Eşin geçmişini gizlemesi, özellikle evlilikten kısa süre sonra öğrenildiğinde ciddi bir güven krizine yol açabilir. Önceki evlilikler, çocuk, adli geçmiş, önemli sağlık sorunları veya kişinin hayatına ilişkin başka bir gerçeğin evlenmeden önce saklandığını öğrenen eşin ilk sorusu çoğu zaman aynıdır: “Bunu bilseydim evlenmezdim; evliliği iptal ettirebilir miyim?”
Ancak eşin geçmişini gizlemesi her durumda evliliğin iptaline yol açmaz.
Türk Medeni Kanunu, evlenme iradesini etkileyen yanılma ve aldatmanın hangi durumlarda evliliğin iptaline sebep olabileceğini özel olarak düzenlemiştir. Bu nedenle yalnızca “eşim bana yalan söyledi” veya “geçmişini benden sakladı” demek yeterli değildir.
Gizlenen olayın ne olduğu, evlenme kararına etkisi, eşin bunu bilerek gizleyip gizlemediği, gerçeğin ne zaman öğrenildiği ve kanundaki iptal sebeplerinden birinin oluşup oluşmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Eşin Geçmişini Gizlemesi Evliliği İptal Ettirir mi?
Belirli şartlarda mümkün olabilir.
Ancak hukuki değerlendirme gizlenen her olay bakımından aynı değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 149. maddesi yanılmayı, 150. maddesi ise aldatmayı nisbi butlan sebepleri arasında düzenlemektedir.
Özellikle eşlerden birinin, diğerinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hale sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılması belirli şartlarla evliliğin iptalini gündeme getirebilir.
Aldatma bakımından ise kanun daha özel koşullar öngörmektedir.
Bu nedenle davanın başarı şansı, gizlenen geçmişin kişi açısından ne kadar rahatsız edici olduğundan ziyade olayın kanundaki iptal sebeplerine uyup uymadığı üzerinden değerlendirilmelidir.
“Bilseydim Evlenmezdim” Demek Yeterli midir?
Tek başına yeterli değildir.
Bir kişinin sonradan öğrendiği olay nedeniyle “Bunu bilseydim kesinlikle evlenmezdim” demesi anlaşılabilir olsa da hukuken ayrıca kanundaki yanılma veya aldatma koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Aksi halde eşlerin evlilikten önce birbirlerine söylemedikleri her olay evliliğin geçerliliğini tartışmalı hale getirirdi.
Bu nedenle mahkeme yalnızca davacının kişisel hayal kırıklığını değil, ileri sürülen olayın hukuki niteliğini değerlendirir.
Özellikle yanılmaya dayanılıyorsa gizlenen veya yanlış bilinen niteliğin diğer eşle birlikte yaşamayı çekilmez hale sokacak derecede önemli olup olmadığı tartışılır.
Eşin Önceki Evliliğini Gizlemesi İptal Sebebi midir?
Burada iki durum birbirinden ayrılmalıdır.
Eş daha önce evlenmiş ve bu evlilik boşanma veya başka bir nedenle sona ermişse, geçmişteki evliliğin gizlenmesinin somut olayda yanılma veya aldatma hükümleri kapsamında bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendirilir.
Ancak önceki evlilik yeni evliliğin yapıldığı tarihte hâlâ devam ediyorsa durum tamamen farklıdır.
Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması Türk Medeni Kanunu’nda mutlak butlan sebebi olarak düzenlenmiştir.
Dolayısıyla:
“Eşim daha önce evlenmiş ama bunu bana söylememiş.”
ile
“Benimle evlendiği tarihte başka biriyle evliliği devam ediyormuş.”
aynı hukuki durum değildir.
İkinci ihtimal doğrudan mutlak butlan hükümlerini gündeme getirebilir.
Eşin Çocuğu Olduğunu Gizlemesi Evliliği İptal Ettirir mi?
Evlilik öncesinde başka bir ilişkiden veya evlilikten çocuğunun bulunduğunu gizleyen eş bakımından otomatik olarak “evlilik kesin iptal edilir” denilemez.
