Evlilik iptali ile boşanma arasındaki fark, özellikle evlilikten kısa süre sonra ciddi bir sorun ortaya çıktığında en fazla merak edilen aile hukuku konularından biridir. Eşinin önemli bir gerçeği kendisinden sakladığını öğrenen, tehdit veya korkutma altında evlendiğini ileri süren ya da eşinin evlenme tarihinde zaten evli olduğunu sonradan fark eden kişiler çoğu zaman “Boşanma davası mı, evlilik iptal davası mı açmalıyım?” sorusuyla karşılaşmaktadır.
Evliliğin iptali ve boşanma aynı hukuki kurum değildir.
En temel ifadeyle boşanmada hukuken kurulmuş bir evlilik, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen boşanma sebeplerinden biri nedeniyle sona erdirilir. Evliliğin iptalinde ise evlenmenin kuruluş aşamasında bulunan ve kanunun butlan sonucu bağladığı bir hukuki sakatlık söz konusudur.
Ancak evliliğin iptaline karar verilmesi, sanılanın aksine, evliliğin yaşanan bütün hukuki sonuçlarının geçmişe dönük olarak tamamen ortadan kalkacağı anlamına da gelmez.
Bu nedenle hangi davanın açılacağına karar verilirken yalnızca eşler arasındaki problemin ağırlığına değil, problemin ne zaman ortaya çıktığına ve Türk Medeni Kanunu’nda hangi hukuki sebebe karşılık geldiğine bakılmalıdır.
Evlilik İptali Nedir?
Evliliğin iptali, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen mutlak veya nisbi butlan sebeplerinden birinin bulunması halinde evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir.
Mutlak butlan sebepleri arasında;
- eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması,
- eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
- evlenmeye engel derecede akıl hastalığının bulunması,
- eşler arasında evlenmeye engel derecede hısımlığın bulunması
yer almaktadır.
Nisbi butlan bakımından ise geçici ayırt etme gücü kaybı, kanunda belirtilen nitelikte yanılma, aldatma ve korkutma gibi sebepler gündeme gelebilir.
Dolayısıyla evlilik iptal davası, “evlendim ancak pişman oldum” denilerek açılabilecek genel bir evliliği sona erdirme yolu değildir.
Kanunun öngördüğü bir butlan sebebi bulunmalıdır.
Boşanma Davası Nedir?
Boşanma davasında ise geçerli biçimde kurulmuş bir evlilik söz konusudur.
Ancak evlilik devam ederken Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen boşanma sebeplerinden biri meydana gelmiştir veya mevcut hale gelmiştir.
Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması kanunda düzenlenen boşanma sebepleri arasındadır.
Şartları bulunuyorsa eşler anlaşmalı olarak da boşanabilir.
Bu nedenle boşanmanın hukuki odağı çoğu zaman geçerli evlilik birliğinin artık devam ettirilememesi iken, butlanda odak evlenmenin kuruluşundaki kanuni geçersizlik sebebidir.
Evlilik İptali ile Boşanma Arasındaki Temel Fark Nedir?
En önemli fark, davanın dayandığı hukuki sebebin niteliğidir.
Örneğin bir kişi evlendikten sonra eşinin kendisini aldattığını öğrenirse bu durum şartlarına göre zina nedeniyle boşanma davasına konu olabilir.
Fakat kişinin evlenmeye karar vermesi aşamasında, kanunun nisbi butlan kapsamında değerlendirdiği önemli bir konuda aldatılmış olması farklıdır.
Burada günlük dilde aynı “aldatma” kelimesi kullanılsa bile hukuki kurumlar birbirinden tamamen farklı olabilir.
Bu ayrım özellikle dava açılırken önem taşır.
Evlendikten Sonra Aldatılmak Evlilik İptal Sebebi midir?
Kural olarak evlilik sırasında gerçekleşen sadakatsizlik, evlilik iptalinden ziyade boşanma hukuku kapsamında değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde zina özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
Buna karşılık evlenme iradesinin oluşması sırasında kişinin kanunda belirtilen nitelikte aldatılması, şartları bulunuyorsa nisbi butlan sebebi olabilir.
Dolayısıyla:
“Evlendikten sonra eşim beni aldattı.”
ile
“Bu gerçeği bilseydim onunla hiç evlenmezdim ve eşim evlenmem için önemli bir gerçeği benden bilerek gizledi.”
iddiaları hukuken aynı değildir.
