ANAYASA MAHKEMESİ HAK İHLALİ KARARI VERİRSE YENİDEN YARGILAMA VE BERAAT OLUR MU? (2026)

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı, kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün ardından temel haklarının ihlal edildiğini ileri süren kişiler bakımından son derece önemli hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle Yargıtay tarafından onanmış hapis cezalarında, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı vermesi hâlinde yeniden yargılama yapılıp yapılmayacağı, mahkûmiyetin kaldırılıp kaldırılmayacağı, hükümlünün tahliye edilip edilemeyeceği ve beraat kararı verilip verilemeyeceği uygulamada en fazla merak edilen konular arasındadır.

Bu soruların cevapları, ihlal kararının niteliğine ve ihlalin giderilmesi için hangi hukuki işlemlerin gerekli olduğuna göre değişmektedir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen her ihlal kararı kendiliğinden beraat veya tahliye sonucu doğurmaz. Bununla birlikte ihlalin bir mahkeme kararından kaynaklandığı ve yeniden yargılama yapılmasının gerekli olduğu durumlarda, ilgili mahkemenin Anayasa Mahkemesi kararını uygulaması anayasal ve kanuni bir yükümlülüktür.

Bu makalede Anayasa Mahkemesi ihlal kararının ceza yargılamasına etkileri, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi, Anayasa’nın 153. maddesi ve Anayasa Mahkemesinin emsal kararları çerçevesinde ele alınmaktadır.

1. ANAYASA MAHKEMESİ HAK İHLALİ KARARI VERİRSE NE OLUR?

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun esasını inceledikten sonra başvurucunun Anayasa ile güvence altına alınmış temel haklarından birinin ihlal edildiğine karar verebilir.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca, hak ihlali tespit edilmesi hâlinde yalnızca ihlalin varlığına karar verilmesiyle yetinilmez. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenler de belirlenir.

Bu nedenle bir hak ihlali kararının sonuçları, yalnızca başvurucunun haklı olduğunun tespit edilmesinden ibaret değildir.

İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama, tazminat veya diğer giderim yolları gündeme gelebilir.

Örneğin bir ceza mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararında savunma hakkının ihlal edildiğinin belirlenmesi ile kişinin tutukluluk süresine ilişkin bir ihlal tespit edilmesi aynı hukuki sonuçları doğurmayabilir.

İlk durumda yeniden yargılama yapılması gerekli olabilirken, ikinci durumda ihlalin niteliğine göre farklı giderim yolları söz konusu olabilir.

2. ANAYASA MAHKEMESİ KARARIYLA YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI ZORUNLU MUDUR?

Bu sorunun cevabı, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirlediği giderim yoluna bağlıdır.

6216 sayılı Kanun’un 50/2. maddesi, mahkeme kararından kaynaklanan hak ihlallerinde yeniden yargılamayı özel olarak düzenlemiştir.

Anılan düzenlemeye göre ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı nedenleri dikkate alarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak işlemleri gerçekleştirmek zorundadır.

Burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine yapılan yeniden yargılama, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde düzenlenen klasik yargılamanın yenilenmesi kurumuyla aynı değildir.

Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama yapılmasına karar verilmişse ilgili mahkeme, CMK 311 kapsamında yeni bir yargılamanın yenilenmesi sebebi bulunup bulunmadığını yeniden araştırarak Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasını reddedemez.

3. ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL KARARI SONRASI BERAAT KARARI VERİLİR Mİ?

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı sonrasında beraat kararı verilmesi mümkündür. Ancak bu sonuç her dosyada zorunlu değildir.

Anayasa Mahkemesi, kural olarak sanığın suçlu veya suçsuz olduğunu yeniden belirleyen bir ceza mahkemesi gibi hareket etmez.

Mahkemenin görevi, bireysel başvuru kapsamında temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini incelemektir.

Örneğin mahkûmiyet kararında belirleyici bir tanığın sorgulanamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmişse ilgili ceza mahkemesinin bu ihlali gidermesi gerekir.

