Danıştay 5. Dairesinin 30.09.2025 tarihli, 2023/21443 Esas ve 2025/9838 Karar sayılı ilamı, FETÖ/PDY kapsamında Emniyet personeline ilişkin Garson SD kart verilerinin hukuki niteliği, EA ve DİL3 kodlarının değerlendirilmesi, ceza yargılamasında verilen beraat kararının idari işlemlere etkisi ve kamu görevinden çıkarma işlemlerinin yargısal denetimi bakımından dikkat çekici değerlendirmeler içermektedir.
Kararın en önemli özelliği, ilk derece mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunan ve bölge idare mahkemesince de iptaline ilişkin hüküm korunan kamu görevinden çıkarma işleminin, temyiz incelemesinde farklı bir değerlendirmeye konu olmasıdır.
Danıştay, örgütsel kodlama verilerinin iltisak ve irtibat yönünden delil olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiş; özellikle temyiz aşamasında dosyaya giren yeni veri analiz raporundaki EA ve DİL3 kodlarının incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Bununla birlikte karar, kamu görevlisinin yeni delillerden haberdar edilmesi ve bunlara karşı açıklama yapabilmesi gerektiğini de açık biçimde ortaya koymaktadır.
1. Danıştay 2023/21443 E., 2025/9838 K. Kararının Künyesi
Kararı Veren Mahkeme: Danıştay Beşinci Daire
Esas Numarası: 2023/21443
Karar Numarası: 2025/9838
Karar Tarihi: 30.09.2025
Uyuşmazlık Konusu: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası kapsamında kamu görevinden çıkarma işleminin iptali.
Temel Deliller: Garson kodlama verileri, DİL, DİL3, EA ve SML kodları, Bank Asya hesap hareketleri ve ceza yargılamasında verilen beraat kararı.
Kararın Sonucu: Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü, bölge idare mahkemesi kararının bozulması ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmesi.
Karar, esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla verilmiştir.
2. Davanın Konusu: Polis Memurunun 375 Sayılı KHK Kapsamında Kamu Görevinden Çıkarılması
Uyuşmazlık, İçişleri Bakanlığı tarafından bir kamu görevlisinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat veya iltisakının bulunduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılması üzerine ortaya çıkmıştır.
Davacı, hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek işlemin iptalini, yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini ve özlük haklarının iadesini talep etmiştir.
Dosyada davacı hakkında ceza yargılaması da yürütülmüştür.
Ceza yargılamasında, davacının Bank Asya hesap hareketleri ile gizli tanıktan elde edilen dijital materyallerdeki kodlama bilgileri değerlendirilmiş ve üzerine atılı suçun işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
Beraat kararı, istinaf incelemesi sonucunda 30.11.2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Ancak ceza yargılamasında beraat kararı verilmiş olması, idari yargılamadaki uyuşmazlığı kendiliğinden sona erdirmemiştir.
3. İlk Derece İdare Mahkemesi Neden İhraç İşlemini İptal Etti?
İlk derece idare mahkemesi, davacı hakkında farklı kamu kurumlarından bilgi ve belge toplamış; ceza yargılamasında verilen beraat kararını, Bank Asya hesap hareketlerini ve Garson kodlama verilerini birlikte değerlendirmiştir.
Mahkeme, ilk incelemede dosyaya sunulan kodlamalardan davacının örgüt mensubu olduğunun çıkarılamayacağı sonucuna ulaşmıştır.
Özellikle DİL kodunun, örgüt mensubu olmayan ancak örgüt tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği belirtilmiştir.
SML kodunun da örgüt mensubu olmayan, potansiyel olarak ilgilenilmesi düşünülen kişilere ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.
Bank Asya yönünden ise bilirkişi raporunda hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı, banka aktifini destekleme niteliği taşımadığı ve örgütsel talimatla gerçekleştirildiğine ilişkin emare bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda ilk derece mahkemesi, davacının örgütle irtibat veya iltisakının ortaya konulamadığı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarma işlemini iptal etmiştir.
