BANK ASYA MÜZAHİR KURUM ÇALIŞMASI HTS KAYDI YARGITAY BOZMA – Bu konuda ayrıca YARGITAY BANK ASYA BOZMA KARARI da büyük önem taşıyor. Bu dosyada verilen YARGITAY BANK ASYA BOZMA KARARI örnek teşkil etmektedir.
375 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarma – Geçici 35. Madde
375 Sayılı KHK
Kamu görevinden çıkarma, 375 sayılı KHK ya göre memurun bir daha kamu görevinde istihdam edilemeyecek şekilde ilişiğinin kesilmesi olarak tanımlanabilir. KAMU GÖREVİNDEN İHRAÇ ise bu sürecin resmi adıdır. KAMU GÖREVİNDEN İHRAÇ ile ilgili süreçler hem hukuki hem de idari yönden büyük önem taşımaktadır.
Olağanüstü halin sona ermesinden sonra ise kamu görevinden çıkarma 31.07.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesine göre olmuştur. 7145 sayılı Kanun’un 26.maddesi 375 sayılı KHK’nın Geçici 35. maddesine eklenmiştir. 375 sayılı khk 35. madde bu konu hakkındadır.
375 sayılı KHK’nın Geçici 35.maddesine göre, terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı oldukları değerlendirilen memurlar çalıştıkları kurumun bağlı bulunduğu Bakan Onayı ile kamu görevinden çıkarılmışlar ve çıkarılmaya da devam edilmektedir.
Kamu Görevinden Çıkarma – Devlet Memurluğundan Çıkarma Farkı
Devlet Memurluğundan çıkarmada, kurumların kendi mevzuatları da olmakla birlikte, genel Kanun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’dur. 657 sayılı Kanuna göre Devlet memurluğundan çıkarma, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma olarak tanımlanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre Devlet memurluğundan çıkarma için;
- Disiplin cezası gerektiren fiilin Kanun maddesinde belirtilmesi,
- Disiplin cezası gerektiren fiil disiplin amirlerince öğrenildikten sonra derhal soruşturmaya başlanması,
- Bu çerçevede soruşturma oluru verilmesi ve soruşturmacı atanması,
- Soruşturmacının hakkında disiplin soruşturması yaptığı memurun leh ve aleyhindeki delilleri toplaması,
- Bu işlemleri yaptıktan sonra bir disiplin soruşturma raporu düzenlemesi,
- Disiplin soruşturma raporunda memurun hangi fiili işlediği ve fiilin hangi cezayı gerektirdiğinin açık bir şekilde ortaya konulması,
- Disiplin amiri tarafından memurun son savunmasının alınması veya 657 sayılı Kanunun 129.maddesinde belirtilen hakların tanınması ve
- Yüksek Disiplin Kurulu tarafından memur hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi gerekir.
Bütün bu belirtilenler Devlet Memurluğundan çıkarma cezası verilecek memur için usuli güvencelerdir. Bunlardan birine uyulmaması disiplin cezasının iptal edilmesine neden olacaktır.
Ancak 375 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarmada, bütün bu usuli güvenceler dikkate alınmamaktadır. Memurun terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönünde kurumlarında kurulacak Komisyonca bir değerlendirme yapılması yeterli görülmektedir. Bu değerlendirmeden sonra savunma hakkı (savunma istem yazısında bulunması gereken unsurlara aykırı) tanınarak memur hakkında kamu görevinden çıkarma cezası verilmektedir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
375 sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarma Davasında görevli ve yetkili mahkeme neresidir? Terör örgütleri ile irtibatlı veya iltisaklı olduğu değerlendirilen memur Bakan Onayı ile kamu görevinden çıkarılır. Kamu görevinden çıkarma işlemine karşı bu işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabilir. Görevli mahkeme İdare Mahkemesi’dir. Yetkili mahkeme ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 33/2.maddesine göre memurun son görev yaptığı yer idare mahkemesidir. Husumet Bakanlığa yöneltilir. Örneğin, memur Sağlık Bakanlığına bağlı olarak çalışıyorsa burada davalı Sağlık Bakanlığı’dır.
Dava Dilekçelerinde İleri Sürülebilecek Olası Savunmalar
375 sayılı khk ile kamu görevinden çıkarma durumu ile karşı karşıya kaldıysanız, savunma dilekçelerinizde dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır. Bunlar aşağıda sıralanmıştır.
Değerlendirme
375 sayılı KHK’da memurun kamu görevinden çıkarılması için terör örgütleriyle irtibatlı veya iltisaklı olduğunun kurum içinde kurulan Komisyonca değerlendirilmesi yeterli görülmüştür.
Dava dilekçesi yazılırken bahsi geçen
- Değerlendirmenin neye göre yapıldığının,
- Değerlendirmeye hangi fiil veya davranışların esas alındığının
ortaya konulması açısından bu işlem dosyasının dava dosyasına celbinin sağlanması gerekmektedir. Aksi durum muğlak bir durum oluşturur ve hukuki denetimi engeller.
Kontörlü / Ankesörlü Telefonlardan Aranma – Ardışık Aranma
Bu durum 375 sayılı khk ile görevden çıkarmalarda karşılaşılan bir durumdur. Bu hususun genellikle asker olarak görev yapan memurların dosyasında yer aldığı görülmektedir. Ancak burada önemli olan ve ortaya konulması gereken husus,
- Aramaların kimler tarafından yapıldığının,
- Bu aramalarda hangi hususların konuşulduğunun (içeriğinin) ve
- Arama örgüt araması deniyorsa bir talimat alınıp alınmadığının, talimat alındıysa ne şekilde uygulandığının
ortaya konulmasıdır.
Öte yandan ardışık arandığı iddia edilen kişilerin birbirini tanıması ve bir hiyerarşinin olması da gerekir. Salt kontörlü / ankesörlü telefonlardan aranmanın bir hukuk devletinde kamu görevinden çıkarmaya dayanak oluşturamayacağı açıktır.
Bank Asya’ya Para Yatırma
İdareler tarafından Bank Asya’ya para yatırma 375 sayılı khk kapsamında kamu görevinden çıkarma için yeterli görülmektedir. Ancak idare mahkemeleri ve Yargıtay kararları çerçevesinde Bank Asya’ya para yatırmanın dayanak alınabilmesi için;
- Paranın örgüt talimatıyla yatırılması,
- 17-25 Aralıktan sonra toplu para yatırılması veya
- Olağan / güncel bankacılık işlemler dışında işlemler yapılması gerekmektedir.
Bu nedenle dava açılırken Bank Asya hesap hareketlerinin dava dosyasına celbinin sağlanması gerekir. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, olağan bankacılık işlemlerini örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirmemektedir.
