FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik davalarında ByLock tespiti uzun yıllardır yargılamaların en önemli delil başlıklarından birini oluşturmaktadır.
Ancak bir kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun ileri sürülmesiyle yargılama sona ermez.
Özellikle sanığın ByLock kullanıcısı olmadığını savunduğu dosyalarda teknik verilerin güncelliği, GSM hattının kullanımı, HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, ByLock listesinde yer alan diğer kişilerle irtibat ve tanık anlatımları ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.07.2026 tarihli, 2024/6489 Esas ve 2026/14827 Karar sayılı ilamı tam olarak bu noktaya temas etmektedir.
Dosyada sanık hakkında hem silahlı terör örgütüne üye olma hem de nitelikli dolandırıcılık suçlaması bulunmaktadır. Nitelikli dolandırıcılık yönünden beraat kararı verilmişken, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş ve istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Dosya Yargıtay önüne geldiğinde ise örgüt üyeliği mahkûmiyeti yönünden yapılan araştırmanın yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
BYLOCK TESPİTİ VARSA MAHKEME BAŞKA NEYİ ARAŞTIRMALI?
Yargıtay kararında öncelikle ByLock deliline ilişkin yerleşik içtihada değinmiştir.
Buna göre ByLock sisteminin örgüt mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve örgütün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir iletişim ağı olduğu kabul edilmektedir.
Ancak bunun bir kişi bakımından delil niteliği kazanması açısından önemli olan, kişinin örgüt talimatıyla bu ağa dahil olduğunun ve gizliliği sağlamak amacıyla haberleşmede kullandığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle belirlenmesidir.
Dolayısıyla “ByLock tespiti bulunmaktadır” şeklindeki soyut bir kabul yerine tespitin sanık bakımından kişiselleştirilmesi gerekir.
GÜNCEL BYLOCK TESPİT VE DEĞERLENDİRME RAPORU GETİRİLMELİ
Somut olayda sanık ByLock kullanıcısı olmadığını savunmuştur.
Yargıtay bu savunmanın denetlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Bu amaçla ilgili birimlerden güncel ByLock tespitine ilişkin belgeler ile ayrıntılı ve güncel ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Buradaki “güncel” vurgusu önemlidir.
Çünkü özellikle eski tarihli FETÖ/PDY dosyalarında yargılamanın ilk dönemlerinde bulunan teknik veriler ile sonraki yıllarda dosyaya kazandırılan ayrıntılı tespit ve değerlendirme tutanakları arasında farklılıklar bulunabilmektedir.
Bu nedenle savunmanın yalnızca dosyada bir ByLock tespit tutanağı bulunup bulunmadığına değil, bunun güncel ve kişiselleştirilmiş teknik verilerle desteklenip desteklenmediğine de bakması gerekir.
BYLOCK’A BAĞLANILDIĞI İDDİA EDİLEN GSM HATTININ HTS KAYITLARI İNCELENMELİ
Yargıtay’ın araştırılmasını istediği ikinci önemli husus GSM hattıdır.
ByLock programına bağlanılırken kullanıldığı kabul edilen GSM hattına ait HTS kayıtlarının programın ilk kullanım tarihinden itibaren ilgili kurumdan getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bunun amacı sanığın savunmasının teknik veriler üzerinden denetlenmesidir.
Dolayısıyla GSM hattının sanığın adına kayıtlı olması tek başına yeterli inceleme değildir.
Hattın hangi dönemde kullanıldığı, ilgili tarihlerdeki HTS hareketleri ve diğer teknik verilerle ByLock tespitinin uyumlu olup olmadığı değerlendirilmelidir.
“EKLEYEN – EKLENEN” KİŞİLER ARAŞTIRILMALI
Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki “ekleyen, eklenen ve irtibatlı kişiler” hakkındadır.
Yargıtay, açık kimlik bilgilerine ulaşılabilen bu kişilerin ilgili dönemde kullandıkları GSM numaralarının belirlenmesini ve sanıkla HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.
Bununla da yetinilmemiştir.
Bu kişilerin sanıkla aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadıklarının belirlenebilmesi için uzman bilirkişiye inceleme yaptırılması ve rapor alınması gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım ByLock savunmalarında son derece önemlidir.
Çünkü dijital kayıtta bir kişinin başka bir kişiyle irtibatlı görünmesi ile gerçek hayatta teknik verilerle doğrulanabilen bir bağlantının bulunması aynı şey değildir.
Yargıtay somut olayda bu bağlantının HTS ve baz istasyonu kayıtları üzerinden denetlenmesini istemiştir.
BAZ İSTASYONU ÇAKIŞMASI UZMAN BİLİRKİŞİ TARAFINDAN İNCELENMELİ
Kararın önemli özelliklerinden biri, Yargıtay’ın yalnızca kayıtların getirtilmesini istemekle yetinmemesidir.