Ayrıca parasal haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Bölge idare mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir.
4. Danıştay 5. Dairesi Garson SD Kart Verilerini Nasıl Değerlendirdi?
Danıştay 5. Dairesi, temyiz incelemesinde Garson kodlama sisteminin ortaya çıkışını, dijital materyallerin adli makamlara teslim edilmesini, bunlar üzerinde yapılan incelemeleri ve kodların örgüt içindeki anlamlarını ayrıntılı olarak ele almıştır.
Kararda, dijital materyallere ilişkin el koyma ve inceleme süreçleri, CMK’nın 127 ve 134. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Dijital materyaller üzerinde imaj alma ve HASH değeri tespit işlemlerinin yapıldığına değinilmiştir.
Danıştay, gizli tanık anlatımlarıyla diğer kişilerin beyanlarının ve dijital materyal içeriğinin birbirini desteklediği kanaatine ulaşmıştır.
Bu kapsamda Garson kodlama verilerinin, kamu görevlilerinin FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakının değerlendirilmesinde kullanılabilecek hukuka uygun veriler olduğu kabul edilmiştir.
Ancak bu kabul, her kodun aynı anlamı taşıdığı veya hakkında kodlama bulunan herkesin aynı hukuki durumda olduğu anlamına gelmemektedir.
Kararda kodların hangi kategoriye ait olduğunun ve karşılığında hangi faaliyetlerin tanımlandığının değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
5. EA Kodu Ne Anlama Geliyor? Danıştayın Değerlendirmesi
Danıştay 2023/21443 E., 2025/9838 K. sayılı kararında önem taşıyan kodlardan biri EA kodudur.
Kararda aktarılan örgütsel kodlama sistemine ilişkin beyanlara göre EA kodu, örgütün alan içi kategorisiyle bağlantılıdır.
Alan içi kategoride yer alan kişilerin örgütsel toplantılara katılma, örgüt üyeleriyle tanıştırılma, himmet verme, örgütsel görevleri yerine getirme ve mahrem sorumlularla irtibat kurma gibi faaliyetlerle ilişkilendirildiği belirtilmiştir.
Danıştay, bu faaliyet aşamalarından geçirilerek alan içi kategoride kodlanmanın, örgütle irtibat ve iltisakın ortaya konulmasında tek başına yeterli nitelikte somut veri olabileceğini kabul etmiştir.
Burada ceza hukuku ile idare hukuku arasındaki ayrım önem taşımaktadır.
Bir kişinin silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm edilebilmesi için gereken ispat ölçütü ile kamu görevinden çıkarılma işleminde irtibat ve iltisakın değerlendirilmesine ilişkin hukuki ölçütler aynı değildir.
Bununla birlikte kodlama verilerinin kişiye aidiyeti, içeriği, güvenilirliği ve savunmaya açılması hususları yargısal denetim dışında bırakılamaz.
6. DİL ve DİL3 Kodları Arasındaki Fark Nedir?
Garson verileri nedeniyle yürütülen idari ve adli süreçlerde en çok tartışılan konulardan biri DİL kodunun anlamıdır.
DİL kodu, karar kapsamında aktarılan tanımlamalarda örgüt mensubu olmayan ancak örgüt tarafından kazanılabileceği düşünülen kişilere ilişkin kullanılmaktadır.
DİL3 kodu ise daha ileri bir aşamayı ifade etmektedir.
Kararda aktarılan açıklamalara göre DİL3, örgüt tarafından ilgilenilen kişinin belirli faaliyet aşamalarından geçirildiği, toplantılara katılım ve diğer kişilerle tanışma gibi hususların gündeme geldiği, ancak henüz alan içi kategorisine alınmadığı aşamadır.
