FETÖ/PDY kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda etkin pişmanlık her zaman yalnızca ceza indirimi sonucunu doğurmaz.
Belirli şartların gerçekleşmesi halinde sanık hakkında örgüt üyeliği suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi mümkündür.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Çünkü TCK m.221/4 kapsamında kişinin yakalandıktan sonra bilgi vermesi halinde üçte birden dörtte üçe kadar ceza indirimi gündeme gelebilirken; kişinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde şartları varsa örgüt üyeliğinden dolayı cezaya hükmolunmaması mümkündür.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05.01.2026 tarihli, 2023/5058 Esas ve 2026/175 Karar sayılı ilamı bu ayrım bakımından oldukça önemlidir.
Yargıtay, davet üzerine kendiliğinden kolluk birimine giden ve soruşturmanın başlangıcından itibaren etkin pişmanlık kapsamında örgüt ve mensupları hakkında bilgi veren sanık hakkında ceza indirimi uygulanmasıyla yetinilmesini hukuka aykırı bularak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Etkin Pişmanlıkta Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Ne Demektir?
Öncelikle kavramların birbirinden ayrılması gerekir.
Etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile beraat kararı aynı değildir.
Beraat kararında, CMK m.223 kapsamında sanığın isnat edilen suç bakımından cezalandırılmasını gerektiren şartların bulunmadığı sonucuna ulaşılır.
Etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı halinde ise suçun oluştuğu kabul edilmekle birlikte kanunun öngördüğü şahsi cezasızlık sebebi nedeniyle faile ceza verilmez.
Bu nedenle;
beraat,
ceza verilmesine yer olmadığı,
etkin pişmanlık nedeniyle ceza indirimi
üç ayrı hukuki sonuçtur.
FETÖ dosyalarında bu üç ihtimalin birbirine karıştırılması ciddi sonuçlara yol açabilir.
TCK 221/4 Ne Diyor?
TCK m.221 örgüt suçlarında etkin pişmanlığı düzenlemektedir.
Örgüt üyesinin gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde hakkında örgüt üyeliği suçundan dolayı cezaya hükmolunmaması mümkündür.
Buna karşılık kişi yakalandıktan sonra aynı nitelikte bilgiler verirse hukuki sonuç değişmektedir.
Bu durumda şartları mevcutsa örgüt üyeliği suçundan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim gündeme gelir.
Dolayısıyla uygulamadaki en kritik ayrımlardan biri şudur:
Kişi gönüllü olarak mı teslim oldu, yoksa yakalandıktan sonra mı etkin pişmanlıkta bulundu?
Bu sorunun cevabı, kişinin yalnızca indirimli ceza alması ile hakkında hiç ceza verilmemesi arasındaki farkı yaratabilir.
Gönüllü Teslim Olma Neden Bu Kadar Önemlidir?
TCK m.221/4’ün ilk cümlesinin uygulanması bakımından kişinin gönüllü teslim olup olmadığı önem taşır.
Burada yalnızca kişinin karakol kapısından kendi ayaklarıyla içeri girip girmediğine bakılması yeterli değildir.
Somut olayın bütün koşulları değerlendirilmelidir.
Kişi zorla mı ele geçirildi?
Hakkında yapılan işlem öncesinde kendi iradesiyle mi başvurdu?
Yetkili makamların daveti üzerine kendiliğinden mi geldi?
Fiilen yakalama gerçekleşmeden önce örgüt hakkındaki bildiklerini anlatmaya başladı mı?
Beyanlarını soruşturma ve kovuşturma boyunca sürdürdü mü?
Bu hususlar hukuki sonucun belirlenmesi bakımından önemlidir.
2026 Yargıtay Kararı: Davet Üzerine Kendiliğinden Kolluğa Gitmek
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05.01.2026 tarihli, 2023/5058 Esas ve 2026/175 Karar sayılı kararı özellikle dikkat çekicidir.
Dosyada bulunan 11.06.2019 tarihli yakalama ve gözaltına alma tutanağına göre sanığın davet üzerine kendiliğinden kolluk birimine gittiği anlaşılmıştır.
Sanık soruşturma aşamasından itibaren etkin pişmanlık kapsamında örgüt ve örgüt mensupları hakkında bilgiler vermiştir.
