Ardışık Arama Dosyasında Kesinleşmiş Mahkûmiyet İçin Yargılamanın Yenilenmesi İstenebilir mi? (2026)

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçlamasıyla yürütülen ceza yargılamalarında, ankesörlü veya sabit hatlardan ardışık aranma kayıtları birçok mahkûmiyet kararının dayanağını oluşturmuştur. Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, askerî öğrenciler ve diğer kamu görevlileri hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, HTS kayıtları ve bu kayıtlar üzerinden hazırlanan analiz raporları önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir.

Ancak ankesörlü telefonlardan aranmış olmak ile kişinin terör örgütünün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dâhil olması aynı hukuki olgu değildir.

Bu nedenle ardışık arama dosyalarında mahkûmiyet kararının hangi delillere dayandığı, HTS kayıtlarının nasıl incelendiği, ardışık arandığı belirtilen kişilerin kimlikleri, tanık beyanları ve örgütsel bağlantıya ilişkin diğer deliller önem taşımaktadır.

Peki, ankesörlü veya sabit hatlardan ardışık aranma nedeniyle verilen mahkûmiyet kararı kesinleşmişse ne yapılabilir? Yargıtay tarafından onanmış bir FETÖ mahkûmiyeti hakkında yeniden yargılama istenebilir mi? Sonradan ortaya çıkan HTS kayıtları, tanık beyanları veya bilirkişi raporları kesinleşmiş hükmün yeniden incelenmesini sağlayabilir mi?

Bu soruların cevapları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumunda bulunmaktadır.

1. Ardışık Arama Nedeniyle Kesinleşmiş FETÖ Mahkûmiyeti Yeniden İncelenebilir mi?

Ceza yargılamasında bir mahkûmiyet kararının kesinleşmesi, olağan kanun yollarının tüketildiğini veya artık kullanılamadığını ifade eder. Bununla birlikte kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının hiçbir koşulda yeniden incelenemeyeceği söylenemez.

Ceza Muhakemesi Kanunu, belirli ve sınırlı nedenlerin bulunması hâlinde kesinleşmiş hükümler hakkında yargılamanın yenilenmesini mümkün kılmıştır.

CMK’nın 311/1-e maddesine göre, yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması ve bunların tek başına yahut önceki delillerle birlikte değerlendirildiğinde beraati veya daha hafif cezayı gerektiren bir kanun hükmünün uygulanmasını sağlayabilecek nitelikte olması, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenidir.

Bu düzenleme, ankesörlü telefonlardan ardışık aranma gerekçesiyle mahkûm edilen kişiler bakımından da uygulanabilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken temel husus şudur:

Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş mahkûmiyet kararına karşı ikinci bir istinaf veya temyiz başvurusu değildir.

Yenileme talebinin kabul edilebilmesi için kanunda öngörülen nedenlerden birinin somut biçimde ortaya konulması gerekir.

2. CMK 311/1-e Kapsamında Yeni Delil Ne Anlama Gelir?

Yargılamanın yenilenmesi bakımından en önemli tartışmalardan biri, hangi bilgi veya belgenin yeni delil sayılacağıdır.

Bir delilin yeni olması, mutlaka mahkûmiyet kararından sonra meydana gelmesini gerektirmez.

Önceki yargılama sırasında mevcut olmasına rağmen mahkeme tarafından bilinmeyen veya hükmün kurulması sırasında değerlendirilmemiş bir delil de somut koşullara göre yeni delil niteliği taşıyabilir.

Bununla birlikte daha önce incelenmiş ve değerlendirilmiş bir belgenin, hiçbir yeni olgu ortaya konulmaksızın yeniden sunulması kural olarak yeterli değildir.

Örneğin ardışık arama dosyasında daha önce incelenmeyen bir HTS kaydının sonradan elde edilmesi, arama kayıtlarının sanıkla ilişkilendirilmesini değiştiren teknik bir verinin ortaya çıkması veya mahkûmiyete esas alınan olayın maddi temelini sarsan yeni bir belgenin bulunması, CMK 311/1-e kapsamında değerlendirilebilir.

Burada belirleyici olan yalnızca delilin yeni olması değil, mahkûmiyet hükmünü değiştirebilecek hukuki ağırlığa sahip bulunmasıdır.

