FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılan subay ve astsubayların en önemli hukuki sorunlarından biri, haklarında tesis edilen ayırma işleminin iptal edilip edilemeyeceği ve yeniden görevlerine dönüp dönemeyecekleridir.
Özellikle hakkında kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti bulunmayan, ceza soruşturması açılmamış veya örgüt üyeliği suçundan beraat etmiş askerî personelin idari işlemlerle meslekten çıkarılması, ceza hukuku ile idare hukuku arasındaki farklılıkların değerlendirilmesini gerektirmektedir.
FETÖ iltisakı nedeniyle TSK’dan ihraç edilen asker göreve dönebilir mi? Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen ayırma kararına karşı hangi mahkemede dava açılır? Ceza mahkemesinden beraat etmek göreve dönüş için yeterli midir? İdare mahkemesinin iptal kararı vermesi hâlinde asker hemen göreve başlayabilir mi?
Bu soruların cevapları, ihraç işleminin hukuki dayanağına, işlemin tesis edildiği tarihe, dosyadaki delillere ve uygulanacak mevzuata göre değişmektedir.
Özellikle 11 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7588 sayılı Kanun’la, belirli terör bağlantısı gerekçelerine dayanan kamu görevinden çıkarma işlemlerinde göreve iade kararlarının uygulanmasına ilişkin önemli bir düzenleme yapılmıştır.
Bu nedenle FETÖ iltisakı nedeniyle TSK’dan ihraç edilen askerî personelin hukuki durumunda, yalnızca iptal davasının kazanılması değil, mahkeme kararının ne zaman ve nasıl uygulanacağı da önem taşımaktadır.
FETÖ İltisakı Nedeniyle TSK’dan İhraç Ne Demektir?
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan personel hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu iddiasıyla farklı hukuki düzenlemelere dayanılarak işlem tesis edilebilmektedir.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde terör örgütleriyle ilişkisi olmak, Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler arasında düzenlenmiştir.
Bu hükümde terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını örgütleri desteklemek amacıyla kullanmak veya kullandırmak ve örgüt propagandası yapmak gibi davranışlar yer almaktadır.
Bunun yanında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesi gibi özel düzenlemelere dayanılarak da kamu görevinden çıkarma işlemleri tesis edilmiş olabilir.
Bu iki hukuki rejim birbirinden farklıdır.
6413 sayılı Kanun kapsamında verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının şartları ile 375 sayılı KHK kapsamında tesis edilmiş bir kamu görevinden çıkarma işleminin hukuki koşulları aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Bu nedenle açılacak iptal davasında ilk yapılması gereken, ihraç işleminin hangi kanun hükmüne dayanılarak tesis edildiğinin belirlenmesidir.
Hakkında Ceza Mahkûmiyeti Olmayan Asker TSK’dan İhraç Edilebilir mi?
Evet. Ceza mahkûmiyeti bulunmaması, askerî personel hakkında idari veya disiplin işlemi tesis edilmesini her durumda engellemez.
Ceza yargılamasında kişinin silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işleyip işlemediği araştırılırken, idari süreçte ilgili mevzuatın öngördüğü koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir.
Bu nedenle idare, kanuni şartların bulunması hâlinde kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti olmadan da işlem tesis edebilir.
Ancak idarenin bu yetkisi, somut deliller olmadan meslekten çıkarma kararı verebileceği anlamına gelmez.
Özellikle yalnızca başka bir kişinin ifadesine, geçmişteki sosyal ilişkilere veya teknik kayıtların genel değerlendirmesine dayanılan işlemlerde, personelin hangi davranışı nedeniyle terör örgütüyle bağlantılı kabul edildiği açıklanmalıdır.
İdarenin ulaştığı sonucun denetlenebilir maddi olgulara dayanması gerekir.
FETÖ İltisakı ile FETÖ Üyeliği Aynı Şey midir?
Hayır. Terör örgütüne üyelik ile irtibat veya iltisak kavramları aynı hukuki anlama gelmez.
Silahlı terör örgütüne üyelik, TCK’nın 314. maddesinde düzenlenen bir suçtur. Bu suçun oluşması için örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olma şartları değerlendirilir.
İrtibat ve iltisak kavramları ise belirli idari düzenlemelerde kamu görevinden çıkarma işlemleri bakımından kullanılmaktadır.
Ancak bu kavramların daha farklı bir hukuki alanda kullanılması, idarenin her türlü sosyal ilişkiyi otomatik olarak terör örgütü bağlantısı sayabileceği anlamına gelmez.