Örgüte Müzahir Okula Çocuğunu Gönderme
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 03.12.2018 tarihli ve E: 2018/1958; K: 2018/4762 sayılı kararında da sanığın, “Çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceğini” belirtmiştir.
375 saylı khk kapsamında, örgüte müzahir okula çocuğunu göndermek iltisak veya irtibat kavramları çerçevesinde değerlendirilmeyebilir. Aynı zamanda, okulun ikamet adresinize yakınlığı, okulun teşvik alan okullardan olması ve çocuğunuzun okulu burslu kazanması da savunma açısından önemli etkenlerdendir.
Memur Hakkında Soruşturma veya Ceza Davası Bulunması
Memur hakkında soruşturma bulunması veya ceza davası açılması örgütle irtibat veya iltisak için yeterli görülmektedir. Masumiyet karinesine aykırı olarak kamu görevinden çıkarma kararları verilmektedir. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar bir kişi masum sayılacağından bu hususunda dava dilekçelerinde özellikle belirtilmesi gerekmektedir. Memur hakkında soruşturma bulunması veya ceza davası açılması bir hukuk devletinde memurun kamu görevinden çıkarılması için yeterli değildir. Aynı şekilde 375 sayılı khk kapsamında da değerlendirilmemelidir.
Yukarıda belirtilen hususlar, uygulamada genel olarak karşılaşılan kamu görevinden çıkarma gerekçeleridir. Memur hakkındaki iddialara göre bu gerekçeler çoğaltılabilir. Aynı zamanda dava dilekçelerinde kamu görevinden çıkarmaya ilişkin işlemin hangi temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiği belirtilmeli, ulusal ve uluslararası mevzuata aykırılıklar ortaya konulmalıdır.
Açılacak Dava İle İlgili Diğer Hususlar
Memurlar 375 sayılı khk kapsamında kamu görevinden çıkarıldığı için yargılama giderlerini karşılaması kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürebilir. Bu nedenle davaların adli yardım talepli açılması uygun olacaktır. Dava adli yardımlı açıldığında karar kesinleşinceye kadar bütün yargılama giderlerinden muafiyet sağlayacaktır.
Bu davaların yürütmenin durdurulması talepli açılmasının pratikte bir faydası yoktur.
Kamu görevinden çıkarılan memur hakkında takipsizlik veya beraat kararı verildiyse mağduriyetin ortaya konulabilmesi için dava dilekçeleri duruşma talepli yazılabilir.
Dava dilekçelerin kişiselleştirilmesi önemlidir. Emsal dilekçeler üzerinden gidilse de uyarlama yapılması gerekir. Dava dilekçelerinin sayfalarca (30-40 sayfa) yazılmasına gerek yoktur. Anlatılmak istenen kısa, öz ve gerektiği kadar anlatılmalıdır.
Son olarak dava dilekçeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3 ve 5.maddelerine uygun olarak yazılmalıdır.
OHAL Komisyonu Kararına İtiraz
OHAL Komisyonu
OHAL Komisyonu Kararına İtiraz süreci hakkında bilgiye ihtiyaç duyulmaktadır. OHAL komisyonu elektronik ortamda başvuru alma, arşivleme ve inceleme işlemleri için özel bir bilgi işlem altyapısı oluşturulmuş, başvurulara ilişkin 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin edilen bilgiler bu sisteme kaydedilmiştir. Kurumlardan intikal eden personel dosyaları, mahkeme dosyaları ve eski başvurularla birlikte toplam 494.320 evrakın tasnif, kayıt ve arşivleme işlemi tamamlanmıştır. Olağanüstü hal kapsamında yayımlanan KHK’lar ile 125.678’i kamu görevinden çıkarma (3.213 rütbe alma, 270 yurtdışı öğrencilikle ilişiği kesilme, 2.761 kurum ve kuruluş kapatma) olmak üzere toplam 131.922 tedbir işlemi gerçekleştirilmiştir.
KHK ile ihraç işlemlerinin bu şekilde tamamen denetimsiz kalması üzerine OHAL KHK’ları ile yapılan işlemlere karşı yapılan başvuruları incelemek üzere OHAL ilanından yaklaşık 6 ay kadar sonra OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur. Ancak komisyonun faaliyete geçmesi de altı ayı geçen bir süreyi bulmuştur. Komisyonun çalışmasına ilişkin usul ve esaslar 12.07.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmışsa da Komisyon bu tarihte dahi başvuru almamıştır. Sonuç olarak bir yıla yakın bir süre OHAL KHK’ları ile yapılan işlemler karşı etkili başvuru hakkı ve hak arama hürriyeti kullanılamamıştır.
OHAL Komisyonu Kararı
OHAL KHK’ları ile gerçekleştirilen kamu görevinden ya da öğrencilikten ihraç, rütbe sökme ya da kurum kuruluş kapatma gibi işlemlere karşı dava açılabilmesi için öncelikle komisyona başvuruda bulunulması gerekmektedir. Başvurunun komisyon tarafından reddedilmesi halinde OHAL işlemlerine karşı dava açılabilecektir.
Komisyon yaptığı inceleme sonucunda başvurunun kabulüne veya reddine karar vermektedir. Yedi kişiden oluşan Komisyonun toplantı ve karar yeter sayısı dörttür. Çekimser oy kullanılamaz. Komisyon kararları idari yargı denetimine tabidir. Komisyon kararlarına karşı Ankara idare mahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabilir.
Komisyonun görevi olağanüstü hal kapsamında başka bir idari işlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesis edilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamaktır. Komisyona yapılan başvurular, aranan şartlara uygunluk bakımından ön incelemeye tabi tutulur. Ön inceleme sonucunda süresi içinde yapılmadığı, başvuru sahibinin konuyla ilgili hukuki menfaatinin bulunmadığı, bu Kanun kapsamına girmediği veya diğer şekil şartlarını taşımadığı tespit edilen başvurular reddedilir.
OHAL İhraçları
15 Temmuz sonrasındaki olağanüstü hal sürecinde 100.000 aşkın kamu personeli OHAL KHK’ları ile kamu görevinden ihraç edilmiştir. 15 Temmuz 2016 darbe girişimini takip eden OHAL sürecinde KHK’lar ile çok sayıda kamu personeli kamu hizmetinden, meslekten ve teşkilatlardan çıkarılmış, öğrencilerin ilişiği kesilmiş, emekli personelin rütbeleri alınmış, dernekler, vakıflar, sendika, federasyon ve konfederasyonlar, özel sağlık kuruluşları, özel öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete ve dergiler, haber ajansları, yayınevleri ve dağıtım kanalları kapatılmıştır.
