Danıştay 5. Dairesinin 26 Aralık 2024 tarihli, 2022/5550 Esas ve 2024/22884 Karar sayılı ilamı, FETÖ/PDY kapsamında Garson SD kart verileri nedeniyle kamu görevinden çıkarılan emniyet personelinin hukuki durumuna ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir.
Kararda, hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş beraat hükmü bulunan bir polis memurunun, örgüt tarafından SCC koduyla kodlanmış olmasının kamu görevinden çıkarma işlemi bakımından taşıdığı hukuki anlam tartışılmıştır.
Uyuşmazlığın merkezinde üç temel mesele bulunmaktadır: Garson kodlama verilerinin hukuki niteliği, ceza yargılamasındaki beraat kararının idari yargılamaya etkisi ve geçmişte örgütle irtibatı bulunduğu kabul edilen ancak daha sonra örgütten uzaklaştığı belirtilen kişilerin anayasal sadakat yükümlülüğü bakımından durumu.
Danıştay, Bölge İdare Mahkemesinin kamu görevinden çıkarma işlemini iptal eden kararını bozmuştur. Karar esasta oybirliğiyle, gerekçede ise oyçokluğuyla verilmiştir.
1. DANIŞTAY KARARININ KÜNYESİ
Mahkeme: T.C. Danıştay 5. Dairesi
Esas No: 2022/5550
Karar No: 2024/22884
Karar Tarihi: 26.12.2024
Dava Konusu: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesi kapsamında kamu görevinden çıkarma işleminin iptali
Uyuşmazlığın Konusu: Garson kodlama verileri, SCC kodu, kesinleşmiş beraat ve kamu görevlisinin terör örgütüyle iltisak veya irtibatının değerlendirilmesi
Karar Sonucu: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve kamu görevinden çıkarma işlemini iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması.
2. OLAYIN GEÇMİŞİ: POLİS MEMURUNUN KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMASI
Uyuşmazlık, polis memuru olarak görev yapan davacının 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı işlemiyle kamu görevinden çıkarılması üzerine başlamıştır.
İdari işlemin dayanakları arasında davacının geçmişte örgütle bağlantılı evlerde kaldığı, bazı toplantılara katıldığı, belirli dönemlerde maddi yardımda bulunduğu yönündeki ifadeleri ile dijital materyallerden elde edilen örgütsel kodlama bilgileri bulunmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen 11.11.2020 tarihli veri inceleme raporunda, kişinin “2015 Mart Alan” bölümünde SC, “Alan” bölümünde SC ve “AD” bölümünde SCC olarak kodlandığı belirtilmiştir.
Öte yandan davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza yargılaması yürütülmüştür.
Ceza mahkemesi, dosyadaki delillerin örgüt üyeliği suçunun işlendiğini her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya koymadığı sonucuna ulaşarak CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı vermiştir.
Söz konusu beraat hükmü temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
Ancak ceza yargılamasındaki bu sonuç, kamu görevinden çıkarma işlemine ilişkin idari uyuşmazlığı kendiliğinden sona erdirmemiştir.
3. MOR BEYİN TESPİTİ VE BYLOCK İDDİASININ ÇÖKMESİ
Dosyanın önemli yönlerinden biri de ByLock iddiasına ilişkin ceza yargılamasında yapılan değerlendirmedir.
Davacının telefon hattı bakımından ByLock kullanıldığı yönünde başlangıçta tespitler bulunmasına rağmen, sonradan yapılan incelemede Mor Beyin yazılımı kapsamında irade dışı yönlendirmelere ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.
Ceza mahkemesi kararında, güncellenmiş ByLock sorgulaması sonucunda davacının ilgili GSM hattıyla ByLock kullanmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Böylece ByLock iddiası, ceza mahkemesinin mahkûmiyetine esas alınabilecek bir delil olarak kabul edilmemiştir.
Bu husus önemlidir. Zira dijital bir kaydın ilk aşamada kişiyle ilişkilendirilmiş olması, teknik incelemeler tamamlanmadan o kişinin bilinçli ve iradi kullanımının kesin olarak ortaya konulduğu anlamına gelmez.
Bununla birlikte Danıştayın incelediği idari uyuşmazlıkta değerlendirme yalnızca ByLock iddiasıyla sınırlı kalmamış; Garson kodlama verilerinin iltisak ve irtibat bakımından taşıdığı anlam üzerinde yoğunlaşılmıştır.
4. İDARE MAHKEMESİ NEDEN DAVAYI REDDETTİ?