3. Ankesörlü Arama Dosyasında Yeni HTS Raporu Yargılamanın Yenilenmesini Sağlar mı?

Ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramaların örgütsel iletişim niteliği taşıyıp taşımadığı, çoğu zaman teknik incelemeyi gerektirir.

Aramanın yapıldığı tarih, saat, süre, kullanılan sabit hat, aranan diğer kişiler ve aramalar arasındaki zaman ilişkisi, değerlendirmenin temel unsurları arasındadır.

Kesinleşmiş bir mahkûmiyet dosyasında sonradan hazırlanan HTS raporu şu hususları ortaya koyabilir:

  • Mahkûmiyete esas alınan aramaların gerçekte ardışık nitelikte bulunmadığını,
  • Aramalar arasında önceki raporda belirtilenden farklı zaman aralıkları olduğunu,
  • Aranan kişilerin askerî görev, rütbe veya birlik ilişkilerinin hatalı değerlendirildiğini,
  • Arama kayıtlarının yanlış GSM numarasıyla ilişkilendirildiğini,
  • Önceki analizde dikkate alınmayan iletişim kayıtlarının bulunduğunu,
  • Örgütsel iletişim olarak nitelendirilen aramalar hakkında alternatif açıklamaları destekleyen yeni teknik verilerin mevcut olduğunu.

Ancak sonradan alınan her bilirkişi raporu otomatik olarak yeni delil kabul edilmez.

Yeni raporun önceki dosyada bulunmayan verileri ortaya koyması veya mahkûmiyetin dayandığı maddi tespiti esaslı biçimde değiştirmesi önemlidir.

Aynı HTS kayıtlarının yalnızca farklı yorumlanması ile daha önce bilinmeyen teknik bir olgunun ortaya çıkarılması birbirinden ayrılmalıdır.

Bu nedenle ardışık arama nedeniyle kesinleşmiş mahkûmiyetlerde yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmadan önce, önceki raporların ve ham HTS kayıtlarının ayrıntılı biçimde karşılaştırılması gerekir.

4. Yargıtay’ın Ardışık Arama Dosyalarında Aradığı Araştırmalar Nelerdir?

Yargıtay’ın askerî mahrem yapılanmaya ilişkin ardışık arama dosyalarında geliştirdiği içtihatlarda, yalnızca arama kaydının varlığıyla yetinilmeyip somut olayın özelliklerine göre ayrıntılı araştırma yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Özellikle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin aşağıdaki kararları önem taşımaktadır:

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 20.11.2024 tarihli, 2024/705 E., 2024/15150 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 19.11.2024 tarihli, 2022/6992 E., 2024/14586 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 21.10.2024 tarihli, 2022/3927 E., 2024/11894 K.

Bu kararların Anayasa Mahkemesi içtihatlarında aktarılan araştırma ilkeleri çerçevesinde, somut dosyanın özelliklerine göre şu hususların incelenmesi önemlidir:

  • Sanığın bütün görev yerlerini kapsayan HTS kayıtlarının temin edilmesi,
  • Aramaların ardışık veya periyodik olup olmadığının belirlenmesi,
  • Aramaların tarih, saat, süre ve sıklığının değerlendirilmesi,
  • Farklı ankesörlü veya sabit hatların kullanılıp kullanılmadığının araştırılması,
  • Ardışık aranan kişilerin aynı kuvvet, rütbe veya görev çevresinde bulunup bulunmadıklarının incelenmesi,
  • Aramalarda herhangi bir gizleme veya şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi,
  • Birlikte arandığı belirtilen kişiler hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kayıtlarının araştırılması,
  • Sanık hakkında başka dosyalarda bulunan beyanların ve ilgili delillerin incelenmesi,
  • Belirleyici tanık beyanları bakımından savunmanın sorgulama hakkının sağlanması.

Bu araştırmaların yapılmaması, devam eden bir yargılamada eksik araştırma veya adil yargılanma hakkı yönünden önemli bir hukuki sorun oluşturabilir.

Ancak kesinleşmiş mahkûmiyet bakımından ayrıca bir ayrım yapılmalıdır.

Önceki yargılamada araştırmanın eksik yapılmış olması, tek başına CMK 311 kapsamında yeni delil bulunduğu anlamına gelmez.

Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda, eksik araştırma nedeniyle ortaya çıkarılamayan yeni delilin ne olduğu ve önceki hükmü nasıl etkileyebileceği somut biçimde açıklanmalıdır.

5. Ardışık Aranan Diğer Kişilerin Sonradan Verdikleri İfadeler Yeni Delil Olabilir mi?

Ankesörlü arama dosyalarında sanıkla birlikte ardışık arandığı belirtilen kişilerin beyanları önem taşımaktadır.

Örneğin mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra, aynı arama grubunda bulunan bir kişinin önceki yargılamada bilinmeyen somut olayları açıklaması mümkündür.

Bu kişinin;

  • Aramanın gerçek nedenine ilişkin doğrudan bilgi vermesi,
  • Önceki HTS değerlendirmesindeki maddi bir hatayı ortaya koyması,
  • Arama grubunun oluşumuna ilişkin yeni bilgiler açıklaması,
  • Sanıkla bağlantılı olduğu ileri sürülen mahrem yapılanma iddiasını etkileyen somut olgular bildirmesi,

hâlinde söz konusu beyanın yeni delil niteliği tartışılabilir.

Ancak tanığın yalnızca önceki ifadesini değiştirmesi yeterli değildir.

Yeni beyanın neden önceki aşamalarda açıklanmadığı, hangi maddi olgulara dayandığı, diğer delillerle uyumu ve hükmün sonucunu değiştirme kapasitesi değerlendirilmelidir.

Ayrıca mahkûmiyete esas alınan tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiası bakımından CMK 311/1-b maddesindeki özel yenileme nedeninin koşulları da ayrıca incelenebilir.

6. Mahrem İmamın Sonradan Ortaya Çıkan Beyanı Mahkûmiyeti Değiştirebilir mi?

FETÖ/PDY’nin askerî mahrem yapılanmasına ilişkin davalarda mahrem imam olduğu ileri sürülen kişilerin ifadeleri, bazı dosyalarda mahkûmiyetin önemli dayanaklarından biridir.

Böyle bir kişinin sonradan verdiği beyanın, daha önce bilinmeyen ve sanık lehine sonuç doğurabilecek somut olaylar içermesi hâlinde yargılamanın yenilenmesi gündeme gelebilir.

Örneğin önceki teşhisin hatalı olduğunu açıklayan ve bu açıklamayı doğrulayan somut bilgiler sunan yeni bir beyan, dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte yeni ifadenin mahkûmiyet hükmünü değiştirebilecek nitelikte olması gerekir.

Önceki beyanların yalnızca genel biçimde reddedilmesi veya soyut açıklamalar yapılması, yargılamanın yenilenmesi bakımından yeterli görülmeyebilir.

Bu nedenle mahrem imam beyanlarına dayanan kesinleşmiş dosyalarda, bütün ifade tutanaklarının tarih sırasına göre incelenmesi ve varsa yeni beyanların önceki anlatımlarla karşılaştırılması önem taşımaktadır.

7. Anayasa Mahkemesinin Ardışık Arama Kararları Yargılamanın Yenilenmesinde Kullanılabilir mi?

Anayasa Mahkemesi, ardışık arama kayıtlarının delil olarak kullanıldığı ceza yargılamalarını adil yargılanma hakkı yönünden incelemektedir.

Bu kapsamda özellikle delillerin elde edilmesi, tanık sorgulama hakkı, mahkûmiyet gerekçesinin yeterliliği ve savunmanın delillere karşı etkili biçimde itiraz edebilmesi önem taşımaktadır.

Anayasa Mahkemesinin R.T. [GK], B. No: 2021/47924, 29.05.2025 kararında ele alınan ilkeler, askerî mahrem yapılanma dosyalarında tanık beyanlarının ve HTS kayıtlarının değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, Yargıtay’ın ardışık arama dosyalarında yapılmasını gerekli gördüğü teknik araştırmalara ve belirleyici tanıkların sorgulanmasına ilişkin güvencelere de yer verilmektedir.

Ancak önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır.

Başka bir sanık hakkında verilen Anayasa Mahkemesi ihlal kararı, aynı nitelikte mahkûmiyet bulunan bütün kişiler için kendiliğinden yeniden yargılama hakkı doğurmaz.