Tüm bu iş ve işlemler OHAL KHK’ları ile yapıldığı için bunlara karşı idari ve yargısal başvuru, dava, itiraz ve hak arama yolları kapatılmıştır. İhraç işlemlerine karşı idari yargıya ve Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular OHAL KHK’larının yargısal denetime tabi olmadıkları gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir.
İhraç Kriterleri
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ilan edilen olağanüstü hal ve bu dönemde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yüz bini aşkın kamu personeli terör örgütü üyeliği ile suçlanarak kamu görevinden ihraç edilmiştir. OHAL sonrasında da yine aynı gerekçelerle sözleşme yenilememe, feshetme, devlet memurluğundan çıkarma gibi idari işlem ve kararlarla çok sayıda kamu personelinin görevine son verilmiştir. Bu gerekçeler güvenlik soruşturmalarının olumsuz sonuçlanmalarına neden olmaları açısından da kişilerin kamu görevine girmesine engel olmaktadır.
Ne yazık ki şimdiye kadar ihraçların hangi kriterlere göre yapıldığı konusunda hiçbir resmi açıklamada bulunulmamıştır. Ancak basına yansıyan haberlerden, yetkililerin açıklamalarından, OHAL Komisyonu ve yargı kararlarından hiçbir suç işlememiş, hatta disiplin cezası dahi almamış olsa bile bir kamu personeli ile yasa dışı oluşum arasında herhangi bir şekilde bir bağ kurulabilmesinin o personelin kamu görevinden ihracı için yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu bağ da kamu görevlisinin kişisel ve sosyal ilişkilerinin, hatta hayata bakış açısının sübjektif bir değerlendirmeye tabi tutulmasıyla kurulmaktadır ki bu durumun hukuka uygunluğundan söz edebilmek mümkün değildir.
Bu çerçevede kişinin kendisinin ve yakın çevresinin:
- Sosyal medya paylaşımları ve bu paylaşımlarındaki yorum ve değerlendirmeleri, takip ettiği kişiler,
- Bankasya hesabının olup olmadığı, hesap türü ve miktarı, hesap hareketleri, Bankanın takibe alınması ve elkonulması sürecinde hesabında artış olup olmadığı,
- Yardım yaptığı ya da desteklediği kişi, kurum ve kuruluşlar, vakıflar ve dernekler, yardım kuruluşları,
- Takip ettiği yazılı, görsel ve sosyal medya yayınları, siteler, gazete, kitap ve dergiler,
- Öğrenim gördüğü ve mezun olduğu okullar, gittiği kurs ve dershaneler, katıldığı seminer ve paneller,
- Üye olduğu sendika, dernek, vakıf ve diğer sivil toplum kuruluşları,
- Özel sektörde çalıştığı kurum ve kuruluşlar, işyerleri,
- Yasa dışı oluşumlarla irtibatlı olduğu şüphesi olan kişilerle yaptığı görüşmeler, konuşmalar, mesajlaşmalar,
- Bylock kullanıp kullanmadığı,
- Genel kabul görmüş siyasi eğilimlere uygun olmayan turum ve davranışları olup olmadığı,
- Hakkında yapılan ihbarlar,
- Hakkındaki kurum kanaati,
- İdari ve adli soruşturmalarda, iş ve işlemlerde adının geçip geçmediği,
- Özel yurtlarda ve öğrenci evlerinde kalınıp kalınmadığı,
- Sohbet ya da toplantılara katılıp katılmadığı,
- Himmet verip vermediği,
ve benzeri hususların ihraç kriteri olarak kullanıldığı görülmektedir. İlk derece yakınlar başta olmak üzere yakın çevresi de bu kriterler nedeniyle haklarının ihlali ve kişinin cezalandırılması için yeterli görülebilmektedir.
İhraç kriteri olarak kullanılan bu hususların hiçbirisi yürürlükte olan kamu personel mevzuatı ve ceza hukuku hükümleri kapsamında disiplin suçu ve suç niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla da bu kriterler esas alınarak yapılan ihraçların hukuka uygunluğundan söz edilemez. Kaldı ki, suç işlediği öne sürülen kamu görevlileri hakkında uygulanacak usul ve hükümler de mevzuatımızla tespit edilmiştir. Kamu personel mevzuatı hükümleri gereğince disiplin suçu işlediği öne sürülen kamu personeli hakkında disiplin soruşturması açılması ve kendisine savunma hakkı tanınması gerekmektedir. Disiplin cezası ile cezalandırılan kamu görevlisinin ayrıca itiraz ve dava hakları da bulunmaktadır Aynı şekilde, suç işlediği öne sürülen kamu personeli hakkında usulüne uygun bir adli soruşturma ve kovuşturma neticesinde karar verilmesi gerekmektedir.
OHAL süresinde ve sonrasında yukarıdaki kriterlere göre yapılan ihraçlar savunma hakkı tanınmadan, masumiyet karinesi ve cezaların şahsiliği ilkelerine aykırı bir şekilde tesis edilmeleri başta olmak üzere tüm yönleriyle hukuka aykırı bulunmaktadır. Bununla birlikte, günümüzün olağanüstü şartlarında bu kriterlerin terör örgütü üyeliği için yeterli olduğu algısının yerleşmiş olduğu dikkate alınarak ihraçlara karşı yapılacak idari ve adli başvurularda konunun çok dikkatli bir şekilde ele alınması ve açıklanması gerekmektedir. Söz gelimi bir kamu personeli çocuğunu OHAL KHK’sı ile kapatılan bir okula gönderdiği gerekçesiyle ihraç edilmiştir. Oysa ki, bu okul o dönemde Devletin ilgili kurum ve kuruluşlarından aldığı izin ve ruhsatlar çerçevesinde, Devletin izni ve bilgisi dahilinde, gözetim ve denetiminde faaliyet göstermekteydi. Dolayısıyla da resmi usul ve prosedüre uygun bir şekilde faaliyet gösteren bir okula gittiği gerekçesiyle kimsenin haklarından mahrum bırakılarak cezalandırılması mümkün değildir. Bununla birlikte bu konuda açıklama yapılırken bu okulun tercih edilmesindeki çevresel ve diğer etkenlere de yer verilmelidir. Gerçekten de, kişiler çocuklarını gönderecekleri okulları seçerken evine olan yakınlığına, eğitim saatlerinin mesai saatlerine olan uyumuna, eğitim kalitesine, ücretine, servis ve sosyal imkanlarına bakmaktadır. Aynı şekilde işsizlik oranının çok yüksek olduğu ve iş bulmanın bir hayli zor olduğu günümüz koşullarında kimse çalışacağı işyerinin ve patronlarının yasadışı bağlantılarını araştırmaz ve bilemez. Bilmesi de mümkün değildir. Yasa dışı faaliyet gösteren kişi, kurum ve kuruluşları tespit ederek gereken önlemleri almak devletin görevi ve sorumluluğudur. Bu itibarla yasa dışı bir işyerinde SGK kaydı olduğu gerekçesiyle vatandaşın cezalandırılması hukuka uygun değildir.
