Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında en sık karşılaşılan durumlardan biri, üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilen kişinin “Bu uyuşturucuyu falanca kişiden aldım” şeklinde ifade vermesidir.
Bazen bu tek cümleden hareketle adı verilen kişi hakkında uyuşturucu ticareti soruşturması başlatılmakta, evinde arama yapılmakta ve hatta TCK 188 kapsamında tutuklama tedbiri gündeme gelebilmektedir.
Peki bir kişinin “Uyuşturucuyu ondan aldım” demesi, adı verilen kişinin uyuşturucu ticareti suçundan mahkûm edilmesi için tek başına yeterli midir?
Sorunun cevabı her dosya bakımından otomatik olarak “evet” değildir.
Ceza yargılamasında önemli olan yalnızca bir suçlayıcı beyanın bulunması değil; bu beyanın güvenilirliği, tutarlılığı, hangi koşullarda elde edildiği ve dosyadaki diğer delillerle desteklenip desteklenmediğidir.
Özellikle sanığın üzerinde, evinde veya aracında uyuşturucu bulunmamış; satış anı görülmemiş; para alışverişi tespit edilmemiş; telefon incelemesinde uyuşturucu satışına ilişkin yazışma çıkmamış ve fiziki takip yapılmamışsa yalnızca kullanıcı veya alıcı beyanıyla kurulan uyuşturucu ticareti isnadı dikkatle değerlendirilmelidir.
Uyuşturucu Ticaretinde Kullanıcı Beyanı Nedir?
Uyuşturucu soruşturmalarında “kullanıcı beyanı” denildiğinde genellikle kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundururken yakalanan kişinin, maddeyi kimden temin ettiğine ilişkin anlatımı anlaşılır.
Örneğin kolluk tarafından yakalanan Ahmet’in üzerinde uyuşturucu bulunmuş ve Ahmet ifadesinde:
“Bu maddeyi Mehmet’ten 2.000 TL karşılığında aldım.”
demiş olabilir.
Bu beyan üzerine Mehmet hakkında uyuşturucu ticareti soruşturması başlatılması mümkündür.
Ancak soruşturma başlatılması ile uyuşturucu ticareti suçunun mahkûmiyete yeterli şekilde ispatlanması birbirinden tamamen farklı meselelerdir.
Ceza mahkûmiyeti ihtimale veya varsayıma dayanamaz. Mahkeme, sanığın uyuşturucu sattığı sonucuna ulaşırken dosyadaki delillerin tamamını birlikte değerlendirmek zorundadır.
“Uyuşturucuyu Ondan Aldım” Demesi Delil midir?
Evet. Böyle bir anlatım ceza soruşturmasında dikkate alınabilecek bir delildir.
Fakat asıl mesele bu beyanın delil olup olmaması değil, mahkûmiyet için yeterli olup olmadığıdır.
Bir kişinin başka bir kişiyi uyuşturucu satmakla suçlaması ciddi bir iddiadır. Bu nedenle beyanın hangi şartlarda verildiği, ayrıntılı olup olmadığı, kendi içinde çelişip çelişmediği, sonradan değiştirilip değiştirilmediği ve objektif deliller tarafından doğrulanıp doğrulanmadığı araştırılmalıdır.
Örneğin beyanda bulunan kişi uyuşturucuyu nerede aldığını söylemiş midir?
Satışın tarihini açıklayabilmiş midir?
Ne kadar para verdiğini belirtmiş midir?
Uyuşturucunun miktarını ve türünü anlatmış mıdır?
Satışın gerçekleştiğini gösteren telefon irtibatı var mıdır?
Tarafların belirtilen tarih ve yerde bulunduğunu destekleyen bir delil mevcut mudur?
Para transferi veya başka bir maddi bulgu bulunmuş mudur?
Bu soruların cevapları beyanın ispat gücü bakımından önemlidir.
Uyuşturucu Ticaretinde Tek Beyanla Mahkûmiyet Verilebilir mi?
Bu soruya bütün dosyalar için geçerli olacak şekilde “tek beyan hiçbir zaman yeterli değildir” demek hukuken doğru olmaz.
Ceza muhakemesinde delillerin sayısından ziyade güvenilirliği ve ispat gücü önemlidir. Mahkeme, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delilleri dosyanın bütünü içerisinde değerlendirir.
