Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle yeniden cezaevine alınan bir hükümlünün tekrar tahliye edilip edilemeyeceği, infaz hukukunda en fazla tereddüt yaşanan konulardan biridir. Özellikle imza yükümlülüğüne uyulmaması, denetimli serbestlik müdürlüğüne zamanında başvurulmaması, denetim planının ihlal edilmesi veya hükümlü hakkında yeni bir kamu davası açılması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Uygulamada denetimli serbestliği bozulan hükümlüler ve aileleri çoğunlukla aynı soruyu sormaktadır:
Denetimli serbestliğim yandı, tekrar dışarı çıkabilir miyim?
Bu sorunun cevabı her dosyada aynı değildir. Öncelikle hükümlünün hangi nedenle ceza infaz kurumuna iade edildiği, hakkında hangi infaz hâkimliği kararının verildiği ve koşullu salıverilme tarihine ne kadar süre kaldığı belirlenmelidir.
Çünkü denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine gönderilmek, her durumda aynı infaz rejiminin uygulanacağı veya hükümlünün hiçbir hukuki başvuru hakkının kalmadığı anlamına gelmez.
Denetimli Serbestlik İhlali Nedir?
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesi, belirli koşulları taşıyan hükümlülerin cezalarının bir bölümünü denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmelerine imkân tanımaktadır.
Denetimli serbestlikten yararlanan hükümlü, ceza infaz kurumunun dışında bulunmakla birlikte cezasının infazı devam etmektedir.
Bu süreçte hükümlü hakkında belirlenen yükümlülüklere uyulması zorunludur.
Denetimli serbestlik ihlali sayılabilecek durumlar arasında imza yükümlülüğüne uyulmaması, denetim planındaki kurallara aykırı davranılması, müdürlüğün uyarılarına rağmen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve kanunda belirtilen süre içerisinde müdürlüğe başvurulmaması bulunmaktadır.
Ancak her yükümlülük ihlalinin doğrudan cezaevine iade sonucunu doğuracağı söylenemez.
İhlalin niteliği, tekrar edip etmediği, hükümlünün mazereti ve ilgili mevzuatta öngörülen koşullar birlikte değerlendirilmelidir.
Denetimli Serbestlikte Bir Defa İmza Atmamak Cezaevine Girmeye Neden Olur mu?
Denetimli serbestlikte imza yükümlülüğünün bir defa yerine getirilmemesi, tek başına her durumda cezaevine iade kararı verilmesini gerektirmez.
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi önemli bir ölçüttür.
Bu nedenle hükümlünün yükümlülüğü kaç defa ihlal ettiği, usulüne uygun uyarılıp uyarılmadığı ve ihlalin hangi koşullarda gerçekleştiği araştırılmalıdır.
Örneğin hastanede tedavi gördüğü için imza atamayan hükümlünün durumu ile hiçbir mazereti bulunmaksızın denetim planına sürekli aykırı davranan hükümlünün durumu aynı şekilde değerlendirilemez.
Bununla birlikte uygulamada belirli sayıda ihlalden sonra otomatik olarak cezaevine gönderilme veya ilk ihlalin her durumda sonuçsuz kalması şeklinde kesin bir kural bulunduğu düşünülmemelidir.
Somut olayda uygulanacak yönetmelik hükümleri, uyarı kayıtları ve denetim dosyası birlikte incelenmelidir.
Denetimli Serbestlikte Israr Şartı Nedir?
Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine iade kararlarında en önemli hukuki tartışmalardan biri, hükümlünün yükümlülüklere uymamakta ısrar edip etmediğidir.
Israr, yalnızca bir yükümlülüğün yerine getirilmemesiyle aynı anlama gelmez.
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında yükümlülük ihlalleri, uyarılar ve denetim planına uyulmamasıyla ilgili usuller düzenlenmiştir.
Bu nedenle iade kararından önce şu soruların cevaplandırılması gerekir:
- Hükümlüye yükümlülükleri usulüne uygun bildirilmiş midir?
- İhlal edilen yükümlülük açıkça belirlenmiş midir?
- Gerekli uyarılar yapılmış mıdır?
- Hükümlünün sunduğu mazeret değerlendirilmiş midir?
- İhlalin tekrarı ve ısrar şartı somut olarak ortaya konulmuş mudur?
- İnfaz hâkimliği kararında bu hususlar gerekçelendirilmiş midir?
Özellikle uyarı ve ısrar şartlarının aranması gereken bir olayda bunların değerlendirilmemesi, cezaevine iade kararının hukuka uygunluğunu tartışmalı hâle getirebilir.
