Bir kişi, biyolojik babasının kim olduğunu yıllar sonra öğrenebilir. Ancak baba olduğu iddia edilen kişi bu sırada hayatını kaybetmiş olabilir. Böyle bir durumda babalık davası açılabilir mi? Ölen kişinin mirasçıları davaya karşı çıkarsa ne olur? Mezardan DNA örneği alınabilir mi? Babalık mahkeme kararıyla tespit edildiğinde çocuk, ölen babasının mirasından pay alabilir mi?
Özellikle evlilik dışında doğan, nüfus kayıtlarında biyolojik babası görünmeyen veya babası tarafından tanınmamış kişiler açısından bu sorular büyük önem taşımaktadır.
Türk hukukunda babanın ölmüş olması, babalık davası açılmasına tek başına engel değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesi, baba olduğu iddia edilen kişinin vefatı halinde davanın mirasçılarına karşı açılabileceğini açıkça düzenlemektedir.
Üstelik babalık davası yalnızca nüfus kaydının değiştirilmesini amaçlayan bir dava değildir. Çocuk ile baba arasında hukuki soybağının kurulması; mirasçılık, nafaka ve diğer aile hukuku ilişkileri bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Yargıtay’ın son yıllardaki kararları da ölen kişinin biyolojik babalığının araştırılmasında DNA incelemesi, mezar açılması ve yakın akrabalar üzerinden genetik karşılaştırma yapılmasının önemini ortaya koymaktadır.
Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Açılabilir mi?
Evet. Baba öldükten sonra babalık davası açılması mümkündür.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini anne ve çocuk isteyebilir. Aynı maddede, babanın ölmüş olması halinde davanın mirasçılarına karşı açılacağı düzenlenmiştir.
Bu hüküm, babalık davasının yalnızca baba hayattayken açılabilecek bir dava olmadığını göstermektedir.
Örneğin bir kişi, 1985 yılında evlilik dışında doğmuş ve biyolojik babası tarafından tanınmamış olabilir. Baba olduğu iddia edilen kişi ise 2010 yılında vefat etmiş olabilir.
Bu durumda çocuğun 2026 yılında babalık davası açması, sırf babanın ölmüş olması veya doğumun üzerinden uzun yıllar geçmesi nedeniyle engellenemez.
Ancak dava açılmadan önce çocuğun mevcut nüfus kaydı, başka bir erkekle hukuki soybağının bulunup bulunmadığı, davanın tarafları ve elde edilebilecek deliller değerlendirilmelidir.
Özellikle çocuk ile başka bir erkek arasında halen geçerli bir soybağı bulunması halinde, bu hukuki bağ ortadan kaldırılmadan biyolojik baba olduğu ileri sürülen kişiyle yeni bir soybağı kurulması mümkün olmayabilir.
Ölen Babaya Karşı Babalık Davası Kime Açılır?
Babalık davasında en önemli usul meselelerinden biri davanın doğru kişilere yöneltilmesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesi uyarınca baba hayattaysa dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Dolayısıyla ölmüş kişi doğrudan davalı gösterilerek dava açılamaz. Dava, kanunun öngördüğü şekilde mirasçılara yöneltilmelidir.
Örneğin baba olduğu iddia edilen kişinin ölümünden sonra eşi ve iki çocuğu mirasçı olarak kalmışsa, babalık davasında bu kişilerin hukuki durumları değerlendirilerek taraf teşkili sağlanmalıdır.
Babalık davasının kabul edilmesi halinde mirasçıların miras payları etkilenebileceğinden, taraf teşkilinin eksiksiz kurulması önemlidir.
Yargıtay uygulamasında da babalık ve soybağı uyuşmazlıklarının miras hukukunu yakından ilgilendirdiği, bu nedenle ilgili mirasçıların davada yer almasının gerektiği vurgulanmaktadır.
Ayrıca babalık davasının Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmesi, TMK 301 kapsamında düzenlenen usuli yükümlülükler arasındadır.