Somut olayın TMK’nın yanılma ve aldatmaya ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Burada gerçeğin özellikle saklanıp saklanmadığı, karşı tarafa gerçeğe aykırı beyanda bulunulup bulunulmadığı ve bu hususun evlenme iradesine etkisi önem taşıyabilir.
Örneğin doğrudan “Hiç çocuğum yok” şeklinde gerçeğe aykırı beyanda bulunulması ile kişinin geçmişi hakkında hiç konuşulmaması delil ve hukuki değerlendirme bakımından aynı değildir.
Sabıka Kaydını Gizlemek Evlilik İptal Sebebi midir?
Eşin geçmişte suç işlemiş veya ceza almış olması ve bunu evlenmeden önce söylememesi de her durumda otomatik iptal sebebi değildir.
Suçun niteliği, olayın ne zaman gerçekleştiği, eşin bu konuda açıkça yalan söyleyip söylemediği ve gizlenen hususun kanundaki yanılma veya aldatma hükümleri kapsamında bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Örneğin yıllar önce gerçekleşmiş herhangi bir mahkûmiyet ile kişinin halen devam eden ve evlilik hayatını doğrudan etkileyen ciddi bir hukuki durumunu bilinçli biçimde saklaması aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir.
Ayrıca somut olay evliliğin iptal şartlarını karşılamasa dahi gizleme ve yalanların evlilik birliği üzerindeki etkisi boşanma hukuku bakımından ayrıca önem taşıyabilir.
Borçlarını Gizleyen Eş Evliliğin İptalini Gerektirir mi?
Evlilik öncesindeki yüksek miktarlı borçların gizlenmesi uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklardandır.
Ancak borcun bulunması veya borcun diğer eşe söylenmemesi tek başına otomatik evlilik iptal sebebi değildir.
Borç miktarı, borcun kaynağı, eşin mali durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunup bulunmadığı ve bütün olayın evlenme kararına etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin kendisini tamamen borçsuz ve yüksek malvarlığı sahibi olarak tanıtan bir kişinin gerçekte ağır borç yükü altında olduğunun evlilikten hemen sonra ortaya çıkması ile küçük miktardaki kişisel bir borcun söylenmemesi aynı değildir.
Bununla birlikte ekonomik durum hakkındaki her yanlış bilginin nisbi butlan oluşturduğu sonucuna varılmamalıdır.
Malvarlığını Yanlış Gösteren Eş Evliliği İptal Ettirebilir mi?
Eşin kendisini olduğundan daha varlıklı göstermesi, gelirini abartması veya sahip olmadığı malları varmış gibi anlatması ciddi bir güven sorunu yaratabilir.
Ancak evlenme kararının yalnızca kişinin servetine ilişkin yanlış bilgiye dayanması halinde doğrudan evlilik iptali sonucu çıkarmak doğru değildir.
Somut olayın Türk Medeni Kanunu’ndaki yanılma ve aldatma şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Buna karşılık sistematik yalanların evlilik birliğini temelinden sarsması halinde boşanma hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
Eşin Hastalığını Gizlemesi Ne Olur?
Hastalık konusunda özel bir dikkat gerekir.
Her hastalığın gizlenmesi evliliğin iptalini sağlamaz.
Türk Medeni Kanunu’nun 150. maddesi, davacının veya altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesini belirli şartlarda aldatma nedeniyle iptal sebebi olarak düzenlemektedir.
Ayrıca evlenmeye engel derecede akıl hastalığının evlenme tarihinde bulunması halinde mutlak butlan hükümleri ayrıca gündeme gelebilir.
Dolayısıyla hastalık dosyalarında yalnızca “Benden gizledi” denilerek hareket edilmemeli; hastalığın niteliği, evlenme tarihinde mevcut olup olmadığı ve kanundaki hangi düzenlemeye karşılık geldiği belirlenmelidir.
Eşin Cinsel Hayatına İlişkin Geçmişini Gizlemesi İptal Sebebi midir?
