Denetimli Serbestlik İhlali Nedeniyle Cezaevine İade Kararına Nasıl İtiraz Edilir? (2026)

Denetimli serbestlik kapsamında cezasını cezaevi dışında infaz eden bir hükümlünün yükümlülüklerini yerine getirmemesi, yeniden ceza infaz kurumuna gönderilmesine neden olabilir. Ancak her imza ihlali, her programa katılmama veya her çağrıya cevap verememe durumu denetimli serbestliğin kendiliğinden kaldırılması sonucunu doğurmaz.

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine iade kararı verilmiş olması, bu kararın mutlaka hukuka uygun olduğu anlamına gelmez. İhlalin niteliği, hükümlünün mazereti, önceki uyarılar, tebligat işlemleri ve infaz hâkimliğinin gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle 2026 yılı itibarıyla denetimli serbestlik uygulamasında en fazla uyuşmazlık yaratan konulardan biri, hükümlünün yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle açık ceza infaz kurumuna gönderilmesidir.

Bu yazıda denetimli serbestlik ihlalinin sonuçları, üç ihlal kuralı, mazeretlerin hukuki değeri, infaz hâkimliğine başvuru ve cezaevine iade kararına karşı itiraz yolları ele alınmaktadır.

Denetimli Serbestlik İhlali Nedir?

Denetimli serbestlik ihlali, hükümlünün kendisi hakkında belirlenen denetim planına, yükümlülüklere veya yetkili makamların hukuka uygun çağrılarına uymaması durumudur.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi kapsamında cezası denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilen hükümlüler, belirlenen kurallara uymak zorundadır.

Denetimli serbestlik ihlaline örnek olarak şu durumlar gösterilebilir:

  • Belirlenen tarihte imza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi.
  • Denetimli serbestlik müdürlüğünün çağrısına uyulmaması.
  • Kamuya yararlı bir işte çalışma yükümlülüğünün ihlal edilmesi.
  • Eğitim veya iyileştirme programına mazeretsiz katılmama.
  • Belirlenen denetim planına aykırı hareket edilmesi.
  • Hükümlüye bildirilen diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi.

Bununla birlikte bir davranışın ihlal olarak kaydedilmesi ile bu davranışın cezaevine iade için yeterli hukuki gerekçe oluşturması farklı meselelerdir.

Denetimli Serbestlikte Kaç İhlal Hakkı Vardır?

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44. maddesine göre, denetimli serbestlik kararlarının infazında yükümlülüğün bir yıl içerisinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç defa ihlal edilmesi, yükümlülüğe uymamakta ısrar etme olarak kabul edilir.

Bu düzenleme kapsamında ikinci uyarının ardından bir yıl içerisinde üçüncü ihlalin tespit edilmesi halinde dosyanın kapatılmasına ilişkin süreç başlatılır.

Ancak burada üç önemli ayrıntı bulunmaktadır.

Birincisi, ihlallerin ilgili bir yıllık dönem içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir.

İkincisi, ihlalin mazeretsiz ve kasıtlı olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Üçüncüsü, önceki uyarıların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır.

Dolayısıyla üç ayrı ihlal kaydının bulunması, her durumda otomatik olarak cezaevine gönderme kararı verilmesini gerektirmez.

Suça sürüklenen çocuklar ve denetimli serbestlik infazına çocukken başlanıp infaz sırasında on sekiz yaşını dolduranlar bakımından Yönetmelik’te farklı bir ihlal ve uyarı düzeni öngörülmüştür.

Denetimli Serbestlikte Bir Kez İmza Atılmazsa Ne Olur?

Denetimli serbestlik imza ihlali, uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biridir.

Hükümlünün belirlenen gün veya saatte imza yükümlülüğünü yerine getirmemesi ihlal olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte tek bir imza ihlali, yükümlülüklere uymamakta ısrar nedeniyle cezaevine iade için kural olarak yeterli değildir.

İhlalin nedeni önemlidir.

Örneğin hükümlünün hastaneye kaldırılması, ciddi bir sağlık problemi yaşaması veya iradesi dışında gelişen bir olay nedeniyle imza atamaması halinde mazeretin değerlendirilmesi gerekir.

Buna karşılık yalnızca imza gününün unutulması veya yükümlülüğün önemsenmemesi, kendiliğinden haklı mazeret oluşturmaz.

Bu nedenle denetimli serbestlik imza ihlali yaşayan hükümlünün, mazeretini gecikmeden yazılı olarak müdürlüğe bildirmesi ve varsa belgelerini sunması önemlidir.

Denetimli Serbestlikte Üçüncü İhlalden Sonra Ne Olur?

Yükümlülüklere uymamakta ısrar edildiği değerlendirildiğinde denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından dosyanın kapatılması ve ilgili yargı merciine gönderilmesine ilişkin süreç başlatılabilir.