Ancak müdürlüğe ilk başvurunun süresinde yapılmaması veya yeni kamu davası açılması gibi özel düzenlemelere tabi durumlar, ısrar şartına ilişkin genel değerlendirmeden ayrı incelenmelidir.
Denetimli Serbestlik Bozulursa Kapalı Cezaevine mi Girilir?
Bu sorunun cevabı, ihlalin sebebine ve uygulanacak kanun hükümlerine göre değişir.
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinde yapılan değişikliklerle belirli iade hâlleri bakımından açık ceza infaz kurumuna gönderilme düzenlenmiştir.
Dolayısıyla denetimli serbestliği ihlal eden herkesin doğrudan kapalı ceza infaz kurumuna gönderileceği yönündeki genel kabul doğru değildir.
Bununla birlikte hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını kaybetmesi, başka bir mahkûmiyetinin bulunması, disiplin durumu veya farklı bir infaz kararı nedeniyle kapalı ceza infaz kurumunda tutulması söz konusu olabilir.
Bu nedenle cezaevine iade kararının yanında hükümlünün hangi gerekçeyle açık veya kapalı ceza infaz kurumuna yerleştirildiğinin de incelenmesi gerekir.
Denetimli Serbestlik İhlalinden Sonra Tekrar Tahliye Olunabilir mi?
Evet, hukuki koşulların oluşması hâlinde tekrar tahliye mümkün olabilir.
Ancak burada üç farklı ihtimal birbirinden ayrılmalıdır.
1. Cezaevine İade Kararının Hukuka Aykırı Olması
Hükümlü hakkında verilen iade kararında kanuni şartlar oluşmamışsa, kararın kaldırılması için kanun yoluna başvurulabilir.
Örneğin gerekli uyarıların yapılmadığı, ısrar şartının oluşmadığı veya haklı mazeretin değerlendirilmediği bir dosyada iade kararının hukuka uygunluğu tartışılabilir.
Kararın kaldırılması, hükümlünün yeniden denetimli serbestlik kapsamında infazına devam edilmesi sonucunu doğurabilir.
2. Koşullu Salıverilme Tarihinin Gelmiş Olması
Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine iade edilen hükümlünün koşullu salıverilme tarihi ayrıca hesaplanmalıdır.
İade kararı verilmiş olması, koşullu salıverilme hakkının her durumda tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Hükümlünün infaz hesabına göre koşullu salıverilme tarihi gelmişse, ilgili kanuni koşulların bulunması hâlinde salıverilmesi gündeme gelebilir.
Ancak başka bir mahkûmiyet, koşullu salıverilmenin geri alınması veya infaza ilişkin farklı bir hukuki engel varsa sonuç değişebilir.
3. İnfaz Rejiminin Yeniden Değerlendirilmesini Gerektiren Hukuki Durumlar
Hükümlü hakkında sonradan verilen bir mahkeme kararı, infaz hesabındaki yanlışlığın düzeltilmesi veya uygulanabilir lehe bir kanun hükmü infaz durumunu değiştirebilir.
Bu ihtimalde yeni hukuki durumun hükümlünün salıverilme tarihine etkisi değerlendirilmelidir.
Ancak denetimli serbestlik ihlali nedeniyle verilen iade kararından sonra, sırf belirli bir süre cezaevinde kalındığı için kendiliğinden ikinci bir denetimli serbestlik hakkı doğduğu söylenemez.
Denetimli Serbestlikte İmza Atmayı Unutan Hükümlü Ne Yapmalı?
İmza yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda öncelikle ihlalin sebebi açıklanmalı ve varsa mazerete ilişkin belgeler denetimli serbestlik müdürlüğüne sunulmalıdır.
Hastane başvurusu, sağlık raporu, acil bir olay, ulaşımı fiilen engelleyen durumlar veya başka zorlayıcı nedenler somut delillerle ortaya konulabilir.
Ancak her çalışma, seyahat veya kişisel mazeretin kendiliğinden haklı kabul edileceği düşünülmemelidir.
Önemli olan, yükümlülüğün neden yerine getirilemediğinin ve hükümlünün kusur durumunun somut olay kapsamında değerlendirilmesidir.
Mazeret bildiriminde gecikilmesi de dosyanın özelliklerine göre aleyhe sonuç doğurabilir.
Denetimli Serbestlik İhlaline Karşı İnfaz Hâkimliğine İtiraz Edilir mi?
Denetimli serbestlik müdürlüğünün işlemleri ve infaz hâkimliğinin cezaevine iade kararları bakımından başvuru yolları birbirinden ayrılmalıdır.