Sanık ile ByLock kayıtlarında bağlantılı görünen kişilerin aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadığının belirlenebilmesi amacıyla uzman bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiği açıkça ifade edilmiştir.
Bu husus özellikle teknik delile dayanan ceza dosyalarında savunma açısından önem taşır.
Ham HTS kayıtları ile bu kayıtların teknik analizi birbirinden farklıdır.
Mahkemenin teknik uzmanlık gerektiren bir konuda yalnızca dosyadaki tablolar üzerinden varsayımsal sonuca ulaşması yerine, gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesinden yararlanması gerekir.
BYLOCK LİSTESİNDEKİ KİŞİLER HAKKINDA SORUŞTURMA VAR MI?
Yargıtay, sanığın ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen veya irtibatlı kişi olarak görünen şahısların hukuki durumunun da araştırılmasını istemiştir.
Bu kişiler hakkında örgüt üyeliği nedeniyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediği belirlenecektir.
Soruşturma mevcutsa kişilerin soruşturmanın farklı aşamalarında verdikleri ifadeler getirtilip incelenecektir.
Böylece dijital kayıtlardaki irtibatın gerçek mahiyeti diğer dosyalardaki delillerle birlikte değerlendirilebilecektir.
“LİSTEDE ADI VAR” DEMEK YETERLİ DEĞİL
Yargıtay burada bir adım daha ileri gitmektedir.
ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında sanığı ekleyen, sanık tarafından eklenen veya sanıkla irtibatlı görünen kişilerin yalnızca isimlerinin ve dosyalarının araştırılmasıyla yetinilmemiştir.
Bu kişilerin mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme huzurunda dinlenmelerinin mümkün olmadığı hâllerde ise CMK m.180 ve 181’de düzenlenen SEGBİS veya istinabe yöntemlerinden yararlanılması öngörülmüştür.
Bu nedenle savunmada sorulması gereken temel sorulardan biri şudur:
ByLock kayıtlarında müvekkille irtibatlı olduğu ileri sürülen kişiler gerçekten dinlenmiş midir?
ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ DOSYAYA GELDİYSE SAVUNMAYA SORULMADAN KULLANILAMAZ
Karardaki bir başka önemli husus temyiz aşamasında dosyaya gelen etkin pişmanlık beyanıdır.
Başka bir dosyanın şüphelisi olan H.K.’nin etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade ve teşhis tutanaklarının temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılmıştır.
Yargıtay bu tutanakların CMK m.217 uyarınca sanık ve müdafiine okunması ve diyeceklerinin sorulması gerektiğini belirtmiştir.
Bu tespit savunma hakkı açısından son derece önemlidir.
Başka bir soruşturma dosyasında verilen bir etkin pişmanlık ifadesinin sanık hakkında bilgi içermesi, bu anlatımın savunmanın bilgisi dışında doğrudan mahkûmiyet değerlendirmesine dahil edilmesini haklı kılmaz.
Sanık ve müdafii delilin içeriğini öğrenebilmeli ve buna karşı açıklamada bulunabilmelidir.
ARDIŞIK ARANAN KİŞİLER DE DİNLENMELİ
Kararın ByLock incelemesini aşan önemli bölümü ise ardışık aramalara ilişkindir.
Yargıtay, sanıkla birlikte ardışık arandığı belirlenen kişiler hakkında herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.
Bu kişilerin bütün aşamalardaki ifadeleri dosyaya getirilmeli ve kendileri mahkemede tanık olarak dinlenmelidir.
Dolayısıyla “sanık şu kişilerle birlikte ardışık aranmıştır” şeklindeki teknik tespit araştırmanın sonu değildir.
Aksine Yargıtay’ın yaklaşımına göre bu kişilerin kim oldukları, haklarında hangi işlemlerin yapıldığı ve sanıkla ilişkileri konusunda ne söyledikleri de ortaya konulmalıdır.
UYAP ÖRGÜTLÜ SUÇLAR BİLGİ HAVUZU DA ARAŞTIRILMALI
Yargıtay ayrıca UYAP’taki örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başka bir beyan veya delil bulunup bulunmadığının araştırılmasını istemiştir.
Başka beyanların tespit edilmesi hâlinde bu kişilerin de usulüne uygun şekilde tanık sıfatıyla dinlenmesi gerekmektedir.
Böylece sanığın hukuki durumunun parçalı birkaç veri üzerinden değil, ulaşılabilir delillerin tamamı birlikte değerlendirilerek belirlenmesi amaçlanmaktadır.
YARGITAY NEDEN MAHKÛMİYETİ BOZDU?