Bu nedenle baba öldükten sonra babalık davası açılırken yalnızca biyolojik babalığın ispatı değil, davanın taraflarının doğru belirlenmesi de önem taşır.
Baba Öldükten Sonra DNA Testi Nasıl Yapılır?
Baba öldükten sonra babalık davasında karşılaşılan en önemli sorun, biyolojik babalığın nasıl ispatlanacağıdır.
Baba hayattayken DNA incelemesi için kan veya uygun doku örneği alınması mümkündür. Ancak kişinin ölümünden sonra doğrudan örnek alınması her zaman kolay değildir.
Bu durumda somut olayın özelliklerine göre farklı bilimsel inceleme yöntemleri değerlendirilebilir.
Ölen kişiden daha önce alınmış ve incelemeye elverişli biyolojik materyaller bulunabilir. Ayrıca mezardan elde edilecek kemik, diş veya diğer uygun örnekler üzerinde DNA incelemesi yapılması mümkün olabilir.
Bazı durumlarda ise ölen kişinin anne, baba, kardeş veya diğer yakın akrabalarından alınan örnekler üzerinden genetik karşılaştırma yapılabilir.
Ancak yakın akrabalar üzerinden yapılan DNA incelemesinin her durumda doğrudan babalık testiyle aynı kesinlikte sonuç vereceği söylenemez.
Genetik incelemenin hangi kişiler üzerinden yapılacağı, elde edilecek sonucun bilimsel değeri ve raporun babalık iddiasını ispatlamaya yeterli olup olmadığı uzman değerlendirmesini gerektirir.
Mahkeme, bu hususları dikkate alarak uygun bilimsel incelemelerin yapılmasına karar verebilir.
Babalık Davasında Mezar Açılması Mümkün müdür?
Evet. Baba olduğu iddia edilen kişinin ölmüş olması halinde, biyolojik babalığın belirlenmesi için mezarın açılması gündeme gelebilir.
Uygulamada bu işlem fethi kabir olarak adlandırılmaktadır.
Ancak babalık davası açan kişi, kendi kararıyla mezar açtırarak DNA örneği alamaz. Bu işlem mahkeme kararı ve ilgili usul kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir.
Mahkeme, soybağının belirlenmesi bakımından gerekli görürse ölen kişinin mezarının açılması ve uygun biyolojik örneklerin alınması yönünde işlem yapılmasına karar verebilir.
Mezardan alınan örnekler, bilimsel incelemeye elverişli olması halinde Adli Tıp Kurumu veya uygun uzman kurum tarafından değerlendirilebilir.
Bununla birlikte kişinin ölümünün üzerinden uzun süre geçmiş olması, mezarın yerinin belirlenememesi veya biyolojik materyalin bozulmuş olması incelemeyi güçleştirebilir.
Bu gibi durumlarda yakın akrabalar üzerinden genetik inceleme yapılması gibi alternatif yöntemler araştırılabilir.
Yargıtay Kararı: Mezarda DNA Örneği Bulunamazsa Dava Reddedilir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 01.03.2022 tarihli, 2021/9450 Esas ve 2022/1934 Karar sayılı ilamı, baba öldükten sonra açılan babalık davaları bakımından önemli bir içtihattır.
Karara konu olayda, baba olduğu iddia edilen kişi vefat etmiş ve biyolojik babalığın belirlenmesi için mezarın açılması yoluna başvurulmuştur.
Ancak yapılan incelemede mezarda insan kalıntısına rastlanmamış ve babalığın tespitine elverişli biyolojik örnek elde edilememiştir.
İlk derece mahkemesi, babalık iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay ise yapılan araştırmayı yeterli bulmamıştır.
Yargıtay, mezarda bulunan tahta kalıntılarından DNA materyali elde edilmesi ihtimalinin araştırılması, bunun mümkün olmaması halinde ise ölen kişinin anne ve babası ortak kız kardeşi ile davacı arasında yeniden DNA incelemesi yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Bu araştırmalar tamamlanmadan davanın reddedilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir.
