Boşanma Davasında Affetme ve Hoşgörü Nedir? Hangi Olaylar Artık İleri Sürülemez? 2026

Çekişmeli boşanma davalarında yalnızca eşlerin hangi davranışlarda bulunduğu değil, bu davranışlardan sonra evliliğin nasıl devam ettiği de önemlidir. Eşlerden biri diğer eşin kusurlu davranışını öğrenmesine rağmen onu affetmiş veya davranışı hoşgörüyle karşılamışsa, aynı olayın daha sonra boşanma davasında kusur olarak ileri sürülmesi mümkün olmayabilir.

Bu nedenle boşanma davasında affetme, özellikle kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından önemli bir konudur.

Ancak uygulamada önemli bir hata yapılmaktadır: Olaydan sonra eşlerin aynı evde kalması, konuşması veya evliliği kurtarmaya çalışması otomatik olarak affetme kabul edilmemelidir.

Asıl soru şudur:

Eş gerçekten geçmişte yaşanan olayı bağışlayarak evlilik birliğini sürdürmüş müdür, yoksa çocuklar, ekonomik şartlar veya evliliği kurtarma ümidi nedeniyle bir süre daha beklemiş midir?

Bu ayrım, boşanma davasının sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Boşanma Davasında Affetme Nedir?

Boşanma davasında affetme, eşlerden birinin diğer eşin kusurlu davranışını bilmesine rağmen bu davranışı bağışladığını ortaya koyan açık veya örtülü bir tutum sergilemesidir.

Affetme mutlaka “Seni affettim” şeklinde açık bir cümleyle gerçekleşmek zorunda değildir.

Tarafların olaydan sonraki davranışları da somut olayın özelliklerine göre affetme iradesinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Örneğin eşler ciddi bir olay nedeniyle ayrılmış, daha sonra barışmış, ortak konuta dönmüş ve gerçek anlamda evlilik hayatını yeniden kurmuş olabilirler. Böyle bir durumda barışmadan önceki olayların affedildiği veya en azından hoşgörüyle karşılandığı ileri sürülebilir.

Buna karşılık yalnızca aynı evde yaşamaya devam edilmesi her zaman affetme anlamına gelmez.

Affedilen Olay Boşanma Sebebi Olur mu?

Boşanma hukukunda affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olayların sonradan eşe kusur olarak yüklenmesi kural olarak mümkün değildir.

Bu nedenle boşanma davası hazırlanırken yalnızca “Eşim geçmişte ne yaptı?” sorusu sorulmamalıdır.

Aynı zamanda:

“Bu olaydan sonra ne oldu?”

sorusunun da cevabı aranmalıdır.

Örneğin eşlerden biri diğerinin güven sarsıcı davranışını öğrenmiş, bunun üzerine evden ayrılmış ancak birkaç ay sonra barışarak ortak hayata dönmüş olabilir.

Taraflar bundan sonra uzun süre normal bir evlilik hayatı sürdürmüşlerse, yıllar önce gerçekleşen olayın yeni boşanma davasında kusur olarak ileri sürülmesi tartışmalı hâle gelebilir.

Ancak affetmeden sonra meydana gelen yeni olaylar farklıdır.

Affetme, eşe gelecekte kusurlu davranışlarda bulunma hakkı vermez.

Boşanma Davasında Hoşgörüyle Karşılama Nedir?

Affetmenin yanında uygulamada “hoşgörüyle karşılama” kavramıyla da karşılaşılır.

Eşin diğer eşin davranışını bilmesine rağmen evlilik ilişkisini bu olayı geride bırakarak devam ettirmesi, somut olayın özelliklerine göre davranışın hoşgörüyle karşılandığının kabul edilmesine yol açabilir.

Affetme ve hoşgörüyle karşılama kavramları özellikle kusur belirlemesinde önem taşır.

Çünkü boşanma davasında yıllar önce gerçekleşmiş her olayın dava dilekçesine yazılması, o olayın mahkeme tarafından mutlaka kusur olarak kabul edileceği anlamına gelmez.

