FETÖ/PDY kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda karşılaşılan önemli hukuki sorunlardan biri, şüpheli veya sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeden sonradan vazgeçmesidir. Özellikle soruşturma aşamasında örgütün yapısı, faaliyetleri veya diğer kişiler hakkında açıklamalarda bulunan şüphelilerin, mahkeme aşamasında önceki beyanlarını değiştirmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
FETÖ etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçme, tek başına suçun kabul edildiği veya mahkûmiyetin kesinleştiği anlamına gelmez. Ancak önceki ifadenin hangi şartlarda alındığı, içeriğinin doğruluğu, sonradan neden değiştirildiği ve dosyadaki diğer delillerle desteklenip desteklenmediği önem taşır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ifade alma ve delil değerlendirmesine ilişkin hükümleri birlikte ele alınmalıdır.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 yılında verdiği kararlar, etkin pişmanlık beyanından dönülmesinin hem ceza indirimi hem de önceki ifadenin değerlendirilmesi bakımından ayrı sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
Etkin Pişmanlık İfadesinden Sonradan Vazgeçmek Mümkün müdür?
Şüpheli veya sanık, soruşturma sırasında verdiği ifadeyi mahkeme huzurunda değiştirebilir, açıklayabilir veya önceki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir. Ceza muhakemesinde kişinin önceki savunmasını aynen sürdürmesini zorunlu kılan genel bir kural bulunmamaktadır.
Ancak burada iki ayrı mesele vardır.
Birincisi, sanığın önceki ifadesinden dönmesinin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesidir. İkincisi ise etkin pişmanlık nedeniyle uygulanabilecek cezasızlık veya indirim hükümlerinin artık uygulanıp uygulanamayacağıdır.
Bu iki mesele birbirine karıştırılmamalıdır.
Sanığın önceki beyanını değiştirmesi savunma hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilebilse de, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için aranan samimiyet ve gönüllülük şartlarının ortadan kalktığı sonucuna varılabilir.
Dolayısıyla FETÖ etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçme mümkündür; fakat bunun hukuki sonuçları her dosyada aynı değildir.
TCK 221 Kapsamında Etkin Pişmanlık Şartları Nelerdir?
Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi, örgüt suçları bakımından farklı etkin pişmanlık durumlarını düzenlemektedir.
TCK 221/2 kapsamında, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildiren örgüt üyesi hakkında cezaya hükmolunmaması öngörülmüştür.
TCK 221/3 kapsamında ise belirli koşullarla yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi hâlinde cezasızlık gündeme gelir.
Uygulamada en çok tartışılan düzenlemelerden biri TCK 221/4 hükmüdür.
Bu düzenlemeye göre gönüllü teslim olup kanunda belirtilen bilgileri veren kişi bakımından cezasızlık, yakalandıktan sonra gerekli bilgileri veren kişi bakımından ise koşulların gerçekleşmesi hâlinde üçte birden dörtte üçe kadar ceza indirimi söz konusu olabilir.
Bu nedenle her etkin pişmanlık başvurusu doğrudan beraat veya cezasızlık sonucunu doğurmaz.
Ayrıca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması, kişinin isnat edilen suçu mutlaka işlediğinin kabul edilmesini gerektirmez. Suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ile etkin pişmanlık şartları ayrı hukuki değerlendirmelere tabidir.
Yargıtay 2026 Kararı: Önceki İfadeden Dönülmesi Etkin Pişmanlık İndirimini Engelleyebilir
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2022/33382 Esas, 2026/57 Karar sayılı ilamı, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerden sonradan dönülmesi bakımından önem taşımaktadır.
Karara konu olayda sanık, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütün yapısı ve mensupları hakkında bilgiler vermiştir. Ancak başka mahkemelerde tanık olarak dinlendiği sırada önceki ifadelerinin baskı altında alındığını ileri sürerek bu beyanlarını kabul etmemiştir.
Yargıtay, somut olayın özellikleri çerçevesinde, önceki beyanların mahkeme huzurunda geri alınmasının TCK 221/4 kapsamında etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini etkilediğini değerlendirmiştir.
Kararda, etkin pişmanlık indiriminin uygulanmasına ilişkin kabul hukuka aykırı bulunmuş ve hüküm bozulmuştur. Aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı tutulmuştur.
Bu kararın ortaya koyduğu temel sonuç şudur:
Önceki etkin pişmanlık ifadesinden dönülmesi, kişinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasını engelleyebilir. Ancak bu durum, tek başına isnat edilen örgüt üyeliği suçunun ispatlandığı anlamına gelmez.