Yargıtay’ın bozma gerekçesi esas itibarıyla tek bir noktada birleşmektedir:
Eksik araştırma.
Sanığın ByLock kullanmadığı yönündeki savunması teknik verilerle yeterince denetlenmemiştir.
Güncel ve ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporları tamamlanmamıştır.
İlgili GSM hattının HTS kayıtları yeterince incelenmemiştir.
Ekleyen, eklenen ve irtibatlı kişilerin GSM ve baz kayıtlarıyla sanık arasındaki ilişki uzman bilirkişi marifetiyle araştırılmamıştır.
Bu kişiler hakkında yürütülen soruşturmalar ve ifadeleri tam olarak dosyaya getirtilmemiştir.
İlgili kişiler mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmemiştir.
Sonradan gelen etkin pişmanlık ifade ve teşhis tutanakları savunmayla usulüne uygun biçimde tartışılmamıştır.
Sanıkla birlikte ardışık arandığı belirlenen kişilerin hukuki durumları ve anlatımları yeterince araştırılmamıştır.
UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzundaki muhtemel diğer deliller tamamlanmamıştır.
Yargıtay bütün bunlar gerçekleştirildikten sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesini ve ancak bundan sonra sanığın hukuki durumunun tayin edilmesini istemiştir.
BYLOCK VARSA OTOMATİK OLARAK MAHKÛMİYET Mİ ÇIKAR?
Hayır. Ancak burada çok önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Yargıtay bu kararda “ByLock delil değildir” dememektedir.
Aksine Yargıtay, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde ByLock kullanımının kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olabileceğine ilişkin yerleşik yaklaşımını tekrar etmektedir.
Mesele ByLock’un soyut olarak delil olup olmaması değildir.
Mesele somut sanık bakımından ByLock kullanımının her türlü şüpheden uzak ve teknik verilerle ortaya konulup konulmadığıdır.
İşte savunmanın yoğunlaşması gereken yer burasıdır.
BYLOCK BULUNAN FETÖ DOSYASINDA NELER KONTROL EDİLMELİ?
Bir FETÖ/PDY dosyasında ByLock tespiti bulunuyorsa yalnızca “ByLock vardır/yoktur” şeklinde bir savunma yeterli değildir.
Dosyanın teknik altyapısı incelenmelidir.
Güncel ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı mevcut mudur?
ID numarası ve kullanıcı bilgileri nasıl eşleştirilmiştir?
GSM hattının fiili kullanıcısı kimdir?
HTS kayıtları ByLock kullanım tarihleriyle örtüşmekte midir?
Ekleyen ve eklenen kişiler kimlerdir?
Bu kişilerle sanığın HTS irtibatı bulunmakta mıdır?
Aynı baz istasyonlarından sinyal alınmış mıdır?
Bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yapılmış mıdır?
İrtibatlı kişiler hakkında örgüt üyeliği soruşturması veya kovuşturması var mıdır?
Bu kişilerin ifadeleri sanık hakkındaki iddiayı doğrulamakta mıdır?
Sanık hakkında etkin pişmanlık kapsamında ifade veren başka kişiler bulunmakta mıdır?
Ardışık arama kaydı varsa birlikte aranan kişiler mahkemede dinlenmiş midir?
Bu sorular cevaplandırılmadan ByLock delilinin somut dosyadaki gerçek ispat gücü sağlıklı biçimde değerlendirilemez.
SONUÇ: BYLOCK DOSYASINDA TEKNİK VERİNİN KİŞİSELLEŞTİRİLMESİ GEREKİR
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.07.2026 tarihli, 2024/6489 E., 2026/14827 K. sayılı kararı, ByLock bulunan FETÖ/PDY dosyalarında yapılması gereken araştırmanın kapsamını göstermesi bakımından son derece önemli güncel bir karardır.
Yargıtay, soyut bir ByLock tespitinden hareket ederek araştırmanın tamamlandığını kabul etmemiştir.
Güncel teknik belgeler, HTS kayıtları, baz istasyonu verileri, ekleyen-eklenen kişiler, uzman bilirkişi incelemesi, diğer kişiler hakkındaki soruşturmalar, etkin pişmanlık beyanları ve ardışık arama delillerinin birlikte değerlendirilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesinin silahlı terör örgütüne üyelik mahkûmiyeti ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararına rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi, eksik araştırmayla hüküm kurulmasını hukuka uygun bulmamış ve mahkûmiyeti bozmuştur.
Bu kararın savunma açısından verdiği mesaj açıktır:
ByLock dosyalarında yalnızca bir kayıt veya raporun varlığına değil, bu kaydın sanıkla teknik, kişisel ve hukuki bağlantısının nasıl kurulduğuna bakılmalıdır.