Yargıtay sanığın;
örgütte kaldığı süreyi,
örgüt içerisindeki konumunu,
örgütsel faaliyetlerini
ve bunlarla uyumlu şekilde verdiği bilgileri dikkate almıştır.
Sonuç olarak sanık hakkında indirimli mahkûmiyet hükmü kurulması yerine TCK m.221/4’ün ilk cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Bu nedenle hüküm bozulmuştur.
Bu karar özellikle “davet üzerine kolluğa gitme” ile “yakalanma” arasındaki hukuki ayrım bakımından FETÖ dosyalarında önem taşımaktadır.
Hakkında Yakalama Kararı Bulunması Gönüllü Teslime Engel mi?
Her durumda engel olduğu söylenemez.
Yargıtay uygulamasında “yakalama kararının bulunması” ile kişinin fiilen “yakalanması” birbirinden ayrılmaktadır.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2021/17028 Esas, 2023/8802 Karar sayılı kararında bu ayrım üzerinde durulmuştur.
Kararda, kanun koyucunun bilinçli olarak “yakalama kararının bulunmasını” değil, failin “yakalanmasını” esas aldığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla kişi hakkında bir araştırma veya yakalama sürecinin bulunması tek başına TCK m.221 kapsamında gönüllü teslim ihtimalini ortadan kaldırmayabilir.
Somut olayda kişinin hangi aşamada ve ne şekilde yetkili makamlara başvurduğu ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Savcılığa Kendiliğinden Başvurmak Ceza Verilmemesini Sağlayabilir mi?
Şartların bulunması halinde evet.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15.01.2025 tarihli, 2024/8036 Esas ve 2025/1410 Karar sayılı dosyasında sanığın soruşturma aşamasında dilekçeyle kendiliğinden Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi değerlendirilmiştir.
Sanığın kovuşturma aşamasında da bu ifadelerini sürdürdüğü belirlenmiştir.
Yargıtay, somut olayda TCK m.221/4’ün ilk cümlesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Bu nedenle özellikle soruşturma başlamadan veya kişi fiilen yakalanmadan gerçekleştirilen başvuruların tarih ve içeriği son derece önemlidir.
Sadece Teslim Olmak Yeterli midir?
Hayır.
TCK m.221/4 kapsamında cezasızlık sonucunun doğması için yalnızca kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına gitmek yeterli değildir.
Kişinin örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi de gerekir.
Dolayısıyla iki unsur birlikte değerlendirilir:
Gönüllü teslim,
ve kanunun aradığı nitelikte bilgi verme.
Verilen bilginin içeriği de somut dosyada önem taşır.
Verilen Bilginin Faydalı Olması Gerekir mi?
Yargıtay uygulamasında verilen bilginin niteliği ve faydalılık derecesi üzerinde durulmaktadır.
Sanığın örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu biçimde bildiklerini anlatması beklenir.
Örneğin kişinin;
örgüt içerisindeki sorumluları,
örgütsel toplantıları,
kod adları,
örgütsel iletişim yöntemlerini,
örgüt evlerini,
örgütsel görevlendirmeleri,
diğer örgüt mensuplarını,
örgütün faaliyetlerini
bilmesi halinde bunlara ilişkin gerçek ve somut bilgileri açıklaması önem taşır.
Ancak etkin pişmanlık uygulaması “belirli sayıda isim verme” sistemine indirgenemez.
Kanunda “10 kişi söylenirse ceza verilmez” veya “20 kişinin ismi verilmelidir” şeklinde bir sayı bulunmamaktadır.
Etkin Pişmanlık Nedeniyle Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Beraat midir?
Hayır.
Bu ayrımı özellikle vurgulamak gerekir.
Beraat kararı ile etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı hukuken aynı değildir.
Beraat bakımından suçun sübutu veya suçun unsurları tartışılmaktadır.
Etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı halinde ise şahsi cezasızlık sebebi söz konusudur.
Bu nedenle savunmada doğrudan etkin pişmanlık talebine geçmeden önce şu soru sorulmalıdır:
Sanığın örgüt üyeliği zaten sabit midir?
Eğer dosyadaki deliller örgüt üyeliğini ispatlamaya yeterli değilse öncelikle beraat ihtimali değerlendirilmelidir.
