Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Hak Düşürücü Süre Nasıl Hesaplanır? 2026

Hizmet tespit davalarında en kritik konulardan biri 5 yıllık hak düşürücü süredir. Sigortasız veya eksik sigortalı çalışmış birçok kişi, aradan uzun süre geçtiği için artık dava açamayacağını düşünmektedir.

Ancak “Çalışmanın üzerinden 5 yıl geçtiyse hizmet tespit davası açılamaz” şeklindeki genelleme her olay bakımından doğru değildir.

Hizmet tespit davasında öncelikle çalışmanın hangi tarihler arasında gerçekleştiği, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna herhangi bir bildirim yapıp yapmadığı, çalışmanın kesintili olup olmadığı ve Kurumun çalışmadan haberdar olmasını sağlayan kayıtların bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Bu nedenle özellikle eski tarihli sigortasız çalışmalarda dava hakkının bulunup bulunmadığı yalnızca takvime bakılarak belirlenmemelidir.

Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Süre Nedir?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesinde, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespitine ilişkin özel bir süre düzenlemesi bulunmaktadır.

Kanuni düzenlemenin temel mantığına göre, çalışmaları işveren tarafından Kuruma bildirilmeyen veya Kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalı, çalıştığını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesinde açacağı dava ile ispatlayabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken ifade “hizmetin geçtiği yılın sonu”dur.

Dolayısıyla süre her durumda işçinin işten ayrıldığı günün ertesi günü başlayan basit bir 5 yıllık zamanaşımı süresi gibi değerlendirilmemelidir.

Ayrıca bu süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir.

5 Yıllık Süre Ne Zaman Başlar?

Kanundaki genel düzenleme bakımından süre, hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren değerlendirilir.

Basit bir örnek verelim:

Bir işçinin 2020 yılı içerisindeki çalışmasının SGK’ya hiç bildirilmediğini varsayalım.

Genel kuralın uygulanacağı bir durumda 2020 yılına ilişkin çalışma bakımından süre hesabında 31 Aralık 2020 tarihi önem kazanacaktır.

Ancak hizmet tespit davalarında hesaplama bundan ibaret değildir.

Çünkü işverenin SGK’ya verdiği belgeler, çalışmanın bir bölümünün Kuruma bildirilmiş olması veya Kurumun çalışmadan haberdar olduğunun kabul edilebileceği durumlar hak düşürücü sürenin uygulanması bakımından önem taşıyabilir.

Bu nedenle “İşe giriş tarihimden 5 yıl geçti” veya “İşten çıkalı 5 yıl oldu” denilerek doğrudan sonuca gidilmesi doğru değildir.

5 Yıl Geçtiyse Hizmet Tespit Davası Kesinlikle Açılamaz mı?

Hayır. Bu soruya dosyayı incelemeden kesin olarak “açılamaz” cevabı verilmesi doğru değildir.

Hizmet tespit davalarında öncelikle şu soru sorulmalıdır:

İddia edilen çalışma SGK bakımından tamamen kayıt dışı bir çalışma mıdır, yoksa Kurumun çalışma ilişkisinden haberdar olmasını sağlayabilecek bir bildirim veya kayıt mevcut mudur?

Bu ayrım son derece önemlidir.

Örneğin kişinin işe giriş bildirgesinin verilmiş olması, çalışmalarının bir kısmının bildirilmesi veya ilgili döneme ilişkin Kuruma intikal etmiş resmi kayıtların bulunması halinde hak düşürücü süre meselesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla 8, 10 hatta daha eski bir çalışma dönemiyle karşılaşıldığında ilk yapılması gereken “süre geçti” diyerek dosyayı kapatmak değil, SGK kayıtlarının tamamını incelemektir.

Sigorta Girişi Yapılmışsa 5 Yıllık Süre Ne Olur?

Uygulamada önemli uyuşmazlıklardan biri şudur:

İşçi gerçekten çalışmaya başlamıştır. İşveren işe giriş bildirgesini vermiş veya çalışmanın belirli bir bölümünü SGK’ya bildirmiştir; ancak çalışma süresinin tamamını bildirmemiştir.

Örneğin işçi 2017 yılında çalışmaya başlamış, işveren ise 2018 yılından itibaren düzenli bildirim yapmıştır.

Bu durumda 2017 yılındaki dönemin tamamen kayıt dışı bir çalışma gibi değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ayrıca incelenmelidir.

Hizmet tespit davalarında işverenin Kuruma yaptığı bildirimlerin içeriği bu nedenle son derece önemlidir.

Yalnızca E-Devlet ekranındaki toplam prim gününe bakılması yeterli olmayabilir. İşe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgeleri ve dönem itibarıyla mevcut diğer SGK kayıtlarının incelenmesi gerekebilir.