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi konusunda infaz hâkimliği karar verir.

Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır:

Denetimli serbestlik müdürlüğünün ihlal tespiti ile infaz hâkimliğinin cezaevine gönderme kararı aynı hukuki işlem değildir.

Müdürlük tarafından hazırlanan kayıtlar, uyarılar ve değerlendirmeler incelenmeden yalnızca üçüncü ihlalin gerçekleştiği belirtilerek karar verilmesi, somut olayın özelliklerine göre hukuki denetim konusu yapılabilir.

Ayrıca ilgili düzenleme uyarınca infaz hâkimliğinin kararı müdürlüğe ulaşıncaya kadar denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi esastır.

Denetimli Serbestlik İhlalinde Mazeret Kabul Edilir mi?

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle yapılan değerlendirmede hükümlünün mazereti önemli bir yere sahiptir.

Özellikle hastalık, hastaneye yatış, ciddi sağlık müdahalesi veya irade dışında gelişen başka bir engel nedeniyle yükümlülüğün yerine getirilememesi durumunda bu hususlar somut belgelerle ortaya konulmalıdır.

Mazeret değerlendirmesinde şu sorular önem taşır:

  • Hükümlü yükümlülüğünü hangi nedenle yerine getirememiştir?
  • İleri sürülen mazeret belgelendirilmiş midir?
  • Mazeret ile ihlal arasında doğrudan bağlantı var mıdır?
  • Hükümlü engel ortadan kalktıktan sonra müdürlüğe başvurmuş mudur?
  • İhlalin kasıtlı olduğu hangi somut olgularla açıklanmıştır?

Örneğin imza tarihinde acil serviste tedavi gören hükümlünün durumu ile herhangi bir açıklama yapmadan denetim programına katılmayan hükümlünün durumu aynı değildir.

Ancak her sağlık raporu veya çalışma belgesi de otomatik olarak geçerli mazeret sayılmaz. Belgenin içeriği, tarihi ve yükümlülüğün yerine getirilmesini gerçekten engelleyip engellemediği incelenir.

Denetimli Serbestlik İhlalinde Uyarı Yapılması Zorunlu mu?

Yönetmelik’in 44. maddesinde, yükümlülüklerin ihlali halinde uyarı yapılmasına ilişkin usul düzenlenmiştir.

Uyarının yazılı olarak tebliğ edilmesi ve ihlalin sonuçlarının hükümlüye bildirilmesi önemlidir.

Özellikle önceki uyarıların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, üçüncü ihlal nedeniyle verilen kararın hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.

Ancak her yükümlülük türünün ve her infaz kararının aynı uyarı rejimine tabi olduğu düşünülmemelidir. Örneğin denetimli serbestlik müdürlüğüne süresinde başvurmama veya hükümlünün kendi talebiyle ceza infaz kurumuna dönmek istemesi gibi durumlar ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle somut dosyada yalnızca ihlal sayısına değil, uygulanan kanun hükmüne ve işlemin hukuki niteliğine de bakılmalıdır.

Denetimli Serbestlik İhlali Nedeniyle Cezaevine İade Kararına Nasıl İtiraz Edilir?

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle verilen işlemlere karşı başvurulabilecek hukuki yollar, işlemi yapan makama göre değişmektedir.

Denetimli serbestlik müdürlüğünün uyarı, denetim planı veya diğer infaz işlemleri bakımından infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulabilir.

4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde, müdürlük işlemlerine karşı şikâyet süresi kural olarak işlemin öğrenilmesinden itibaren 15 gün, her halde işlem tarihinden itibaren 30 gündür.

Buna karşılık infaz hâkimliği tarafından açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı verilmişse, bu karara karşı ağır ceza mahkemesi nezdinde itiraz yolu gündeme gelir.

4675 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca, 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren verilen infaz hâkimliği kararlarına karşı itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır.

Bu nedenle denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine iade kararı alan hükümlünün öncelikle kararın hangi makam tarafından verildiğini, tebliğ tarihini ve kararda gösterilen kanun yolunu incelemesi gerekir.

Denetimli Serbestlik İhlaline İtirazda Hangi Gerekçeler İleri Sürülebilir?

İnfaz hâkimliği kararına karşı yapılacak itirazda, somut dosyanın özelliklerine göre farklı hukuka aykırılıklar ileri sürülebilir.

1. İhlalin Kasıtlı Olmaması

Hükümlünün iradesi dışında gelişen ve yükümlülüğün yerine getirilmesini engelleyen olayların değerlendirilmemesi, itiraz konusu yapılabilir.

2. Mazeretin İncelenmemesi

Dosyaya sunulan hastane kayıtları, sağlık raporları veya diğer mazeret belgeleri hakkında yeterli değerlendirme yapılmamışsa bu husus ileri sürülebilir.

