FETÖ DAVASINDA HTS VE OPERASYONEL HAT ARAŞTIRILMADAN MAHKÛMİYET VERİLEBİLİR Mİ? YARGITAY BOZMA KARARI 2026

FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik yargılamalarında telefon hatları, HTS kayıtları, baz istasyonu verileri ve örgütsel haberleşme iddiaları çoğu zaman dosyanın en önemli delilleri arasında yer almaktadır.

Ancak telefon irtibatının bulunduğunun ileri sürülmesi ile bu irtibatın örgütsel nitelikte olduğunun hukuken ortaya konulması aynı şey değildir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.07.2026 tarihli, 2024/4498 Esas ve 2026/14895 Karar sayılı ilamı, bu ayrımın uygulamada ne kadar önemli olduğunu gösteren güncel kararlardan biridir.

Somut olayda sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve dosya Yargıtay önüne gelmiştir.

Üstelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname görüşü de hükmün onanması yönündedir. Buna rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi araştırmanın tamamlanmadığını belirleyerek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

SANIK BAŞKA BİR TELEFON HATTI KULLANMIŞ MI?

Kararın ilk dikkat çekici noktası budur.

Yargıtay, yalnızca sanığın çalıştığı yerlere bildirdiği telefon hattının incelenmesiyle yetinilmesini yeterli görmemiştir.

Sanığın hesaplarının bulunduğu banka, elektrik ve su idaresi gibi kurumlara bildirdiği başka bir cep telefonu numarasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Başka bir hat tespit edilmesi hâlinde ise bu hat bakımından kişiselleştirilmiş ayrıntılı analiz raporlarının temin edilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

Dolayısıyla araştırılması gereken mesele yalnızca “sanığın adına kayıtlı hangi telefon hattı bulunmaktadır?” sorusu değildir.

Asıl mesele sanığın fiilen kullandığı başka bir telefon hattının bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasıdır.

HTS KAYITLARINDA “0 SANİYELİ” ÇAĞRILAR DA ARAŞTIRILMALI

Kararın önemli ayrıntılarından biri de HTS kayıtlarına ilişkindir.

Yargıtay, BTK’dan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının getirtilmesini istemiş ve bunu yaparken “0 saniyeli çağrılar” dahil olmak üzere kayıtların incelenmesine açıkça işaret etmiştir.

Bunun devamında sanığın kullandığı hat ile örgütün operasyonel hatları arasında iletişim bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve ilgili şahısların baz çakıştırmasının yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Bu nedenle özellikle ankesörlü veya ardışık arama, operasyonel hat ve örgütsel iletişim iddiasının bulunduğu dosyalarda salt HTS dökümünün dosyaya alınması yeterli değildir.

HTS verisinin neyi gösterdiği, görüşmenin süresi, baz bilgileri, irtibat kurulan kişilerin hukuki durumu ve iletişimin örgütsel niteliğinin somutlaştırılması ayrıca önem taşımaktadır.

BAZ ÇAKIŞTIRMASI NEDEN ÖNEMLİ?

Yargıtay, sanığın operasyonel hatlarla iletişiminin bulunup bulunmadığının tespitinin yanında şahısların baz çakıştırmasının yapılmasını da gerekli görmüştür.

Ayrıca HTS analizine göre sanığın iletişim içerisinde bulunduğu ve haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin ilgili haberleşme sisteminin kullanıcısı olup olmadıklarının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.

Kullanıcı olduklarının belirlenmesi hâlinde ise tespit ve değerlendirme tutanaklarında sanığın “ekleyenler” veya “eklenenler” arasında kaydının bulunup bulunmadığının belirlenmesi istenmiştir.

Bu yaklaşım önemlidir.

Çünkü bir telefon irtibatının bulunması ile bu irtibatın örgütsel iletişim niteliğinde olduğunun ortaya konulması arasında ciddi bir ispat mesafesi bulunmaktadır.

