Ankesörlü ve Ardışık Arama Davaları 2026: Beraat, HTS, ATAÇ ve Yargıtay Kriterleri

FETÖ/PDY’nin askerî mahrem yapılanmasına ilişkin ceza davalarında en önemli delil tartışmalarından biri, ankesörlü veya kontörlü sabit hatlardan yapılan aramalardır. Özellikle askerî personelin belirli tarihlerde ankesörlü ya da sabit hatlardan aranması, başka askerî personelle ardışık şekilde aranması ve bu aramaların belirli bir sistematik içerisinde gerçekleştiği iddiası çok sayıda soruşturma ve kovuşturmanın temelini oluşturmuştur.

Ancak bir kişinin telefon numarasının ankesörlü veya sabit bir hattan aranmış olması, tek başına ve otomatik biçimde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinin kabul edilmesi anlamına gelmez.

Asıl mesele, aramanın örgütsel nitelikte olup olmadığının somut dosyada ortaya konulabilmesidir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve özellikle 2026 yılında verilen kararlar incelendiğinde; ankesörlü arama dosyalarında yalnızca HTS kaydının bulunmasıyla yetinilmediği, çok sayıda teknik ve hukuki kriterin birlikte araştırılmasının arandığı görülmektedir.

Bu nedenle ankesörlü arama dosyasında savunmanın ilk sorusu:

“Ankesörden aranmış mıyım?”

değil;

“Bu aramanın örgütsel bir arama olduğu hangi somut delillerle ortaya konulmuş?”

olmalıdır.

Ankesörlü Arama Nedir?

Ankesörlü arama; kamuya açık alanlarda bulunan ankesörlü telefonlardan veya market, büfe, kırtasiye, lokanta ve benzeri işletmelerde bulunan sabit/kontörlü hatlardan cep telefonu numarasının aranmasıdır.

Ceza davaları bakımından önem taşıyan husus ise herhangi bir ankesörlü telefon görüşmesi değildir.

FETÖ/PDY’nin özellikle askerî mahrem yapılanmasında görev aldığı ileri sürülen kişilerin, askerî personelle doğrudan kendi telefonları üzerinden iletişim kurmak yerine kamuya açık sabit veya ankesörlü telefonları kullandıkları iddiası, bu delil türünün temelini oluşturmaktadır.

Yargıtay, ankesörlü/sabit hatlardan yapılan aramaların belirli şartların varlığı hâlinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun bir delil olarak değerlendirilebileceğini kabul etmektedir.

Ancak bunun için aramanın örgütün gizlilik kuralları çerçevesinde, örgütsel irtibat amacıyla gerçekleştirildiğinin her türlü şüpheden uzak, somut olgu ve teknik verilerle ortaya konulması gerekir.

Dolayısıyla:

“Ankesör kaydı vardır = örgüt üyeliği vardır”

şeklinde otomatik bir hukuki sonuç çıkarılması doğru değildir.

Ardışık Arama Nedir?

Ardışık arama, aynı sabit veya ankesörlü hattan birbirine yakın zaman dilimleri içerisinde birden fazla kişinin telefon numarasının peş peşe aranmasıdır.

FETÖ/PDY askerî mahrem yapılanmasına ilişkin dosyalarda iddia makamı çoğu zaman, aynı mahrem sorumlunun kendisine bağlı askerî personeli aynı ankesörlü veya sabit hattan belirli bir sırayla aradığını ileri sürmektedir.

Örneğin aynı sabit hattan kısa zaman aralıkları içerisinde:

A kişisi,

B kişisi,

C kişisi

aranmış olabilir.

Bu üç kişinin de asker olması, aynı kuvvette görev yapması, aynı veya yakın rütbelerde bulunması ve aramaların farklı tarihlerde benzer şekilde tekrarlanması hâlinde iddia makamı bunun tesadüfi olmadığını ileri sürebilir.

Ancak burada dahi yalnızca “peş peşe aranmış olmak” yeterli değildir.

Aramanın zamanı, süresi, tekrar sayısı, periyodik olup olmadığı, aranan kişilerin birbirleriyle ilişkileri ve görev durumları gibi birçok unsurun incelenmesi gerekir.

Tekil Arama Nedir?

Ankesör dosyalarında çoğu zaman gözden kaçırılan önemli kavramlardan biri de tekil aramadır.