İşe Giriş Bildirgesi Verilmişse Ne Olur?

İşe giriş bildirgesi hizmet tespit davalarında özellikle önem taşıyan belgelerden biridir.

Çünkü işveren tarafından işçinin çalışmasının Kuruma bildirilmiş olması, tamamen kayıt dışı çalışmadan farklı bir hukuki durum ortaya çıkarabilir.

Ancak işe giriş bildirgesinin bulunması da talep edilen bütün çalışma dönemlerinin kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.

Örneğin işe giriş bildirgesinde 1 Haziran 2018 tarihi bulunmasına rağmen işçi 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren çalıştığını iddia ediyorsa, Ocak-Haziran arasındaki dönem ayrıca ispatlanmalıdır.

Bu nedenle belgenin varlığı kadar hangi çalışma dönemini kapsadığı da önemlidir.

Çalışmanın Bir Kısmı SGK’ya Bildirilmişse Ne Olur?

Uygulamada çok sık karşılaşılan bir başka durum da işçinin tamamen sigortasız olmaması, ancak çalışmalarının eksik bildirilmesidir.

Örneğin kişi beş yıl boyunca kesintisiz çalışmıştır ancak;

ilk yıl hiç sigorta yapılmamış,

ikinci yıl sigorta başlatılmış,

bazı aylarda 30 gün yerine 10 veya 15 gün bildirim yapılmış,

sonraki yıllarda ise tam bildirim yapılmış olabilir.

Böyle bir dosyada “İşçi 5 yıl çalışmış” şeklinde tek bir değerlendirme yapılması yeterli değildir.

Hangi ayda kaç gün çalışıldığı ve SGK’ya kaç gün bildirildiği ay ay karşılaştırılmalıdır.

E-Devlet’te Bazı Aylar Görünüyor, Bazı Aylar Görünmüyor

Bu durum hizmet tespit davalarında önemli bir işarettir.

Örneğin işçinin SGK hizmet dökümü şöyle olabilir:

Ocak: 30 gün

Şubat: 30 gün

Mart: kayıt yok

Nisan: kayıt yok

Mayıs: 15 gün

Haziran: 30 gün

İşçi ise bu dönemde hiç ara vermeden çalıştığını söylüyor olabilir.

Bu durumda yalnızca toplam prim gün sayısına bakmak yerine boş bırakılan veya eksik bildirilen ayların nedenleri araştırılmalıdır.

İşveren bu aylarda işçinin çalışmadığını ileri sürebilir.

İşçi ise kesintisiz çalıştığını iddia edebilir.

Uyuşmazlığın çözümü tanıklar, ücret ödemeleri, işyeri kayıtları ve diğer deliller üzerinden yapılacaktır.

Kesintisiz Çalışmada 5 Yıllık Süre Nasıl Değerlendirilir?

Hizmet tespit davalarında kesintisiz çalışma iddiası ayrıca önem taşır.

İşçi aynı işveren yanında uzun yıllar boyunca çalışmış ancak çalışmanın yalnızca belirli dönemleri SGK’ya bildirilmiş olabilir.

Örneğin;

2018 – sigortasız,

2019 – sigortasız,

2020 – SGK bildirimi mevcut,

2021 – SGK bildirimi mevcut,

2022 – SGK bildirimi mevcut

şeklindeki bir çalışma geçmişinde yalnızca “2018’in üzerinden 5 yıl geçti” denilerek sonuca ulaşmak doğru olmayabilir.

Çalışmanın bütünlüğü, Kuruma yapılan bildirimler ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Kesintili Çalışmada Durum Farklı Olabilir mi?

Evet.

Kesintili çalışma ile kesintisiz çalışma aynı şekilde değerlendirilmemelidir.

Örneğin işçi;

2015-2016 arasında bir işyerinde çalışmış,

işten ayrılmış,

2019 yılında aynı işyerine yeniden girmiş olabilir.

Bu durumda iki çalışma dönemi arasında gerçek bir kesinti bulunuyorsa her dönemin hukuki durumu ayrıca incelenmelidir.

İşçinin yıllar sonra aynı işverene dönmüş olması, önceki çalışma döneminin otomatik olarak sonraki dönemle birleşeceği anlamına gelmez.

Bu nedenle hizmet tespit davalarında işten çıkış ve yeniden işe giriş tarihleri özellikle önemlidir.

SGK’ya Şikâyet 5 Yıllık Süreyi Durdurur mu?

Bu noktada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Hizmet tespit davasındaki 5 yıllık süre, klasik anlamda bir zamanaşımı süresi değildir. Hak düşürücü süre niteliğindedir.

Bu nedenle “SGK’ya dilekçe verdim, süre otomatik olarak durdu” şeklindeki bir kabul son derece risklidir.