Danıştay çoğunluğu, DİL3 kodunun örgütle irtibat veya iltisakın değerlendirilmesinde önem taşıyabilecek faaliyetleri ifade ettiğini kabul etmiştir.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur:
DİL kodu ile DİL3 kodunun aynı hukuki anlamı taşıdığı söylenemez. Aynı şekilde DİL3 kodu ile alan içi kategoride yer alan EA kodunun da herhangi bir ayrım yapılmaksızın özdeş kabul edilmesi doğru değildir.
Kodlamanın tarihi, ait olduğu kategori ve veri analiz raporundaki diğer bilgiler birlikte incelenmelidir.
7. Danıştay Kararında Sonradan Ortaya Çıkan EA ve DİL3 Kodları Neden Önemli?
Uyuşmazlığın sonucunu etkileyen gelişme, temyiz aşamasında dosyaya sunulan 30.05.2024 tarihli veri analiz raporudur.
Davacı hakkındaki önceki veri inceleme raporunda 2015 yılı bakımından DİL ve SML kodları bulunmaktaydı.
Buna karşılık sonraki raporda geçmiş yıllara ilişkin farklı kodlamalar tespit edilmiştir.
Rapora göre davacı;
2012 Nisan döneminde DİL,
2012 Aralık döneminde EA,
2013 Haziran döneminde DİL3,
2013 Kasım döneminde DİL3,
2014 Haziran döneminde DİL3
olarak kodlanmıştır.
Bu bilgiler, ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde esas alınan kodlama verilerinden daha kapsamlıdır.
Danıştay, temyiz aşamasında sunulan yeni veri analiz raporunun göz ardı edilmemesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Ancak bu rapor esas alınarak doğrudan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini söylememiştir.
Öncelikle raporun davacıya tebliğ edilmesi, davacının cevap hakkını kullanabilmesi için makul süre tanınması ve ardından tüm kodlama bilgilerinin değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
8. Yeni Veri Analiz Raporunun Davacıya Tebliğ Edilmesi Zorunlu mudur?
Danıştay kararının usul hukuku bakımından en önemli yönlerinden biri, temyiz aşamasında dosyaya giren yeni delillerin davacıya bildirilmesi gerektiğinin kabul edilmesidir.
İdari yargılamada mahkemenin re’sen araştırma yetkisi bulunması, tarafların dosyaya giren ve hükme esas alınabilecek belgeler hakkında açıklama yapma hakkını ortadan kaldırmaz.
Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme ve silahların eşitliği ilkeleri, yargılamanın sonucunu etkileyebilecek belgelerin tartışılabilmesini gerektirir.
Somut kararda Danıştay, yeni veri analiz raporunun davacıya tebliğ edilmesini ve cevap verebilmesi için makul süre tanınmasını gerekli görmüştür.
Bu yaklaşım, özellikle sonradan düzenlenen Garson veri analiz raporlarının idari yargılama dosyalarına sunulduğu uyuşmazlıklarda önemlidir.
Davacı, kendisine yöneltilen kodlama bilgilerini, bu kodların tarihlerini, anlamlarını ve raporun dayandığı değerlendirmeleri öğrenerek açıklama yapabilmelidir.
9. FETÖ Davasında Beraat Eden Polis Memuru Göreve İade Edilir mi?
Danıştay 2023/21443 E., 2025/9838 K. sayılı kararının ortaya koyduğu önemli tartışmalardan biri de ceza yargılamasında verilen beraat kararının idari yargılamaya etkisidir.
Somut olayda davacı, ceza yargılamasında beraat etmiş ve beraat kararı kesinleşmiştir.
İlk derece idare mahkemesi, bu beraat kararını ve dosyadaki diğer delilleri birlikte değerlendirerek ihraç işleminin iptaline karar vermiştir.
Ancak Danıştay, temyiz aşamasında sunulan yeni kodlama verilerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek bu kararı bozmuştur.