Mahkeme, etkin pişmanlık indiriminin uygulanıp uygulanamayacağını değerlendirirken suçun sübutuna ilişkin incelemesini de bağımsız biçimde yapmak zorundadır.
Etkin Pişmanlık İfadesi Geri Alınırsa Önceki Beyan Delil Olur mu?
FETÖ etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçme konusunda en çok sorulan sorulardan biri, önceki ifadenin dosyadan çıkarılıp çıkarılmayacağıdır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki bir ifadenin sonradan geri alınması, o ifadenin kendiliğinden hukuken yok sayılması sonucunu doğurmaz.
Bununla birlikte önceki ifadenin hükme esas alınabilmesi, hukuka uygun biçimde elde edilmesine ve delil değerinin somut olayda değerlendirilmesine bağlıdır.
CMK 148. maddesi uyarınca şüpheli veya sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Cebir, tehdit, aldatma veya iradeyi sakatlayan diğer yasak yöntemlerle alınan ifadeler delil olarak kullanılamaz.
Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
Dolayısıyla soruşturma sırasında etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişinin sonradan bu ifadeyi reddetmesi hâlinde şu hususlar araştırılmalıdır:
- İfade hangi makam tarafından alınmıştır?
- İfade sırasında müdafi hazır bulunmuş mudur?
- Beyanın özgür iradeyle verildiği konusunda tereddüt bulunmakta mıdır?
- Önceki anlatımlar başka delillerle doğrulanmakta mıdır?
- İfadenin değiştirilmesinin gerekçesi nedir?
- İfadede yer alan bilgilerin hangileri kişisel gözleme, hangileri duyuma dayanmaktadır?
Özellikle yalnızca başka kişilerin anlatımlarına veya doğrulanmamış iddialara dayanan beyanların ispat gücü dikkatle değerlendirilmelidir.
Ceza mahkûmiyeti, hukuka uygun şekilde elde edilmiş ve duruşmada tartışılmış delillere dayanmalıdır. Önceki ifadeden dönülmesi de tek başına önceki ifadenin doğruluğunu veya yanlışlığını ispatlamaz.
Etkin Pişmanlık İfadesinin Baskı Altında Verildiği Söylenirse Ne Olur?
Uygulamada bazı sanıklar, soruşturma sırasında verdikleri etkin pişmanlık ifadelerinin baskı altında alındığını, ifadeyi yeterince okumadan imzaladıklarını veya tutanağın gerçek anlatımlarını yansıtmadığını ileri sürmektedir.
Bu iddiaların hukuki karşılığı, somut olayın özelliklerine göre araştırılmalıdır.
İfadenin baskı altında alındığı iddiası, yalnızca sanığın önceki anlatımını değiştirmiş olması nedeniyle kendiliğinden doğru veya yanlış kabul edilemez.
Savunmada ifade alma tutanağı, müdafi katılımı, ifade süreci, mevcut ses veya görüntü kayıtları, sağlık belgeleri ve diğer ilgili deliller incelenmelidir.
Baskı veya hukuka aykırı yöntem iddiası somutlaştırılabiliyorsa, CMK 148 kapsamında delil yasağı tartışılmalıdır.
Bununla birlikte yalnızca önceki ifadenin baskıyla alındığının ileri sürülmesi, mahkemenin bu iddiayı mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez.
Özellikle etkin pişmanlık kapsamında önceki anlatımlarından dönen sanıklar bakımından, beyan değişikliğinin gerekçesi ve hukuka aykırılık iddiasının dayanakları büyük önem taşımaktadır.
Etkin Pişmanlık İfadesinden Vazgeçen Sanık Beraat Edebilir mi?
Evet. Etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçen bir sanık hakkında, isnat edilen suçun yasal unsurları ispatlanamamışsa beraat kararı verilebilir.
Çünkü etkin pişmanlık ile beraat farklı hukuki kurumlardır.
Beraat kararı, CMK 223/2 kapsamında suçun işlenmediği, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı veya suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gibi nedenlerle verilebilir.
Etkin pişmanlık ise belirli koşullar altında cezaya hükmolunmamasını veya cezadan indirim yapılmasını sağlayan ayrı bir düzenlemedir.
Örneğin örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılanan kişi hakkında örgütsel hiyerarşiye dâhil olduğunu, örgütle organik bağ kurduğunu ve üyelik bakımından aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk ölçütlerini ortaya koyan yeterli delil bulunmuyorsa, etkin pişmanlık indiriminin uygulanamaması tek başına mahkûmiyet gerekçesi yapılamaz.
