Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2026 tarihli ve 2026/5904 Esas, 2026/15312 Karar sayılı ilamıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı sanık lehine itirazı kabul etmiş, önceki Yargıtay kararını kaldırmış, istinaf mahkemesinin kanuni yetkisini aşarak verdiği bozma kararının yarattığı hukuka aykırılık nedeniyle mahkûmiyet hükmünü bozmuş ve sanığın infazının durdurularak adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar vermiştir.
Kararın en dikkat çekici yönü, mahkûmiyetin dayandığı delillerin yeterliliğinden ziyade, istinaf mahkemesinin bozma yetkisinin sınırlarına odaklanmasıdır.
Yargıtay, bölge adliye mahkemelerinin her hukuka aykırılık nedeniyle dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyeceğini, kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri dışında gerekli hâllerde duruşma açarak uyuşmazlığı kendilerinin çözmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu karar, yalnızca FETÖ/PDY davaları açısından değil, istinaf incelemesi sırasında hukuka aykırı bozma kararı verilmiş bütün ceza dosyaları bakımından değerlendirilmesi gereken önemli bir emsal niteliğindedir.
1. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15312 Sayılı Kararının Konusu Nedir?
Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen silahlı terör örgütüne üyelik davasında sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Kararda aktarılan ilk mahkûmiyet hükmü, 20.12.2018 tarihli ve 2018/152 Esas, 2018/345 Karar sayılı dosyada verilmiştir.
Sanık hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiş; ayrıca ilgili hak yoksunlukları ve mükerrirlere özgü infaz rejimine ilişkin hükümler uygulanmıştır.
Sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine dosya Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, 05.06.2020 tarihli ve 2019/365 Esas, 2020/1125 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi hükmünü bozmuştur.
Bozma sonrasında Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesi yeniden hüküm kurmuş, bu hüküm de istinaf ve temyiz incelemelerine konu olmuştur.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26.11.2025 tarihli, 2022/25213 Esas ve 2025/26727 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 02.07.2026 tarihli ve KD-3-2026/66236 sayılı işlemiyle sanık lehine CMK 308 itirazında bulunmuştur.
İtirazın incelenmesi sonucunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 07.07.2026 tarihinde önceki kararını kaldırarak mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
2. İstinaf Mahkemesi Neden İlk Mahkûmiyet Kararını Bozmuştu?
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin ilk bozma kararında iki temel gerekçe bulunmaktadır.
Birincisi, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma koşullarının yeterince değerlendirilmemesidir.
Sanığın soruşturma aşamasında ByLock kullandığını kabul ettiği, örgütle ilişkisi ve örgüt mensupları hakkında açıklamalarda bulunduğu belirtilmiştir.
Ancak verilen bilgilerin niteliği ve miktarı ile sanığın kendiliğinden mi geldiği yoksa görevliler tarafından mı yakalandığı hususlarının belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda TCK’nın 221/4. maddesinin birinci veya ikinci cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
İkinci gerekçe ise 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun uygulanmasına ilişkindir.
İlk derece mahkemesinin ceza artırımı sırasında doğru oranı uygulamasına rağmen hükümde TMK’nın 5/1. maddesi yerine yalnızca 5. maddesini göstermesi eleştirilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi bu gerekçelerle ilk derece mahkemesi hükmünü bozmuştur.
Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026 tarihli incelemesinde, asıl hukuka aykırılığın bu bozma kararının verilme usulünde bulunduğu değerlendirilmiştir.
3. İstinaf Mahkemesi Her Hukuka Aykırılık Nedeniyle Bozma Kararı Verebilir mi?
Hayır.
Bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisi, ilk derece mahkemelerinin kararlarında herhangi bir hukuka aykırılık bulunması hâlinde sınırsız biçimde kullanılabilecek bir yetki değildir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesi, bölge adliye mahkemelerinin inceleme sonucunda verebileceği kararları düzenlemektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin incelediği olayda, istinaf mahkemesinin 05.06.2020 tarihinde verdiği bozma kararına o tarihte yürürlükte bulunan CMK 280 hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
Bu düzenlemeye göre istinaf mahkemesinin doğrudan bozma kararı verebileceği durumlar kanunda sınırlı olarak gösterilmiştir.
Bu hâller dışında, uyuşmazlığın esası bakımından yeniden değerlendirme yapılması gerekiyorsa bölge adliye mahkemesinin davayı yeniden görmesi ve gerektiğinde duruşma açarak karar vermesi gerekir.
Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin etkin pişmanlık hükümlerini tartışmamış olması, somut olayda istinaf mahkemesinin dosyayı doğrudan bozarak geri göndermesine yeterli bir kanuni dayanak oluşturmamıştır.
