Danıştay 5. Dairesi, 08.12.2025 tarihli, 2023/7322 Esas ve 2025/13643 Karar sayılı ilamında, Garson SD kartı olarak bilinen dijital materyallerde yer alan İC ve SÖZ kodlamalarının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatın belirlenmesindeki hukuki niteliğini değerlendirmiştir.
Karar, özellikle 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan emniyet personelinin göreve iade davaları, örgütsel fişleme kayıtlarının delil değeri ve sonradan dosyaya sunulan veri analiz raporlarının değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Danıştay, ilk derece mahkemesinin kamu görevinden çıkarma işlemine ilişkin iptal kararını uygun bulan bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur. Bununla birlikte kararın karşı oy gerekçesi, örgütün bir kişiyi kazanmak amacıyla fişlemesi ile kişinin iradi olarak örgütsel faaliyetlere katılması arasındaki ayrım bakımından dikkat çekicidir.
Danıştay 5. Dairesinin 2025/13643 Sayılı Kararına Konu Olay
Davacı, emniyet teşkilatında görev yapmakta iken 679 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmıştır.
OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine, ret işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle idari yargıda dava açmıştır.
İlk derece mahkemesi, davacının 2011 yılı komiser yardımcılığı sınavının sorularını önceden aldığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığını değerlendirmiştir.
Davacının örgüte ait olduğu belirtilen bir evde kurs döneminde kalması, tek başına örgütsel irtibatı ortaya koymaya yeterli görülmemiştir.
Ayrıca davacının himmet ödediğine, kurs döneminden sonra örgütsel toplantılara katıldığına veya örgütsel faaliyetlerini sürdürdüğüne ilişkin yeterli bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı hakkındaki dijital kayıtların İC kodunu içermesi de ilk derece mahkemesince davacı lehine değerlendirilmiştir.
Bu gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, özlük haklarının iadesine ve yoksun kalınan parasal hakların dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge idare mahkemesi de idarenin istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Ancak dosyanın temyiz incelemesinde, davacı hakkında daha önceki İC kodlamasından farklı olarak SÖZ kodlaması içeren bir veri analiz raporu değerlendirmeye alınmıştır.
Garson SD Kartında İC Kodu Ne Anlama Gelir?
Garson SD kartı İC ve SÖZ kodu değerlendirmesinde öncelikle bu iki kodun örgütün sınıflandırma sistemi içerisindeki farklı konumlarının anlaşılması gerekir.
Kararda aktarılan gizli tanık açıklamalarına göre İC kodu, örgütün ilgi alanına yeni giren ve hakkında kazanım çalışması yapılmak üzere bir stajyer görevlendirilen kişileri ifade etmektedir.
Bu aşamada kişi, kendisiyle örgütsel amaçla ilgilenildiğini bilmeyebilir.
Örgüt tarafından görevlendirilen kişinin hedef şahısla arkadaşlık ilişkisi kurması, onun sosyal çevresini ve dünya görüşünü öğrenmeye çalışması, örgüte kazandırma faaliyetinin başlangıç aşamalarından biridir.
Dolayısıyla bir emniyet personelinin İC olarak kodlanmış olması, o kişinin mutlaka örgüt üyesi olduğu veya örgütsel faaliyetlere bilerek katıldığı anlamına gelmez.
İC kodlaması, kişinin örgüt tarafından hedef alınmış olabileceğini gösteren bir kayıt niteliğindedir.
Bununla birlikte bu kodun hukuki sonucu, dosyadaki diğer bilgi ve belgelerden bağımsız değerlendirilmemelidir.
SÖZ Kodu Ne Anlama Gelir?
Danıştay 5. Dairesinin 2025/13643 sayılı kararında belirleyici tartışmalardan biri SÖZ kodunun anlamıdır.
Kararda SÖZ kodunun, örgütün geçmişte kullandığı sınıflandırma sisteminde DİL3 ile EA arasında yer alan bir kategoriyi ifade ettiği belirtilmiştir.
Danıştay çoğunluğuna göre bu kodlama, kişinin örgütsel faaliyetlerden geçirilerek alan-içi kategorisine aktarılmaya yakın bir aşamada bulunduğunu göstermektedir.
Kararda bu aşamalar arasında örgütsel toplantılara katılma, diğer grup üyeleriyle tanıştırılma, himmet verme, örgütsel görevleri yerine getirme ve mahrem sorumluyla tanıştırılma gibi faaliyetler sayılmıştır.
Danıştay, SÖZ kodlamasını iltisak ve irtibatın değerlendirilmesinde tek başına dikkate alınabilecek somut bir veri olarak kabul etmiştir.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır.