Aynı şekilde önceki etkin pişmanlık ifadesinde geçen bilgilerin doğruluğu ve bunların sanığın kendi eylemleri bakımından ispat gücü ayrıca değerlendirilmelidir.
Etkin pişmanlıktan yararlanamamak ile örgüt üyeliği suçundan mahkûm olmak aynı şey değildir.
Yargıtay 2026 Kararı: Etkin Pişmanlıktan Yeniden Yararlanmak Mümkün Olabilir
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/5544 Esas, 2026/1729 Karar sayılı ve 3 Şubat 2026 tarihli kararı, etkin pişmanlık hükümlerinin yeniden değerlendirilmesi açısından dikkat çekicidir.
Kararda, daha önce etkin pişmanlıkta bulunan sanığın temyiz aşamasında yeniden bu hükümlerden yararlanmak istediğini bildirmesi üzerine, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınması ve TCK 221/4 kapsamında indirim şartlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, önceki ifadeden dönülmesi sonrasında etkin pişmanlık imkânının her durumda kesin olarak ortadan kalktığı yönünde genel bir sonuca varılamayacağını göstermektedir.
Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Sanığın önceki beyanlarını yeniden doğrulaması veya etkin pişmanlık talebinde bulunması, ceza indiriminin otomatik olarak uygulanmasını sağlamaz.
Mahkeme; verilen bilgilerin niteliğini, yeterliliğini, samimiyetini, sanığın örgüt içerisindeki konumunu ve beyanların doğrulanabilirliğini incelemelidir.
Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2023/6475 Esas, 2023/3955 Karar sayılı ilamında da hüküm kesinleşmeden önce beyanlarını değiştiren ve daha sonra önceki etkin pişmanlık anlatımlarını yeniden doğrulayan sanığın durumunun değerlendirilmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.
Bu nedenle etkin pişmanlık beyanından dönülmesi ile sonradan yeniden etkin pişmanlık talep edilmesi farklı aşamalar olarak ele alınmalıdır.
Mahkemede Etkin Pişmanlıktan Yararlanmak İstemiyorum Demek Yeterli midir?
Sanığın mahkeme huzurunda etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini açıklaması mümkündür.
Ancak böyle bir açıklama yapılırken önceki beyanların doğruluğu ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma iradesi birbirinden ayrılmalıdır.
Bir kişi önceki anlatımlarının doğru olduğunu belirtmekle birlikte artık etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini söyleyebilir. Başka bir kişi ise önceki anlatımlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilir.
Bu iki savunmanın hukuki sonuçları aynı değildir.
İlk durumda önceki anlatımların delil değeri devam edebilirken, ikinci durumda önceki beyanın güvenilirliği ve hukuka uygunluğu ayrıca tartışılacaktır.
Bununla birlikte etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yalnızca sanığın kullandığı ifadeye bağlı değildir. Mahkeme, kanuni şartları ve dosyanın bütününü değerlendirir.
Bu nedenle önceki ifadeden vazgeçmeye ilişkin savunma hazırlanırken kullanılan kelimelerden ziyade, sanığın hangi anlatımını neden değiştirdiği ve bunun hangi delillerle desteklendiği üzerinde durulmalıdır.
Başka Sanıklar Hakkında Verilen Etkin Pişmanlık İfadesi Geri Alınırsa Ne Olur?
Etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadeler yalnızca beyanda bulunan kişinin kendi dosyasını değil, başka sanıklar hakkında yürütülen yargılamaları da etkileyebilir.
Örneğin soruşturma sırasında bir kişinin örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu ileri süren tanık veya sanık, daha sonra bu anlatımını değiştirebilir.
Böyle bir durumda mahkeme, önceki anlatımın hangi koşullarda verildiğini, sonraki beyanla neden çeliştiğini ve iddiaların bağımsız delillerle desteklenip desteklenmediğini incelemelidir.
Başka bir kişi hakkında verilen etkin pişmanlık ifadesinin, yalnızca dosyada bulunması nedeniyle tartışmasız doğru kabul edilmesi mümkün değildir.
Özellikle tanığın kişisel gözleme dayanmayan, duyuma dayalı veya genel nitelikli açıklamaları ile doğrudan bilgi sahibi olduğu olaylara ilişkin anlatımları birbirinden ayrılmalıdır.