Bu tür uyuşmazlıklarda özel hayatın korunması ile Türk Medeni Kanunu’nun iptal hükümleri birlikte ve dikkatle değerlendirilmelidir.
Kişinin geçmişte ilişki yaşamış olması tek başına evliliğin iptal sebebi olarak kabul edilemez.
Kanunda özellikle eşin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılma hali düzenlenmiştir.
Ancak bu hüküm her geçmiş ilişkinin açıklanmamasını otomatik olarak iptal sebebine dönüştürmez.
Somut olayda açık bir aldatma bulunup bulunmadığı ve kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalıdır.
Eşin Mesleğini veya Eğitimini Yanlış Söylemesi İptal Sebebi Olur mu?
Bir kişinin eğitim durumu veya mesleği hakkında gerçeğe aykırı bilgi vermesi de tek başına otomatik iptal sebebi değildir.
Örneğin kişinin kendisini doktor, mühendis, avukat veya şirket sahibi olarak tanıtması ancak gerçekte böyle bir mesleğinin bulunmaması ciddi bir aldatma davranışı oluşturabilir.
Bunun evlilik iptaline yeterli olup olmadığı ise olayın tamamı üzerinden değerlendirilmelidir.
Gerçeğe aykırı beyanın evlenme iradesinin oluşumundaki etkisi ve kanunun aradığı yanılma veya aldatma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.
Eşin Gerçek Kimliği Hakkında Yalan Söylemesi Ne Olur?
Kişinin yaşı, medeni durumu, kimliği veya hayatına ilişkin temel bilgiler konusunda bilinçli şekilde gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde olayın niteliğine göre evliliğin iptali hükümleri gündeme gelebilir.
Ancak burada da her yanlış bilgi aynı hukuki sonucu doğurmaz.
Örneğin birkaç yaşlık yaş farkını yanlış söylemek ile kişinin evli olduğunu gizlemesi aynı değildir.
İkinci durumda ayrıca mutlak butlan sebebi bulunabilir.
Bu nedenle hangi bilginin gizlendiği dava stratejisinin merkezindedir.
Sosyal Medya ve WhatsApp Yazışmaları Delil Olabilir mi?
Evlilik öncesindeki konuşmalar, özellikle eşin belirli bir konuda açıkça gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu göstermesi bakımından önemli olabilir.
Örneğin WhatsApp mesajlarında:
“Daha önce hiç evlenmedim.”
“Çocuğum yok.”
“Herhangi bir borcum yok.”
gibi açık ifadeler bulunması, sonradan ortaya çıkan gerçeklerle birlikte değerlendirilebilir.
Ancak elektronik delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
Başkasının telefonuna, hesabına veya özel yazışmalarına hukuka aykırı şekilde erişilmesi ayrıca hukuki ve cezai sorunlara yol açabilir.
Bu nedenle delil toplama aşamasında hukuka uygunluk önemlidir.
Eşin Geçmişini Gizlediği Nasıl İspatlanır?
İspat edilecek husus yalnızca gizlenen olayın gerçekten var olması değildir.
Davacının bu olayı evlenirken bilmediği ve olayın şartlarına göre karşı tarafın gerçeği gizlediği veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu da önem taşıyabilir.
Somut olayın niteliğine göre şu deliller kullanılabilir:
- evlilik öncesi mesajlar,
- WhatsApp ve diğer yazışmalar,
- e-postalar,
- tanık anlatımları,
- nüfus kayıtları,
- önceki evlilik kayıtları,
- mahkeme kararları,
- sağlık kayıtları,
- resmî kurum kayıtları,
- hukuka uygun elde edilmiş fotoğraf ve belgeler.
Hangi delilin gerekli olduğu gizlenen olayın niteliğine göre değişir.
Evlilik İptal Davasında Tanık Yeterli midir?
Tanık delili kullanılabilir.
Özellikle evlilik öncesinde tarafların birbirlerine ne söyledikleri veya hangi konunun evlilik bakımından önemli olduğu hakkında doğrudan bilgisi bulunan tanıkların anlatımları önem taşıyabilir.