Bir örnek daha vermek gerekirse, üniversite eğitimi için memleketin bir ucundaki evinden diğer ucundaki okuluna giden bir öğrenciye devlet yurdunun çıkmaması, eğitimine devam etmek için özel bir yurtta kalmak zorunda kalması ve resmi izinle çalışan bu özel yurtta kaldığı için daha sonra memurluğa alınmaması hukuken hiçbir şekilde izah ve kabul edilebilir bir durum değildir.
Sonuç olarak OHAL dönemi ve sonrasındaki ihraçlar ile kamu görevine alınmama yönündeki işlemler hukuka uygun değildir. Zira savunma hakkı, usulüne uygun bir disiplin soruşturması, itiraz ve dava hakları tanınmadan disiplin cezası ve benzeri yaptırımlar uygulanamayacağı gibi adil yargılama sonucu verilen ve kesinleşen bir mahkumiyet hükmü olmadıkça kişilerin terörist ilan edilmeleri mümkün değildir. Bununla birlikte aksi yöndeki yerleşik uygulama ve algı dikkate alınarak bu yöndeki işlemlere karşı idari ve adli yönden çevresel ve fiziki etkenleri de göz önünde bulunduran detaylı açıklamalarda bulunulmalıdır. Bu aşamalardaki idari ve adli süreçlerde konusunun uzmanı olan idare ve ceza avukatından profesyonel hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.
OHAL Komisyonu Kararına İtiraz Yapılabilir mi?
Kanunda komisyon kararlarına karşı itiraza ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle OHAL Komisyonu kararına itiraz mümkün değildir. Red kararlarına karşı Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurulabileceği düşünülebilirse de Kanun komisyon kararlarına karşı iptal davası açılabileceğini hükme bağladığından herhangi bir hak kaybına uğramamak ve sürecin uzamaması için en doğru yol red kararlarına karşı iptal davası açılmasıdır.
Bu sebeple OHAL komisyonu kararına sadece idari dava açılabilir. Açılacak idari davada yürütme durdurma talep edilmelidir. Dava sadece Ankara İdare Mahkemesine açılabilir. Aksi durumda yetkisizlik kararı verilerek dosyanız Ankara’ya gönderilecektir.
Komisyon Kararlarına Karşı İptal Davası
OHAL Komisyonu kararına itiraz mümkün olmadığından tek ve son çare idari dava açılmasıdır. Komisyon kararlarına karşı Ankara idare mahkemelerinde ilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davası açılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumet yöneltilemez. Dava açma süresi kararın tebliğinden itibaren 60 gündür.
Komisyon kararlarına karşı iptal davası açılırken özellikle şu noktalara dikkat edilmelidir.
- Dava açma süresi kararın tebliğinden itibaren 60 gündür. Bu süre kesinlikle kaçırılmamalıdır.
- Dava son görev yapılan kurum ya da kuruluşa karşı açılmalıdır. Komisyona karşı dava açılmamalıdır. Komisyona karşı dava açılması durumunda hasım düzeltme nedeniyle dava süreci uzayabilir.
- Dava Ankara idare mahkemesinde açılmalıdır. Dava dilekçesi Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesine hitaben yazılmalıdır.
- Dava dilekçesinde eğitim ve meslek hayatı ile ilgili kısa bilgiler verilmeli, başarı belgeleri ve ödüller dilekçeye eklenmeli, disiplin cezası alınmadıysa bu durum vurgulanmalıdır.
- Genel olarak OHAL KHK’larının hukuka aykırılığı kısaca açıklanmalıdır. Temel hak ve hürriyetlerin KHK ile düzenlenemeyeceği, ölçülülük ilkesine aykırılık ve KHK’ların Anayasamıza ve temel hukuk ilkelerine aykırılığı açıklanmalıdır.
- Komisyon kararına gerekçe yapılan somut hususlara ilişkin açıklamalar yapılmalı, doğru olup olmadıkları, doğru iseler işlem tesisine dayanak yapılıp yapılamayacakları analiz edilmelidir. Söz gelimi çocuğunuzun gittiği okul nedeniyle ihraç edilmiş olabilirsiniz ve başvurunuz da yine bu sebeple reddedilebilir. Öncelikle bu bilgi doğru değilse, yani çocuğunuz belirtilen okula gitmemişse bunu vurgulamalısınız. Şayet çocuğunuz okula gitti ise bunu açıklamalısınız: Mesela çocuğunuz burs kazanmış olabilir, okul evinize yakındır ya da mesai saatleriniz nedeniyle çocuğunuzu okula vermiş olabilirsiniz. Şayet bu okul devlet desteği almışsa bunu kesinlikle belirtmelisiniz. En azından okulun o sırada resmi makamların izni ve bilgisi dahilinde, denetim, gözetim ve kontrolünde, yetkili kurum ve kuruluşlardan alınan izin ve ruhsatlar çerçevesinde faaliyet gösterdiğini, tamamen yasal ve legal bir görünüm arz ettiğini, devletin dahi okulun yasadışı bağlantılarını ancak darbe sonrası fark edip önlem alabildiğini, bundan dolayı yaptırıma maruz bırakılamayacağınızı vurgulamalısınız.
- Hakkınızda takipsizlik kararı ya da beraat hükmü varsa bunu da belirtip eklemelisiniz.
- Komisyon kararının iptali ile birlikte mahrum kaldığınız maddi ve özlük haklarınızın yasal faiziyle ödenmesini istemelisiniz.
Davanın reddi halinde, yani kaybetmeniz durumunda 30 günlük süre içinde istinaf başvurusunda bulunmalısınız. İstinaf talebinin de reddi halinde yine 30 gün içinde temyize gitmelisiniz.
OHAL Komisyonunun Ret Kararına İtiraz Süreci
- Bu açıklamalar, kamu görevinden bir KHK ile çıkarılan, bu hususta OHAL Komisyonuna başvuru yapan ve başvuruları Komisyonca reddedilen kişileri ilgilendirmektedir.
- 17 Temmuz 2017 tarihinden itibaren başvuruları kabul eden OHAL Komisyonu Kasım 2017 tarihinden bu yana ret kararları vermeye başlamıştır. Bu ret kararlarına karşı süresi içerisinde (60 gün) Ankara İdare Mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açılmalıdır.
