İnfaz Hâkimliği Kararlarına Karşı Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nasıl Yapılır? 2026

İnfaz hâkimliği tarafından verilen bir karara karşı ağır ceza mahkemesine itiraz edilmiş ve itiraz reddedilerek karar kesinleşmiş olabilir. Bu durumda hükümlüler ve yakınları çoğunlukla aynı soruyu sormaktadır: İnfaz hâkimliği kararı kesinleştiyse artık yapılabilecek hiçbir şey yok mudur?

Bu sorunun cevabı her zaman hayırdır.

İnfaz hâkimliği kararlarına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulması hukuken mümkündür. Ancak bu yol, kesinleşmiş her kararın yeniden incelenmesini sağlayan olağan bir itiraz veya temyiz yolu değildir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen hâkim ve mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesini amaçlayan olağanüstü bir kanun yoludur.

Özellikle denetimli serbestliğin kaldırılması, cezaevine iade, koşullu salıverilmenin geri alınması, müddetname ve infaz hesabı uyuşmazlıklarında bu yol önem taşıyabilir.

Ancak başvurunun başarı ihtimali, hükümlünün mağduriyetinden çok, kesinleşmiş karardaki somut hukuka aykırılığın ortaya konulmasına bağlıdır.

İnfaz Hâkimliği Kararına Kanun Yararına Bozma Başvurusu Yapılabilir mi?

Evet. İnfaz hâkimliğinin verdiği ve olağan kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlar, CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma incelemesine konu olabilir.

İnfaz hâkimliği kararlarına karşı kural olarak ağır ceza mahkemesine itiraz yolu bulunmaktadır.

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır.

İtirazın ağır ceza mahkemesi tarafından reddedilmesiyle kararın kesinleşmesi hâlinde, şartları mevcutsa kanun yararına bozma isteminde bulunulabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, kesinleşmiş kararın hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesinin tek başına yeterli olmamasıdır.

Başvuruda hangi kanun hükmünün yanlış uygulandığı, hangi usul kuralının ihlal edildiği ve bu hukuka aykırılığın kararın sonucuna nasıl etki ettiği açıklanmalıdır.

Kanun Yararına Bozma ile İnfaz Hâkimliğine İtiraz Arasındaki Fark Nedir?

İnfaz hâkimliği kararına itiraz, kanunda düzenlenen olağan başvuru yoludur.

Kanun yararına bozma ise kararın kesinleşmesinden sonra gündeme gelen olağanüstü bir denetim mekanizmasıdır.

İtiraz üzerine ağır ceza mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı ilgili kanun hükümleri çerçevesinde inceler.

Kanun yararına bozma incelemesinde ise kesinleşmiş karardaki hukuka aykırılık, CMK 309’un sınırları içerisinde değerlendirilir.

Bu nedenle kanun yararına bozma dilekçesi, daha önce sunulan itiraz dilekçesinin aynen tekrarı şeklinde hazırlanmamalıdır.

Özellikle ağır ceza mahkemesinin itirazı reddederken hangi hukuki hatayı yaptığı ayrıca gösterilmelidir.

Hangi İnfaz Hâkimliği Kararları Kanun Yararına Bozmaya Konu Olabilir?

Kanun yararına bozma bakımından uyuşmazlığın niteliği önemlidir.

Özellikle şu konularda verilen kesinleşmiş kararlar hukuki incelemeye konu olabilir:

  • Denetimli serbestliğin kaldırılması ve cezaevine iade kararları.
  • Koşullu salıverilmenin geri alınmasına ilişkin kararlar.
  • Cezaların toplanması ve infaz hesabına ilişkin kararlar.
  • Mahsup işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar.
  • Açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve infaz rejimine ilişkin kararlar.
  • Ceza infaz kurumu disiplin işlemlerine ilişkin kararlar.
  • Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin belirlenmesine ilişkin kararlar.
  • İnfaz hâkimliğinin görev ve yetki sınırlarına ilişkin uyuşmazlıklar.

Ancak bu konulardaki her ret kararının kanun yararına bozulması gerektiği söylenemez.

Belirleyici olan, kararın CMK 309 kapsamında denetlenebilecek somut bir hukuka aykırılık taşımasıdır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/439 E., 2025/8648 K. Sayılı Kararı

Kanun yararına bozma yolunun infaz hukukundaki önemini gösteren kararlardan biri, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 5 Aralık 2025 tarihli, 2025/439 Esas ve 2025/8648 Karar sayılı ilamıdır.

Karara konu olayda hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, ancak hükümlünün süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle bu karar kaldırılarak ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilmiştir.

İnfaz hâkimliğinin kararına karşı yapılan itiraz reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.