Anayasa Mahkemesinin başvurucunun kendi dosyasında ihlal kararı vermesi üzerine yapılacak yeniden yargılama ile CMK 311 kapsamında talep edilen yargılamanın yenilenmesi farklı hukuki mekanizmalardır.

Başka dosyalardaki Anayasa Mahkemesi kararları, hukuki değerlendirmeyi destekleyen içtihatlar olarak kullanılabilir. Bununla birlikte bu kararların varlığı, CMK 311’deki yeni olay veya yeni delil şartını tek başına ortadan kaldırmaz.

8. Yargıtay Tarafından Onanan FETÖ Mahkûmiyeti İçin Yargılamanın Yenilenmesi İstenebilir mi?

Evet. Mahkûmiyet kararının Yargıtay tarafından onanmış olması, kanuni koşullar mevcutsa yargılamanın yenilenmesini istemeye engel değildir.

Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş hükümler hakkında öngörülen olağanüstü bir kanun yoludur.

Dolayısıyla mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinden geçerek veya Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmesi, CMK 311 kapsamında başvuru yapılmasını tek başına engellemez.

Bununla birlikte önceki istinaf ve temyiz dilekçelerinin tekrar sunulmasıyla sonuç alınması beklenmemelidir.

Yenileme talebinin, kesinleşmiş mahkûmiyetin dayandığı delil yapısını değiştirebilecek yeni olay veya delillere dayanması gerekir.

Örneğin Yargıtay incelemesinden önce dosyada bulunmayan ve mahkûmiyetin dayandığı ardışık arama tespitini esaslı biçimde etkileyen bir teknik veri, somut koşullara göre CMK 311/1-e kapsamında ileri sürülebilir.

9. Sonradan Verilen Yargıtay Beraat Kararı Yeni Delil Sayılır mı?

Kesinleşmiş FETÖ mahkûmiyetleri bakımından en sık karşılaşılan sorulardan biri de budur.

Bir kişi hakkında mahkûmiyet kararı kesinleştikten sonra, başka bir sanığın benzer özellikteki dosyasında Yargıtay tarafından beraat veya bozma kararı verilmiş olabilir.

Ancak başka bir dosyada verilen yeni Yargıtay kararı, kural olarak CMK 311/1-e anlamında yeni delil değildir.

Yargıtay kararları hukuki değerlendirmede emsal olarak kullanılabilir. Bununla birlikte yargılamanın yenilenmesi bakımından kanunda öngörülen sebeplerin ayrıca bulunması gerekir.

Örneğin yeni Yargıtay kararında vurgulanan bir araştırma eksikliğinin, başvuranın kendi dosyasında daha önce bilinmeyen somut bir delilin ortaya çıkarılmasına imkân sağlaması farklı bir durumdur.

Bu nedenle kesinleşmiş ankesör dosyalarında yalnızca yeni içtihatların toplanması değil, içtihatların işaret ettiği maddi ve teknik eksikliklerin araştırılması gerekir.

10. Ankesörlü Arama Nedeniyle Verilen Ceza İnfaz Edilirken Yargılamanın Yenilenmesi İstenebilir mi?

Evet.

Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak için mahkûmiyetin infazının tamamlanması gerekmez.

Hükümlü ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada da CMK 311 kapsamında başvuru yapılabilir.

Ancak CMK 312. maddeye göre yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmün infazını kendiliğinden ertelemez.

Mahkeme, somut koşulları değerlendirerek infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.

Bu nedenle cezası infaz edilmekte olan kişi bakımından başvuru hazırlanırken, yargılamanın yenilenmesi istemi ile birlikte infazın durdurulması talebinin de değerlendirilmesi önemlidir.

İnfazın durdurulması yönünde karar verilmedikçe yalnızca yenileme dilekçesi sunulmuş olması, hükümlünün ceza infaz kurumundan tahliyesini sağlamaz.

11. Yargılamanın Yenilenmesi Başvurusu Hangi Mahkemeye Yapılır?

CMK 318 uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur.

Örneğin ardışık arama nedeniyle silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ağır ceza mahkemesinde mahkûmiyet kararı verilmişse, yenileme istemi kural olarak bu hükmü veren ağır ceza mahkemesine yapılır.