Örneğin personelin geçmişte belirli bir öğrenci evinde kalması, aynı okulda eğitim görmesi veya örgütle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir kişiyle tanışıklığının bulunması, tek başına hukuki sonucun belirlenmesi için yeterli olmayabilir.
İlgili davranışın zamanı, niteliği, kişinin bilgisi ve diğer somut deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle 6413 sayılı Kanun’un 20/1-h maddesine dayanılan işlemlerde, kanunda tanımlanan disiplinsizlik fiilleri ile isnat edilen davranış arasındaki bağlantı ayrıca ortaya konulmalıdır.
Yüksek Disiplin Kurulu Tarafından Verilen İhraç Kararı İptal Edilebilir mi?
Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, kanuni şartların bulunması hâlinde idari yargıda iptal davasına konu edilebilir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca idari işlemler; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluk denetimine tabidir.
Bu kapsamda mahkeme, ayırma işleminin hangi makam tarafından tesis edildiğini, savunma hakkına uyulup uyulmadığını, isnat edilen disiplinsizliğin somut olarak ortaya konulup konulmadığını ve işlemin hukuki dayanağını inceleyebilir.
Örneğin personelin yalnızca yıllar önceki bir tanışıklık nedeniyle örgütle ilişkili kabul edilmesi durumunda, bu olgunun ilgili kanun hükmünde düzenlenen disiplinsizliği nasıl oluşturduğu tartışılmalıdır.
Aynı şekilde disiplin soruşturmasında personelin esaslı savunma itirazlarının değerlendirilmemesi veya işlemin dayanağındaki önemli çelişkilerin giderilmemesi de dava konusu yapılabilir.
Ancak her usul eksikliği kendiliğinden iptal sonucunu doğurmaz. Eksikliğin niteliği ve işlemin hukuka uygunluğuna etkisi somut olarak değerlendirilmelidir.
FETÖ Nedeniyle TSK’dan İhraç Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin kaldırılmasının ardından askerî personelin idari işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar, görev ve yetki kuralları çerçevesinde genel idari yargı mercilerince incelenmektedir.
FETÖ iltisakı veya disiplin gerekçesiyle tesis edilen TSK’dan ayırma işlemlerine karşı açılacak iptal davalarında kural olarak idare mahkemeleri görevlidir.
Ancak yetkili mahkemenin belirlenmesinde işlemin hukuki niteliği, personelin statüsü ve 2577 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri dikkate alınmalıdır.
Davanın mutlaka personelin ikamet ettiği yerde veya görev yaptığı ilde açılması gerektiği şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Özellikle kamu görevlilerinin görevlerine son verilmesine ilişkin işlemlerde 2577 sayılı Kanun’un 33. maddesindeki yetki kuralları önem taşımaktadır.
Bu nedenle dava açılmadan önce işlemi tesis eden makamın, personelin son görev yerinin ve işlemin niteliğinin belirlenmesi gerekir.
FETÖ Nedeniyle TSK’dan İhraç Kararına Karşı Dava Açma Süresi Kaç Gündür?
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre, özel kanunlarda farklı süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür.
Bu süre kural olarak idari işlemin usulüne uygun şekilde yazılı olarak bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
Ancak somut işlem bakımından özel bir başvuru veya dava açma süresi bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Özellikle Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile başka kanunlara dayanan kamu görevinden çıkarma işlemleri arasında usul farklılıkları bulunabilir.
2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca idari başvuru yapılmasının dava süresine etkisi de kendi şartlarına tabidir.
İdareye yapılan her başvurunun yeni bir dava açma süresi başlatacağı düşünülmemelidir.
Bu nedenle ihraç kararının tebliğ tarihi, işlemin kesinleşme durumu ve uygulanacak özel hükümler değerlendirilmeden dava süresi hakkında kesin sonuca ulaşılması doğru değildir.
FETÖ İhraç Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
İptal davasında yalnızca ihraç kararının hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir.
Öncelikle işlemin hangi somut delillere dayandığı belirlenmelidir.
Bu kapsamda disiplin soruşturması raporu, YDK kararı, savunma istem yazısı, personelin savunması, tanık beyanları, teknik analiz raporları ve varsa ceza soruşturması belgeleri birlikte incelenmelidir.
Özellikle başka soruşturmalarda ifade veren kişilerin anlatımları kullanılmışsa, bu ifadelerin doğrudan bilgiye mi yoksa duyuma mı dayandığı önemlidir.
Tanığın personeli hangi tarihlerde tanıdığı, hangi somut davranışlarını gözlemlediği ve önceki ifadeleriyle çelişip çelişmediği araştırılmalıdır.