Tekil arama, kişinin belirli bir ankesörlü veya sabit hattan başka kişilerle ardışık hâlde olmaksızın aranmasıdır.

Örneğin kişinin numarası bir büfeye ait sabit hattan aranmış ancak hemen öncesinde veya sonrasında örgütsel bağlamda ilişkilendirilebilecek başka kişilerin numaraları aranmamış olabilir.

Tekil arama ile ardışık arama aynı şey değildir.

Bununla birlikte Yargıtay’ın güncel kararlarında, kişinin görev yaptığı yerlerde yalnız ardışık değil, varsa tekil arama kayıtlarının da getirtilerek bütüncül inceleme yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Bu nedenle “Ben yalnızca bir kez ankesörden aranmışım” şeklindeki bir dosyada dahi kaydın niteliği ayrıntılı olarak incelenmelidir.

Ankesörden Bir Kez Aranmak Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Bu soruya yalnızca arama sayısına bakılarak cevap verilmesi mümkün değildir.

Bir kişinin bir kez veya birkaç kez ankesörlü hattan aranmış olması ile bu aramanın örgütsel olduğunun ispatlanması farklı meselelerdir.

Önemli olan, aramanın dosyanın diğer unsurlarıyla birlikte değerlendirilmesidir.

Örneğin;

aramanın tekil mi ardışık mı olduğu,

hangi sabit hattan yapıldığı,

arama süresi,

aramaya cevap verilip verilmediği,

aynı hattan başka kimlerin arandığı,

aramanın başka tarihlerde tekrar edip etmediği,

aranan kişilerin meslek ve rütbeleri,

aynı mahrem yapılanma içerisinde olduklarına ilişkin başka deliller bulunup bulunmadığı,

sanık hakkında başkaca beyan veya delil bulunup bulunmadığı

araştırılmalıdır.

Dolayısıyla savunmanın yalnızca arama sayısına yoğunlaşması çoğu zaman eksik olacaktır.

HTS Kaydı Nedir ve Ankesör Dosyasında Neden Önemlidir?

HTS kayıtları, telekomünikasyon trafiğine ilişkin teknik verilerdir.

Bu kayıtlar genel olarak iletişimin içeriğini değil; hangi numaranın hangi numarayla, hangi tarih ve saatte, ne kadar süreyle irtibat kurduğuna ilişkin trafik bilgilerini ortaya koyar.

Ankesörlü arama dosyalarında HTS kayıtları, iddia edilen iletişimin teknik temelini oluşturur.

Ancak ham HTS kaydı ile hukuki sonuç aynı şey değildir.

Bir HTS kaydının anlamlandırılması gerekir.

Örneğin dosyada şu kayıt bulunabilir:

10.03.2014 – 20.17 – sabit hat – sanığın GSM numarası.

Bu veri tek başına arayan kişinin kim olduğunu göstermez.

Telefonu fiilen kimin kullandığı, aramanın hangi amaçla gerçekleştirildiği ve görüşmenin içeriği HTS kaydından doğrudan anlaşılmaz.

Bu nedenle teknik kayıtların başka olgularla desteklenmesi ve kişiselleştirilmesi önem taşır.

ATAÇ Nedir?

Ankesörlü arama dosyalarında son yıllarda giderek daha fazla karşılaşılan kavramlardan biri ATAÇ sistemidir.

Ülke genelindeki ankesörlü/kontörlü sabit hatlara ilişkin veriler üzerinde yapılan sorgulamalar yoluyla kişinin farklı görev yerlerindeki tekil ve ardışık arama kayıtlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararlarında ATAÇ sorgusunun yapılması ve kişinin görev yaptığı yerlerdeki tekil ve ardışık arama kayıtlarının yeniden getirtilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır.

Bu nedenle savunma açısından yalnız dosyada mevcut birkaç HTS kaydının incelenmesi yeterli olmayabilir.

Kişinin tüm görev yerlerinin belirlenmesi ve bu dönemlerin tamamının araştırılması gerekebilir.

Çünkü iddia makamı açısından olduğu kadar savunma açısından da bütün verinin görülmesi önemlidir.

Örneğin kişinin uzun yıllar boyunca farklı illerde görev yaptığı ancak yalnızca tek bir tarihte tek bir kayıt bulunduğu bir dosya ile birçok görev yerinde düzenli ve benzer özellik gösteren kayıtların bulunduğu dosyanın delil değerlendirmesi aynı yapılamaz.