İlk derece idare mahkemesi, kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Mahkeme, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamında terör örgütleriyle iltisak veya irtibat değerlendirmesinde idarenin takdir yetkisini, davacının geçmişteki ilişkilerine dair beyanlarını ve kodlama bilgilerini dikkate almıştır.
Ayrıca güvenlik hizmetlerinin niteliği ve kamu görevlisinin anayasal sadakat yükümlülüğü üzerinde durulmuştur.
Bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
5. BÖLGE İDARE MAHKEMESİ NEDEN İHRAÇ İŞLEMİNİ İPTAL ETTİ?
Davacının istinaf başvurusu üzerine uyuşmazlık Bölge İdare Mahkemesi tarafından yeniden değerlendirilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi, ceza yargılamasında kesinleşmiş beraat kararı verilmiş olmasını, ByLock iddiasına ilişkin teknik tespitleri ve davacının SCC koduyla kodlanmasının anlamını dikkate almıştır.
Mahkeme, 17-25 Aralık 2013 sonrasında davacının örgütle ilişkisinin devam ettiğine yönelik yeterli tespit bulunmadığı ve başka delillerle de iltisak veya irtibatın ortaya konulamadığı değerlendirmesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.
Bunun sonucunda kamu görevinden çıkarma işleminin iptaline karar verilmiştir.
Ancak davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine dosya Danıştay 5. Dairesinin önüne gelmiştir.
6. DANIŞTAY: GARSON KODLAMA VERİLERİ HUKUKA UYGUN DELİL NİTELİĞİNDEDİR
Danıştay 5. Dairesi, kararında öncelikle kodlama verilerinin adli makamlara intikal sürecini incelemiştir.
Gizli tanık tarafından teslim edilen dijital materyaller hakkında el koyma ve inceleme kararları alındığı, materyallerin imajlarının çıkarıldığı, HASH değerlerinin tespit edildiği ve içeriklerinin raporlandığı açıklanmıştır.
Danıştay, kodlama sisteminin işleyişine ilişkin gizli tanık beyanları ile diğer soruşturma ve kovuşturmalardaki bazı anlatımların birbirini desteklediği değerlendirmesinde bulunmuştur.
Daireye göre bu veriler, bir kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatının değerlendirilmesinde kullanılabilecek hukuka uygun nitelikte verilerdir.
Kararda ayrıca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11.12.2023 tarihli, 2022/32832 Esas ve 2023/10379 Karar sayılı ilamına atıf yapılmıştır.
Bununla birlikte bir verinin genel olarak hukuka uygun kabul edilmesi ile o verinin belirli bir kişi hakkında hangi hukuki sonucu doğuracağının tespiti aynı mesele değildir.
Somut uyuşmazlıklarda kişinin hangi kodla, hangi tarihte ve hangi faaliyetler kapsamında ilişkilendirildiği ayrıca önem taşımaktadır.
7. GARSON SCC KODU NE ANLAMA GELİR?
Garson SD kart incelemelerinde karşılaşılan kodlamalar arasında SC ve SCC kodları özel bir yere sahiptir.
İncelenen Danıştay kararında, örgütün emniyet personeline ilişkin kodlama sisteminin farklı kategorilerden oluştuğu açıklanmıştır.
Bu kategoriler arasında alan dışı, ilgi, alan içi, ümit ve serhat ayrımı yapılmıştır.
Serhat kategorisi, özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütten uzaklaşan kişilere ilişkin bir kodlama alanı olarak değerlendirilmiştir.
SC kodu, örgütten kopmuş ancak yeniden örgüte kazandırılmaya çalışılan kişileri ifade etmektedir.
SCC kodu ise 17-25 Aralık sürecinden etkilenen kişilerden, örgüt adına bir stajyer görevlendirildiği ve insani ya da dostluk boyutunda görüşmeler yapıldığı belirtilen kişileri tanımlamaktadır.
Dolayısıyla SCC kodu, kişinin örgütten uzaklaşmış olduğu yönünde bir geçmiş değerlendirmesi içerirken, aynı zamanda yeniden temas kurulmasına ilişkin bir aşamayı da ifade etmektedir.
Bu ikili nitelik, SCC koduna ilişkin idari uyuşmazlıkların en önemli tartışma konularından biridir.
8. DANIŞTAY SCC KODUNU NEDEN YETERLİ GÖRDÜ?
Danıştay 5. Dairesi çoğunluğu, davacının serhat kategorisinde kodlanmasının geçmişte alan içi kategorisinde bulunduğunu gösterdiği sonucuna ulaşmıştır.