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında şikâyete tabi işlemlere karşı, işlemin öğrenilmesinden itibaren 15 gün ve her hâlde yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içerisinde infaz hâkimliğine başvurulması öngörülmektedir.
Buna karşılık infaz hâkimliğinin verdiği karara karşı 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilebilir.
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından genel itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır.
İtirazı inceleyecek merci, infaz hâkimliğinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesidir.
Bu nedenle müdürlüğün işlemi ile infaz hâkimliğinin yargısal kararı aynı başvuru süresine tabiymiş gibi değerlendirilmemelidir.
İnfaz Hâkimliğine İtiraz Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle verilen cezaevine iade kararına karşı hazırlanacak itiraz dilekçesinde yalnızca hükümlünün mağduriyetinin anlatılması yeterli değildir.
İtirazın hukuki dayanaklarla desteklenmesi gerekir.
Özellikle denetim planı, yükümlülüklerin tebliği, ihlal tutanakları, uyarı kayıtları, mazeret belgeleri ve infaz hâkimliği kararının gerekçesi birlikte değerlendirilmelidir.
İtiraz dilekçesinde iade kararının hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu açıklanmalı; gerekiyorsa kararın kaldırılması, infazın durdurulması ve hükümlünün hukuki durumuna uygun şekilde salıverilmesi talep edilmelidir.
İtirazın yapılması, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.
Bu nedenle infazın durdurulması isteniyorsa talebin ayrıca gerekçelendirilmesi önem taşır.
Denetimli Serbestlikte Yeni Suç İşlenirse Ne Olur?
Denetimli serbestlik yükümlülüklerinin ihlal edilmesi ile denetim süresinde yeni bir suç işlendiği iddiasıyla kamu davası açılması farklı hukuki durumlardır.
5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin yedinci fıkrası, denetimli serbestlik başladıktan sonra işlendiği iddia edilen ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı suçtan kamu davası açılması hâlinde özel bir düzenleme içermektedir.
Bu durumda kanunda öngörülen usulle hükümlünün ceza infaz kurumuna gönderilmesi gündeme gelebilir.
Ancak yeni bir soruşturmanın başlaması ile kamu davasının açılması aynı şey değildir.
Ayrıca yeni suç isnadının mahkûmiyetle sonuçlanması, beraat kararı verilmesi veya kamu davasının farklı bir şekilde sonuçlanması, infaz hukukunda ayrıca değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle yalnızca hakkında yeni bir şikâyet veya soruşturma bulunduğu gerekçesiyle hükümlünün mutlaka cezaevine iade edileceği söylenemez.
Denetimli Serbestlikte Geçirilen Süre Cezadan Düşülür mü?
Denetimli serbestlik tedbiri altında geçirilen süre, kanuni şartlara uygun şekilde infaz edilen cezanın bir parçasıdır.
Bununla birlikte hükümlünün cezaevine iade edilmesi durumunda hangi tarihe kadar geçen sürenin infazdan sayılacağı önem taşır.
Özellikle yeni kamu davası açılması nedeniyle verilen iade kararlarında, infazdan sayılacak sürenin belirlenmesi ayrı bir uyuşmazlık oluşturabilir.
Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.04.2026 tarihli, 2025/426 Esas ve 2026/2778 Karar sayılı kararında, yeni kamu davası açılması nedeniyle denetimli serbestliğin sona erdirilmesi bağlamında infazdan sayılacak sürenin hangi tarihe kadar hesaplanacağı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle hükümlünün denetimli serbestlikte geçirdiği bütün sürenin her durumda aynı yöntemle hesaplanacağı varsayılmamalıdır.
Denetimli Serbestlik İhlalinden Sonra Yeniden Başvuru Yapılabilir mi?
Bu konuda en sık karşılaşılan yanlış düşünce, denetimli serbestlik hakkını kaybeden hükümlünün belirli bir süre cezaevinde kaldıktan sonra otomatik olarak yeniden denetimli serbestliğe çıkabileceğidir.
Oysa yeniden başvuru imkânı, ilk iade kararının hukuki sebebine ve uygulanabilir infaz hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
İade kararının kanun yolu incelemesi sonucunda kaldırılması başka, aynı karar geçerliliğini korurken yeniden denetimli serbestlik talep edilmesi başka bir hukuki durumdur.
Bu nedenle hükümlünün daha önce denetimli serbestlikten yararlanmış olması, yeniden yararlanma imkânının bulunduğunu tek başına göstermez.
Denetimli Serbestlik İhlalinde Kanun Yararına Bozma Mümkün mü?