Daha sonra aynı konuda yeniden değerlendirme yapılması üzerine, kesinleşmiş önceki kararla çelişen başka bir karar verilmesi sorunu ortaya çıkmıştır.

Yargıtay, kesinleşmiş infaz hâkimliği veya itiraz mercii kararının, aynı merci tarafından doğrudan kaldırılmasının mümkün olmadığını; hukuka aykırılığın giderilmesinde olağanüstü kanun yollarının işletilmesi gerektiğini değerlendirmiştir.

Sonuç olarak itiraz merciinin kararı kanun yararına bozulmuştur.

Bu kararın önemi, kesinleşmiş infaz hâkimliği kararlarının hukuki güvenlik bakımından bağlayıcı olduğunu ve bu kararların düzeltilmesinde olağanüstü kanun yollarının önemini açıkça ortaya koymasıdır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/7613 E., 2026/1977 K. Sayılı Kararı

13 Mart 2026 tarihli bu karar, infaz hesabı ve denetimli serbestlikte geçirilen sürenin değerlendirilmesi bakımından önemlidir.

Uyuşmazlıkta hükümlünün Covid-19 izninde bulunduğu dönemde denetimli serbestlik tedbirine ilişkin hukuki durumunun nasıl değerlendirileceği tartışılmıştır.

Yargıtay, hükümlünün izinli olması nedeniyle kendisine ayrıca yükümlülük yüklenmemesinin, hakkında verilmiş denetimli serbestlik kararının yok sayılması sonucunu doğurmayacağını değerlendirmiştir.

Somut dosyada infazdan sayılan sürenin hukuki niteliği dikkate alınarak, ağır ceza mahkemesinin itiraz üzerine verdiği karar kanun yararına bozulmuştur.

Bu karar, infaz hesabındaki bir uyuşmazlığın yalnızca matematiksel bir hesaplama sorunu olmayabileceğini; denetimli serbestlik kararının hukuki etkisinin de önem taşıdığını göstermektedir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/916 E., 2026/1982 K. Sayılı Kararı

13 Mart 2026 tarihli bu kararda denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüklerin değiştirilmesi ve yargı mercilerinin idarenin takdir yetkisine müdahalesinin sınırları tartışılmıştır.

Yargıtay, somut olayda denetimli serbestlik müdürlüğünün görev alanındaki yükümlülük belirleme yetkisi ile yargısal denetim arasındaki ayrımı değerlendirmiştir.

İtiraz merciinin verdiği kararın hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak kanun yararına bozma kararı verilmiştir.

Bu karar, kanun yararına bozmanın yalnızca hükümlü lehine değil, hukuka aykırı kararların giderilmesi amacıyla başka yönlerde de işletilebildiğini göstermektedir.

Dolayısıyla kanun yararına bozma isteminin mutlaka hükümlü lehine sonuçlanacağı düşünülmemelidir.

Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nereye Yapılır?

CMK 309 uyarınca kanun yararına bozma mekanizmasında Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görev almaktadır.

Adalet Bakanlığı, kanun yararına bozma nedenleri bulunduğunu değerlendirirse ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ister.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bozma nedenlerini belirterek ilgili Yargıtay ceza dairesine başvurur.

Hükümlü veya müdafii, somut hukuka aykırılıkları açıklayan bir dilekçeyle Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını talep edebilir.

Ancak kişinin dilekçe vermesi, Adalet Bakanlığının mutlaka kanun yararına bozma isteminde bulunacağı anlamına gelmez.

Ayrıca hükümlünün doğrudan Yargıtay ceza dairesine başvurarak CMK 309 incelemesini başlatma yetkisi bulunmamaktadır.

Kanun Yararına Bozma Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

İnfaz hâkimliği kararına ilişkin kanun yararına bozma dilekçesinde öncelikle uyuşmazlığın geçmişi açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Hangi infaz hâkimliğinin, hangi tarih ve sayılı kararı verdiği belirtilmelidir.

Ardından ağır ceza mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın tarih ve sayısı açıklanmalıdır.

Kararın hangi nedenle hukuka aykırı olduğu somut kanun hükümleri üzerinden gösterilmelidir.

Özellikle şu belgeler önemlidir:

  • İnfaz hâkimliğinin gerekçeli kararı.
  • Ağır ceza mahkemesinin itiraz üzerine verdiği karar.
  • Kararların tebliğ ve kesinleşme bilgileri.
  • Güncel müddetname ve infaz hesapları.
  • Uyuşmazlığa ilişkin önceki mahkûmiyet kararları.
  • Varsa denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme belgeleri.
  • İleri sürülen hukuka aykırılığı destekleyen emsal Yargıtay kararları.

Dilekçenin sonuç bölümünde yalnızca kararın bozulması istenmemeli, hukuka aykırılığın hangi hukuki sonuçlara neden olduğu da açıklanmalıdır.