Daireye göre alan içi kategorisi; örgütsel toplantılara katılma, diğer kişilerle tanıştırılma, örgütsel görevlerin yerine getirilmesi, himmet verilmesi ve mahrem sorumluyla ilişki kurulması gibi aşamaları içermektedir.
Bu nedenle davacının sonradan örgütten uzaklaşma sürecine girmesi, çoğunluk görüşüne göre geçmişteki iltisak ve irtibatın anayasal sadakat yükümlülüğü bakımından doğurduğu sonucu ortadan kaldırmamaktadır.
Danıştayın yaklaşımında belirleyici nokta, kodlama verisinin yalnızca kişinin son durumunu değil, önceki örgütsel konumunu da ortaya koyduğu kabulüdür.
Bu çerçevede çoğunluk, kamu görevinden çıkarma işlemini iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararını hukuka uygun bulmamıştır.
9. KESİNLEŞMİŞ BERAAT KARARI MEMURİYETE İADEYİ ZORUNLU KILAR MI?
Danıştay 5. Dairesinin 2022/5550 Esas, 2024/22884 Karar sayılı ilamından çıkan en önemli sonuçlardan biri, ceza yargılamasında verilen beraat kararı ile idari yargılamada yapılan iltisak ve irtibat değerlendirmesinin aynı hukuki ölçütlere dayanmadığıdır.
Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûmiyet kararı verilebilmesi için suçun kanuni unsurlarının ceza muhakemesinde aranan ispat standardıyla ortaya konulması gerekir.
Buna karşılık 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesi kapsamındaki idari değerlendirme, kamu görevlisinin terör örgütüyle iltisak veya irtibatı bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Bu nedenle ceza mahkemesinin beraat kararı vermiş olması, idari işlemin her durumda hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.
Ancak bunun tersi de doğrudur: Beraat kararının idari yargı bakımından hiçbir öneminin bulunmadığı söylenemez.
Ceza mahkemesinin hangi maddi olayları değerlendirdiği, hangi delilleri güvenilir bulmadığı ve beraatin hangi gerekçeyle verildiği idari uyuşmazlıkta ayrıca incelenmelidir.
Özellikle beraat kararının dayandığı teknik raporlar, dijital delil incelemeleri ve tanık anlatımları idari yargılamada önem taşıyabilir.
10. KARARDAKİ GEREKÇEDE KARŞI OY NEDEN ÖNEMLİDİR?
Danıştay kararının dikkat çekici yönlerinden biri, hüküm sonucuna katılan ancak çoğunluğun gerekçesinden ayrılan karşı oyun bulunmasıdır.
Karar esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla verilmiştir.
Karşı oyda, Garson kodlama verilerinin genel olarak hukuka uygun olduğu kabul edilmekle birlikte, örgütten ayrılmayı gösteren kodların kendi içerisinde farklılaştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu görüşe göre, geçmişte alan içi kategorisinde bulunmuş bir kişi ile daha sonra örgütle ilişkisini kesmiş ve yeniden temas kurmamış kişi aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Karşı oyda kodlar arasında önemli bir ayrım yapılmıştır.
CA, CB, CC, SCA, SCB ve SCC gibi kodlar, örgüt adına temasın devam ettiği aşamalara karşılık gelebilmektedir.
Buna karşılık CD, CE, DA, DP, SCD, SCE, SDA ve SDP kodları bakımından, kişinin örgütten ayrılması sonrasında fiilî temas bulunup bulunmadığı ve başka delillerin mevcut olup olmadığı üzerinde durulmuştur.
Karşı oy gerekçesine göre, ayrıldıktan sonra fiilî temasın kurulmadığını gösteren bazı kodlamaların aksi yönde esaslı bilgi veya belge bulunmadıkça, iltisak ve irtibatın sona erdiği kabul edilmelidir.
Ayrıca yalnızca C veya SC üst kodunun bulunduğu, ancak alt kodun belirlenemediği durumlarda, başka delillerle desteklenmeyen kodlamanın tek başına yeterli olmayacağı ifade edilmiştir.
Bu değerlendirme, özellikle örgütten ayrılma, yeniden kazanılmaya çalışılma ve fiilî temasın bulunmaması iddiaları bakımından önemlidir.
Bununla birlikte somut dosyada karşı oy sahibi üye de SCC kodunun örgüt adına temasın sürdüğünü gösterdiği sonucuna ulaşmış ve bozma sonucuna katılmıştır.
