Babalık davası açılan bir erkek DNA testi yaptırmayı reddederse ne olur? Mahkemenin çağrısına rağmen kan veya doku örneği vermeyen kişi hakkında zor kullanma kararı verilebilir mi? Baba olduğu iddia edilen kişinin DNA incelemesinden kaçınması, davanın reddedilmesine veya kendiliğinden babalığın kabulüne neden olur mu?
Bu sorular, özellikle evlilik dışında doğan çocukların babalığının tespiti ve soybağının reddi davalarında önem taşımaktadır.
Uygulamada baba olduğu iddia edilen kişinin DNA testi yaptırmayı reddetmesi, Adli Tıp Kurumuna gitmemesi veya mahkeme tarafından belirlenen incelemeye katılmaması nedeniyle yargılamanın uzadığı görülmektedir.
Ancak Türk hukukunda soybağının belirlenmesi, yalnızca tarafların iradesine bırakılmış değildir. Soybağı davaları kamu düzeniyle yakından ilgili olduğundan, mahkeme biyolojik gerçekliğin ortaya çıkarılması için gerekli incelemeleri yapmakla yükümlüdür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi, belirli şartların gerçekleşmesi halinde DNA incelemesinin zor kullanılarak yaptırılmasına imkân tanımaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli, 2025/9141 Esas ve 2026/2170 Karar sayılı ilamı da soybağı davalarında DNA incelemesinden kaçınılmasının sonuçları bakımından önem taşımaktadır.
Dolayısıyla baba DNA testi yaptırmayı reddederse mahkeme yalnızca bu ret beyanıyla yetinmek zorunda değildir. Kanuni koşulların bulunması halinde gerekli tedbirleri uygulayarak biyolojik babalığın araştırılmasını sağlayabilir.
Babalık Davasında DNA Testi Zorunlu mudur?
Babalık davası, çocuk ile baba olduğu ileri sürülen erkek arasında hukuki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını amaçlayan bir aile hukuku davasıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini anne ve çocuk isteyebilir.
Babalığın tespiti davalarında en önemli mesele, davalı erkeğin çocuğun biyolojik babası olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu nedenle DNA incelemesi, babalık davalarında en önemli bilimsel delillerden biridir.
Ancak her babalık davasında daha önce özel bir DNA testi yaptırılmış olması zorunlu değildir. Mahkeme, yargılama sırasında gerekli gördüğü bilimsel incelemelere karar verebilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesi gereğince soybağına ilişkin davalarda hâkim maddi olguları kendiliğinden araştırır ve delilleri serbestçe takdir eder.
Bu düzenleme nedeniyle soybağı davaları, yalnızca tarafların sunduğu delillerle sınırlı biçimde yürütülen sıradan alacak davalarından farklıdır.
Mahkeme, biyolojik babalığın belirlenmesi için gerekli gördüğü incelemeleri kendiliğinden yaptırabilir.
Baba DNA Testi Yaptırmayı Reddederse Mahkeme Ne Yapar?
Baba olduğu iddia edilen kişinin DNA testi yaptırmayı reddetmesi, yargılamanın kendiliğinden sona ermesine neden olmaz.
Mahkeme öncelikle DNA incelemesinin uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli olup olmadığını değerlendirir.
İnceleme gerekli görülürse ilgili kişinin uygun sağlık kuruluşuna veya Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesine karar verilebilir.
Kişinin mahkeme tarafından belirlenen incelemeye haklı bir sebep olmaksızın katılmaması halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi gündeme gelir.
Bu düzenlemeye göre soybağının belirlenmesi amacıyla kan veya doku örneği alınmasına, kanundaki şartlar gerçekleştiğinde katlanma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Dolayısıyla DNA testi yaptırmayı reddeden baba hakkında mahkeme, incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verebilir.
Ancak zor kullanma yetkisi sınırsız değildir. İncelemenin uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu olması, bilimsel verilere uygun bulunması ve sağlık yönünden tehlike oluşturmaması gerekir.
Bu şartlar değerlendirilmeden kişinin beden bütünlüğüne müdahale edilmesi mümkün değildir.