Yargıtay 2026’da Hangi Kriterlerin Araştırılmasını İstiyor?

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 tarihli kararları incelendiğinde ankesörlü arama dosyalarında oldukça ayrıntılı bir araştırma çerçevesinin benimsendiği görülmektedir.

Bu çerçevede özellikle şu hususlar önem taşımaktadır:

1. Arama Sayısı

Sanığın kaç kez arandığı belirlenmelidir.

Ancak salt sayı üzerinden sonuç çıkarılması yerine kayıtların tamamı birlikte değerlendirilmelidir.

2. Aramanın Tekil veya Ardışık Olması

Kişinin tek başına mı yoksa başka kişilerle peş peşe mı arandığı ortaya konulmalıdır.

3. Periyodiklik

Aramaların belirli zaman aralıklarıyla tekrar edip etmediği araştırılmalıdır.

Örneğin birbirinden tamamen kopuk ve düzensiz birkaç kayıt ile belirli dönemlerde sistematik biçimde tekrar eden kayıt aynı şekilde değerlendirilemez.

4. Aramaların Tarih ve Saatleri

Aramaların hangi saatlerde gerçekleştirildiği önem taşır.

Mesai içi veya mesai dışı olma durumu ve diğer aramalarla zamansal ilişki değerlendirmeye konu olabilir.

5. Konuşma Süreleri

Aramaların kaç saniye sürdüğü incelenmelidir.

Cevapsız çağrı, sıfır saniyelik kayıt, birkaç saniyelik bağlantı ve uzun görüşme arasında teknik farklılıklar bulunmaktadır.

6. Farklı Ankesörlü veya Sabit Hatların Kullanılması

Kişinin sürekli aynı sabit hattan mı yoksa birbirinden farklı çok sayıda sabit/ankesörlü hattan mı arandığı araştırılmalıdır.

7. Ardışık Aranan Kişilerin Kimlikleri

Sanıkla birlikte ardışık olarak aranan kişilerin açık kimlikleri belirlenmelidir.

8. Kuvvet ve Rütbe Benzerliği

Ardışık aranan kişilerin aynı askerî kuvvete mensup olup olmadıkları ve rütbeleri değerlendirilmelidir.

Bu kriter, ardışık grubun gerçekten belirli bir örgütsel hücreyi gösterip göstermediğinin tartışılmasında önem taşır.

9. Şifreleme Yöntemi

Aramalarda telefon numarasının son rakamlarının değiştirilmesi gibi bir şifreleme veya gizleme yöntemi kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir.

10. HTS İrtibatı

Birlikte ardışık aranan kişilerin kendi GSM hatları üzerinden sanıkla ayrıca irtibatlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

11. Ortak Baz İstasyonu

Dosyanın özelliklerine göre sanık ile ardışık aranan kişilerin aynı zaman dilimlerinde aynı baz istasyonlarından sinyal alıp almadığı incelenebilir.

12. Diğer Kişiler Hakkındaki Soruşturma ve Davalar

Sanıkla ardışık aranan kişiler hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

13. Bu Kişilerin İfadeleri

Ardışık aranan kişilerin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki ifadeleri dosyaya getirtilmelidir.

14. Tanık Olarak Dinlenmeleri

Gerektiğinde bu kişiler mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmelidir.

15. Sanık Hakkındaki Diğer Beyanlar

UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başka bir kişinin beyanı veya başka bir delil bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Bütün bunlar göstermektedir ki ankesörlü arama dosyası yalnızca bir HTS listesinden ibaret değildir.

Ankesör Kaydı Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Bu sorunun cevabı somut dosyanın özelliklerine göre verilmelidir.

Yargıtay, ankesörlü/sabit hattan örgütsel amaçla arandığı hususunun her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle ortaya konulması hâlinde bunun kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olarak değerlendirilebileceğini kabul etmektedir.

Bu nedenle “ankesör kaydı hiçbir şekilde delil değildir” şeklindeki savunma da hukuken isabetli değildir.

Buna karşılık “ankesör kaydı bulunduğuna göre sanık mutlaka örgüt üyesidir” yaklaşımı da eksiktir.

Asıl tartışma kaydın varlığından çok, kaydın niteliği ve örgütsel irtibatı ispat gücü üzerinde yürütülmelidir.

Periyodiklik Neden Önemlidir?

Periyodiklik, aramaların belirli zaman aralıklarıyla tekrar etmesidir.

