Yargıtay CMK 308 İtirazını Kabul Etti: FETÖ Üyeliğinde Beraat Gerekçeli Bozma ve İnfazın Durdurulması – Yargıtay 3. CD 2026/5909 E., 2026/15310 K.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2026 tarihli ve 2026/5909 Esas, 2026/15310 Karar sayılı ilamıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı sanık lehine itirazı kabul ederek önceki kararını kaldırmış, silahlı terör örgütüne üyelik mahkûmiyetini bozmuş ve infazın durdurulmasına karar vermiştir.

Kararın en dikkat çekici yönü, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yalnızca temel cezanın fazla belirlenmesine yönelik itirazına rağmen, Dairenin incelemeyi bununla sınırlamaması ve sanığın örgüt üyeliği suçundan beraat etmesi gerektiği sonucuna ulaşmasıdır.

Bu karar, hem CMK 308 olağanüstü itiraz yolunun kapsamı hem de FETÖ/PDY üyeliği suçunda delillerin değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

1. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15310 Sayılı Kararının Konusu

Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/85 Esas, 2018/710 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

İstinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay incelemesine gelmiş ve Yargıtay 3. Ceza Dairesince 15.04.2025 tarihli, 2022/10705 Esas ve 2025/11111 Karar sayılı karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 03.07.2026 tarihli ve KD-3-2026/90541 sayılı itirazıyla CMK 308 kapsamında sanık lehine olağanüstü kanun yoluna başvurmuştur.

Dosyanın yeniden incelenmesi sonucunda 07.07.2026 tarihinde itiraz kabul edilmiştir.

2. Başsavcılık Hangi Gerekçeyle İtiraz Etmiştir?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkûmiyet hükmünde temel cezanın belirlenmesinde hata yapıldığını ileri sürmüştür.

Başsavcılığa göre TCK’nın 3 ve 61. maddelerinde düzenlenen orantılılık ve cezanın bireyselleştirilmesi ilkeleri gözetilmeden, alt sınırdan gereğinden fazla uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir.

Başka bir ifadeyle itirazın temelinde doğrudan beraat talebinden ziyade, cezanın ölçüsüz biçimde ağırlaştırılması bulunmaktadır.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, dosyada daha temel bir hukuka aykırılık tespit etmiştir.

3. Yargıtay Başsavcılığın İtiraz Gerekçesiyle Bağlı mıdır?

Kararın olağanüstü kanun yolları bakımından en önemli yönü budur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2013 tarihli, 2012/16-1298 Esas ve 2013/418 Karar sayılı içtihadına dayanmıştır.

Bu içtihada göre özel daireler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ileri sürdüğü itiraz nedenleriyle bağlı olmaksızın inceleme yapabilmektedir.

Somut dosyada da Başsavcılık temel cezanın fazla belirlenmesini hukuka aykırı bulurken, Daire suçun sübutunu inceleyerek mahkûmiyet için yeterli delil bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenle CMK 308 itirazı farklı bir gerekçeyle kabul edilmiştir.

4. Mütevelli Abla Olduğuna İlişkin Duyuma Dayalı Tanık Beyanı Yeterli midir?

Dosyada tanıklardan biri, sanığın 2013–2014 yıllarında bir iftar yemeğinde öğrenci evlerinin ihtiyaçları için yardım toplanması hakkında konuştuğunu belirtmiştir.

Aynı tanık, sanığın mütevelli abla olduğunu başkalarından duyduğunu ifade etmiştir.

Ancak sanığın örgüt hiyerarşisi içerisindeki somut konumunu ve örgütsel görevlerini ortaya koyan doğrudan bir anlatım bulunmamaktadır.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mütevelli olduğuna ilişkin beyanın soyut ve duyuma dayalı olduğunu değerlendirmiştir.

Dolayısıyla bir kişinin örgütsel sıfat taşıdığına ilişkin duyumların, somut örgütsel faaliyetlerle desteklenmediği takdirde üyelik suçunun ispatı için yeterli olmayabileceği ortaya konulmuştur.