Dolayısıyla bu karşı oy, SCC kodunun somut olayda yetersiz bulunduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.
11. GARSON KODLAMASI TEK BAŞINA KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARMA SEBEBİ OLABİLİR Mİ?
İncelenen Danıştay kararı, örgütsel kodlama verilerinin iltisak ve irtibat değerlendirmesinde tek başına dikkate alınabilecek somut veri niteliğinde olabileceği yönünde bir yaklaşım ortaya koymaktadır.
Ancak bu yaklaşımın bütün kodların aynı anlamı taşıdığı veya her kodlamanın otomatik olarak kamu görevinden çıkarma sonucunu doğuracağı şeklinde genişletilmesi doğru değildir.
Kodlama sisteminde kişinin örgütle ilişkisinin devam ettiğini, örgütten ayrıldığını, yeniden kazanılmaya çalışıldığını veya yalnızca hedef olarak belirlendiğini gösteren farklı kategoriler bulunmaktadır.
Bu nedenle kişinin kodlandığı kategori, alt kod, tarihsel süreç ve dosyadaki diğer maddi tespitler birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin SCC kodlaması ile SCD veya SDP kodlaması aynı hukuki anlamı taşımamaktadır.
Yine kişinin yalnızca örgüt tarafından hedef alınması ile kişinin bilerek ve isteyerek örgütsel faaliyette bulunması arasında hukuken önemli bir fark bulunmaktadır.
Bu ayrım özellikle bireysel dosyalarda ileri sürülebilecek savunmaların belirlenmesi bakımından önemlidir.
12. ANAYASAL SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE ÖRGÜTTEN AYRILMA MESELESİ
Danıştay kararında Anayasa’nın 129. maddesinde düzenlenen kamu görevlilerinin sadakat yükümlülüğüne yer verilmiştir.
Kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak görev yapmaları gerektiği belirtilmiş, güvenlik hizmetlerinin özellikleri bakımından bu yükümlülüğün taşıdığı önem değerlendirilmiştir.
Ancak örgütten ayrılma meselesi, bu yükümlülüğün somut olaylara uygulanmasında ayrı bir tartışma alanı oluşturmaktadır.
Kişinin geçmişte belirli faaliyetlere katılmış olması ile sonradan örgütle bütün ilişkisini kesmiş bulunması aynı maddi durumu ifade etmez.
Özellikle örgütten ayrılma tarihinin, ayrılma iradesinin, ayrılma sonrasında temas bulunup bulunmadığının ve kodlama verilerinin bu durumu doğrulayıp doğrulamadığının araştırılması gerekir.
Kararın gerekçesinde karşı oy, bu ayrımın ölçülülük ve eşitlik ilkeleri bakımından taşıdığı öneme dikkat çekmektedir.
Bununla birlikte çoğunluk, incelenen dosyada geçmişte alan içi kategorisinde bulunmanın anayasal sadakat bağı üzerindeki etkisini belirleyici kabul etmiştir.
13. GARSON SD KART DOSYALARINDA SAVUNMA HAZIRLANIRKEN NELER İNCELENMELİDİR?
Garson kodlama verilerine dayalı kamu görevinden çıkarma işlemlerinde savunma yalnızca kodun genel anlamının açıklanmasıyla sınırlı tutulmamalıdır.
Öncelikle kişi hakkında düzenlenen veri inceleme raporunun tamamı temin edilmelidir.
Raporda yalnızca son kodlama değil, varsa önceki dönemlere ilişkin kodlar da değerlendirilmelidir.
Özellikle şu hususlar önem taşımaktadır:
- Kişinin hangi tarihlerde hangi kodlarla kodlandığı.
- Alan içi, ümit veya serhat kategorileri arasında geçiş bulunup bulunmadığı.
- Son kodlamanın önceki kodlamalardan farklı olup olmadığı.
- Kodlama kaydında ofis, kurs taksidi, etüt veya benzeri ek bilgilerin yer alıp almadığı.
- Örgütten ayrılma tarihine ilişkin somut tespitler.
- Ayrılma sonrasında örgüt adına fiilî temas bulunduğunu gösteren kayıtların mevcut olup olmadığı.
- Kodlama verileri ile tanık beyanları arasında çelişki bulunup bulunmadığı.
- Ceza yargılamasında verilen beraat kararının gerekçesi.
- Dijital materyallerin elde edilmesi ve incelenmesine ilişkin işlemler.
