Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Onama Görüşüne Karşı Hangi Hukuki İtirazlar Yapılabilir? (2026)

FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkûm edilen ve dosyası Yargıtay’da bulunan kişiler açısından önemli aşamalardan biri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğname düzenlemesidir.

Tebliğnamede mahkûmiyet kararının onanması yönünde görüş bildirilmesi, sanık bakımından ciddi bir hukuki endişe yaratabilir.

Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama görüşü, Yargıtay ceza dairesinin nihai kararı değildir.

Başsavcılık tarafından onama istenmiş olsa bile ilgili ceza dairesi temyiz incelemesinde farklı bir hukuki sonuca ulaşabilir.

Bu nedenle onama görüşünün hangi gerekçelere dayandığının incelenmesi ve varsa bu görüşe karşı hukuki açıklama yapılması önem taşımaktadır.

Asıl mesele, tebliğnamede onama istenmiş olması değil, bu görüşün mahkûmiyet kararındaki hukuki sorunları karşılayıp karşılamadığıdır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Onama Görüşü Bağlayıcı mıdır?

Hayır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, temyiz incelemesi kapsamında hukuki görüşünü tebliğnameyle açıklar.

Ancak ilgili Yargıtay ceza dairesi bu görüşle bağlı değildir.

Ceza dairesi, temyiz incelemesinin kapsamı ve uygulanacak hukuk kuralları çerçevesinde karar verir.

Bu nedenle onama istemli tebliğname düzenlenmesi, mahkûmiyet kararının mutlaka onanacağı anlamına gelmez.

Bununla birlikte onama görüşüne karşı dilekçe sunulması da mutlaka bozma kararı verileceğini göstermez.

Onama Tebliğnamesine Karşı Hangi Hukuki Gerekçeler İleri Sürülebilir?

Tebliğnameye karşı hazırlanacak hukuki açıklamanın içeriği, mahkûmiyet kararının dayandığı delillere ve önceki temyiz sebeplerine bağlıdır.

FETÖ/PDY dosyalarında özellikle suçun unsurları, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı ve delillerin hukuka uygunluğu bakımından farklı sorunlar ortaya çıkabilir.

Ancak bu sorunların her biri somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.

1. Suçun unsurlarının yanlış değerlendirildiği iddiası

Silahlı terör örgütü üyeliği suçunun oluşabilmesi için TCK 314 kapsamında aranan unsurların değerlendirilmesi gerekir.

Mahkûmiyet kararında sanığın bireysel eylemleri ile örgüt üyeliği suçunun unsurları arasındaki bağlantının ortaya konulması önemlidir.

Özellikle örgüt üyeliği, örgüte yardım ve diğer suç tipleri arasındaki hukuki ayrımların doğru yapılması gerekir.

Onama tebliğnamesinde suçun hukuki nitelendirmesine ilişkin bir hata bulunduğu düşünülüyorsa, bu husus temyiz incelemesinin sınırları içerisinde açıklanabilir.

2. Gerekçeli kararın yetersiz olduğu iddiası

Anayasa’nın 141. maddesi ve CMK’nın 230. maddesi, mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi bakımından önemlidir.

Mahkûmiyet kararında sanığın esaslı savunmalarının değerlendirilmemesi veya hükme nasıl ulaşıldığının yeterince açıklanmaması, gerekçeli karar hakkı bakımından incelenebilir.

Ancak mahkemenin bütün savunma açıklamalarına ayrı ayrı cevap vermemesi, her durumda gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez.

Önemli olan, davanın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddiaların yeterli biçimde karşılanıp karşılanmadığıdır.

3. Savunma hakkının sınırlandırılması

CMK 289/1-h, hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmasını hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında düzenlemektedir.

Örneğin savunmanın önemli bir tanığın dinlenmesi veya belirli bir teknik inceleme yapılması talebi reddedilmiş olabilir.

Ancak talebin reddedilmesi, tek başına savunma hakkının sınırlandırıldığı anlamına gelmez.

Talebin niteliği, ret gerekçesi ve hükmün sonucuna etkisi birlikte incelenmelidir.

4. Hukuka aykırı delile dayanılması

CMK 289/1-i kapsamında hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hukuka kesin aykırılık oluşturabilir.

FETÖ/PDY dosyalarında dijital delillerin elde edilme biçimi ve hukuki değerlendirilmesi önem taşıyabilir.

Ancak delilin hukuka aykırı elde edilmesi ile delilin ispat gücünün yetersiz olduğu iddiası birbirinden farklıdır.

Bu nedenle onama görüşüne karşı hazırlanacak dilekçede hangi hukuki sorunun ileri sürüldüğü açıkça gösterilmelidir.

5. Lehe delillerin değerlendirilmemesi

Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararının yalnızca aleyhe deliller üzerinden kurulması yeterli olmayabilir.

Savunmanın ileri sürdüğü ve hükmün sonucunu etkileyebilecek lehe delillerin nasıl değerlendirildiği önemlidir.

Örneğin sanığın belirli bir tarihte suçlamaya konu yerde bulunmadığını gösteren bir belge veya önemli bir tanık anlatımı dosyada mevcut olabilir.