Bir kodun genel tanımında belirli örgütsel faaliyetlerin sayılması ile somut olayda ilgili kişinin bu faaliyetleri gerçekleştirdiğinin ortaya konulması aynı şey değildir.
Bu nedenle SÖZ kodlaması bulunan dosyalarda raporun hangi dönemlere ilişkin olduğu, kodlamanın dayanağı, diğer kayıtlarla tutarlılığı ve kişinin bireysel durumuyla bağlantısı ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Danıştay Neden Göreve İade Kararını Bozdu?
Davacı hakkında düzenlenen 07.09.2020 tarihli veri inceleme raporunda DERECE 1 ve DERECE 2 bölümlerinde İC kodlaması bulunmaktaydı.
Buna karşılık temyiz aşamasında dosyaya sunulan 17.02.2025 tarihli veri analiz raporunda, davacının 2012/1 ve 2012/2 dönemlerinde SÖZ olarak kodlandığı belirtilmiştir.
Danıştay çoğunluğu, SÖZ kodunun örgütsel irtibat ve iltisakın değerlendirilmesinde hukuken dikkate alınabileceği görüşünü benimsemiştir.
Ayrıca davacının kurs döneminde örgüte ait olduğu belirtilen evde kalmasına ilişkin tanık beyanı ve örgütün üst düzey yöneticileriyle irtibatına ilişkin tespitler birlikte değerlendirilmiştir.
Bu gerekçelerle davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna varılmıştır.
Danıştay 5. Dairesi, 08.12.2025 tarihinde oyçokluğuyla bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili daireye gönderilmesine hükmetmiştir.
Bu karar, doğrudan davanın reddi kararı olmayıp bölge idare mahkemesi kararının bozulmasına ilişkin bir temyiz kararıdır.
FETÖ Soruşturmasında Takipsizlik Kararı Göreve İade İçin Yeterli midir?
İncelenen kararda davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmektedir.
Buna rağmen Danıştay, kamu görevinden çıkarılma işlemini ceza soruşturmasının sonucundan ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutmuştur.
Ceza yargılamasında örgüt üyeliğinin ispatı ile kamu görevinden çıkarma işleminde iltisak ve irtibatın değerlendirilmesi aynı hukuki ölçütlere dayanmaz.
Bu nedenle takipsizlik kararı verilmiş olması, tek başına kamu görevine iade sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte takipsizlik kararının gerekçesi, hangi delillerin incelendiği ve şüpheli lehine yapılan somut tespitler idari yargılama bakımından önemini korur.
Özellikle ceza soruşturmasında incelenmiş olan dijital materyallerin idari yargılamada farklı biçimde yorumlanması durumunda, bu farklılığın hukuki gerekçesi tartışılmalıdır.
Danıştay Kararındaki Karşı Oy: İC Kodu Tek Başına Yeterli mi?
Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri karşı oy gerekçesidir.
Karşı oy sahibi üye, örgütsel kodlama verilerinin hukuka uygun veri olarak değerlendirilmesine karşı çıkmamıştır.
Ancak İC kodunun örgütün ilgi kategorisinde bulunduğunu, bu kategorideki kişinin henüz örgütün etki alanına girmemiş olabileceğini vurgulamıştır.
Karşı oy gerekçesinde, hedef kişinin örgütsel kazanım çalışmasından haberdar olmayabileceği ve kendisiyle kurulan ilişkinin başlangıçta sıradan insani ilişkiler görünümünde gerçekleşebileceği açıklanmıştır.
Bu nedenle kişinin yalnızca İC olarak kodlanması, başka somut bilgi ve belgelerle desteklenmedikçe örgütle irtibat ve iltisakının kabulü için yeterli görülmemiştir.
Karşı oy sahibi, davacı hakkındaki İC kodlamasının aksini ortaya koyan esasa etkili tespit bulunmadığı görüşüyle davacı lehine kararın onanması gerektiğini savunmuştur.
Bu yaklaşım, özellikle yalnızca İC kodu bulunan ve hakkında başka örgütsel faaliyet tespiti yapılmamış kamu görevlilerinin davaları açısından savunmada tartışılabilecek önemli bir hukuki gerekçedir.
Ancak karşı oy bağlayıcı çoğunluk görüşü değildir. Ayrıca somut dosyada temyiz aşamasında sunulan SÖZ raporunun varlığı da göz ardı edilmemelidir.
Garson SD Kartı Deliline Karşı Hangi İtirazlar İleri Sürülebilir?
Garson SD kartı İC ve SÖZ kodu bulunan dosyalarda savunma yalnızca kodun anlamına yönelik genel açıklamalarla sınırlandırılmamalıdır.
Öncelikle dijital materyalin elde edilme süreci, imaj alma işlemleri, HASH değerleri, veri inceleme raporlarının hazırlanma yöntemi ve kişiye özgü kayıtların kaynağı değerlendirilmelidir.