İkinci durumda dahi her gizlenen husus evlilik iptaline yeterli değildir. Kanunda düzenlenen yanılma veya aldatma şartlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.
Eşin Geçmişini Gizlemesi Evliliği İptal Ettirir mi?
Bu konuda otomatik bir sonuçtan söz edilemez.
Eşlerden birinin geçmişi hakkında yalan söylemesi veya bazı olayları anlatmaması tek başına her durumda evlilik iptal sebebi oluşturmaz.
Gizlenen veya yanlış aktarılan hususun Türk Medeni Kanunu’nun yanılma ve aldatmaya ilişkin hükümleri kapsamında bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Özellikle eşin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından aldatılma ile davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi bakımından kanunda özel düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle yalnızca “Bana yalan söyledi” şeklindeki iddia yeterli değildir. Yalanın veya gizlenen gerçeğin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekir.
Hastalığını Gizleyen Eşe Karşı Boşanma mı İptal Davası mı Açılır?
Burada hastalığın niteliği ve olayın özellikleri önemlidir.
Bazı durumlarda evlenmeye engel derecede akıl hastalığı mutlak butlan hükümlerini gündeme getirebilir.
Bunun yanında davacının veya altsoyunun sağlığı bakımından ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi, kanunda belirtilen diğer şartların da bulunması halinde nisbi butlan kapsamında değerlendirilebilir.
Başka hastalıkların veya bunların evlilik üzerindeki etkilerinin ise boşanma hükümleri bakımından değerlendirilmesi gerekebilir.
Dolayısıyla “eşim hastalığını gizledi” ifadesinden hareketle doğrudan iptal veya doğrudan boşanma sonucu çıkarılması doğru değildir.
Hastalığın ne olduğu, ne zaman mevcut olduğu, diğer eş tarafından ne zaman öğrenildiği ve evlenme iradesinin oluşumuna etkisi birlikte incelenmelidir.
Tehdit Edilerek Evlenen Kişi Boşanma mı İptal Davası mı Açmalıdır?
Kişinin kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir tehlikeyle korkutularak evlenmeye razı edilmesi halinde nisbi butlan gündeme gelebilir.
Bu durum sıradan aile baskısından farklıdır.
Kanun ağır nitelikte bir korkutma aramaktadır.
Somut olay kanundaki koşulları karşılıyorsa evlilik iptal davası değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte tehdit, şiddet veya kötü muamele evlilik sırasında gerçekleşiyorsa bunların boşanma bakımından doğurabileceği sonuçlar ayrıca değerlendirilir.
Eş Evlenirken Zaten Evliyse Ne Olur?
Bu durum boşanma ile evliliğin iptali arasındaki farkın en açık örneklerinden biridir.
Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli olması Türk Medeni Kanunu’nda mutlak butlan sebebi olarak düzenlenmiştir.
Dolayısıyla burada hukuki sorun “eşlerin artık anlaşamaması” değildir.
Evliliğin kurulması sırasında mevcut bir mutlak butlan sebebi bulunmaktadır.
Ancak önceki evliliğin sonradan sona ermesi halinde kanunun iyi niyetli eş bakımından getirdiği özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Evliliğin İptali İçin En Az Ne Kadar Evli Kalmak Gerekir?
Evlilik iptal davasında “6 ay evli kalma”, “1 yıl bekleme” gibi genel bir şart bulunmamaktadır.
Kanuni iptal sebebi varsa şartlarına göre dava açılabilir.
Burada anlaşmalı boşanmayla sık yapılan bir karışıklık bulunmaktadır.
Anlaşmalı boşanma bakımından evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şartı bulunmaktadır. Evliliğin iptinde ise böyle genel bir bir yıllık evlilik süresi şartı yoktur.
Dolayısıyla henüz birkaç haftalık veya birkaç aylık bir evlilik bakımından dahi kanuni butlan sebebi mevcutsa evliliğin iptali gündeme gelebilir.
Bir Yıl Dolmadan Boşanmak mı, Evliliği İptal Ettirmek mi Gerekir?
Evliliğin bir yılı doldurmamış olması, evlilik iptal sebebi yaratmaz.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Bir yıllık süre anlaşmalı boşanmanın şartlarından biridir. “Bir yıl dolmadığı için boşanamıyorum, o halde evliliği iptal ettireyim” şeklinde bir hukuki sonuç bulunmamaktadır.