Kararın künyesi:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/9450
Karar No: 2022/1934
Karar Tarihi: 01.03.2022
Kararın incelenebileceği bağlantı:
Bu kararın önemi, mezardan DNA örneği elde edilememesinin her durumda babalık davasının reddedilmesini gerektirmemesidir.
Mahkeme, bilimsel olarak mümkün olan diğer inceleme yöntemlerini de değerlendirmelidir.
2026 Yargıtay Kararı: Ölen Babanın Mezarı Boş Çıkarsa Ne Olur?
Ölen kişinin mezarının bulunamaması veya mezarın boş çıkması, babalık davalarında güncelliğini koruyan sorunlardan biridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/9051 Esas ve 2026/507 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta da babalık iddiasının ispatlanması amacıyla yapılan DNA araştırmaları değerlendirilmiştir.
Dosyada baba olduğu iddia edilen kişinin mezarının boş çıktığı, ölen kişinin soyundan geldiği ileri sürülen başka kişiler üzerinden DNA incelemeleri yapıldığı ve bu incelemelerin babalık iddiasını doğrulamadığı anlaşılmaktadır.
Yargılamada, ölen kişinin kardeşlerine ait mezarlardan örnek alınması ihtimali de gündeme gelmiştir.
Bu uyuşmazlık, ölümden sonra babalığın tespitinde yalnızca mezarın açılmasının yeterli olmadığını, elde edilen genetik bulguların ve alternatif inceleme imkânlarının da önem taşıdığını göstermektedir.
Ancak her dosyada yakın akrabalar üzerinden DNA incelemesi yapılması, babalık iddiasının mutlaka ispatlanacağı anlamına gelmez.
Mahkeme, bilimsel raporları diğer delillerle birlikte değerlendirerek karar vermelidir.
Ölen Babanın Kardeşlerinden DNA Testi İstenebilir mi?
Baba öldükten sonra babalık davasında, ölen kişinin yakın akrabaları üzerinden genetik inceleme yapılması gündeme gelebilir.
Örneğin ölen kişinin anne ve babası, kardeşleri veya bazı yakın akrabaları hayatta olabilir.
Bu kişilerin genetik örneklerinin incelenmesi, belirli koşullarda biyolojik akrabalık hakkında bilimsel bilgi sağlayabilir.
Ancak her akrabalık ilişkisinin aynı genetik yöntemle ve aynı kesinlikte belirlenmesi mümkün değildir.
Özellikle baba tarafından erkek soyuna ilişkin genetik incelemelerde, belirli genetik özelliklerin aynı aile hattındaki farklı erkeklerde de bulunabileceği dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla bir kişiyle aynı erkek soyundan gelindiğinin belirlenmesi, tek başına belirli bir kişinin biyolojik baba olduğunu kesin olarak ispatlamayabilir.
Yargıtay kararlarında da yakın akrabalar üzerinden yapılan DNA incelemelerinin diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği görülmektedir.
Bu nedenle ölen babanın kardeşlerinden DNA testi istenmesi mümkün olmakla birlikte, uygulanacak inceleme yöntemi ve bunun ispat değeri somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Açma Süresi Var mı?
Babalık davalarında dava açma süresi, davayı kimin açtığına göre farklılık göstermektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 303. maddesi uyarınca annenin dava hakkı, kural olarak doğumdan itibaren bir yıl geçmekle sona erer.
Ancak çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi bulunması veya gecikmeyi haklı kılan sebeplerin varlığı halinde kanundaki özel düzenlemeler değerlendirilir.
Çocuğun dava açma hakkı bakımından ise önemli bir anayasal gelişme yaşanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 27.10.2011 tarihli, 2010/71 Esas ve 2011/143 Karar sayılı kararıyla TMK 303’ün çocuğun dava açma hakkını süreyle sınırlandıran ikinci fıkrası iptal edilmiştir.
Bu iptal sonrasında çocuğun babalık davası açma hakkı bakımından önceki hak düşürücü süre sınırlaması ortadan kalkmıştır.
Yargıtay’ın güncel uygulamasında da çocuk tarafından açılan babalık davalarında bu iptal kararı dikkate alınmaktadır.