- İdari işlemin dayanağı olan bilgi ve belgelerin ilgili kişiye bildirilip bildirilmediği ve savunma hakkının gereği gibi kullandırılıp kullandırılmadığı.
Bunun yanında kişinin mesleki geçmişi, hakkında ileri sürülen iddiaların tarihleri ve idari işlemin gerekçesi de ayrı ayrı ele alınmalıdır.
Her dosyanın kendi delil durumuna göre değerlendirilmesi zorunludur.
14. DANIŞTAY 2022/5550 ESAS, 2024/22884 KARAR SAYILI İLAMININ SONUCU
Danıştay 5. Dairesi, 26.12.2024 tarihli kararında davalı idarenin temyiz istemini kabul etmiştir.
Dava konusu kamu görevinden çıkarma işlemini iptal eden Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere ilgili Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesine gönderilmiştir.
Karar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi kapsamında verilmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, Danıştayın doğrudan yeni bir kamu görevinden çıkarma işlemi tesis etmediği ve dosyayı yeniden karar verilmesi için Bölge İdare Mahkemesine gönderdiğidir.
Dolayısıyla bozma kararının, sonrasında verilecek yargısal kararın yerine geçtiği söylenemez.
15. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: BERAAT, KODLAMA VE BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ İNCELEME
Danıştay 5. Dairesinin 2022/5550 Esas, 2024/22884 Karar sayılı ilamı, Garson kodlama verilerine dayalı idari işlemler bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir karardır.
Karar, ceza mahkemesinde kesinleşmiş beraat hükmü bulunmasına rağmen idari yargılamada farklı bir sonuca ulaşılabileceğini göstermektedir.
Ancak burada esas mesele yalnızca beraat kararının bulunup bulunmaması değildir.
Ceza yargılamasında sabit görülmeyen maddi olaylar, kodlama verisinin içerdiği bilgiler, kişinin geçmişteki ve sonraki konumu ile idarenin işlem gerekçesi birlikte incelenmelidir.
Özellikle örgütten ayrılma anlamına gelen kodlarla örgüt adına temasın sürdüğünü ifade eden kodların birbirinden ayrılması gerekmektedir.
Danıştay kararındaki gerekçede karşı oy da bu ayrımın hukuki önemini ortaya koymaktadır.
Bu nedenle Garson SD kart kaynaklı uyuşmazlıklarda yalnızca “kodlama var” veya “beraat kararı var” şeklindeki genel değerlendirmelerle sonuca gidilmesi, dosyanın gerçek hukuki özelliklerinin gözden kaçırılmasına neden olabilir.
16. SONUÇ
Danıştay 5. Dairesinin 26.12.2024 tarihli, 2022/5550 Esas ve 2024/22884 Karar sayılı ilamı, Garson SCC kodlamasının kamu görevinden çıkarma işlemlerinde nasıl değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.
Kararın temel sonuçları şöyledir:
Birincisi, Danıştay çoğunluğu Garson kodlama verilerini iltisak ve irtibat değerlendirmesinde kullanılabilecek hukuka uygun veriler olarak kabul etmiştir.
İkincisi, kesinleşmiş beraat kararı bulunması, kamu görevinden çıkarma işleminin kendiliğinden iptal edilmesini gerektiren bir durum olarak değerlendirilmemiştir.
Üçüncüsü, SCC kodu, davacının geçmişte alan içi kategorisinde bulunduğunu ve sonradan örgütten uzaklaşma sürecine girdiğini gösteren bir veri olarak ele alınmıştır.
Dördüncüsü, Danıştay çoğunluğu, sonradan örgütten uzaklaşılmış olmasının geçmişteki iltisak ve irtibatın anayasal sadakat yükümlülüğü bakımından sonuçlarını ortadan kaldırmadığı görüşünü benimsemiştir.
Beşincisi, gerekçede karşı oyda örgütten ayrılmayı ve fiilî temasın sona ermesini gösteren kodların birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç olarak Garson SCC kodu ve benzeri örgütsel kodlamalara dayalı kamu görevinden çıkarma uyuşmazlıklarında, kararın yalnızca hüküm sonucu değil, çoğunluk gerekçesi ve gerekçede karşı oy birlikte değerlendirilmelidir.
Emsal Karar: Danıştay 5. Dairesi, 26.12.2024 tarih, 2022/5550 E., 2024/22884 K.
Av. Orçun Akbulut
Bu makale, belirtilen Danıştay kararının hukuki değerlendirmesi amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlıklar, kendi delil durumları ve uygulanacak mevzuat çerçevesinde ayrıca incelenmelidir.