3. İhlal Sayısının Yanlış Hesaplanması

İhlallerin gerçekleştiği tarihler, ilgili bir yıllık dönem ve önceki uyarılar birlikte incelenmelidir.

4. Uyarı ve Tebligat İşlemlerindeki Eksiklikler

Yönetmelik kapsamında yapılması gereken uyarıların ve bildirimlerin usulüne uygun gerçekleştirilmemesi, somut olaya göre kararın hukuka uygunluğunu etkileyebilir.

5. Kararın Yetersiz Gerekçeye Dayanması

İnfaz hâkimliği kararında ihlalin hangi eylemden kaynaklandığı, hangi tarihte gerçekleştiği ve neden yükümlülüğe uymamakta ısrar sayıldığı somut biçimde değerlendirilmelidir.

6. Denetimli Serbestlikte Geçen Sürenin Yanlış Hesaplanması

Hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesi halinde hangi tarihten itibaren kalan cezasının infaz edileceği ayrıca önem taşır.

Özellikle bu son mesele, 2026 yılında verilen bir Yargıtay kararıyla yeniden dikkat çekmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.03.2026 Tarihli Kararı: İhlal Tarihinden İtibaren Ceza Hesaplanabilir mi?

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.03.2026 tarihli, 2025/451 Esas ve 2026/1976 Karar sayılı ilamı, denetimli serbestlik ihlali nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlülerin infaz süresinin hesaplanması bakımından önemlidir.

Karara konu uyuşmazlıkta, hükümlünün yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine ilişkin kararın hangi tarihten itibaren sonuç doğuracağı tartışılmıştır.

Bu meselede özellikle şu ayrım önemlidir:

İhlalin gerçekleştiği tarih ile infaz hâkimliği kararının denetimli serbestlik müdürlüğüne ulaştığı tarih aynı olmayabilir.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 87. maddesi uyarınca, infaz hâkimliğinin kararı gelinceye kadar denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

Hükümlü bu süreçte yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmişse, bu sürenin infaz hesabında değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla cezaevine iade kararı verilen her dosyada yalnızca kararın hukuka uygunluğu değil, denetimli serbestlikte geçen sürenin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı da araştırılmalıdır.

Bu karar, ihlal tarihinin her durumda doğrudan cezaevine dönüş tarihi olarak kabul edilemeyeceğini ortaya koyan hukuki değerlendirmeler bakımından önem taşımaktadır.

Denetimli Serbestlik İhlali Nedeniyle Cezaevine Dönen Hükümlü Tekrar Denetimli Serbestliğe Çıkabilir mi?

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlünün yeniden denetimli serbestlikten yararlanıp yararlanamayacağı, iade kararının gerekçesine ve uygulanacak infaz rejimine bağlıdır.

Özellikle yükümlülüklere uymamakta ısrar nedeniyle denetimli serbestlik kararının kaldırılması halinde, hükümlünün aynı cezanın kalan kısmı bakımından yeniden denetimli serbestliğe ayrılabileceği varsayılmamalıdır.

Buna karşılık iade kararının kanun yolu incelemesi sonucunda kaldırılması veya farklı bir hukuki nedenle verilmiş olması durumunda ayrı değerlendirme yapılması gerekir.

Bu nedenle hükümlünün cezaevine dönmüş olması tek başına yeterli bilgi değildir. İade kararının dayanağı ve kesinleşme durumu incelenmelidir.

Denetimli Serbestlik İhlaline İtiraz Edilmesi Cezaevine Girişi Durdurur mu?

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle verilen infaz hâkimliği kararına itiraz edilmesi, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

4675 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca şikâyet başvurusu da kural olarak işlemin uygulanmasını durdurmamaktadır. Bununla birlikte kanuni şartların bulunduğu durumlarda infaz hâkimliğinden işlemin ertelenmesi veya durdurulması istenebilir.

Bu nedenle yalnızca itiraz dilekçesi verilmesiyle cezaevine dönüş işleminin duracağı düşünülmemelidir.

Başvuru yapılırken kararın uygulanmasının durdurulması yönündeki talebin hukuki dayanağı da ayrıca değerlendirilmelidir.

Denetimli Serbestlik İhlalinde Yeni Suç İşlenmesi ile İmza İhlali Aynı Şey midir?

Hayır.

5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi ile denetimli serbestlik sırasında yeni bir suç işlendiği iddiasıyla kamu davası açılması farklı hukuki nedenler olarak düzenlenmiştir.

105/A maddesinin yedinci fıkrasında, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlendiği iddia edilen ve kanunda öngörülen nitelikleri taşıyan kasıtlı bir suç nedeniyle kamu davası açılması halinde, infaz hâkiminin hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verebilmesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Bu hüküm, imza veya programa katılma yükümlülüğünün ihlalinden farklıdır.