- İptal davasına dayanak olmak üzere bir iptal dava dilekçesi hazırlanmalıdır.
- Bu dilekçeyi süresinde idare mahkemesine sunarak, iptal davası açmanızda yarar vardır. Bu dava ret kararı ile sonuçlanırsa, bu kez Ankara Bölge İdare Mahkemesine istinaf başvurusunda bulunmak gerekecektir. Daha sonra ise Danıştay’a temyiz başvurusu ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmak gerekecektir. Son olarak AİHM’ye başvuru yapılabilecektir.
- Dilekçede duruşma talebinde bulunuldu. Mahkeme duruşma talebini kabul etmiş olsa da duruşmaya gitme zorunluluğu yoktur. Talep kabul edilirse duruşmada sözlü olarak davanın kabul edilmesi gerektiğini anlatabilirsiniz.
- Dilekçe Adli Yardım talebinde bulunabilirsiniz. Adli yardım talebinin kabul edilmesi için çalışmadığınıza, mali durumunuzun iyi olmadığına dair temin edebildiğiniz belgelerin dilekçe ekinde sunulması gerekir.
- Tüm belgelerin birer fotokopisini ve yaptığınız masraflara dair belgelerin de birer örneğini mutlaka saklayınız.
- 60 günlük dava süresi, OHAL Komisyonu kararının size tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Süreyi kaçırmayınız.
- Eğer Ankara dışında ikamet ediyorsanız, bulunduğunuz il adliyesinden Ankara İdare Mahkemesine gönderebilirsiniz.
- Maddi ve manevi tazminat talepleri bu davayla birlikte istenmeyecek. Bu davanın konusu sadece OHAL Komisyonu kararının iptalidir.
EA KODLAMASI BERAAT BOZMA KARARI
EA KODLAMASI A5 KODLAMASI BOZMA KARARI Ayrıca yazımız EA KODLAMASI BERAAT BOZMA KARARI hakkında önemli bilgiler de içermektedir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2019/8890 E. , 2021/4181 K.
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Ceza Dairesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
25.07.2016 (…, …)
30.07.2016 (…, …)
21.08.2016 (…, …, …)
Hüküm : 1-) Sanıklar … ve … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
2-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
3-) Sanıklar … ve … hakkında; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 221/4-son, 221/5, 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi,
4-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar … ve … hakkında kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle;
Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından; bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE,
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-) …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; … müdafiinin, … müdafilerinin, … müdafiinin, … ve … müdafiinin, … ve … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin, … müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-) …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
a-) … hakkında;
aa-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun ilgili birimlerden getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporunun temin edilememesi halinde sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması,
bb-) UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b-) … hakkında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, istinaf aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c-) … hakkında;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi Remzi Uyar’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkemece gerekli görülmesi halinde tanık olarak dinlenmesi ile yine temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan 18.09.2019 tarihli KOM ByLock sorgu tutanağı ile sorgu tutanağında belirtilen ID numarasına ait ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi ve sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS (CGNAT) ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, … müdafiinin, … müdafiinin ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA,
II-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … hakkında verilen beraat hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin kapsamının ise sanıklar …, …, … ve …’a yönelik olduğu anlaşılmakla;
1-) … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ancak;
Sanık hakkında CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün “XVIII” bölümündeki “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, sanıkların müsnet suçtan CMK’nın 223/2-e” ibaresinin çıkarılarak yerine “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK’nın 223/2-b” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-) …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede;
a-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, Kom Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan …’in sohbet grubunda yer alan, tanık beyanlarına göre de Malatya İstihbarat Şube Müdürlüğünde 03.11.2010-16.04.2014 tarihleri aralığında çalışmış olduğu dönemde sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/168 E. sayılı dosyasında “resmi belgede sahtecilik, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme” suçlarından derdest yargılamanın olduğu anlaşılmakla anılan dosyanın getirtilmesi ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
b-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, KOM Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan …’in sohbet grubunda yer alan sanık hakkında gizli tanık Damla’nın soruşturma aşamasında sanığın sohbet sorumlusu olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; gizli tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
c-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan sanık hakkında beyanda bulunduğu anlaşılan başka dosya şüphelisi …’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
d-) … hakkında;
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan, tanık beyanlarına göre de 2010 yılı, 2012 yılı, 2013 yılı ve 2014 yılı Nisan ayında sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
EA KODALAMASI BOZMA KARARI
Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/3347 E. , 2020/6894 K.
“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2018 tarihli ve 2017/26 – 2018/140 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
25.10.2016…
07.09.2016…
27.10.2016…
Hüküm : Sanıklar hakkında ayrı ayı; 3713 sayılı Kanunun 3/1 maddesi yollamasıyla TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 yollamasıyla 58/6, 63 maddeleri gereği kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi,
Sanık … hakkında; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
Temyiz edenler : Sanık …, sanık …, tüm sanıklar müdafileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından sanık … ve sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
1-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, …, …, … ve …’ın ByLock kullanıcısı olduğunu gösterir ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının dosyaya getirtilmeden hüküm kurulması, diğer delillerin suçun sübutu açısından yeterli olduğu görülmekle sonuca etkili bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık …, sanık … ve tüm sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine ancak;
Örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanıklar hakkında sadece TCK’nın 58/9 maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün tekerrür uygulamasını gösterir A-7 ve B-7 bentlerinden “yollaması ile aynı yasanın 58/6. maddesi” ibarelerinin çıkarılmasına, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-) Sanık … için yapılan incelemede;
Oluş, sanık savunması ve mahkeme kabulü nazara alındığında; sanık …’ın polis olmadan önce Sakarya ilinde faaliyet gösteren örgüte müzahir Özel Işık lisesinde öğretmen olarak çalıştığının ve örgütün görünen yüzü ortaya çıkmadan önce de belli aralıklarla sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katıldığının kendi beyanıyla sabit olması, sanığın daha önce kullanmış olduğu telefonunu 15 Temmuz darbe girişimi sürecinden sonra değiştirmiş olmasının makul bir sebeple izah edememesi yine dosya içerisine gelen … kod adlı gizli tanıktan ele geçen SD kartın incelenmesi sonucunda oluşturulan veri inceleme raporuna göre “sanığın 2015 Mart dönemine kadar da sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katıldığı derecesinin “EA” olarak belirtildiği, “EA” kodlamasının ; “FETÖ içerisinde olup örgüte benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme, kampa kalma, her çağırıldığında gelme, sigara, karşı cins, namaz)” kişileri ifade ettiğinin anlaşılması karşısında … ilinde emniyet mensuplarına yönelik yapılan soruşturma ve kovuşturmalar araştırılarak veri inceleme raporunda belirtildiği gibi örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da sanığın örgütsel faaliyetlerine devam edip etmediğinin belirlenmesi, sanığa atılı suçun vasfının her türlü şüpheden uzak olarak tayin ve tespiti açısından UYAP bilgi havuzunda araştırma yapılarak sanık hakkında herhangi bir ifade yahut beyan bulunup bulunmadığının saptanması, varsa onaylı örneklerinin getirilerek CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunması, gerekirse de ifade yahut beyan sahiplerinin duruşmada tanık sıfatı ile dinlenerek sonucuna göre sanığın hukuki konumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde beraatine dair hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
MÜDAFİİ OLMAMASI NEDENİ İLE YARGITAY AŞAMASINDA BOZMA
YARGITAY 3. Ceza Dairesi 2021/1474 E. , 2021/9759 K.