5. Gizli Tanık Beyanları Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?

Dosyada gizli tanıklar da sanığın sohbet toplantılarına katıldığı ve örgüte yardım toplandığı yönünde anlatımlarda bulunmuştur.

Ancak bu beyanların önemli kısmı doğrudan gözleme değil, başkalarından duyulan bilgilere dayanmaktadır.

Yargıtay, gizli tanıkların sanığın örgütsel bir görev üstlendiğini ortaya koyan somut anlatımlarının bulunmadığını dikkate almıştır.

Bu değerlendirme, gizli tanık beyanlarının her durumda geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Bununla birlikte tanık anlatımının bilgi kaynağı, doğrudan gözleme dayanıp dayanmadığı, somutluğu ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği mahkûmiyet bakımından belirleyicidir.

6. Eş Tarafından Yapılan 50.000 TL Havale Neden Örgüt Üyeliği Delili Sayılmadı?

Dosyada bulunan MASAK raporuna göre sanığın hesabından, daha sonra örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan bir üniversiteye 29.03.2013 tarihinde 50.000 TL gönderilmiştir.

Ancak hesap hareketleri incelendiğinde, söz konusu paranın transferden yaklaşık yarım saat önce sanığın eşi tarafından sanığın hesabına aktarıldığı belirlenmiştir.

Tanık olarak dinlenen eş, havale işlemini kendisinin gerçekleştirdiğini ve sanığın işlemden haberdar olmadığını ifade etmiştir.

Yargıtay, banka kayıtlarıyla desteklenen bu açıklamayı dikkate alarak para transferinin doğrudan sanığın örgütsel faaliyeti olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirmiştir.

Karar, banka hareketlerinin yalnızca hesap sahibine bakılarak değil, işlemin gerçek faili, amacı ve diğer delillerle birlikte incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

7. Sohbet Toplantılarına Katılmak Örgüt Üyeliği İçin Yeterli midir?

Yargıtay kararında, örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerin bulunması gerektiği açıklanmıştır.

Somut olayda sanığın örgütsel içeriği kanıtlanamayan sohbet toplantılarına katılması dışında, örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren kesin ve yeterli delil bulunmadığı kabul edilmiştir.

Daire, sanığın dosyaya yansıyan eylemlerini örgüte sempati düzeyinde değerlendirmiştir.

Bu nedenle silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu değerlendirme, her sohbet toplantısının hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez. Faaliyetlerin içeriği, zamanı, örgütsel niteliği ve diğer delillerle bağlantısı her dosyada ayrıca incelenmelidir.

8. Yargıtay Neden Beraat Gerekçesiyle Bozma Kararı Verdi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, tanık beyanlarını, gizli tanık anlatımlarını, MASAK raporunu ve sanığın savunmasını birlikte değerlendirmiştir.

Bu incelemede;

  • Mütevelli olduğuna ilişkin iddiaların soyut ve duyuma dayalı olduğu,
  • Gizli tanıkların somut örgütsel görev anlatımında bulunmadığı,
  • Para transferinin eş tarafından gerçekleştirildiğinin hesap hareketleri ve tanık beyanıyla desteklendiği,
  • Sanığın örgütle organik bağını ortaya koyan kesin ve yeterli delil bulunmadığı,

tespit edilmiştir.

Bu nedenle Daire, sanık hakkında mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Burada hukuken önemli ayrım şudur: Yargıtay doğrudan yeni bir beraat hükmü kurmamış, beraat gerektiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

9. CMK 308 İtirazı Sonucunda İnfaz Durdurulabilir mi?

Evet. Somut kararda Yargıtay 3. Ceza Dairesi, itirazın kabulü ve bozma nedenini dikkate alarak infazın durdurulmasına da karar vermiştir.

Bu husus, özellikle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler bakımından önem taşımaktadır.

Ancak CMK 308 başvurusu yapılması kendiliğinden infazı durdurmaz. İnfazın durdurulması için somut dosyada ayrıca karar verilmesi gerekir.