Savunma bakımından önemli olan, anlatımlar arasındaki çelişkilerin somut biçimde ortaya konulması ve gerektiğinde tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesinin talep edilmesidir.
Bu değerlendirme yapılırken sanığın tanığa soru yöneltme hakkı ve adil yargılanma güvenceleri de gözetilmelidir.
Etkin Pişmanlık İfadesinden Dönülmesi İstinaf veya Temyizde İleri Sürülebilir mi?
Etkin pişmanlık beyanından dönülmesine ilişkin uyuşmazlıklar, kararın niteliğine ve kanun yolu şartlarına göre istinaf veya temyiz incelemesine konu olabilir.
Özellikle mahkemenin önceki ifadeyi hangi nedenle güvenilir kabul ettiği, sonradan yapılan açıklamaları neden reddettiği ve TCK 221 hükümlerini hangi gerekçeyle uyguladığı veya uygulamadığı önemlidir.
İlk derece mahkemesinin yalnızca önceki ifadeden dönüldüğünü belirterek etkin pişmanlık indirimini reddetmesi, her somut olayda yeterli gerekçe oluşturmayabilir.
Beyan değişikliğinin nedeni, verilen bilgilerin niteliği ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilmelidir.
Bunun yanında mahkemenin etkin pişmanlık indiriminin uygulanamayacağı sonucuna varması, suçun sübutuna ilişkin gerekçe oluşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İstinaf veya temyiz dilekçesinde bu iki hususun ayrı başlıklar altında tartışılması savunmanın hukuki açıklığı bakımından önemlidir.
FETÖ Etkin Pişmanlık İfadesinden Vazgeçmeden Önce Dosyada Neler İncelenmelidir?
FETÖ etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçme konusunda hukuki değerlendirme yapılırken yalnızca son duruşma tutanağına bakılması yeterli değildir.
Soruşturmanın başlangıcından itibaren alınan bütün ifadeler, müdafi katılımına ilişkin tutanaklar, varsa teşhis işlemleri, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte incelenmelidir.
Özellikle ilk ifadede geçen isimler, tarihler, yerler, örgütsel faaliyet iddiaları ve sanığın kişisel bilgisine dayanan açıklamalar ayrıştırılmalıdır.
İfadenin değiştirilmesi düşünülüyorsa bunun gerçek nedeni açık biçimde belirlenmelidir. Gerçeğe aykırı anlatımlar oluşturulması veya beyanların yapay biçimde uyumlu hâle getirilmesi savunma açısından ciddi sorunlar doğurabilir.
Ceza yargılamasında amaç, önceki ifadeyi yalnızca şeklen değiştirmek değil, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayacak hukuki itirazları somut delillerle ileri sürmektir.
Sonuç: Etkin Pişmanlıktan Vazgeçmek Mahkûmiyet Anlamına Gelmez
FETÖ etkin pişmanlık ifadesinden vazgeçme, ceza yargılamasında dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 yılında verdiği kararlar, önceki etkin pişmanlık beyanlarından dönülmesinin TCK 221 kapsamında ceza indiriminin uygulanmasını engelleyebileceğini; ancak belirli şartlarda yeniden değerlendirme yapılmasının da mümkün olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte önceki ifadenin geri alınması, ifadenin otomatik olarak delil olmaktan çıkması sonucunu doğurmadığı gibi, sanığın suçlu olduğu anlamına da gelmez.
Her dosyada önceki ifadenin hukuka uygunluğu, beyanların doğruluğu, sonradan yapılan açıklamaların gerekçesi ve örgüt üyeliği suçunun unsurlarının ispatlanıp ispatlanmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, mahkûmiyetin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Suçun ispatlanamadığı durumda beraat kararı verilmesi mümkündür.
FETÖ/PDY soruşturma ve davalarında, özellikle etkin pişmanlık beyanından dönülmesi veya önceki ifadenin delil değerinin tartışılması gereken dosyalarda, soruşturma evrakının ve Yargıtay içtihatlarının birlikte değerlendirilmesi savunmanın temelini oluşturmalıdır.
Avukat Orçun Akbulut tarafından Aydın merkezli yürütülen ceza hukuku çalışmalarında, terör örgütü üyeliği suçlamaları, etkin pişmanlık uygulamaları, istinaf ve temyiz süreçleri somut dosya kapsamına göre değerlendirilmektedir.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her dosyanın delil durumu ve usul geçmişi farklı olduğundan, sonuç somut olayın özelliklerine göre değişebilir.