Ancak başka hiçbir maddi veya objektif delille desteklenmeyen, soyut kalan, önemli çelişkiler içeren veya güvenilirliği konusunda ciddi kuşku bulunan bir kullanıcı beyanının mahkûmiyet için yeterli olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
Uyuşturucu ticareti gibi ağır sonuçları bulunan bir suçta mahkûmiyetin varsayıma değil, şüpheyi aşan bir ispata dayanması gerekir.
Bu nedenle “dosyada bir kişi sanıktan uyuşturucu aldığını söyledi” tespitiyle yetinilmemeli; anlatımın güvenilirliğinin hangi somut verilerle doğrulandığı incelenmelidir.
Kullanıcı Beyanı Başka Delillerle Destekleniyor mu?
Uyuşturucuyu ondan aldım beyanı bulunan bir dosyada savunmanın ilk incelemesi gereken noktalardan biri budur.
Örneğin kullanıcı, sanıktan uyuşturucu aldığını söylüyor ve dosyada ayrıca sanık ile kullanıcı arasında aynı tarihte telefon irtibatı bulunuyorsa bu veri beyanla birlikte değerlendirilir.
Buna karşılık hiçbir telefon irtibatı bulunmaması da somut olayın özelliklerine göre savunma bakımından önem taşıyabilir.
Benzer şekilde kullanıcı belirli bir yerde uyuşturucu satın aldığını söylüyor fakat kamera görüntüleri, konum verileri veya başka objektif deliller sanığın belirtilen tarihte başka bir yerde olduğunu ortaya koyuyorsa beyanın güvenilirliği ciddi biçimde tartışılır.
Dolayısıyla kullanıcı beyanı hiçbir zaman dosyanın geri kalanından koparılarak değerlendirilmemelidir.
Sanığın Üzerinde Uyuşturucu Bulunmaması Önemli midir?
Evet, önemlidir; ancak tek başına beraat sebebi olarak kabul edilemez.
Uyuşturucu ticareti suçunun oluşması için failin yakalandığı anda üzerinde uyuşturucu bulunması zorunlu değildir. Satış yaptığı başka delillerle sabit görülen kişi, üzerinde uyuşturucu bulunmasa dahi TCK 188 kapsamında sorumlu tutulabilir.
Ancak sanığın üzerinde, evinde, aracında veya işyerinde hiçbir uyuşturucu bulunmamış olması; hassas terazi, paketleme malzemesi veya uyuşturucu ticaretini destekleyen başka materyal ele geçirilmemesi ve satışa ilişkin dijital delil bulunmaması hâlinde kullanıcı beyanının ispat gücü daha da önemli hâle gelir.
Bu durumda sorulması gereken temel soru şudur:
Uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen kişiyle suç arasında, suçlayıcı kişinin sözü dışında hangi objektif bağ bulunmaktadır?
Bu sorunun cevabı dosyanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Kullanıcı Beyanını Sonradan Değiştirirse Ne Olur?
Uyuşturucu dosyalarında karşılaşılan önemli sorunlardan biri ifade değişiklikleridir.
Bir kişi kollukta “uyuşturucuyu sanıktan aldım” demiş, savcılıkta farklı konuşmuş veya mahkeme huzurunda önceki beyanını kabul etmemiş olabilir.
Böyle bir durumda yalnızca son beyana veya yalnızca ilk beyana bakılarak karar verilmesi yerine bütün anlatımlar birlikte değerlendirilmelidir.
Neden ifade değiştirdiği araştırılmalıdır.
İlk beyan hangi koşullarda alınmıştır?
İlk anlatım ayrıntılı mıdır?
Sonraki anlatımla arasındaki çelişkinin nedeni açıklanmış mıdır?
İlk beyanı doğrulayan başka delil bulunmakta mıdır?
Beyan değişikliğinin bulunması otomatik olarak önceki ifadenin değersiz olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte hangi anlatıma neden üstünlük tanındığının dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Kullanıcı ile Sanık Arasında Husumet Varsa Ne Olur?
Suçlayıcı kişi ile sanık arasında önceden husumet bulunması beyanın güvenilirliği bakımından değerlendirilmesi gereken önemli bir durumdur.