Örgütsel haberleşme iddiasının temel özelliklerinden biri, görüşmelerin rastlantısal değil belirli bir sistem içerisinde gerçekleştirilmiş olduğunun ileri sürülmesidir.

Bu nedenle aramaların;

15 günlük,

aylık,

iki aylık

veya başka bir düzen içerisinde tekrar edip etmediği araştırılabilir.

Ancak periyodiklik yalnız takvim üzerinde birkaç tarihi yan yana koyarak belirlenmemelidir.

Görev değişiklikleri, izinler, tayinler, telefon hattının kullanım dönemi ve somut olayın diğer özellikleri de dikkate alınmalıdır.

Aramaların düzensiz olması savunma açısından önemli bir argüman oluşturabilir. Bunun hukuki sonucu ise dosyanın bütün delilleriyle birlikte değerlendirilmelidir.

Ardışık Aranan Kişiyi Tanımamak Önemli midir?

Evet.

Sanığın kendisiyle ardışık arandığı belirtilen kişileri tanıyıp tanımadığı araştırılması gereken önemli konulardan biridir.

Örneğin aynı büfenin telefonundan birkaç dakika içerisinde üç farklı asker aranmış olabilir.

Ancak bu kişilerin;

birbirlerini tanımamaları,

aynı birlikte görev yapmamaları,

aynı rütbede bulunmamaları,

aralarında telefon irtibatı olmaması,

aynı sosyal veya mesleki çevrede bulunmamaları

hâlinde ardışıklık tespitinin örgütsel anlamı ayrıca tartışılmalıdır.

Bu nedenle savunmada “Ben bu kişiyi tanımıyorum” demekle yetinilmemeli; bu savunmanın teknik verilerle doğrulanıp doğrulanamayacağı araştırılmalıdır.

Aynı Baz İstasyonu Kaydı Neden Önemlidir?

Baz istasyonu incelemesi, özellikle savunmanın doğrulanması açısından önem taşıyabilir.

Yargıtay’ın güncel kararlarında ardışık aranan kişilerin kullandıkları GSM numaraları üzerinden sanıkla HTS irtibatlarının bulunup bulunmadığının ve bazı kararlarında aynı baz istasyonundan sinyal alıp almadıklarının uzman bilirkişi marifetiyle araştırılması gerektiği belirtilmektedir.

Buradaki amaç, teknik verinin diğer teknik verilerle denetlenmesidir.

Örneğin iddia edilen toplantı veya irtibatın gerçekleştiği kabul edilen zamanlarda kişilerin coğrafi hareketlerinin teknik verilerle uyumlu olup olmadığı savunma açısından önem taşıyabilir.

Ancak baz istasyonu verisinin kesin konum tespiti olmadığı da unutulmamalıdır.

Ardışık Aranan Kişiler Tanık Olarak Dinlenmeli midir?

Somut olayın özelliklerine göre bu husus son derece önemlidir.

Yargıtay kararlarında, sanıkla birlikte ardışık arandığı tespit edilen kişiler hakkındaki soruşturma ve kovuşturma dosyalarının araştırılması, ifadelerinin getirtilmesi ve gerekli hâllerde bu kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmektedir.

Bu yalnızca şekli bir işlem değildir.

Örneğin ardışık aranan kişi:

“Sanığı tanımıyorum.”

“Hiç birlikte toplantıya katılmadık.”

“Bu kişiyle hiçbir örgütsel bağlantım olmadı.”

şeklinde beyanda bulunabilir.

Bunun tersine sanık aleyhine beyanda da bulunabilir.

Her iki durumda da savunmanın bu kişiye soru yöneltebilmesi ve beyanın güvenilirliğinin duruşmada tartışılabilmesi adil yargılanma hakkı bakımından önem taşır.

Anayasa Mahkemesi Ankesörlü Aramalara Nasıl Yaklaşıyor?

Anayasa Mahkemesi, Murat Albayrak kararında ankesörlü/kontörlü sabit hatlara ilişkin HTS kayıtlarının elde edilmesi ve analiz edilmesi sürecini incelemiştir.

Mahkeme, somut başvuruda HTS verilerinin elde edilme yöntemi itibarıyla adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenle savunmanın yalnızca:

“HTS kayıtları hukuka aykırıdır.”

iddiasına dayanması yeterli bir strateji değildir.