HMK 292 Nedir? Mahkeme Zorla DNA Testi Yaptırabilir mi?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi, soybağının tespiti için yapılacak incelemeleri düzenlemektedir.
Kanuna göre uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olması, ayrıca sağlık yönünden tehlike oluşturmaması şartıyla herkes, soybağının belirlenmesi amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır.
Haklı bir sebep olmaksızın bu yükümlülüğe uyulmaması halinde hâkim, incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, üçüncü kişilerin tanıklıktan çekinme hakkına dayanarak bu yükümlülükten kaçınamayacağı da düzenlenmiştir.
Bu hüküm son derece önemlidir.
Çünkü babalık davasında davalı erkeğin yalnızca DNA örneği vermeyi reddetmesi, biyolojik babalığın araştırılmasını engelleyen kesin bir durum olarak kabul edilmemektedir.
Mahkeme, gerekli koşulların bulunması halinde zor kullanma tedbirlerine başvurabilir.
Bununla birlikte zor kullanılarak DNA incelemesi yapılması, her olayda doğrudan ve kendiliğinden uygulanacak bir işlem değildir. Mahkeme kararı, tıbbi koşullar ve ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
2026 Yargıtay Kararı: DNA İncelemesinden Kaçınmak Davayı Engeller mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli, 2025/9141 Esas ve 2026/2170 Karar sayılı ilamı, DNA incelemesinin soybağı davalarındaki önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Kararda, soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemelerin doğru nüfus sicilinin oluşturulmasını sağlamakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay, bozma kararının gereğinin yerine getirilmemesini ve biyolojik soybağının belirlenmesi için gerekli incelemelerin tamamlanmamasını hukuka aykırı bulmuştur.
Bu yaklaşım, soybağı davalarında bilimsel incelemenin yapılmasının önemini göstermektedir.
Kararın künyesi:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/9141
Karar No: 2026/2170
Karar Tarihi: 24.02.2026
Bu kararın önemi, soybağı davalarında mahkemenin yalnızca tarafların incelemeye katılıp katılmadığını tespit etmekle yetinemeyecek olmasıdır.
Biyolojik babalığın araştırılması için gerekli hukuki ve bilimsel işlemler tamamlanmalıdır.
Özellikle DNA incelemesinden kaçınılması halinde HMK 292 kapsamında uygulanabilecek tedbirler değerlendirilmeden karar verilmesi, eksik inceleme sorununu gündeme getirebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: DNA Örneği Vermekten Kaçınan Kişiye Zor Kullanılabilir
DNA incelemesine katılma yükümlülüğü yalnızca kanunda yer alan teorik bir düzenleme değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.04.2023 tarihli, 2022/33 Esas ve 2023/377 Karar sayılı ilamında da soybağı incelemesinden kaçınan kişiler hakkında zor kullanma tedbirlerinin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu içtihada, Yargıtay’ın 20.11.2024 tarihli bir başka soybağı kararında da açıkça atıf yapılmıştır.
Yargıtay, DNA incelemesinin yapılabilmesi için gerektiğinde yakalama, ihzar ve gözlem altına alma gibi tedbirlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu tedbirlerin doğrudan taraflarca uygulanabilecek işlemler olmamasıdır.
Zor kullanma yetkisi, mahkemenin vereceği karar ve ilgili mevzuat çerçevesinde kullanılabilir.
Dolayısıyla babalık davası açan kişi, davalının DNA örneği vermeyi reddetmesi halinde mahkemeden HMK 292 kapsamında gerekli işlemlerin yapılmasını isteyebilir.
DNA Testini Reddeden Kişi Otomatik Olarak Baba Kabul Edilir mi?
Babalık davalarında sık karşılaşılan yanlış düşüncelerden biri, DNA testi yaptırmayı reddeden erkeğin otomatik olarak çocuğun babası kabul edileceğidir.
Oysa Yargıtay uygulaması bu kadar basit değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarihli, 2018/12446 Esas ve 2019/6342 Karar sayılı ilamında, DNA incelemesinden kaçınan davalı hakkında yalnızca bu nedenle babalığın kabul edilmesi hukuka uygun bulunmamıştır.