4. CMK 280 Kapsamında İstinaf Mahkemesinin Bozma Yetkisinin Sınırları
İncelenen Yargıtay kararında, CMK 280/1-e ve 280/1-f hükümlerine ayrıntılı biçimde yer verilmiştir.
Kararın dayandığı 2020 yılındaki düzenleme bakımından, bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi esas itibarıyla belirli ağır usul hukuku aykırılıkları ve kanunda gösterilen diğer sınırlı durumlarla ilişkilidir.
Özellikle CMK 289/1 kapsamında düzenlenen kesin hukuka aykırılık hâllerinden, o tarihte CMK 280/1-e kapsamında bozma yetkisine dahil edilenler önem taşımaktadır.
Bunun yanında soruşturma veya kovuşturma şartlarının gerçekleşmemesi, önödeme ve uzlaştırma usullerinin uygulanmaması yahut davaların birlikte görülmesini zorunlu kılan durumlar da kanuni düzenlemede yer almaktadır.
Ancak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeterince tartışılmaması gibi maddi uyuşmazlığın çözümünü gerektiren meselelerde, bölge adliye mahkemesinin kanunda öngörülen inceleme ve yeniden yargılama yetkilerini kullanması gerekir.
Yargıtay kararında, istinafın yalnızca hukuki denetim yapan bir merci olmadığı, gerektiğinde maddi meseleyi de yeniden değerlendirebilen bir yargılama makamı olduğu vurgulanmıştır.
Bu nedenle bölge adliye mahkemesinin kanuni bozma sebeplerini genişletmesi, ceza muhakemesinin görev ve yetki sistematiğine aykırılık oluşturabilir.
5. Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Tartışılmaması Nedeniyle Doğrudan Bozma Kararı Verilebilir mi?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15312 sayılı kararında bu soruya, olay tarihinde yürürlükte bulunan CMK 280 hükümleri esas alınarak olumsuz cevap verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin TCK 221/4 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerini yeterince tartışmamış olması, istinaf mahkemesinin doğrudan bozma kararı vermesini haklı kılan bir sebep olarak kabul edilmemiştir.
Yargıtay’a göre Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin yapması gereken, CMK 280 kapsamında duruşma açarak tarafları çağırmak ve gerekli değerlendirmeyi kendisinin gerçekleştirmesidir.
Bu inceleme sırasında sanığın etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgilerin niteliği, miktarı, soruşturma makamlarına nasıl başvurduğu ve uygulanabilecek kanun hükmü tartışılabilirdi.
Ancak bölge adliye mahkemesinin bu değerlendirmeyi yapmaksızın dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Bu yönüyle karar, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklarda istinaf mahkemesinin görevini ilk derece mahkemesine devredemeyeceğini ortaya koymaktadır.
6. Hukuka Aykırı İstinaf Bozması Sonrasında Verilen Mahkûmiyet Hükmü Geçerli midir?
Kararın en önemli hukuki sonuçlarından biri, istinaf mahkemesinin kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararının sonraki yargılama işlemleri üzerindeki etkisine ilişkindir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında, kanuna aykırı bozma kararının ardından ilk derece mahkemesince verilen yeni hükmün de ağır hukuka aykırılıkla sakatlandığı belirtilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu yaklaşımı benimsemiştir.
Kararda, bölge adliye mahkemesinin kanuni yetkisini aşarak bozma kararı vermesinin, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisini ve tarafların kanun yolu güvencelerini etkilediği değerlendirilmiştir.
Bu nedenle hukuka aykırı bozma üzerine gerçekleştirilen sonraki yargılama işlemlerinin görev kuralları bakımından ciddi bir hukuki sorun oluşturduğu kabul edilmiştir.
Ancak bu sonuç, bütün istinaf bozma kararlarının veya bunlara dayanılarak verilen bütün hükümlerin kendiliğinden hükümsüz olduğu anlamına gelmez.
Somut olayda belirleyici olan, bölge adliye mahkemesinin karar tarihinde kanunen sahip olmadığı bir bozma yetkisini kullanmış olmasıdır.
7. İstinaf Mahkemesinin Hukuka Aykırı Bozması Adil Yargılanma Hakkını Nasıl Etkiler?
İstinaf mahkemesinin kanuna aykırı biçimde dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi yalnızca teknik bir usul hatası değildir.
Bu durum, tarafların istinaf mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve maddi uyuşmazlığın yeniden değerlendirilmesini isteme imkânlarını da etkileyebilir.
Yargıtay kararında, hukuka aykırı bozmanın tarafların mahkemeye erişim hakkı ile istinaf yargılamasındaki usul güvencelerini zedelediği belirtilmiştir.