Dolayısıyla ceza mahkemesinde beraat edilmiş olması, kamu görevinden çıkarma işleminin her durumda kendiliğinden iptal edilmesini sağlamaz.
Diğer taraftan beraat kararı da idari yargılamada önemsiz kabul edilemez.
Özellikle beraat gerekçesinde maddi olayın gerçekleşmediğinin, delilin kişiye ait olmadığının veya isnat edilen faaliyetlerin bulunmadığının ortaya konulması, idari işlemin denetimi bakımından önem taşıyabilir.
Beraat kararının gerekçesi, idari işleme dayanak gösterilen deliller ve idarenin ileri sürdüğü irtibat veya iltisak olguları birlikte incelenmelidir.
10. Bank Asya Hesap Hareketleri Kararda Nasıl Değerlendirildi?
Davacı hakkındaki ceza yargılamasında Bank Asya hesap hareketleri de incelenmiştir.
Bilirkişi raporunda hesap hareketlerinin yoğun olmadığı, banka aktifine destek mahiyetinde bulunmadığı ve işlem açıklamalarında örgütsel bağlantıya işaret eden emareye rastlanmadığı belirtilmiştir.
Ceza mahkemesi, hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
İlk derece idare mahkemesi de hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri kapsamında kaldığını kabul etmiştir.
Danıştayın bozma kararında ise belirleyici tartışma, Bank Asya işlemlerinden ziyade temyiz aşamasında ortaya çıkan yeni kodlama verilerinin değerlendirilmesi ve davacının bu verilere karşı cevap hakkının sağlanması üzerinde yoğunlaşmıştır.
Bu nedenle kararın, olağan Bank Asya hesap hareketlerinin tek başına örgütsel irtibatı kanıtladığı yönünde yorumlanması doğru değildir.
11. Danıştayın Bozma Kararı Ne Anlama Geliyor?
Danıştay 5. Dairesi, 30.09.2025 tarihli kararında davalı idarenin temyiz istemini kabul etmiştir.
Bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin ihraç işlemini iptal eden kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden hükmü bozulmuştur.
Dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir.
Bu noktada iki hususun birbirinden ayrılması gerekir.
Birincisi, Danıştayın bozma kararı kamu görevinden çıkarma işleminin kesin olarak hukuka uygun bulunduğu anlamına gelmemektedir.
İkincisi, Danıştayın değerlendirmesi yalnızca şekli bir eksiklik tespitinden ibaret değildir. Kararda Garson kodlama verilerinin hukuki niteliği ve farklı kodların irtibat veya iltisak yönünden taşıyabileceği anlam hakkında esaslı değerlendirmeler yapılmıştır.
Bozma sonrasında yapılacak incelemede, yeni raporun davacıya tebliğ edilmesi, cevap hakkının tanınması ve kodlamaların karşılık geldiği faaliyetlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
12. Karardaki Gerekçede Karşı Oy Neden Önemli?
Danıştayın kararı esasta oybirliğiyle verilmiş olmakla birlikte gerekçede oyçokluğu bulunmaktadır.
Karşı oyda, DİL ve DİL3 kodlarının örgütün alan içi kategorisinden farklı olduğu üzerinde durulmuştur.
Karşı oy gerekçesinde, DİL3 koduna sahip kişilerin henüz alan içine aktarılmadığına ilişkin açıklamalar ele alınmıştır.
Bununla birlikte somut olayda davacının 2012 Aralık döneminde EA koduyla kodlanmış olması belirleyici görülmüştür.
Karşı oy sahibi üye, davacının önce EA koduyla alan içi kategoride değerlendirilmiş olması karşısında sonraki DİL kodlamasına üstünlük tanınamayacağı görüşünü açıklamıştır.
Dolayısıyla karşı oy, bozma sonucuna karşı değildir. Bozmanın hangi hukuki gerekçeye dayanması gerektiği konusunda çoğunluktan ayrılmaktadır.