Yeniden yapılan yargılamada tanığın dinlenmesi, delillerin yeniden tartışılması ve savunmanın etkin biçimde kullanılması sonucunda beraat kararı verilebilir.

Buna karşılık aynı süreç sonunda, ihlal giderilerek ve hukuka uygun gerekçeler ortaya konularak yeniden mahkûmiyet kararı verilmesi de mümkündür.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı ile beraat kararı arasında otomatik bir sonuç ilişkisi bulunmamaktadır.

Önemli olan, yeniden yargılamanın ihlali gerçekten ortadan kaldıracak şekilde yürütülmesidir.

4. AYM HAK İHLALİ KARARI KESİNLEŞMİŞ MAHKÛMİYETİ ORTADAN KALDIRIR MI?

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı, kesinleşmiş mahkûmiyetin hukuki durumunu etkileyebilir.

Ancak bireysel başvuruda verilen her ihlal kararı, mahkûmiyet hükmünün kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez.

İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verilmişse, ilgili mahkemenin yeniden yargılama sürecini başlatması ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir.

Mahkûmiyet hükmünün hukuki akıbeti, Anayasa Mahkemesinin kararının kapsamı ve ilgili mahkemenin gerçekleştireceği işlemler çerçevesinde belirlenir.

Özellikle ağır hapis cezalarında bu ayrım son derece önemlidir.

Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı vermesi ile infazın kendiliğinden sona erdiğinin kabul edilmesi, hükümlü açısından yanlış beklentilere ve ciddi hukuki hatalara yol açabilir.

5. ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL KARARI İNFAZI DURDURUR MU?

Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı vermesi, devam eden hapis cezasının infazını her durumda kendiliğinden durdurmaz.

İhlal kararı sonrasında infazın devam edip etmeyeceği, kararın niteliği, yeniden yargılamanın kapsamı ve ilgili yargı merciinin vereceği kararlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Örneğin mahkûmiyetin dayanağını oluşturan yargılamada ciddi bir anayasal ihlal tespit edilmişse, yeniden yargılama sürecinde infazın durdurulması talebi ayrıca gündeme gelebilir.

CMK’nın 312. maddesinde yargılamanın yenilenmesi isteminin infazı kendiliğinden ertelemeyeceği, ancak mahkemenin infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebileceği düzenlenmiştir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi ihlal kararı üzerine 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi kapsamında yapılan yeniden yargılama ile CMK 311 kapsamında yapılan yargılamanın yenilenmesi aynı usul değildir. Bu nedenle infaza ilişkin talebin hukuki dayanağı somut dosyanın durumuna göre belirlenmelidir.

Özellikle cezaevinde bulunan hükümlüler yönünden ihlal kararının derhâl incelenmesi, infazın devamına ilişkin hukuki durumun değerlendirilmesi ve gerekiyorsa ilgili mahkemeden karar talep edilmesi önem taşır.

6. ANAYASA MAHKEMESİNİN MEHMET DOĞAN KARARI: YENİDEN YARGILAMADA TEMEL İLKELER

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 7 Haziran 2018 tarihli, 2014/8875 başvuru numaralı Mehmet Doğan kararı, ihlal kararlarının uygulanması bakımından temel içtihatlardan biridir.

Anayasa Mahkemesi bu kararında, temel hak ihlalinin giderilmesi için mümkün olduğunca ihlalden önceki hukuki duruma dönülmesinin sağlanması gerektiğini açıklamıştır.

İhlal bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması gündeme gelir.

Kararda özellikle bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun, olağan yargılamanın yenilenmesi usulünden farklı olduğu vurgulanmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmasına karar verdiği durumlarda, ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin bulunup bulunmadığı konusunda takdir yetkisi bulunmamaktadır.

İlgili mahkeme, ihlal kararının gerektirdiği işlemleri yerine getirmek ve anayasal ihlali ortadan kaldırmakla yükümlüdür.

Bu karar, kesinleşmiş mahkûmiyetler hakkında verilen ihlal kararlarının uygulanmasında da yol gösterici niteliktedir.

