FETÖ/PDY kapsamında yürütülen ankesörlü telefon ve ardışık arama davalarında mahkûmiyet kararları yalnızca teknik arama kayıtlarına değil, bazı dosyalarda tanık ifadelerine de dayandırılmaktadır.
Ancak tanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında birbirinden farklı açıklamalar yapması, sanık hakkındaki iddiaların somutlaştırılamaması veya mahkemenin savunmanın temel itirazlarını gerekçeli kararında karşılamaması ciddi hukuki tartışmalar doğurabilir.
Peki, ankesör davalarında çelişkili tanık ifadeleri bozma nedeni midir? Mahkemenin tanık beyanları arasındaki çelişkileri gidermeden mahkûmiyet kararı vermesi hukuka uygun mudur?
Bu soruların yanıtı, çelişkinin niteliğine, tanık anlatımının hükümdeki önemine ve dosyada bulunan diğer delillere bağlıdır.
1. Ankesör Davalarında Çelişkili Tanık İfadeleri Neden Önemlidir?
Ankesörlü telefon soruşturmalarında bazı tanıklar, sanığın örgütsel toplantılara katıldığını, belirli kişilerle görüştüğünü veya örgütsel iletişim içerisinde bulunduğunu iddia edebilir.
Ancak bu beyanların somut olaylarla desteklenmesi ve güvenilirliklerinin değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin bir tanığın soruşturma aşamasında sanığın örgütsel toplantılara katıldığını ileri sürmesine rağmen duruşmada böyle bir toplantıyı hatırlamadığını belirtmesi, açıklığa kavuşturulması gereken bir çelişki oluşturabilir.
Benzer şekilde farklı tanıkların aynı olayın tarihi, yeri, katılımcıları veya gerçekleşme biçimi hakkında birbirleriyle bağdaşmayan açıklamalar yapmaları da önem taşıyabilir.
Bununla birlikte her ifade farklılığı bozma nedeni değildir. Çelişkinin suçun ispatı bakımından önemli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
2. Tanığın Kolluk İfadesi ile Mahkemedeki İfadesi Çelişirse Ne Olur?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 212. maddesi, tanığın önceki ifadesi ile duruşmadaki açıklaması arasında çelişki bulunması durumunda uygulanabilecek yöntemi düzenlemektedir.
Buna göre tanığın önceki ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
Ankesör davalarında bu hüküm özellikle önemlidir.
Örneğin tanık, kolluk ifadesinde sanığın belirli tarihlerde örgütsel toplantılara katıldığını söylemiş ancak duruşmada sanığı yalnızca görev yaptığı kurumdan tanıdığını belirtmiş olabilir.
Bu durumda tanığın hangi açıklamasının neden güvenilir kabul edildiği önem kazanır.
Mahkemenin önceki ifadeyi doğrudan doğruya esas alması ve duruşmadaki farklı açıklamayı değerlendirmemesi, somut olayın koşullarına göre hukuka aykırılık tartışması doğurabilir.
3. Tanık İfadelerindeki Hangi Çelişkiler Bozma Nedeni Olabilir?
Tanık beyanlarındaki her farklılık aynı hukuki öneme sahip değildir.
Özellikle aşağıdaki çelişkiler savunma bakımından incelenmelidir:
- Tanığın sanığı tanıyıp tanımadığı konusundaki farklı açıklamaları.
- İddia edilen örgütsel toplantıların tarihine ilişkin çelişkiler.
- Toplantılara katılan kişilerin kimlikleri hakkındaki farklı anlatımlar.
- Tanığın doğrudan gözlemi ile başkalarından duyduğu bilgilerin birbirine karıştırılması.
- Tanığın sanıkla irtibatının niteliğine ilişkin değişen beyanları.
- Tanık anlatımlarının resmî görev kayıtları veya diğer objektif delillerle uyuşmaması.
Bu çelişkilerin mahkûmiyet hükmünü etkileyebilecek nitelikte olması ve yeterince araştırılmaması durumunda eksik inceleme veya yetersiz gerekçe iddiası gündeme gelebilir.
4. Ankesör Aramaları ile Tanık İfadeleri Birbirini Doğrulamıyorsa Ne Olur?
Ankesör davalarında önemli sorunlardan biri, teknik arama kayıtları ile tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesidir.