Örneğin hatalı infaz hesabı nedeniyle hükümlünün ceza infaz kurumunda gereğinden uzun tutulduğu ileri sürülüyorsa, bunun somut tarihler ve hesaplamalarla gösterilmesi önemlidir.

Kanun Yararına Bozma Başvurusunda Süre Var mı?

CMK 309’da kanun yararına bozma istemi bakımından olağan itiraz veya istinaf başvurularındaki gibi genel bir hak düşürücü başvuru süresi öngörülmemiştir.

Ancak bu durum, başvurunun geciktirilmesinin hiçbir hukuki veya fiilî sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez.

Özellikle hükümlünün hâlen ceza infaz kurumunda bulunduğu ve kararın özgürlüğünü doğrudan etkilediği durumlarda başvurunun gecikmeksizin hazırlanması önemlidir.

Ayrıca kanun yararına bozma yolunun süreye tabi olmaması, süresi içerisinde kullanılmamış olağan kanun yollarının otomatik olarak yeniden açıldığı anlamına gelmez.

Ağır Ceza Mahkemesi İtirazı Reddederse Doğrudan Yargıtaya Başvurulabilir mi?

Kural olarak hayır.

İnfaz hâkimliği kararına karşı yapılan itirazın ağır ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine, olağan itiraz süreci sona erer.

Bu durumda hükümlünün doğrudan Yargıtay ceza dairesine temyiz dilekçesi sunarak inceleme yaptırması mümkün değildir.

Kanun yararına bozma, CMK 309 ve gerektiğinde CMK 310 hükümleri çerçevesinde işletilen özel bir mekanizmadır.

Bu nedenle başvurunun usulü ve muhatabı doğru belirlenmelidir.

Kanun Yararına Bozma Başvurusu İnfazı Durdurur mu?

Hayır.

Kanun yararına bozma isteminde bulunulması, kesinleşmiş infaz hâkimliği kararının uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Bu husus özellikle denetimli serbestliğin kaldırılması veya cezaevine iade kararları bakımından önem taşımaktadır.

Hükümlünün kanun yararına bozma isteminde bulunmuş olması, tek başına tahliye edilmesini sağlamaz.

Bununla birlikte somut uyuşmazlıkta infazın durdurulmasını gerektirebilecek ayrı bir hukuki neden bulunuyorsa, yetkili merci önünde bu konuda ayrıca talepte bulunulması değerlendirilebilir.

Kanun Yararına Bozma Kararı Verilirse Hükümlü Tahliye Olur mu?

Kanun yararına bozma kararı verilmesi, her durumda hükümlünün derhâl tahliye edileceği anlamına gelmez.

Bozmanın hukuki sonucu, CMK 309/4 kapsamında kararın niteliğine ve bozma nedenine göre belirlenir.

Bazı hâllerde yeniden inceleme veya karar verilmesi gerekirken bazı hâllerde Yargıtay tarafından doğrudan karar verilmesi söz konusu olabilir.

Özellikle bozma sonucunda hükümlünün ceza infaz kurumunda tutulmasına dayanak oluşturan kararın hukuki etkisi ortadan kalkıyor ve başka bir infaz engeli bulunmuyorsa tahliye gündeme gelebilir.

Ancak bozmanın doğrudan tahliye sonucunu doğurup doğurmayacağı somut dosyanın infaz durumuna göre değerlendirilmelidir.

Adalet Bakanlığı Kanun Yararına Bozma İstemini Kabul Etmezse Ne Olur?

Adalet Bakanlığına yapılan başvurunun uygun görülmemesi hâlinde, hükümlünün talep ettiği CMK 309 süreci başlatılmayabilir.

Böyle bir durumda başvurunun reddedilmesi, hükümlünün aynı konuda sınırsız sayıda ve aynı gerekçelerle yeniden inceleme yaptırabileceği anlamına gelmez.

Ancak sonradan ortaya çıkan farklı bir hukuki neden, yeni bir karar veya ayrı bir infaz uyuşmazlığı bulunuyorsa bunun niteliğine uygun başvuru yolları ayrıca değerlendirilebilir.

Kanun yararına bozma yolunun işletilmemesi ile hükümlünün tüm hukuki başvuru imkânlarının ortadan kalkması aynı şey değildir.

Kesinleşmiş İnfaz Hâkimliği Kararı Yeniden Değerlendirilebilir mi?

Bu konuda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/439 Esas, 2025/8648 Karar sayılı ilamı önemlidir.

Kesinleşmiş bir infaz hâkimliği veya itiraz mercii kararının, yalnızca aynı konuda yeni bir talepte bulunulması üzerine doğrudan kaldırılması kural olarak mümkün değildir.

