlarda genel başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren 30 gündür.
Temyiz yolu ise bütün bölge idare mahkemesi kararlarına karşı açık değildir. İYUK’un 46. maddesi ve ilgili özel düzenlemeler dikkate alınmalıdır.
KHK ihraç uyuşmazlıklarında kararın hangi yargısal aşamada verildiği, başvuru süresi ve kanun yolunun açık olup olmadığı ayrıca belirlenmelidir.
Kanun yolu dilekçesinde yalnızca beraat edildiğinin belirtilmesi yeterli olmayabilir.
Ceza mahkemesinin hangi maddi olguları tespit ettiği, idari yargı kararının hangi delillere dayandığı ve iki karar arasındaki hukuki ilişkinin neden yanlış kurulduğu somut biçimde açıklanmalıdır.
11. Danıştay da İhracı Onadıysa Anayasa Mahkemesine Başvurulabilir mi?
Olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra, temel hak ihlali iddiaları bakımından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilir.
6216 sayılı Kanun’un 47. maddesi kapsamında bireysel başvurunun genel süresi 30 gündür.
Bu sürenin hesabında nihai kararın öğrenildiği tarih önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesi, idare mahkemesinin yerine geçerek davayı baştan gören olağan bir temyiz mercii değildir.
Başvuruda Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunan bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiğinin ortaya konulması gerekir.
FETÖ/PDY bağlantısı iddiasıyla kamu görevinden çıkarma işlemlerinde özel hayata saygı hakkı, masumiyet karinesi ve somut olayın özelliklerine göre diğer temel haklar gündeme gelebilir.
Anayasa Mahkemesinin 2025 ve 2026 tarihli kararları, bu başvuruların soyut iddialarla değil, kişiye özgü somut hukuki sorunlarla temellendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
12. Beraat Kararı İdari Dava Kesinleştikten Sonra Verildiyse Ne Yapılır?
Bazı kişiler hakkında ceza yargılaması yıllarca devam etmekte, bu sırada kamu görevinden çıkarma işleminin iptali için açılan idari dava kesinleşmektedir.
Ceza mahkemesinden beraat kararı ise idari davanın kesinleşmesinden sonra verilebilmektedir.
Bu durumda beraat kararının kesinleşmiş idari yargı kararına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri sınırlı olarak düzenlenmiştir.
Sonradan verilen her beraat kararı, kendiliğinden yargılamanın yenilenmesi sebebi oluşturmaz.
Özellikle idari yargı kararına esas alınan bir mahkeme hükmünün sonradan kesinleşmiş başka bir kararla ortadan kaldırılması, İYUK’un 53/1-c maddesi kapsamında önem taşıyabilir.
Ancak bunun için önceki idari yargı kararının gerçekten hangi hükme dayandığı ve sonraki kararın bu hükmü hangi hukuki sonuçla ortadan kaldırdığı araştırılmalıdır.
Yalnızca beraat kararının sonradan verilmiş olması yeterli değildir.
13. Beraat Kararından Sonra İdareye Yeniden Başvuru Yapılabilir mi?
Kesinleşmiş beraat kararına dayanılarak ilgili kamu kurumuna yeniden başvuru yapılması bazı durumlarda değerlendirilebilir.
Ancak yeni bir başvurunun geçmişte kesinleşmiş kamu görevinden çıkarma işlemini kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı unutulmamalıdır.
İYUK’un 10. maddesi kapsamında idareden yeni bir işlem tesis edilmesi talep edilebilir.
Bununla birlikte daha önce kesinleşmiş bir işlemin yalnızca tekrar incelenmesini istemek, geçmiş dava açma sürelerini yeniden başlatmaz.
İdarenin vereceği cevabın yeni ve dava konusu yapılabilir bir işlem niteliğinde olup olmadığı, başvurunun dayandığı hukuki gelişmeler ve kesin hükmün etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle beraat sonrasında idareye yapılacak başvurunun, önceki dava dosyası incelenmeden hazırlanması usul yönünden ciddi riskler taşıyabilir.