Mahkeme olayın sonrasında tarafların ilişkilerinin nasıl devam ettiğini de değerlendirir.

Barışmak Affetmek Sayılır mı?

Gerçek anlamda barışma, affetme değerlendirmesinde önemli bir olgudur.

Tarafların bir tartışma veya ayrılık döneminden sonra yeniden bir araya gelmeleri, ortak hayatı yeniden kurmaları ve evlilik ilişkisini sürdürmeleri önceki olayların affedildiği yönünde değerlendirilebilir.

Ancak her görüşme barışma değildir.

Özellikle boşanma aşamasındaki eşler;

çocuklar,

ortak mallar,

ev giderleri,

ailelerin arabuluculuk girişimleri,

anlaşmalı boşanma görüşmeleri

nedeniyle bir araya gelebilirler.

Bu görüşmelerin yapılması tek başına “Taraflar barıştı ve geçmişteki bütün olaylar affedildi” sonucunu doğurmaz.

Tarafların gerçek iradelerinin ve olaydan sonraki yaşam biçimlerinin değerlendirilmesi gerekir.

Aynı Evde Yaşamaya Devam Etmek Affetmek midir?

Hayır. Eşlerin aynı evde yaşamaya devam etmesi tek başına affetmenin kesin kanıtı değildir.

Özellikle günümüzde eşler ekonomik nedenlerle boşanma kararı almalarına rağmen bir süre aynı konutta kalabilmektedir.

Aynı durum müşterek çocukların bulunduğu evliliklerde de görülebilir.

Eşler;

ekonomik zorunluluk,

gidecek başka bir konutun bulunmaması,

çocukların düzeninin bozulmaması,

evliliği kurtarmak için zaman kazanılması,

ortak konut üzerindeki uyuşmazlık

gibi nedenlerle aynı evde yaşamaya devam edebilir.

Bu nedenle aynı adreste oturmak ile gerçek anlamda evlilik birliğinin yeniden kurulması birbirinden ayrılmalıdır.

Eşime Bir Şans Daha Vermem Affetmek Sayılır mı?

Her zaman değil.

Boşanmayı düşünen bir eş, özellikle uzun süreli evliliklerde veya müşterek çocukların bulunduğu durumlarda evliliğini kurtarmak için karşı tarafa bir şans daha verebilir.

Bu durum otomatik olarak hukuki anlamda affetme kabul edilmemelidir.

Örneğin eş;

“Bir daha böyle davranırsan boşanacağım.”

“Çocuklarımız için bir süre daha deneyelim.”

“Güvenimi tekrar kazanabilirsen evliliğe devam edebiliriz.”

şeklinde bir yaklaşım sergilemiş olabilir.

Böyle bir durumda kesin ve koşulsuz bir affetme iradesinin bulunup bulunmadığı somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Evliliği kurtarmaya çalışmak ile geçmişteki bütün kusurları koşulsuz biçimde affetmek aynı şey değildir.

Boşanma Davası Açtıktan Sonra Barışılırsa Ne Olur?

Boşanma davası devam ederken tarafların yeniden bir araya gelmesi de dosya açısından önemlidir.

Ancak burada da gerçek bir barışma olup olmadığı belirlenmelidir.

Tarafların yalnızca çocuk teslimi nedeniyle görüşmesi, dava hakkında konuşması, anlaşmalı boşanma şartlarını müzakere etmesi veya ailelerin girişimiyle bir araya gelmesi tek başına barışma anlamına gelmez.

Buna karşılık taraflar boşanma davası sırasında gerçek anlamda barışarak ortak hayatı yeniden kurmuşlarsa, davaya konu edilen geçmiş olayların affedilip affedilmediği tartışması ortaya çıkabilir.

Bu nedenle devam eden boşanma davasında tarafların yeniden birlikte yaşamaya başlamasının dosyaya etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

Boşanma Davasından Vazgeçmek Affetme Sayılır mı?