İncelenen olayda Yargıtay, bozma kararıyla birlikte infazın durdurulmasını da hüküm altına almıştır.

10. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 Tarihli Kararının Sonucu

Yargıtay 3. Ceza Dairesi;

Birincisi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 itirazını farklı gerekçeyle kabul etmiştir.

İkincisi, 15.04.2025 tarihli ve 2022/10705 Esas, 2025/11111 Karar sayılı önceki ilamını kaldırmıştır.

Üçüncüsü, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü, beraat gerektiği ve temel cezanın belirlenmesindeki hukuka aykırılık gerekçeleriyle bozmuştur.

Dördüncüsü, sanık hakkında infazın durdurulmasına karar vermiştir.

Beşincisi, dosyanın Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

11. Bu Karar Diğer FETÖ/PDY Dosyalarında Emsal Olarak Kullanılabilir mi?

Karar, özellikle şu tür uyuşmazlıklarda savunma bakımından önem taşımaktadır:

Duyuma dayalı mütevelli veya örgütsel görev iddiaları, somutlaştırılmamış gizli tanık anlatımları, örgütsel niteliği ispatlanamayan sohbet toplantıları ve üçüncü kişilerin gerçekleştirdiği mali işlemler.

Bununla birlikte her FETÖ/PDY dosyasında delil durumu farklıdır.

Bu kararın başka bir dosyada kullanılabilmesi için somut deliller arasındaki benzerliklerin ortaya konulması gerekir.

Karar ayrıca CMK 308 kapsamında yapılan itirazlarda, Başsavcılığın ileri sürdüğü gerekçelerden farklı hukuka aykırılıkların da Daire tarafından değerlendirilebilmesi bakımından önemlidir.

12. 2026 Yılında CMK 308 Başvuru Şartları

7589 sayılı Kanun ile CMK 308’de değişiklik yapılmıştır.

Güncel düzenlemeye göre sanık lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz bakımından ise kanunda üç aylık süre öngörülmüştür.

Ancak 2026 değişikliğinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır.

İncelenen Yargıtay kararı 07.07.2026 tarihinde verilmiş olup 7589 sayılı Kanun değişikliğinden önceki hukuki döneme aittir.

Dolayısıyla somut karardaki usul ile güncel CMK 308 düzenlemesi birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

13. Sonuç: Kesinleşmiş Yargıtay Kararından Sonra da Hukuki Denetim Mümkündür

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5909 Esas ve 2026/15310 Karar sayılı ilamı, CMK 308 olağanüstü itiraz yolunun uygulamadaki önemini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının cezanın fazla belirlenmesine yönelik itirazı üzerine yapılan incelemede, Daire suçun sübutunu da değerlendirerek beraat gerektiği gerekçesiyle bozma kararı vermiştir.

Üstelik bu bozma kararıyla birlikte infazın durdurulmasına hükmedilmiştir.

Bu kararın ortaya koyduğu temel hukuki sonuç, Yargıtay ceza dairesi kararının verilmiş olmasının, kanuni şartlar altında CMK 308 yoluyla yeniden inceleme yapılmasına engel olmadığıdır.

Kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarında olağanüstü kanun yollarının değerlendirilmesi, yalnızca önceki savunmaların tekrarıyla sınırlı kalmamalı; hükmün dayandığı deliller, suçun kanuni unsurları ve Yargıtay kararındaki hukuka aykırılıklar bütün olarak incelenmelidir.

Karar Künyesi

Yargıtay 3. Ceza Dairesi

Esas No: 2026/5909

Karar No: 2026/15310

Karar Tarihi: 07.07.2026

Önceki Karar: 2022/10705 E., 2025/11111 K.

Kanun Yolu: CMK 308 – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı

Sonuç: İtirazın kabulü, önceki ilamın kaldırılması, mahkûmiyet hükmünün bozulması ve infazın durdurulması.

Av. Orçun Akbulut

Ceza Hukuku – FETÖ/PDY Davaları – Olağanüstü Kanun Yolları

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!