Bu ayrım özellikle yalnızca DİL veya DİL3 kodu bulunan, geçmiş dönemlerde EA ya da başka bir alan içi kodu bulunmayan kişiler açısından yapılacak hukuki değerlendirmelerde önemlidir.
Ancak karşı oy gerekçesinin tek başına bütün DİL3 kodlamalarının hukuken geçersiz olduğunu ortaya koyduğu söylenemez.
13. Garson Kodlamasına Dayalı İhraç Davalarında Hangi Hususlar İncelenmelidir?
Danıştayın bu kararı, Garson kodlamasına dayalı kamu görevinden çıkarma işlemlerinde yalnızca kodun adına bakılarak sonuca ulaşılmasının yeterli olmayabileceğini göstermektedir.
Öncelikle veri inceleme raporu ile veri analiz raporunun birbirinden ayrılması gerekir.
Farklı tarihlerde hazırlanan raporların aynı kişiye ilişkin farklı bilgiler içerip içermediği araştırılmalıdır.
Kodlamaların hangi yıllara ait olduğu, hangi kategorilerde yer aldığı ve zaman içinde değişiklik gösterip göstermediği incelenmelidir.
Kodlama verilerinin kişiye aidiyeti ve raporların dayandığı dijital kayıtlar da somut uyuşmazlığın özelliklerine göre tartışılmalıdır.
Bunun yanında ceza yargılamasında verilen kararın gerekçesi, tanık beyanları, Bank Asya hesap hareketleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Son olarak, yargılama sırasında dosyaya sonradan giren ve kararın sonucunu etkileyebilecek bilgi ve belgelerin ilgiliye tebliğ edilip edilmediği araştırılmalıdır.
Bu hususlar yalnızca maddi olayın değerlendirilmesi bakımından değil, adil yargılanma hakkı ve savunma hakkının korunması bakımından da önemlidir.
14. Danıştay 2025/9838 Sayılı Kararı 7068 Sayılı Kanun Kapsamındaki Disiplin Davalarında Kullanılabilir mi?
İncelenen karar, doğrudan 7068 sayılı Kanun kapsamında verilen bir disiplin cezasına ilişkin değildir.
Uyuşmazlık, 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarma işleminden kaynaklanmaktadır.
Bu nedenle kararın 7068 sayılı Kanun kapsamındaki disiplin soruşturmalarına hiçbir ayrım yapılmadan uygulanması doğru değildir.
Bununla birlikte Garson verilerinin hukuki niteliği, kodların anlamı, delillerin değerlendirilmesi ve ilgili personele savunma hakkı tanınması bakımından kararda yer alan açıklamalar, disiplin işlemlerinin yargısal denetiminde tartışılabilecek niteliktedir.
7068 sayılı Kanun kapsamında verilen bir devlet memurluğundan çıkarma cezasının hukuka uygunluğu incelenirken ilgili disiplin suçunun kanuni unsurları, isnat edilen fiiller, deliller ve soruşturma usulü ayrıca değerlendirilmelidir.
İdarenin dayandığı delilin hukuka uygun elde edilmiş olması ile bu delilin belirli bir disiplin suçunun işlendiğini ispatlamaya yeterli olması farklı hukuki meselelerdir.
Bu ayrım, Garson kodlamasına dayalı disiplin soruşturmalarında özellikle önem taşımaktadır.
15. Garson SD Kart Verilerine Karşı Hukuki Savunma Nasıl Kurulmalıdır?
Garson verileri nedeniyle hakkında idari işlem tesis edilen kamu görevlisinin savunması, yalnızca ceza davasında beraat ettiğini ileri sürmekle sınırlı kalmamalıdır.
Öncelikle idarenin hangi somut veriye dayandığı belirlenmelidir.
Veri inceleme raporunda yer alan kodlamanın tarihi, anlamı ve hangi kategoriye ait olduğu incelenmelidir.
Birden fazla veri analiz raporu bulunması halinde raporlar arasındaki farklılıklar değerlendirilmelidir.