Yargıtay da somut dosyada bu mesafenin gerekli teknik araştırmalarla doldurulmasını istemiştir.

KENDİ ADINA KAYITLI OLMAYAN HAT ÜZERİNDEN BYLOCK KULLANILMIŞ OLABİLİR Mİ?

Kararın ikinci önemli bölümü sanığın kendi adına kayıtlı olmayan başka bir telefon hattını kullanmış olma ihtimali üzerinedir.

FETÖ/PDY soruşturma ve kovuşturmalarında zaman zaman kişinin adına kayıtlı hatlarda ByLock veya başka bir örgütsel haberleşme programına ilişkin veri bulunamamasına rağmen başka bir hat üzerinden kullanım iddiasıyla karşılaşılabilmektedir.

Yargıtay bu ihtimalin varsayımla bırakılmasını değil, araştırılmasını istemektedir.

Sanığın kullandığı bilinen veya kendisinin bildirdiği hatlar dışında başka bir hat kullanıp kullanmadığının belirlenmesi için bankalardan, varsa üyesi olduğu derneklerden, alışveriş yaptığı çevrim içi internet sitelerinden, dijital platformlardan ve kargo şirketleri gibi kişinin telefon numarasını bildirmiş olabileceği yerlerden araştırma yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Böylece sanığın fiilen kullandığı ancak kendi adına kayıtlı olmayan başka bir telefon numarasının bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKA HAT BULUNURSA ARAŞTIRMA BİTMİYOR

Başka bir telefon numarasının tespit edilmesi tek başına örgütsel haberleşmenin ispatı anlamına gelmez.

Yargıtay, başka bir numara bulunması hâlinde bu numara üzerinden ByLock veya örgütsel iletişimi sağlamaya yönelik başka bir program kullanılıp kullanılmadığının da araştırılmasını istemiştir.

Eğer ilgili programın kullanıldığı belirlenirse tespit ve değerlendirme tutanaklarının getirtilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla yapılması gereken değerlendirme birkaç aşamalıdır:

Sanığın başka bir hattı var mı?

Bu hattı gerçekten sanık mı kullanmıştır?

Bu hat üzerinden örgütsel haberleşmeye yönelik bir program kullanılmış mıdır?

Kullanılmışsa buna ilişkin teknik tespit ve değerlendirme tutanakları nelerdir?

Bu sorular cevaplandırılmadan doğrudan hukuki sonuca gidilmesi Yargıtay tarafından yeterli görülmemiştir.

TANIK VE ETKİN PİŞMANLIK BEYANLARI DA ARAŞTIRILMALI

Karar yalnızca teknik telefon incelemesiyle sınırlı değildir.

Yargıtay, sanık hakkında örgütlü suçlara ilişkin bilgi havuzunda ve ilgili birimler nezdinde araştırma yapılmasını da istemiştir.

Özellikle örgütün kamuoyunca bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki dönem bakımından sanığın herhangi bir örgütsel faaliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Bu kapsamda sanık hakkında herhangi bir tanık veya etkin pişmanlık beyanı bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa bu kişilerin aşamalardaki beyanlarının dosyaya getirtilmesi ve tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulması gerektiği belirtilmiştir.

Bütün bu işlemlerden sonra deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerekmektedir.

YARGITAY NEDEN BOZDU?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi sonuç olarak;

sanığın başka veya operasyonel bir hat kullanıp kullanmadığının yeterince araştırılmaması,

HTS ve baz istasyonu kayıtlarının gerekli kapsamda incelenmemesi,

0 saniyeli çağrıların araştırmaya dahil edilmemesi,

operasyonel hatlarla iletişimin bulunup bulunmadığının belirlenmemesi,

baz çakıştırmasının yapılmaması,

başka bir hat üzerinden örgütsel haberleşme programı kullanılıp kullanılmadığının araştırılmaması,

sanık hakkındaki tanık ve etkin pişmanlık beyanlarının araştırılmaması

nedenleriyle araştırmanın tamamlanmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Daire, tüm deliller birlikte değerlendirilmeden sanığın hukuki durumunun tayin edilmesini eksik araştırma olarak değerlendirmiş ve mahkûmiyet hükmünü CMK m.302/2 gereğince bozmuştur.