Dolayısıyla baba öldükten sonra babalık davası açmak isteyen çocuk açısından, yalnızca uzun yılların geçmiş olması nedeniyle dava hakkının sona erdiği söylenemez.
Ancak babalık davası ile miras hakkının ileri sürülmesine yönelik davaların süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Babalık davası açma hakkının süreyle sınırlanmamış olması, miras hukukundan kaynaklanan bütün taleplerin de süresiz ileri sürülebileceği anlamına gelmez.
Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Kazanılırsa Miras Hakkı Doğar mı?
Evet. Babalık davasının kabul edilmesiyle çocuk ile baba arasında hukuki soybağı kurulması, mirasçılık bakımından önemli sonuçlar doğurur.
Türk Medeni Kanunu’nun 498. maddesine göre evlilik dışında doğmuş ve soybağı tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olan çocuklar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar.
Bu düzenleme, evlilik dışında doğan çocuğun miras hakkı bakımından önemlidir.
Örneğin bir erkek, ölümünden önce evlilik içinde doğmuş iki çocuk bırakmış olabilir. Ölümünden sonra açılan babalık davasıyla üçüncü bir kişinin de bu erkeğin çocuğu olduğu hukuken belirlenirse, üçüncü kişinin mirasçılık durumu yeniden değerlendirilir.
Babalık hükmü, soybağını geçmişe etkili olarak kurduğundan, mirasın açıldığı tarihteki mirasçılık ilişkisi bakımından sonuç doğurabilir.
Ancak çocuğun miras payını fiilen elde edebilmesi için terekenin durumu, daha önce yapılan paylaşım işlemleri, üçüncü kişilere gerçekleştirilen devirler ve uygulanabilecek zamanaşımı hükümleri ayrıca incelenmelidir.
Bu nedenle babalık davasının kazanılması ile mirasın fiilen elde edilmesi her zaman aynı işlem değildir.
Babalık Davası Kazanılırsa Miras Payı Ne Kadar Olur?
Babalık davası sonucunda çocuk ile baba arasında soybağı kurulması halinde miras payı, Türk Medeni Kanunu’nun genel mirasçılık hükümlerine göre belirlenir.
Örneğin ölen kişinin geride eşi ve üç çocuğu kalmışsa, yasal mirasçılık bakımından sağ kalan eşin altsoy ile birlikte mirasçı olması halinde mirasın dörtte biri eşe, kalan dörtte üçü çocuklara ait olur.
Bu durumda üç çocuk, altsoya düşen payı eşit olarak paylaşır.
Ancak miras payının hesaplanmasında ölen kişinin geride bıraktığı diğer mirasçılar, varsa vasiyetname veya miras sözleşmesi, mirastan çıkarma, mirasın reddi ve diğer hukuki durumlar dikkate alınmalıdır.
Ayrıca mirasın paylaşılmış olması veya taşınmazların üçüncü kişilere devredilmiş bulunması, sonradan soybağı kurulan çocuğun hangi hukuki yollara başvurabileceği bakımından önemlidir.
Bu nedenle babalık davası sonucunda miras hakkı elde eden kişinin, terekenin durumunu ayrıca araştırması gerekir.
Miras Paylaşılmışsa Sonradan Ortaya Çıkan Çocuk Hak İsteyebilir mi?
Babalık davasının kabul edilmesiyle mirasçılık sıfatı kazanan kişinin, daha önce yapılmış miras paylaşımı karşısındaki hukuki durumu önemli bir uyuşmazlık konusudur.
Örneğin baba olduğu iddia edilen kişi 2015 yılında ölmüş, mirasçıları 2016 yılında taşınmazları paylaşmış ve çocuk 2026 yılında babalık davası açmış olabilir.
Bu durumda babalık davasının kabul edilmesi, geçmişte yapılmış bütün miras işlemlerinin kendiliğinden geçersiz hale geleceği anlamına gelmez.
Ancak sonradan soybağı kurulan kişinin mirasçılık sıfatına dayanarak belirli talepler ileri sürmesi mümkün olabilir.