Evlilik bir yıldan kısa sürmüşse ve butlan sebebi de yoksa somut olayın şartlarına göre çekişmeli boşanma davası gündeme gelebilir.
Evlilik iptali için ayrıca Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bir mutlak veya nisbi butlan sebebi bulunmalıdır.
Evlilik İptal Davasında Süre Var mı?
Mutlak ve nisbi butlan bakımından süre konusu birbirinden ayrılmalıdır.
Özellikle nisbi butlanda hak düşürücü süre çok önemlidir.
İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
Bu nedenle örneğin evlenirken aldatıldığını sonradan öğrenen kişinin “nasıl olsa istediğim zaman dava açarım” düşüncesi ciddi hak kaybına neden olabilir.
Boşanma davalarında ise uygulanacak süre, dayanılan boşanma sebebine göre ayrıca belirlenmelidir. Örneğin zina gibi bazı özel boşanma sebeplerinde de kanunda hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
Evlilik İptal Edilirse Hiç Evlenilmemiş mi Sayılır?
Bu da sık yapılan yanlışlardan biridir.
Türk Medeni Kanunu’na göre batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer.
Mutlak butlan halinde dahi evlilik, hâkim kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
Dolayısıyla evliliğin iptaline karar verilmesi, tarafların yaşadığı hukuki ilişkinin bütün sonuçlarıyla yok sayılması şeklinde anlaşılmamalıdır.
Kanun özellikle çocuklar, mal rejimi, nafaka ve tazminat bakımından sonuçları ayrıca düzenlemiştir.
Evlilik İptal Edilirse Çocukların Durumu Ne Olur?
Evliliğin iptali çocukların hukuki durumunu ortadan kaldırmaz.
Mahkeme tarafından butlanına karar verilen bir evlilikten doğan çocuklar, anne ve baba iyi niyetli olmasalar dahi evlilik içinde doğmuş sayılır.
Çocuklarla anne ve baba arasındaki ilişkiler bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
Dolayısıyla evlilik iptal edildiğinde velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi meseleler somut olayın şartlarına göre ayrıca karara bağlanabilir.
Evlilik İptalinde Nafaka ve Tazminat İstenebilir mi?
Evet, şartları mevcutsa gündeme gelebilir.
Türk Medeni Kanunu, butlan kararında eşler arasındaki tazminat, nafaka ve soyadı bakımından boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtmektedir.
Bu nedenle “Evlilik iptal edildiğine göre nafaka veya tazminat kesinlikle istenemez” şeklindeki düşünce doğru değildir.
Ancak nafaka veya tazminata hak kazanılıp kazanılmayacağı kendi kanuni koşullarına göre ayrıca değerlendirilir.
Evlilik İptalinde Mal Paylaşımı Yapılır mı?
Evliliğin iptali mal rejimi bakımından da sonuç doğurur.
Kanun, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi konusunda boşanmaya ilişkin hükümlere atıf yapmaktadır.
Bu nedenle evlilik sırasında edinilen taşınmazlar, araçlar, banka birikimleri veya diğer malvarlığı unsurları bakımından şartlarına göre mal rejiminden kaynaklanan alacaklar gündeme gelebilir.
Özellikle taşınmazın yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden kaynaklanan bir alacak hakkının hiçbir şekilde bulunmadığı anlamına gelmez.
Evlilik İptali mi Boşanma mı Daha Hızlıdır?
Dava türünün yalnızca daha hızlı sonuç alınacağı düşüncesiyle seçilmesi doğru değildir.
Evlilik iptal davasında butlan sebebinin; boşanma davasında ise dayanılan boşanma sebebinin ispatlanması gerekir.
Tanıkların dinlenmesi, nüfus veya sağlık kayıtlarının getirtilmesi, başka dava ve soruşturma dosyalarının incelenmesi, bilirkişi veya uzman değerlendirmesi gerekmesi yargılama süresini etkileyebilir.
Bu nedenle “iptal davası her zaman boşanmadan hızlıdır” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Evlilik İptali mi Boşanma mı Açılmalı?
Bunun cevabı evliliğin ne kadar sürdüğüne değil, yaşanan olayın hukuki niteliğine bağlıdır.
Eş evlenme tarihinde zaten evliyse, evlenmeye engel derecede hısımlık varsa veya kanunda belirtilen diğer mutlak butlan sebeplerinden biri mevcutsa mutlak butlan hükümleri incelenmelidir.