Boşanma davasından vazgeçilmesi ile karşı tarafın bütün kusurlu davranışlarının affedilmesi aynı kavram değildir.

Ancak davadan vazgeçilmesinin ardından eşlerin barışarak ortak hayatı yeniden kurmaları, sonraki bir boşanma davasında önemli hâle gelebilir.

Özellikle önceki boşanma davasında ileri sürülen olayların yeni davada tekrar kullanılmak istenmesi hâlinde;

önceki davanın neden sona erdiği,

tarafların sonrasında barışıp barışmadıkları,

ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığı,

yeni kusurlu davranışların meydana gelip gelmediği

incelenmelidir.

Bu nedenle ikinci kez boşanma davası açılacak dosyalarda önceki dava dilekçesi ve dava süreci mutlaka incelenmelidir.

Eski Olaylar Boşanma Davasında Tekrar İleri Sürülebilir mi?

Boşanma davalarında sık yapılan hatalardan biri, evlilik boyunca yaşanan bütün olumsuzlukların tarih ayrımı yapılmadan dava dilekçesine yazılmasıdır.

Oysa her eski olay hukuken aynı değerde değildir.

Özellikle affedilmiş, hoşgörüyle karşılanmış veya sonrasında gerçek anlamda barışılmış olayların kusur belirlemesinde kullanılması sorun yaratabilir.

Bu nedenle iyi hazırlanmış bir çekişmeli boşanma dava dilekçesinde amaç mümkün olduğunca çok olay anlatmak değildir.

Önemli olan, hukuken ileri sürülebilecek, güncelliğini koruyan ve ispatlanabilecek vakıaların doğru şekilde ortaya konulmasıdır.

Aldatma Affedilirse Sonradan Boşanma Davası Açılabilir mi?

Aldatma bakımından özellikle zina ile güven sarsıcı davranış arasındaki ayrım önemlidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde zina nedeniyle boşanma düzenlenmiş ve affeden tarafın dava hakkının bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.

Bu nedenle zina fiilini öğrenen eş gerçekten affetmişse aynı zina olayına dayanarak TMK 161 kapsamında boşanma talebinde bulunması mümkün olmayabilir.

Ancak affetmeden sonra gerçekleşen yeni olaylar farklıdır.

Örneğin geçmişteki sadakatsizlik affedilmiş fakat eş daha sonra yeniden başka biriyle ilişki kurmuş veya yeni güven sarsıcı davranışlarda bulunmuşsa bu yeni olaylar ayrıca değerlendirilebilir.

Kısacası affetme geçmişteki olaya ilişkindir; gelecekte gerçekleşecek davranışları kapsamaz.

Başka Biriyle Mesajlaşmayı Affetmek Ne Sonuç Doğurur?

Günümüzde boşanma davalarında affetme tartışmasının önemli bir bölümü WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları üzerinden ortaya çıkmaktadır.

Eşlerden biri diğerinin üçüncü bir kişiyle güven sarsıcı mesajlaşmalarını öğrenmiş olabilir.

Bunun ardından taraflar ayrılmış ancak daha sonra barışarak evliliklerini sürdürmüş olabilirler.

Böyle bir durumda eski mesajlaşmaların affedildiği ileri sürülebilir.

Fakat aynı eşin daha sonra yeniden benzer mesajlaşmalar gerçekleştirmesi yeni bir olaydır.

Bu nedenle dijital deliller değerlendirilirken mesajların tarihleri son derece önemlidir.

2024 yılında gerçekleşmiş ve sonrasında barışılmış bir mesajlaşma ile 2026 yılında meydana gelen yeni bir mesajlaşma aynı hukuki olay değildir.

Affedilen Hakaret Sonradan İleri Sürülebilir mi?

Eşler arasındaki hakaret, aşağılama ve küçük düşürücü davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilecek kusurlu davranışlar arasında değerlendirilebilir.

