Bir kişinin ölümünden sonra geride bıraktığı vasiyetname, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle miras bırakanın bütün mal varlığını çocuklarından yalnızca birine bırakması, yaşlılık veya hastalık döneminde vasiyetname düzenlemesi yahut diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakması hâlinde vasiyetnamenin geçerliliği tartışma konusu olmaktadır.
Ancak miras bırakanın bir mirasçısını diğerine tercih etmesi, tek başına vasiyetnamenin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Türk hukukunda kişi, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde mal varlığının ölümünden sonra nasıl paylaşılacağını belirleyebilir. Bununla birlikte vasiyetnamenin hukuka uygun şekilde düzenlenmesi, miras bırakanın gerçek iradesini yansıtması ve kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşıması gerekir.
Vasiyetnamenin iptali davası, hukuka aykırı şekilde düzenlendiği ileri sürülen bir vasiyetnamenin mahkeme kararıyla hükümsüz hâle getirilmesini amaçlayan davadır. Bu davanın hangi sebeplerle açılabileceği, kimlerin dava hakkının bulunduğu, hangi mahkemenin görevli olduğu ve dava açma süreleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir.
1. Vasiyetnamenin İptali Davası Nedir?
Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere yaptığı, tek taraflı ve ölüme bağlı bir tasarruftur. Miras bırakan, vasiyetnameyle belirli bir kişiye mal bırakabilir, mirasçı atayabilir veya kanunun izin verdiği başka ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir.
Ancak her vasiyetname hukuken geçerli değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde düzenlenen sebeplerden birinin bulunması hâlinde, vasiyetnamenin iptali için dava açılabilir.
Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakanın ölümünden sonra açılır. Miras bırakan hayattayken mirasçılar, gelecekte kendilerine miras kalacağı düşüncesiyle onun vasiyetnamesinin iptalini dava edemezler.
İptal davasında mahkeme, miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığını inceler.
2. Vasiyetnamenin İptali Sebepleri Nelerdir?
Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesi uyarınca ölüme bağlı tasarrufların iptali dört temel sebebe dayanabilir.
A. Vasiyetnamenin Ehliyetsiz Kişi Tarafından Düzenlenmesi
Vasiyetname yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve on beş yaşını doldurmuş bulunması gerekir.
Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilmesi, makul şekilde değerlendirebilmesi ve iradesini buna göre oluşturabilmesidir.
Özellikle ileri yaşlarda düzenlenen vasiyetnamelerde miras bırakanın sağlık durumu önem taşır.
Alzheimer, demans, ağır psikiyatrik rahatsızlıklar, bilinç bozuklukları veya kişinin iradesini etkileyebilecek başka sağlık sorunları vasiyetname düzenleme ehliyetinin araştırılmasını gerektirebilir.
Bununla birlikte kişinin yaşlı olması veya belirli bir hastalığının bulunması, tek başına vasiyetnamenin geçersizliğini gerektirmez.
Önemli olan, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte kişinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır.
Örneğin, seksen beş yaşındaki bir kişinin bütün taşınmazlarını kendisiyle ilgilenen tek çocuğuna vasiyet etmesi hâlinde diğer çocuklar vasiyetnamenin iptalini isteyebilir. Ancak davanın kabulü için yalnızca yaşlılık veya miras paylaşımındaki eşitsizlik yeterli değildir. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte ehliyetsizlik bulunduğunun ortaya konulması gerekir.
B. Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama Sonucunda Vasiyetname Düzenlenmesi
Vasiyetnamenin miras bırakanın serbest iradesiyle yapılmış olması gerekir.
Miras bırakanın aldatılması, tehdit edilmesi, baskı altında tutulması veya esaslı bir yanılgıya düşürülmesi sonucunda düzenlenen vasiyetnameler iptal davasına konu olabilir.
Örneğin bir çocuğun, babasına diğer kardeşlerinin kendisini terk ettiğini veya mal varlığını ele geçirmek istediğini gerçeğe aykırı şekilde anlatarak vasiyetname düzenletmesi hâlinde aldatma iddiası gündeme gelebilir.
Benzer şekilde, bakımının kesileceği veya yalnız bırakılacağı tehdidi altında vasiyetname düzenleyen kişinin iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı araştırılabilir.