Evlenme sırasında kanunun aradığı nitelikte yanılma, aldatma veya korkutma bulunuyorsa nisbi butlan gündeme gelebilir.
Buna karşılık evlilik geçerli şekilde kurulmuş fakat sonradan zina, şiddet, terk, güven sarsıcı davranışlar veya evlilik birliğini sürdürülemez hale getiren başka olaylar meydana gelmişse boşanma hükümlerinin değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle doğru soru yalnızca “Evlilik iptal edilebilir mi?” değildir.
Asıl belirlenmesi gereken, uyuşmazlığın evlenmenin kuruluşundaki bir hukuki sakatlıktan mı yoksa geçerli olarak kurulmuş evliliğin devamı sırasında meydana gelen olaylardan mı kaynaklandığıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Evlilik iptali ile boşanma aynı şey midir?
Hayır. Boşanma geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin boşanma sebeplerinden biri nedeniyle sona erdirilmesidir. Evliliğin iptali ise kanunda düzenlenen mutlak veya nisbi butlan sebeplerine dayanır.
Bir yıl dolmadan evlilik iptal ettirilebilir mi?
Kanuni bir butlan sebebi bulunuyorsa evliliğin iptali için bir yıllık bekleme şartı yoktur. Bir yıllık süre anlaşmalı boşanma bakımından önemlidir.
Bir yıl dolmadan boşanmak mümkün mü?
Evet. Bir yıllık süre anlaşmalı boşanma için aranır. Şartları varsa bir yıl dolmadan çekişmeli boşanma davası açılabilir.
Evlendikten sonra pişman olmak iptal sebebi midir?
Hayır. Evlilikten pişman olmak tek başına mutlak veya nisbi butlan sebebi değildir.
Eşimin yalan söylediğini öğrendim. Evlilik iptal edilir mi?
Her yalan iptal sebebi değildir. Yanılma veya aldatmanın Türk Medeni Kanunu’ndaki koşulları karşılayıp karşılamadığı incelenmelidir.
Eşimin evlenmeden önce başka biriyle ilişkisini gizlemesi evliliği iptal ettirir mi?
Tek başına her geçmiş ilişkinin gizlenmesi otomatik olarak evliliğin iptalini sağlamaz. Somut olayın kanundaki yanılma veya aldatma sebeplerinden birini oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.
Eş evlenirken başka biriyle evliyse boşanma davası mı açılır?
Evlenme sırasında eşlerden birinin zaten evli olması Türk Medeni Kanunu’nda mutlak butlan sebebi olarak düzenlenmiştir. Önceki evliliğin sonradan sona ermesi gibi durumlarda kanundaki özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
İptal davası açma süresi ne kadardır?
Nisbi butlanda dava hakkı, iptal sebebinin öğrenilmesinden veya korkunun etkisinin ortadan kalkmasından itibaren altı ay ve her hâlde evlenmeden itibaren beş yıl geçmekle düşer.
Evlilik iptal edilirse nafaka alınabilir mi?
Şartları mevcutsa nafaka talebi gündeme gelebilir. Kanun, butlan halinde nafaka konusunda boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanmasını öngörmektedir.
Evlilik iptal edilirse mal paylaşımı yapılır mı?
Evet. Mal rejiminin tasfiyesi bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır. Somut malvarlığına göre katılma alacağı ve diğer mal rejimi talepleri ayrıca değerlendirilir.
Sonuç
Evlilik iptali ile boşanma arasındaki fark, davanın isminden çok daha önemlidir. İki dava da evlilik ilişkisinin sona ermesine yol açabilse de hukuki sebepleri birbirinden farklıdır.
Evliliğin kuruluşu sırasında kanunda belirtilen bir mutlak veya nisbi butlan sebebi varsa evlilik iptal davası gündeme gelebilir. Buna karşılık geçerli olarak kurulmuş bir evlilikte sonradan ortaya çıkan zina, şiddet, terk veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi sebepler kural olarak boşanma hukukunun konusudur.
Özellikle evlilikten kısa süre sonra eş hakkında önemli bir gerçeğin öğrenildiği dosyalarda, doğrudan boşanma davası açmadan önce olayın evliliğin iptali hükümleri kapsamında bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi önem taşır.
Çünkü yanlış hukuki nitelendirme yalnızca davanın sonucunu değil; hak düşürücü süreleri, ileri sürülecek delilleri, nafaka ve tazminat taleplerini ve mal rejiminden doğan hakları da etkileyebilir.