“İçtihat Metni”
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2018 tarih ve 2017/136 – 2018/283 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme
27.07.2016 (Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … için),
01.08.2016 (Sanıklar …, …, …, …, … ,… ve … için),
03.08.2016 (Sanıklar … ve … için)
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
2-Sanıklar …, …, …, …, … ve …’nın TCK’nın 220/7. maddesi delaletiyle 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 53, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına dair hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddi,
3-Sanıklar …, …, …, … ve …’nın Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine dair hükümlere yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi,
4-Sanıklar …, … ve … hakkında; sanıkların mahkumiyetlerine yönelik İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin CMK’nın 303/1-a. maddesi gereğince kaldırılarak, sanıkların CMK’nın 223/2-c, e maddesi uyarınca beraatine dair karar
Temyiz edenler : Sanıklar müdafileri, sanıklar …, … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı
Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar …, …, …, …, … ve … yönünden kesin olarak verilen hükümler, 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde, diğer sanıklar yönünden ise Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm süresinde temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanık … müdafii ile sanıklar … ve …’ın duruşma taleplerinin ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
I-)Sanıklar …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar hakkında yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, yine haklarında beraat hükmü kurulan sanıklar …, …, …, … ve … ile ilgili olarak ise; örgütle iltisaklı olan Bank Asya’da ki hesap hareketlerinin rutin olması gözetildiğinde, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafileri, sanıklar … ve … ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA,
II-) Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
1-) Sanıklar hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan temel ceza tayin edilirken atıf maddesi olarak TCK’nın 314/3. maddesinin gösterilmemesi,
2-) Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5 maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK’nın 303/1 maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki hükümlerin birinci fıkrasındaki “TCK’nın 220/7. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi” ibaresinin yazılması, yine sanıklar hakkındaki hükümlerin üçüncü fıkrasındaki “5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “5/1. maddesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III-)Sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma, sanık … hakkında Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile sanıklar …, … ve … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelemesinde;
1-)Sanıklar … ve … yönünden;
Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
2-)Sanıklar …, … ve … yönünden;
a-)İlk Derece Mahkemesince TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddesi delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetlerine karar verilen sanıklar hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın yapılan istinaf incelemesi neticesinde CMK’nın 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıkların CMK’nın 223/2-c,e maddeleri uyarınca beraatlerine kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili yasal düzenlemeler şöyledir:
Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
…
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
….
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi, özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönleri tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına geldiğinden bir tür “ıslah”tır.(Yenisey İstinaf ve tekrar Kabulü sh.189,Centel/Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh 359) Esas itibariyle istinaf kanun yolunda aslolan bozma yerine ıslahtır.Bu şekilde ıslah olunan karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp İlk Derece Mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, kural olarak İlk Derece Mahkemesi kararı üzerine bina edilen, incelenen kararda kısmi değişiklik yapılarak veya yeni bir hüküm fıkrası eklenerek verilen bir karardır.
Ancak İlk Derece Mahkemesinin hükmü mahkumiyet iken, İstinaf mahkemesi duruşma açılmasına ihtiyaç duymaksızın CMK’nın 303/1-a maddesi gereğince beraat kararı verip hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı vermiş ise bu kararın hüküm niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla CMK’nın 280/1-a,b,c maddesi kapsamında duruşma açılmaksızın verilen istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, maddi vakıanın belerlenmesi bakımından yeni delil ikamesini veya mevcut delillerin yeniden takdir edilmesini gerektirmeyen hallerle sınırlı olduğunun kabulü gerekmektedir. Doktrinde de, CMK’nın 280/1-a (CMK m. 303/1-a) hükmü uyarınca “olayın daha ziyade …lanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması” gerekçesiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, bu türden durumlarda duruşma açılması ve bir öğrenme yargılaması yapılması gerekeceği görüşü savunulmaktadır. (Kaymaz Seydi Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.132, Balcı/Öztürk Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz sh 165) Yargıtayın CMK’nın 193/2 (ve CMK m. 223/9) hükmünün uygulanmasında derhal beraat kararı verilmesi) bakımından dahi “delil takdiri gereken hallerde” savunma alınmaksızın ve sanık sorguya çekilmeksizin beraat kararı verilemeyeceğini kabul ettiği nazara alındığında CMK’nın 280/1-a hükmü kapsamında duruşma açılmaksızın ve delil takdiri yapılmaksızın sadece dosya üzerinden inceleme yapılarak sanığın savunması alınmaksızın mahkumiyet kararı verilebileceğini kabul etmenin ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olacağı izahtan varestedir.(Birtek Fatih Ceza Muhakemesinde İstinaf sh.235)
Şu hale göre istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünü maddi vakıanın sübutu yönünden isabetli bulmakla birlikte, sübutu kabul edilen maddi vakıaya bağlanan hukuki neticenin hatalı olduğunu düşünmekte, mesala eylemin kanunda suç olarak düzenlenmediği ya da suç olmaktan çıkarıldığı kanaatinde ise incelenen hükmün bütünü kaldırılmaksızın sadece hukuki meselenin çözümüne ilişkin mahkumiyet yerine beraat kararı verebilecektir. Yerleşik Yargıtay uygulaması da böyledir.
Bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararlarının istinaf edilmesi üzerine, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c,e maddesi gereğince sanıkların suç kastının bulunduğu hususunda, mahkumiyetlerini gerektirir her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle duruşma açılmaksızın sanıkların beraatine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
b-) Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların, yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK’nın 156. maddesi gereğince re’sen bir müdafii görevlendirilmediği, sanıklara isnat edilen “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçu için 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 314/2. maddesi ile müsnet suç için uygulanması zorunlu olan TMK’nın 5/1. maddesinin uygulanması sonucunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı nazara alınarak, CMK’nın 150. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca haklarında müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgularının tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğuracak biçimde CMK’nın 150/3, 188/1 ve 289/1 -a-e maddelerine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık … müdafii, sanık … ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
BANK ASYA YARGITAY BOZMA KARARI
BANK ASYADA Kİ MUTAD HAREKETLER NEDENİ İLE CEZA VERİLEMEYECEĞİ NEDENİ İLE BOZMA. Bu konuda verilen BANK ASYA YARGITAY BOZMA KARARI detayları yazımızda bulabilirsiniz.