Bu delilin gerekçeli kararda hiç değerlendirilmemesi ile mahkemenin delile farklı anlam yüklemesi aynı hukuki sorun değildir.

6. Suç tarihinin ve hukuki nitelendirmenin hatalı belirlenmesi

Özellikle uzun bir zaman dilimine yayıldığı iddia edilen örgütsel faaliyetlerde suç tarihinin ve eylemlerin hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi gerekir.

Suç tarihi, uygulanacak kanun hükümleri ve hukuki değerlendirme bakımından önem taşıyabilir.

Ancak bu tür itirazların temyiz incelemesinde ileri sürülebilmesi, önceki temyiz sebepleri ve dosyanın usul durumuyla bağlantılıdır.

FETÖ Davasında ByLock Deliline Dayanan Onama Görüşüne Nasıl Karşı Çıkılabilir?

ByLock verilerinin bulunduğu dosyalarda hukuki değerlendirme, delilin niteliğine ve mahkûmiyet kararında nasıl kullanıldığına göre değişir.

Özellikle teknik verinin sanıkla ilişkilendirilmesi, delilin elde edilme yöntemi, savunmanın delile erişim imkânı ve mahkemenin gerekçesi önemlidir.

Bununla birlikte ByLock verisinin bulunması veya bulunmaması, tek başına bütün dosyalar bakımından aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Tebliğnameye karşı dilekçe hazırlanırken genel ByLock tartışmalarının tekrarlanması yerine, somut dosyada hangi hukuki sorunun bulunduğu açıklanmalıdır.

Ankesörlü Telefon Aramaları Nedeniyle Verilen Mahkûmiyette Onama Görüşüne İtiraz Edilebilir mi?

Ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramalara ilişkin deliller, özellikle bazı askerî personel dosyalarında önem taşımaktadır.

Bu tür dosyalarda aramaların niteliği, sanıkla ilişkilendirilmesi, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi ve mahkûmiyet gerekçesi incelenebilir.

Ancak her arama kaydı tartışması kendiliğinden bozma nedeni oluşturmaz.

Önemli olan, somut dosyada suçun unsurlarının hukuka uygun ve yeterli gerekçeyle ortaya konulup konulmadığıdır.

Garson Verileri veya Dijital Fişleme Kayıtları Onama Görüşünde Nasıl Değerlendirilmelidir?

Bazı FETÖ/PDY dosyalarında dijital fişleme kayıtları veya örgütsel kodlamalara ilişkin veriler mahkûmiyet gerekçesinde kullanılmaktadır.

Bu verilerin hukuki niteliği, elde edilme biçimi, doğrulanabilirliği ve diğer delillerle bağlantısı değerlendirilmelidir.

Özellikle sanığın belirli bir dijital kayıtta yer almasının mahkûmiyet gerekçesinde nasıl kullanıldığı önem taşır.

Ancak her dijital kaydın aynı delil değerine sahip olduğu veya bütün dosyalarda aynı hukuki sonucun doğacağı söylenemez.

Onama Tebliğnamesinde Savunmanın Önemli İtirazlarına Yer Verilmemişse Ne Olur?

Tebliğnamenin her savunma iddiasını ayrıntılı biçimde karşılamaması, tek başına bozma nedeni olarak değerlendirilemez.

Ancak temyiz dilekçesinde ileri sürülen ve hükmün hukuka uygunluğunu etkileyebilecek önemli itirazların değerlendirilmediği düşünülüyorsa, bu hususlar yazılı cevapta açıklanabilir.

Örneğin temyiz dilekçesinde mahkûmiyetin hukuka aykırı delile dayandığı ileri sürülmüş ancak onama görüşünde bu meseleye ilişkin değerlendirme bulunmadığı düşünülüyor olabilir.

Bu durumda ilgili hukuki sorunun somutlaştırılması ve temyiz incelemesinde dikkate alınmasının istenmesi mümkündür.

Bununla birlikte tebliğnamenin gerekçesi ile Yargıtay ceza dairesinin gerekçelendirme yükümlülüğü birbirinden ayrılmalıdır.

Onama Tebliğnamesine Cevap Süresi Ne Kadardır?

CMK 297/3 uyarınca ilgili taraf, tebliğnamenin tebliğinden itibaren iki hafta içinde yazılı cevap verebilir.

Ancak özellikle eski tarihli kararlar bakımından uygulanacak geçiş hükümleri ayrıca incelenmelidir.

Tebliğnameye cevap süresi ile temyiz gerekçelerinin bildirilmesine ilişkin süreler aynı değildir.

Dolayısıyla tebliğnameye cevap hakkının bulunması, süresi geçmiş bütün temyiz sebeplerinin yeniden ileri sürülebileceği anlamına gelmez.

Onama Tebliğnamesine Karşı Dilekçe Nasıl Hazırlanmalıdır?

Tebliğnameye cevap dilekçesi hazırlanırken ilk olarak tebliğnamenin içeriği belirlenmelidir.

Ardından ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, istinaf kararı ve önceki temyiz dilekçesi incelenmelidir.