Kararda, mahkemenin HMK 292 kapsamında gerekli işlemleri yaparak davalının DNA incelemesine katılmasını sağlaması ve bilimsel rapor doğrultusunda karar vermesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, babalık davalarında iki önemli sonucu ortaya koymaktadır.
Birincisi, davalının DNA incelemesinden kaçınması biyolojik babalığın araştırılmasını engellemez.
İkincisi, yalnızca DNA testi yaptırılmadığı gerekçesiyle biyolojik babalık hakkında otomatik bir kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Soybağı davalarında amaç, mümkün olan ölçüde biyolojik gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Baba Mahkemenin DNA Testi Çağrısına Gitmezse Ne Olur?
Mahkeme tarafından DNA incelemesi yapılmasına karar verilmesine rağmen davalının belirlenen tarihte sağlık kuruluşuna gitmemesi halinde öncelikle çağrının usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı değerlendirilir.
Kişinin incelemeye katılmamasının haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı da önemlidir.
Örneğin ciddi bir sağlık sorunu veya incelemeye katılmayı fiilen imkânsız kılan başka bir durum mevcut olabilir.
Ancak haklı bir sebep bulunmaksızın DNA incelemesinden kaçınılması halinde mahkeme HMK 292 kapsamında zor kullanma kararı verebilir.
Babalık davasında davalı erkeğin adresini değiştirmesi, çağrılara cevap vermemesi veya incelemeyi sürekli ertelemesi, mahkemenin soybağını araştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Bu gibi durumlarda davacı taraf, DNA incelemesinin gerçekleştirilmesi için gerekli tedbirlerin uygulanmasını talep edebilir.
DNA Testi İçin Zorla Kan veya Tükürük Örneği Alınabilir mi?
Soybağının belirlenmesi amacıyla yapılacak DNA incelemelerinde kan veya uygun doku örnekleri kullanılabilir.
HMK 292, kan veya doku alınmasına ilişkin katlanma yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir.
Uygulamada bilimsel inceleme için hangi örneğin alınacağı, ilgili sağlık kuruluşunun veya uzman kurumun değerlendirmesine göre belirlenir.
Mahkeme, gerekli şartların bulunması halinde örnek alınmasının zor kullanılarak gerçekleştirilmesine karar verebilir.
Ancak işlemin sağlık yönünden tehlike oluşturmaması, bilimsel yöntemlere uygun olması ve uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu bulunması gerekir.
Bu nedenle DNA incelemesine ilişkin mahkeme kararları, kişilerin beden bütünlüğüne müdahale niteliği taşıdığı için kanuni şartlar çerçevesinde uygulanmalıdır.
Babalık Davasında Anne veya Çocuk DNA Testini Reddederse Ne Olur?
DNA incelemesine katılma yükümlülüğü yalnızca baba olduğu iddia edilen erkek bakımından geçerli değildir.
HMK 292, soybağının belirlenmesi amacıyla gerekli incelemeye katlanma yükümlülüğünü genel olarak düzenlemektedir.
Dolayısıyla gerekli şartların bulunması halinde anne ve çocuktan da DNA örneği alınması gündeme gelebilir.
Özellikle anne, çocuk ve baba olduğu iddia edilen kişinin genetik örneklerinin karşılaştırılması, biyolojik babalığın güvenilir şekilde belirlenmesi bakımından önemlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.04.2024 tarihli, 2024/1263 Esas ve 2024/2926 Karar sayılı ilamında da DNA örneklerinin güvenilirliği ve kişilerin kimliklerinin doğrulanması üzerinde durulmuştur.
Yargıtay, örneklerin farklı yerlerde alınmış olması nedeniyle kimlik konusunda şüphe ortaya çıkan olayda, anne, çocuk ve baba olduğu iddia edilen kişinin birlikte DNA incelemesine sevk edilerek güvenilir rapor alınması gerektiğini belirtmiştir.
Bu nedenle DNA incelemesinin yalnızca yapılmış olması değil, doğru kişilerden ve güvenilir yöntemlerle yapılması da önemlidir.
Babalık Davasında Özel DNA Testi Yeterli midir?
Babalık davası açılmadan önce taraflar özel bir laboratuvarda DNA testi yaptırmış olabilir.
