İkinci Kez Mükerrirlik Nasıl Kaldırılır? 2026

İkinci kez mükerrirlik nasıl kaldırılır?” sorusu, özellikle cezası kesinleşen ve müddetnamesinde ikinci kez mükerrir olduğunu gören hükümlüler açısından son derece önemlidir. Çünkü ikinci kez mükerrirlik, yalnızca adli sicilde yer alan teknik bir kayıt değildir. Doğrudan cezanın infaz biçimini ve hükümlünün cezaevinde geçireceği süreyi etkileyebilecek ağır sonuçlar doğurur.

Ancak adli sicilde birden fazla mahkûmiyet bulunması, kişinin otomatik olarak ikinci kez mükerrir olduğu anlamına gelmez.

İkinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunun aradığı şartların ayrı ayrı gerçekleşmesi gerekir. Özellikle önceki mahkûmiyetlerin suç tarihleri, kesinleşme tarihleri ve infaz tarihleri doğru sıralanmalıdır.

Bu nedenle ikinci kez mükerrirlik bulunan bir dosyada yapılacak ilk iş, yalnızca sabıka kaydına bakmak değil; tekerrür zincirini oluşturan bütün ilamları tarihleriyle birlikte incelemektir.

Nitekim 2026 yılında verilen Yargıtay kararları da hatalı ikinci kez mükerrirlik uygulamalarının hâlen önemli bir infaz hukuku sorunu olduğunu göstermektedir.

İkinci Kez Mükerrir Ne Demektir?

Tekerrür, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenmiştir.

Basit anlatımla tekerrür; kişinin daha önce işlediği suçtan dolayı verilen mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra, kanunda belirtilen şartlar içerisinde yeniden suç işlemesi durumunda gündeme gelir.

Ancak ikinci kez mükerrirlik, kişinin sadece üçüncü kez suç işlemesi anlamına gelmez.

Burada çok daha önemli bir hukuki zincir bulunmaktadır.

Kişinin önceki mahkûmiyeti nedeniyle TCK m.58 kapsamında mükerrir sayılmış olması, bu tekerrür uygulamasının hukuken geçerli olması ve sonraki suç bakımından ikinci kez tekerrürün şartlarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Dolayısıyla adli sicil kaydında üç, dört hatta daha fazla mahkûmiyet bulunması tek başına ikinci kez mükerrirlik için yeterli değildir.

İkinci Kez Mükerrirlik Neden Bu Kadar Önemlidir?

İkinci kez mükerrirliğin en önemli sonucu infaz hukukunda ortaya çıkar.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi ikinci defa tekerrür hâline özel sonuçlar bağlamıştır.

Bu nedenle hükümde yer alan küçük gibi görünen bir “ikinci kez mükerrir” ibaresi, hükümlünün infaz rejimini ciddi biçimde değiştirebilir.

Tam da bu sebeple, ikinci kez tekerrürün gerçekten oluşup oluşmadığı yalnızca adli sicil belgesine bakılarak değerlendirilmemelidir.

Mahkûmiyet ilamlarının tamamı incelenmelidir.

İkinci Kez Mükerrirlik Nasıl Kaldırılır?

İkinci kez mükerrirlik, şartları gerçekten oluşmuşsa yalnızca hükümlü istemediği için kaldırılamaz.

Ancak ikinci kez tekerrür şartları oluşmadığı hâlde uygulanmışsa, hukuka aykırı uygulamanın ortadan kaldırılması mümkündür.

Burada öncelikle şu sorular sorulmalıdır:

  • Tekerrüre esas alınan ilk mahkûmiyet gerçekten tekerrüre elverişli mi?
  • Önceki hüküm yeni suç tarihinden önce kesinleşmiş mi?
  • TCK m.58’deki üç ve beş yıllık süreler geçmiş mi?
  • İlk tekerrür uygulaması hukuken doğru mu?
  • İlk mükerrirlik kararının infazı hangi tarihte tamamlandı?
  • İkinci suç hangi tarihte işlendi?
  • Mahkeme gerçekten ikinci kez mükerrirliğe karar vermiş mi?
  • İkinci kez tekerrüre esas gösterilen ilam doğru ilam mı?