Bu iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Ayrıca Türk Medeni Kanunu’nun 504. maddesinde, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisiyle yapılan ölüme bağlı tasarruflara ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır. Miras bırakanın yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu tarihten başlayarak bir yıl içinde tasarrufundan dönmemesi durumunda tasarrufun geçerli sayılmasına ilişkin hüküm, somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
C. Vasiyetnamenin İçeriğinin veya Bağlandığı Koşulun Hukuka ya da Ahlaka Aykırı Olması
Vasiyetnamenin içeriği veya tasarrufa bağlanan koşul ya da yükleme hukuka veya ahlaka aykırıysa iptal sebebi ortaya çıkabilir.
Örneğin miras bırakanın bir kişiye mal bırakmayı hukuka aykırı bir eylemin gerçekleştirilmesi şartına bağlaması hâlinde tasarrufun geçerliliği tartışılabilir.
Bununla birlikte her koşul veya yükleme hukuka aykırı değildir. Değerlendirme, tasarrufun içeriğine ve somut olayın özelliklerine göre yapılır.
D. Vasiyetnamenin Kanunda Öngörülen Şekil Şartlarına Aykırı Düzenlenmesi
Türk hukukunda vasiyetname resmî şekilde, miras bırakanın el yazısıyla veya kanunda öngörülen istisnai koşullarda sözlü olarak yapılabilir.
Her vasiyetname türünün kendine özgü geçerlilik şartları bulunmaktadır.
El yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış olması, düzenlendiği yıl, ay ve günün gösterilmesi ve imzalanması gerekir.
Bilgisayarda hazırlanmış bir metnin yalnızca altının imzalanması, el yazılı vasiyetname için aranan şartları karşılamaz.
Resmî vasiyetnamelerde ise resmî memurun ve tanıkların katılımına ilişkin kanuni usule uyulmalıdır.
Şekil şartlarının ihlal edilmesi vasiyetnamenin iptali sebebi olabilir.
3. Noterde Düzenlenen Vasiyetname İptal Edilebilir mi?
Uygulamada sıkça karşılaşılan yanlış düşüncelerden biri, noter huzurunda düzenlenen vasiyetnamenin hiçbir şekilde iptal edilemeyeceğidir.
Oysa noter tarafından düzenlenmiş olması, vasiyetnameyi iptal davasına karşı dokunulmaz hâle getirmez.
Noterde düzenlenen vasiyetname de ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ya da şekil eksikliği nedeniyle iptal davasına konu olabilir.
Ancak resmî vasiyetnamenin iptalini isteyen kişinin iddialarını somut delillerle ortaya koyması gerekir.
Özellikle miras bırakanın işlem tarihindeki sağlık durumu, resmî vasiyetnamenin düzenlenme biçimi, tanıkların durumu ve işlem sırasında kanuni usule uyulup uyulmadığı önem taşır.
Noter huzurunda vasiyetname düzenlenmiş olması, kişinin o tarihte mutlaka ayırt etme gücüne sahip olduğunu kesin biçimde kanıtlamaz.
4. Vasiyetnamenin İptali Davasını Kimler Açabilir?
Türk Medeni Kanunu’nun 558. maddesi uyarınca iptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.
Bu kapsamda yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar veya vasiyetnamenin iptalinden hukuki yarar sağlayabilecek vasiyet alacaklıları somut olayın koşullarına göre dava hakkına sahip olabilir.
Örneğin miras bırakanın üç çocuğundan birine bütün mal varlığını vasiyet etmesi durumunda diğer çocukların vasiyetnamenin iptalinde hukuki menfaati bulunabilir.
Ancak mirasçı olmak, her durumda davanın kabul edileceği anlamına gelmez. Davacı, kanunda öngörülen iptal sebeplerinden birine dayanmalıdır.
Ayrıca iptal davasının, tasarruftan yararlanan ve davanın sonucundan hukuki durumu etkilenecek kişilere karşı doğru şekilde yöneltilmesi gerekir.
5. Saklı Pay Sahibi Mirasçı Vasiyetnamenin İptalini İsteyebilir mi?
Saklı pay sahibi mirasçılar, miras bırakanın tasarruflarına karşı kanunla korunan belirli haklara sahiptir.
Ancak burada iki ayrı dava türünün birbirinden ayrılması gerekir.
Birincisi vasiyetnamenin iptali davasıdır. Bu davada vasiyetnamenin hukuken geçersiz olmasını gerektiren bir sebebin bulunup bulunmadığı incelenir.