Ayrıca şu sorular üzerinde durulmalıdır:
- Kişinin hangi tarihlerde ve hangi kodlarla sınıflandırıldığı belirlenmiş midir?
- Farklı tarihlerde düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunmakta mıdır?
- Kodlamanın hangi somut faaliyetlere dayandığı açıklanmış mıdır?
- Kişinin örgütsel faaliyetlere bilerek ve isteyerek katıldığına ilişkin bireysel tespit mevcut mudur?
- Tanık beyanları doğrudan kişisel gözleme mi, yoksa başkalarından aktarılan bilgilere mi dayanmaktadır?
- Sonradan dosyaya sunulan raporlara karşı etkili biçimde savunma yapma imkânı tanınmış mıdır?
Bu soruların yanıtları, her dosyanın kendi delil durumuna göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Özellikle temyiz aşamasında ilk kez sunulan ve önceki raporlardan farklı değerlendirmeler içeren belgelerin savunma hakkı ve çelişmeli yargılama ilkesi bakımından incelenmesi önem taşır.
Garson SD Kartı Kodlaması Ceza Mahkûmiyeti İçin Yeterli midir?
Danıştay 5. Dairesinin 2025/13643 sayılı kararı, kamu görevinden çıkarma işlemine ilişkin idari yargı uyuşmazlığını konu almaktadır.
Bu nedenle kararın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen ceza yargılamalarında doğrudan mahkûmiyet gerekçesi olarak değerlendirilmesi doğru değildir.
Ceza yargılamasında örgüt üyeliğinin unsurları, delillerin ispat gücü ve sanığın bireysel fiilleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir kişinin örgüt tarafından fişlenmiş olması, kişinin bu sınıflandırmadan haberdar olduğunu veya örgüt üyeliği suçunun bütün unsurlarının gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez.
İdari yargıdaki iltisak ve irtibat değerlendirmesi ile ceza hukukundaki örgüt üyeliği değerlendirmesi arasındaki bu ayrım, savunmanın temel noktalarından biridir.
Danıştay 5. Dairesinin 2025/13643 Sayılı Kararı Ne Anlama Geliyor?
İncelenen karar üç temel sonucu ortaya koymaktadır.
Birincisi, Danıştay 5. Dairesi örgütsel kodlama verilerini kamu görevinden çıkarma işlemlerinin yargısal denetiminde kullanılabilecek hukuka uygun veriler arasında değerlendirmiştir.
İkincisi, SÖZ kodlamasının örgütle iltisak ve irtibat değerlendirmesinde tek başına dikkate alınabilecek somut bir veri olduğu çoğunluk tarafından kabul edilmiştir.
Üçüncüsü, karşı oyda İC kodunun, başka somut delillerle desteklenmediği takdirde kişinin örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli olmadığı görüşü savunulmuştur.
Dolayısıyla karar, bütün kodlamaların aynı hukuki sonucu doğurmadığını ve kişinin hangi kategoride sınıflandırıldığının önem taşıdığını göstermektedir.
Sonuç: İC ve SÖZ Kodlaması Bulunan Dosyalarda Bireysel Delil İncelemesi Önemlidir
Garson SD kartı İC ve SÖZ kodu nedeniyle kamu görevinden çıkarılan kişiler bakımından hukuki değerlendirme, yalnızca dijital raporda yer alan harf ve rakamlarla sınırlı tutulmamalıdır.
Kodlamanın anlamı, ilgili dönem, kişinin iradi faaliyetleri, tanık beyanları, ceza soruşturmasının sonucu ve raporlar arasındaki farklılıklar birlikte incelenmelidir.
Danıştay 5. Dairesinin 08.12.2025 tarihli kararı, SÖZ kodlamasına önemli bir delil değeri tanırken karşı oy, özellikle İC kodu bakımından kişisel ve somut delil gerekliliğini vurgulamaktadır.
FETÖ/PDY kapsamında kamu görevinden çıkarma işlemleri ve ceza soruşturmalarında, dosyanın kendine özgü özellikleri gözetilmeden yalnızca kodlamanın adına dayanılarak kesin bir hukuki sonuç çıkarılması doğru değildir.
Av. Orçun Akbulut
Ceza Hukuku – Terör Suçları – KHK ve İdari Yargı Uyuşmazlıkları
Aydın
İncelenen Emsal Karar: Danıştay 5. Dairesi, 08.12.2025 tarihli, 2023/7322 Esas, 2025/13643 Karar.
Bu yazı, belirtilen yargı kararının hukuki değerlendirmesini içermekte olup her somut dosyanın delil durumu ayrıca incelenmelidir.