Bu sorulardan birine verilecek cevap dahi dosyanın sonucunu değiştirebilir.

1. Önceki Karar Yeni Suçtan Sonra Kesinleşmişse

Tekerrür uygulamasında en sık karşılaşılan hatalardan biri budur.

TCK m.58 bakımından önceki mahkûmiyetin yeni suçun işlenmesinden önce kesinleşmiş olması gerekir.

Örneğin:

Yeni suç tarihi: 16.05.2021

Tekerrüre esas gösterilen kararın kesinleşme tarihi: 04.01.2022

ise kişi 16.05.2021 tarihinde suç işlerken söz konusu mahkûmiyet henüz kesinleşmemiştir.

Dolayısıyla bu karar üzerinden tekerrür zinciri kurulamaz.

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2025/16569 E., 2026/878 K. sayılı kararında tam olarak bu mesele değerlendirilmiştir. İncelenen olayda suç tarihi 16.05.2021 olmasına rağmen ikinci kez tekerrüre esas alınan hüküm 04.01.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Yargıtay, suç tarihinden sonra kesinleşen bu hüküm nedeniyle ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmiştir.

Bu nedenle mükerrirlik incelemesinde kesinleşme tarihi ile suç tarihinin karşılaştırılması zorunludur.

2. Önceki Tekerrür Uygulamasının Kendisi Hatalı Olabilir

İkinci kez mükerrirliğin en önemli fakat çoğu zaman gözden kaçan noktalarından biri budur.

İkinci tekerrür, önceki tekerrür uygulamasının üzerine kurulmaktadır.

Peki önceki dosyada kişi aslında mükerrir olmaması gerekirken mükerrir kabul edilmişse ne olacaktır?

Bu durumda ikinci kez tekerrür zincirinin temeli tartışmalı hâle gelir.

Yargıtay’ın güncel kararlarında önceki tekerrür uygulamasının yanlış olduğu durumlarda bunun sonraki ikinci kez mükerrirlik değerlendirmesini de etkilediği görülmektedir.

Dolayısıyla inceleme yalnızca son mahkûmiyet dosyasından başlamamalıdır.

Bir önceki dosya da açılmalıdır.

3. Üç ve Beş Yıllık Tekerrür Süreleri Geçmiş Olabilir

TCK m.58/2 uyarınca tekerrür sonsuza kadar uygulanmaz.

Önceden işlenen suçtan dolayı;

beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,

beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde ise cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl

geçtikten sonra işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanmaz.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sürenin mahkûmiyet tarihinden değil cezanın infaz edildiği tarihten itibaren değerlendirilmesidir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/7807 E., 2025/7905 K. sayılı kararında da önceki cezanın infazından itibaren kanundaki sürenin geçmiş olması nedeniyle tekerrür uygulamasının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.

Bu nedenle eski tarihli sabıka kayıtlarının otomatik olarak tekerrüre esas alınması doğru değildir.

4. İlk Mükerrir Cezanın İnfaz Tarihi Kontrol Edilmelidir

İkinci kez mükerrirlik açısından yalnızca önceki kararın kesinleşmesi yeterli değildir.

Özellikle 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi bakımından ilk mükerrirlik uygulamasının infaz süreci de önem taşımaktadır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/3279 E., 2026/3087 K. sayılı güncel kararında bu konu açık biçimde karşımıza çıkmaktadır.

Kararda, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için kişinin TCK m.58 uyarınca tekerrür hükümlerine tabi tutulmuş olması ve bu cezanın mükerrirlere özgü rejime göre infazından sonra yeniden suç işlemesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Somut olayda önceki ilamın infaz tarihi 02.07.2024, yeni suç tarihi ise bu tarihten öncedir.

Yargıtay bu nedenle ikinci kez mükerrirliğin yasal koşullarının oluşmadığını kabul etmiştir.

Bu karar son derece önemlidir.

Çünkü ikinci kez mükerrirlik incelemesinde yalnızca:

“Önceden mükerrirlik kararı var mı?”

diye sorulması yeterli değildir.

Aynı zamanda:

“Bu karar ne zaman infaz edildi ve yeni suç ne zaman işlendi?”

sorusu da sorulmalıdır.