SGK’ya yapılan başvurunun içeriği, Kurumun yaptığı inceleme ve Kurum kayıtlarının niteliği somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Sürenin dolmasına yakın bir dosyada yalnızca idari başvuru yapılarak dava açılmasının ertelenmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.

İşverene İhtarname Göndermek 5 Yıllık Süreyi Keser mi?

Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark burada da önem taşır.

İşverene noter ihtarnamesi gönderilmesi, ücret veya tazminat taleplerinde farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak hizmet tespit davasındaki hak düşürücü sürenin sırf ihtarname gönderilmesiyle kesildiğinin kabul edilmesi doğru değildir.

Bu nedenle süre yönünden risk bulunan hizmet tespiti uyuşmazlıklarında noter ihtarı gönderilmiş olmasına güvenilerek dava açılması geciktirilmemelidir.

Arabuluculuk 5 Yıllık Süreyi Durdurur mu?

Hizmet tespit davaları, işçilik alacağı davalarından farklı özelliklere sahiptir.

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret veya fazla çalışma gibi işçilik alacaklarında dava şartı arabuluculuk önemli bir aşamadır.

Hizmet tespiti ise sosyal güvenlik hakkına ilişkin özel nitelikte bir uyuşmazlıktır.

Bu nedenle işçilik alacağı davasındaki usul kurallarının hizmet tespit davasına aynen uygulanacağı düşünülmemelidir.

Özellikle hak düşürücü süre bakımından “Önce arabulucuya giderim, sonra hizmet tespit davasını düşünürüm” yaklaşımıyla hareket edilmesi doğru değildir.

İşveren “Çalışma Çok Eski” Diyerek Davanın Reddini İsteyebilir mi?

İşveren davada hak düşürücü süre itirazında bulunabilir.

Ancak hak düşürücü süre niteliği nedeniyle mesele yalnızca işverenin savunmasına bağlı değildir.

Mahkeme, somut olayda sürenin uygulanıp uygulanmadığını hukuken değerlendirecektir.

Bu nedenle davacı işçi bakımından önemli olan, dava dilekçesinde çalışma tarihlerini doğru göstermek ve SGK kayıtlarının hak düşürücü süre bakımından taşıdığı önemi ortaya koymaktır.

10 Yıl Önce Sigortasız Çalıştım, Dava Açabilir miyim?

Bu soru yalnızca “evet” veya “hayır” şeklinde cevaplandırılmamalıdır.

Öncelikle şu hususlar araştırılmalıdır:

İşe giriş bildirgesi var mı?

SGK’ya herhangi bir çalışma bildirimi yapılmış mı?

Çalışmanın bir kısmı hizmet dökümünde görünüyor mu?

Çalışma kesintisiz mi?

Arada gerçek bir işten ayrılma bulunuyor mu?

İşveren aynı mı?

SGK tarafından daha önce inceleme yapılmış mı?

İşyerine ilişkin resmi kayıtlar mevcut mu?

Bunlar görülmeden “10 yıl geçti, artık dava açılamaz” denilmesi sağlıklı değildir.

Buna karşılık çalışmanın tamamen kayıt dışı kaldığı ve Kurumun çalışmadan haberdar olmasını sağlayabilecek herhangi bir bildirim veya tespitin bulunmadığı dosyalarda 5 yıllık hak düşürücü süre ciddi bir engel oluşturabilir.

İşveren Şirketi Kapanmışsa Süre Değişir mi?

İşveren şirketin kapanması veya işyerinin artık faaliyet göstermemesi, tek başına hak düşürücü süreyi ortadan kaldırmaz.

Ayrıca şirketin kapanmış olması eski SGK kayıtlarının yok olduğu anlamına gelmez.

Ticaret sicili, SGK işyeri kayıtları ve ilgili döneme ilişkin diğer resmi kayıtlar üzerinden araştırma yapılabilir.

Ancak işveren şirketin tasfiye edilmiş olması taraf teşkili bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Hizmet Tespit Davası Açmadan Önce Hangi Tarihler Çıkarılmalı?

Özellikle uzun süreli çalışmalarda dava açmadan önce bir çalışma çizelgesi oluşturulması faydalıdır.

Örneğin:

Gerçek işe giriş: 01.06.2017

SGK’da ilk görünen tarih: 01.01.2019

2019: tam bildirim

2020: bazı aylar eksik

2021: tam bildirim

Gerçek işten çıkış: 31.12.2021

Bu tablo çıkarıldığında hangi dönemin tamamen kayıt dışı, hangi dönemin eksik bildirildiği kolayca görülebilir.

Ardından her dönem bakımından hak düşürücü süre ve ispat durumu ayrı ayrı değerlendirilebilir.