Ancak resmî kayıtla ispatlanabilecek konularda mümkün olduğunca objektif belgelerin de dosyaya getirtilmesi gerekir.
Örneğin önceki evlilik, çocuk veya belirli bir resmî statü nüfus kayıtlarından araştırılabiliyorsa yalnızca tanık anlatımına dayanmak yerine ilgili kayıtların getirtilmesi daha güçlü bir delil yapısı oluşturabilir.
Eşin Geçmişini Öğrendikten Sonra Evliliğe Devam Etmek Davayı Etkiler mi?
Bu konu özellikle nisbi butlan davalarında önemlidir.
Gerçeğin ne zaman öğrenildiği mutlaka belirlenmelidir.
Çünkü Türk Medeni Kanunu’na göre nisbi butlana dayanan iptal davası hakkı, iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Dolayısıyla öğrenme tarihi davanın en önemli konularından biridir.
Ayrıca gerçeğin öğrenilmesinden sonraki davranışlar da uyuşmazlığın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle dava açmayı düşünen kişinin özellikle “Ne zaman öğrendim ve bunu hangi delille gösterebilirim?” sorusunu cevaplandırması gerekir.
Evlilik İptal Davasında 6 Aylık Süre Ne Zaman Başlar?
Nisbi butlan bakımından altı aylık hak düşürücü süre iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Korkutmaya dayanan iptalde ise korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarih esas alınır.
Her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmesiyle dava hakkı düşer.
Bu nedenle eşin geçmişine ilişkin önemli bir gerçeğin öğrenilmesinden sonra uzun süre beklenmesi hak kaybına yol açabilir.
Öğrenme tarihinin ispatı da ayrıca uyuşmazlık konusu olabilir.
Geçmişin Gizlenmesi İptal Sebebi Değilse Boşanma Sebebi Olabilir mi?
Evet, somut olayın özelliklerine göre olabilir.
Bir davranış nisbi butlan için gerekli şartları taşımadığı halde eşler arasındaki güven ilişkisini ciddi şekilde zedeleyebilir.
Sistematik yalanlar, evlilik öncesi ve sonrasındaki aldatıcı davranışlar ve bunların evlilik birliğine etkisi, şartları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında değerlendirilebilir.
Bu nedenle “İptal şartları oluşmadıysa hiçbir hukuki yol yoktur” sonucu doğru değildir.
İptal ve boşanma ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Evlilik İptali ile Boşanma Arasında Hangisi Açılmalıdır?
Öncelikle olayın evlenmenin kuruluş aşamasına mı yoksa evlilik sırasında yaşanan olaylara mı ilişkin olduğu belirlenmelidir.
Eşin evlenme kararının oluştuğu aşamada önemli bir konuda yanılma veya kanunun aradığı nitelikte aldatılma söz konusuysa nisbi butlan değerlendirilebilir.
Eşlerden birinin evlenirken zaten evli olması gibi bir durum varsa mutlak butlan gündeme gelebilir.
Buna karşılık geçerli şekilde kurulmuş evlilikte yalan ve güven sarsıcı davranışların evlilik birliğini sürdürülemez hale getirmesi durumunda boşanma hükümleri önem kazanabilir.
Doğru hukuki sebebin belirlenmesi özellikle süre ve ispat bakımından önemlidir.
Evlilik İptal Edilirse Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?
Evliliğin iptaline karar verilmesi, nafaka ve tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Türk Medeni Kanunu uyarınca eşler arasındaki tazminat ve nafaka bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
Dolayısıyla şartları varsa nafaka ve tazminat talepleri ayrıca gündeme gelebilir.
Özellikle diğer eşin bilinçli aldatıcı davranışlarının bulunduğu iddia edilen dosyalarda tazminat koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Evlilik İptal Edilirse Mallar Ne Olur?
Evliliğin iptal edilmesi mal rejiminin hiçbir sonuç doğurmadığı anlamına gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesinde boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
Bu nedenle evlilik döneminde edinilmiş taşınmazlar, araçlar, banka hesapları ve diğer malvarlığı unsurları bakımından katılma alacağı veya diğer mal rejimi talepleri şartlarına göre gündeme gelebilir.