İkincisi tenkis davasıdır. Bu davada ise miras bırakanın saklı payı ihlal eden tasarruflarının kanuni sınıra indirilmesi istenir.
Örneğin bir baba, bütün mal varlığını çocuklarından yalnızca birine vasiyet etmiş olabilir. Bu durum, vasiyetnamenin kendiliğinden geçersiz olduğu anlamına gelmez.
Ancak diğer çocukların saklı paylarının ihlal edilmesi hâlinde tenkis davası açılması gündeme gelebilir.
Vasiyetnamenin iptalini gerektiren ayrı bir hukuka aykırılık da varsa, somut olayın özelliklerine göre iptal ve tenkis taleplerinin birlikte veya terditli şekilde ileri sürülmesi değerlendirilebilir.
Dolayısıyla saklı payın ihlal edilmesi ile vasiyetnamenin geçersizliği aynı hukuki mesele değildir.
6. Vasiyetnamenin İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise kural olarak miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Örneğin miras bırakanın son yerleşim yeri Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunuyorsa, vasiyetnamenin iptali davası Aydın Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.
Taşınmazların Kuşadası, Didim, Söke veya başka bir yerde bulunması, vasiyetnamenin iptali davasının yetkili mahkemesini tek başına değiştirmez.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, vasiyetnamenin açılması işlemi ile vasiyetnamenin iptali davasının birbirinden farklı olmasıdır.
Vasiyetnamenin açılması işlemleri sulh hukuk mahkemesinde yürütülürken, iptal davası asliye hukuk mahkemesinde görülür.
7. Vasiyetnamenin İptali Davası Açma Süresi Ne Kadardır?
Vasiyetnamenin iptali davasında süreler son derece önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesine göre iptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer.
Bunun yanında kanunda ayrıca azami süreler öngörülmüştür.
İyi niyetli davalılara karşı vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer ölüme bağlı tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinden başlayarak on yıllık süre uygulanır.
İyi niyetli olmayan davalılara karşı ise bu süre yirmi yıldır.
Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Özellikle bir yıllık sürenin başlangıcı bakımından yalnızca vasiyetnamenin varlığının öğrenilmesi değil, iptal sebebinin ve hak sahipliğinin öğrenilmesi de önem taşır.
Örneğin mirasçı, vasiyetnamenin açıldığını öğrenmiş ancak miras bırakanın işlem tarihinde ayırt etme gücünden yoksun olduğuna ilişkin sağlık kayıtlarına daha sonra ulaşmış olabilir. Böyle bir durumda sürenin başlangıcı, öğrenme olguları ve deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Kanuni sürenin geçirilmesi dava hakkının kaybına neden olabileceğinden, vasiyetnameye itiraz etmek isteyen mirasçıların gecikmeden hukuki değerlendirme yaptırmaları önemlidir.
8. Vasiyetnamenin İptali Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Vasiyetnamenin iptali davalarında en önemli meselelerden biri ispat faaliyetidir.
Davacı yalnızca vasiyetnamenin adaletsiz olduğunu veya miras bırakanın bir kişiyi kayırdığını ileri sürerek sonuç alamaz.
İleri sürülen iptal sebebinin somut delillerle ortaya konulması gerekir.
Sağlık Kayıtları ve Hastane Belgeleri
Ehliyetsizlik iddiasına dayanan davalarda miras bırakanın vasiyetname tarihinden önceki ve sonraki sağlık kayıtları önem taşır.
Hastane dosyaları, nöroloji ve psikiyatri muayeneleri, ilaç kullanım kayıtları, hastalık geçmişi ve varsa sağlık kurulu raporları incelenebilir.
Adli Tıp İncelemesi
Miras bırakanın vasiyetname tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının belirlenmesi için gerekli görüldüğünde uzman bilirkişi veya Adli Tıp Kurumu incelemesine başvurulabilir.
Bu inceleme, kişinin ölümünden sonra mevcut tıbbi kayıtlar ve dosyadaki diğer bilgiler üzerinden de yapılabilir.
Tanık Beyanları
Miras bırakanın vasiyetname tarihindeki davranışları, çevresiyle ilişkileri, iradesine yönelik baskılar ve sağlık durumuna ilişkin gözlemler tanıklarla ortaya konulabilir.