Taraflar arasında borç ilişkisi, kavga, ticari anlaşmazlık, ailevi sorun veya başka bir uyuşmazlık bulunabilir.
Husumetin bulunması tek başına beyanın yalan olduğunu göstermez.
Ancak sanığı ağır bir suçla itham eden kişinin sanıkla ciddi bir husumetinin bulunduğu ortaya çıkıyorsa anlatımının başka delillerle desteklenip desteklenmediğinin özellikle değerlendirilmesi gerekir.
Savunmada yalnızca “tanıkla husumetimiz vardır” denilmesi de yeterli değildir. Mümkün olduğu ölçüde husumetin kaynağı ve bunu doğrulayan somut olgular ortaya konulmalıdır.
Uyuşturucu Dosyasında Teşhis İşlemi Önemli midir?
Evet.
Özellikle kullanıcı sanığı daha önceden tanımadığını, uyuşturucuyu yalnızca bir veya birkaç kez gördüğü bir kişiden aldığını söylüyorsa teşhis işleminin güvenilirliği önem kazanır.
Kişinin sanığı nereden tanıdığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
İsmini biliyor mudur?
Telefon numarasını biliyor mudur?
Daha önce görüşmüş müdür?
Uyuşturucu aldığı kişiyi hangi özelliklerinden tanımaktadır?
Teşhis işlemi hangi yöntemle gerçekleştirilmiştir?
Teşhis sırasında yönlendirme ihtimali bulunmakta mıdır?
Uyuşturucu ticareti dosyalarında teşhis tutanakları yalnızca dosyada bulunup bulunmadıkları bakımından değil, içerikleri ve işlemin gerçekleştiriliş biçimi bakımından da incelenmelidir.
Birden Fazla Kullanıcı Aynı Kişiyi Suçlarsa Ne Olur?
Bu durumda dosyanın ispat yapısı güçlenebilir. Ancak yine otomatik mahkûmiyet sonucuna varılamaz.
Örneğin birbirinden bağımsız üç farklı kişi, farklı tarihlerde aynı kişiden uyuşturucu aldığını ayrıntılı ve birbiriyle uyumlu şekilde anlatıyorsa bunun delil değeri, tek bir kişinin soyut anlatımından farklı olabilir.
Bununla birlikte bu kişilerin birbirleriyle bağlantılı olup olmadığı, ifadelerin hangi koşullarda alındığı, anlatımların gerçekten birbirinden bağımsız olup olmadığı ve objektif delillerle desteklenip desteklenmediği yine incelenmelidir.
Ceza yargılamasında mesele yalnızca “kaç kişi söyledi?” değildir.
Beyanların güvenilirliği ve diğer delillerle uyumu önemlidir.
HTS ve Telefon Görüşmeleri Kullanıcı Beyanını Destekler mi?
Destekleyebilir. Ancak sanıkla kullanıcının telefonla görüşmüş olması tek başına uyuşturucu satışı yapıldığını ispatlamaz.
İki kişinin birbirini tanıması veya telefonla görüşmesi günlük hayat içerisinde pek çok farklı nedenle gerçekleşebilir.
Önemli olan iletişimin suç isnadıyla bağlantısının kurulabilmesidir.
Örneğin kullanıcı “Saat 20.00 civarında sanığı aradım, ardından buluştuk ve uyuşturucu aldım” diyorsa aynı zaman dilimindeki iletişim kayıtları anlatımla birlikte değerlendirilebilir.
Ancak HTS kaydı kural olarak telefon görüşmesinin içeriğini göstermez.
Dolayısıyla “telefon görüşmesi var, öyleyse uyuşturucu satışı vardır” biçimindeki doğrudan çıkarım yeterli değildir.
WhatsApp Mesajları Varsa Durum Değişir mi?
Mesajların içeriğine göre değişebilir.
Açıkça uyuşturucu satışı, miktarı, fiyatı veya teslimine ilişkin olduğu anlaşılan yazışmalar ile günlük hayatta farklı anlamlara gelebilecek belirsiz ifadeler aynı değerde değildir.
Uyuşturucu ticareti soruşturmalarında zaman zaman sıradan kelimelerin “şifreli uyuşturucu konuşması” olduğu ileri sürülebilmektedir.