BANK ASYA BERAAT KARARI
3. Ceza Dairesi 2021/1943 E. , 2021/9688 K. Bu karar, BANK ASYA BERAAT KARARI ile ilgilidir.
SD Kart Kodlama Harfi
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarihinde ele geçirdiği micro SD kartta Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin FETÖ/PDY üyeleri tarafından fişlendiği ve personelin;
- Örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı,
- Örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı,
- Örgüt mensubu değilse örgüte bakış açısı, sosyal hayattaki tavru, yaşam tarzı,
- Örgüt mensubu olsun olmasın bazı personelin özel ve meslek hayatındaki ilişkin kişi özelinde hazırlanış açıklamaların yer aldığı ve örgüt perspektifiyle çeşitli sistematik kodların verdiği tespit edilmiş.
Ele geçirilen bu dijital veri içerisinde “Tüm Liste, Güncel Liste ve Tüm Emekli” isimli tablolar vardır. Her personele bu tabloda amir ve memur olarak sınıflara ayrılmış ve A4, A5, B4, B5, SAY, EA, AD, F vb harf ve rakam kodlarıyla yaklaşık 80 kategoriye ayrılmıştır.
| 0 | Hakkında bilgi olmayan personeli ifade ettiği, |
| 2 | Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademide FETÖ mensubu olmayan, Cuma namazlarını kılan kişileri ifade ettiği, |
| 3 | Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademide FETŐ mensubiyeti olan ancak örgüte bağlılığı alt seviyede olan kişileri ifade ettiği, |
| 4 | Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademideki FETÖ bağlılığı orta düzey olan kişiyi ifade ettiği, |
| 5 | Polis Akademisinden yeni mezun olmuş ancak hala meslekteki derecelendirilmesi yapılmamış kişilerden Akademideki FETÖ bağlılığı en üst olan kişiyi ifade ettiği. |
| ? | Hakkında kanaat yazılamamış EGM personelini ifade ettiği. |
| A | FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişileri ifade ettiği, (Normalde A’nın yanına rakam yazıldığı, ancak burada eksik yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.) |
| A? | FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A4 veya A5 derecesine karar verilememiş kişiyi ifade ettiği, |
| A4 | FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan kişiyi ifade ettiği, |
| A4? | FETO mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A5 ile A4 arasında kararsız kalınmış kişileri ifade ettiği, |
| A5 | FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı en üst seviyede olan kişileri ifade ettiği, |
| A5? | FETÖ mensubiyeti olan, teslimiyeti, sadakati ve bağlılığı üst seviyede olan ancak A5 ile A4 arasında kararsız kalınmış kişileri ifade ettiği, |
| AÇIKTA | FETÖ mensubu veya örgüt tarafından ilgilenilen, yani DİL seviyesinde bulunan personelin görevden uzaklaştırma durumunu belirtmek üzere yazıldığı değerlendirilmiştir. |
| AD | Emniyet içindeki FETO yapılanmasının etki alanı dışındaki kişileri tanımlar. |
| AD-GA | Emniyet içindeki FETÖ yapılanmasının etki alanı dışındaki kişilerden; gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği, |
| AKT | FETO mensubu personelin örgütten uzaklaşıp tekrar FETÖ’ye döndüğünü belirten ve örgüt üyeleri için kullanılan bir kod olarak değerlendirilmiştir. (Bazen de FETŐ mensubu personelin abiler arasındaki nakil durumunu belirttiği değerlendirilmiştir.) |
| B | FETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişileri ifade ettiği, (Normalde B’nin yanına rakam yazıldığı, ancak burada eksik yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir.) |
| B4 | FETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan veya zaafı olan kişileri ifade ettiği, |
| B5 | FETO mensubiyeti olan, sadakati ve bağlılığı olan ancak bazı konuları sorgulayan kişileri ifade ettiği. |
| B5? | B4 ile B5 arasında kararsız kalınmış kişiyi ifade ettiği. |
| C | Geçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişileri ifade ettiği, (17-25 Aralık sürecinden vareste olduğu değerlendirilmiştir.) |
| C? | Örgütten kopup kopmadığı tam tespit edilemeyen kişiyi ifade ettiği, |
| CA | Geçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya en yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| CAKT | FETŐ mensubu iken örgütten kopan, daha sonra tekrar örgüte kazandırılarak aktarımı yapılan kişiyi ifade ettiği, |
| CB | Geçmişte FETŐ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya ikinci derecede yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| CC | Geçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| CD | Geçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| CDE-CDP | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| CE | Geçmişte FETÖ sohbetlerine dahil olan ancak güncel olarak irtibat kurulmayan kişilerden tekrar kazanılmaya beşinci derecede yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| CF | C sınıflandırmasının normalde CE ye kadar olduğu, burada yanlış yazılmış veya örgüte tekrar katılım noktasında CE konumundaki kişilerden daha uzakta olan kişileri ifade etmek için kullanılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| DA | Daha önce örgüt derslerine gelip gitmiş olanlardan küsüp ayrılarak FETŐ aleyhinde çatışan, zarar vermek için konuşan kişileri ifade ettiği, |
| Devir | FETÖ mensuplarından tayin/okul bitirme döneminde devredilen personeli ifade ettiği. |
| Devir Olmadı | Kişinin FETÖ mensubu olduğunu gösteren kavramlardan biri olarak FETÖ mensubunun ‘cemaat’ abilerine devredilmesiyle alakalı olduğu, |
| Devir Olmayacak | Kişinin FETÖ mensubu olduğunu gösteren kavramlardan biri olarak FETÖ mensubunun ‘cemaat’ abilerine devredilmesiyle alakalı olduğu, |
| Devir? | FETÖ mensuplarından tayin/okul bitirme döneminde devredilmesi sorulan kişileri ifade ettiği, |
| Dış | Alan dışı, FETÖ yapılanmasının içinde değil anlamında olduğu, |
| Dil-Dil1 | Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2, DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanılmaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.) |
| Dil2-Dil3 | Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2, DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanılmaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.) |
| DP | Daha önce örgüt derslerine gelip gitmiş olanlardan küsüp ayrılarak FETÖ’ye ters bakan ancak örgüte karşı eylemsiz olan kişileri ifade ettiği, |
| DC | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| E | Farklı hayat görüşünden olan, işini iyi takip eden ve hayatının hiçbir döneminde FETÖ ile ilgisi olmayan kişileri ifade ettiği, |
| EA | FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan (himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği, |