Somut olayın özelliklerine göre miras sebebiyle istihkak davası, mirasçılık belgesinin düzeltilmesi veya iptali, ortaklığın giderilmesi, tapu kayıtlarına ilişkin davalar ve diğer miras hukuku yolları gündeme gelebilir.
Bu taleplerin her birinin koşulları ve süreleri farklıdır.
Özellikle miras sebebiyle istihkak davasında Türk Medeni Kanunu’nun 639. maddesindeki zamanaşımı hükümleri önem taşımaktadır.
Dolayısıyla baba öldükten sonra babalık davası açılması planlanırken yalnızca soybağının tespiti değil, mirasın mevcut durumu ve muhtemel hak kayıpları da değerlendirilmelidir.
Babalık Davası İçin Önce Mirasçılık Belgesi Alınması Gerekir mi?
Babalık davası açmak isteyen kişinin, dava öncesinde kendi adına ölen kişinin mirasçısı olduğunu gösteren bir mirasçılık belgesi alması her durumda mümkün değildir.
Çünkü henüz hukuki soybağı kurulmamış olabilir.
Bu durumda öncelikle babalık davasıyla çocuk ile ölen kişi arasında hukuki soybağının kurulması gerekir.
Babalık kararının kesinleşmesinden sonra mirasçılık belgesinin alınması veya mevcut mirasçılık belgesinin yeni hukuki duruma göre değiştirilmesi gündeme gelebilir.
Ancak dava açılmadan önce ölen kişinin mevcut mirasçılarının belirlenmesi önemlidir.
Bu amaçla nüfus kayıtları, ölüm kayıtları, varsa mirasçılık belgeleri ve diğer ilgili belgeler incelenmelidir.
Ölen Babanın Mirasçıları DNA Testine Karşı Çıkarsa Ne Olur?
Babalık davasında ölen kişinin mirasçıları, davacının biyolojik çocuk olmadığını ileri sürebilir veya DNA incelemesine itiraz edebilir.
Ancak soybağı davaları kamu düzeniyle yakından ilgili olduğundan, mahkemenin maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesi uyarınca hâkim, soybağına ilişkin davalarda maddi olguları kendiliğinden araştırır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292. maddesi ise soybağının belirlenmesi için gerekli bilimsel incelemelere katlanma yükümlülüğünü düzenlemektedir.
Kanuni koşulların bulunması ve haklı bir sebep olmaksızın incelemeye katılmaktan kaçınılması halinde mahkeme zor kullanma tedbirlerini değerlendirebilir.
Ancak bu tedbirlerin uygulanmasında incelemenin zorunlu olması, bilimsel verilere uygun bulunması ve sağlık yönünden tehlike oluşturmaması şartları gözetilmelidir.
Dolayısıyla mirasçıların DNA incelemesine karşı çıkması, babalık davasının kendiliğinden reddedilmesini gerektirmez.
Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Babalık davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Yetkili mahkeme bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 283. maddesi uygulanır.
Buna göre soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Dava açılırken baba olduğu iddia edilen kişinin ölüm kaydı, mirasçılarının nüfus kayıtları, davacının doğum ve nüfus bilgileri ile mevcut deliller değerlendirilmelidir.
Özellikle baba öldükten sonra babalık davasında mirasçıların eksiksiz belirlenmesi ve davanın doğru kişilere yöneltilmesi önem taşır.
Babalık Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Baba öldükten sonra babalık davasında kullanılabilecek deliller, somut olayın özelliklerine göre değişebilir.
Özellikle nüfus kayıtları, doğum belgeleri, anne ile baba olduğu iddia edilen kişinin ilişkisini gösteren hukuka uygun deliller, tanık anlatımları, yazışmalar, fotoğraflar ve bilimsel DNA incelemeleri önem taşıyabilir.
Ancak soybağı davalarında tanık anlatımlarının bulunması, gerekli bilimsel incelemelerin yapılması ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Mahkeme, biyolojik babalığın belirlenmesi için mümkün olan bilimsel yöntemleri araştırmalıdır.