Taşınmazın yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olması da tek başına diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan alacak hakkının bulunmadığı anlamına gelmez.
Sıkça Sorulan Sorular
Eşimin daha önce evlendiğini sonradan öğrendim. Evliliği iptal ettirebilir miyim?
Önceki evlilik sona ermişse olayın yanılma ve aldatma hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Önceki evlilik sizin evlendiğiniz tarihte hâlâ devam ediyorsa mutlak butlan hükümleri gündeme gelebilir.
Eşimin çocuğu olduğunu benden gizlemesi iptal sebebi midir?
Otomatik olarak iptal sebebi olduğu söylenemez. Gerçeğin nasıl gizlendiği, bu konuda açıkça yalan söylenip söylenmediği ve kanundaki yanılma veya aldatma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir.
Eşimin sabıkasını sonradan öğrendim. Boşanabilir miyim?
Somut olayın özelliklerine göre boşanma sebepleri bakımından değerlendirme yapılabilir. Evliliğin iptali için ise ayrıca nisbi butlan şartlarının oluşması gerekir.
Eşimin büyük borçları olduğunu evlendikten sonra öğrendim. Evlilik iptal edilir mi?
Borçların gizlenmesi tek başına otomatik iptal sebebi değildir. Borcun boyutu, gerçeğe aykırı beyanlar ve olayın evlenme iradesine etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Eşimin mesleği hakkında yalan söylediğini öğrendim. Evlilik iptal edilir mi?
Her meslek veya eğitim yalanı otomatik olarak iptal sonucu doğurmaz. Somut olayın Türk Medeni Kanunu’ndaki yanılma ve aldatma şartlarını karşılayıp karşılamadığı araştırılır.
WhatsApp mesajları evlilik iptal davasında delil olur mu?
Hukuka uygun elde edilmiş yazışmalar somut olayın özelliklerine göre delil olarak değerlendirilebilir. Özellikle evlilik öncesindeki açık beyanların sonradan gerçek dışı olduğunun ortaya çıkması önem taşıyabilir.
Eşimin geçmişini öğrendikten sonra ne kadar sürede dava açmalıyım?
Nisbi butlan bakımından iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı aylık ve her hâlde evlenmeden itibaren beş yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır.
Evlilik iptali mümkün değilse boşanma davası açılabilir mi?
İptal şartlarının bulunmaması boşanma hakkının da bulunmadığı anlamına gelmez. Gizlenen gerçeklerin ve yalanların evlilik birliğine etkisi boşanma hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Sonuç
Eşin geçmişini gizlemesi, tek başına ve her durumda evliliğin iptal edilmesini sağlamaz.
Hukuken belirleyici olan; neyin gizlendiği, eşin bu konuda gerçeğe aykırı beyanda bulunup bulunmadığı, gizlenen hususun evlenme kararına etkisi ve olayın Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen yanılma veya aldatma sebeplerinden birini oluşturup oluşturmadığıdır.
Özellikle önceki evlilik, çocuk, ciddi hastalık, adli geçmiş, ağır borçlar veya kişinin hayatına ilişkin önemli konularda evlilik öncesinde verilen açık ve gerçeğe aykırı beyanlar varsa, evlilik öncesi yazışmaların ve diğer delillerin korunması önemlidir.
Bunun yanında öğrenme tarihi mutlaka dikkate alınmalıdır. Nisbi butlan davalarında iptal sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı aylık hak düşürücü süre bulunmaktadır.
Somut olay evliliğin iptali için gerekli şartları karşılamıyorsa dahi, sistematik yalanların ve gizlenen gerçeklerin evlilik birliği üzerindeki etkisi boşanma hukuku bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Bu nedenle eşin geçmişini gizlediği dosyalarda ilk yapılması gereken, “İptal mi boşanma mı?” sorusundan önce gizlenen gerçeğin hukuki niteliğini ve mevcut delilleri belirlemektir.