Ancak eşler bu olaylardan sonra barışmış ve ortak hayatı yeniden kurmuşlarsa eski olayların kusur olarak ileri sürülmesine karşı affetme savunması gündeme gelebilir.

Buna karşılık aynı davranışların sonradan tekrarlanması farklıdır.

Örneğin yıllar önce yaşanan bir tartışmanın ardından taraflar barışmış fakat daha sonra hakaretler yeniden başlamışsa yeni hakaretler ayrı vakıalar olarak değerlendirilebilir.

Bu nedenle boşanma dosyasında olayların yalnızca içeriği değil, tarihleri de önemlidir.

Affetmeden Sonra Aynı Davranış Tekrar Edilirse Ne Olur?

Bir davranışın affedilmesi, eşin aynı davranışı gelecekte tekrar etmesine hukuki izin verilmesi anlamına gelmez.

Affetmeden sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar boşanma davasında ayrıca ileri sürülebilir.

Örneğin eş geçmişte yaşanan güven sarsıcı davranışı affetmiş olabilir. Ancak diğer eş daha sonra yeniden üçüncü kişilerle evlilik sadakatini zedeleyen davranışlarda bulunmuşsa bunlar yeni olaylardır.

Bu nedenle boşanma davası hazırlanırken olayları üç gruba ayırmak faydalıdır:

Affedildiği ileri sürülebilecek eski olaylar,

affedilmemiş olaylar,

affetme veya barışmadan sonra meydana gelen yeni olaylar.

Bu ayrım özellikle kusur değerlendirmesinde önemlidir.

Affetme Nasıl İspatlanır?

Boşanma davasında affetme iddiasının da somut olay ve deliller üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Affetme iddiasını desteklemek amacıyla olayın özelliğine göre;

WhatsApp mesajları,

SMS yazışmaları,

tarafların olaydan sonraki davranışları,

tanık anlatımları,

ortak hayatın yeniden kurulmasına ilişkin olgular,

birlikte yapılan seyahatler,

tarafların birbirlerine gönderdikleri mesajlar

gibi deliller gündeme gelebilir.

Ancak tek bir fotoğraf veya tek bir mesaj her zaman affetmeyi ispatlamaya yeterli olmayabilir.

Örneğin boşanma aşamasındaki eşlerin müşterek çocuklarının doğum gününde aynı fotoğrafta bulunması tek başına tarafların barıştığını göstermeyebilir.

Mahkeme delilleri olayın bütünü içerisinde değerlendirir.

“Seni Affettim” WhatsApp Mesajı Delil Olur mu?

Eşlerden birinin açıkça “Seni affettim” şeklinde mesaj göndermesi affetme iddiası bakımından önemli bir delil olabilir.

Benzer şekilde;

“Yaşananları geride bırakalım.”

“Her şeyi unutup yeniden başlayalım.”

“Bu konuyu kapatalım ve evliliğimize devam edelim.”

gibi ifadeler de konuşmanın tamamıyla birlikte değerlendirilebilir.

Ancak mesajların bağlamı önemlidir.

Örneğin;

“Çocuklarımız için seni affetmeye çalışacağım ama henüz güvenemiyorum.”

şeklindeki bir mesaj ile açık ve koşulsuz bir affetme beyanı aynı değildir.

Bu nedenle WhatsApp yazışmalarında yalnızca belirli bir cümleyi keserek sunmak yerine konuşmanın öncesi ve sonrası da değerlendirilmelidir.

Barışma Teklifi Affetme Sayılır mı?

Boşanma sürecindeki eşlerden birinin diğer eşe barışma teklifinde bulunması tek başına geçmişteki bütün kusurlu davranışların affedildiğini göstermeyebilir.

Eş, özellikle çocukların geleceği veya uzun yıllar süren evliliğin korunması amacıyla ilişkiye son bir şans vermek istemiş olabilir.