5. TCK 58/9 Uygulaması Her Zaman İlk Tekerrür Sayılmaz

Bu da teknik fakat çok önemli bir ayrıntıdır.

Bazı suçlarda TCK m.58/9 nedeniyle mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilebilir.

Ancak kişinin mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmuş olması her durumda gerçek anlamda bir tekerrür geçmişi bulunduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2026/3182 E., 2026/6155 K. sayılı kararında bu ayrım özellikle yapılmıştır.

İncelenen dosyada önceki hükümde örgüt üyeliği nedeniyle TCK m.58/9 yollamasıyla mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmıştı. Yargıtay bunun özel tehlikeli suçluluk statüsünden kaynaklandığını, gerçek anlamda ilk tekerrür olarak değerlendirilerek sonraki dosyada ikinci kez mükerrirlik kurulamayacağını kabul etmiştir.

Bu nedenle eski mahkûmiyet kararında “mükerrirlere özgü infaz rejimi” ibaresinin bulunması tek başına yeterli değildir.

Bu ibarenin neden uygulandığı da araştırılmalıdır.

6. Mahkeme İkinci Kez Mükerrirliğe Karar Vermiş mi?

Bir başka kritik mesele hüküm fıkrasıdır.

İnfaz aşamasında adli sicil kaydına bakılarak mahkemenin hükmünde bulunmayan bir ikinci kez mükerrirlik sonucunun hükümlü aleyhine kendiliğinden yaratılması mümkün değildir.

İkinci kez tekerrürün ağır infaz sonuçları nedeniyle mahkûmiyet hükmünün tekerrür bölümünün dikkatle okunması gerekir.

Mahkeme hangi ilamı tekerrüre esas almıştır?

Birinci kez mi yoksa ikinci kez mi mükerrirliğe karar vermiştir?

5275 sayılı Kanun’un 108. maddesine ilişkin bir değerlendirme var mıdır?

Bu soruların cevabı infaz aşamasında belirleyici olabilir.

7. Yanlış İlam Tekerrüre Esas Alınmış Olabilir

Mahkemeler bazen sanığın adli sicilindeki bir mahkûmiyeti tekerrüre esas göstermekte; ancak söz konusu ilam hukuken tekerrüre elverişli olmayabilmektedir.

Bu durumda “sanığın başka sabıkaları zaten var” denilerek hata görmezden gelinemez.

Hangi mahkûmiyetin tekerrüre esas alındığının hukuken denetlenmesi gerekir.

Yargıtay’ın 2025 ve 2026 tarihli kararlarında yanlış ilamın tekerrüre esas alınması nedeniyle hükümlerin bozulduğu veya tekerrür uygulamasının düzeltildiği örnekler bulunmaktadır.

Bu nedenle adli sicilde çok sayıda kayıt bulunan dosyalarda her ilam için ayrı ayrı:

suç tarihi → karar tarihi → kesinleşme tarihi → infaz tarihi → yeni suç tarihi

şeklinde kronolojik tablo hazırlanması en sağlıklı yöntemdir.

Kesinleşmiş Kararda İkinci Kez Mükerrirlik Kaldırılabilir mi?

En çok sorulan sorulardan biri budur.

Kararın kesinleşmiş olması, hukuka aykırı ikinci kez mükerrirlik uygulamasının hiçbir şekilde düzeltilemeyeceği anlamına gelmez.

Ancak başvurulacak hukuki yol hatanın niteliğine göre değişir.

Hüküm henüz kesinleşmemişse istinaf veya temyiz kanun yollarında tekerrür uygulamasına itiraz edilebilir.

Karar kesinleşmişse ise somut olayın niteliğine göre infaz aşamasındaki başvurular veya olağanüstü kanun yolları gündeme gelebilir.

Özellikle istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş hükümlerde CMK m.309 kanun yararına bozma uygulamada önemli bir yol olabilir.

Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2025/16569 E., 2026/878 K. sayılı kararında hukuka aykırı ikinci kez mükerrirlik uygulaması kanun yararına bozma incelemesine konu olmuştur.

Ancak her kesinleşmiş tekerrür hatasının çözümü CMK m.309 değildir.

Başvuru yolu belirlenmeden önce hükmün nasıl kesinleştiği ve hukuka aykırılığın hükümden mi yoksa infaz hesabından mı kaynaklandığı tespit edilmelidir.