Ancak tanıkların yalnızca genel kanaatlerini açıklamaları yerine, bizzat gözlemledikleri somut olayları anlatmaları önemlidir.
Vasiyetnamenin Aslı ve Noter Kayıtları
Şekil eksikliği iddialarında vasiyetnamenin aslı, noter işlem dosyası, resmî memur ve tanıklara ilişkin bilgiler önem taşır.
El yazılı vasiyetnamelerde yazı ve imzanın miras bırakana ait olup olmadığı gerektiğinde bilirkişi incelemesine konu olabilir.
Mesajlar, Yazışmalar ve Diğer Belgeler
Aldatma, tehdit veya baskı iddialarında hukuka uygun şekilde elde edilmiş yazışmalar, mesajlar ve diğer belgeler değerlendirmeye alınabilir.
Her davada aynı delillerin kullanılması gerekmez. Deliller, ileri sürülen iptal sebebine göre belirlenmelidir.
9. Vasiyetname Düzenlenirken Alınan Sağlık Raporu İptal Davasını Engeller mi?
Vasiyetname düzenlenirken sağlık raporu alınmış olması önemli bir delildir. Ancak bu raporun varlığı, vasiyetnamenin hiçbir şekilde iptal edilemeyeceği anlamına gelmez.
Önemli olan, raporun kapsamı, düzenlenme tarihi, kişinin tıbbi geçmişi ve vasiyetname anındaki gerçek durumudur.
Örneğin miras bırakanın uzun süredir ağır bilişsel bozukluk yaşadığı, ancak vasiyetname düzenlenirken kısa bir muayene sonucunda rapor verildiği ileri sürülüyorsa, sağlık kayıtlarının tamamının değerlendirilmesi gerekebilir.
Buna karşılık, yalnızca rapora katılmamak veya miras bırakanın yaşlı olduğunu belirtmek iptal için yeterli değildir.
Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
10. Vasiyetnamenin İptali Davasında Tapuya Tedbir Konulabilir mi?
Vasiyetnameye konu mal varlığı içerisinde taşınmazlar bulunuyorsa, dava devam ederken bunların üçüncü kişilere devredilmesi ihtimali ortaya çıkabilir.
Bu durumda hukuki şartların mevcut olması hâlinde ihtiyati tedbir talep edilmesi değerlendirilebilir.
Ancak vasiyetnamenin iptali davası açılması, taşınmazların tapu kayıtlarına kendiliğinden tedbir konulmasını sağlamaz.
Mahkeme, talep edilen tedbirin dava konusu hakla bağlantısını, yaklaşık ispat koşullarını, tedbirin gerekliliğini ve ölçülülüğünü inceler.
Özellikle taşınmazın devrinin dava sonunda elde edilecek hakkı ciddi şekilde güçleştireceği ileri sürülüyorsa, bu riskin somutlaştırılması gerekir.
11. Vasiyetnamenin İptali Davası Kazanılırsa Ne Olur?
Vasiyetnamenin iptali davasının kabul edilmesi hâlinde mahkeme, kanunda öngörülen iptal sebebine bağlı olarak ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline karar verebilir.
İptalin miras paylaşımı üzerindeki etkisi, başka geçerli ölüme bağlı tasarrufların bulunup bulunmadığına ve iptal kararının kapsamına göre belirlenir.
Vasiyetnamenin tamamen iptal edilmesi durumunda, başka geçerli bir tasarruf yoksa mirasın yasal mirasçılık hükümlerine göre paylaşılması gündeme gelir.
Ancak vasiyetnamenin iptal edilmesi her durumda taşınmazların tapu kayıtlarının kendiliğinden düzeltilmesi anlamına gelmez.
Somut olaya göre tapu sicilinin düzeltilmesi, tapu iptali ve tescil veya başka taleplerin ileri sürülmesi gerekebilir.
12. Vasiyetnamenin İptali Davası Ne Kadar Sürer?
Vasiyetnamenin iptali davalarının ne kadar süreceği, ileri sürülen iptal sebebine ve toplanacak delillere bağlıdır.
Özellikle ehliyetsizlik iddiasına dayanan davalarda geçmiş sağlık kayıtlarının temini, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi incelemeleri yargılamanın süresini etkileyebilir.
Noter kayıtlarının incelenmesi, vasiyetnamenin aslının getirtilmesi ve tarafların delillerinin değerlendirilmesi de zaman alabilir.