Böyle bir durumda yorumun hangi somut olgulara dayandığı araştırılmalıdır.
Kullanıcı beyanı ile dijital delilin gerçekten birbirini doğrulayıp doğrulamadığı önemlidir.
Uyuşturucu ticaretinde WhatsApp mesajlarının delil niteliği konusunda sitemizde bulunan ayrıntılı yazımız ayrıca incelenebilir.
Para Alışverişi Tespit Edilmemişse Ne Olur?
Uyuşturucu satışının mutlaka banka havalesi veya EFT yoluyla yapılması beklenemez. Bu nedenle banka kaydının veya para transferinin bulunmaması tek başına beraat sonucunu doğurmaz.
Ancak dosyada hiçbir satış tespiti, fiziki takip, mesaj, telefon içeriği, uyuşturucu, hassas terazi veya para hareketi bulunmuyor ve bütün isnat yalnızca bir kişinin “ondan aldım” sözünden ibaret kalıyorsa mahkûmiyet için gereken ispat düzeyi bakımından ciddi bir tartışma ortaya çıkar.
Ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü altında olduğu kabul edilemez.
İsnat edilen suçun sanık tarafından işlendiğinin yeterli ve hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir.
Kullanıcının Kendi Ceza Sorumluluğunu Azaltma Menfaati Varsa Ne Olur?
Bu nokta uyuşturucu ticareti dosyalarında özellikle gözden kaçırılmamalıdır.
Üzerinde uyuşturucu yakalanan kişi, maddenin kaynağını açıklayarak kendi hukuki durumunun daha iyi olacağını düşünebilir. Bazı dosyalarda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma beklentisi de gündeme gelebilir.
Bu durum, kişinin söylediği her şeyin gerçeğe aykırı olduğu anlamına gelmez.
Fakat suçlayıcı beyan değerlendirilirken beyan sahibinin kendi hukuki durumu bakımından bir menfaatinin bulunup bulunmadığı göz ardı edilmemelidir.
Özellikle başka hiçbir delille desteklenmeyen bir anlatım söz konusuysa bu husus savunmada ayrıca tartışılmalıdır.
“Şüpheden Sanık Yararlanır” İlkesi Bu Dosyalarda Neden Önemlidir?
Ceza yargılamasında mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuken yeterli kesinlikte ortaya konulması gerekir.
Giderilemeyen makul şüphe sanık aleyhine yorumlanamaz.
Bu ilke özellikle kullanıcı veya alıcı beyanının temel delil olduğu uyuşturucu ticareti dosyalarında önem taşır.
Sanığın uyuşturucu sattığı gerçekten ortaya konulmuş mudur?
Yoksa bu sonuç yalnızca bir ihtimale mi dayanmaktadır?
Suçlayıcı beyanın doğru olduğunu gösteren objektif destek var mıdır?
Beyandaki önemli çelişkiler giderilmiş midir?
Sanığın savunmasını doğrulayabilecek deliller araştırılmış mıdır?
Alternatif ihtimaller makul biçimde dışlanmış mıdır?
Bu sorular cevapsız kalıyorsa mahkûmiyet bakımından ciddi bir ispat sorunu ortaya çıkabilir.
“Uyuşturucuyu Ondan Aldım” Beyanına Rağmen Beraat Mümkün müdür?
Evet. Dosyanın delil durumuna göre beraat mümkündür.
Özellikle uyuşturucu ticareti yaptığı ileri sürülen kişinin üzerinde veya hâkimiyet alanında uyuşturucu bulunmaması, satış anının görülmemesi, fiziki takip bulunmaması, telefon incelemesinde satışa ilişkin veri çıkmaması, suçlayıcı kişinin anlatımında ciddi çelişkiler bulunması ve beyanın objektif delillerle doğrulanmaması savunma bakımından önem taşıyabilir.
Ancak bunlardan herhangi biri tek başına “kesin beraat” anlamına gelmez.
Savunmada yapılması gereken, iddia makamının TCK 188 kapsamındaki hangi fiili hangi delille sanığa bağladığını ortaya koymaktır.
Uyuşturucu ticareti suçunda beraat konusunda daha ayrıntılı bilgi için “Uyuşturucu Ticareti Suçunda Beraat Nasıl Alınır