Özellikle ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemesinin bozma kararına karşı direnme yetkisinin bulunmaması bu değerlendirmede önem taşımaktadır.
İstinaf mahkemesinin kanuni sınırları aşarak bozma kararı vermesi, tarafları kanunun öngördüğü yargılama usulünden mahrum bırakabilmektedir.
Bu nedenle istinaf mahkemelerinin bozma yetkisini kullanırken CMK 280 hükümlerindeki sınırları gözetmesi, yalnızca usul ekonomisi bakımından değil, adil yargılanma hakkı açısından da gereklidir.
8. CMK 280’de 25 Aralık 2025 Tarihinde Yapılan Değişiklik Ne Anlama Geliyor?
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararında 7571 sayılı Kanun ile CMK 280’de yapılan değişiklik ayrıca değerlendirilmiştir.
25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeyle bölge adliye mahkemelerinin CMK 289 kapsamında yer alan kesin hukuka aykırılık nedenleri bakımından bozma yetkisi genişletilmiştir.
Böylece daha önce kapsam dışında bırakılan CMK 289/1-g ve 289/1-h bentleri de yeni düzenlemenin kapsamına alınmıştır.
Ancak bu değişiklik, 2020 yılında verilmiş olan istinaf bozma kararının sonradan hukuka uygun hâle geldiği anlamına gelmez.
Yargıtay kararında, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında kural olarak derhal uygulama ilkesinin geçerli olduğu açıklanmıştır.
Buna göre usul işlemlerinin hukuka uygunluğu, kural olarak gerçekleştirildikleri tarihte yürürlükte bulunan düzenlemelere göre değerlendirilir.
Sonradan yürürlüğe giren kanun değişikliği, geçmişte kanuni dayanağı bulunmadan gerçekleştirilmiş bir işlemi kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Bu ayrım, özellikle eski tarihli istinaf bozma kararlarının olağanüstü kanun yolları kapsamında değerlendirilmesinde önemlidir.
9. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025 ve 2026 Tarihli Kararlarının Önemi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, istinaf mahkemelerinin bozma yetkisinin sınırlarını değerlendirirken Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önceki içtihatlarına dayanmıştır.
Kararda özellikle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli, 2024/6-490 Esas ve 2025/197 Karar sayılı kararına atıf yapılmıştır.
Bu içtihatta bölge adliye mahkemelerinin kanunda sınırlı olarak gösterilen bozma yetkisini genişletemeyeceği ve uyuşmazlığın esası bakımından gerektiğinde duruşma açarak karar vermesi gerektiği yaklaşımı benimsenmiştir.
Ayrıca kararda, 2025 ve 2026 yıllarında verilen diğer Ceza Genel Kurulu kararlarına da atıf yapılarak istinaf mahkemelerinin görev ve yetki sınırlarının önemine dikkat çekilmiştir.
Bu içtihat çizgisi, bölge adliye mahkemelerinin yalnızca bozma kararı veren denetim makamları olmadığını, gerekli hâllerde davayı yeniden görerek maddi uyuşmazlığı çözmekle görevli olduklarını ortaya koymaktadır.
10. CMK 308 İtirazı Sonucunda İnfaz Durdurulabilir ve Tahliye Kararı Verilebilir mi?
Evet. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli kararı bunun somut bir örneğidir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul eden Daire, önceki Yargıtay ilamını kaldırmış ve mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Bunun ardından sanık hakkında infazın durdurulmasına karar vermiştir.
Ayrıca CMK 109/3-a kapsamında yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına ve sanığın başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmaması koşuluyla tahliyesine hükmetmiştir.
Bu karar, CMK 308 olağanüstü itiraz yolunun yalnızca teorik bir hukuki denetim imkânı olmadığını, somut olayın özelliklerine göre kişi özgürlüğü bakımından da önemli sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.
Ancak CMK 308 başvurusu yapılması kendiliğinden infazı durdurmaz.
İnfazın durdurulması ve tahliye için somut dosyada ayrıca karar verilmesi gerekir.
11. CMK 308 İtirazı ile Hukuka Aykırı İstinaf Kararı Nasıl Gündeme Getirilir?
CMK 308, doğrudan bölge adliye mahkemesinin her kararına karşı kullanılabilen genel bir itiraz yolu değildir.
Bu olağanüstü kanun yolu, Yargıtay ceza dairesinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini düzenlemektedir.
İncelenen olayda da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin önceki kararına itiraz etmiştir.
Ancak itirazın hukuki dayanağını, dosyanın önceki aşamalarında verilen hukuka aykırı istinaf bozma kararı oluşturmuştur.