Teknik kayıtlara dayanılan işlemlerde ise kayıtların kişiye aidiyeti, güvenilirliği ve örgütsel bağlantı iddiasını hangi yönlerden desteklediği değerlendirilmelidir.
İdari işlemin hukuka uygunluğu, yalnızca delillerin sayısına göre değil, delillerin içeriği ve ispat gücüne göre belirlenmelidir.
FETÖ Davasından Beraat Eden Asker TSK’ya Geri Dönebilir mi?
Ceza mahkemesinden beraat kararı alan askerî personelin idari ihraç işleminin iptali mümkün olabilir.
Ancak beraat kararı, ihraç işlemini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ceza mahkemesinin hangi gerekçeyle beraat kararı verdiği önemlidir.
Örneğin ceza mahkemesi, isnat edilen maddi olayın gerçekleşmediğini veya personelin olayla bağlantısının bulunmadığını tespit etmişse, bu durum aynı maddi olguya dayanan idari işlemin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Buna karşılık ceza mahkemesinin örgüt üyeliği suçunun mahkûmiyet için gerekli kesinlikle ispatlanamadığı gerekçesiyle beraat kararı vermesi, idari işlemin mutlaka iptal edilmesi gerektiği anlamına gelmez.
İdare mahkemesi, ceza dosyasındaki maddi tespitleri ve idari işlemin dayandığı diğer delilleri birlikte değerlendirir.
Bu nedenle beraat kararının yalnızca sonuç kısmı değil, gerekçesi ve dayandığı deliller de incelenmelidir.
Danıştay FETÖ İltisakı Nedeniyle İhraç Davalarında Nasıl Bir Değerlendirme Yapıyor?
Danıştay kararlarında, terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin ceza yargılaması ile irtibat veya iltisak nedeniyle tesis edilen idari işlemler arasındaki fark üzerinde durulmaktadır.
Danıştay’ın resmî karar arama sisteminde yayımlanan bir kararda, ceza soruşturmasında verilen takipsizlik veya beraat kararının idari yargıda irtibat ve iltisak değerlendirmesi yapılmasına kendiliğinden engel olmadığı açıklanmıştır.
Bununla birlikte idari yargı mercilerinin, idarece sunulan tespitler ile ceza soruşturması veya kovuşturmasında elde edilen maddi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım, idarenin ceza mahkemesi kararından tamamen bağımsız ve delilsiz biçimde işlem tesis edebileceği anlamına gelmez.
Aksine, idari işlemin dayandığı somut olguların ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulmasını gerektirir.
Özellikle kişinin örgütle bağlantılı olduğuna ilişkin genel nitelikli değerlendirmeler ile kişiye özgü somut tespitlerin birbirinden ayrılması önem taşımaktadır.
Geçmişte Cemaat Evinde Kalmak Nedeniyle İhraç Edilen Asker Dava Açabilir mi?
Üniversite yıllarında belirli öğrenci evlerinde veya yurtlarda kaldığı iddiasıyla TSK’dan çıkarılan askerî personelin hukuki durumu, olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Kişinin belirli bir evde kalmış olması, bu evin niteliğini bilip bilmediği, orada hangi faaliyetlere katıldığı ve söz konusu ilişkinin devam edip etmediği önemlidir.
Özellikle yalnızca barınma amacıyla gerçekleşen kısa süreli konaklamaların, başka somut deliller bulunmaksızın örgütsel faaliyet olarak kabul edilmesi hukuki tartışma doğurabilir.
Ancak bir kişinin geçmişte belirli bir evde kalmasının hiçbir durumda disiplin hukukunda değerlendirilemeyeceği de söylenemez.
Önemli olan, idarenin söz konusu davranışın ilgili mevzuat kapsamında neden ihraç sebebi oluşturduğunu somut olarak açıklamasıdır.
Bu tür dosyalarda olayın tarihsel koşulları, tanık anlatımları ve personelin bireysel durumu önem taşımaktadır.
FETÖ İtirafçısının İfadesiyle İhraç Edilen Asker Göreve Dönebilir mi?
Başka bir soruşturmada ifade veren kişinin anlatımına dayanılarak tesis edilen ihraç işlemleri de idari yargı denetimine tabidir.
Bu tür davalarda tanık beyanının güvenilirliği ve isnat edilen davranışı ne ölçüde ortaya koyduğu önemlidir.
Örneğin tanığın yalnızca personeli bir öğrenci evinde gördüğünü söylemesi ile kişinin örgütsel görev üstlendiğini somut olaylarla anlatması aynı nitelikte değildir.