Yargıtay: Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Yerine Beraat Verilmesi Gereken Dosyalar da Vardır
Bu ayrımın diğer yönü de son derece önemlidir.
Her etkin pişmanlık beyanı bulunan dosyada ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği söylenemez.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21.11.2024 tarihli, 2024/6880 Esas ve 2024/14839 Karar sayılı kararında sanık hakkında TCK m.221/4’ün ilk cümlesi kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmişti.
Ancak Yargıtay, dosyadaki deliller kapsamında sanığın örgüt üyeliğinin ispatlanamadığı sonucuna ulaşarak beraat kararı verilmesi gerektiği yönünde bozma kararı verdi.
Bu karar savunma stratejisi açısından önemli bir noktayı göstermektedir:
Etkin pişmanlık, beraatin alternatifi olarak otomatik biçimde kabul edilmemelidir.
Önce suçun oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Ceza İndirimi Yerine Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Kararı Verilebilir mi?
Evet.
Uygulamadaki en önemli uyuşmazlıklardan biri budur.
İlk derece mahkemesi kişinin yakalandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunduğunu kabul ederek TCK m.221/4 kapsamında ceza indirimi uygulamış olabilir.
Ancak dosya incelendiğinde kişinin aslında fiilen yakalanmadan önce gönüllü olarak teslim olduğu ortaya çıkabilir.
Bu durumda TCK m.221/4’ün ikinci cümlesindeki ceza indirimi yerine ilk cümledeki cezasızlık hükmünün uygulanması tartışılmalıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/5058 E., 2026/175 K. sayılı kararı bunun güncel ve önemli örneklerinden biridir.
Mahkeme 1/3 veya 3/4 İndirim Yaptıysa Ne Yapılabilir?
Öncelikle kişinin etkin pişmanlık sürecinin kronolojisi çıkarılmalıdır.
Şu tarihler özellikle belirlenmelidir:
Kişi hakkında soruşturma ne zaman başladı?
Kişi ne zaman çağrıldı?
Kolluğa hangi tarihte gitti?
Yakalama tutanağı hangi saatte düzenlendi?
İlk etkin pişmanlık beyanı ne zaman verildi?
Savcılık ifadesi ne zaman alındı?
Kişi kendiliğinden mi başvurdu?
Fiilen yakalanmış mıydı?
Bu kronoloji sonucunda kişinin gönüllü teslim olduğu ortaya çıkıyorsa, yalnızca indirimli ceza uygulanmasının hukuka uygun olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Ceza Verilmesine Yer Olmadığı Talebi İstinafta İleri Sürülebilir mi?
Somut dosyanın şartlarına göre bu hukuki hata istinaf başvurusunda ileri sürülebilir.
Özellikle ilk derece mahkemesi TCK m.221/4’ün ikinci cümlesini uygulayarak mahkûmiyet hükmü kurmuş ancak dosya kapsamına göre birinci cümlenin uygulanması gerekiyorsa bu husus açık bir istinaf sebebi haline getirilebilir.
Burada yalnızca “ceza verilmemeliydi” denilmesi yeterli değildir.
Kişinin gönüllü teslim olduğunu gösteren;
yakalama ve gözaltı tutanakları,
çağrı kayıtları,
ifade saatleri,
müracaat dilekçeleri,
savcılık kayıtları,
kolluk tutanakları
kronolojik biçimde ortaya konulmalıdır.
Yargıtay Aşamasında İleri Sürülebilir mi?
Dosyanın temyize tabi olması halinde TCK m.221’in yanlış uygulanması temyiz incelemesine konu olabilir.
Nitekim 05.01.2026 tarihli Yargıtay kararında da sanık hakkında TCK m.221/4’ün ilk cümlesi yerine farklı hukuki sonuç doğuracak biçimde hüküm kurulması bozma nedeni yapılmıştır.
Bu nedenle kesinleşmemiş FETÖ dosyalarında etkin pişmanlığın yalnızca uygulanıp uygulanmadığına değil, TCK m.221’in doğru fıkra ve cümlesinin uygulanıp uygulanmadığına da bakılması gerekir.
Dosyada Özellikle Hangi Belgeler İncelenmelidir?
Etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı ihtimali araştırılırken yalnızca gerekçeli karar okunmamalıdır.