Müddetnamede İkinci Kez Mükerrir Yazıyorsa Ne Yapılmalıdır?

Hükümlüler çoğu zaman ikinci kez mükerrir olduklarını mahkûmiyet kararını okurken değil, müddetname düzenlendiğinde fark etmektedir.

Bu durumda ilk yapılması gereken müddetnamedeki hesaplamayı tek başına incelemek değildir.

Önce kesinleşmiş mahkeme kararının hüküm fıkrasına bakılmalıdır.

Çünkü iki farklı problem söz konusu olabilir:

Birincisi: Mahkeme kararı doğrudur fakat müddetname yanlış düzenlenmiştir.

İkincisi: Müddetname mahkeme kararını doğru uygulamaktadır fakat mahkeme kararındaki ikinci kez tekerrür uygulamasının kendisi hukuka aykırıdır.

Bu iki durumda başvurulacak hukuki yöntem aynı olmayabilir.

Bu nedenle müddetname itirazında yalnızca “hesaplama yanlıştır” demek yerine hatanın kaynağı tespit edilmelidir.

İnfaz Hâkimliğine İtiraz Edilebilir mi?

İnfaz sırasında ortaya çıkan hesaplama ve uygulama uyuşmazlıklarında infaz hâkimliği önemli bir başvuru merciidir.

Ancak infaz hâkimliği başvurusu ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün içeriğini değiştirmeye yönelik olağanüstü kanun yolları birbirinden ayrılmalıdır.

Eğer problem infaz savcılığının kesinleşmiş hükmü yanlış uygulamasından kaynaklanıyorsa infaz hukukuna ilişkin başvurular gündeme gelebilir.

Buna karşılık kesinleşmiş hükmün kendisinde açıkça “ikinci kez mükerrir” kararı bulunuyor ve hukuka aykırılık doğrudan bu hükümden kaynaklanıyorsa yalnızca müddetname hesabına itiraz etmek sorunu çözmeyebilir.

Bu ayrım uygulamada son derece önemlidir.

İkinci Kez Mükerrirlik Dosyasında Nasıl İnceleme Yapılmalıdır?

Sağlıklı bir incelemede öncelikle hükümlünün güncel adli sicil kaydı alınmalıdır.

Ardından tekerrür zincirine giren mahkûmiyet kararlarının tamamı temin edilmelidir.

Sonra her karar için ayrı ayrı;

suç tarihi,

karar tarihi,

kesinleşme tarihi,

ceza miktarı,

tekerrür uygulanıp uygulanmadığı,

infaz tarihi

belirlenmelidir.

Son olarak yeni suçun tarihi bu kronoloji üzerine yerleştirilmelidir.

Çoğu tekerrür hatası bu tablo hazırlandığında görünür hâle gelir.

Örneğin tekerrüre esas karar yeni suçtan sonra kesinleşmiş olabilir.

Üç veya beş yıllık süre geçmiş olabilir.

İlk tekerrür uygulaması baştan beri yanlış olabilir.

İlk mükerrir cezanın infazından önce yeni suç işlenmiş olabilir.

Veya önceki dosyadaki mükerrirlere özgü infaz rejimi TCK m.58/9’dan kaynaklanıyor olabilir.

Bunlardan herhangi biri ikinci kez mükerrirlik değerlendirmesini değiştirebilir.

İkinci Kez Mükerrir Ne Kadar Yatar?

Bu soruya yalnızca “ikinci kez mükerrir” bilgisine bakılarak kesin gün veya yıl hesabı vermek doğru değildir.

İnfaz hesabında suç tarihi, suç tipi, ceza miktarı, uygulanacak infaz kanunu, geçici maddeler ve hükümlünün hukuki statüsü birlikte değerlendirilmelidir.

Üstelik infaz mevzuatı son yıllarda birden fazla değişiklik geçirmiştir.

Bu nedenle internette yer alan “şu kadar cezanın şu kadarını yatar” şeklindeki tabloların somut dosyaya doğrudan uygulanması ciddi hatalara yol açabilir.