İlk derece mahkemesinin kararından sonra kanun yollarına başvurulması hâlinde uyuşmazlığın kesin olarak sonuçlanması daha uzun sürebilir.
Bu nedenle her vasiyetname iptali davası için geçerli kesin bir yargılama süresi vermek mümkün değildir.
13. Vasiyetnamenin İptali Davası ile Tenkis Davası Birlikte Açılabilir mi?
Uygulamada bazı uyuşmazlıklarda vasiyetnamenin hem geçersiz olduğu hem de saklı payları ihlal ettiği ileri sürülebilir.
Bu durumda davacı, öncelikle vasiyetnamenin iptalini, iptal talebinin kabul edilmemesi hâlinde ise saklı payının korunması amacıyla tenkisi talep edebilir.
Ancak her iki davanın hukuki sebepleri ve koşulları farklıdır.
Vasiyetnamenin iptali talebi, Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesindeki sebeplere dayanır.
Tenkis talebi ise saklı payın ihlal edilmesi ve tenkise ilişkin kanuni koşulların bulunması hâlinde gündeme gelir.
Bu nedenle dava dilekçesinde hangi talebin hangi hukuki ve maddi vakıalara dayandığı açıkça gösterilmelidir.
Özellikle saklı pay sahibi mirasçılar bakımından yanlış dava türünün seçilmesi, hak kaybına yol açabilecek sonuçlar doğurabilir.
14. Vasiyetnamenin İptali Davasında Sık Yapılan Hatalar
Vasiyetnamenin iptali davalarında en sık karşılaşılan sorun, miras paylaşımının eşit olmamasının tek başına iptal sebebi sayılmasıdır.
Oysa miras bırakan, saklı pay kurallarına tabi olmak kaydıyla mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir.
Bir başka hata, saklı payın ihlal edildiği her durumda yalnızca vasiyetnamenin iptalinin talep edilmesidir. Oysa böyle bir uyuşmazlıkta tenkis davası daha uygun hukuki yol olabilir.
Ehliyetsizlik iddiasına dayanıldığı hâlde miras bırakanın sağlık kayıtlarının araştırılmaması, vasiyetname tarihinin esas alınmaması ve tanıkların somut vakıalar hakkında dinletilmemesi de davanın ispatını güçleştirebilir.
Ayrıca dava açma sürelerinin yanlış hesaplanması ve davanın doğru kişilere yöneltilmemesi önemli usuli sorunlara neden olabilir.
15. Vasiyetnamenin İptali Davasında Avukatın Önemi
Vasiyetnamenin iptali davaları, miras hukuku ile ispat hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektiren uyuşmazlıklardır.
Özellikle vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın ehliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, sağlık kayıtlarının incelenmesi ve uygun delillerin mahkemeye sunulması önemlidir.
Ayrıca davanın vasiyetnamenin iptali, tenkis veya başka bir hukuki talep üzerinden yürütülmesi gerektiği somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Aydın, Efeler, Kuşadası, Didim, Söke, Nazilli ve çevresinde ortaya çıkan miras uyuşmazlıklarında da miras bırakanın son yerleşim yeri, vasiyetnamenin düzenlenme biçimi ve mirasçıların hukuki durumları birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç: Her Vasiyetname Geçerli Değildir, Ancak Her Vasiyetname de İptal Edilemez
Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakanın son arzularının hukuka uygun olup olmadığının yargısal denetimini sağlayan önemli bir hukuki yoldur.
Ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ve şekil eksikliği gibi sebeplerin bulunması hâlinde vasiyetnamenin iptali istenebilir.
Bununla birlikte miras bırakanın bütün mal varlığını tek bir kişiye bırakması veya çocukları arasında eşit davranmaması, tek başına vasiyetnamenin iptalini gerektirmez.
Özellikle saklı pay sahibi mirasçılar bakımından vasiyetnamenin iptali ile tenkis davası arasındaki farkın doğru belirlenmesi gerekir.
Miras hakkının ihlal edildiğini düşünen kişilerin, vasiyetnamenin içeriğini, düzenlenme koşullarını, dava sürelerini ve mevcut delilleri birlikte değerlendirerek hukuki yol belirlemeleri önem taşımaktadır.
Av. Orçun Akbulut
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlığın koşullarına göre farklı hukuki değerlendirmeler gerekebilir.