Dilekçede tebliğnamenin hangi hukuki değerlendirmesine karşı çıkıldığı açıkça belirtilmelidir.

Örneğin mahkûmiyet kararının yeterli gerekçe içermediği ileri sürülüyorsa, bu iddianın gerekçeli karardaki hangi eksiklikten kaynaklandığı açıklanmalıdır.

Savunma hakkının sınırlandırıldığı iddia ediliyorsa, hangi savunma talebinin nasıl reddedildiği ve bu işlemin hüküm bakımından neden önemli olduğu gösterilmelidir.

Hukuka aykırı delile dayanıldığı ileri sürülüyorsa, delilin elde edilme biçimi ve ilgili hukuki sorun somutlaştırılmalıdır.

Dilekçenin amacı, önceki yargılamanın bütün aşamalarını tekrar anlatmak değil, onama görüşüne karşı hukuki değerlendirme sunmaktır.

Onama Tebliğnamesine Karşı Yeni Avukatla Çalışılabilir mi?

Evet.

Sanık, Yargıtay aşamasında başka bir avukattan hukuki yardım alabilir veya koşullarına göre müdafi değişikliği yapabilir.

Ancak yeni avukatın dosyaya katılması, kanuni süreleri kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Bu nedenle tebliğnameye cevap verilmesi düşünülüyorsa, tebliğ tarihi ve uygulanacak süre öncelikle belirlenmelidir.

Yeni müdafi tarafından yapılacak incelemede önceki temyiz sebepleri ve tebliğnamenin gerekçeleri karşılaştırılmalıdır.

Onama Görüşüne Karşı Dilekçe Verilmesi Bozma Kararı Alınmasını Sağlar mı?

Tebliğnameye cevap verilmesi, Yargıtay’ın mutlaka bozma kararı vereceği anlamına gelmez.

Ancak temyiz incelemesinin kapsamı içerisinde bulunan somut hukuka aykırılıkların açıklanması bakımından önem taşıyabilir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görüşü bağlayıcı olmadığından, ilgili ceza dairesi farklı bir hukuki sonuca ulaşabilir.

Bu nedenle dilekçede genel ifadeler yerine hukuki gerekçelerin açıklanması önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

FETÖ dosyamda onama tebliğnamesi geldi, itiraz edebilir miyim?

CMK 297/3 kapsamında yazılı cevap sunulması mümkündür. Bu işlem teknik olarak bağımsız bir itiraz kanun yolu değildir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama görüşü kesin karar mıdır?

Hayır. Nihai temyiz kararını ilgili Yargıtay ceza dairesi verir.

Onama görüşüne karşı hangi hukuki gerekçeler ileri sürülebilir?

Suçun unsurlarının yanlış değerlendirilmesi, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı ve hukuka aykırı delil iddiaları somut dosyanın koşullarına göre değerlendirilebilir.

Tebliğnamede savunmamdan bahsedilmemişse ne olur?

Bu durum tek başına bozma nedeni değildir. Ancak önemli hukuki itirazların değerlendirilmesi yazılı cevapta istenebilir.

Onama tebliğnamesine cevap vermek zorunlu mudur?

Hayır. Kanun yazılı cevap verme hakkı tanımaktadır.

Tebliğnameye cevap verilmezse ceza kesinleşir mi?

Hayır. Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinin kararı gerekir.

Tebliğname geldikten sonra avukat değiştirilebilir mi?

Evet. Ancak müdafi değişikliği kanuni süreleri kendiliğinden yeniden başlatmaz.

Onama görüşüne karşı dilekçe verilirse dosya bozulur mu?

Bozma kararı garanti edilemez. Sonuç, temyiz incelemesinin kapsamına ve dosyanın hukuki durumuna bağlıdır.

Sonuç: Onama Görüşüne Karşı Etkili Savunma Somut Hukuka Aykırılıklara Dayanmalıdır

FETÖ/PDY davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesi, mahkûmiyet kararının kesinleştiği anlamına gelmez.

İlgili Yargıtay ceza dairesi, Başsavcılığın görüşünden farklı bir karar verebilir.

Ancak tebliğnameye cevap verilmesi düşünülüyorsa, dilekçenin hukuki gerekçelerinin somut dosyayla bağlantılı biçimde hazırlanması gerekir.

Özellikle suçun unsurları, savunma hakkı, delillerin hukuka uygunluğu ve gerekçeli karar hakkı bakımından ileri sürülen itirazlar değerlendirilmelidir.

Onama tebliğnamesine karşı hukuki savunmanın değeri, genel itirazların tekrarından değil, mahkûmiyet hükmündeki somut hukuka aykırılıkların açıklanmasından kaynaklanır.

Av. Orçun Akbulut

FETÖ/PDY davalarında onama tebliğnamesinin incelenmesi, temyiz gerekçelerinin değerlendirilmesi ve CMK 297/3 kapsamında yazılı cevap hazırlanması konusunda hukuki danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyaya ilişkin hukuki değerlendirme, uygulanacak mevzuat ve dosyanın özelliklerine göre yapılmalıdır.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!