Ölen kişinin mezarının bulunması halinde mezardan örnek alınması, bunun mümkün olmaması halinde uygun yakın akrabalar üzerinden genetik inceleme yapılması değerlendirilebilir.
Bununla birlikte DNA incelemesinin teknik olarak mümkün olmaması halinde diğer delillerin hukuki değeri ayrıca incelenir.
Sık Sorulan Sorular
Babam 20 Yıl Önce Öldü, Şimdi Babalık Davası Açabilir miyim?
Evet. Çocuğun babalık davası açma hakkını süreyle sınırlandıran TMK 303 hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Ancak mevcut soybağı durumu ve diğer dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir.
Ölmüş Babadan DNA Testi Yapılabilir mi?
Evet. Bilimsel olarak uygun örnek elde edilebilmesi halinde ölen kişiden DNA incelemesi yapılabilir. Bunun için mahkeme kararıyla mezar açılması veya mevcut biyolojik materyallerin incelenmesi gündeme gelebilir.
Mezar Bulunamazsa Babalık Davası Reddedilir mi?
Mezarın bulunamaması, davanın her durumda reddedileceği anlamına gelmez. Yakın akrabalar üzerinden DNA incelemesi gibi alternatif bilimsel yöntemler araştırılabilir.
Ölen Babanın Diğer Çocukları DNA Testi Vermek Zorunda mı?
Soybağının belirlenmesi için gerekli incelemelerde HMK 292 kapsamındaki koşulların bulunması halinde kanuni katlanma yükümlülüğü gündeme gelebilir. Uygulanacak tedbirleri mahkeme belirler.
Babalık Davası Kazanılırsa Mirastan Pay Alınır mı?
Babalık hükmüyle hukuki soybağı kurulan çocuk, TMK 498 kapsamında baba yönünden yasal mirasçı olabilir. Ancak miras payının fiilen elde edilmesi için ayrıca hukuki işlemler veya davalar gerekebilir.
Babanın Eşi ve Çocukları Babalık Davasına Engel Olabilir mi?
Mirasçılar davada savunma yapabilir ve delillere itiraz edebilir. Ancak sırf babalık iddiasını kabul etmemeleri, mahkemenin biyolojik soybağını araştırmasına engel değildir.
Baba Öldükten Sonra Babalık Davası Ne Kadar Sürer?
Davanın süresi; mirasçıların belirlenmesi, tebligatlar, mezar açılması, DNA incelemesi, bilirkişi raporları ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Kesin bir süre vermek mümkün değildir.
Sonuç: Babanın Ölümü Babalık Davası Açılmasına Engel Değildir
Baba öldükten sonra babalık davası açılması, Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında mümkündür.
Ölen kişinin mirasçılarına karşı açılacak davada, biyolojik babalığın bilimsel yöntemlerle araştırılması önem taşır.
Yargıtay’ın özellikle mezardan DNA örneği elde edilememesi veya ölen kişinin yakın akrabaları üzerinden genetik inceleme yapılması konusundaki kararları, babalık davalarında eksiksiz araştırma yapılmasının önemini göstermektedir.
Babalık davasının kabul edilmesi halinde çocuk ile baba arasında hukuki soybağı kurulur. Bu durum, mirasçılık ve diğer aile hukuku ilişkileri bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Ancak babalık davasının açılması, DNA incelemesinin yapılması, mirasçıların belirlenmesi ve miras payının talep edilmesi birbirinden farklı hukuki aşamalardır.
Özellikle mirasın daha önce paylaşılmış olması, taşınmazların devredilmiş bulunması veya ölen kişinin mirasçıları arasında uyuşmazlık yaşanması halinde, babalık davasıyla birlikte miras hukuku bakımından da değerlendirme yapılması gerekir.
Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası ve Didim başta olmak üzere babalık davaları ve soybağının tespiti uyuşmazlıklarında, dava açılmadan önce mevcut nüfus kayıtlarının, mirasçılık durumunun ve bilimsel delillerin değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Av. Orçun Akbulut