7. ALİGÜL ALKAYA VE DİĞERLERİ (2) KARARI: AYM KARARI UYGULANMAZSA NE OLUR?

Anayasa Mahkemesinin 7 Kasım 2019 tarihli, 2016/12506 başvuru numaralı Aligül Alkaya ve diğerleri (2) kararı, ihlal kararının uygulanmamasının sonuçları bakımından son derece önemlidir.

Başvurucular hakkında verilen ağır mahkûmiyet kararlarının ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.

Anayasa Mahkemesi önceki bireysel başvuru incelemesinde, savunma güvenceleri bakımından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Bununla birlikte ilgili ceza mahkemesinin sonraki işlemleri, ihlalin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeterli görülmemiştir.

Anayasa Mahkemesi, ikinci başvuruda önceki ihlal kararının gereği gibi uygulanmamasının ihlalin devam etmesine ve yeniden hak ihlaline yol açabileceğini ortaya koymuştur.

Bu kararın önemi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının yalnızca şeklen yerine getirilmesinin yeterli olmadığını göstermesidir.

İlgili mahkemenin yapması gereken, ihlal kararında belirtilen anayasal eksiklikleri gerçekten gidermektir.

8. KADRİ ENİS BERBEROĞLU (3) KARARI VE AYM KARARLARININ BAĞLAYICILIĞI

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 21 Ocak 2021 tarihli, 2020/32949 başvuru numaralı Kadri Enis Berberoğlu (3) kararı, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve anayasal bağlayıcılık bakımından önemli bir diğer içtihattır.

Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları kesindir ve yasama, yürütme, yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

Bu nedenle derece mahkemelerinin, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucunda verdiği ihlal kararlarını kendi takdirlerine bağlı tavsiye kararları olarak değerlendirmeleri mümkün değildir.

Özellikle yeniden yargılama yapılmasına hükmedilen durumlarda, ilgili mahkemenin anayasal ihlali giderecek şekilde hareket etmesi gerekir.

Ancak bu yükümlülük, Anayasa Mahkemesinin derece mahkemesinin yerine geçerek her davanın sonucunu önceden belirlediği anlamına gelmez.

Yeniden yargılamanın kapsamı ve verilecek karar, ihlalin niteliği ve Anayasa Mahkemesinin bağlayıcı tespitleri dikkate alınarak belirlenir.

9. CEZA MAHKEMESİ AYM İHLAL KARARINA UYMAZSA NE YAPILABİLİR?

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının ilgili mahkeme tarafından uygulanmaması, ayrıca anayasal sorun doğurabilir.

Özellikle yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiği hâlde ilgili mahkemenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi veya ihlali gidermeyen işlemlerle yetinmesi durumunda, başvurucunun temel haklarının ihlalinin devam ettiği ileri sürülebilir.

Bu durumda öncelikle ilgili mahkemeye Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi yönünde başvurulması gerekir.

Mahkemenin vereceği kararın niteliğine göre mevcut kanun yolları değerlendirilmelidir.

Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmamasından kaynaklanan yeni bir hak ihlali ortaya çıkması hâlinde, gerekli başvuru koşullarının sağlanması şartıyla yeniden bireysel başvuru yapılması da gündeme gelebilir.

Aligül Alkaya ve diğerleri (2) kararı bu konuda önemli bir örnektir.

Ancak yeni bireysel başvurunun süresi ve başvuru yollarının tüketilmesi koşulu, yeni ihlalin ortaya çıktığı somut süreç bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

10. AYM İHLAL KARARI SONRASINDA TAZMİNAT ALINABİLİR Mİ?

Anayasa Mahkemesi, ihlalin niteliğine göre başvurucu lehine maddi veya manevi tazminata karar verebilir.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi kapsamında yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan durumlarda tazminat veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gündeme gelebilir.

Bununla birlikte yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı değerlendirilen durumlarda tazminat talebi reddedilebilir.

Tazminatın gerekip gerekmediği, ihlalin niteliğine, başvurucunun uğradığı zarara ve ihlalin başka yollarla giderilip giderilemeyeceğine göre belirlenir.