Barışma girişimi başarısız olmuşsa, yalnızca bu girişimden hareketle bütün geçmiş olayların affedildiğinin kabul edilmesi her somut olayda doğru olmayacaktır.

Bu nedenle barışma teklifi ile gerçekleşmiş ve sürdürülen barışma birbirinden ayrılmalıdır.

Affetme Kusur Oranını Etkiler mi?

Boşanma davalarında affetme özellikle kusur değerlendirmesini etkileyebilir.

Bir eşin karşı tarafa yüklediği olayların affedilmiş veya hoşgörüyle karşılanmış olduğunun kabul edilmesi hâlinde, bu olayların kusur belirlemesindeki etkisi ortadan kalkabilir.

Bu durum maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından da önem taşıyabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi kapsamında tazminat değerlendirilirken tarafların kusur durumları önemlidir.

Bu nedenle bir boşanma dosyasında yalnızca;

“Kim ne yaptı?”

sorusu değil;

“Bu olaydan sonra taraflar ne yaptı?”

sorusu da cevaplandırılmalıdır.

Affetme ile Hak Düşürücü Süre Aynı Şey midir?

Hayır.

Affetme ile dava açma süresinin geçirilmesi farklı hukuki kavramlardır.

Özellikle zina gibi özel boşanma sebeplerinde Türk Medeni Kanunu belirli hak düşürücü süreler öngörmektedir.

Affetme ise eşin kusurlu davranış karşısındaki iradesi ve sonraki tutumuyla ilgilidir.

Dolayısıyla bir olayın üzerinden uzun süre geçmiş olması tek başına hukuki anlamda affetme değildir.

Ancak olaydan sonra uzun süre normal evlilik hayatının sürdürülmüş olması, diğer olgularla birlikte affetme veya hoşgörü değerlendirmesinde önem taşıyabilir.

Affetme Savunmasına Karşı Ne Yapılabilir?

Boşanma davasında karşı tarafın “Beni affetti” şeklinde savunma yapması hâlinde, yalnızca “Affetmedim” demek yeterli bir dava stratejisi değildir.

Affetme olarak gösterilen davranışın neden gerçekleştiği açıklanmalıdır.

Örneğin;

Taraflar neden aynı evde kalmaya devam etti?

Gerçekten evlilik ilişkisi yeniden kuruldu mu?

Yoksa ekonomik zorunluluk nedeniyle mi aynı konutta kaldılar?

Barışma girişimi başarıyla sonuçlandı mı?

Taraflar ayrı odalarda mı yaşamaya devam etti?

Eş yalnızca çocuklar nedeniyle mi iletişim kurdu?

Affetme iddiasına konu olaydan sonra yeni kusurlu davranışlar gerçekleşti mi?

Bu soruların cevapları affetme iddiasının değerlendirilmesinde önemlidir.

Boşanma Davasında Affetme Konusunda En Sık Yapılan Hatalar

En sık yapılan hata, olaydan sonra gerçekleşen her iletişimin affetme olarak değerlendirilmesidir.

Çocuğu hakkında konuşan eşler barışmış olmayabilir.

Aynı evde kalan eşler gerçek anlamda evlilik hayatını sürdürmüyor olabilir.

Aile büyüklerinin girişimiyle görüşen eşler birbirlerini affetmiş olmayabilir.

Evliliğini kurtarmak için son bir şans veren eş geçmişteki bütün olayları koşulsuz biçimde affetmiş olmayabilir.

Buna karşılık gerçekten barışıp ortak hayatı yeniden kuran kişinin yıllar sonra eski olayları sanki yeni gerçekleşmiş gibi ileri sürmesi de hukuki sorun yaratabilir.

Bu nedenle çekişmeli boşanma dosyalarında kusurlu davranışlar kadar bu davranışlardan sonraki süreç de kronolojik biçimde incelenmelidir.

Boşanma Davası Açmadan Önce Olayları Tarih Sırasına Koymak Neden Önemlidir?

Boşanma davası hazırlanır

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!