Yeni suç nedeniyle verilen iade kararlarında, isnat edilen suçun niteliği, işlendiği iddia edilen tarih, kamu davasının açılıp açılmadığı ve infaz hâkiminin değerlendirmesi önem taşır.

Dolayısıyla her cezaevine iade kararına aynı itiraz gerekçeleriyle başvurulması doğru değildir.

Denetimli Serbestlik İhlali Nedeniyle Cezaevine İade Kararında Avukatın Rolü

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle verilen kararlar, doğrudan kişi özgürlüğünü ve hapis cezasının infaz biçimini etkiler.

Bu nedenle dosyanın yalnızca ihlal tutanağı üzerinden değerlendirilmesi yeterli olmayabilir.

Hukuki incelemede özellikle denetim planı, uyarı kararları, tebligat kayıtları, mazeret belgeleri, infaz hâkimliği kararı ve güncel müddetname birlikte ele alınmalıdır.

Somut dosyada;

  • İhlal sayısının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı,
  • Uyarıların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı,
  • Mazeretlerin değerlendirilip değerlendirilmediği,
  • İnfaz hâkimliği kararının yeterli gerekçe içerip içermediği,
  • İtiraz süresinin devam edip etmediği,
  • Denetimli serbestlikte geçen sürenin infaz hesabına doğru yansıtılıp yansıtılmadığı

araştırılmalıdır.

Özellikle cezaevine iade kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilen dosyalarda, başvurunun somut belgelere ve ilgili mevzuat hükümlerine dayandırılması önemlidir.

Sık Sorulan Sorular

Denetimli serbestlikte üç ihlal olursa kesin cezaevine girilir mi?

Hayır. Üç ihlalin ilgili süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği, kasıt ve mazeret unsurları ile uyarı işlemleri değerlendirilmelidir. Açık ceza infaz kurumuna gönderme konusunda infaz hâkimliği kararı gerekir.

Denetimli serbestlikte bir kez imza atmazsam cezaevine girer miyim?

Tek bir imza ihlali, yükümlülüklere uymamakta ısrar nedeniyle cezaevine iade için kural olarak yeterli değildir. Ancak ihlal kayıt altına alınabilir ve sonraki değerlendirmelerde dikkate alınabilir.

Denetimli serbestlik ihlaline itiraz süresi kaç gündür?

Müdürlük işlemlerine karşı şikâyet süresi kural olarak öğrenmeden itibaren 15 gün, her halde işlem tarihinden itibaren 30 gündür. İnfaz hâkimliğinin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verdiği kararlara karşı itiraz süresi ise tebliğden itibaren iki haftadır.

Hastane raporu denetimli serbestlik ihlalini kaldırır mı?

Hastane raporu önemli bir mazeret belgesi olabilir. Ancak raporun ilgili ihlal tarihini kapsaması ve yükümlülüğün yerine getirilmesini engelleyen durumu ortaya koyması gerekir.

Denetimli serbestlik dosyası kapatılınca hemen cezaevine mi girilir?

Yükümlülüklere uymamakta ısrar nedeniyle dosyanın kapatılması süreci ile infaz hâkimliğinin açık ceza infaz kurumuna gönderme kararı birbirinden ayrılmalıdır. Uygulanacak prosedür ve kararın içeriği belirleyicidir.

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine dönersem geçen günlerim yanar mı?

Denetimli serbestlikte geçen sürenin infaz hesabına etkisi somut olayın özelliklerine göre incelenir. Özellikle infaz hâkimliği kararı müdürlüğe ulaşıncaya kadar tedbirin uygulanmaya devam ettiği dönem bakımından hesaplama önemlidir.

Sonuç: Denetimli Serbestlik İhlali Kararları Hukuki Denetime Tabidir

Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle açık ceza infaz kurumuna gönderilme, hükümlünün özgürlüğünü doğrudan etkileyen ciddi bir infaz işlemidir.

Ancak her ihlal cezaevine dönüşü gerektirmediği gibi, her iade kararı da hukuka uygun kabul edilemez.

Özellikle ihlalin kasıtlı olup olmadığı, geçerli mazeretlerin bulunup bulunmadığı, uyarıların usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ve infaz hâkimliği kararının gerekçesi önem taşır.

Ayrıca 2026 tarihli Yargıtay içtihatları çerçevesinde, denetimli serbestlikte geçen sürenin infaz hesabına doğru yansıtılması da ayrıca incelenmelidir.

Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası, Didim ve Türkiye genelinde denetimli serbestlik ihlali, infaz hâkimliği kararlarına itiraz ve ceza infaz hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirme yapılırken her dosyanın kendine özgü özellikleri dikkate alınmalıdır.

Av. Orçun Akbulut

Ceza ve İnfaz Hukuku

https://www.orcunakbulut.av.tr/

Bu Sayfadaki İçeriği KOPYALAYAMAZSNIZ !!!