Daha etkili savunma, somut dosyadaki teknik tespitlerin güvenilirliği, kişiselleştirilmesi, bütünlüğü ve Yargıtay’ın öngördüğü araştırmaların yapılıp yapılmadığı üzerinde kurulmalıdır.

Nitekim Anayasa Mahkemesinin sonraki kararlarında da Yargıtayın ankesörlü arama dosyalarında öngördüğü araştırma kriterlerinin önemi üzerinde durulmaktadır.

Ankesörlü Arama Dosyasında Beraat Mümkün müdür?

Evet, ankesörlü arama kaydı bulunan bir dosyada beraat hukuken mümkündür.

Ancak “ankesör kaydı varsa beraat olmaz” veya bunun tam tersi “bir kez aranmışsa kesin beraat eder” şeklinde genel kurallar yoktur.

Her dosya kendi delilleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Beraat tartışması özellikle şu durumlarda güç kazanabilir:

Aramaların örgütsel nitelikte olduğunun somutlaştırılamaması,

kayıtların tekil ve sınırlı olması,

iddia edilen periyodik yapının bulunmaması,

ardışık aranan kişiler arasında anlamlı bir bağlantı kurulamaması,

kişilerin birbirini tanımaması,

kuvvet ve rütbe yapısının iddia edilen örgütsel gruplaşmayla uyumlu olmaması,

HTS ve baz verilerinin iddiayı desteklememesi,

sanık hakkında başka örgütsel delil bulunmaması,

sanık aleyhine beyan bulunmaması,

teknik raporların eksik veya çelişkili olması,

arama kayıtlarının yeterince kişiselleştirilememesi

gibi hususlarda önem kazanabilir.

Fakat bunlardan herhangi birinin bulunması tek başına otomatik beraat nedeni değildir.

Ceza yargılamasında belirleyici olan bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin her türlü makul şüpheden uzak biçimde ispatlanıp ispatlanamadığıdır.

Eksik Araştırma Varsa Ne Olur?

Ankesörlü arama davalarında en önemli kanun yolu sebeplerinden biri eksik araştırmadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17.02.2026 tarihli 2023/480 E., 2026/3038 K. sayılı kararında; kişinin görev yaptığı yerlerdeki ardışık ve tekil kayıtların araştırılması, HTS üzerinde ayrıntılı bilirkişi incelemesi yapılması, arama özelliklerinin belirlenmesi, ardışık aranan kişilerle HTS ve baz ilişkisinin incelenmesi ve ilgili kişilerin beyanlarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek eksik araştırmayla kurulan hüküm bozulmuştur.

Benzer şekilde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18.02.2026 tarihli 2022/37003 E., 2026/3278 K. sayılı kararında da kapsamlı araştırmalar yapılmadan hüküm kurulması bozma nedeni kabul edilmiştir.

Yine 18.02.2026 tarihli 2023/8481 E., 2026/3309 K. ve 26.02.2026 tarihli 2023/1002 E., 2026/4043 K. sayılı kararlar güncel yaklaşımın münferit bir karardan ibaret olmadığını göstermektedir.

Bu nedenle dosyada yalnızca “HTS analiz tutanağı vardır” denilmesi yeterli görülmemeli; bu raporun Yargıtayın aradığı bütün kriterleri karşılayıp karşılamadığı tek tek incelenmelidir.

Ankesörlü Arama Dosyasında Savunma Nasıl Yapılmalıdır?

Etkili bir ankesör savunması soyut hukuki itirazlardan ziyade dosyanın teknik haritasını çıkarmalıdır.

İlk olarak kişinin bütün görev yerleri ve görev tarihleri belirlenmelidir.

Ardından bütün ankesör ve sabit hat kayıtları kronolojik tabloya dönüştürülmelidir.

Her kayıt bakımından:

tarih,

saat,

arama yapılan sabit hat,

arama süresi,

tekil/ardışık niteliği,

ardışık aranan kişiler,

kişilerin rütbeleri,

kuvvetleri,

soruşturma durumları,

tanışıklık,

HTS irtibatı,

baz verileri,

şifreleme iddiası

ayrı ayrı incelenmelidir.

Ancak bundan sonra gerçek anlamda dosyaya özgü bir savunma kurulabilir.

En Sık Yapılan Savunma Hataları

Ankesörlü arama dosyalarında yapılan en önemli hatalardan biri bütün savunmayı:

“Ben FETÖ’cü değilim.”

cümlesine indirgemektir.