İlgili kişinin örgütsel faaliyetlerde bulunduğu iddiasının hangi somut olgulara dayandırıldığı ortaya konulmalıdır.
Kodlamanın örgüt tarafından tek taraflı biçimde yapılmış olması, kodun ifade ettiği iddia edilen faaliyetlerin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği ve ilgili kişinin bunlardan haberdar olup olmadığı gibi hususlar somut olayın özelliklerine göre tartışılmalıdır.
Ayrıca ceza dosyasında elde edilen lehe delillerin ve beraat gerekçesinin idari dosyada değerlendirilmesi sağlanmalıdır.
Savunma hakkının gereği gibi kullandırılmadığı durumlarda, usule ilişkin hukuka aykırılıklar da ayrıca ileri sürülmelidir.
16. Danıştay 2023/21443 E., 2025/9838 K. Kararından Çıkan Hukuki Sonuç
Danıştay 5. Dairesinin 30.09.2025 tarihli kararı, Garson SD kart verilerinin idari yargılamada delil olarak kullanılmasına ilişkin önemli bir içtihattır.
Karar, örgütsel kodlamaların bütünüyle delil niteliğinden yoksun olduğu yönündeki yaklaşımı benimsememektedir.
Aksine, kodlama sisteminin işleyişi ve kodların karşılık geldiği faaliyetler dikkate alınarak irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapılabileceğini kabul etmektedir.
Bununla birlikte yeni veri analiz raporunun davacıya tebliğ edilmesi ve cevap hakkının kullandırılması gerektiği de açıkça belirtilmiştir.
Dolayısıyla kararın iki temel yönü bulunmaktadır: Garson kodlama verilerinin hukuki delil niteliği ve bu verilerin yargılamada değerlendirilmesi sırasında savunma hakkının korunması.
Özellikle EA, DİL ve DİL3 kodlarının farklı dönemlerde bir arada bulunduğu dosyalarda, her bir kodun tarihsel ve hukuki anlamının ayrı ayrı incelenmesi önem taşımaktadır.
17. Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Danıştay 5. Dairesinin 2023/21443 Esas, 2025/9838 Karar sayılı ilamı, Garson kodlamasına dayalı kamu görevinden çıkarma işlemlerinde delil değerlendirmesinin ne şekilde yapılacağına ilişkin önemli açıklamalar içermektedir.
Kararın yalnızca davalı idarenin temyiz isteminin kabul edilmiş olmasından hareketle değerlendirilmesi eksik olacaktır.
Çünkü Danıştay, bir yandan kodlama verilerinin iltisak ve irtibat yönünden taşıdığı delil değerini kabul ederken diğer yandan yeni raporun davacıya bildirilmesini ve cevap hakkının kullandırılmasını zorunlu görmüştür.
Ceza yargılamasında beraat etmiş bir kamu görevlisinin idari işlem yönünden ayrıca değerlendirmeye tabi tutulabileceği kabul edilmekle birlikte, bu değerlendirme somut dosya içeriğine dayanmalı ve yargısal denetime açık olmalıdır.
Her Garson kodlaması aynı hukuki anlamı taşımadığı gibi her kamu görevlisinin dosyasındaki delil durumu da aynı değildir.
Bu nedenle Garson verileri nedeniyle kamu görevinden çıkarma, devlet memurluğundan çıkarma veya disiplin cezası işlemleriyle karşılaşan kişilerin hukuki durumları, yalnızca bir kodlama bilgisine dayanılarak değil, dosyadaki tüm deliller ve uygulanacak mevzuat birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Av. Orçun Akbulut
Ceza Hukuku – İdare Hukuku – Kamu Görevinden Çıkarma ve FETÖ/PDY Yargılamaları
Emsal Karar: Danıştay 5. Dairesi, 30.09.2025 tarih, 2023/21443 E., 2025/9838 K.