14. Beraat Kararıyla Göreve İade Edilirsem Geçmiş Maaşlarımı Alabilir miyim?
Kamu görevinden çıkarma işleminin kaldırılması veya iptali sonucunda göreve iade edilen kişiler bakımından geçmiş dönem mali ve sosyal haklar gündeme gelebilir.
Ancak bu hakların kapsamı, göreve iadenin hangi hukuki düzenlemeye dayandığına göre değişmektedir.
7075 sayılı Kanun kapsamında göreve iade edilen kişiler yönünden özel hükümler bulunmaktadır.
Diğer idari işlemler bakımından ise işlemin iptali ve tam yargı davasına ilişkin genel hükümler değerlendirilmelidir.
Maaş, ek ödeme, derece ve kademe ilerlemesi, sosyal güvenlik primleri ve emekliliğe esas hizmet süresi gibi konular ayrı ayrı incelenmelidir.
Ayrıca geçmiş dönem mali haklarının ödenmiş olması, bütün faiz ve diğer parasal taleplerin mutlaka karşılandığı anlamına gelmeyebilir.
Ancak her göreve iade kararının aynı parasal sonucu doğurduğu da söylenemez.
15. Beraat Kararına Rağmen İhraç İşlemi Devam Eden Kişi Hangi Belgeleri İnceletmelidir?
Bu tür uyuşmazlıklarda yalnızca beraat kararının incelenmesi yeterli değildir.
Ceza mahkemesinin gerekçeli kararı, kararın kesinleşme durumu, OHAL Komisyonu kararı, idare mahkemesi kararı, istinaf kararı ve varsa Danıştay kararı birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca ihraç işleminin dayanağı olan ByLock kayıtları, Garson SD kart verileri, tanık ifadeleri, banka kayıtları veya diğer belgeler dosyanın özelliklerine göre incelenmelidir.
Özellikle ceza mahkemesinin hangi delilleri değerlendirdiği ve idare mahkemesinin aynı deliller hakkında hangi gerekçeyle farklı sonuca ulaştığı belirlenmelidir.
Başvurulabilecek hukuki yolun tespiti bakımından şu sorular önemlidir:
Ceza mahkemesi hangi gerekçeyle beraat kararı vermiştir? İdare mahkemesi hangi somut olgulara dayanmıştır? Beraat kararı idari yargılama sırasında dosyaya sunulmuş mudur? İdari yargı kararı kesinleşmiş midir? Bireysel başvuru süresi devam etmekte midir?
Bu sorular cevaplandırılmadan yalnızca beraat kararına dayanılarak yeni bir dava açılması doğru bir hukuki yaklaşım olmayacaktır.
16. Sonuç: Beraat Kararı İdari İhraç İşlemini Kendiliğinden Kaldırmaz, Ancak Önemli Bir Hukuki Dayanak Olabilir
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla yargılanan ve beraat eden bir kamu görevlisinin, idari yargıda kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun bulunması mümkündür.
Ancak bu sonuç, beraat kararının önemsiz olduğu veya idarenin her türlü iltisak ve irtibat iddiasının hukuken geçerli kabul edileceği anlamına gelmez.
İdari işlemin somut ve denetlenebilir olgulara dayanması, temel savunmaların değerlendirilmesi ve kararın yeterli gerekçe içermesi gerekir.
Özellikle beraat kararında kamu görevinden çıkarma işleminin temel dayanağını etkileyen maddi tespitler bulunuyorsa, bunların idari yargı bakımından hukuki sonuçları ayrıca incelenmelidir.
Beraat kararı idari dava devam ederken verilmişse olağan kanun yollarında değerlendirilmesi; idari dava kesinleştikten sonra verilmişse kesin hüküm, başvuru süreleri ve yargılamanın yenilenmesi şartları yönünden incelenmesi gerekir.
Her dosyada sonuç aynı olmayacaktır. Önemli olan beraat kararının gerekçesiyle ihraç işleminin dayanakları arasındaki ilişkinin doğru kurulmasıdır.
Av. Orçun Akbulut
Aydın merkezli olarak FETÖ/PDY yargılamaları, ByLock delilleri, KHK ile kamu görevinden çıkarma işlemleri, idari yargı uyuşmazlıkları ve olağanüstü başvuru yolları alanlarında hukuki çalışma yürütmektedir.