Kesinleşmiş kararda hukuka aykırılık bulunduğu düşünülüyorsa, uygun olağanüstü kanun yolunun işletilmesi gerekebilir.

Ancak sonradan değişen infaz koşulları veya yeni bir hukuki uyuşmazlık nedeniyle yapılacak başvurular, kesinleşmiş önceki kararın aynı gerekçelerle yeniden incelenmesinden farklıdır.

Bu ayrım, özellikle denetimli serbestlik ve infaz hesabı uyuşmazlıklarında önem taşımaktadır.

Sık Sorulan Sorular

İnfaz hâkimliği kararına kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir mi?

Evet. CMK 309’un koşullarını taşıyan kesinleşmiş infaz hâkimliği ve itiraz mercii kararları kanun yararına bozma incelemesine konu olabilir.

İnfaz hâkimliği kararına itiraz reddedilirse ne yapılır?

Kararın niteliğine ve somut hukuka aykırılığa göre kanun yararına bozma isteminde bulunulması değerlendirilebilir.

Kanun yararına bozma başvurusunu avukat yapabilir mi?

Avukat, hükümlü adına gerekçeli başvuru dilekçesi hazırlayarak yetkili makamlardan kanun yararına bozma yolunun işletilmesini talep edebilir. Ancak CMK 309 kapsamında Yargıtay incelemesini başlatma yetkisi doğrudan avukata ait değildir.

Kanun yararına bozma için süre var mı?

CMK 309 kapsamında genel bir hak düşürücü başvuru süresi düzenlenmemiştir. Bununla birlikte başvurunun geciktirilmemesi, özellikle devam eden infaz bakımından önemlidir.

Kanun yararına bozma ile tahliye mümkün mü?

Somut hukuka aykırılığın giderilmesi sonucunda hükümlünün cezaevinde tutulmasının hukuki dayanağı ortadan kalkıyorsa tahliye mümkün olabilir. Ancak her bozma kararı doğrudan tahliye sonucunu doğurmaz.

İnfaz hâkimliğinin her kararı kanun yararına bozulabilir mi?

Hayır. Kararın CMK 309 kapsamında incelenebilir nitelikte olması ve hukuka aykırılık bulunması gerekir. Başvuru yapılabilmesi, bozma kararı verileceği anlamına gelmez.

Sonuç: İnfaz Hâkimliği Kararının Kesinleşmesi Her Zaman Hukuki Denetimin Sona Erdiği Anlamına Gelmez

İnfaz hâkimliği kararlarına karşı yapılan itirazın reddedilmesi ve kararın kesinleşmesi, her durumda hukuki denetim imkânlarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.

CMK 309 kapsamında kanun yararına bozma yolu, kesinleşmiş infaz kararlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesinde önemli bir mekanizmadır.

Ancak başvurunun başarılı olabilmesi için infaz hâkimliği kararının, ağır ceza mahkemesinin itiraz kararının ve ilgili infaz belgelerinin birlikte incelenmesi gerekir.

Özellikle denetimli serbestliğin kaldırılması, koşullu salıverilmenin geri alınması, hatalı infaz hesabı veya hukuka aykırı cezaevine iade kararları bakımından somut hukuka aykırılığın doğru tespit edilmesi önemlidir.

Kanun yararına bozma başvurusunun temel amacı, kesinleşmiş kararı yalnızca yeniden tartışmaya açmak değil, karardaki hukuka aykırılığı kanuni denetim mekanizması aracılığıyla gidermektir.

Aydın İnfaz Hukuku Avukatı – Av. Orçun Akbulut

Aydın merkezli Avukat Orçun Akbulut tarafından ceza ve infaz hukuku kapsamında kesinleşmiş infaz hâkimliği kararlarının incelenmesi, ağır ceza mahkemesi itiraz kararlarının değerlendirilmesi, kanun yararına bozma istemine ilişkin dilekçelerin hazırlanması, müddetname hataları, tekerrür uygulamaları ve denetimli serbestlik uyuşmazlıkları konusunda hukuki hizmet sunulmaktadır.

Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası, Didim ve Çine başta olmak üzere İzmir, Denizli ve Muğla’daki infaz dosyaları bakımından da hukuki inceleme yapılabilmektedir.

Özellikle infaz hâkimliğinin kesinleşmiş kararının hükümlünün özgürlüğünü doğrudan etkilediği durumlarda, başvurunun somut Yargıtay içtihatları ve ilgili kanun hükümleri üzerinden hazırlanması önem taşır.

İlgili diğer yazılarımıza İnfaz Hukuku kategorimizden ulaşabilirsiniz.

Güncel mevzuat ve içtihat incelemesi için Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi kullanılabilir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!