Bu nedenle CMK 308 kapsamında hazırlanacak bir başvuruda, yalnızca Yargıtay kararının sonucu değil, o sonuca ulaşılmasına neden olan önceki yargılama işlemlerindeki hukuka aykırılıklar da incelenmelidir.
Özellikle istinaf mahkemesinin bozma yetkisinin bulunup bulunmadığı, karar tarihinde yürürlükte olan CMK 280 hükümleri ve bozma sonrasında gerçekleştirilen işlemlerin hukuki geçerliliği değerlendirilmelidir.
12. İstinaf Mahkemesinin Hukuka Aykırı Bozma Kararına Karşı Hangi Hukuki Yollar Kullanılabilir?
Başvurulabilecek hukuki yol, dosyanın bulunduğu aşamaya göre değişir.
İstinaf incelemesi devam eden dosyalarda öncelikle CMK 280 kapsamında istinaf mahkemesinin görev ve yetkileri değerlendirilmelidir.
Yargıtay incelemesine konu olabilecek dosyalarda, kanuni koşulları varsa hukuka aykırı istinaf işlemleri temyiz nedenleri arasında ileri sürülebilir.
Yargıtay ceza dairesinin kararından sonra ise CMK 308 kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yetkisini kullanması talep edilebilir.
Ancak her hukuka aykırılık, her dosyada aynı olağanüstü kanun yolunun kullanılmasına imkân vermez.
Özellikle istinaf kararının tarihi, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat ve sonraki yargılama işlemlerinin niteliği belirleyicidir.
13. Sıkça Sorulan Sorular
İstinaf mahkemesi her hatalı kararı bozabilir mi?
Hayır. Bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi CMK 280’de düzenlenmiştir. Kanunda öngörülmeyen hâllerde, gerekli koşullar altında davayı yeniden görerek karar vermesi gerekir.
Etkin pişmanlık değerlendirilmediğinde istinaf doğrudan bozma kararı verebilir mi?
İncelenen 2020 tarihli istinaf işlemi bakımından Yargıtay, bu gerekçeyle doğrudan bozma kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Değerlendirme yapılırken karar tarihinde yürürlükte bulunan CMK 280 hükümleri dikkate alınmalıdır.
Hukuka aykırı istinaf bozması sonrasında verilen mahkûmiyet kaldırılabilir mi?
Kanuni şartların bulunması ve hukuka aykırılığın yargısal denetimde tespit edilmesi hâlinde mahkûmiyet hükmünün bozulması mümkündür. İncelenen kararda bu sonuç gerçekleşmiştir.
CMK 308 itirazı tahliye sağlar mı?
CMK 308 itirazı kendiliğinden tahliye sağlamaz. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2026/15312 sayılı kararında olduğu gibi, itirazın kabulü ve bozma sonucunda infazın durdurulması ve tahliye kararı verilebilir.
2025 yılında CMK 280’de yapılan değişiklik eski istinaf kararlarını etkiler mi?
Usul kanunlarında kural olarak derhal uygulama ilkesi geçerlidir. Ancak yeni düzenleme, geçmişte yürürlükteki kanuna aykırı biçimde gerçekleştirilmiş işlemleri kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı CMK 308 itirazı yapmak zorunda mıdır?
Hayır. Başvuruda bulunulması, Başsavcılığın mutlaka itiraz yetkisini kullanmasını gerektirmez. İtiraz yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına aittir.
14. Sonuç: İstinaf Mahkemesinin Kanuni Yetkisini Aşması CMK 308 İncelemesine Konu Olabilir
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 07.07.2026 tarihli, 2026/5904 Esas ve 2026/15312 Karar sayılı ilamı, istinaf mahkemelerinin bozma yetkisinin sınırlarını ortaya koyan önemli bir emsal karardır.
Kararın temelinde, bölge adliye mahkemesinin kanunda öngörülmeyen bir gerekçeyle ilk derece mahkemesi hükmünü bozması bulunmaktadır.
Yargıtay, istinaf mahkemesinin etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi yerine, gerekli incelemeyi duruşma açarak kendisinin yapması gerektiğini belirtmiştir.
Bu hukuka aykırılık, yalnızca ilk bozma kararını değil, bozma sonrasında verilen mahkûmiyet hükmünün hukuki geçerliliğini de etkilemiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının CMK 308 kapsamında yaptığı itiraz kabul edilmiş, önceki Yargıtay ilamı kaldırılmış ve mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Ayrıca infazın durdurulmasına ve sanığın yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verilmiştir.
**Bu kararın ortaya koyduğu en önemli sonuç, ceza yargılamasında yalnızca mahkûmiyetin maddi dayanaklarını