| EAV | EA düzeyinin üstünde olup sivil abi olmadığında ders yaptıran vekil konumunda örgüt mensubunu ifade ettiği, |
| EBL | Ehlibeyt, FETÖ mensubu olmayan, alevi mezhebinden olan kişiyi ifade ettiği, |
| EDL-ED | Ehli dünya, FETÖ mensubu olmayan, dünya hayatıyla haşir neşir kişiyi ifade ettiği, |
| EDL-GA | Ehli dünyalardan gammazcı olan kişiyi ifade ettiği, |
| EML | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| F1-F2-F3-F4 | Farklı hayat görüşünden olan, hayatının hiçbir döneminde FETŐ ile bağlantısı olmamış, FETÖ tarafından zararlı görülen, örgüte zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği, |
| F4-F5-F6 | Farklı hayat görüşünden olan, hayatının hiçbir döneminde FETŐ ile bağlantısı olmamış, FETÖ tarafından zararlı görülen, örgüte zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği, |
| G | Herhangi bir örgütle bağlantısı olmayan ancak dini vecibelerini yerine getiren güzel insan anlamında kullanıldığı, |
| GA | FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensuplarını bilip onları amirlerine ifşa eden, gammazlama yapan, aleyhte çalışan kişileri ifade ettiği, |
| GMML | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| Hata | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| İ, İA, İB, İC | FETÖ mensubu olmayan ancak örgüte kazandırılmak için ilgilenilen kişileri ifade ettiği, (kazanılmaya en yakın olanın İA koduyla ifade edildiği değerlendirilmiştir.) |
| İHL | İmam Hatip mezunu ancak FETÖ mensubu olmayan kişileri ifade ettiği. |
| M | Amirlerde farklı cemaatlere müntesip kişileri ifade ettiği, |
| Menfi-MML | FETÖ tarafından kötü görülen, zarar verebileceği düşünülen kişileri ifade ettiği, |
| MNL-MN | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| MNML | FETÖ mensubu olmayan ancak başka cemaatlere müntesip kişileri ifade ettiği |
| MNML-MML | FETÖ mensubu olmayan ancak başka cemaatlerce müntesip kişilerden menfi görülenleri ifade ettiği, |
| S | Süreçle alakalı bir kod olarak tek başına bir anlam ifade etmediği değerlendirilmiştir. |
| SAKT | 17-25 sürecinden etkilenmiş ancak tekrar örgüte aktarına hazır hale gelmiş kişileri ifade ettiği, |
| SAY | FETÖ mensubu olup her şeyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu ifade ettiği, |
| SAY? | SAYA ile SAYV arasında kalınan değerlendirmeyi ifade ettiği, |
| SAYA | FETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyyit” olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını ifade ettiği, |
| SAYV | FETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyyit” olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş, yöneticilik vasfı olan, grubu olan ve sohbet hocalığı yapan polis memurlarını ifade ettiği, |
| SC | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar kazanılması ile ilgili bir kodlama olarak değerlendirilmiştir. |
| SCA | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya yakın olan kişileri ifade ettiği, |
| SCB | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya ikinci derecede yakın kişileri ifade ettiği, |
| SCC | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya üçüncü derecede yakın kişileri ifade ettiği, |
| SCD | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın kişilerdir. Kazanılması zor olan kişidir. |
| SCD-GA | 17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarından tekrar kazanılmaya dördüncü derecede yakın kişilerden gammazcı olan kazanılması zor olan kişileri ifade ettiği, |
| SCDA | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SCE | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SCP | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SDA | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SDC | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SDE | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SDİL3 | DİL kodunun Emniyet içerisindeki FETÖ mensubu olmayan ancak FETÖ mensubu tarafından kazanılmaya çalışılan kişileri ifade ettiği, (Bu kodun kendi arasında DİL1, DİL2 ve DİL3 olarak kategorilendirildiği görülmüş, kazanıImaya en yakın olanın DİL3 koduyla ifade edildiği ancak burada yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| SDP | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SEA | Süreçten etkilenmiş EA sınıfı personeli ifade ettiği, (17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişileri ifade ettiği değerlendirilmiştir.) |
| SGA | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SLM-SM | Yazım yanlışı olabileceği, süreçle alakalı bir kod olduğu ve 17-25 sürecinden önce FETÖ mensubu olan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| SML | FETÖ mensubu olmayan potansiyel ilgilenilecek kişileri ifade ettiği, |
| SÖZ | FETÖCÜ olmayan ve şu anda bir kategori olarak kullanılmayan ancak daha önceki yıllarda örgüt içerisinde DİL3 ile EA arasındaki bir kategoride tasniflenen kişileri ifade ettiği, |
| SSAY, SSAYA | 17-25 sürecinden etkilenerek FETÖ’den ayrılmış, yukarıda açıklanan SAY sınıfından olan kişileri ifade ettiği, |
| SSAYV | 17-25 sürecinden etkilenerek FETÖ’den ayrılmış, yukarıda açıklanan SAY sınıfından olan kişileri ifade ettiği, |
| SVHT, VHT | Süreçle alakalı bir kod olduğu veya yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| TML | Yanlış yazılmış olabileceği değerlendirilmiştir. |
| XDİL3 | Yazım yanlışı olabileceği ancak DİL3 kodunun FETÖ mensubu olmayan ancak kazanılmaya yakın kişileri ifade etmek için kullanıldığı değerlendirilmiştir. |
| ZARARLI | FETÖ mensubu olmayan ve örgüte zararı dokunabilecek kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| ZRR | FETÖ mensubu olmayan ve örgüte zararı dokunabilecek kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
| YO | Memurluktan geçme Amir personeli ifade ettiği, |
| YURTDIŞI, YD | Yurtdışında görevli personeli ifade ettiği, |
| YOK | Hakkında bilgi olmayan kişiyi ifade ettiği değerlendirilmiştir. |
1/6 indirim uygulanmaması nedeni ile bozma
T.C. YARGITAY 16. Ceza Dairesi Esas No : 2019/11474-Karar No : 2021/4427
Geçmişte haklarında herhangi bir suç kaydı bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz davranışları da tespit edilemeyen sanıklar hakkında, “yargılama sürecindeki iyi hal davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul edildiği” halde ilgili ve yeterli gerekçe gösterilmeden genel uygulamadan da ayrılınarak indirimin 1/9 oranında tatbiki suretiyle ölçüsüz ve fazla ceza tayini bozma nedeni sayılmıştır.