Aydın’da Hizmet Tespit Davasında 5 Yıllık Süre

Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası ve Didim’de özellikle inşaat, turizm, tarım, restoran, otel ve sezonluk işlerde sigorta bildiriminin geç başlatılması veya çalışma günlerinin eksik gösterilmesiyle karşılaşılabilmektedir.

Özellikle sezonluk çalışmalarda kesintili çalışma meselesi önemlidir.

İşçinin her sezon yeniden işe başlayıp ayrılması ile yıl boyunca kesintisiz çalışmasına rağmen SGK kayıtlarının dönem dönem kesilmiş olması aynı hukuki durum değildir.

Bu nedenle hizmet tespit davası açılmadan önce SGK hizmet dökümünün ay ay incelenmesi gerekir.

5 Yıllık Süre Nedeniyle Dava Açmadan Önce Ne Yapılmalı?

Öncelikle ayrıntılı SGK hizmet dökümü alınmalıdır.

Ardından gerçek işe giriş ve işten çıkış tarihleri belirlenmelidir.

SGK’daki ilk işe giriş bildirimi ile işçinin gerçek işe giriş tarihi karşılaştırılmalıdır.

Eksik veya tamamen boş görünen aylar tek tek tespit edilmelidir.

Çalışmanın kesintili olup olmadığı belirlenmelidir.

Varsa işe giriş bildirgesi, ücret kayıtları, banka hareketleri, mesajlar ve diğer belgeler toplanmalıdır.

En önemlisi, her çalışma döneminin hak düşürücü süre bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Hizmet tespit davasında süre kaç yıldır?

Kanunda Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti bakımından 5 yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir. Ancak bu sürenin uygulanıp uygulanmayacağı somut olay ve SGK kayıtlarına göre değerlendirilmelidir.

5 yıl geçince hizmet tespit davası kesin olarak açılamaz mı?

Her olay bakımından böyle bir sonuç çıkarılamaz. İşveren tarafından yapılan SGK bildirimleri ve Kurumun çalışmadan haberdar olup olmadığı önem taşıyabilir.

10 yıl önceki sigortasız çalışma için dava açılabilir mi?

Çalışmanın tamamen kayıt dışı olup olmadığı, işe giriş bildirgesi, hizmet dökümü ve diğer SGK kayıtları incelenmeden kesin cevap verilmemelidir.

İşe giriş bildirgesi varsa 5 yıllık süre uygulanır mı?

İşe giriş bildirgesinin varlığı hak düşürücü sürenin değerlendirilmesinde önemli olabilir. Ancak bildirgenin hangi dönemi kapsadığı ve talep edilen çalışmayla ilişkisi ayrıca incelenmelidir.

SGK’ya şikâyet edersem 5 yıllık süre kesilir mi?

SGK başvurusu yapıldığı gerekçesiyle sürenin otomatik olarak kesildiği kabul edilmemelidir. Hak düşürücü süre yönünden dava açma süresinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Noterden ihtar çekmek 5 yıllık süreyi keser mi?

Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklıdır. Bu nedenle yalnızca noter ihtarnamesine güvenilerek hizmet tespit davasının ertelenmesi risklidir.

Sigortamın bazı yılları varsa eski sigortasız yılları isteyebilir miyim?

Talep edilebilir olup olmadığı çalışma ilişkisinin niteliğine, SGK bildirimlerine, kesintisiz çalışmaya ve hak düşürücü süreye göre değerlendirilir.

Sonuç

Hizmet tespit davasında 5 yıllık süre son derece önemlidir; ancak bu kural “5 yıl geçtiyse bütün haklar biter” şeklinde uygulanabilecek kadar basit değildir.

Öncelikle sigortasız olduğu iddia edilen dönemin tamamen kayıt dışı kalıp kalmadığı araştırılmalıdır. İşe giriş bildirgesi, SGK’ya yapılan diğer bildirimler, eksik bildirilen aylar, çalışmanın kesintisiz olup olmadığı ve Kurumun çalışmadan haberdar olmasını sağlayabilecek kayıtlar birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle yıllar önce sigortasız çalışmış kişiler bakımından, yalnızca E-Devlet’teki toplam prim gününe bakılarak dava hakkının bulunmadığı sonucuna varılmamalıdır.

Doğru yöntem; çalışma dönemini ay ay çıkarmak, SGK kayıtlarıyla karşılaştırmak ve her dönem bakımından 5 yıllık hak düşürücü süreyi ayrı değerlendirmektir.

Çünkü bazı dosyalarda 5 yıllık süre davanın önündeki en önemli engelken, bazı dosyalarda SGK’ya yapılmış bildirimler nedeniyle hukuki değerlendirme tamamen farklılaşabilir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!