Öncelikle ikinci kez mükerrirlik uygulamasının hukuken doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Çünkü hatalı ikinci kez tekerrür kaldırıldığında infaz hesabının hukuki zemini de değişebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

İkinci kez mükerrirlik kaldırılabilir mi?

Şartları oluşmuş hukuka uygun bir ikinci kez mükerrirlik yalnızca talep üzerine kaldırılamaz. Ancak kanuni şartlar gerçekleşmeden uygulanmış ikinci kez tekerrürün kanun yolları veya uygun infaz hukuku başvuruları ile düzeltilmesi mümkün olabilir.

Sabıka kaydımda üç ceza varsa ikinci kez mükerrir olur muyum?

Hayır. Mahkûmiyet sayısı tek başına belirleyici değildir. Suç, kesinleşme ve infaz tarihleri ile önceki tekerrür uygulamalarının hukuka uygunluğu birlikte incelenmelidir.

Önceki cezam yeni suçtan sonra kesinleşmişse tekerrüre esas olur mu?

TCK m.58 kapsamında önceki mahkûmiyetin yeni suç işlenmeden önce kesinleşmiş olması gerekir. Yargıtay’ın 2026 tarihli kararlarında da bu şart gerçekleşmediğinde ikinci kez tekerrür uygulamasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir.

Eski sabıka ikinci kez mükerrirliğe esas olur mu?

Her eski sabıka esas olmaz. Önceki cezanın miktarı ve infaz tarihine göre TCK m.58/2’de düzenlenen üç veya beş yıllık sürelerin geçip geçmediği incelenmelidir.

İlk mükerrirlik yanlışsa ikinci kez mükerrirlik de etkilenir mi?

Evet. İkinci kez tekerrürün üzerine kurulduğu önceki tekerrür uygulamasının hukuken geçerli olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Müddetnamede ikinci kez mükerrir yazıyor, nereye itiraz edilir?

Öncelikle hatanın müddetnameden mi yoksa kesinleşmiş mahkeme hükmünden mi kaynaklandığı belirlenmelidir. İnfaz uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklarla kesinleşmiş hükümdeki hukuka aykırılıklar için başvurulacak yollar farklı olabilir.

Kesinleşmiş ikinci kez mükerrirlik kararı düzeltilebilir mi?

Şartları varsa mümkündür. Ancak kullanılabilecek hukuki yol kararın nasıl kesinleştiğine ve hatanın niteliğine göre belirlenir. Bazı dosyalarda CMK m.309 kapsamında kanun yararına bozma gündeme gelebilir.

İkinci kez mükerrirlik için infaz tarihi önemli midir?

Evet. Yargıtay’ın güncel kararlarında önceki mükerrir cezanın infaz tarihi ile sonraki suç tarihi arasındaki ilişki özellikle değerlendirilmektedir.

Sonuç: İkinci Kez Mükerrirlikte Önce Tarihleri Kontrol Edin

İkinci kez mükerrirlik nasıl kaldırılır? sorusunun cevabı, öncelikle uygulamanın hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine bağlıdır.

Bu nedenle ikinci kez mükerrirlik bulunan bir dosyada yapılacak en önemli inceleme, mahkûmiyetlerin kronolojisini çıkarmaktır.

Özellikle;

suç tarihi → kesinleşme tarihi → ilk tekerrür → infaz tarihi → yeni suç tarihi

zinciri kontrol edilmelidir.

2025 ve 2026 tarihli Yargıtay kararları, suç tarihinden sonra kesinleşen ilamın tekerrüre esas alınması, tekerrür sürelerinin geçmiş olması, önceki tekerrür uygulamasının hatalı bulunması veya ilk mükerrir cezanın infazından önce yeni suçun işlenmesi gibi durumlarda ikinci kez tekerrür uygulamasının hukuka aykırı olabileceğini göstermektedir.

Bu nedenle müddetnamesinde veya kesinleşmiş mahkeme kararında “ikinci kez mükerrir” ibaresi bulunan kişinin, infaz hesabından önce tekerrürün dayandığı mahkûmiyet ilamlarını inceletmesi gerekir.

Çünkü bazen sorun cezanın ne kadar yatılacağı değildir.

Asıl sorun, kişinin baştan itibaren ikinci kez mükerrir sayılmaması gerektiğidir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!