Özellikle;
yakalama tutanağı,
gözaltı tutanağı,
kolluğa davet kaydı,
müracaat dilekçesi,
ilk ifade tutanağı,
savcılık ifadesi,
sorgu tutanağı,
etkin pişmanlık ek ifadeleri,
teşhis tutanakları,
faydalılık araştırmaları
birlikte incelenmelidir.
Bazen dosyanın sonucunu değiştiren husus tek bir tutanaktaki tarih veya saat olabilir.
Kişinin “yakalandıktan sonra” mı yoksa “yakalanmadan önce gönüllü olarak” mı başvurduğunun belirlenmesi TCK m.221/4 bakımından tamamen farklı hukuki sonuç doğurabilir.
Sonuç: Etkin Pişmanlık Her Zaman Sadece Ceza İndirimi Değildir
FETÖ/PDY kapsamında etkin pişmanlık denildiğinde yalnızca 1/3 ile 3/4 arasındaki ceza indiriminin düşünülmesi doğru değildir.
TCK m.221’de belirli şartların gerçekleşmesi halinde örgüt üyeliği suçundan dolayı ceza verilmemesi de öngörülmektedir.
Özellikle kişinin yakalanmadan önce gönüllü olarak teslim olması ve örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde TCK m.221/4’ün ilk cümlesi gündeme gelebilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 05.01.2026 tarihli, 2023/5058 E., 2026/175 K. sayılı kararı bu konuda güncel ve önemli bir örnektir.
Bu nedenle etkin pişmanlık uygulanmış bir FETÖ dosyası incelenirken üç ayrı ihtimal birbirinden ayrılmalıdır:
Beraat verilmesi gereken bir dosya mı?
Etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gereken bir dosya mı?
Yoksa etkin pişmanlık nedeniyle 1/3 ile 3/4 arasında ceza indirimi uygulanması gereken bir dosya mı?
Bu ayrım, sanık hakkında yıllarca hapis cezası kurulması ile hiç ceza verilmemesi arasındaki sonucu belirleyebilecek kadar önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Etkin pişmanlıkta ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir mi?
Evet. TCK m.221’de öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde örgüt üyeliği suçundan dolayı cezaya hükmolunmaması mümkündür.
Gönüllü teslim olan kişi ceza alır mı?
Gönüllü teslim tek başına yeterli değildir. TCK m.221’deki diğer şartların da gerçekleşmesi gerekir. Somut şartların bulunması halinde örgüt üyeliğinden dolayı ceza verilmesine yer olmadığı kararı gündeme gelebilir.
Kolluğun çağırması üzerine kendim gidersem gönüllü teslim sayılır mı?
Her olay kendi koşullarında değerlendirilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/5058 E., 2026/175 K. sayılı kararında davet üzerine kendiliğinden kolluğa giden sanık bakımından TCK m.221/4’ün ilk cümlesinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Hakkımda yakalama kararı varsa gönüllü teslim olabilir miyim?
Yakalama kararının bulunması ile fiilen yakalanma aynı kavram değildir. Yargıtay uygulamasında somut olayın koşullarına göre kişi fiilen yakalanmadan önce gönüllü olarak teslim olmuş kabul edilebilir.
Etkin pişmanlıkta ceza verilmesine yer olmadığı ile beraat aynı mı?
Hayır. Beraat ile şahsi cezasızlık sebebi nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı farklı hukuki sonuçlardır.
Mahkeme 1/3 indirim yaptıysa ceza verilmesine yer olmadığı istenebilir mi?
Dosyanın koşulları TCK m.221/4’ün ilk cümlesini karşılıyorsa, yalnızca ceza indirimi uygulanmasının hukuka aykırı olduğu istinaf veya temyiz aşamasında ileri sürülebilir.
Etkin pişmanlıkta kaç kişinin ismini vermek gerekir?
Kanunda belirli bir sayı yoktur. Değerlendirme verilen bilgilerin içeriği, kişinin örgütteki konumu ve bilgilerin niteliği üzerinden yapılır.
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı adli sicile işler mi?
Bu karar beraat kararıyla aynı hukuki nitelikte değildir. Adli sicil ve arşiv sonuçları, kararın hukuki niteliği ve ilgili sicil mevzuatı çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.