Örneğin tanık, sanığın belirli bir dönemde örgütsel toplantılara düzenli olarak katıldığını iddia ederken mevcut görev kayıtları sanığın söz konusu dönemde farklı bir yerde bulunduğunu gösterebilir.
Bu durumda iddianın doğruluğunu etkileyebilecek objektif kayıtların araştırılması önemlidir.
Ancak bir tanık beyanı ile teknik kayıt arasında doğrudan çelişki bulunup bulunmadığı dikkatle değerlendirilmelidir. Telefonun arandığı tarih ile tanığın anlattığı toplantının tarihi her zaman aynı olmayabilir.
Savunma açısından önemli olan, tanık anlatımlarının hangi maddi olgularla desteklendiğini ve varsa hangi objektif verilerle çeliştiğini somut olarak ortaya koymaktır.
5. Mahkeme Çelişkili Tanık İfadelerini Gerekçeli Kararda Tartışmak Zorunda mı?
CMK’nın 230. maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekir.
Mahkeme, hangi delilleri hükme esas aldığını ve hangi delilleri neden reddettiğini göstermelidir.
Bu yükümlülük, ankesör davalarında tanık beyanları açısından da geçerlidir.
Özellikle hüküm bakımından belirleyici nitelikteki tanık anlatımları arasında önemli çelişkiler varsa mahkemenin bu çelişkileri değerlendirmesi beklenir.
Mahkemenin yalnızca sanık aleyhindeki ifadeleri aktarması, buna karşılık savunmanın ileri sürdüğü önemli çelişkileri karşılamaması, gerekçeli karar hakkı bakımından sorun oluşturabilir.
Ancak mahkemenin savunmadaki her ayrıntıya ayrı ayrı cevap vermesi zorunlu değildir. Belirleyici nitelikteki itirazların karşılanıp karşılanmadığı önemlidir.
6. Gerekçesiz Mahkûmiyet CMK 289 Kapsamında Bozma Nedeni midir?
CMK’nın 289/1-g maddesi, hükmün CMK 230 gereğince gerekçeyi içermemesini hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında düzenlemektedir.
Bununla birlikte gerekçenin hiç bulunmaması ile mevcut gerekçenin yetersiz olduğu iddiası birbirinden ayrılmalıdır.
Kararda delillerin yalnızca sıralanması, bunların sanığın üzerine atılı suçla ilişkisinin açıklanmaması veya belirleyici savunma itirazlarının karşılanmaması durumunda gerekçenin yeterliliği tartışılabilir.
Her gerekçe eksikliği otomatik olarak CMK 289/1-g kapsamında değerlendirilmez. İhlalin niteliği ve hükme etkisi somut dosya üzerinden incelenmelidir.
7. Tanıkların Yeniden Dinlenmesi Talep Edilebilir mi?
Savunma, hüküm açısından önemli tanık anlatımları arasındaki çelişkilerin giderilmesini talep edebilir.
Özellikle tanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki açıklamaları arasında önemli farklılıklar varsa bunların açıklığa kavuşturulması istenebilir.
Tanığın yeniden dinlenmesi talebinde hangi çelişkinin giderilmesinin amaçlandığı açıkça belirtilmelidir.
Örneğin tanığın daha önce anlattığı toplantının tarihi ile sanığın görev kayıtları arasında uyuşmazlık bulunuyorsa bu hususun tanığa sorulması talep edilebilir.
Mahkeme, delil taleplerini CMK’nın ilgili hükümleri çerçevesinde değerlendirir. Her yeniden dinleme talebinin kabul edilmesi zorunlu değildir.
Ancak hükmün sonucunu etkileyebilecek önemli bir çelişkinin giderilmesine yönelik talebin reddedilmesi, somut koşullara göre savunma hakkı bakımından incelenebilir.
8. Çelişkili Tanık İfadelerine Dayalı Mahkûmiyete Nasıl İtiraz Edilir?
İstinaf veya temyiz başvurusunda yalnızca tanık ifadelerinin çelişkili olduğunu belirtmek yeterli değildir.
Başvuruda çelişkilerin somutlaştırılması gerekir.
Bu kapsamda tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesi ile duruşmadaki beyanı karşılaştırılmalıdır.