Bu rapor, uyuşmazlık bakımından önemli bir bilgi sağlayabilir.
Ancak özel DNA testinin hangi kişilerden alınan örneklerle gerçekleştirildiği, örneklerin kimlik doğrulamasının yapılıp yapılmadığı ve bilimsel güvenilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Mahkeme, gerekli gördüğünde Adli Tıp Kurumu veya uygun uzman kurum aracılığıyla yeniden DNA incelemesi yaptırabilir.
Özel DNA testi sonucunda biyolojik babalık belirlenmiş olsa bile hukuki soybağının kurulması veya ortadan kaldırılması için gerekli hukuki işlemler ayrıca yapılmalıdır.
Dolayısıyla özel laboratuvar raporu, mahkeme kararının yerine geçmez.
DNA Testi Yapılmadan Babalık Davası Kazanılabilir mi?
Babalık davalarında bilimsel inceleme, biyolojik gerçeğin belirlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Bununla birlikte her somut olayın koşulları farklıdır.
DNA incelemesinin yapılmasının fiilen imkânsız olduğu durumlar ortaya çıkabilir. Örneğin baba olduğu iddia edilen kişinin ölmüş olması, genetik materyale ulaşılamaması veya inceleme için gerekli örneklerin elde edilememesi söz konusu olabilir.
Bu gibi durumlarda mahkeme, mevcut delilleri ve bilimsel inceleme imkânlarını değerlendirmek zorundadır.
Ancak DNA incelemesinin yapılması mümkün olduğu halde gerekli araştırma tamamlanmadan karar verilmesi, Yargıtay denetiminde bozma nedeni oluşturabilir.
Özellikle yalnızca tanık anlatımlarına veya tarafların beyanlarına dayanılarak biyolojik babalığın tespit edilmesi, gerekli bilimsel inceleme yapılmadığı takdirde hukuki sorun doğurabilir.
Baba Ölmüşse DNA Testi Nasıl Yapılır?
Baba olduğu iddia edilen kişinin ölmüş olması, biyolojik babalığın araştırılmasının her durumda imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Somut olayın koşullarına göre ölen kişiden daha önce alınmış biyolojik örneklerin incelenmesi, yakın akrabalar üzerinden genetik karşılaştırma yapılması veya gerekli hukuki şartlar çerçevesinde mezarın açılması gündeme gelebilir.
Yargıtay uygulamasında, ölen kişinin biyolojik babalığının belirlenmesi amacıyla genetik inceleme yapılmasına ilişkin kararlar bulunmaktadır.
Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.03.2022 tarihli, 2021/9450 Esas ve 2022/1934 Karar sayılı ilamında, mezardan yeterli genetik materyal elde edilememesi halinde alternatif bilimsel inceleme imkânlarının araştırılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla baba olduğu iddia edilen kişinin vefat etmesi, babalık iddiasının bilimsel olarak araştırılmasını kendiliğinden engellemez.
Bu konu, Soybağı ve Babalık Davaları kategorimizde yayımlanacak “Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Açılabilir mi?” başlıklı yazımızda ayrıca ele alınacaktır.
DNA Testi Sonucunda Babalık Kesinleşirse Ne Olur?
DNA incelemesi sonucunda davalı erkeğin biyolojik baba olduğu yönünde bilimsel bulgular elde edilirse mahkeme, bu raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Babalık davasının kabul edilmesi halinde çocuk ile baba arasında hukuki soybağı kurulur.
Bu karar, nüfus kayıtları, çocuk ile baba arasındaki hukuki ilişkiler ve kanundan doğan bazı hak ve yükümlülükler bakımından sonuç doğurur.
Çocuğun bakım ve eğitim giderleri, nafaka talepleri ve miras hukuku bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar ayrıca değerlendirilmelidir.
Ancak biyolojik babalığın tespit edilmesi, her somut olayda bütün mali taleplerin kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.
Her talebin kanuni koşulları ayrıca incelenir.
Babalık Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Babalık davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Yetkili mahkeme bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 283. maddesi uygulanır.