Ayrıca tanığın önceki ifadeleriyle çelişmesi, olay tarihlerini hatırlayamaması veya anlatımının doğrudan gözleme dayanmaması gibi hususlar değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte bir ihraç işleminin yalnızca tek tanık beyanına dayanması, her durumda işlemin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez.
Tanık beyanının somutluğu, tutarlılığı ve diğer delillerle ilişkisi belirleyicidir.
FETÖ Nedeniyle İhraç Edilen Asker Yürütmenin Durdurulmasını İsteyebilir mi?
İptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talep edilebilir.
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Askerî personelin mesleğini ve gelirini kaybetmesi, telafisi güç zarar değerlendirmesinde ileri sürülebilir.
Ancak yürütmenin durdurulması talep edilmesi, mahkemenin mutlaka bu yönde karar vereceği anlamına gelmez.
Ayrıca 2026 yılında yürürlüğe giren özel düzenleme nedeniyle, belirli terör bağlantısı gerekçelerine dayanan kamu görevinden çıkarma işlemlerinde göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının uygulanması bakımından kesinleşme şartı bulunmaktadır.
Bu nedenle yürütmenin durdurulması kararı ile fiilen göreve başlatılma meselesi birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
2026 Yılında Göreve İade Konusunda Ne Değişti?
11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7588 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasına önemli bir hüküm eklenmiştir.
Düzenleme, Millî Savunma Bakanlığı ve ilgili kuruluşlarda görev yapan personel dahil olmak üzere belirli kamu personeli grupları hakkında, terör örgütleriyle bağlantılı gerekçelerle tesis edilen işlemleri kapsamaktadır.
Bu kapsamdaki kamu görevinden çıkarma, meslekten ayırma, sözleşme feshi ve belirli diğer işlemler hakkında verilen, göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının gereği, nihai kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilecektir.
Dolayısıyla bu düzenleme kapsamına giren bir askerî personelin ilk derece idare mahkemesinde iptal kararı alması, karar henüz kesinleşmemişse kendiliğinden fiilen göreve başlatılmasını sağlamaz.
Bu durum özellikle istinaf ve temyiz süreçlerinin devam ettiği dosyalarda önemlidir.
Ancak düzenlemenin somut işleme uygulanıp uygulanmayacağı, işlemin hukuki sebebine ve personelin statüsüne göre değerlendirilmelidir.
İdare Mahkemesi İhraç Kararını İptal Ederse Asker Hemen Göreve Başlar mı?
Her durumda hayır.
2577 sayılı Kanun’un 28. maddesinde mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin genel hükümler bulunmaktadır.
Genel kurala göre idare, mahkeme kararlarının gereklerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
Ancak 7588 sayılı Kanun’la getirilen özel düzenleme kapsamında bulunan işlemlerde, göreve iade sonucunu doğuran kararların uygulanması nihai kararın kesinleşmesine bağlanmıştır.
Bu nedenle iptal kararı verilmesi ile personelin fiilen göreve başlaması arasında kanun yolu süreci nedeniyle zaman farkı bulunabilir.
Davanın hangi aşamada olduğu, verilen kararın niteliği ve işlemin özel düzenleme kapsamında bulunup bulunmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Göreve İade Edilen Asker Geçmiş Maaşlarını Alabilir mi?
Hukuka aykırı ihraç işleminin iptali sonrasında personelin yoksun kaldığı parasal ve özlük hakları gündeme gelebilir.
Bu kapsamda maaş kayıpları, ilgili mevzuata göre doğabilecek diğer parasal haklar ve özlük haklarına ilişkin talepler değerlendirilebilir.
Ancak hangi hakların ödeneceği, dava dilekçesindeki taleplere, mahkeme kararının kapsamına ve uygulanacak mevzuata bağlıdır.
2577 sayılı Kanun’un 12. maddesi, idari işlemler nedeniyle hakları ihlal edilen kişilerin iptal ve tam yargı davalarına ilişkin başvuru imkânlarını düzenlemektedir.
Bu nedenle ihraç işleminin iptali davası hazırlanırken parasal ve özlük haklarının nasıl talep edileceği de değerlendirilmelidir.
FETÖ İhraç Davası Reddedilen Asker Ne Yapabilir?
İlk derece idare mahkemesinin davayı reddetmesi hâlinde, kararın niteliğine göre istinaf yoluna başvurulabilir.
Bölge İdare Mahkemesinin kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı ise 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi ve ilgili hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Olağan kanun yollarının tüketilmesinden sonra, koşulları mevcutsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması gündeme gelebilir.
Ancak bireysel başvuru, idari yargıdaki olağan kanun yollarının yerine geçen bir inceleme değildir.