Başvuru dilekçesinde;

  • Kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bilgileri,
  • Yargılamanın yenilenmesinin hangi kanuni nedene dayandığı,
  • Yeni olduğu ileri sürülen olay veya deliller,
  • Bu delillerin önceki hükme etkisi,
  • Delillerin nasıl elde edildiği veya hangi kurumdan getirtilmesinin istendiği,
  • Varsa infazın durdurulması talebi,

açıkça belirtilmelidir.

Yargılamanın yenilenmesi isteminin yalnızca genel hukuka aykırılık iddialarından oluşması, başvurunun kabule değer görülmemesine neden olabilir.

12. Yargılamanın Yenilenmesi Talebi Reddedilirse Ne Olur?

Yargılamanın yenilenmesi istemi mahkeme tarafından aşamalı biçimde değerlendirilir.

İlk aşamada başvurunun kanunda belirtilen şekil ve nedenlere dayanıp dayanmadığı incelenir.

CMK 319 kapsamında, kanuni neden gösterilmemesi veya bu nedeni doğrulayacak delillerin açıklanmaması hâlinde istem kabule değer görülmeyebilir.

Başvuru kabule değer bulunduğunda ise gerekli usul işlemleri ve delil incelemesi yapılır.

CMK 321 uyarınca yenileme iddialarının yeterli derecede doğrulanmaması hâlinde istem esassız olduğu gerekçesiyle reddedilebilir. Aksi durumda yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verilir.

CMK 319 ve 321 kapsamında verilen kararlara karşı itiraz yolu öngörülmüştür.

Dolayısıyla yenileme talebinin reddedilmesi hâlinde, ret kararının hangi aşamada ve hangi gerekçeyle verildiği incelenerek uygun kanun yolu değerlendirilmelidir.

13. Yargılamanın Yenilenmesi Kabul Edilirse Doğrudan Beraat Kararı Verilir mi?

Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi, otomatik olarak beraat kararı verileceği anlamına gelmez.

Mahkeme, yeni delilleri ve önceki yargılamada toplanan delilleri birlikte değerlendirir.

CMK 323 uyarınca yeniden yapılan duruşma sonucunda önceki hükmün onaylanması veya hükmün kaldırılarak dava hakkında yeniden karar verilmesi mümkündür.

Kanunun öngördüğü koşullarda duruşma yapılmaksızın beraat kararı verilmesi de mümkündür.

Hükümlü lehine yapılan yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilecek yeni hüküm, önceki hükümde belirlenen cezadan daha ağır bir ceza içeremez.

Bu güvence, lehe yenileme başvurusunun önemli özelliklerinden biridir.

14. Kesinleşmiş Ardışık Arama Dosyası Yeniden İncelenirken Nelere Bakılmalıdır?

Ankesörlü veya sabit hatlardan ardışık aranma gerekçesiyle kesinleşmiş mahkûmiyet bulunan dosyalarda, yenileme başvurusu hazırlanmadan önce yalnızca gerekçeli kararın incelenmesi yeterli olmayabilir.

Özellikle şu belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir:

Gerekçeli mahkûmiyet kararı: Mahkemenin örgüt üyeliğini hangi delillerle sabit gördüğü belirlenmelidir.

İstinaf ve Yargıtay kararları: Önceki aşamalarda hangi hukuka aykırılıkların ileri sürüldüğü ve bunlara nasıl cevap verildiği incelenmelidir.

Ham HTS kayıtları: Arama tarihlerinin, sürelerinin, numaraların ve arama gruplarının doğruluğu araştırılmalıdır.

HTS analiz ve bilirkişi raporları: Raporların dayandığı veriler ve kullanılan yöntemler karşılaştırılmalıdır.

Ardışık aranan diğer kişilerin ifadeleri: Sanıkla birlikte arandığı belirtilen kişilerin açıklamaları ve varsa sonradan ortaya çıkan bilgiler incelenmelidir.

Mahrem imam ve diğer tanık beyanları: Teşhislerin, örgütsel bağlantı anlatımlarının ve maddi olguların birbiriyle uyumu değerlendirilmelidir.

Yeni ortaya çıkan deliller: Önceki yargılamada bilinmeyen veya değerlendirilmemiş somut deliller ayrı ayrı belirlenmelidir.