Buna göre soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Babalık davası açılmadan önce çocuğun mevcut soybağı durumu, nüfus kayıtları, davacı sıfatı ve kanuni süreler değerlendirilmelidir.
Özellikle çocuğun başka bir erkekle mevcut hukuki soybağının bulunması halinde, öncelikle bu bağın kaldırılmasının gerekip gerekmediği araştırılmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Baba DNA Testi Yaptırmayı Reddederse Dava Düşer mi?
Hayır. DNA incelemesinin reddedilmesi, babalık davasının kendiliğinden sona ermesine neden olmaz. Mahkeme gerekli şartların bulunması halinde HMK 292 kapsamında zor kullanma tedbirlerini değerlendirebilir.
Mahkeme Zorla DNA Testi Yaptırabilir mi?
Evet. HMK 292’de belirtilen koşulların bulunması ve kişinin haklı bir sebep olmaksızın incelemeye katılmaması halinde mahkeme zor kullanılarak DNA incelemesi yapılmasına karar verebilir.
DNA Testini Reddeden Erkek Otomatik Olarak Baba Sayılır mı?
Hayır. Yargıtay uygulamasında yalnızca DNA incelemesinden kaçınıldığı gerekçesiyle biyolojik babalığın otomatik olarak kabul edilmesi doğru bulunmamaktadır. Gerekli bilimsel incelemenin yapılması esastır.
DNA Testine Gitmeyen Kişi Hakkında Yakalama Kararı Verilebilir mi?
Soybağına ilişkin Yargıtay içtihatlarında, HMK 292 kapsamında gerektiğinde zor kullanma tedbirlerinin uygulanması gerektiği belirtilmektedir. Ancak uygulanacak tedbirin niteliği ve koşulları mahkeme tarafından belirlenir.
Anne DNA Testine İzin Vermezse Ne Olur?
Soybağının belirlenmesi için gerekli bilimsel incelemeye katılma yükümlülüğü yalnızca baba olduğu iddia edilen kişiyle sınırlı değildir. Kanuni şartların bulunması halinde anne ve çocuk bakımından da gerekli işlemler değerlendirilebilir.
Babalık Davasında DNA Testi Ücretini Kim Öder?
DNA incelemesine ilişkin giderler yargılama giderleri kapsamında değerlendirilir. Gider avansının yatırılması, delilin mahkemece kendiliğinden toplanması ve yargılama sonunda giderlerin hangi tarafa yükletileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
DNA Testi Sonucunda Baba Olmadığım Anlaşılırsa Dava Reddedilir mi?
Babalık davasında güvenilir DNA incelemesiyle biyolojik babalığın bulunmadığının ortaya konulması, davanın esası bakımından belirleyici olabilir. Ancak mahkeme raporun güvenilirliğini ve diğer hukuki koşulları da değerlendirir.
Sonuç: DNA Testinden Kaçınmak Babalık Davasını Engellemez
Baba DNA testi yaptırmayı reddederse bu durum, soybağının araştırılmasının kendiliğinden sona ermesine neden olmaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, soybağı davalarında maddi gerçeğin araştırılması için mahkemeye önemli görevler verildiği görülmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.02.2026 tarihli, 2025/9141 Esas ve 2026/2170 Karar sayılı ilamı da biyolojik soybağının belirlenmesi için gerekli araştırmaların tamamlanmasının önemini ortaya koymaktadır.
Bununla birlikte DNA incelemesinden kaçınan kişinin otomatik olarak baba kabul edilmesi doğru değildir. Mahkeme, kanuni şartlar çerçevesinde gerekli bilimsel incelemenin yapılmasını sağlamalıdır.
Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası ve Didim başta olmak üzere babalık davası, soybağının reddi ve DNA incelemesine ilişkin uyuşmazlıklarda; doğru dava türünün seçilmesi, taraf teşkilinin sağlanması ve bilimsel delillerin usulüne uygun şekilde elde edilmesi önem taşımaktadır.
Babalık davasında DNA testi yaptırmayı reddeden kişinin bulunması halinde, hak kaybına uğramamak ve yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemek için HMK 292 kapsamında başvurulabilecek hukuki yolların değerlendirilmesi gerekir.
Av. Orçun Akbulut