Dahası bozma kararı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama isteyen tebliğnamesine aykırı olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

FETÖ DAVALARINDA BU KARAR SAVUNMA AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?

Karar yanlış anlaşılmamalıdır.

Yargıtay “HTS kaydı delil değildir” dememektedir.

Aynı şekilde “operasyonel hat iddiası bulunan herkes hakkında beraat kararı verilmelidir” şeklinde bir sonuç da karardan çıkarılamaz.

Kararın ortaya koyduğu esas mesele araştırmanın derinliği ve deliller arasındaki bağlantının kurulmasıdır.

Bir telefon numarasının dosyada bulunması başka, bu hattın sanık tarafından fiilen kullanıldığının ispatlanması başkadır.

Bir kişiyle iletişim kaydının bulunması başka, iletişimin örgütsel nitelikte olduğunun ortaya konulması başkadır.

Bir telefon hattının başka bir kişinin adına kayıtlı olması başka, sanık tarafından kullanıldığının teknik ve somut delillerle belirlenmesi başkadır.

Savunmanın tam da bu ayrımlar üzerinde durması gerekir.

OPERASYONEL HAT VE HTS BULUNAN DOSYALARDA NELER KONTROL EDİLMELİ?

FETÖ/PDY soruşturması veya kovuşturmasında operasyonel hat, HTS veya örgütsel haberleşme iddiası bulunuyorsa dosya yalnızca HTS dökümüne bakılarak değerlendirilmemelidir.

Sanığın kullandığı bütün telefon numaralarının tespit edilip edilmediği, numaranın fiili kullanıcısının kim olduğu, HTS kayıtlarının baz bilgilerini içerip içermediği, 0 saniyeli çağrıların incelenip incelenmediği, baz çakıştırması yapılıp yapılmadığı, irtibat kurulan kişiler hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı ve başka hat üzerinden örgütsel haberleşme programı kullanımına ilişkin teknik tespit bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.

Aynı şekilde sanık hakkında sonradan ortaya çıkan tanık veya etkin pişmanlık beyanlarının bulunup bulunmadığı ve bu anlatımların sanığın dosyasındaki diğer delillerle örtüşüp örtüşmediği de değerlendirilmelidir.

SONUÇ: EKSİK TEKNİK ARAŞTIRMAYLA MAHKÛMİYET KURULAMAZ

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 01.07.2026 tarihli, 2024/4498 E., 2026/14895 K. sayılı kararı, FETÖ/PDY üyeliği yargılamalarında telefon ve HTS delillerinin yüzeysel biçimde değerlendirilmemesi gerektiğini gösteren önemli güncel kararlardan biridir.

Somut olayda ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararı vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dahi hükmün onanması yönünde görüş bildirmiştir.

Buna rağmen Yargıtay 3. Ceza Dairesi araştırılması gereken teknik ve kişisel deliller tamamlanmadan hüküm kurulmasını hukuka uygun bulmamış ve mahkûmiyet kararını bozmuştur.

Bu nedenle operasyonel hat, HTS, baz çakıştırması, başka kişinin adına kayıtlı telefon hattı veya örgütsel haberleşme programı iddiasının bulunduğu FETÖ dosyalarında savunmanın yalnızca mevcut delile cevap vermesi yeterli değildir.

Asıl mesele şudur:

Mahkûmiyete ulaşılmadan önce araştırılması gereken bütün hususlar gerçekten araştırılmış mıdır?

Yargıtay’ın bu kararında verdiği cevap açıktır: Araştırma tamamlanmadan sanığın hukuki durumu hakkında hüküm kurulamaz.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!