Bu incelemenin amacı, önceki savunmayı yalnızca yeniden yazmak değildir.

Amaç, CMK 311 kapsamında kesinleşmiş hükmün yeniden değerlendirilmesini gerektirebilecek somut bir hukuki nedenin bulunup bulunmadığını ortaya koymaktır.

15. Ardışık Arama Dosyasında Yargılamanın Yenilenmesi İçin Süre Var mı?

CMK 311/1-e kapsamında yeni olay veya yeni delile dayanılarak hükümlü lehine yapılacak yargılamanın yenilenmesi başvurusu için genel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Bu nedenle mahkûmiyet kararının yıllar önce kesinleşmiş olması, yeni delile dayalı başvuruyu tek başına engellemez.

Ancak bütün yenileme nedenleri bakımından aynı sonuca varılamaz.

Örneğin CMK 311/1-f kapsamında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına dayalı yenileme istemleri yönünden özel süre düzenlemesi bulunmaktadır.

Dolayısıyla başvuru süresi değerlendirilirken hangi yenileme nedenine dayanıldığı açıkça belirlenmelidir.

Ayrıca CMK 313 uyarınca hükmün infaz edilmiş olması da yargılamanın yenilenmesi istemine engel değildir.

16. Ankesörlü Arama Dosyasında Yargılamanın Yenilenmesi İçin Avukatla Dosya İncelemesi Neden Önemlidir?

Kesinleşmiş ceza dosyalarında yargılamanın yenilenmesi başvurusu, olağan bir savunma dilekçesinden farklı bir hukuki çalışma gerektirir.

Özellikle FETÖ/PDY’nin askerî mahrem yapılanmasına ilişkin dosyalarda, mahkûmiyetin dayandığı teknik verilerin ve tanık beyanlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.

Bir dosyada yeni HTS verileri önem taşırken, başka bir dosyada mahkûmiyete esas alınan tanık beyanının güvenilirliğini etkileyen yeni bilgiler belirleyici olabilir.

Bazı dosyalarda ise önceki yargılamada ileri sürülen iddiaların tekrarından başka bir yenileme nedeni bulunmayabilir.

Bu nedenle kesinleşmiş mahkûmiyetin varlığı tek başına başvurunun başarılı olacağını göstermediği gibi, kararın Yargıtay tarafından onanmış olması da kanuni koşullar mevcutsa yenileme yolunu kapatmaz.

Önemli olan, dosyada CMK 311 kapsamında ileri sürülebilecek yeni olay veya delilin bulunup bulunmadığının hukuken ortaya konulmasıdır.

17. Sonuç: Kesinleşmiş Ankesör Mahkûmiyetlerinde Yargılamanın Yenilenmesi Mümkün müdür?

Ardışık arama veya ankesörlü telefon kayıtlarına dayanılarak verilen FETÖ/PDY mahkûmiyetlerinin kesinleşmiş olması, her durumda yargılamanın yeniden incelenmesine engel değildir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde öngörülen koşulların bulunması hâlinde, kesinleşmiş mahkûmiyet hakkında yargılamanın yenilenmesi istenebilir.

Özellikle daha önce bilinmeyen HTS kayıtları, hükmün dayandığı teknik tespitleri değiştirebilecek yeni veriler, somut olaylara ilişkin yeni tanık açıklamaları ve mahkûmiyetin maddi temelini etkileyebilecek diğer deliller önem taşımaktadır.

Ancak yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş her mahkûmiyetin yeniden temyiz edilmesi anlamına gelmez.

Kesinleşmiş ardışık arama dosyalarında asıl mesele, önceki mahkûmiyetin hukuken yanlış olduğu iddiasını tekrar etmek değil, kanunun aradığı nitelikte yeni olay veya delili somut biçimde ortaya koyabilmektir.

Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi başvurusu yapılmadan önce gerekçeli kararın, HTS raporlarının, tanık ifadelerinin, istinaf ve temyiz kararlarının birlikte incelenmesi gerekir.

Avukat Orçun Akbulut

FETÖ/PDY soruşturmaları, ankesörlü ve ardışık arama dosyaları, kesinleşmiş mahkûmiyet kararları ve olağanüstü kanun yolları kapsamında hukuki değerlendirme ve dosya incelemesi.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!