Çelişkilerin hangi maddi olaylarla ilgili olduğu, bunların neden önemli olduğu ve mahkûmiyet hükmünü nasıl etkileyebileceği açıklanmalıdır.
Ayrıca mahkemenin bu çelişkileri gerekçeli kararında değerlendirip değerlendirmediği incelenmelidir.
Temyiz incelemesinin kapsamı ve ileri sürülebilecek hukuka aykırılıklar, kararın niteliği ile uygulanacak kanun yolu hükümlerine göre belirlenir.
9. Kesinleşmiş Mahkûmiyetlerde Çelişkili Tanık İfadeleri Yeniden Yargılama Nedeni Olabilir mi?
Kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararında tanık ifadelerinin çelişkili olduğunun ileri sürülmesi, tek başına yargılamanın yenilenmesini gerektirmez.
Önceki yargılamada bilinen ve değerlendirilen çelişkilerin yeniden ileri sürülmesi ile yeni olay veya delillerin ortaya çıkması birbirinden farklıdır.
Örneğin önceki yargılamada değerlendirilmeyen yeni bir tanık anlatımı veya mahkûmiyetin dayandığı önemli bir iddiayı çürütebilecek yeni bir belge ortaya çıkmış olabilir.
Bu durumda CMK 311 kapsamında yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargılamanın yenilenmesi başvurusu, kesinleşmiş kararların yeniden temyiz edilmesini sağlayan genel bir başvuru yolu değildir.
Sıkça Sorulan Sorular
FETÖ davasında tanığın ifadesini değiştirmesi beraat nedeni midir?
Tek başına değildir. Değişen ifadenin niteliği, önceki anlatımın güvenilirliği ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Tanık kollukta başka, mahkemede başka ifade verirse ne olur?
CMK 212 uyarınca önceki ifade okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır. Çelişkinin hüküm açısından önemi ayrıca değerlendirilir.
Mahkeme lehe tanık ifadesini dikkate almak zorunda mı?
Mahkeme, hüküm bakımından önemli olan lehe ve aleyhe delilleri değerlendirmelidir. Lehe delilin neden kabul edilmediğinin gerekçede açıklanması gerekebilir.
Gerekçeli kararda tanık çelişkileri değerlendirilmemişse ne yapılabilir?
Kararın niteliğine ve yargılama aşamasına göre istinaf veya temyiz başvurusu yapılabilir. Başvuruda değerlendirilmediği ileri sürülen belirleyici çelişkiler somutlaştırılmalıdır.
Kesinleşmiş FETÖ mahkûmiyetinde tanığın yeni ifadesi kullanılabilir mi?
Yeni ifadenin önceki yargılamada değerlendirilmemiş olması ve CMK 311 kapsamında hükmün sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde yargılamanın yenilenmesi imkânı değerlendirilebilir.
Sonuç
Ankesörlü telefon ve ardışık arama davalarında çelişkili tanık ifadeleri, özellikle mahkûmiyetin dayandığı belirleyici olgularla ilgili olduğunda önemli hukuki sonuçlar doğurabilir.
Mahkemenin bu çelişkileri yeterince araştırmaması, belirleyici savunma itirazlarını karşılamaması veya delillerle mahkûmiyet sonucu arasındaki ilişkiyi açıklamaması, somut olayın özelliklerine göre kanun yolu başvurusuna konu olabilir.
Ancak her ifade farklılığı bozma nedeni değildir. Başarılı bir hukuki değerlendirme için çelişkilerin hükme etkisinin ortaya konulması gerekir.
Ankesör ve Ardışık Arama Davalarında Hukuki Danışmanlık
FETÖ/PDY kapsamında yürütülen ankesörlü telefon ve ardışık arama davalarında tanık ifadeleri, HTS kayıtları, gerekçeli kararlar ve kanun yolu başvuruları, her dosyanın özelliklerine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Av. Orçun Akbulut tarafından Aydın merkezli olmak üzere ankesör ve ardışık arama dosyalarına ilişkin hukuki danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.
Hukuki danışmanlık ve ayrıntılı dosya incelemesi ücrete tabidir.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut dosyanın incelenmesi olmadan kesin bir hukuki sonuç çıkarılamaz.