Örneğin yalnızca gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği bir dosya ile hukuka aykırı özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle yapılan başvuru aynı tazminat değerlendirmesine tabi olmayabilir.

Bu nedenle her ihlal kararının mutlaka tazminat ödenmesiyle sonuçlanacağı düşünülmemelidir.

11. AYM YENİDEN YARGILAMA KARARI İLE CMK 311 ARASINDAKİ FARKLAR

Ceza hukukunda yargılamanın yenilenmesi denildiğinde çoğunlukla CMK’nın 311. maddesi akla gelmektedir.

Ancak Anayasa Mahkemesi ihlal kararı üzerine yapılan yeniden yargılama farklı bir hukuki temele dayanmaktadır.

CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi, kanunda sayılan nedenlerin bulunması hâlinde kesinleşmiş hükmün yeniden incelenmesini sağlayan olağanüstü kanun yoludur.

Bu kapsamda yeni olay veya yeni delil gibi belirli sebeplerin varlığı önem taşır.

Buna karşılık Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca yapılan yeniden yargılamanın amacı, tespit edilen anayasal ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktır.

İlgili mahkeme, Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmasına ilişkin kararının gereğini yerine getirmek zorundadır.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılabilmesi için ayrıca CMK 311’de sayılan klasik yenileme nedenlerinden birinin bulunması şart değildir.

12. AYM İHLAL KARARI SONRASINDA MAHKEME YENİDEN MAHKÛMİYET VEREBİLİR Mİ?

Evet. Ancak yeniden verilen kararın, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir.

Örneğin gerekçeli karar hakkının ihlali nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilmişse, ilgili mahkeme önceki karardaki anayasal eksikliği gidermek zorundadır.

Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği bir dosyada ise tanık beyanının mahkûmiyetteki ağırlığı ve savunmaya sağlanması gereken güvenceler dikkate alınmalıdır.

Mahkeme, ihlali gidermeden önceki mahkûmiyet kararını yalnızca tekrar etmekle yetinemez.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilen ihlal giderildikten sonra, delillerin hukuka uygun değerlendirilmesi sonucunda yeniden mahkûmiyet kararı verilmesi mümkündür.

Bu nedenle yeniden yargılama ile beraat kavramları birbirinden ayrılmalıdır.

13. AYM HAK İHLALİ KARARI SONRASI HÜKÜMLÜ TAHLİYE EDİLEBİLİR Mİ?

Anayasa Mahkemesi ihlal kararı sonrasında tahliye mümkündür. Ancak tahliye, her ihlal kararının zorunlu sonucu değildir.

Özellikle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına ilişkin ihlallerde, devam eden özgürlükten yoksun bırakmanın hukuki dayanağı ayrıca önem taşır.

Kesinleşmiş mahkûmiyet kararının infazı devam ederken verilen adil yargılanma hakkı ihlali kararlarında ise infazın hukuki durumu somut olarak değerlendirilmelidir.

İlgili mahkemenin yeniden yargılama kapsamında vereceği karar, infazın durdurulması veya tahliye bakımından belirleyici olabilir.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı sonrasında cezaevinde bulunan hükümlünün durumunun gecikmeksizin değerlendirilmesi gerekir.

14. ANAYASA MAHKEMESİ HAK İHLALİ KARARI NE KADAR SÜREDE UYGULANMALIDIR?

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi, ihlal kararlarının uygulanması bakımından ilgili mahkemelere önemli yükümlülükler getirmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmasına karar verdiği durumlarda, ilgili mahkemenin ihlalin sonuçlarını giderecek işlemleri yerine getirmesi gerekir.

Yeniden yargılama sürecinin gereksiz yere geciktirilmesi, özellikle devam eden hak ihlalleri bakımından yeni sorunlara yol açabilir.

Bununla birlikte her ihlal kararının aynı sayıda gün içinde uygulanacağına ilişkin genel ve tek tip bir süre öngörüldüğünü söylemek doğru değildir.