Ceza dosyasındaki teknik iddia teknik olarak çürütülmelidir.

İkinci hata ise yalnızca arama sayısına odaklanmaktır.

“Bir kere aranmışım.”

veya

“Üç kere aranmışım.”

tek başına yeterli analiz değildir.

Üçüncü hata, ATAÇ ve HTS kayıtlarının aynı şeymiş gibi değerlendirilmesidir.

Dördüncü hata, ardışık aranan diğer kişilerin dosyalarının incelenmemesidir.

Beşinci hata ise Yargıtay kararlarının genel cümlelerinin dilekçeye aktarılması fakat o kararın kriterlerinin somut dosyaya uygulanmamasıdır.

Savunmanın gücü karar sayısının fazlalığından değil, içtihattaki kriter ile dosyadaki eksikliğin doğrudan eşleştirilmesinden gelir.

Ankesörlü Arama Dosyasında İstinaf ve Temyizde Nelere Bakılmalıdır?

Mahkûmiyet kararı verilmiş olması teknik tartışmanın sona erdiği anlamına gelmez.

İstinaf ve temyiz aşamasında özellikle şu sorular sorulmalıdır:

Sanığın bütün görev yerleri araştırıldı mı?

ATAÇ sorgusu eksiksiz yapıldı mı?

Tekil ve ardışık kayıtların tamamı getirildi mi?

HTS kayıtları uzman bilirkişiye inceletildi mi?

Aramaların periyodikliği somut olarak gösterildi mi?

Arama süreleri incelendi mi?

Ardışık kişiler belirlendi mi?

Bu kişilerin kuvvet ve rütbeleri araştırıldı mı?

Sanıkla telefon irtibatları incelendi mi?

Baz kayıtları gerektiği ölçüde değerlendirildi mi?

Şifreleme iddiasının teknik dayanağı gösterildi mi?

Ardışık kişilerin soruşturma ve kovuşturmaları araştırıldı mı?

İfadeleri getirildi mi?

Gerekli kişiler tanık olarak dinlendi mi?

Sanık hakkında UYAP örgütlü suçlar bilgi havuzunda başka beyan bulunup bulunmadığı araştırıldı mı?

Savunmanın teknik itirazları gerekçeli kararda karşılandı mı?

Bu sorulardan önemli bir kısmının cevabı “hayır” ise dosyada ciddi bir eksik araştırma tartışması bulunabilir.

Sonuç: Ankesör Kaydı Değil, Ankesör Kaydının Niteliği Belirleyicidir

2026 yılı itibarıyla ankesörlü ve ardışık arama davalarında savunmanın yalnızca “arama vardır/yoktur” ikilemi üzerinden yürütülmesi yeterli değildir.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımı çok daha ayrıntılı bir inceleme gerektirmektedir.

Bir ankesörlü aramanın delil değeri değerlendirilirken;

tekil veya ardışık olması,

periyodikliği,

arama sayısı,

arama zamanı,

görüşme süresi,

farklı sabit hatların kullanılması,

ardışık kişilerin kimlikleri,

rütbe ve kuvvet durumları,

HTS ilişkileri,

baz verileri,

şifreleme iddiası,

diğer kişiler hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar,

tanık anlatımları,

ATAÇ kayıtları

ve dosyadaki diğer örgütsel deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle ankesörlü arama kaydı bulunan her dosyanın sonucu aynı değildir.

Aynı şekilde “tek arama”, “ardışık arama” veya “periyodik arama” ifadeleri de tek başlarına mahkûmiyet ya da beraat sonucunu belirlemez.

Ceza yargılamasında esas olan, kişinin örgütsel amaçla arandığı ve bu suretle yüklenen suçla bağlantısının bulunduğu iddiasının somut, denetlenebilir ve kişiselleştirilmiş delillerle ispatlanmasıdır.

Özellikle mahkûmiyet kararı verilmeden önce Yargıtayın yerleşik ve güncel içtihatlarında belirtilen araştırmaların yapılıp yapılmadığı mutlaka denetlenmelidir.

Ankesörlü ve ardışık arama dosyalarında etkili savunma; genel FETÖ içtihatlarının sıralanmasından değil, HTS ve ATAÇ kayıtlarının satır satır incelenmesinden, ardışık kişilerin belirlenmesinden, teknik verilerin karşılaştırılmasından ve Yargıtay kriterlerinin somut dosyaya uygulanmasından geçmektedir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!