Bireysel başvuruda Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında güvence altına alınan hakların ihlal edilip edilmediği değerlendirilir.
Başvuru süresi ve kabul edilebilirlik şartları ayrıca önem taşımaktadır.
Kesinleşmiş İhraç Davasından Sonra Beraat Kararı Çıkarsa Yeniden Dava Açılabilir mi?
İhraç işlemine karşı açılan davanın kesinleşmiş olması sonrasında ceza mahkemesinden beraat kararı verilmesi, yeni bir hukuki değerlendirme yapılmasını gerektirebilir.
Ancak beraat kararı, kesinleşmiş idari yargı kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
2577 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yargılamanın yenilenmesi nedenleri sınırlı olarak düzenlenmiştir.
Bu nedenle sonradan verilen her beraat kararının doğrudan yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğu kabul edilemez.
Ayrıca idareye yapılacak yeni başvurunun, geçmişte kesinleşmiş bir işleme karşı dava açma süresini otomatik olarak yeniden başlatmayacağı dikkate alınmalıdır.
Somut olayda beraat kararının içeriği, önceki idari yargı kararının gerekçesi ve yeni ortaya çıkan maddi olgular birlikte değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
FETÖ nedeniyle TSK’dan ihraç edilen asker göreve dönebilir mi?
Evet. İhraç işleminin hukuka aykırılığının yargısal süreçte ortaya konulması ve ilgili şartların gerçekleşmesi hâlinde göreve dönüş mümkün olabilir.
Hakkımda FETÖ ceza davası yok, yine de ihraç edilebilir miyim?
Ceza davası bulunmaması tek başına idari işlem tesis edilmesini engellemez. Ancak işlemin somut delillere ve ilgili kanun hükümlerine dayanması gerekir.
FETÖ davasından beraat ettim, ihraç kararım otomatik iptal olur mu?
Hayır. Beraat kararının gerekçesi ve ihraç işleminin dayanakları birlikte değerlendirilmelidir.
YDK ihraç kararına karşı kaç gün içinde dava açılır?
Özel düzenleme bulunmayan hâllerde genel dava açma süresi altmış gündür. Ancak somut işlemde uygulanacak özel süre ve tebliğ kuralları kontrol edilmelidir.
İhraç davasını kazandım, hemen göreve başlayabilir miyim?
2026 yılında yürürlüğe giren 7588 sayılı Kanun kapsamındaki işlemlerde, göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararlarının uygulanması nihai kararın kesinleşmesine bağlıdır.
FETÖ iltisakı nedeniyle ihraç edilen asker maaşlarını geri alabilir mi?
İşlemin iptali sonrasında yoksun kalınan parasal ve özlük hakları talep edilebilir. Ancak ödeme koşulları somut kararın kapsamına ve ilgili mevzuata bağlıdır.
İhraç davam kesinleşti, sonradan beraat ettim. Yeniden dava açabilir miyim?
Beraat kararı yeni bir hukuki değerlendirmeye konu olabilir. Ancak kesinleşmiş kararın kaldırılması veya yeni dava açılması için kanuni şartların bulunması gerekir.
Sonuç: FETÖ İltisakı Nedeniyle İhraç Edilen Askerin Göreve Dönüşü Mümkün Olabilir
FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak iddiasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılan askerî personelin göreve dönme imkânı, her dosyanın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Kesinleşmiş ceza mahkûmiyetinin bulunmaması veya beraat kararı verilmiş olması, idari ihraç işlemini her durumda hukuka aykırı hâle getirmez.
Ancak idarenin somut delillere dayanmadan, kişiselleştirilmiş değerlendirme yapmadan veya ilgili kanuni şartlar gerçekleşmeden ayırma işlemi tesis etmesi de hukuka uygun kabul edilemez.
Özellikle geçmişteki sosyal ilişkiler, tanık beyanları, ankesörlü arama kayıtları veya başka soruşturmalarda elde edilen belgeler nedeniyle verilen ihraç kararlarında, işlemin hukuki sebebi ile dayanak delillerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekir.
2026 yılında yürürlüğe giren yeni düzenleme nedeniyle, iptal davasının kazanılması ve mahkeme kararının fiilen uygulanması da ayrı aşamalar hâline gelmiştir.
Bu nedenle FETÖ iltisakı nedeniyle TSK’dan ihraç edilen personelin hukuki durumunda, işlemin dayanağı, dava açma süresi, ceza dosyasındaki tespitler, iptal davasının kapsamı ve göreve iade kararının uygulanma koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Av. Orçun Akbulut
Aydın – Askerî Personel İdari Davaları, TSK İhraç İşlemleri ve Göreve İade Davaları