İnfaz hâkimliğinin cezaevine iade kararına karşı yapılan itirazın reddedilmesi ve kararın kesinleşmesi hâlinde, hukuki şartları mevcutsa olağanüstü kanun yolları gündeme gelebilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve olağan kanun yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesine yönelik olağanüstü bir kanun yoludur.
Bu nedenle infaz hâkimliği kararına karşı yapılan itirazın ağır ceza mahkemesince reddedilmesi, her durumda hukuki inceleme imkânlarının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ancak kanun yararına bozma, hükümlünün doğrudan Yargıtayda inceleme başlatabildiği olağan bir temyiz yolu değildir.
Başvuru süreci Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden yürütülür. Talepte bulunulması da infazı kendiliğinden durdurmaz.
Sık Sorulan Sorular
Denetimli serbestlik ikinci kez bozulursa tekrar tahliye olur muyum?
İhlalin sebebine, önceki kararlara ve hükümlünün güncel infaz hesabına göre değerlendirme yapılmalıdır. İkinci ihlalden sonra otomatik tahliye hakkı bulunduğu söylenemez.
Denetimli serbestlikte iki imza kaçırırsam cezaevine girer miyim?
İhlal kayıtları, uyarılar, ısrar şartı ve mazeretler incelenmelidir. Yalnızca imza kaçırma sayısından hareketle kesin sonuç çıkarılamaz.
Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine girdim, itiraz edebilir miyim?
Evet. İnfaz hâkimliği kararına karşı kanuni süresinde itiraz yoluna başvurulabilir. Kararın tebliğ tarihi ve hukuki niteliği önemlidir.
Denetimli serbestlik bozulursa cezanın tamamı yeniden mi yatılır?
Hayır. Denetimli serbestlik ihlali, daha önce hukuka uygun olarak infaz edilmiş sürenin her durumda silinmesi anlamına gelmez. Kalan ceza, infazdan sayılacak süreler ve koşullu salıverilme tarihi ayrıca hesaplanmalıdır.
Denetimli serbestlikte yeni suçtan beraat edersem tekrar çıkabilir miyim?
Yeni suç nedeniyle uygulanan iade işleminin hukuki dayanağı ve beraat kararının etkisi değerlendirilmelidir. Beraat kararının kesinleşmesi önemli olmakla birlikte her dosyada kendiliğinden tahliye sonucu doğurduğu söylenemez.
Denetimli serbestlik ihlalinde avukatla itiraz zorunlu mu?
Avukatla temsil her durumda zorunlu değildir. Ancak özellikle cezaevine iade kararının kaldırılması, infaz hesabı ve kanun yolu süreleri bakımından dosyanın hukuki olarak incelenmesi önemlidir.
Sonuç: Denetimli Serbestlik İhlalinden Sonra Tahliye İmkânı Dosyaya Göre Değişir
Denetimli serbestlik ihlali nedeniyle cezaevine alınan hükümlünün hukuki durumunda belirleyici olan, yalnızca ihlalin gerçekleşmiş olması değildir.
İhlalin niteliği, uyarı ve ısrar şartları, mazeretler, infaz hâkimliği kararının gerekçesi, uygulanacak infaz rejimi ve koşullu salıverilme tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle gerekli hukuki koşullar oluşmadan verilen cezaevine iade kararlarına karşı kanun yoluna başvurulması, hükümlünün özgürlüğünü doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle denetimli serbestliği bozulan bir hükümlü hakkında yeniden tahliye imkânı değerlendirilirken, yalnızca müddetnameye değil, denetimli serbestlik dosyasının tamamına bakılması gerekir.
Aydın İnfaz Hukuku Avukatı – Av. Orçun Akbulut
Aydın merkezli Avukat Orçun Akbulut tarafından ceza ve infaz hukuku kapsamında denetimli serbestlik ihlalleri, cezaevine iade kararları, infaz hâkimliği itirazları, koşullu salıverilme hesapları ve kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazına ilişkin hukuki uyuşmazlıklar değerlendirilmektedir.
Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası, Didim ve Çine başta olmak üzere farklı illerdeki infaz dosyaları bakımından da hukuki inceleme ve başvuru süreçleri yürütülebilmektedir.
Denetimli serbestlik hakkının kaybedildiği düşünülen bir dosyada dahi, cezaevine iade kararının hukuki dayanağı ve hükümlünün güncel infaz hesabı incelenmeden yeniden tahliye imkânı hakkında kesin bir sonuca varılmamalıdır.
İlgili diğer yazılarımıza İnfaz Hukuku kategorisinden ulaşabilirsiniz.
Güncel mevzuat için Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü kaynakları incelenebilir.