İlgili mahkemenin yükümlülüğü, ihlal kararının niteliğine uygun biçimde ve gecikmeksizin gerekli işlemleri gerçekleştirmektir.

15. ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL KARARI SONRASI NASIL BİR HUKUKİ YOL İZLENMELİDİR?

Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararı verilen bir ceza dosyasında öncelikle kararın gerekçesi ve hüküm bölümü birlikte incelenmelidir.

İhlalin hangi anayasal haktan kaynaklandığı, yeniden yargılama kararı verilip verilmediği ve hangi mahkemenin işlem yapması gerektiği belirlenmelidir.

Ardından ilgili mahkemenin dosyasında ihlal kararının uygulanmasına yönelik işlemler takip edilmelidir.

Mahkûmiyetin infazı devam ediyorsa, infazın sürdürülmesinin hukuki dayanağı ve infazın durdurulması talebinin mümkün olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yeniden yargılama yapılması durumunda savunmanın yalnızca önceki dilekçelerin tekrarından ibaret olmaması gerekir.

Anayasa Mahkemesinin ihlal gerekçeleri esas alınarak hangi delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiği, hangi savunma güvencelerinin sağlanmadığı ve hangi işlemlerin ihlali giderebileceği somut biçimde ortaya konulmalıdır.

16. SIK SORULAN SORULAR

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verirse ceza silinir mi?

Hayır. İhlal kararı mahkûmiyetin kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılama ve diğer giderim işlemleri gerekebilir.

AYM yeniden yargılama kararı verirse mahkeme beraat vermek zorunda mı?

Hayır. İlgili mahkeme ihlali gidermek zorundadır. Ancak yeniden yargılama sonucunda beraat veya hukuka uygun yeni bir mahkûmiyet kararı verilebilir.

AYM ihlal kararı sonrası cezaevinden çıkılır mı?

Her ihlal kararı tahliye sonucunu doğurmaz. İnfazın devamı, ihlalin niteliği ve ilgili yargı merciinin vereceği kararlar çerçevesinde değerlendirilir.

AYM kararı uygulanmazsa tekrar başvuru yapılabilir mi?

Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmaması nedeniyle yeni bir temel hak ihlali ortaya çıkmışsa, gerekli koşulların sağlanması hâlinde yeniden bireysel başvuru gündeme gelebilir.

AYM ihlal kararı tazminat hakkı doğurur mu?

İhlalin niteliğine göre tazminata hükmedilebilir. Ancak her ihlal kararında tazminat ödenmesi zorunlu değildir.

Yargıtay tarafından onanmış cezada yeniden yargılama yapılabilir mi?

Evet. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılmasına hükmetmesi hâlinde, kesinleşmiş mahkûmiyet hakkında da yeniden yargılama gündeme gelebilir.

SONUÇ: ANAYASA MAHKEMESİ İHLAL KARARININ CEZA YARGILAMASINA ETKİSİ

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı, kesinleşmiş mahkûmiyetler bakımından önemli hukuki sonuçlar doğurabilecek anayasal bir denetim mekanizmasının sonucudur.

İhlal kararı, her durumda mahkûmiyetin kaldırılması, beraat veya tahliye anlamına gelmemektedir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama yapılmasına karar verilmişse, ilgili mahkemenin bu kararın gereğini yerine getirmesi anayasal ve kanuni bir zorunluluktur.

Özellikle Mehmet Doğan, Aligül Alkaya ve diğerleri (2) ile Kadri Enis Berberoğlu (3) kararları, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının bağlayıcılığı ve yeniden yargılama yükümlülüğünün kapsamı bakımından önemli içtihatlardır.

Kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler yönünden ihlal kararının niteliği, yeniden yargılama süreci, infazın devamı ve olası beraat ihtimali birlikte değerlendirilmelidir.

Av. Orçun Akbulut

Aydın merkezli olarak ceza hukuku, infaz hukuku, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve olağanüstü kanun yollarına ilişkin hukuki uyuşmazlıklar kapsamında çalışmalar yürütmektedir.

Bu makale Ekim 2026 itibarıyla genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme farklılık gösterebilir.

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!